… ezîd-i Velî İzmit sancağında Geyve nâm kasabada nehr-i Sakarya üzre on dörd göz
bir cisr-i
azîm inşâ etdirmişdir kim her bir tâkı tâk-ı kehkeşândan nişân verir bir kantar …
Andan Bâyezîd-i Velî İzmit sancağında Geyve nâm kasabada nehr-i Sakarya üzre on dörd göz bir cisr-i azîm inşâ etdirmişdir kim her bir tâkı tâk-ı kehkeşândan nişân verir bir kantara-i metîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 41b ·
metinde göster ·
… cereyân eder. Ve bu Bafra kurbunda bu nehr üzre çam direkleri ile üstâd-ı kâmil
bir cisr-i
azîm icâd etmişdir kim nehrin iki tarafından mebnî olup kavs-ı kuzah gibi birbi …
Menzil-i evsâf-ı Bafra: Canik sancağı hâkinde subaşılıkdır. Ve yüz elli akçe ma‘mur kurâlı kazâdır. Başka serdârı vardır. Samsun'a bir merhaledir. Ve Bafra cenûba meyl ile Samsun'un garb tarafındadır ve Bahr-i esved ile Bafra beyni iki fersahdır. Kızılırmak bu mahalle karîb Karadeniz'e mahlût olur kim Künânâbâd nâhiye{sinden berü gelüp Bafra'nın garb cânibînden cereyân eder. Ve bu Bafra kurbunda bu nehr üzre çam direkleri ile üstâd-ı kâmil bir cisr-i azîm icâd etmişdir kim nehrin iki tarafından mebnî olup kavs-ı kuzah gibi birbirine bitişüp cisr-i azîm olmuş vâcibü's-seyr bir kantara-i ibret-nümûndur. Bu Bafra'da iki câmi‘ ve iki hammâm ve esvâk-ı muhtasarı var ve cümle hâneleri ahşâb tahta ile mebnî hâne-i zîbâlardır}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 247a ·
metinde göster ·
azîmi var. Bânîsi Sultân Uzun Hasan'dır kim Erzurûm'un cânib-i şarkîsinde Hasan …
Ve ikinci kapu kezâlik bu dîvârın şarkîsinin nihâyetindedir. Cümle debbâğların kârhâneleri bu kapudan taşradır. Anınçün bu kapuya Debbâğlar Kapusu derler. Ve bu kapu önünde bir küçük nehr cereyân eder. Cânib-i şarkdaki Bozdepe ve Lezgi dağlarından cem‘ olup bu tabahâneler içinden geçüp ol mahalde deryâya mahlût olur. Ba‘zı zamân tuğyân üzre cereyân eder. Ve bu Debbağlar Kapusu'ndan taşra Tabbâğlar Çârşûsu içre kârgîr binâ-yı azîmlerle inşâ olunmuş bir cisr-i azîmi var. Bânîsi Sultân Uzun Hasan'dır kim Erzurûm'un cânib-i şarkîsinde Hasankal‘ası sâhibi idi kim Tarabefzûn'a mâlik olmuşdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 250a ·
metinde göster ·
Ve bu nehir üzre Sultân Bâyezîd-i Velî'nin (---) göz
bir cisr-i
azîmi vardır. Bu dahi ağreb-i garâ’ibden cisr-i musanna‘dır. Bu nehr Amasiyye'y …
Ve bu nehir üzre Sultân Bâyezîd-i Velî'nin (---) göz bir cisr-i azîmi vardır. Bu dahi ağreb-i garâ’ibden cisr-i musanna‘dır. Bu nehr Amasiyye'ye cânib-i cenûbdan gelüp niçe bin bâğ u bâğçeleri saky edüp niçe yüz su dolâbların deverân etdirerek şimâl cânibine cereyân eder. 281a Anınçün Hamâ ve Adana ve Amasiyye'nin su dollâbları meşhûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 280b–281a ·
metinde göster ·
Menzil-i Gürcîboğazı cisri: Nehr-i Furât üzre Sultân Uzun Hasan Şâh binâsı
bir cisr-i
azîmdir. Abaza Paşa Erzurûm'da âsî iken bu cisr kurbunda kırk oda yeniçeriler d …
Menzil-i Gürcîboğazı cisri: Nehr-i Furât üzre Sultân Uzun Hasan Şâh binâsı bir cisr-i azîmdir. Abaza Paşa Erzurûm'da âsî iken bu cisr kurbunda kırk oda yeniçeriler der-i devletden gelüp meks etdiklerinde Abaza Paşa haber alup yigirmi bin ceng-âver ve servere Kör Hazînedârı ve İpşir Beği serdâr edüp bu mahalde cümle yeniçerileri dendân-ı tîğden geçirüp bir cân halâs olmamışdır. Hâlâ üstühânları cisr kurbunda püşte püşte yığılmışdır. Andan 6 sâ‘atde Gürcîstân boğazın geçüp ol mahalde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 326b ·
