Bâ-husûs Mora cezîresi içinde cenûb tarafı nihâyetinde
bir burunda
sa‘b ve çengelistân yerde Manya nâm bir 75a vilâyet vardır sene (---) târîhin …
Bâ-husûs Mora cezîresi içinde cenûb tarafı nihâyetinde bir burunda sa‘b ve çengelistân yerde Manya nâm bir 75a vilâyet vardır sene (---) târîhinde ecdâd-ı izâmın Ebü'l-feth Mehemmed Hân feth edüp emn [ü] emânda iken bu ân pâdişâhımızın zamân-ı sa‘âdetinde Manya küffârı âsî olup elli bin küffâr ile Malta'ya tâbi‘ olup yüz pâre yarar firkate ve balkarmatalar ile Akdeniz içre cezîre-i Rodos'u ve İstanköy'ü ve Sakız'ı ve cezîre-i Susam'ı ve İlimni ve Midilli cezîrelerinin kurâ ve kasâbatların nehb ü gâret edüp her sene re‘âyâlarından harâc u bâc alup diyârların târâc ve halkını ac u zâc ve bir habbeye muhtâc eder oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 74b–75a ·
metinde göster ·
… d Paşa, Ebü'l-feth vezîridir. Ol hân anların binâsı olmağıla Hersek dili derler
bir burundur
. Ba‘dehû bu dilden bâdbân-ı keştî açup elli milde,
Ve bu merkûm Hersek[e] dili kurbunda bir hân-ı azîm vardır, âyende vü revende anda mihmân olup karşu tarafda kayıklar gelmeğe muntazır olurlar. Sene (---) târîhinde Hersekoğlu Ahmed Paşa, Ebü'l-feth vezîridir. Ol hân anların binâsı olmağıla Hersek dili derler bir burundur. Ba‘dehû bu dilden bâdbân-ı keştî açup elli milde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 244a ·
metinde göster ·
… manına varınca kırk mildir. Andan Kerenhebe limanından Kerempe burnu Sinop gibi
bir burundur
, ana varınca 70 mildir, bu kayalarda ibret-nümâ hatlar tahrîr olunmuşdur (---).
Ziyâretgâh-ı Amasra: (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---). Andan nehr-i Kuyu, Bolu ile Kastamonu sancağı mâbeyninde hudûddur. Andan Geduz limanına varınca kırk mildir. Andan Kerenhebe limanından Kerempe burnu Sinop gibi bir burundur, ana varınca 70 mildir, bu kayalarda ibret-nümâ hatlar tahrîr olunmuşdur (---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 245b ·
metinde göster ·
… oldur. Bu şehr Karadeniz'in Anadolu tarafı sâhilinde Sinap Burnu demekle ma‘rûf
bir burunda
vâkı‘ olmuşdur kim Karadeniz'in garb tarafında (---) mil Rûmeli cânibinde bu Si …
{Hicretin sene 92 târîhinde Âl-i Emeviyyûn'dan Süleymân b. Abdullah fermânıyla kız karındaşı oğlu Ömer b. Abdül‘azîz İslâmbol'u muhâsara edüp bî-feth avdet edüp bu Sinop kal‘asın dahi muhâsara edüp bî-feth rücû‘ etdiler} Sinop (---) galatdır, (---) binâsıdır. Kastamonu hâkimi Ulu Beğ (---) fethidir. Andan sene 796 târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân fethidir. Gâyet sa‘b u metîn u kavî kal‘a olmağıla Rûm keferesi elinden üçüncü muhâsarada usret ile feth olup Kastamonu eyâletinde serbest ve mu‘âf ve müsellem mefrûzu'l-kalem ve maktû‘u'l-kadem ze‘âmetdir. Dizdârı ve serdârı ve kal‘a neferâtları ve üç yüz akçe pâyesiyle kadısı ve şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı ve a‘yân [u] eşrâfı vardır. Ekseriyyâ halkı tüccâr ve neccâr ve sevdâger-i berr u bihârdır. Bir fırkası avân ve bir zümresi ulemâ ve meşâyihândır. Halkı ekseriyyâ çuka ferâce ve bogasi hil‘at giyerler. Ve erbâb-ı ma‘rifetler bu şehri 17 iklîm-i örfiyyede bulmuşlar. Kıble ve şark cânibi dağları serâpâ bâğlardır. Cânib-i şarkîsinde şehr-i Kastamonu üç günlük yoldur. Bu şehr Karadeniz'in Anadolu tarafı sâhilinde Sinap Burnu demekle ma‘rûf bir burunda vâkı‘ olmuşdur kim Karadeniz'in garb tarafında (---) mil Rûmeli cânibinde bu Sinop'a mukâbil Keliğra Sultan kayaları vâkı‘ olmuşdur. Sinap ile ol Keliğra burnu mâbeyni gûyâ bir boğazdır. İslâmbol tarafı ve Tarabozan tarafı yine vâsi‘ deryâlardır. {Sinop İslâmbol'a beş yüz mildir}. Ve bu kal‘a-i Sinop, şehr-i Samsun'un garb tarafındadır. Sinop ile Samsun'un arası dört merhale yerdir. Ve kal‘ası bir püşte-i âlî üzre üç kat Şeddâdî rıhtım Kayser-ı Rûm oğlu Sinopa nâm kralın binâsıdır. Ammâ gâyet sedd-i metîn kal‘a-i sengîndir. Dâiren-mâdâr cirmi (---) adımdır ve cümle (---) kulle ve altı bin altı yüz bedendir ve cümle (---) kapudur. Evvelâ Kum kapusu ve Meydân kapusu ve Tershâne kapusu ve Yenicekapu ve Tabahâne kapusu ve İçhisarın Lonca kapusu cihânnümâdır. Ve Uğrunkapu ve aşağı kal‘ada Deniz kapusu. Bu merkûm kapuların cümlesi ikişer kanatlı demir kapulardır kim her biri birer bâb-ı Kahkaha'dır ve bu kal‘a bir düz yirde vâkı‘ olup iki cânibin deryâ döğer ve bu kal‘anın eşkâli şekl-i murabba‘dan tûlânîce vâki olmuşdur. Ammâ Bozdepe dağından nazar etsen gemi alboratası kesiminde üç kat bir gûne kal‘a-i metîndir. Dizdârı kal‘anın top menzilinden ba‘îd giderse şehirlilerin ellerinde olan hatt-ı şerîfleri mûcebince dizdârı katl etmeğe me’mûrlardır. Ol havfden fakîr-İ dizdâr bir top menzilinden ba‘îd gitmeğe kâdir değildir. Cümle altı yüz müsellah ve şecî‘ ve bahâdır neferâtları vardır. Sene (---) târîhinde Sultân Ahmed Hân asrında bu kal‘ayı Kazak-ı Ak ale'l-gafle bir şeb-i muzlimde nerdübânlar ile serîka edüp Vezîria‘zâm Nasıf Paşa bu Sinop kal‘asın küffâr alduğun Ahmed Hân'a i‘lâm etmeyüp ketm etdiğiyçün katl olundu. Ba‘dehû bu kal‘ayı küffârdan halâs edüp elli kul dahi aşağı kal‘aya koyup bin kantar barud-ı siyâh ve sagîr ü kebîr bin pâre top koyup cümle âlât-ı cebehânesi ve gûnâ-gûn âlât-ı silâh-ı gûnâ-gûnlar ile müzeyyen etdiler. Ol asrdan berü her şeb ikişer yüz âdem bölükbaşıları ve çavuşlarıyla tâ sabâha dek dîdebân ve nigehbân ve gafîrlik edüp ba‘de't-tabl ve nefîr nevbetciler feryâd ederler. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 246a ·
metinde göster ·
… olduğumuz Tekye-i Keliğra Sultân, Karadeniz kenarında evc-i âsumâne ser çekmiş
bir burundur
kim fil hortumu gibi deryâya uzanmışdır. İslâmbol'dan Kara Hırmeni ve Köstence …
