… bism-i İlâh ile ibtidâ kendüler nehir aşırı Muhânet bayırı nâm mahalden kal‘aya
bir balyemez
topu urup münhedim etdikde cümle asker-i İslâm fâl-ı mübârekdir deyü şâd [u] ha …
Andan Erzurûm'a varup serdâr-ı mu‘azzamın âmâde etdiği toplardan mâ‘adâ Tebr[îz] Kapusu'nda kırk pâre balyemez dahi döküp iki bin çift câmûslar ile topları Erzurûm'dan keşân-ber-keşân çekerek Sınur çayırı nâm mahalden Kağızman altından kal‘a-i Revân altına dâhil olup sene 1044'de Revân kal‘ası altında meks edüp kal‘a dibinden cereyân eden deryâ-misâl nehr-i Zengi'yi asker-i İslâm ayaktan ubûr edüp alâ-mele’i'n-nâs ol gün kal‘aya amân vermeyüp metrislere yedi koldan girilüp bism-i İlâh ile ibtidâ kendüler nehir aşırı Muhânet bayırı nâm mahalden kal‘aya bir balyemez topu urup münhedim etdikde cümle asker-i İslâm fâl-ı mübârekdir deyü şâd [u] handân olup yedi gün yedi gece göz açdırmayup hamd-i Hudâ fethi müyesser olup Revân hânı Emîrgûneoğlu amân ile taşra çıkup iki tuğ ile Haleb eyâleti ihsân olunup kal‘anın sademât-ı top-ı kûplerden münhedim olan yerlerini ta‘mîr ü termîm edüp kal‘a içine Murtazâ Paşa'yı kırk bin asker ile muhâfız koyup kırk bin asker ile Koca Ken‘ân Paşa Ahıçka kal‘asına serdâr olup ol mâh-ı mezbûrda kal‘a-i 68a Ahıçka dahi feth olup sa‘âdetle Pâdişâh-ı Cem-azamet, Revân altından Acem diyârın gâret etmeğe revâne oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 67b–68a ·
metinde göster ·
… "Yedi sene mukaddem bu Sefer Dede'yi Sedde Boğazı'ndan taşra Bahr-i Muhît üzre
bir balığa
süvâr olup şinâverlik ederken gemimize alup muvâfık eyyâm ile Cezâyir'e gelirke …
Kara Hoca ve Alî Peçenzâde tevâbi‘leri nakl ederlerdi: "Yedi sene mukaddem bu Sefer Dede'yi Sedde Boğazı'ndan taşra Bahr-i Muhît üzre bir balığa süvâr olup şinâverlik ederken gemimize alup muvâfık eyyâm ile Cezâyir'e gelirken Sefer Dede süvâr olduğu neheng akîbimizden ayrılmayup biz Cezâyir'e geldikde balık dahi limana girüp kenâra düşüp merhûm olup lâşesin Sefer Dede ricâsıyla defn eyledik" deyü bu kadar ibâdullâh şehâdet etdiler. İşte merhûm Sefer Dede böyle bir âşık-ı serbâz, büdelâ-yı mümtâz idi. Ol sene Unkapanı mahzeninde merhûm olup Unkapanı hâricinde Horosî Dede yanında defn etdiler. Kuddise sırrahu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 113b ·
metinde göster ·
dalyanı var imiş. Andan gayrı âsâr-ı binâ yok imiş. Selîm Şâh-ı Sânî, leb-i der …
Mâ-tekaddem leb-i deryâda bir balık dalyanı var imiş. Andan gayrı âsâr-ı binâ yok imiş. Selîm Şâh-ı Sânî, leb-i deryâyı teferrüc ederken bu sayyâd-ı mâhî mahalline uğrayup gûnâ-gûn mâhîler sayd etdirüp ol mahalde niçe serv dırahtları vardır, ol servlerin sâyesinde tâze şikâr olunmuş mâhîleri pişirdüp ayş [u] tarab edüp zevk [u] safâ eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 138a ·
metinde göster ·
… bir âdem üç kat gemi direği üzre bir külbede oturup kılıçbalığı gözedir. Hemân
bir balık
nümâyân olunca dîdebân herîf direk başından bir taş atup balık [ı]ğrıb havfında …
Evvelâ esnâf-ı dalyancıyân: Dalyan aded 300, neferât 700, baş dalyan Beğkoz iskelesindedir. Kılıçbalığı avlanır azîm dalyandır kim anda üç yerde kurulur, limanın cânib-i bahrine ağlar gerüp bir âdem üç kat gemi direği üzre bir külbede oturup kılıçbalığı gözedir. Hemân bir balık nümâyân olunca dîdebân herîf direk başından bir taş atup balık [ı]ğrıb havfından dâma düşünce "ala" deyüp hâzır sayyâdlar deryâdan taraf ağları çeküp balık [ı]ğrıb ağlar içre kalup ba‘dehu kayıklarla varup balığı sopa ve toyakalar ile katl edüp İslâmbol'a götürürler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 174a ·
metinde göster ·
… elbette balık bâzârları mukarrerdir, zîrâ ta‘âm-ı tarabdır. Bir Bekrî bürâder,
bir balık
başıyla bir gün meze ve nukl eder.