metinde göster ·
… lâ evkâfıdır. Bu kantara-i ibret-nümâ dahi Devlet-i Âl-i Osmân'da ma‘rûf-ı âfâk
bir cisr-i
azîmdir. Zamân-ı kadîmde bu Geyve, şehr-i azîm idi. Lâkin Murâd Hân-ı Râbi‘ asr …
Aslında ismi Genve'dir. İzmit kal‘asın binâ eden İskender'in akrabâlarından Genve nâm kral-i fertûte-avretin koyunları çobanlarıyçün binâ olunmuş bir küçük kal‘adır. Ol kralenin ismiyle müsemmâ Genve'den galat-ı meşhûr Geyve derler. Sene 712 târîhinde Osmân Gâzî fethidir. (---) Sancağı hâkinde yüz elli akçe şerîf kazâ olup nehr-i Sakarya üzre Bâyezîd-i Velî'nin ağreb u garâ’ibden (---) göz cisr-i azîminin hâlâ evkâfıdır. Bu kantara-i ibret-nümâ dahi Devlet-i Âl-i Osmân'da ma‘rûf-ı âfâk bir cisr-i azîmdir. Zamân-ı kadîmde bu Geyve, şehr-i azîm idi. Lâkin Murâd Hân-ı Râbi‘ asrında nehr-i Sakarya tuğyân üzre gelüp bu şehri gark edüp yine imâr oldu. Ammâ deryâda katre ve güneşde zerre kadar imâr olmayup üç yüz hâneli ve bir câmi‘li ve bir câmi‘i harâb meydânda bir minâresi kalmış ve bir hammâm ve üç hân ve yedi mekteb-i sıbyân ve evleri kiremitli ve tahta örtülü nehr-i Sakarya'dan bir ok menzili ba‘îd imâr olmadadır. Ammâ bir kiremitli mu‘azzam hânı var ve hân cenbinde yigirmi kadar dükkânı ve bâğı ve bâğçesi firâvân olduğundan üzüm turşusu ve Sakarya kenarı kavunu meşhûrdur. İki kavunu bir ata yükledirler, gâyet iri ve lezîz kavunu olur. Geyve cisri kenarında sâfî besâtinlerdir. Bu cisrin altından cereyân eden nehr-i Sakarya'nın ibtidâ tulû‘ı (---)(---)(---) dağlarından hurûc edüp andan şehrin bâzârı kurbundan ubûr edüp niçe büldân ve kurâları reyy ederek bu İzmit sancağından geçüp Kocaili sancağında İrva nâm kasabada Karadeniz'e mahlût olur. Bu kasabada sipâh kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve evkâf mütevellîsi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 369a ·
metinde göster ·
azîmdir kim Arz-ı Mukaddes'de cereyân eden iki nehr üzre böyle cisr yokdur. Arz …
Menzil-i Cisr-i Râstân: Nehr-i Âsî üzre bir cisr-i azîmdir kim Arz-ı Mukaddes'de cereyân eden iki nehr üzre böyle cisr yokdur. Arz-ı Mukaddes'de cereyân eden nehr-i âzîmin biri nehr-i Furât'dır kim Malâtiyye hudûdundan tâ bahr-i Ummân'a bu nehr-i Furât rîzân olunca bu nehrin cânib-i kıblesi ve cenûbu ve garbı tâ Arz-ı Hâsân ve Askalân ve Remle ve Yafa ve Akka ve Sayda ve Berat ve Şâm Tarablus ve Tartûs-ı Tarsûs'a varınca arz-ı mukaddesdir. Andan Ramazânoğlu yaylası hudûd olup tâ Mar‘aş ve Malâtiyye'ye ve sâhil-i nehr-i Murâd'a varınca arz-ı mukaddesdir. Cemî‘i müfessirînin kavl-i sahîhi üzre Arz-ı Mukaddes oldur kim Cenâb-ı Bârî rûz-ı mahşerde İsrâfîl Sûr'una nefh urup cemî‘i mevtâ ihyâ oldukda bu Arz-ı Mukaddesi Kâdir-i Lem-yezel ol kadar vâsi‘ ede kim cemî‘i ins ü cân u cin u tuyûr ve {cümle mahlûk-ı Hudâ'nın} sü’âli Kuds-i Şerîf olup cümle mahlûk bu Arz-ı Mukaddes'de cem‘ ola. Anınçün Arz-ı Mukaddes derler. Rivâyet-i uhrâda Hazret-i Dâvûd-ı Nebî aleyhisselâm ile bir tâbût bile giderdi. Ol tâbût kangı şehre ve kangı hudûda vardı ise ol mahalle arz-ı mukaddes dediler. Bu tâbût hikâyesi Kur’ân-ı Azîm ile müsbetdir. Âyet, sûre-i Bakara
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 26b ·
metinde göster ·
… e Basra'ya götürürler. Nehr-i amîk sudur ammâ bu nehr-i Âsî kantara kabûl eder.