Yedinci tâbûtu Dobruca krallığından İslâm ile müşerref etdüğü Alî Muhtâr bir tâbût alup bu maksad [u] merâmımız olan Keliğra kayalarında Ejderha mağarasında defn edüp Keliğra kayası nâmıyla iştihâr bulmuş kaya olmağıla Keliğra Sultân derler. Lisân-ı Latînde Keliğra ejder-i heft-sere derler. Fesahat-ı lisân-ı Latin'dir. Anınçün yedi kralda medfûn olup âsitâne-i sa‘âdetleri vardır. Üçü Âl-i Osmân hükmünde ulu âsitânelerdir. Ve her diyârda birer ismiyle müsemmâdır. Ammâ Rûm'da Baba Sultân ve Sarı Saltık Sultân ve Keliğra Sultân derler. Ammâ kâfiristân-ı Hıristiyânistân'da İsvet-i Nikola derler. Cemî‘î millet-i Mesîhiyye gâyet mu‘tekidlerdir. Hâlâ cemî‘î dervîşânları def ve kudûmler çalarak alem-i peykerlerin açarak dîb-i Frengistân'da gezüp pâdişâhâne zevk u safâ edüp tatyîb-i hâtırlarıyla cümle nasârâ mukayyed olup nezerât ve sadakalar ihsânlar edüp beleğan-mâ-belağ mâl-i firâvânlar ile yine âsitânelerine gelirler. Ammâ bu bizim deryâdan halâs olup âsitânesinde mihmân olduğumuz Tekye-i Keliğra Sultân, Karadeniz kenarında evc-i âsumâne ser çekmiş bir burundur kim fil hortumu gibi deryâya uzanmışdır. İslâmbol'dan Kara Hırmeni ve Köstence ve Kili câniblerin özleyen gemiler bu Keliğra kayalarını özleyüp gelir. Yüz elli mil yerden nümâyân âsmâne peyveste olmuş kûh-ı bülendlerdir. Deryâ aşırı karşu şark cânibinde Anadolu tarafında Sinop Burnu bu Keliğra kayalarına mukâbildir. İkisi mâbeyni (---) mildir. Küşâde hevâda Keliğra'dan Sinop dağları Sinop'dan Keliğra dağları seçilir. Ammâ gâyet küşâde hevâ ister. Bu Keliğra kayasının tâ burnunda Keliğra Saltık Sultân bir mağara içinde medfûndur kim ejderhânın gâr-ı karârı idi. Ve yine bu mahalde tekyesi âsitâne-i azîmdir kim ibtidâ bânîsi Dobruca Alî Muhtar binâ etmişdir. Azîzin ağaç kılıcı ve sapanı ve def ve kudûmü ve alemi ve sancağ u bayrakları durur. Ve âsitânesinde müte‘addid hücreleri ve yaz meydânı ve kış meydânlarının cânib-i erba‘asında pâk u pâkîze kurbân postlarıyla döşenmiş her post üzre birer sâhîb-i ma‘rifet ehl-i ilm u fâzıl ve âlim u fâzıl cânlar vardır. Cümlesi ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘at mü’min ve muvahhid cânlardır. Evkât-ı hamselerin mescidlerinde edâ eder sâhib-i tertîblerdir. Yüzden mütecâviz âşıkân-ı sâdıkânlardır. Hatta hakîrden sekiz ay Hıfz kırâ’ati üzre 267b Kur’ân-ı Azîm tilâvet etdiler. Bu âsitânenin ve türbe-i pür-envârın revzenleri cümle deryâya nâzırdır. Ve görmeğe muhtâc ibret-nümâ bir matbah-ı Keykâvûs'u vardır. Mu‘allak bir kubbe-misâl dûd-keş bacası vardır. Şeb [u] rûz ale'd-devâm âteş üzre ni‘meti hâzırdır. Âyende vü revendeye ni‘meti mebzûldur. Hayrât [u] akârâtı olmayup pârsâ-yı Muhammedî ile geçinir bir alây fakr [ü] fâka erenleridir. Ve işbâzlarında pây-bürehne ve ser-bürehne cevallâkî zeber-dest tüvâna zivinleri var kim her biri aşk-ı ilâhî ile suhte olup pute-i kâlde hâl sâhibi olmuşlar, böyle bir âsitâne-i kübrâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 267a–267b ·
metinde göster ·
Evsâf-ı ziyâretgâh-ı Hazret-i Muhammed Şâm-ı Gazan: Zamân-ı kadîmde Âl-i Cengiziyân asrında bu mahal bâğ-ı İrem olup Şâm-ı cennet-meşâm gibi olup ve Şâm tarafı olmağıla bu mahalle Şâm derler imiş. Sene 694 târîhinde Muhammed Şâm-ı Gazan bu mahalde bir kal‘a-i metîn ve hısn-ı hasîn inşâ edüp ismine Şâm-ı Gazan dediler ve on bin ma‘dûd re‘âyâ vü berâyâyı tekâlif-i örfiyyeden mu‘âf ve müsellem 304a edüp bu kal‘ada iskân etdirdi. Ba‘dehû kendüye bu türbe-i pür-envârı inşâ etdirüp Irâk-ı Acem'de ve Irâk-ı Arab'da ve Irâk-ı Dâdyân'da mühendisân [u] mi‘mârân ve berr [u] bihâr seyyâhân çeşm-i ibretler ile böyle bir ibret-nümâ-yı âlî binâ görmüş değildir. Hâlâ İslâmbol'da Galata kullesi-misâl eflâke ser çekmiş bir burc-ı Kahkahâ'dır, ammâ hakîr gördükde kapusu tarafının bir cânibi zelzeleden münhedim olup cümle seng-i cibzi pâymâl-ı rimâl olup yatardı. Vâcibü's-seyr bir binâ-yı azîm ve ziyâret-i kadîmdir. Hamd-i Hudâ, Hân ile girüp ziyâret edüp rûh-ı şerîfiyçün bir Fâtîha-i şerîf tilâvet etdik. Kabr-i münevveresinin mermer sandûkasında böyle tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 303b–304a ·
metinde göster ·
Eşkâl-i kal‘a-i Payas: Leb-i deryâda şekl-i murabba‘ seng bînâ bir kal‘a-i ra‘nâdır. Cümle sekiz aded topları vardır ammâ bir burc-ı azîminde balyemez topları ile limanı korudur. Zîrâ Hâleb iskelesi olmağıla gâyet serhaddir ve kal‘ası dâ’iren-mâdâr cirmi sekiz yüz germe hatve adımdır. Dâhil-i kal‘ada toprak ve kireç ile mestûr üç yüz aded hâne-i ma‘mûrları var ve kal‘ası dâ’iren-mâdâr iki kat dîvârları burc [u] bârûsu gâyet metîn ü müstahkem binâ-yı kavîdir ve cânib-i şarka nâzır ikişer kat demir kanatlı kapuları ve handakı üzre ağaç cisri var ve iskele kullesi bir metîn ve müdevver kulledir. Şeb u rûz kal‘a neferâtları bu kulle üzre nigehbânlık ederler. Zirâ gümrük bu mahaldedir ve liman zamân-ı kadîmde gâyet latîf liman imiş. Mürûr-ı eyyâm ile hâlâ ol kadar me‘mûr değildir, bir âb-ı hayât göldür. Yine ba‘zı gemiler girer ammâ iri bârçe ve karavana ve burtun ve galyon gemiler girüp demir bırağıp yatmazlar. Cümle gemiler alarka lenger-endaht olup yatarlar. Sekiz rûzgârdan emîn a‘lâ demir dutar yataklı limandır ve kal‘a handakının sol tarafı kenarında bir müferrah mahkeme-i şer‘-i Resûl müntehâ dud ağacı vardır. Ve bu mahalde iki kanatlı demir kapulu kal‘a-misâl bir hân-ı azîmi var. Kapusu üzre târîhi sene 1007 târîhidir. Bu hân kapusu kal‘a kapusuna nâzırdır. Hânı gâyet mükellef ve müzeyyen ve ma‘mûr [u] âbâdân ve müte‘addid harem odaları ve ıstabl-ı anterli ve develikli ve imâret ve dârü'z-ziyâfeli ve bir harem-i vâsi‘li cemî‘i âyende vü revendegâna ârâmgâh hâne-i bî-minnetdir ve bu hâna karîb bir câmi‘-i musanna‘-i acîb var kim misli meğer İslâmbol'da Silivrikapusu dâhilinde İbrâhîm Paşa 20a câmi‘i ola. Mihrâbı ve minberi gâyet musanna‘dır. Tûlen ve arzen seksen ayakdır ve gâyet şîrîn ü müzeyyen bir câmi‘-i mahbûbdur. Hemân haremi bâğ-ı cinândan nişân verir bir mesîregâh [u] teferrücgâh yerdir. Bu şehr içre böyle bir selâtîn-misâl câmi‘-i pür-envâr olduğundan cemâ‘at-i kesîreli ibâdetgâhdır. Evvelâ harem-i ferâh-fezâsının ortasında bir havz-ı müşebbeki var, dâ’iren-mâdâr etrâfında âbdest muslukları var kim selsebîl-âsâ şeb [u] rûz cereyân edüp tecdîd-i vudû‘ olunur ve bu havzın etrâfında gûnâ-gûn turunc dırahtlarıyla ârâste olmuşdur. Her birisinin sâye-i hoş-hevâsında limon ve turunc şükûfesinin râyiha-i tayyibesinden cemâ‘at-i kesîrenin dimâğı mu‘attar olup hoş bû kesb etdikde ibâdet-i Yezdân ederler. Ve câmi‘in iki kapusu var, biri kıbleye mekşûfdur kim harem kapusudur. Üzerinde âhir mısra‘ı târîhi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 19b–20a ·
metinde göster ·
… odasına aldı. Ammâ bu kal‘a-i Şıkıf'da hâlâ âdem âdemî-zât yok, ma‘mûr u âbâdân
bir burc
[u] bârûsuna rahne isâbet etmemiş şekl-i muhammes bir seng-binâ bir kal‘a-i zîb …