Esnâf-ı balıkcıyân-ı satıcıyân: Dükkân cümle 2000, neferât 3000, bunlar balık avlayıcı değillerdir, satıcı kavvâflardır. Dükkânları Balat'ta ve Fenerkapusu'nda ve Ayakapusu'nda ve Cübbe Alî'de ve Unkapanı'nda ve Yenikapu balık bâzârında ve Kumkapu'da ve Samadya'da ve Nârlıkapu'da ve Pîripaşa'da ve Hâsköy'de ve Kâsımpaşa'da ve niçe yüzü Galata'da ve Tophâne'de ve Beşiktaş'da ve tâ Boğaz'a varınca deryânın iki tarafında ve Üsküdar'da ve'l-hâsıl meyhâne olan yerlerde elbette balık bâzârları mukarrerdir, zîrâ ta‘âm-ı tarabdır. Bir Bekrî bürâder, bir balık başıyla bir gün meze ve nukl eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 174b ·
metinde göster ·
Sinân bozahânesinin kapusu üstünde zencîr ile asılmış
bir bal
fıçısı vardır, Zelehor Durası nâm bir Bartın Türk'ü hammâl bahis ile bir günde …
Sinân bozahânesinin kapusu üstünde zencîr ile asılmış bir bal fıçısı vardır, Zelehor Durası nâm bir Bartın Türk'ü hammâl bahis ile bir günde mehterhâne ile bir fıçı bozayı sabâhdan ahşamadak nûş edüp 213b boza fıçısın kapu üzre asmışlardı, âyende ve revende temâşâ edüp içine üç âdem sığar fıçı idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 213a–213b ·
metinde göster ·
… alkup yine leb-i deryâ ile giderken temevvüc-i Bahr-i Haraz ile sâhil-i deryâda
bir balık
düşmüş, kaddi kâmil yüz adım idi. İki başı var, biri kuyruğu yerinde yılan başl …
{Der-sitâyiş-i niheng-i pîl-kûş-ı Bahr-i Haraz}: Andan kalkup yine leb-i deryâ ile giderken temevvüc-i Bahr-i Haraz ile sâhil-i deryâda bir balık düşmüş, kaddi kâmil yüz adım idi. İki başı var, biri kuyruğu yerinde yılan başlı, biri büyük başı ki hammâm kubbesi kadar var idi. Gûyâ tasvîrlerde tahrîr olunan ejdehâ tasvîri başına müşâbih idi. Üst çenesinde yüz elli dendânları var ve alt çenesinde yüz kırk sinni var. Her bir dişi birer zirâ‘ tavîl ve âdem uyluğu gibi kalın dişleri ve fil kulağı gibi gûşleri ve müdevver sofra cirminde gözleri var. Ve cümle vücûdu kunduz tüğü-misâl tüğlü bir mahlûk-ı Hâlık ve bir mehîb ü mefret balık idi. Cümle ehl-i Bakü ve Demirkapu ve kavm-i Şemahı cem‘ olup temâşâ ederlerdi. Hoca Sarı Hân nâm bir seyyâhân-ı Bahr-i Haraz eydür: "Bu Bahr-i Haraz'a mahsûs bir nehengdir kim mellâhân-ı bihâr, bu mâhîye neheng-i pîl-kûş derler. Cemî‘î mâhîler bu balıkdan havf ederler" dedi. Ammâ hakîkatü'l-hâl bu Bahr-i Haraz sâhilinde olan ibret-nümâ bir deryâda yokdur. Hattâ leb-i deryâda ol kadar derya mahlûku kabları ve lâşeleri vardır kim diller ile ta‘bîr olunmayup bir bahr mahlûkuna müşâbeheti yokdur. Çâr-kûşe ve şekl-i muhammes ve topuz gibi başı müdevver ve kuyruğu ince mahlûklar olur. Ammâ mâhî-i kepî ve mâhî-i minâ gûyâ murassa‘ bir zirâ‘-ı mâhîdir. Ve mâhî-i lipâta ve mâhî-i sürhendâm ve mâhî-i sebz ve mâhî-i sîmî ve niçe bin elvân mâhîleri var, amma ma‘lûmumuz olup tenâvül olunan bu gûne mâ’idelerdir. Ve bu Bahr-i Haraz ol diyârın mellâhları takrîri üzre Karadeniz'den bir buçuk kadar vâsi‘dir. Dâiren-mâdâr cirmi dörd bin mildir. Ve bir yire ittisâli yokdur. Başka bir bahr-i azîmdir. Ve Karadeniz gibi içinde aslâ cezîresi yokdur. Cezîre-i ma‘mûreler Akdeniz'e mahsûsdur kim sağîr ve kebîr cümle iki bin kırk cezîrelerdir. Kırkı cezîre-i azîmlerdir. Meselâ; cezîre-i Kıbrıs ve Girid ve Mora ve Rodos ve Midilli ve İlimni ve İstendil ve İstanköy ve Sakız ve Nakşa ve Zanılsa ve Kefalonya ve Cicilya ve Korsika ve Sardilya ve Malta misillü niçe cezîreler vardır. Her birinde beşer onar ve yetmişer seksener mikdârı kılâ‘-ı metînler ve nehr-i azîmler vardır. Ammâ bu Bahr-i Haraz'da bir cezîreli yer yokdur. Ammâ limânları çokdur ve talattum-ı deryâ-yı tebbâsı (?) Karadeniz'den şedîd olur. Tûlunun nihâyeti Fağfûr hududu vilâyetinde nihâyet bulur kim ıklîm-i sâbi‘in nihâyetidir. Garb tarafı diyâr-ı Moskovdur. Şark tarafı Gîlân-ı Acem ve Özbek ve Bulgar ve Kalmâğ ve Çîn ve Fağfûr ve Kazak'dır kim bu Kazak tarafıyla Moskov ma-beyni şiddet-i şitâda bu bahr müncemid olup yedi ay sedd-i yah-bend olup üzerinden Kalmah Tatarları ubûr edüp diyâr-ı Moskov'ı nehb ü gâret edüp esîrlerin Çîn-i Hıta ve Hoten'de fürûht edende bây kişi olurlar. Ammâ bu Gîlân ve Bakü ve Demirkapu ve Türk kal‘aları önünde bu Bahr-i Haraz aslâ donmaz, zîrâ sevâhil taraflardır. Ve bu cânibde bu bahrin nihâyeti Bâbü'l-ebvâb ta‘bîr etdükleri Demirkapu'dan cânib-i kıbleye içeri bir körfezdir. Dağıstân pâdişâhı hudûdunda leb-i Haraz'da Avar ülkesine karîb Türk nehri kenarında Moskov'un Türk kal‘asında bu bahr nihâyet bulur. Kıbleden 315b şimâle tûlânîce vâkı‘ olup tûlı dörd bin mildir. Ve umkı, ka‘rı nihâyeti üç ıskandil boyudur, ya‘nî üç yüz zirâ‘ derin yeri vardır. Ve bu rûy-ı deryâda bin pâre gemileri vardır kim diyârdan diyâra tüccârân-ı berr [u] bihâr götürüp kâr ederler. Ammâ cemî‘î keştîbânları Moskov kâfiri Kazağı şaykalarından havf edüp rûy-ı deryâda azîm ceng-i perhâş ederler. Lâkin bahr-i Esved ve bahr-i Sefîd ve bahr-i Okyonus ve bahr-i Muhît kalyonları gibi azîm karaka keştîleri yokdur. Ancak küpeşteleri kamış sazlı hûrde gemileri ve hûrde mişkât topları vardır. Rûm deryâsı gibi sâhib-i mahâret keştîbânları yokdur. Deryâ üzre neberd-i zevrâk Fireng-i pür-renge ve Âl-i Osmân-ı evrenge mahsûsdur kim gemilerinde ikişer üçer bin asker olup ikişer üçer yüz top çeker karavana kalyonları olup bahr-i Sefîd üzre Fireng ile ceng ederler. Ammâ bu Bahr-i Haraz mellâhları ancak Moskov Kazağ'ı kayıklarıyla ceng ederler. Ez-în-cânib bu Bahr-i Haraz kenarından cânib-i şarka düz sahrâlar içre yine nâhiye-i Müskir'de (---) sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 315a–315b ·