Bir cisri
Antakıyye'de ve bir köprüsü bu mezkûr Râstân cisridir kim Âl-i Abbâsiyân'dan Hâ …
âyeti delîldir, ammâ bu tâbût Antakıyye ve Kefirnâhûn ya‘ni Sıfet'e ve şehr-i Mısır'a dâhil olmadığından cümle müfessirîn ve muhaddisîn [ü] müverrihîn bu üç şehr bi'l-ittifâk arz-ı mukaddes değildir, demişler ve bir rivâyetde peygamberler medfûn olduğu yerlere arz-ı mukaddes demişler. Ammâ bu Arz-ı Mukaddes'de Ba‘albek ovasında nehr-i Tenûr ve nehr-i Zâbûl ve nehrü'l-Kelb ve nehr-i Zağzağa ve niçe nehirler vardır ammâ Furât ve Âsî'den gayrî Arz-ı Mukaddes içre cereyân eden nehr-i azîm yokdur. Ammâ nehr-i Furât üzre Arz-ı Mukaddes'e dâhil oldukdan sonra aslâ cisr yokdur. Zîrâ deryâ-misâl sudur, cisr dutmak ihtimâli yokdur. Malâtiyye ve Birecik ve Ca‘ber kal‘aları önünde gemilerle ubûr olunup Birecik'den tâ Bağdâd ve Kurna'ya varınca cemî‘i tüccâr metâ‘ların keleklerle ve gemilerle Bağdâd ve Basra'ya götürürler. Nehr-i amîk sudur ammâ bu nehr-i Âsî kantara kabûl eder. Bir cisri Antakıyye'de ve bir köprüsü bu mezkûr Râstân cisridir kim Âl-i Abbâsiyân'dan Hârûnu'r-Reşîd ve Şâm Halîfesi Nûreddînü'ş-Şehîd ve niçe mülûkler ta‘mîr ü termîm etmişdir. Zîrâ memerr-i nâs ve râh-ı Mısr u Şâm ve Haleb'dir. Bu cisrin Hımıs hâki tarafı kenarında bir bayır üzre Hımıs hudûdunda yüz hâneli bir Arab beledi vardır. Andan ziyâretgâh-ı pîr-i erbâb-ı zevk, şeyh-i ashâb-ı şevk, hâris-i akl u şer‘, ârif-i asl [u] fer‘, şeyh-i esrâr-ı İlâhî, mücâhid-i envâr-ı nâ-metünâhî, eş-Şeyh Bâyezîd-i Bistâmî kuddise sırruhu, ol karye içre bir câmi‘-i azîm ve bir tekye-i kadîm içre münevver bir kubbe-i âlî içinde medfûndur. Tarîk-i (---)(---) ulu sultândır. Yüzden mütecâviz fukarâ-yı bi-etallahları vardır. Âyende vü revendeye ni‘meti mebzûldür. Cemî‘i Arab u Urbân ve Türkmân ve Ervâm ve ecnâs-ı mahlûkât bu sultâna mu‘tekidlerdir kim ziyâretgâh-ı hâs u âmdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 26b ·
metinde göster ·
Menzil-i deyr-i Zünnûn cisri: Bukâ‘ sahrâsında üç gözlü
bir cisr-i
azîmdir. Bânîsi ma‘lûmum değildir. Altından nehr-i Bukâ cereyân eder. Bu nehrin …
Menzil-i deyr-i Zünnûn cisri: Bukâ‘ sahrâsında üç gözlü bir cisr-i azîmdir. Bânîsi ma‘lûmum değildir. Altından nehr-i Bukâ cereyân eder. Bu nehrin tulû‘ı Ba‘albek dağlarından ve Ma‘ân cebellerinden ve ziyâretgâh-ı enbiyâ ve evliyâ Cebelü'l-Lübnân'dan cem‘ olup bu cisr altından ubûr edüp nehr-i Rebuye ve nehr-i Tennûre ve nehr-i Büreyde bu mezkûr nehr-i selâse birbirine mahlût olup Kâsımiyye kal‘ası dibinde bahr-i Ebyaz'a munsab olur küçük nehirdir kim at ile geçilir. Andan kalkup Bukâ‘ sahrâsı içre cânib-i şimâle (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 34b ·
metinde göster ·
… ye munsab olup ayağı deryâya dâ’imâ cereyân edüp üzerinde Süleymân Hân'ın esâsı
bir cisr-i
azîm vardır. İtmâmı Selîm Hân-ı Sânî'de müyesser olmuşdur kim tâk-i Kisrâdan ve …