Sene (---) târîhinde Kuds-i Şerîf, kefere-i Freng-i bed-renk destinde iken bu kal‘a-i Şıkıf'ı Şıkıf nâm bir Dürüzî beğinin i‘ânetiyle İşpaniye binâ etmişdir. Ba‘dehû Kudüs'ü Nûreddîn-i Şehîd feth edüp bu kal‘ayı dahi Nûreddînü'ş-şehîd feth etmişdir. Ba‘dehû sene 922 târîhinde Selîm Hân fethidir, be-dest-i Yûnus Paşa. Şâm eyâletinde Kerk sancağı hudûdunda Zeydâniyye kazâsı ve subaşılığı hükmünde evc-i âsumâna ser çekmiş bir yalçın beyâz kûh-ı bülend üzre bir kal‘a-i ibret-nümâdır. Aşağı Tennûr nehrinden tâ kal‘anın zirve-i a‘lâsına iki sâ‘atde urûc olunur. Sene (---) târîhinde Ma‘ânoğlu Âl-i Osmân'a karşu durup ısyân etdikde bu kal‘aya yigirmi bin fitil tüfenk-endâz asker ile kapanup cenge âmâde oldukda kara tarafından eyâlet-i Karamân ve Sivas ve Mar‘aş, Adana ve Haleb ve Şâm ve Şâm Tarablus askerleri bu kal‘ayı muhâsara etdiler. Deryâ tarafından iki yüz pâre kadırga ile donanma-i hümâyûna Kapudan Ca‘fer Paşa serdâr-ı mu‘azzam olup Bektâş Ağa donanma yeniçeri ağası olup yetmiş seksen bin asâkir-i İslâm ile bu kal‘ayı muhâsara edüp bir taşına Ma‘ânoğlu bin baş alup öskes kal‘ayı vermeyüp asker-i İslâm hâ’ib ve hâsir gitdiler. Hâlâ Âl-i Osmân'ın meteris yerleri âşikâre durup niçe bin şühedâ-yı Âl-i Osmân medfûndur. Kıble tarafı nehr-i Tennûr deresine nâzır câh-ı gayyâdır. El-ıyâzen-billah âdem aşağı bakmağa cür’et edemez ve aşağı derenin bir tarafında Ba‘albek kal‘ası vâdîsinden gelen nehr-i Rıtân nehr-i Tennûr'a mahlût olur ve Şıkıf kal‘asına gelen Ayn-i Sûl karyesinden tulû‘ eden nehr-i Sûl bu nehr-i Tennûr'a mahlût olup mezkûr üç nehrin feryâd [u] figânından âdemin kulağı asam olup bir fersah yerden istimâ‘ olunur. Mezkûr kal‘a-i Şıkıf'dan Ma‘ânoğlu üstâd-ı kâmil kûhkenler getirüp kal‘adan aşağı nehirlere gelince bin iki yüz kademe taş nerdübân kesüp kal‘adan suya inilir nihânî su yolları vardır kim râygân değildir. Sene-i âtîde yine Ma‘ânoğlu üzre kel-evvel asker-i bî-pâyân ile Küçük Ahmed Paşa serdâr olup Ma‘ânoğlu'nu zorâzor kuvvet-i bâzû ile kal‘a-i (---)(---) çıkarup der-i devlete gönderüp huzûr-ı Murâd Hân-ı Râbi‘de kellesi galtân olup oğlu (---) Beği harem-i hâsda odasına aldı. Ammâ bu kal‘a-i Şıkıf'da hâlâ âdem âdemî-zât yok, ma‘mûr u âbâdân bir burc [u] bârûsuna rahne isâbet etmemiş şekl-i muhammes bir seng-binâ bir kal‘a-i zîbâdır. Her taş fîl cüssesi kadar var. Kat-ender-kat sarâyları ve müte‘addid hücreleri ve kâ‘aları ve bir câmi‘i ve gılâl anbarı ve cebehâne 38a odaları ve bârân-ı rahmetden nâzil olan mâ-i zülâl içün su sarnıçları var kim cümle binâlarında aslâ ahşâbâtdan bir hatab makûlesi yokdur. Cümle kârgîr binâlardır kim henüz üstâd-ı mi‘mâr elinden çıkmışdır. Ammâ bu kal‘ada sâ‘at gibi kurulu bir gûne un değirmeni vardır, diller ile ta‘bîr olunmaz san‘at-ı acîbdir. Bu kal‘a imâr olup benî Âdem ile pür olsa vâhid ke-elf bir kal‘a-i üstüvâr olurdu. Bu kal‘ayı temâşâ ederken ba‘zılar Zeydâniyye kal‘asın medh etdiler. Hemân aşağı ordu-yı İslâm'a inüp paşadan me’zûn olup kırk elli yiğit başıma cem‘ edüp nehr-i Tennûr'u geçüp yedi sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 37b–38a ·
metinde göster ·
zîh zîh minâre-i mebrûmu vardır. Ol kadar musanna‘ değildir ve cemâ‘atdan garîb …
Evvelâ bu câmi‘-i atîk Mihal köprüsü başında nehr-i Meriç sâhili kurbunda Filibe şehri şâhrâhı üzre bir düz vâsi‘ çemenzâr-ı bâğ-ı İremezât içre Küpeli câmi‘ nâmıyla şöhre-i şehr olmuş musallâ-yı Yıldırım Hân'dır. Sebeb-i tesmiyyesi oldur kim niçe tâk-i Havernâklarının ortalarında üstâd-ı mi‘mâr [u] mühendisîn-i bennâ birer halka-i ra‘nâ âvîzeler asmışdır. Anınçün Küpeli câmi‘ derler. Bu câmi‘ Timur hâdisesinde nâ-tamâm kalup Yıldırım Hânzâde Çelebi Sultân Mehemmed ve binti Yıldırım Hân Küpeli Sultân bir menkûşun fürûht edüp pederi câmi‘in itmâm etdiklerinden Küpeli Câmi‘ derler. Kıble kapusu ve bir burmalı zîh zîh minâre-i mebrûmu vardır. Ol kadar musanna‘ değildir ve cemâ‘atdan garîbdir. Zîrâ bânîsi merhûm olmağıla dürr-i yetîm-âsâ yetîm kalmışdır. Ammâ rasâs-ı hâs ile mestûr olan kıbâbları metânet üzre binâ-yı ra‘nâ olmuşdur. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 152a ·
metinde göster ·
… lanîce vâki‘ olmuşdur, ammâ şark tarafı gâyet âlî olup evc-i âsumâna ser çekmiş
bir burc-ı
âlîsi olup aşağı deresi derk-i esfelden nişân verir bir çâh-ı gayyâ olduğundan …
Evvelâ bu kal‘a-i ser-bülend kûh-ı Dehdîvân ile kûh-ı Âvîh mâbeyninde bir vâsi‘ sengistân uz içinde Âvîh deresi solunda ve İskender deresi sağında bu nehreyn-i zülâleyn bir yere mahlût olduğu mahalde evce ser çekmiş bir yalçın kaya üzre Şeddâdî binâ-misâl seng-tıraşlar ile mebnî bir kal‘a-i kavîdir kim her seng-i hârâsı pil-i Mengurûsî cüssesi kadardır. Bu kal‘a vaz‘ olduğu püşte-i bâlâ iki nehir mâbeyninde gûyâ cezîre-misâl vâki‘ olmuşdur. Ammâ gâyet serâmed kanâre-i âlîdir kim kal‘anın dervezesine altı yüz adımda urûc olunur, sa‘b yolu vardır. Cirm-i kal‘a oldur kim şarkdan garba şekl-i murabba‘dan tulanîce vâki‘ olmuşdur, ammâ şark tarafı gâyet âlî olup evc-i âsumâna ser çekmiş bir burc-ı âlîsi olup aşağı deresi derk-i esfelden nişân verir bir çâh-ı gayyâ olduğundan mezkûr kulle-i bülendden hânlar ba‘zı vâcibü'l-izâle olan âdemleri ol kulle-i bâlâdan aşağı endâht edüp pâre pâre olur. Anınçün ol şark tarafında kulle-i âlîye "Kanlı kulle" derler. Bir kulle dahi cânib-i garbda hân sarâyı köşesinde kulle-i azîmdir kim içinde cebehâne-i gûnâ-gûnlar vardır ve cümle altı yüz yetmiş aded dendân-ı bedendir ve her bedende birer mazgal deliği vardır ve anlardan aşağı birer kat mazgal delikleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 223a ·
metinde göster ·
… ûbu ve garbîsi ve yıldız tarafı ve şimâlîsi cümle Van deryâsıdır kim deryâ içre
bir burun
gibi çıkmış bir serâmed kayadır. Garâbet bunda kim kal‘anın kayasının ta zirve- …
Bu kal‘a üzre meğer felekde melekler havâle oluna, yohsa cânib-i erba‘asında bu kal‘aya hâ’il yokdur. Kıblesi ve cenûbu ve garbîsi ve yıldız tarafı ve şimâlîsi cümle Van deryâsıdır kim deryâ içre bir burun gibi çıkmış bir serâmed kayadır. Garâbet bunda kim kal‘anın kayasının ta zirve-i a‘lâsından bir azacık sucağız cereyân etdüği mîzâbları zâhirdir. Meğer bu kûh-ı bülend üzre bir sucağız var imiş ve derûn-ı kal‘ada bir câmi‘ ve elli mikdârı hâne ve ambarlarında darı ve çeltikli pirinç ve altı mikdârı şâhî topları varmış. Hakkâ ki bu kal‘a kal‘a-i Kahkahâ-yı Van'dır, ammâ her bâr çıkması emr-i asîrdir. Bu kal‘anın derûnunda zahîresi oldukdan sonra, husûsan içinde suyu vardır. Buna bir vecih ile zafer mümkin değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 246a ·