metinde göster ·
geçecek kadar küşâde ederler. Meselâ hemân Tuna içre kazıkları akçe tahtası şek …
Der-sitâyiş-i ibret-nümâ-yı dalyan-ı mâhî-i nehr-i azîm Tuna: Bu Tuna'nın buzu sökülüp evvel bahâr oldukda Âsitâne tarafından bir emîn Tuna mâhîlerin yetmiş yedi yük akçe iltizâma alup sâhil-i Tuna'da şehr-i Silisre'de paşaya gelüp on kise dahi kalemiyye verüp yigirmi kise dahi masrûf edüp Tuna nehrinin mâhîlerin sayd etmeğe başlar. Evvelâ Boğdan diyârının Kalas dağlarından seksener zirâ‘ çam ve mişe ve pelid direkleri kesdirüp Silisre şehri önünde iki bin âdem ile ve niçe yüz neccâr-ı sâhib-fünûnlar ile tonbaz ve transa gemiler ile Tuna'nın tarafeyninden mezkûr direkleri Tuna içre kaka kaka tâ Tuna'nın ortasına gelüp kazıkların mâbeynin bir balık geçecek kadar küşâde ederler. Meselâ hemân Tuna içre kazıkları akçe tahtası şeklinde kakup gûyâ akçe dökecek kadar yer açık kalup cümle kazıklara yaban asmasın tâ Tuna dibinden örerek tâ Tuna yüzüne asma çiti gelüp zâhir olur. Ba‘dehû bir boğaz dahi alıkoyup ana bir kapu ederler. Ol dahi çitden örülmüşdür. Aşağıdan ve yukarudan gelen gemiler ubûr etmeğiçün mezkûr kapuyu açup kaparlar. Ve bu akçe tahtası gibi Tuna ortasındaki boğaz önine balık emîni gidüp içli ve dışlı müte‘addid hücre ve kâ‘a ve matbah ve kahvehâneleri Tuna üzre kazıklar ile binâ eder kim vâcibü's-seyrdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 120b ·
metinde göster ·
… mahalde maşadlıkdır. Ol sebeb ile çalıkkavak deyü elsine-i nâsda meşhûr-ı âfâk
bir balkan-ı
Çalıkkavak'dır. Hâlâ yüz iki yüz âdem haydûd harâmîleri kesretinden selâmetle g …
Menzil-i karye-i Çalıkkavak: El-ıyazen billah eyle bir çengelistân-ı hıyâbandır kim derbend-i Maşa ve derbend-i Calındır ve derbend-i Felâket. Ve'l-hâsıl Arab ve Acem'de temâşâ etdiğimiz derbendler bu Çalıkkavak derbendi yanında Sahrâ-yı Tîh [ü] vâdî-i Heyhât'dır. Zîrâ bu Çalıkkavak'da olan çınar ve çam ve mişe ve kavak bir diyarda yokdur. Cümle şecere-i ibret-nümâları evc-i âsumâna ser çeküp ol dırahtların sıklığından zemîne bir habbe-i ful kadar âfitâbın şu‘lesi te’sîr etmez, böyle hıyâbân-ı kûyahistân-ı çengelistândır. Hatta Çalıkkavak namıyla şöhre-i şehr olmasının aslı üç aded birâder-i can-beraber bellerinde birer kemer mâllarıyla bu balkana uğrayup ubûr ederken üzerlerine on aded Bulgar kefereleri hamle edüp bu üç fetâ on kefereye emân u zamân vermeyüp katl ederler. Meğer maktûl olan keferelerin otuz aded refîkleri dahi kemîngâhda âmâde imişler. Hemân cümle küffâr bu üç yiğide üşüp harbe ve navorta ve sapan ve toyka ve sopa ve penyal üşürürler. Hemân bu üç fetâ görürler kim iş işden geçüp Allah deyüp bu otuz kâfire mu‘cizât-ı Muhammedü'l-Mustafâ berekâtıyla Allah'a sığınup girişirler. Küffârın bir kaçı cân havliyle ba‘zı kavak dırahtlarının ardına pinhân olup ol fetâlar kavaklara kılıç urdukça hem kavağı ve hem ardında saklanan küffârları ikişer pâre ederler. Küffâr bu hâlî görüp karârı firâra mübeddel edem zann edüp kırkı da üç yiğidin elinde katl olunup ol fetâlar bu kadar mâl-ı ganâ’imlerin alup sâlimîn ü gânimîn sıla-i rahmlerine giderler. Hâlâ ol yedi aded çalık kavak şâhrâh üzre durur. Ve kırk aded küffâr leşi ol mahalde maşadlıkdır. Ol sebeb ile çalıkkavak deyü elsine-i nâsda meşhûr-ı âfâk bir balkan-ı Çalıkkavak'dır. Hâlâ yüz iki yüz âdem haydûd harâmîleri kesretinden selâmetle geçilmek ihtimâli yokdur. Gâyet muhavvif ve muhâtara beldir kim ubûr edenin belinde tâb u tüvân kalmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 130a ·
metinde göster ·
… n ihsân eyleyüp günden güne bi-emri Hudâ ifâkat bulurken Kaya Sultân tarafından
bir baltacı
ve kapu kethüdâsı Hazînedâr Ahmed Ağa bir Frenk hekîm ile gelüp Kaya Sultân'ın …
Ba‘dehû paşa yine hâbdan bîdâr olup Hazînedâr Sakallı İmâm Mehemmed Efendi'ye eyitdi: "Yetmiş gündür ben açım ve bir nân-pâreye muhtâcım. Bana bir kifâf-ı rûh" deyüp bir nân-pâre ile piliç çobrası ve bir kâse şerbet tenâvül edüp bi-emri Hayy [u] Kadîr paşa ol ân hayâtda olup ol ân hazînesinden yedi bin altın çıkarıp bin altun iç ağalarına ve bin altun taşra kapucubaşılara ve bin altun vâcibü'r-ri‘âyâlara ve bin altun müteferrikagânına ve bin altun deli ve gönüllülere ve bin altun aşçılara ve çâşnigîrler ve kilârcılar ve akkâm ve sayis meş‘alcilere ve bin altun şehr-i Sofya'nın garîb u gurebâsına verüp hakîre mahsûs üç yüz altun ve bir semmûr kendünün âbdest kürkün ihsân eyleyüp günden güne bi-emri Hudâ ifâkat bulurken Kaya Sultân tarafından bir baltacı ve kapu kethüdâsı Hazînedâr Ahmed Ağa bir Frenk hekîm ile gelüp Kaya Sultân'ın gönderdiği esbâbları paşa giyüp gayrı hücreye ve gayri câme-i hâba nakl etdirüp hekîm paşaya mu‘âleceye şurû‘ etmeğe başladı. Ammâ paşa dahi serâsîme idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 145a ·
metinde göster ·
… Hikmet bu kim gemi içre bir gayrı âteş yakup keştîler on gice deryâda gezseler
bir balık
âşikâre olup sayd olmak ihtimâli yokdur. Ve mine'l-garâ’ib.