Ol zamân ki Yanko ibn Madyan İslâmbol kal‘asın binâ etmeğe mübâşeret etdikde karındaşı târîh sâhibi Yanvan Kral kühene ve ilm-i hendesede ferîd-i asr idi. İslâmbol'a nehr-i Tuna'yı akıtmağa ta‘ahhüd edüp beş kerre yüz bin âdem ile Tuna'nın arz-ı irtifâ‘ın ilm-i hendese üzre alup hâlâ Tuna'nın Demirkapu ve Tahtalı nâm mahallinden kazup yedi senede İslâmbol kurbunda Âzâdlı nâm mahalle Tuna lağımların getirüp kendüsi karındâşı Yanko ibn Madyan'a gelüp "İşte bu mahalde Tuna'yı koyverdiler. İşte avret gibi saçından yedüp getirirler" deyince bi-emri Hudâ Tuna nehri şehr-i 105a İslâmbol'a girüp Yenibâğçe içinden cereyân edüp Lanka Kapusu kurbunda deryâya mahlût olmuş iken hemân mezkûr Âzâdlı karyesinden gâ’ib olup Kırkkilisa kurbunda Yenihisâr'da ve Pınarhisâr'da ve Pirevadi kurbunda Devne değirmânlarında ve bu Küçük Çekmece ve Büyük Çekmece'de nehr-i Tuna zâhir olur. Zîrâ niçe yerden Tuna'dan geldiği menfezleri zâhirdir. Ba‘zı zamân nehr-i Tuna'ya mahsûs morina balığı ve mersin balığı ve çıka mâhîleri bu buhayreden çıkar. Bir kerre Çekmece gölü sâhilinde Topkapulu Mahmûd Ağa yalısında otururken sayyâdlar bir küçük morina balığı sayd edüp Sultân İbrâhîm Hân'a hedâyâ getürdiler. Ma‘lûm oldu kim Tuna'dan menfezi vardır. Anınçün pek acı değildir. Acı deniz ile bu buhayrenin mâbeyni bir ok menzili alarkadır. Ammâ buhayreye eyyâm-ı şitâda niçe dere gelüp bu buhayreye munsab olup ayağı deryâya dâ’imâ cereyân edüp üzerinde Süleymân Hân'ın esâsı bir cisr-i azîm vardır. İtmâmı Selîm Hân-ı Sânî'de müyesser olmuşdur kim tâk-i Kisrâdan ve Kavs-ı kuzahdan nişân verir (---) göz bir kantara-i nüh-tâk-i revâkdır. İslâmbol'un cemî‘i Rûmeli diyârlarına giden hâs [u] âmmun memerridir kim hayrât-ı azîmedir. Bu buhayrenin cânib-ı selâsı ma‘mûr [u] âbâdân bâğlı ve bâğçeli çiftliklerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 104b–105a ·
metinde göster ·
… e tîşe-i Ferhâd-ı kûhken destinde tıraş olmuş musaykal ve mücellâ taş ile mebnî
bir cisr-i
kavîdir kim memâlik-i Âl-i Osmân'da Geyve cisri ve Osmâncık kantarası ve Amasiy …
Bu buhayre üzre ibtidâ bânîsi Süleymân Hân'dır. İtmâmı müyesser olmayup Selîm Hân-ı Sânî itmâm etmişdir. Bedest-i Koca Mi‘mâr Sinân. Cümle yigirmi altı göz kehkeşân-âsâ semâya ser çekmiş her kantara aynı kavs-ı kuzahdan nişân verir. 105b Şimâlden cenûba tûlu kâmil bir mildir. Cümle tîşe-i Ferhâd-ı kûhken destinde tıraş olmuş musaykal ve mücellâ taş ile mebnî bir cisr-i kavîdir kim memâlik-i Âl-i Osmân'da Geyve cisri ve Osmâncık kantarası ve Amasiyye pülü ve Batman cisri ve Çoban köprüsü ve Altun Halkalı köprü ve Rûmeli'nde Vişgrad cisri ve Mosdar cisri gibi cisrlere mânend ibret-nümâ-yı bî-mânend cisr-i serbülenddir. Bu dahi Rûmeli'ne gelüp gidenlerin memerri ibret-nümâ bir cisr-i azîmdir. Ve gâyet vâsi‘dir kim cemî‘i seyyâhân-ı berr [u] bihâr mâbeyninde meşhûr-ı âfâk kantara-i tâk-i revâkdır. Cisrin ortasında bir beyaz mermer-i ham üzre Karahisârî Hasan Çelebisi hattıyla Âl-i Osmân'ın ecdâdları esmâsıyla "Sultânu'l-memâlik ve'l-Arab ve'l-Acem es-sultân ibnü's-sultân es-Sultân Selîm Hân ibn Sultân Süleymân Hân ibn fülân fülân, tâ tâ, ilâ nihâyeti Âl-i Osmân" deyü eyle tahrîr etmiş kim hakkâ ki üstâd-ı mermer-bür mermer üzre yazmış ammâ sikke-i mermerde kazmış hâlâ zamânemiz üstâdları ana bir tîşe ve direfş urmağa kâdir değillerdir. Bu hatt-ı sihr-âsârların tahtında tahrîr olunan cisr târîhidir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 105a–105b ·
metinde göster ·
… nend cisr-i serbülenddir. Bu dahi Rûmeli'ne gelüp gidenlerin memerri ibret-nümâ
bir cisr-i
azîmdir. Ve gâyet vâsi‘dir kim cemî‘i seyyâhân-ı berr [u] bihâr mâbeyninde meşh …