metinde göster ·
… ı kayalar içre nüzûl olunur su yolu vardır. Bu su yoluna nâzır Bâlâburç nâmıyla
bir burc-ı
Kahkahâ vardır kim bu su yolunu korudur, kirpi yünü gibi dizilmiş balyemez topl …
Van kal‘ası altından cümle (---) aded uyûn-ı âb-ı zülâller cereyân edüp Horhor nâm mahalde değirmân yürüdür enhâr-ı âb-ı hayâtdır. Ve Tebrîz kapusunun iç yüzünde kezâlik bir kaynağ-ı azîm mücellâ kırk bir âb-ı zülâldir kim nûş eden bir kuzu tenâvül edüp hazm eder. Ve bir kaynak dahi Suluk kal‘asındadır kim Bâlâburç'undan aşağı kayalar içre nüzûl olunur su yolu vardır. Bu su yoluna nâzır Bâlâburç nâmıyla bir burc-ı Kahkahâ vardır kim bu su yolunu korudur, kirpi yünü gibi dizilmiş balyemez topları vardır. Ve bir konak dahi Van kal‘asının şimâlinde yine su kullesi vardır. Anda dahi kayadan aşağı iner su yolu vardır. Bâlâburç Sultân Türbesi'nden aşağı nüzûl eder, kayalar içre su yolları vardır ve bu yollara nâzır hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kulle-i gevher-nigînler var kim balyemez toplar kat-ender-kat dizilmişdir kim aşağı su kullesin muhafaza eder. Bu kayanın aşağısı sazlı bataklı yerdir. Hergiz yanına âdem varamaz. Zîrâ Van topları bu mahalde âdem değil kuş kondurmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 257b ·
metinde göster ·
… niz'i karışdırdıkda Eski İslâmbol ve Kaydefa şehirleri gark olup bu Aydıncık da
bir burunda
vâki‘ olmağile gark olup Kapudağı burnu ile bu Aydıncık arası bir boğaz olup Ka …
Der-sebeb-i harâbât-ı şehr-i Aydıncık: Oldur kim, kaçan emr-i Hakk ile İskender-i Zülkarneyn sedd-i Ye’cûc'ü yapup avdetde Karadeniz boğazın kesüp, bahr-i Rûm'a Karadeniz'i karışdırdıkda Eski İslâmbol ve Kaydefa şehirleri gark olup bu Aydıncık da bir burunda vâki‘ olmağile gark olup Kapudağı burnu ile bu Aydıncık arası bir boğaz olup Kapudağı ve Bandırma bir cezîrede kalup Aydıncık beride kaldı. Ol zamândan berü harâb olup ba‘dehû Kütâhiyye sâhibleri Germiyânoğlu amâr edüp sene (---) târîhinde Timur Hân İzmir'i âteşe urup Balat şehrin ve Ayasuluğ şehrin ve Melas şehrin harâb etdiği sene bu Aydıncığı da harâb etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 87b ·
metinde göster ·
boğaz ağzında ve bir kumsal yerde bir tarafı nehr-i (---)(---) cereyân edüp tu …
Eşkâl-i kal‘a-i Sultâniyye: Leb-i deryâda bir burunlu boğaz ağzında ve bir kumsal yerde bir tarafı nehr-i (---)(---) cereyân edüp tulû‘u tâ (---) gelüp bu kal‘a dibinde Akdeniz'e munsabb olur. Kal‘anın 91b bir burcu bu nehir kenârında olmağile gizlice su yolları henüz binâ olunmada idi. Kal‘a dahi hemçünân nâ-tamâm olup ancak leb-i deryâda azîm tabyalar üzre mehîb balyemez topları var idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 91a–91b ·
metinde göster ·
… p tulû‘u tâ (---) gelüp bu kal‘a dibinde Akdeniz'e munsabb olur. Kal‘anın 91b
bir burcu
bu nehir kenârında olmağile gizlice su yolları henüz binâ olunmada idi. Kal‘a d …
Eşkâl-i kal‘a-i Sultâniyye: Leb-i deryâda bir burunlu boğaz ağzında ve bir kumsal yerde bir tarafı nehr-i (---)(---) cereyân edüp tulû‘u tâ (---) gelüp bu kal‘a dibinde Akdeniz'e munsabb olur. Kal‘anın 91b bir burcu bu nehir kenârında olmağile gizlice su yolları henüz binâ olunmada idi. Kal‘a dahi hemçünân nâ-tamâm olup ancak leb-i deryâda azîm tabyalar üzre mehîb balyemez topları var idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 91a–91b ·
metinde göster ·
… eni kal‘a önünden deryâyı bir mîl kadırgalara varınca bir hafta[da] dağlar gibi
bir burun-misâl
doldurup bir sedd-i İskender edüp ol gün üstüne azîm balyemez toplar koyup atdı …
Bu tabyalardan sekdirme toplar atılup gülleler bir tarafdan bir tarafa içeriki kal‘alar topu gibi yetişmediğinden hemân Köpürlü Mehemmed Paşa derûn-ı dilden himmet edüp Nev-binâ temelinden bir mîl deryânın sığ yerlerine on dâne çürük kadırgaları cemî‘i donanma forsalarına ve cümle Âl-i Osmân askerine "Koma kurdum" deyüp mezkûr kadırgaları taş ile doldurup kadırgaları deryâya batırup tâ yeni kal‘a önünden deryâyı bir mîl kadırgalara varınca bir hafta[da] dağlar gibi bir burun-misâl doldurup bir sedd-i İskender edüp ol gün üstüne azîm balyemez toplar koyup atdıklarında gülleleri bî-bâk karşu tarafa geçdikde sa‘âdetlü pâdişâh anda bir mendirek burcu yapmak fermân eyleyüp mübâşeret etdiler. Dahi bu kal‘a nâ-tamâm olmağile imârâtından bir şey yok idi. Ancak şekl-i murabba‘ bir şeddadî tîşeden çıkma taş binâ bir kal‘a-i ra‘nâ olmada idi. Dâ’iren-mâdâr cürm-i esâsı bin yüz adım idi ve derûn-ı hisârda bir hünkâr câmi‘ine mübâşeret etmişler idi. Sa‘âdetlü pâdişâh bu kal‘ayı itmâm-ı sa‘y-ı tâm edüp gâhîce sayd [u] şikâra gider birkaç tazı ve zağar ve doğan haberin alup Çakırcıbaşı Cânpoladzâde hakîri fermân-ı pâdişâhîyle Bozcaada Muhâfızı Sührâb Mehemmed Paşa'ya gönderdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 91b ·
metinde göster ·
Bu varoş-ı azîm kal‘a-i Belgrad'ın şimâli ve şarkı ve kıblesi ve cenûbu ve garbı tarafların ihâta etmiş bir varoş-ı mu‘azzamdır. Ancak yıldız rüzgârı ve batı garb tarafı nehr-i Sava ve nehr-i Tuna'dır. Mâ‘adâsı sevâd-ı mu‘azzam Bosnasarây şehri gibi kat-ender-kat belde-i kebîrdir, lâkin cânib-i muhammesinde aslâ kal‘a-i rabât yokdur. Zamân-ı kadîmde Abaza Paşa köşkü nâm mahalde hâlâ niçe yerde râyegândır. Nehr-i Sava'dan nehr-i Tuna'ya varınca bir handak-ı amîk kesüp bu şehir bir burun ucunda kalup emn [u] amân olmuş. Ba‘dehû Süleymân Hân'ın du‘âsı berekâtıyla bu şehir amâr oldukça ol handak-ı mezbûrun niçe yeri şehir içinde ve niçe yeri bâğlar içinde kalmışdır. Hattâ Çinili Hammâm nâm imâret ol handak içinde binâ olmuşdur. Anıniçün hâlâ bu varoş etrâfında sûr ve handak yokdur. Ve böyle bir bender-i azîmdir kim hîn-i ma‘rekede on bin aded güzîde pür-silâh asker müheyyâ çıkar gâyet ulu şehirdir kim nehr-i Sava ile nehr-i Tuna mâbeyni şehir taşrasından kâmil üç bin beş yüz adımdır. Eğer kal‘a ile Sava ve Tuna kenârında olan evler kenâr ile adımlanup hisâb olunsa belki yigirmi bin adım cirmi ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 113b ·
metinde göster ·