Der-beyân-ı garîbe vü acîbe: Bu cezîreteyn içre olan mâhî sayyâdları kayıklar ile bu buhayrede her şeb şinâverlik edüp oltasız ve şebekesiz ve merk-i mâhîsiz bu gûne balık sayd ederler kim vâcibü's-seyrdir. Yine bu buhayre içre bir gûne sîm-endâm hurde balıklar olur sayyâdlar anı dutup yağından fitilleri yakup gice ile kayıkların çerâğân edüp rûy-ı deryâda şinâverlik ederler. Ka‘r-ı deryâda olan cemî‘i mâhî-i gûnâ-gûnlar rûy-ı deryâya çıkup mâhîler kendüyi ol şem‘a olduğu kayıklar içre pertâb edüp ân-ı sâ‘atde merâkibler mâhîler ile leb-ber-leb olur. Hikmet bu kim gemi içre bir gayrı âteş yakup keştîler on gice deryâda gezseler bir balık âşikâre olup sayd olmak ihtimâli yokdur. Ve mine'l-garâ’ib.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 295b ·
metinde göster ·
… la Mehemmed dahi bile kal[k]mak istedikde Altıkulac Monla Mehemmed'in kellesine
bir balta
ile urdı kim henüz hakîr dürüst kalkmamış idim. Monla Mehemmed'in cümle beynisi …
Bu Altıkulac kazâ ve kader buludu gibi yanımıza gelüp eydir: "Evliyâ Çelebi, Hân-ı âlîşân, bâğ cağından birkaç kerre kendü mübârek koluyla size işâret etdi. Bilemediniz ve bâğa gelemediniz. Kalk imdi yalnız seni isterler" deyince hakîr kar üstünden "Yâ Allâh" deyüp kalkarken Monla Mehemmed dahi bile kal[k]mak istedikde Altıkulac Monla Mehemmed'in kellesine bir balta ile urdı kim henüz hakîr dürüst kalkmamış idim. Monla Mehemmed'in cümle beynisi omzuma ve çehreme sıçrayup yüzüm gözüm rüsvâ olup cân havliyle bir pertâb ile eyledim kim Amr-ı Ayyâr eyle reftâr edemez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 11b ·
metinde göster ·
… ndirdik, zîrâ bu Üçacılı nâm gölün başında Kazağ-ı Durujunka'nın Orbakirmân nâm
bir balıkhâne
kal‘ası vardır. Anıniçün ol mahalden sît u sadâsız geçüp ve Deli gölü geçüp ger …
Menzil-i Üçacılı gölü: Nâm mahalli âheste âheste pür-silâh âmâde sehel ârâm edüp at dinlendirdik, zîrâ bu Üçacılı nâm gölün başında Kazağ-ı Durujunka'nın Orbakirmân nâm bir balıkhâne kal‘ası vardır. Anıniçün ol mahalden sît u sadâsız geçüp ve Deli gölü geçüp gerçi esbâblarımız sehel ıslanup ol mahalde sehel meks olundu. Bu mahal dahi emîn değildir. Andan yine cânib-i şimâle,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 54a ·
metinde göster ·
… hâl olur. Gûyâ bu örülen asmalar gemi direkleriyle akçe tahtası gibi boğazı dar
bir balık
kapanı olur.
Bu dalyan ta‘bîr etdikleri oldur kim nehr-i Tuna'nın Kili kal‘asından yukarusına Tuna'nın iki tarafında dağlar gibi yığılan yetmiş ve seksen arşın uzun gemi direklerin iki tarafdan iki yüz aded gemiler ile bin iki bin Eflâk ve Boğdan re‘âyâları gemiler içre girüp mezkûr gemi direklerin Tuna'nın iki tarafından Tuna dibine çırpı ile hemvâr kaka kaka karşu tarafdan ve beri tarafdan kazık direkler kakarak Tuna nehri ortasına gelüp arasın yigirmi direk kadar aralık korlar, zîrâ hîn-i mahalde Tuna üzre gidüp gelen gemilerin geçmesine mâni‘ olmaya. Ba‘dehû mezkûr kakılan direkler üzerlerine uzun yaban asmaların örüp uzun çatal ağaçlarla örülen asmaları tâ Tuna dibine itiverüp endirirler ve dahi asma ile öre öre tâ Tuna yüzüne örülmüş asmalar çıkup Tuna içi hasır ile örülmüş gibi olup bir karış balık geçmek muhâl olur. Gûyâ bu örülen asmalar gemi direkleriyle akçe tahtası gibi boğazı dar bir balık kapanı olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 65b ·
metinde göster ·
… p cümle halk cum‘a namâzın kılarken anlar cümle konaklarında otururken kal‘adan
bir balyemez
top-ı şâhî atılınca hemân herkes konağında olanları katl edüp bir âdemi halâs e …
Koca Sarban Hacı Alî Ağa eydir: "İnşâ’allâhu Te‘âlâ yarın cum‘a namâzı mahallinde âdetimiz üzre Haleb kapuları kapanır. Hemân mukaddem cümle hâne sâhiblerine yemîn-i billâh ile istimâletler verüp sizin sırdaş haldaşlarınızdan cümle iç ağaları ve sâ’ir fetâlar pür-silâh âmâde olup cümle halk cum‘a namâzın kılarken anlar cümle konaklarında otururken kal‘adan bir balyemez top-ı şâhî atılınca hemân herkes konağında olanları katl edüp bir âdemi halâs eden hâne sâhibini "Kanı müsâfirinin başı" deyü yerine ev sâhibin baş edüp kal‘a kapuları mesdûd bir celâlî kande gidebilir? Ân-ı vâhidde nefîr-i âm ile baş olup Haleb şehri değil cümle cihân halkı şûr-ı şerr-i celâlîden halâs olup şâdumân-ı çereğân ederler" deyince hemân,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 74a ·
metinde göster ·
… koyup çalkaya çalkaya tamâm etdiler ve baş aşağı Sultân'ı iki kerre asdılar ve
bir bal
fıçısı içre leb-ber-leb çiçek suyu koyup Sultân'ı fıçı içre kodular.