Bu buhayre üzre ibtidâ bânîsi Süleymân Hân'dır. İtmâmı müyesser olmayup Selîm Hân-ı Sânî itmâm etmişdir. Bedest-i Koca Mi‘mâr Sinân. Cümle yigirmi altı göz kehkeşân-âsâ semâya ser çekmiş her kantara aynı kavs-ı kuzahdan nişân verir. 105b Şimâlden cenûba tûlu kâmil bir mildir. Cümle tîşe-i Ferhâd-ı kûhken destinde tıraş olmuş musaykal ve mücellâ taş ile mebnî bir cisr-i kavîdir kim memâlik-i Âl-i Osmân'da Geyve cisri ve Osmâncık kantarası ve Amasiyye pülü ve Batman cisri ve Çoban köprüsü ve Altun Halkalı köprü ve Rûmeli'nde Vişgrad cisri ve Mosdar cisri gibi cisrlere mânend ibret-nümâ-yı bî-mânend cisr-i serbülenddir. Bu dahi Rûmeli'ne gelüp gidenlerin memerri ibret-nümâ bir cisr-i azîmdir. Ve gâyet vâsi‘dir kim cemî‘i seyyâhân-ı berr [u] bihâr mâbeyninde meşhûr-ı âfâk kantara-i tâk-i revâkdır. Cisrin ortasında bir beyaz mermer-i ham üzre Karahisârî Hasan Çelebisi hattıyla Âl-i Osmân'ın ecdâdları esmâsıyla "Sultânu'l-memâlik ve'l-Arab ve'l-Acem es-sultân ibnü's-sultân es-Sultân Selîm Hân ibn Sultân Süleymân Hân ibn fülân fülân, tâ tâ, ilâ nihâyeti Âl-i Osmân" deyü eyle tahrîr etmiş kim hakkâ ki üstâd-ı mermer-bür mermer üzre yazmış ammâ sikke-i mermerde kazmış hâlâ zamânemiz üstâdları ana bir tîşe ve direfş urmağa kâdir değillerdir. Bu hatt-ı sihr-âsârların tahtında tahrîr olunan cisr târîhidir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 105a–105b ·
metinde göster ·
Ve bu şehrin cânib-i garbında Çorlu râhı üzre Süleymân Hân'ın otuz üç göz
bir cisr-i
tavîli var. Gerçi alçak kantaradır ve kemerleri hurdedir ammâ mahallinde inşâ o …
Ve bu şehrin cânib-i garbında Çorlu râhı üzre Süleymân Hân'ın otuz üç göz bir cisr-i tavîli var. Gerçi alçak kantaradır ve kemerleri hurdedir ammâ mahallinde inşâ olunmuşdur. Bu cisrin başında şehir tarafında,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 106a ·
metinde göster ·
… ir. Ve nehr-i Meriç üzre üç yüz adım haşeb cisri üzre bir kasrı var, ibret-nümâ
bir cisr-i
azîmdir.
İbret-nümâ âsârların beyân eder : Evvelâ derûn-ı şehirde Sâ‘atdepesi derler, anın zirve-i a‘lâsında evc-i semâya ser çekmiş bir mîl-i minâre-vâr bir sâ‘at kullesi var, anda bir sâ‘ati vardır. Vakt-i zuhurda on iki nevbet urur bir 135b mehîb sadâsı var, Filibe sahrâsının cânib-i şarkî ve garbîsinde sadâsı bir konak yerde istimâ‘ olunur bir temâşâgâh sâ‘at kullesidir. Ve nehr-i Meriç üzre üç yüz adım haşeb cisri üzre bir kasrı var, ibret-nümâ bir cisr-i azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 135a–135b ·
metinde göster ·
… mahlût olduğu mahalde binâ olunmuş bir sedd-i azîm ve bir tarz-ı tarh-ı kadîm,
bir cisr-i
arîz [u] vâsi‘ [u] tavîldir kim bu rûy-ı arzda mânendi yokdur. İllâ ki diyâr-ı …
Evvelâ bu şehr-i Edirne-i taht-ı İdrivne içre ibret-nümâ-yı azîm Mihal Beğ köprüsüdür kim nehr-i Arda ve nehr-i Tunca ve nehr-i Meriç bu üç aded deryâ-misâl nehr-i azîmler birbirine mahlût olduğu mahalde binâ olunmuş bir sedd-i azîm ve bir tarz-ı tarh-ı kadîm, bir cisr-i arîz [u] vâsi‘ [u] tavîldir kim bu rûy-ı arzda mânendi yokdur. İllâ ki diyâr-ı Alaman'da nehr-i Tuna üzre Gulvar cisri ola yâhûd bu Edirne'ye bir menzil ba‘îd Koca Murâd Hân'ın (---) altmış dört göz Ergene cisri ola, ammâ bu kantara-i Mihal Beğ üç aded dîvâne enhâr üzre binâ olunması mu‘cez mertebesi bir kantara-i ibret-nümâdır. Bir tarafı cânib-i garba ve bir ucu taraf-ı şarka vâki‘ olup tûlu kâmil (---) adımdır. Ve gayet arîzdir kim her bâr üç araba yan yana ubûr eder. Ve fil cüssesi kadar taşlar ile mebnî ve kaldırımlı musanna‘ püll-i azîmdîr. Ve cümle sağîr ü kebîr (---)(---) aded göz tâk-i kisrâdan nişân verir kavs-ı kuzahvâr kemerlerdir ammâ Bosna serhaddinde Mostar köprüsü ve Kürdistân'da Batman köprüsü kadar tâkları âlî değildir, süflî de değildir. Kaddi kırk arşın âlîdir. Ammâ gûyâ sedd-i İskender'dir. Bu kantara-i ibret-nümânın tâ ortasında şehre girerken sol tarafda çâr sütûn üzre bir ârâmgâh [u] mesîregâh kubbe-i âlî kasr-ı kisrâsı vardır. Anda bu püllün târîhi böyle mastûrdur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 163a ·