… nde vilâyet-i Pulya ve vilâyet-i Kalora burnudur kim deryâya beş yüz mîl çıkmış
bir burundur
. Anın ardı yine Akdeniz kenârında yine vilâyet-i İşpaniye ve vilâyet-i Fransa h …
Bu Körfez'in bu mahal nihâyetinden tûlu cânib-i kıbleye boğaz ağzındaki Mora vilâyetindeki mukâbil Körfez adasına ve Zaklise ve Kefalonya adalarına varınca bu Körfez deryâsının tûlu bin beş yüz mîldir. Beri şimâl tarafı vilâyet-i Mora ve kal‘a-i Ayamavra ve Arnavudluk'dan vilâyet-i Delvine ve vilâyet-i Avlonya ve kal‘a-i Drac ve kâfirin Kotur boğazı ve Nova kal‘amız. Andan vilâyet-i Dobra-Venedik ve vilâyet-i Hersek sâhillerinde vilâyet-i Pirmorya ve kâfirin kal‘a-i İspilet ve kal‘a-i şibenik ve kal‘a-i Zadra ve kal‘a-i Moran ve kal‘a-i Dodoşka'da körfez tamâm olup karşu tarafıyla cenûbdur. İşpaniye vilâyetinde vilâyet-i Pulya ve vilâyet-i Kalora burnudur kim deryâya beş yüz mîl çıkmış bir burundur. Anın ardı yine Akdeniz kenârında yine vilâyet-i İşpaniye ve vilâyet-i Fransa hükümleridir, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 141b ·
metinde göster ·
… râhları zâtî kesme kayalı pâk ve mücellâ kaldırımdır ve kal‘ası dahi göl içinde
bir burun
kaya üzre gûyâ ada-misâldir, ammâ karaya ittisâli vardır. Bunun dahi kaldırımla …
Ve cümle yüz aded dükkânları var. Ekseriyyâ balık kurusu ve bakkal ve zenânlardır, ammâ bezzâzistânı yokdur ve cemî‘i şâhrâhları zâtî kesme kayalı pâk ve mücellâ kaldırımdır ve kal‘ası dahi göl içinde bir burun kaya üzre gûyâ ada-misâldir, ammâ karaya ittisâli vardır. Bunun dahi kaldırımları hemçünân kesme kayalardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 178a ·
metinde göster ·
Bu iki deniz mâbeyni on konak yere varınca sevâd-ı mu‘azzam
bir burundur
kim Mora vilâyetinde Manya burnu gibi cengelistân ve sengistân yalçın ve bî-hâs …
Bu iki deniz mâbeyni on konak yere varınca sevâd-ı mu‘azzam bir burundur kim Mora vilâyetinde Manya burnu gibi cengelistân ve sengistân yalçın ve bî-hâsıl dağlardır kim nısfına Kara Dağlar ve nısfına Kilimente dağları derler. Kırk yedi bin tüfeng-endâz zîr [ü] zeber-dest Arnavud kâfirleridir kim mukaddemâ İskenderiyye'ye tâbi‘ler idi, cezîre-i Girid gazâsından berü bu kâfirler Venedik'e tâbi‘ olup Kandiye kal‘asına imdâda gider. Ve bu Kilimente burnunda yedi pâre kal‘alar cümle Venedik hükmündedir kim kapudanları Fireng ve askerîsi cümle Arnavud kefereleridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 35b ·
metinde göster ·
Tuna'ya havâle bir dağ üzre şekl-i muhammes seng-tırâş bir Şeddâdî binâ kal‘a-i …
Eşkâl-i kal‘ası: Nehr-i azîm Tuna kenârında bir burunda Tuna'ya havâle bir dağ üzre şekl-i muhammes seng-tırâş bir Şeddâdî binâ kal‘a-i ra‘nâ imiş, ammâ hâlâ Süleymân Hân beddu‘âsıyla hakîkatü'l-hâl her sene elbette bir tarafı yere yıkılmadadır. Anıniçün vîrânca bir küçük kal‘adır, ammâ iç kal‘ası amârdır, ammâ taşra kal‘asında aslâ evler yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 59a ·
metinde göster ·
vâkı‘ olmağile üç tara[fı] nehr-i Dırava'dır. Ol taraflar yarlar ve bayırlardır …
Bu kal‘a Dırava kenârında bir burunda vâkı‘ olmağile üç tara[fı] nehr-i Dırava'dır. Ol taraflar yarlar ve bayırlardır, aslâ handakı yokdur ve lâzım da değildir. Bu yalı tarafları da ancak yalın kat dolama çit palanka dîvârdır. Câ-be-câ suya enecek suluk kapucukları vardır, nerdübân-ı haşeb ile suya enilir. Bu su taraflardan mâ‘adâ kara tarafı ki Şeddâdî dîvârdır, ol tarafda sudan suya varınca toprakdan kesüp kazılmış bir vâsi‘ ve amîk ve arîz handakı vardır. Kefere zamânı içinden Dırava suyu akup handak içinde kefereler balık sayd ederlermiş. Hâlâ mâhîleri sayd edecek bend yerleri handak içinde nümâyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 61b ·
metinde göster ·
… ta kal‘anın şimâlî köşesinde nehr-i Dırava kenârında yine orta kal‘aya muttasıl
bir burunda
çâr-kûşe bir Şeddâdî tula binâ bir kal‘a-i ra‘nâcıkdır, ammâ küçücecikdir. Çâr- …
Der-nişâne-i evsâf-ı İç [Kal‘a]: Bu Orta kal‘anın şimâlî köşesinde nehr-i Dırava kenârında yine orta kal‘aya muttasıl bir burunda çâr-kûşe bir Şeddâdî tula binâ bir kal‘a-i ra‘nâcıkdır, ammâ küçücecikdir. Çâr-kûşesinde çâr-rükn gibi serâmed kulleleri cebehâne-i gûnâ-gûnlar ile memlû kulle-i bâlâların üzerleri tahtalı sivri kubâblardır. Cânib-i cenûba meftûh bir kapusu üzre kullede her şeb mehterhâne-i pâdişâhî tabılları döğülür. Bunda dizdârhânesi ve cebehâneden gayri bir amâr yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 62a ·
metinde göster ·
… e bir tabya-i azîm var kim cemî‘i Budin tabyalarından büyük sedd-i Ye’cûc-misâl
bir burc-ı
tâcdır kim üstünde beş yüz atlı cirid oynamak mümkündür. Tabaka-i fevkânîsinde …
Der-alâmet-i aşağı kal‘a-i varoş-ı amâristân: Evvelâ mezkûr ve memdûh Kızılelma Sarâyı'ndan lodos cânibine yokuş aşağı şekillice sarây altından giderken iki kat metîn kal‘a dîvârları arasında on aded neferât evlerin ve azîm tabyaların geçüp andan aşağı Suluk kapusu vardır. Ol kapunun iç yüzünde bir tabya-i azîm var kim cemî‘i Budin tabyalarından büyük sedd-i Ye’cûc-misâl bir burc-ı tâcdır kim üstünde beş yüz atlı cirid oynamak mümkündür. Tabaka-i fevkânîsinde on pâre balyemez topları var ve tabaka-i tahtânîsinde dahi on aded şayka topları var kim her birinin içine birer âdem sığar kim her bir top-ı kal‘a-kûp ejder-i heft-ser gibi çit siperlerin ardında arabalar üzre ağız açup durur. Bu tabyaya yedi ağa ve yedi yüz aded mustahfızân kullar me’mûrlardır, zîrâ bu kulleye Gerz İlyâs dağı havâledir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 83b ·
metinde göster ·
bir yalçın kaya üzre vâkı‘ olmuş. Hattâ Matyaş Kral bu Üstürgon'a mâlik oldukda …
Bu hisâb üzre kal‘a-i Üstürgon hemân bir burunda bir yalçın kaya üzre vâkı‘ olmuş. Hattâ Matyaş Kral bu Üstürgon'a mâlik oldukda bu mezkûr yalın kat palanka dîvâr önünde alçak dereden bir Tuna'dan bir Tuna'ya varınca kesmeğe mübâşeret etmiş, ammâ Matyaş Kral mürd-i mât olup vücûdundan ve eser-i binâsından bir şey kalmamış, ammâ eğer eyle olsa kal‘a-i Üstürgon nehr-i Tuna içinde bir cezîrede kalup hısn-ı hasîn ve sedd-i İskender olurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 97b ·
metinde göster ·
bâlâ kulle-misâl çâr-kûşe bir sâ‘athânesi var kim nâkûsu hammâm kubbesi kadar v …