Amma, Hikmet-i Bârî yârî kılmayup ana rahminde son ta‘bîr etdikleri ma‘sûmlar tevellüd edince mezkûr son dahi akabince rahimden inüp ana masdarından taşra çıkar, ammâ bu Kaya lahm u şahm sâhibi olmağile rahm içre son kalup Sultân'ın yüreğine yapışup ol gece ve sabâhısı şehr-i Eyyûb içre sür[ûr] u şâdumân feza‘ ü çeza‘ mübeddel olup Paşa'nın ve cemî‘i tevâbi‘ [u] levâhıkın başına kıyâmetler kopup Sultân'ı kilimler içre koyup çalkaya çalkaya tamâm etdiler ve baş aşağı Sultân'ı iki kerre asdılar ve bir bal fıçısı içre leb-ber-leb çiçek suyu koyup Sultân'ı fıçı içre kodular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 77b ·
metinde göster ·
Paşa fakîr gûyâ mecnûn vâlih [u] hayrân olup aları aları bakarken İslâmbol'dan
bir baltacı
gelüp İslâmbol sarâyında Paşa'nın bin yedi yüz kîsesi ve üç bin tüfeng ve iki y …
Paşa fakîr gûyâ mecnûn vâlih [u] hayrân olup aları aları bakarken İslâmbol'dan bir baltacı gelüp İslâmbol sarâyında Paşa'nın bin yedi yüz kîsesi ve üç bin tüfeng ve iki yüz kılıç ve sekiz yüz aded raht ve üç yüz aded gaddâre ve sekiz yüz kâmil zırh [u] zereh-külâh ve ser-penâh ve kolçak ve yancık ve bahrî hotaslar ve üç aded zer-ender-zer otaklar ve
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 77b ·
metinde göster ·
dalyanı vardır. Anda çıkan kolyoz balığı rub‘-ı meskûnda ol kadar vefret üzre ç …
Hikmet-i Hudâ bu Erdeğ'in karşı garbında bir mîl ba‘îd deryâ içre ta‘âm sofrası kadar bir küçük {kaya içre bir değirmen dönderür ısıcak kaynar bir ılıca suyu var. Âdem girmeğe tahammül edemeyüp deryâya karışdığı yerde girirler. İki nev‘a hâssalı kudret suyu bir olunca gasl edenler gûyâ hayât-ı câvidân bulur. Aceb kudret-i Sannâ‘-ı Lem-yezeldir. Meğer hikmet-i Hudâ bu Erdek kurbunda bir balık dalyanı vardır. Anda çıkan kolyoz balığı rub‘-ı meskûnda ol kadar vefret üzre çıkmaz}. 87b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 87a–87b ·
metinde göster ·
… ve dizdârları mükemmeldir, ammâ Ferhâd Paşa'nın yeni kal‘ası önünde otuz karış
bir balyemez
topu ve düşmana amân vermez kûpu var.
İki kal‘a olduğıyçün defterhâne-i şehr-i Sarây'da Banyalukateyn derler. Mukaddemâ kal‘anın biri Engür kralından kalup sene (---) târîhinde Gâzî Ferhâd Paşa feth edüp kal‘a-i kadîm mukâbelesinde Ferhâd Paşa bir kal‘a dahi müceddeden inşâ etmişdir, ammâ gâyet metîn ve sa‘bdır, lâkin ikisi de küçük kal‘acıklardır. Bu kal‘ateynin mâbeyne-hümâları iki bin adım birbirinden ba‘îddir, ammâ ikisi de nehr-i Virbaz'ın aşağı akdığının sol tarafında kârgîr binâ-yı seng-âbâd kal‘a-i Ferhâd Paşa'dır. Kulu ve cebehâneleri ve dizdârları mükemmeldir, ammâ Ferhâd Paşa'nın yeni kal‘ası önünde otuz karış bir balyemez topu ve düşmana amân vermez kûpu var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 152b ·
metinde göster ·
… mışlardı, hemân ol ân bu müşâvere cem‘iyyeti etdikleri yere Sadrıa‘zam kolundan
bir balyemez
güllesi nice gelirse ve bu mel‘ûnların müşâvere-i bâtıla etdiği yere gülle giri …
Hikmet-i Kahhâr-ı Müntakım ki ol Azîz-i zû-intikâmdır, ol gün bu mel‘ûnlar yüz elli aded ümmet-i Muhammed esîrlerin kal‘a içinde bâtıla ile kırmışlardı, hemân ol ân bu müşâvere cem‘iyyeti etdikleri yere Sadrıa‘zam kolundan bir balyemez güllesi nice gelirse ve bu mel‘ûnların müşâvere-i bâtıla etdiği yere gülle girirse, cümlesinin kelleleri üzre müşâvere damın yıkarsa, yigirmi dâne belli başlıları gülle dânesi hurd haşhâş edüp cânları bir baş dûzah-ı tamuya gidüp yerleri nîrân-ı sakar olur. Sâ’ir küffârlar bu hâli görüp vâlih ü hayrân olur. N'eylesünler söz sâhibleri kalmadı. Cümle küffâr birbirlerine girüp cümle bî-akl olup âh u vâveylâ ederler. Doğru Fargaçi kapudan yanına giderler. Andan bir tesellî-i hâtır cevâb alamayup yine Aktabya muhâfazasına gelirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 118a ·
metinde göster ·
top atınca hikmet, mezkûr on aded gâzîlerin cümlesine top güllesi isâbet edüp c …
Hikmet-i Hudâ bir gün guzât-ı müslimînden on aded bahâdır yiğitler bir yere cem‘ olup "İnşâallâh fursat ve nusret bizimdir, (bizimdir)" deyü kal‘aya yürüyüş etmeğe muntazır dururlarken kal‘anın kapusu üstünden mel‘ûn kâfir bir balyemez top atınca hikmet, mezkûr on aded gâzîlerin cümlesine top güllesi isâbet edüp cümlenin sol ayakların kiminin topuğundan ve kiminin inciğinden götürüp altısı şehîd ve beşi gâzî vü sa‘îd oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 184a ·
metinde göster ·
top düşüp Yeniçeri Ağası Muharrem Paşa ve Sadrıa‘zam kethudâsı İbrâhîm Ağa bir …
Ve bu nehri asâkir-i İslâm ubûr ederken bu nehre bir balyemez top düşüp Yeniçeri Ağası Muharrem Paşa ve Sadrıa‘zam kethudâsı İbrâhîm Ağa bir kîse kırmızı kızılğa altunu gâzîlere bezl edüp hâh nâ-hâh ibrâm-ı mâlâ-yutâk ile mezkûr topu batak içinden çıkarup karşu tarafa geçirüp bu nehr üzre fi'l-hâl yedi yerde dıraht-ı tavîller üzre cisr-i kavîler binâ edüp cümle guzât-ı müslimîn ubûr ederlerken İbrâhîm Kethudâ'ya hayr du‘âlar etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 24b ·
metinde göster ·
… tüfengi var imiş, belinden çıkarup âteş edem zann edüp hakîr bunun koluna nice
bir balta
tügdüsü urdum ise tüfeng kolundan fırlayup hemân Rüstem nâm benâm kölem hakkâ k …