metinde göster ·
… zîd Hân ile Edirne'ye gelüp bu kantarayı ol asrda itmâm etdi ammâ vâcibü's-seyr
bir cisr-i
bî-bedeldir. Cümle sekiz gözdür ammâ her tâkı Tâk-i Kisrâ'dır. Ve nehr-i Tunca …
Ammâ bu kantara-i azîm Ebü'l-feth Sultân Mehemmed pederi hilâfet-i evvelinde Gâzî Mihal Beğ inşâ etmişdir kim cisrin yanında nehr-i Meriç cezîresi üzre bir câmi‘-i azîmi var. Ve Hacı Bektâş-ı Velî halîfelerinden Sefer Şâh Sultân'ın merkad-i pür-envârı âsitânesi dahi bu püll-i kavî üzre vâki‘ olmuşdur. Hulâsa-i kelâm âyende vü revendegâna sırât olmuş bir râh-ı râstdır kim bî-bedeldir. Andan sonra binâ olunan Sarrâchâne köprüsü, Şehâbeddîn Paşa'nındır. Ebü'l-feth vüzerâlarından olup 163b bu cisr-i azîme şürû‘ edüp nâ-tamâm iken Ebü'l-feth İslâmbol'da Mâldepe nâm mahalde merhûm olup bu cisr sâhibi Şehâbeddîn Paşa Bâyezîd Hân ile Edirne'ye gelüp bu kantarayı ol asrda itmâm etdi ammâ vâcibü's-seyr bir cisr-i bî-bedeldir. Cümle sekiz gözdür ammâ her tâkı Tâk-i Kisrâ'dır. Ve nehr-i Tunca üzre olmak ile gâyet binâ-yı metîn ü arîzdir. Edirne'den tarafı başında şehre giderken sâğ cânibde çâr-kûşe bir kıt‘a beyâz mermer üzre şeyh hazretlerinin bizzât kendi hatt-ı şerîfiyle "Emmere bi-inşâ’i hâze'l-imâret zamanu's-sultânı Bâyezîd Hân deyü niçe elfâz-ı dürerbâr elfâz ile tahrîr olunan netîce-i kelâm târîhidir "Sene hamse ve hamsîne ve semâne mi’e" [855] hattı merkûmdur. Ammâ şeyh hazretleri ne mertbe hattât-ı kâmil idüğü bu hatt-ı lâ-nazîrinden ma‘lûm ola. Hakkâ ki bu hatt-ı mu‘ciz ile bu kantara-i musanna‘ Sarrâchâne cisri nâmıyla şöhre-i şehr olmuşdur. Hâlâ sırât-ı müstâkim-i selâtîndir. Zîrâ pâdişâhların sarây-ı hâssı râhı üzre vâki‘ olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 163a–163b ·
metinde göster ·
… i cüsûr-ı âyende vü revendegân: Malatıyye'den beş mil aşağı ibret-nümâ kırk göz
bir cisr-i
azîm var. Bânîsi Sultân Hasan'dır. Aspuzu bâğlarından cereyân eden Deyr-i Mesîh …
Der-sitâyiş-i cüsûr-ı âyende vü revendegân: Malatıyye'den beş mil aşağı ibret-nümâ kırk göz bir cisr-i azîm var. Bânîsi Sultân Hasan'dır. Aspuzu bâğlarından cereyân eden Deyr-i Mesîh'de nehr-i Til Malatıyye içinden geçüp nehr-i Bınar {ve nehr-i Tohma}ile bir olup bu cisr altından geçer.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 195a ·
metinde göster ·
… -ı fânîde cisri nâ-tamâm kaldı. Eğer bu nehr-i Furât üzre bu Kömürhânı kurbünde
bir cisr-i
azîm olsa hayrât-ı azîm olup bu günde nazîri olmamış olurdu ve gâyet elzem ü le …