Ve yine bu meydânda bir burc-ı bâlâ kulle-misâl çâr-kûşe bir sâ‘athânesi var kim nâkûsu hammâm kubbesi kadar var, sadâsı tâ kal‘a-i Litre'de ve kal‘a-i Üstürgon‘da istimâ‘ olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 131b ·
metinde göster ·
Menzil-i karye-i Yarka: Bu menzilde bir depe ve bir şepe ve bir çığ ve
bir burma
savruntu yığ ile rîh-i akîm ve bâd-ı sarsarlar esüp ne hayme vü hargâh ve ne bâ …
Menzil-i karye-i Yarka: Bu menzilde bir depe ve bir şepe ve bir çığ ve bir burma savruntu yığ ile rîh-i akîm ve bâd-ı sarsarlar esüp ne hayme vü hargâh ve ne bâr [u] büngâh yerinde kalmayup cümle ber-havâ tayerân edüp herkes "İnnâlillâh" âyetlerin tilâvet etmeğe başladılar. El-azametullâh bu rîh-i Semûdlar cemî‘i develeri yıkup ve atları ve katırları birbirlerine katup bu vâdî-i hâmûnda her dâbbeler karlar üzre serserî gezerler ve her hüddâmânlar cânlarından bezerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 138b ·
metinde göster ·
… bir vech ile yürüyüş edüp yanına varılmaz, zîrâ bu hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn
bir burunda
bir yalçın kanara püşte üzre vâkı‘ olup cânib-i selâsın nehr-i Diçina ihâta etm …
Ve bir hâl ile bu kal‘aya lağım ve toprak sürmek kâr eylemez. Gerçi şimdiki zamânımızın savaş-ı perhâşına göre sademât-ı topa dayanmaz, tîz münhedim olur, ammâ bir vech ile yürüyüş edüp yanına varılmaz, zîrâ bu hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn bir burunda bir yalçın kanara püşte üzre vâkı‘ olup cânib-i selâsın nehr-i Diçina ihâta etmişdir kim ol su gûyâ gayyâ deresinden cereyân edüp kal‘adan bir taş atsan aşağı dereye ol taş hayli zamândan sonra ener.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 140a ·
metinde göster ·
Ve bu Nova'nın poyraz tarafına iki mîl ba‘îd Kombur kal‘ası derler
bir burunda
vâkı‘ olmuş bir tarafı tâ Nova kal‘asın döğer ve bir tarafı tâ kâfirin Kotur ka …
Ve bu Nova'nın poyraz tarafına iki mîl ba‘îd Kombur kal‘ası derler bir burunda vâkı‘ olmuş bir tarafı tâ Nova kal‘asın döğer ve bir tarafı tâ kâfirin Kotur kal‘asın döğer bir lâzımlı kal‘amız imiş. Lâkin küffâr-ı hîlekâr-ı âkıbet-endîş-kâr, "Elbette bir gün Âl-i Osmân bu bizim Kotur kal‘asın muhâsara edüp bu Türk'ün Kombur kal‘ası Kotur kal‘amıza rahne verüp Kotur'a gidüp gelen gemilerimize mâni‘ olur" mülâhazasıyla Sultân Osmân-ı şehîd asrında zorba sipâhîlere altun yedirüp bu Kombur kal‘asından emr-i pâdişâhî ile kulların Nova kal‘asına sürüp Kombur kal‘asın Fireng kâfirleri münhedim ederler, ammâ elzem-i levâzımından metîn kal‘adır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 154b ·
metinde göster ·
Eşkâl-i tarh [u] tarz-ı Yenikal‘a: Nehr-i Morava kenârında orman hıyâbânlı
bir burunda
Kanije gibi ağaçdan bir kal‘a-i cedîd imiş, ammâ hakkâ ki mel‘ûn küffâr bir sed …
Eşkâl-i tarh [u] tarz-ı Yenikal‘a: Nehr-i Morava kenârında orman hıyâbânlı bir burunda Kanije gibi ağaçdan bir kal‘a-i cedîd imiş, ammâ hakkâ ki mel‘ûn küffâr bir sedd-i İskender inşâ etmiş. Dolma dîvârının enniliği ellişer ayak ve yüksekliği ellişer arşın âlî dolma palanka dîvâr olup kal‘a ağaçlarının ba‘zısı yerli ağaç olup yapraklarıyla kal‘a dîvârından olmuş köklü dıraht-ı müntehâlar kim aslâ müddet-i medîd fenâ bulmaz köklü ve yerli mîşe ve pelîd ağaçları mâbeynlerin toprak doldurup kal‘a dîvârı etmiş ve kara tarafına sedd-i İskender-vâr yedi aded azîm vezni üzre tabyalar etmiş kim her birinde kırkar ve ellişer aded balyemez topları ve gayri kolumburna ve şâhîleri var, ammâ nehr-i Morava tarafı kendilerinin olmak ile su kenârında kal‘a dîvârı yokdur, lâkin bu tarafa elli pâre gemiler üzre bir cisr-i azîm binâ edüp karşu tarafda kendülerinin Ligradcık kal‘asından ve Çakatorna kal‘asından ve Mekemorya vilâyetlerinden her gün niçe bin küffâr gelüp kal‘aya cisrden geçüp imdâda gelirlerdi. Her tarafdan zahîrelerin getirirlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 183a ·
metinde göster ·
… isâr-ı üstüvâr-ı bâlâdır. Gûyâ Tuna Belgrad'ının iç kal‘ası gibi Tuna kenârında
bir burunda
vâki‘ olmuş bir Şeddâdî hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kal‘a-i ra‘nâdır.
Nehr-i Tuna kenârında evc-i âsumâna berâber bir kırmızı yalçın kanara kaya-yı mehîb üzre şekl-i muhammes bir seng-i tırâş kal‘a-i savaşdır kim Budin ve Egre ve Kanije ve Ustolni-Belgrad sahrâları ve serhadlerinde misli meğer kal‘a-i Şikloş ve kal‘a-i Üstürgon ola, böyle bir sa‘b hisâr-ı üstüvâr-ı bâlâdır. Gûyâ Tuna Belgrad'ının iç kal‘ası gibi Tuna kenârında bir burunda vâki‘ olmuş bir Şeddâdî hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kal‘a-i ra‘nâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 28b ·
metinde göster ·
… eri Mitroviçse kasabası sahrâsıdır ve cânib-i erba‘ası bâğlardır. Hatta bâğları
bir burun
gibi ileri çıkmış Furuşka dağları serâpâ bâğlar olmak ile tâ Belgrad'dan Furuşk …
(---)(---) da Sirem sancağı hâkinde voyvadalıkdır ve kazâsı (---)(---) serdârı ve kethudâyeri ve a‘yânı vardır ve amâristânı Furuşka yaylası dibinde lodos cânibleri Mitroviçse kasabası sahrâsıdır ve cânib-i erba‘ası bâğlardır. Hatta bâğları bir burun gibi ileri çıkmış Furuşka dağları serâpâ bâğlar olmak ile tâ Belgrad'dan Furuşka bâğlarının dağları görünür. Cümle yigirmi dörd bin aded öşr verir bâğları dağları dutmuşdur. Ve şehrinin cümle imâretleri (---) mahalle-i müslimîndir ve dörd mahalle-i müşrikîndir. Ve cümle (---) aded tahta örtülü vâsi‘ ve ma‘mûr hânedân-ı ra‘nâlardır. Ve cümle ikişer kanatlı porta kapuları vardır. Ve cümle (---) aded mihrâbdır. (---) câmi‘i
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 31a ·
metinde göster ·
… arafı çöllerdir. Hemân bu kal‘a nehr-i Özü kenârında bir yalçın kaya püşte üzre
bir burunda
cezîre misâl doğan gibi konmuş ismi müsemmâsına mutâbık bir kal‘a-i Doğan'dır k …
Bu kal‘a Özü kal‘asına ve Bender kal‘asına ve Kırım cezîresi ağzında mezkûr Or kal‘asına üçer konak yerlerdir, ammâ her tarafı çöllerdir. Hemân bu kal‘a nehr-i Özü kenârında bir yalçın kaya püşte üzre bir burunda cezîre misâl doğan gibi konmuş ismi müsemmâsına mutâbık bir kal‘a-i Doğan'dır kim her bâr sayd [u] şikâr gözedir. Târîhimize göre Hak Te‘âlâ dâ’imâ mekr-i a‘dâdan emîn ede âmîn.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 111a ·
metinde göster ·
… i savaşdır. Ve leb-i deryâda bir düzlük yerde cânib-i erba‘ası deryâ olup hemân
bir burunda
cezîre-misâl vâki‘ olmuşdur.