Hemân bu abd-i fakîr yap yap elim kılıç kabzasında varup ibtidâ kâfirlerin çalıda asılan silâhların alup bizim gulâmlar yanında bir çalıya salb edüp andan her kâfire ikişer gulâmlarımla ale'l-gafle üstlerine düşüp sarılup ol ân küffârın biri cân havliyle yerinden pertâb edüp meğer belinde bir küçük tüfengi var imiş, belinden çıkarup âteş edem zann edüp hakîr bunun koluna nice bir balta tügdüsü urdum ise tüfeng kolundan fırlayup hemân Rüstem nâm benâm kölem hakkâ ki Rüstemâne küffâra sarılup ol mahalde kâfirin kellesine hakîr bir balta dahi urup kâfir serâsîme olıcak dest ber-kafâ kâfiri kayd [u] bend edüp ikisin de âteş kenârına getirdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 25a ·
metinde göster ·
… nâm kölem hakkâ ki Rüstemâne küffâra sarılup ol mahalde kâfirin kellesine hakîr
bir balta
dahi urup kâfir serâsîme olıcak dest ber-kafâ kâfiri kayd [u] bend edüp ikisin …
Hemân bu abd-i fakîr yap yap elim kılıç kabzasında varup ibtidâ kâfirlerin çalıda asılan silâhların alup bizim gulâmlar yanında bir çalıya salb edüp andan her kâfire ikişer gulâmlarımla ale'l-gafle üstlerine düşüp sarılup ol ân küffârın biri cân havliyle yerinden pertâb edüp meğer belinde bir küçük tüfengi var imiş, belinden çıkarup âteş edem zann edüp hakîr bunun koluna nice bir balta tügdüsü urdum ise tüfeng kolundan fırlayup hemân Rüstem nâm benâm kölem hakkâ ki Rüstemâne küffâra sarılup ol mahalde kâfirin kellesine hakîr bir balta dahi urup kâfir serâsîme olıcak dest ber-kafâ kâfiri kayd [u] bend edüp ikisin de âteş kenârına getirdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 25a ·
metinde göster ·
… îz mâhîleri çıkar. Sayyâdları sayd-ı semek edüp öşrünü emîne verirler. Bir âdem
bir balık
avlamağa kâdir değildir, zîrâ mîrî mâl tahsîl olur. Bu gölü bir sâ‘atde ubûr ed …
Dâ’iren-mâdâr on bir mîldir(?). Ammâ gûnâ-gûn lezîz mâhîleri çıkar. Sayyâdları sayd-ı semek edüp öşrünü emîne verirler. Bir âdem bir balık avlamağa kâdir değildir, zîrâ mîrî mâl tahsîl olur. Bu gölü bir sâ‘atde ubûr edüp bir sâ‘atde maşrık tarafına atlar ile gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 80b ·
metinde göster ·
… hânı ve çârsû-yı bâzârı yokdur, ancak bir etmekçi dükkânı ve bir bozahânesi ve
bir balıkçı
dükkânı var. Cümle imâretleri tahta örtülüdür. Yüz on yedi evdir, ammâ âb [u] h …
Evsâf-ı kasaba-i Dırınkova: Lisân-ı Latin'de (---)(---) demekdir. Bu dahi Semendir[e] sancağı hâk-i pâkinde voyvadalıkdır ve niyâbetdir. Mâ tekaddem bir ma‘mûr palankası var imiş, iç el olmak ile harâb olup amâr olunmamış. Ammâ şimdi Tuna kenârında bir dağ eteğinde ve bir vâsi‘ dere ağzında sâfî bâğlı ve bâğçeli bir şîrîn kasaba-i ra‘nâdır kim bir câmi‘i minâresi tahtadan olup küçük câmi‘dir, bir mescidi var, ammâ keferesi çokdur. Hammâmı ve hânı ve çârsû-yı bâzârı yokdur, ancak bir etmekçi dükkânı ve bir bozahânesi ve bir balıkçı dükkânı var. Cümle imâretleri tahta örtülüdür. Yüz on yedi evdir, ammâ âb [u] hevâsı latîfdir. Bunun dahi cümle ahâlîsi Tuna gemicileridir. A‘yân [u] eşrâfları yokdur, ammâ hadîka-misâl bâğları çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 95a ·
metinde göster ·
Memdûhât-ı me’kûlât-ı ni‘met-i uzmâ-yı müsmirât: Evvelâ Kefe'nin tereyağı ve sarı mayak yağı misk [ü] amber-i hâm râyihalı semnlerdir. Ve yâsemen ve Kefe lâlesi ve limanında tirkiz balığı ve levrek ve tekir balığı ve yâhûd uskumr[u] balıklarının envâ‘ları on iki aded deryâda olmaz. Hattâ Bahr-i Muhît ve Bahr-i Malgayan ve Bahr-i Okyanûs'da ve Bahr-i Harez'de ve Bahr-i Ummân ve Bahr-i Kulzum'da dahi Kefe balığı gibi bir mâhîler görmedim. Hattâ tirkiz nâmındaki balığı mâh-ı Hamsînde sayd edüp niçe yüz gemilere tuzlayup korlar ve cemî‘i ekâlimlere bâzergânları götürürler. Bir garâ’ib balık emânetidir kim başka mukâta‘adır. Emînin rızâsı olmadan bir ferd-i âferîde bir balık sayd edemez, ammâ gece karanlığında oğlancıklar kalaklı kefal balığı dutup yerler. Balık emîni anlara bir şey demez, ammâ şehir subaşısı duyarsa gulâmları cerîmiye keser.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 141b ·
metinde göster ·
… dağlar içre (---) sâ‘at giderken Tatar askerîsinden biri bir Çerkez arabasından
bir balık
çaldığiyçün bir gavga-yı azîm edüp bir balıkdan ötürü Çerkesler üç Tatarı öldür …
Andan yine maşrık tarafına sarp dağlar içre (---) sâ‘at giderken Tatar askerîsinden biri bir Çerkez arabasından bir balık çaldığiyçün bir gavga-yı azîm edüp bir balıkdan ötürü Çerkesler üç Tatarı öldürdüler. Gâyet şedîd lecûc ve gazûb mel‘ûn kavimdirler, ammâ gâyet yarar ve nâmdâr yiğidlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 147a ·
metinde göster ·
… sinden biri bir Çerkez arabasından bir balık çaldığiyçün bir gavga-yı azîm edüp
bir balıkdan
ötürü Çerkesler üç Tatarı öldürdüler. Gâyet şedîd lecûc ve gazûb mel‘ûn kavimdi …
Andan yine maşrık tarafına sarp dağlar içre (---) sâ‘at giderken Tatar askerîsinden biri bir Çerkez arabasından bir balık çaldığiyçün bir gavga-yı azîm edüp bir balıkdan ötürü Çerkesler üç Tatarı öldürdüler. Gâyet şedîd lecûc ve gazûb mel‘ûn kavimdirler, ammâ gâyet yarar ve nâmdâr yiğidlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 147a ·
metinde göster ·
… n gelüp nehr-i Terek'e gider. Bu şehir içre nehr-i Bahsan'da ırgı balığı derler
bir balık
çıkar, aslâ bir diyâr balığına benzemez. Bir müdevverü'ş-şekil mâhîdir kim gûyâ …