Menzil-i karye-i İzoli: Harput hâkinde iki yüz hâneli ve bir câmi‘li ma‘mûr ze‘âmetdir. Cümle ahâlîsi hırsız u harâmî ve kutta‘u't-tarîk İzoli Kürdleridir. Bu mahalden aşağıca yine nehr-i Furât'a karîb Kömürhânı vardır, bî-amân yerdir. Andan aşağı nehr-i Furât iki kaya mâbeyninden hiddet ile cereyân edüp sâ‘ikasından âdeme dehşet hâsıl olur. Hattâ Fâtih-i Bağdâd Râbi‘-i Sultân Murâd bu mahalle bir göz cisr-i âlî binâ etmek murâd idinüp temel yerlerin hemvâr edüp mübâşeret olunsa gerek idi. Hikmet-i Hudâ ba‘de fethi'l-Bağdâd İslâmbol'a Sultân Murâd vardıkda Arapça emrine imtisâlen dâr-ı bâkîye gidüp dâr-ı fânîde cisri nâ-tamâm kaldı. Eğer bu nehr-i Furât üzre bu Kömürhânı kurbünde bir cisr-i azîm olsa hayrât-ı azîm olup bu günde nazîri olmamış olurdu ve gâyet elzem ü levâzımından kantara-i zîbâ kayalarıdır, ammâ gâyet üstâd-ı bennâsıyla bir cisr-i ibretnümâ gerek. Zîrâ bir tarafdan bir tarafa yüz on zirâ‘-ı melikidir kim Ayasofya tâklerinden arîz olur. Himmete endâze olmamak ile gâyet sehel kârdır. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 197a ·
metinde göster ·
ibretnümâ gerek. Zîrâ bir tarafdan bir tarafa yüz on zirâ‘-ı melikidir kim Ayas …
Menzil-i karye-i İzoli: Harput hâkinde iki yüz hâneli ve bir câmi‘li ma‘mûr ze‘âmetdir. Cümle ahâlîsi hırsız u harâmî ve kutta‘u't-tarîk İzoli Kürdleridir. Bu mahalden aşağıca yine nehr-i Furât'a karîb Kömürhânı vardır, bî-amân yerdir. Andan aşağı nehr-i Furât iki kaya mâbeyninden hiddet ile cereyân edüp sâ‘ikasından âdeme dehşet hâsıl olur. Hattâ Fâtih-i Bağdâd Râbi‘-i Sultân Murâd bu mahalle bir göz cisr-i âlî binâ etmek murâd idinüp temel yerlerin hemvâr edüp mübâşeret olunsa gerek idi. Hikmet-i Hudâ ba‘de fethi'l-Bağdâd İslâmbol'a Sultân Murâd vardıkda Arapça emrine imtisâlen dâr-ı bâkîye gidüp dâr-ı fânîde cisri nâ-tamâm kaldı. Eğer bu nehr-i Furât üzre bu Kömürhânı kurbünde bir cisr-i azîm olsa hayrât-ı azîm olup bu günde nazîri olmamış olurdu ve gâyet elzem ü levâzımından kantara-i zîbâ kayalarıdır, ammâ gâyet üstâd-ı bennâsıyla bir cisr-i ibretnümâ gerek. Zîrâ bir tarafdan bir tarafa yüz on zirâ‘-ı melikidir kim Ayasofya tâklerinden arîz olur. Himmete endâze olmamak ile gâyet sehel kârdır. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 197a ·
metinde göster ·
Bâlâda terkîm olunan üç aded Şat Birdinic nâm eflâke ser çekmiş
bir cisr-i
benâm altında mezkûr Şatt-ı sâlis bir olup hayli nehr-i azîm olur. Ba‘dehû mezk …
Bâlâda terkîm olunan üç aded Şat Birdinic nâm eflâke ser çekmiş bir cisr-i benâm altında mezkûr Şatt-ı sâlis bir olup hayli nehr-i azîm olur. Ba‘dehû mezkûr kehkeşân-âsâ semâya ser çeken kantara-i Birdinic'den aşağı Şatt-ı sâlis ittifâkıyla cereyân ederek Tercil nehri dahi gelüp bu Şatt-ı selâse kavuşup ana Şatt-ı Tercil derler. Bu dahi mâ-i kevserden nişân verir bir sâhib-i şân nehirdir. Şatt-ı Bağın ve Şatt-ı Maşa ve Şatt-ı Demirkapu ve Şatt-ı Tercil, bu dördü bir yere cem‘ olup cereyân ederek Karaköprü altında nehr-i (---) dahi bunlara mahlût olur. Ammâ bu nehir (---)(---) dağdan gelüp Şatt'a rîzân olmağile Şat add olunmaz. Zîrâ hilâf semtden gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 205a ·
metinde göster ·
… bunda olan metânet ve istihkâm ve bunda olan hendese-i zerâfet ve nezâfet-i tâm
bir cisr-i
benâmda yokdur. İmdi ey ihvân-ı vefâ Hudâ âlimdir, bu ömr-i girân-mâyeyi hâlâ s …