Cümle etrâfında yigirmi dörd aded çâr-kûşe kullelerinin üstleri cümle kırmızı kiremit örtülü serâmed kullelerdir. Ve her kulle mâbeynleri yüz ellişer germe adımdır. Bu hisâb üzre kal‘a-i Gözlev’in dâ’iren-mâdâr cirmi üç bin dör[d] yüz hatvedir ve gird-â-girdi beş köşe bir Şeddâdî yonma taş bir müzeyyen kal‘a-i savaşdır. Ve leb-i deryâda bir düzlük yerde cânib-i erba‘ası deryâ olup hemân bir burunda cezîre-misâl vâki‘ olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 118a ·
metinde göster ·
… ndese üzre dizilmiş dendân-ı bedenli ve her bedende mazgal delikli kal‘adır kim
bir buruna
vâki‘ olup kıble cânibi ve maşrık tarafı ve poyraz tarafı deryâ fırtınasından c …
Der-vasf-ı şehrengîz-i tetimme-i külliyât-ı şehr-i Gözlev: Evvelâ bu kal‘a sâ’ir kılâ‘lar gibi ikişer üçer kat dîvârlı değildir, ancak yalın kat dîvârdır. Ammâ kırk arşın enli âlî ve dörder arşın enli dîvârlı ve hendese üzre dizilmiş dendân-ı bedenli ve her bedende mazgal delikli kal‘adır kim bir buruna vâki‘ olup kıble cânibi ve maşrık tarafı ve poyraz tarafı deryâ fırtınasından cem‘ bir gölün burnundadır. Ve Odun kapusundan taşra çıkup deryâ ile halîc ortasında üç sâ‘atlik yer karadır. Gölünde gûnâ-gûn mâhîleri çıkar başka emînlikdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 119a ·
metinde göster ·
… ı kurbunda Suda limanıdır. Ammâ bu Sarkirmân kal‘ası iki liman-ı azîm ortasında
bir buruna
vâki‘ olup bu kal‘a limanlarının karşu tarafında bir mîl karşı,
Zamân-ı kadîmde Leh kralları binâsıdır. Andan Ciniviz Frengi Kırım'a mâlik olmak ile Ciniviz bu kal‘aya istîlâ edüp yetmiş yıldan sonra yine Leh kralı ile Akkirmân sâhibi Salsaloğlu yek-dil [ü] yek-cihet olup bu kal‘ayı dest-i Ciniviz'den ele alup kabza-i tasarrufunda kalup içindeki Leh beğzâdenin birisi karındaşıyla hüsn-i zindegânî edemeyüp Mikal nâm Leh beğzâdesi Maskov kralına firâr edüp Özü suyu ile üç bin pâre kayık ile bu Sarkirmân üzre asker-i bî-pâyân çeküp gelür. Niçe zamân karındaşıyla harb [ü] kıtâl edüp âhır-ı kâr karındaşı bir gece kal‘adan gemilere binüp firâr etdikde Maskov'dan gelen karındaşı bu 121a kal‘a-i Sarkirmân'ı "Karındaşıma yine kalmasın" deyü Maskov askeriyle bir yıl kal‘ada oturup gücile bir [yıl]da harâb eder. Hâlâ kal‘asının câ-be-câ yerleri vîrândır. Ol zamân bu kal‘a içinde yetmiş bin aded ma‘mûr hânedânları var imiş. Bu kal‘anın zemîni bir liman ağzına vâki‘ olup kıble tarafı liman-ı azîmdir kim içine on bin pâre gemi sığar gûyâ cezîre-i Girid'de Hanya kal‘ası kurbunda Suda limanıdır. Ammâ bu Sarkirmân kal‘ası iki liman-ı azîm ortasında bir buruna vâki‘ olup bu kal‘a limanlarının karşu tarafında bir mîl karşı,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 120b–121a ·
metinde göster ·
vâki‘dir. Ancak bir kat kalın dîvâr çekilmişdir. Gayri kal‘alar gibi bu kal‘a d …
Ve kal‘ası bu kûh-ı bâlânın şark 122a tarafında bir burunda vâki‘dir. Ancak bir kat kalın dîvâr çekilmişdir. Gayri kal‘alar gibi bu kal‘a dîvârında bedenler ve kulle-i bî-bedeller yokdur. Ve gayri uçurum yerlerinde dahi kal‘a dîvârları aslâ yokdur ve lâzım da değildir, zîrâ Yed-i Kudret ile bu kaya kal‘a halk olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 121b–122a ·
metinde göster ·
Zîrâ Tat eli nevâhîleri Kırım cezîresinin kıblesi tarafında
bir burun
ucunda vâki‘ olmağile sapa yerde olup başka bir gûne ağır kelimâtları vardır. N …
Zîrâ Tat eli nevâhîleri Kırım cezîresinin kıblesi tarafında bir burun ucunda vâki‘ olmağile sapa yerde olup başka bir gûne ağır kelimâtları vardır. Ne Urûm lisânıdır ve ne Çağata [ve] Laz kavmi lisânıdır. Hemân başka bir lehçeleri var, ammâ kendüleri tekellüm etdiklerinde âdem hayrân kalır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 136b ·
metinde göster ·
… kal‘a taşra büyük hisârın cânib-i şarkîsi köşesinde bir sarp kayalı püşte üzre
bir buruna
vâki‘ olup deryâya havâle kaya-yı mehîb üzre bir Sedd-i Sikender nârin kal‘adır …
Sitâyiş-i Nârin Hisâr: Bu kal‘a taşra büyük hisârın cânib-i şarkîsi köşesinde bir sarp kayalı püşte üzre bir buruna vâki‘ olup deryâya havâle kaya-yı mehîb üzre bir Sedd-i Sikender nârin kal‘adır kim cümle şehre havâle olmağın şehrin her hânedân âsâr-ı binâları bu kal‘a-i âlîden nümâyândır. Selîm Hân ve Süleymân Hân ve gayri şehzâdegânlar bunda hâkimler iken sarâyları ve darbhâneleri ve türbe-i pür-envârları cümle bundadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 140a ·
metinde göster ·
… ümkindir, zîrâ bir deryâdan bir deryâya gâyet yakındır. Hemân kal‘a-i Kerc gûyâ
bir burun
cezîrede vâki‘ olmuşdur. 142b
Ve bu kapudan taşra bir denizden bir denize varınca kesme handakdır. Ve iki kat sarp sedd-i metîn kal‘a dîvârında metîn ebrâcları ve şîrîn ve musanna‘ dendân-ı bedenleri var kim cümle elli aded kullelerinde handaka ve deryâya nâzır şâhâne topları var. Ammâ bu handak içinde küffâr zamânı deryâ dolaşırmış, mürûr-ı eyyâm ile dolmuş, ammâ yine açmak mümkindir, zîrâ bir deryâdan bir deryâya gâyet yakındır. Hemân kal‘a-i Kerc gûyâ bir burun cezîrede vâki‘ olmuşdur. 142b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 142a–142b ·
metinde göster ·
… üzredir. Karşu cânibde Taman adası burnunda deryâya çıkmış bir sivri Çoçka nâm
bir burun
var. Bu mâbeyn bir dar boğazdır kim iki mîldir. Bu boğazdan içeri şimâl cânibin …
Kefere zamânı gâyet metîn kal‘a imiş. Kerc kal‘ası dest-i Âl-i Osmân'a girince Azak Kazak'ı bu kal‘ayı münhedim eder, zîrâ geçit başıdır. "Osmânlı bu kal‘adan Kazak gemilerin Karadeniz'e çıkmağa komaz" deyü mukaddem târîh ile bu kal‘ayı münhedim etmişdir. Ammâ hakkâ ki amâr olacak boğaz kesen kal‘ası olurdu, zîrâ Azak denizi Karadeniz'e mahlût olduğu dar boğazda vâki‘ olmuş bir zemîndir kim yalçın kaya üzredir. Karşu cânibde Taman adası burnunda deryâya çıkmış bir sivri Çoçka nâm bir burun var. Bu mâbeyn bir dar boğazdır kim iki mîldir. Bu boğazdan içeri şimâl cânibine gidüp Azak denizidir. Bu hakîr bu Kilisecik nâm vîrân kal‘a kenârıyla Azak bahrince şimâl tarafına 8 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 142b ·
metinde göster ·
… tokuz sene mukaddem feth olmuşdur. Zemîni nehr-i Tunca kenârında bir ada-misâl
bir burunda
vâki‘ olup iki cânibi cümle nehr-i Tunca'dır.
