… nûn halk olup geysû-yı müşkbârların çim-çim ve ham-be-ham edüp sarkıddıklarında
bir cihetde
uşşâkı mu’âhaze edüp cânlarına bin cân u dil eyle akıdırlar ammâ yine böyle ike …
Sitâyiş-i tâ’ife-i zenâne-i masdar-ı insân: Ekseriyyâ hâk-i Bağdâd'ın zenâneleri hüsn-i cemâlde ve lûtf-i i‘tidâlde olup kelimâtları cümle mevzûn ve dür-dâne dişleri gûyâ dürr-i meknûn halk olup geysû-yı müşkbârların çim-çim ve ham-be-ham edüp sarkıddıklarında bir cihetde uşşâkı mu’âhaze edüp cânlarına bin cân u dil eyle akıdırlar ammâ yine böyle iken her biri Râbi‘a-i Adeviyye mertebesinde ehl-i perde zâhide-i sâhib-cemâle havâtînleri vardır ve niçe bin duhter-i pâkîze-ahterleri ve gâyet perhîzkâr bikr-i nâ-şükûfteleri var kim gûyâ her biri birer dürr-i yektâ-yı nâ-sifte ve birer gonca-i nâ-şüküftelerdir. Pederlerinden gayrı er yüzün ve erkek sözün istimâ‘ etmiş değillerdir. Ve hokka dehen ü la‘l fâm ve sîm-beden ve nâzük endâm olurlar. Ve söze gelseler bedî‘u'l-beyân u fasîhu'l-lisân olurlar. Her birinin cünbüş-i harekâtları ve reftâr u güftârları âdemi hayrân u ser-gerdân eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 345b ·
metinde göster ·
… ûn ve dişleri dürr-i meknûn ve geysû-yı müşk-i amber sârâların sarkıtdıklarında
bir cihetde
uşşâkı mu‘âheze edüp hallâlarının cânlarına bin cân ü dil ile kendülerine niçe …
Der-sitâyiş-i mahbûbe-i bânûyân-ı nisvân: Ekseriyyâ nisâ makûleleri Râbi‘a-i Adeviyye mertebesinde ehl-i perde sâhib-cemâl havâtînleri var, ammâ cemâlleri mestûrelerdir, lâkin hüsn-i cemâlde ve lutf-i i‘tidâlde olup kelimâtları cümle mevzûn ve dişleri dürr-i meknûn ve geysû-yı müşk-i amber sârâların sarkıtdıklarında bir cihetde uşşâkı mu‘âheze edüp hallâlarının cânlarına bin cân ü dil ile kendülerine niçe dili akıdırlar. Söze gelseler bedî‘ü'l-beyân ve fasîhü'l-lisân hulvü'l-kelâm havâtînleri var ve duhter-i pâkîze-ahterleri gâyetü'l-gâye perhîzkâr bâkire bintânları var kim henüz her biri birer dâne-i dürr-i yetîm-âsâ gonca-femm-i nâ-şüküfte ve birer dürr-i nâ-sufte Meryem-âsâ kızlardır. Eb [ü] cedlerinden mâ‘adâ er yüzün ve merd sözün istimâ‘ etmemişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 130b ·
metinde göster ·
uşşâkı mu‘âheze edüp cânlarına bin cân ile kendülere akıdırlar(?) kim, {mısra‘} …
Bu şehir leb-i deryâ-yı körfezde olmağile âb u havâsı sevâhil olup mahbûbu ve mahbûbesi memdûhdur kim ekseri dükkânlarda oturup gizli metâ‘ların fürûht ederken bâzârda görüp temâşâ etdik. Hakkâ ki mahbûb-ı Fireng denildiği kadar var imiş. Maralî ve gazâlî gözlü ve münevver yüzlü ve şîrîn sözlü nigâr-pâreleri zen-pâre birâderlerin akılların alup bir cihetde uşşâkı mu‘âheze edüp cânlarına bin cân ile kendülere akıdırlar(?) kim, {mısra‘}:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 149b ·
metinde göster ·
… î gözlü ve şîrîn sözlü ve münevver yüzlü ve geysû-yı müşkbârların târumâr kılup
bir cihetde
uşşâkı mu’âhaze edüp kendülere akıdırlar. Gâyetü'l-gâye perî-peyker ve melek-ma …
Ve bu şehrin âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb ü mahbûbesi nerm [ü] râm olup al tebekânî elması yanaklı ve la‘lgûn kiraz dudaklı hüsn-i cemâlde ve lûtf [ü] i‘tidâlde olup kelimâtları mevzûn ve dişleri dürr-i meknûn ve maralî ve gazâlî gözlü ve şîrîn sözlü ve münevver yüzlü ve geysû-yı müşkbârların târumâr kılup bir cihetde uşşâkı mu’âhaze edüp kendülere akıdırlar. Gâyetü'l-gâye perî-peyker ve melek-manzar, güler cemâlli garîb-dost âdemleri vardır. Çoğu ehl-i ırz olur bâzergânlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y83a ·
metinde göster ·