Nehr-i Bahsan: Gürcistân'ın Dâdyân vilâyeti dağlarından gelüp nehr-i Terek'e gider. Bu şehir içre nehr-i Bahsan'da ırgı balığı derler bir balık çıkar, aslâ bir diyâr balığına benzemez. Bir müdevverü'ş-şekil mâhîdir kim gûyâ zer-nişânlı bir murassa‘ mâ’idedir, ammâ lezzeti meğer İngilis cezîresi vilâyetinin serdelye balığı lezzeti ola. Ortasında elif gibi bir kılçığı olup gayri vücûdunda aslâ kılçığı yokdur. Ve misk gibi bir gûne râyiha-i tayyibesi vardır, ammâ Allâhümme âfinâ garîbü'd-diyâr bekâr âdem bu mâ’idenin birini yese ol gece dörd beş kerre düşü azar. Yâhûd çok tenâvül edenin nefsi burnundan akar. Gâyet mukavvî ve serî‘u'l-hazm semek-i nehr-i Bahsan'dır. Takviyetinde gûyâ sakankûr-ı mâhîdir, ammâ beşer altışar yüz dirhemden irisi nâdirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 160b ·
metinde göster ·
… idir kim ibret-nümâdır. Zencîrler ile kapu kemeri altında maslûbdur. Ammâ böyle
bir balık
kemiğini Alman vilâyetinin Danimarka vilâyetinde seyr etdim, kâmil yetmiş adım …
Alâmet-i diğer: Ve mezkûr büyük kapudan içeri orta kapuda dahi içeri iç yüzünde kapu kemerinin altında bir kalın balık eğegisi kemiği var, kâmil on beş arşın tavîl balık kemiğidir kim ibret-nümâdır. Zencîrler ile kapu kemeri altında maslûbdur. Ammâ böyle bir balık kemiğini Alman vilâyetinin Danimarka vilâyetinde seyr etdim, kâmil yetmiş adım kaddi bir üstühân-ı mâhî olup amûd-ı kebîr-misâl kalın idi, ammâ bu Moton kal‘asındaki dahi ibret-(...) idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 269a ·
metinde göster ·
Kal‘ası bir mahsûllü sahrâda olup ensesi bir top menzili ba‘îd havâleli dağlar olup şekl-i muhammes bir Şeddâdî binâ bir kal‘a-i zîbâdır kim girdâ-gird cirmi sekiz yüz altmış aded adım bir seng-i tırâş kal‘a-i hâzır-bâşdır. Mâ-tekaddem Venedik elinden feth olunup Margılıç nâm bir balıkçı küffâr-ı benâm binâsıdır. Derûn-ı kal‘ada cümle yüz aded kiremitli hâneciklerdir. Dizdârı ve iki yüz aded kal‘a neferâtları vardır. Müftîsi ve nakîbi yokdur ammâ yeniçeri serdârı vardır. Ancak bir Hunkâr câmi‘i [var,] çârsû-yı bâzâr ve hammâm ve hânları yokdur. Kal‘anın maşrık tarafına nâzır bir kapusu var, sarp sarp dağ başında olmak ile handakı yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 351a ·
metinde göster ·
… re‘âyâsının bir mahsûlleri dahi cemî‘i dağlarında olan çamlarda balısıra derler
bir balı
hâsıl olur. Cemî‘i çam dallarında beyâz beyâz ve diş diş olup biter ve bu balı …
Ve re‘âyâsının bir mahsûlleri dahi cemî‘i dağlarında olan çamlarda balısıra derler bir balı hâsıl olur. Cemî‘i çam dallarında beyâz beyâz ve diş diş olup biter ve bu balı bu çamlarda bir gûne kurdcuğaz hâsıl olup çamların Y 65a dalların delik delik delüp tenâvül eder. Ba‘dehu mezkûr kurdlar çam kabukları ve nihâlleri üzre sıçup beyâz beyâz ballar dallar üzre bitişüp kalır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y64b–Y65a ·
metinde göster ·
… zdağ dâmeninde bir taşlı dere nihâyetinde iki tarafı çâh-ı gayyâ-misâl uçurumlu
bir balık
sırtı gibi bir bayır üzre kıbleden şimâl cânibine tûlânî ve bir Şeddâdî kârgîr …
Ve kal‘ası Bozdağ dâmeninde bir taşlı dere nihâyetinde iki tarafı çâh-ı gayyâ-misâl uçurumlu bir balık sırtı gibi bir bayır üzre kıbleden şimâl cânibine tûlânî ve bir Şeddâdî kârgîr binâ bir kal‘a-i atîkdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y86a ·
metinde göster ·
Hazret-i Yûnus'u yudunca zâhir bir mürsel peygamber anın karnında olunca başına …
Hemân sâ‘at bir balık Hazret-i Yûnus'u yudunca zâhir bir mürsel peygamber anın karnında olunca başına kıyâmet kopup Akdeniz'i yedi kerre devr edüp Sebte boğazından taşra çıkup Bahr-i Okyunus'u ve Bahr-i Muhît'i ve Bahr-i Çîn'i hulâsa-i kelâm yedi deryâyı seyrân ederek Lahsa deryâsından içeri girüp andan Basra'ya gelüp şattı'l-arab ile baş yukarı Bağdâd'a gelüp anı dahi cân havli ile fakîr balık ubûr ederek tâ Musul'a gelüp garîb balık gayri gitmeğe dermânı olmayup bunda Hazret-i Yûnus'u çıkarup balık dahi bâr-ı sakîlden halâs olup Hazret-i Yûnus'u ümmetleri görüp bin bin hamd-i Yezdân ederler. Münkirînden niçe bin âdem bu hâli görüp insâfâ gelüp İslâm ile müşerref olur. Yüz yıl bunda nübüvvet ile mu‘ammer olup bunda medfûndur." deyü nakl edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y192b ·
metinde göster ·
. Bi-emrillâh bu bürkede gasl olunduğu ecilden kudret mâ’idesi gibi bir balık ol …
Hâssa: Hattâ Feyyûm Mısır'a bir gün bir gecelik yoldur, anda mâhîleri sayd edüp zenbîller ile Mısır'a getürüp bed-râyihasından âdem yanına varamaz. Hemân hımârlar yüküyle cümle balık zenbîllerin bu bürkeye bırağup her balığı birer kerre yaykayup bi-emrillâh mürde iken gûyâ ihyâ olup kulaklarından kan tamup zinde-vâr olur. Ammâ bir lezîz balık olur kim Mısırlı anı yağmâ eder, semeke-i Yûsuf, mâ’ide-i Yûsuf ve hût-ı Yûsuf derler, bir münakkaş balıkdır. Ammâ hakîr Feyyûm'da "Ekeltü's-semekete hattâ re’sihâ" kavli üzre Yûsuf balığın yedik. Ammâ bu Bürketü'l-Gassâl'da gasl olunmuş Yûsuf balığın tenâvül etdik, aslâ balık râyihası yokdur, müşk râyihalı ilik-misâl bir balıkdır. Bi-emrillâh bu bürkede gasl olunduğu ecilden kudret mâ’idesi gibi bir balık olur. Bu Bürketü'l-Gassâl eyle bir hâssalı bürke idüği meşhûr-ı âfâkdır. Cüzâm olan kimse kırk gün girüp gasl etse ve zülâlinden nûş etse vücûdu dürr-i yektâya döner.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y133a ·