İdrivne kral şehirlerinden iken Sırf krallarından Despot nâm kral-ı dâll Rûm keferesi elinden teğallüben alup Bulgar şehirlerinden bir sevâd-ı azîm şehr-i kebîr oldukda sene 767 târîhinde Gâzî Hudâvendiğâr ya‘nî Kosova'da şehîd olan Sultân Murâd-ı Evvel fethidir. Be-dest-i Timurtaş Paşa. Edirne'den tokuz sene mukaddem feth olmuşdur. Zemîni nehr-i Tunca kenârında bir ada-misâl bir burunda vâki‘ olup iki cânibi cümle nehr-i Tunca'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 202a ·
metinde göster ·
… kazâ-yı Sidirkapsi, kazâ-yı Aynaroz'dur kim bu kazâ leb-i deryâda cezîre-misâl
bir burunda
vâki‘ olup üç yüz altmış altı aded manastırları vardır.
Hâkimân-ı şer‘-i Resûlü: Beş yüz akçe mevleviyyet pâyesiyle şeyhülislâm-ı Hanefî ve mezâhib-i selâseden mezheb-i Şâfi‘î ve mezheb-i Mâlikî ve mezheb-i Hanbelî müftîleri dahi vardır ve nakîbü'l-eşrâfı var ve beş yüz akçe mevleviyyet ile şerîf ve azîz efendi monlası var kim cümleden melik monladır. Beğ ve paşa ve müsellemler bu şehir monlasının yanında aslâ kîl u kâl diyemezler. Ve nâhiyesi üç aded kazâ yerde cümle (---) aded ma‘mûr kurâlardır. Ve sancağında cümle (---) aded kazâlardır, niçesi tahrîr olundu ve niçeleri dahi mahalliyle tahrîr olunur. Ammâ monlasının niyâbetleri kazâ-yı Kesendire, kazâ-yı Sidirkapsi, kazâ-yı Aynaroz'dur kim bu kazâ leb-i deryâda cezîre-misâl bir burunda vâki‘ olup üç yüz altmış altı aded manastırları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 223b ·
metinde göster ·
Ve bu kal‘a Ağrıboz adası körfezinin ağzından taşra
bir burunda
vâki‘ olup Ağrıboz'dan bu mahalle gelirken maşrık tarafına gelinir. Ve bu mahal …
Ve bu kal‘a Ağrıboz adası körfezinin ağzından taşra bir burunda vâki‘ olup Ağrıboz'dan bu mahalle gelirken maşrık tarafına gelinir. Ve bu mahalle eyle sığnaklı rûzgâr-ı zorkâr düşer kim âdemi atdan tepesi üzre yıkup atı dahi yüzü üzre yıkar. Ba‘zı zamân rûzgâr cümle ekinleri kökünden çıkarup niçe bin dıraht-ı müntehâları bîhından devirüp rûzgâr her şey’i deryâya döker.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 250a ·
metinde göster ·
kim tâ Cezâyir ve Tunus ve Tarabulus'dan çıkan gemiler bu burnu üzlerler.
Ve bu bizim Holumiç kal‘asından Holumiç burnu yigirmi mîl poyraz rûzgârı üzre gidilir bir burundur kim tâ Cezâyir ve Tunus ve Tarabulus'dan çıkan gemiler bu burnu üzlerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 263a ·
metinde göster ·
Lisân-ı Rûmca sıçan kal‘ası demekdir. Bânîsi yine Venedik'dir. Leb-i deryânın
bir burununda
vâki‘ olup ma‘mûr edecek kal‘adır. Sene 906 târîhinde Bâyezîd Hân-ı Velî feth e …
Lisân-ı Rûmca sıçan kal‘ası demekdir. Bânîsi yine Venedik'dir. Leb-i deryânın bir burununda vâki‘ olup ma‘mûr edecek kal‘adır. Sene 906 târîhinde Bâyezîd Hân-ı Velî feth edüp ba‘de'l-feth münhedim etmişdir kim bir dahi küffâr tama‘ edüp istîlâ etmeye. Ammâ rivâyet-i sahîhanın sebeb-i inhidâmı oldur kim bu şehr-i azîm içre bir amûd-ı bâlâ üzre hukemânın biri bir altundan sıçan timsâlini mutalsam edüp bu şehirde aslâ sıçan olmazmış. Hîn-i fetihde şikârcı guzât-ı müslimînler mezkûr amûdu yıkup üzerindeki altun sıçanı koparup aldıkları gibi cemî‘i şehre sıçan müstevlî olup içinde olan benî âdemlerin esbâb-ı havâ’icleri kalmadığından mâ‘adâ cümle gâzîlerin atlarının yelelerini ve kuyruklarını sıçan yeyüp atları tay eder. Ve cümle halkın saçları ve sakalları ve bıyıkların sıçan yeyüp pîr-i nâ-tüvân sâhib-i rîşleri sıçan cüvân yiğitler etdiğinden cümle halk sıçan derdinden şehri bırağup firâr etdiklerinden şehrin harâbı böyle olmuşdur, deyü yazmışlar. Anıniçün bu kal‘aya Rûmlar Pondikoz kal‘ası derler. Şehri ve bâğ u bâğçesi dahi (...) kedi kadar sıçanları vardır ve âdem ve âdemî-zâd yokdur. Anı geçüp bir sâ‘at dahi gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 265a ·
metinde göster ·
Mora cezîresinin hâkinde kıbleye karşu bir alçak kayalı yerde leb-i deryâda
bir burun
üzre binâ olunmuşdur. Yıldızdan lodosa tûlânîce gûyâ surâhî bardak-misâl bir Şe …
Mora cezîresinin hâkinde kıbleye karşu bir alçak kayalı yerde leb-i deryâda bir burun üzre binâ olunmuşdur. Yıldızdan lodosa tûlânîce gûyâ surâhî bardak-misâl bir Şeddâdî binâ-yı metîndir kim cânib-i erba‘ası deryâdır, ammâ yıldız tarafında dörd yüz adım seng-i hârâ karaya muttasıl kayadır, ammâ bu taraf iki kat kesme kaya handak-ı azîm vâsi‘dir. Ve bu dörd yüz adım olan kara tarafındaki handakı küffâr 268b ol kadar derk-i gayyâ-vâr amîk etmiş kim kal‘ayı çevirüp cezîre gibi etmeğe az kalmış. Hemân sehel dahi kayaları kesilse bu kal‘a-i Moton bir ada olur, acîb ü garîb himmet edüp kesmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 268a–268b ·
metinde göster ·
… si ola. Hemân bu dahi Kelemerye kullesi gibi on iki köşe evce berâber tokuz kat
bir burc-ı
mendirekdir kim felekde bî-hemtâdır. Suya berâber on iki köşesinde on iki demir …
Ve iç kal‘a ile bu kal‘anın cümle etrâflarında yigirmi beş aded kulle-i mevzûn metîn müstahkemleri vardır. Ammâ cümleden kal‘anın keşişleme cânibine liman ağzındaki Sultân Süleymân mendireği bir azîm kulledir kim rûy-ı arzın kılâ‘larında misli meğer Selânik kal‘asında yine Süleymân Hân'ın Kelemerye kullesi ola. Hemân bu dahi Kelemerye kullesi gibi on iki köşe evce berâber tokuz kat bir burc-ı mendirekdir kim felekde bî-hemtâdır. Suya berâber on iki köşesinde on iki demir kapaklı top deliklerinde on iki aded âdem sığar serâmed topları var kim karşu deryâ içinde Sipanca adasında aslâ kuş kondurmaz, topları üzre târîhleri budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 268b ·
metinde göster ·
… a denizde yatmak gerekdir. Ve içmeğe su hâcet olursa gemiler yatdığı yere karşu
bir burunda
vâfir su çıkar. Sandallar başdan kara olup su önüne varup iki üç adım alarkadan …
Bu kal‘anın limanı yıldız rû[z]gârı tarafına vâki‘ olup amelî binâ eylemişdir. Yohsa hudâyî liman değildir. Kefere asrında yüz iki yüz pâre gemiler alırmış, ammâ şimdi el-hâlete hâzihi üzre mürûr-ı eyyâm ile hâr-ı hâşâk rimâl-i türâb ile dolup sığ olup gâyet derin yerleri iki kulaç olup iri gemiler giremeyüp limanın taşrasında lenger endâht olup yatırlar. Ammâ Koron kal‘asın liman tarafına dolaşırken sıkandil şakulası ile üç kulaç sudan taşra dolaşalar, zîrâ kal‘a burnunda sığlar vardır. Dahi taşra dökündü kayalar vardır. Bu mahallerden taşrası on iki karış sudur. Gemilere bu kal‘a altında gâyet ihtirâz lâzımdır. Limana girmeyüp kal‘anın kıble tarafında demir korlarsa kenârda yakın yerde taşlıkdır. Bir mîl mikdârı alarka denizde yatmak gerekdir. Ve içmeğe su hâcet olursa gemiler yatdığı yere karşu bir burunda vâfir su çıkar. Sandallar başdan kara olup su önüne varup iki üç adım alarkadan suyu alup bî-zahmet yine sandallara girüp giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 272a ·
metinde göster ·