metinde göster ·
… bir balıkdır. Bi-emrillâh bu bürkede gasl olunduğu ecilden kudret mâ’idesi gibi
bir balık
olur. Bu Bürketü'l-Gassâl eyle bir hâssalı bürke idüği meşhûr-ı âfâkdır. Cüzâm …
Hâssa: Hattâ Feyyûm Mısır'a bir gün bir gecelik yoldur, anda mâhîleri sayd edüp zenbîller ile Mısır'a getürüp bed-râyihasından âdem yanına varamaz. Hemân hımârlar yüküyle cümle balık zenbîllerin bu bürkeye bırağup her balığı birer kerre yaykayup bi-emrillâh mürde iken gûyâ ihyâ olup kulaklarından kan tamup zinde-vâr olur. Ammâ bir lezîz balık olur kim Mısırlı anı yağmâ eder, semeke-i Yûsuf, mâ’ide-i Yûsuf ve hût-ı Yûsuf derler, bir münakkaş balıkdır. Ammâ hakîr Feyyûm'da "Ekeltü's-semekete hattâ re’sihâ" kavli üzre Yûsuf balığın yedik. Ammâ bu Bürketü'l-Gassâl'da gasl olunmuş Yûsuf balığın tenâvül etdik, aslâ balık râyihası yokdur, müşk râyihalı ilik-misâl bir balıkdır. Bi-emrillâh bu bürkede gasl olunduğu ecilden kudret mâ’idesi gibi bir balık olur. Bu Bürketü'l-Gassâl eyle bir hâssalı bürke idüği meşhûr-ı âfâkdır. Cüzâm olan kimse kırk gün girüp gasl etse ve zülâlinden nûş etse vücûdu dürr-i yektâya döner.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y133a ·
metinde göster ·
olur, semek-i ri‘âde derler. Her kim dutup yemek isterse ol ân eli kurulur [kıv …
Hikmet-i Hudâ yine Nîl'de bir balık olur, semek-i ri‘âde derler. Her kim dutup yemek isterse ol ân eli kurulur [kıvrılur?], elinden bırağırsa eli yine eyi olur. Anıniçün cümle sayyâdların şebekelerinde çıkdıkça âzâd ederler. İki vukiyye gelir bir sarı balıkdır. Ammâ ba‘zı zamân ölüsü karada bulunup hâssıyyeti içün alırlar. Başını sarılığa mübtelâ olan veyâ ağrı hastası olan başın götürüp Y 164a gâhî gâhî koklasa sarılıkdan halâs olur, tevâtür ile meşhûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y163b–Y164a ·
metinde göster ·
Bu balığa hût-ı İdrîs dahi derler. Alabalık gibi münakkaş
bir balıkdır
kim niçe derde devâdır. Kaçan Hazret-i İdrîs bu diyârların halkına ba‘s olunduk …
Bu balığa hût-ı İdrîs dahi derler. Alabalık gibi münakkaş bir balıkdır kim niçe derde devâdır. Kaçan Hazret-i İdrîs bu diyârların halkına ba‘s olundukda Cenâb-ı Bârî İdrîs'e gökden mâ’ide ya‘nî pişmiş balık ve tere gönderüp tenâvül edüp def‘-i cû etdikde kemiklerin Nîl'e atdıkca bu balık halk olurmuş. Andan Hazret-i İdrîs ümmetini bu balığı yemeden men‘ edüp hâssıyyetlerin ümmetlerine bildirdi. İlâ hâze'l-ân mu‘âlece içün isti‘mâl ederler, ammâ yemeğe cür’et edemezler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y164a ·
metinde göster ·
… hâsıl olduysa ol bâğçe sâhibi birkaç âdem ile ittifâk edüp bâğ sâhibi mukaddem
bir balta
ile bâğa girüp mezkûr cümmeyz ağacına çıkup birkaç yüz balta urup cümmeyzi zahm …
Mısır'da cümmeyz ağacı derler bir dıraht-ı müntehâ ağacdır. Mısır diyârında andan büyük şecere-i azîm olmazdır. Gûyâ Rûm'un çenâr-ı müntehâlarına müşâbeheti var bir sâyesi hoş-havâ-yı dilküşâ dıraht-ı müntehâlardır. Meyveyi bu keyfiyyet ile verir tılısmât böyle bulunmuşdur. Her kimin bâğ u bâğçesinde ol dıraht hâsıl olduysa ol bâğçe sâhibi birkaç âdem ile ittifâk edüp bâğ sâhibi mukaddem bir balta ile bâğa girüp mezkûr cümmeyz ağacına çıkup birkaç yüz balta urup cümmeyzi zahmdâr ederken müttefik olan kimesneler gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y231a ·
metinde göster ·
Gördüler kim taş geminin altında bir satır hatt-ı İbrî ve
bir balık
tasvîri var, balık eşkâli üzre kazılmış bir vefk var, bunlardan gayrı bir şey y …
Gördüler kim taş geminin altında bir satır hatt-ı İbrî ve bir balık tasvîri var, balık eşkâli üzre kazılmış bir vefk var, bunlardan gayrı bir şey yok. Kâfûr-ı İhşîdî cemî‘i ulemâ-yı Mısır'ı cem‘ edüp ne gûne hat idüğün istihrâc etmede âciz oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y235a ·
metinde göster ·
… zâr sahrâ içre bir tûlânîce vâki‘ olmuş bir cebel-i azîmi tîşeler ile kese kese
bir balık
tasvîri etmişler kim gûyâ neheng-i Bahr-i Muhît'dir. Tûlü kâmil bin altmış adım …
Bu dahi bir çemenzâr sahrâ içre bir tûlânîce vâki‘ olmuş bir cebel-i azîmi tîşeler ile kese kese bir balık tasvîri etmişler kim gûyâ neheng-i Bahr-i Muhît'dir. Tûlü kâmil bin altmış adımdır. Bunun dahi başı kûh-ı Demâvend-misâldir. Vücûdu pul pul zeyn olmuşdur. Ve hikmeten başı bir buhayre kenârına vâki‘ olmuşdur. Anı üstâd-ı sihr-âsâr emek sarf edüp bir mâhî tasvîri etmiş kim felekde nazîri yokdur. Anı ubûr edüp yine cânib-i garbda bir sâ‘at ba‘îd,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y428b ·
metinde göster ·
… ından bir elçi ve Yemen tarafı imâmından bir tübba‘ elçi ve Portakal tarafından
bir balyoz
ve İngilis keferesi tarafından bir konsoloz ve Kadrî re‘âyâsı tarafından bir Sü …
Ekseriyyâ ihtilâtları Hind tâ’ifesiyledir. Zîrâ kadîm eyyâmda bu diyâr Hind destinde iken bu kavm-i nârperest Hind'den kalmışdır. İlâ-hâze'l-ân bu kal‘a-i Zeyla‘'da Hindistân tarafından bir elçi ve Yemen tarafı imâmından bir tübba‘ elçi ve Portakal tarafından bir balyoz ve İngilis keferesi tarafından bir konsoloz ve Kadrî re‘âyâsı tarafından bir Sünnîsi bu kal‘ada kâyimmakâm ile hükm [ü] hükûmâtda bulunurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·