Üstâd-ı bennâ "Bu nehr-i mecnûn üzre bir göz cisr olmakdan gayrı ilâç yokdur", deyüp bu cisrin tarafeynine ol kadar metânet üzre vâsi‘ ve arîz rıhtım ve ıskara esâslar bırağup bir tarafdan bir tarafa tâk-i Kisrâ'dan nişân verir bir göz inşâ etmişdir kim mesâfe-i ba‘îdeden zıhgîr gibi nümâyândır. Cisrin bir çenesinden bir çenesine varınca kâmil yüz yetmiş üç adımdır. Gerçi diyâr-ı Hersek'de Mostar köprüsü de bir gözdür ammâ bu cisr-i Batmân hendese-i batmanda gâyet ağır mosta[r]dır. Zîrâ bunda olan metânet ve istihkâm ve bunda olan hendese-i zerâfet ve nezâfet-i tâm bir cisr-i benâmda yokdur. İmdi ey ihvân-ı vefâ Hudâ âlimdir, bu ömr-i girân-mâyeyi hâlâ seyâhatde ifnâ etmedeyiz, ammâ böyle bir mehîb u mahûf kantara görmedim. Hey’et ve hikmet okuyan ihtimâlci yârânlar bu cisrden geçmek ihtimâli yokdur. Niçesi tulumlar ile kelek ve pot yapdırup ubûr eder. Zîrâ ta zirve-i a‘lâsına çıkdıkça cisrin kendiri bâr-ı sakîl olmasın içün üstâd-ı bennâ cisrin zirvesin incecik etmiş. Ol mahalden aşağı âdem bakmağa cür’et idemez, ammâ aşağıları gâyet vâsi‘dir ve iki tarafında kal‘a kapuları gibi demir kapuları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 219b ·
metinde göster ·
İbret-nümâ-yı cisr-i Şattu'l-Arab: Kal‘a-i Bağdâd'ın cânib-i kıbleye nâzır olan Cisir kapusundan karşu Kuşlar kal‘asına varınca nehr-i Dicle üzre cümle kırk beş aded tombaz kemerleri üzre bir vâcibü's-seyr cisr-i azîmdir. Karşu Mekke hâkinde cisir başında Kuşlar kal‘asıdır. Bu cisr-i haşebin Bağdâd'dan Kuşlar kal‘asına gelince kâmil (---) adımdır ve üç araba yürür enlidir. İşte nehr-i azîm-i Şatt'ın dahi eni (---) adım olmuş olur. Ve bu cisre Şatt içre bendler ve sepetlerle taşlar bırağup yaban asması ile ve demir {zencîrlerle} gemileri bâğlayup cisir ber-karâr olur. Ve bu cisre Diyârbekir'den ve Hasankeyfâ'dan ve Musul ve Cezîre'den bir kelek gemisi gelse cisir üzre cessârlar cisrin üç dört gemisin kapu gibi açup kelek gemileri geçüp gümrük önüne yanaşup yine cisrin kapusun sedd ederler. Ba‘dehû cemî‘i âyende vü revende ubûr ederler. 343a Ve cemî‘i dilberân-ı Bağdâd kendülerin bu cisir üzre Şatt'a ilkâ ederler. Bağdâd'ın bir mesîregâhı dahi bu cisir başlarıdır. Kahvehâneler ve Mevlevîhâneler ile ârâste ve memerr-i nâs ile pîrâste olmuş bir cisr-i ibret-nümâdır. Cümle masrafı mîrîdendir. Cisir başında pâsbânlar âyende vü revende yüklerden bâc-ı öşr-i sultânî alup cisrin meremmâtına ve gayrı kal‘a mühimmâtına {2.000 guruş}masrûf olunur ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 342b–343a ·
metinde göster ·
… n nehr-i Furât'ı deverân u cereyân edüp nehr-i Furât üzre bir araba ubûr olunur
bir cisr-i
haşeb inşâ edüp cümle cebehâne vü levâzımâtların kemâkân müheyyâ edüp üç bin si …
Şehr-i azîm ve belde-i kadîmdir. Sene (---) târîhinde Âl-i Abbâsiyân'dan el-Melikü'l-Fîhâ Cedallah ibn el-Mütevekkil Alallah binâsıdır. Cezîre-i Dicle'de nehr-i zülâl Furât-ı helâl sâhilinde bender-i sevâd-ı mu‘azzam imiş. Niçe mülûkdan mülûka intikâl edüp niçe kerre imâr ve niçe kerre harâb olmuşdur. Ba‘dehû sene 1040 târîhinde Âl-i Osmâniyân'dan Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘in serdâr-ı mu‘azzamı olan Hüsrev Paşa Bağdâd'ı muhâsara edüp bî-feth avdet etdikde bu Hille kal‘asına Hüsrev-i Şîr şîrâne vü dilîrâne gelüp deryâ-misâl askeriyle taht-ı Hille'de serâperde-i Hüsrevânesiyle meks etdikde bu kal‘a-i Hille'yi gördü kim harâbe mü’eddî olmuş ammâ Bağdâd'a bundan rahne irüp zafer bulmak mülâhazasında olup kal‘a-i Hille'ye asker-i deryâ-misâli üşürüp mukaddemâ hâk-i pâk ile mebnî olan sûr-ı üstüvârın müceddeden yine top ve tula ve kerpiç ve kec ve Horasânî ve kireç ile bir kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn edüp bir handak-ı amîk ü arîz edüp handak içinden nehr-i Furât'ı deverân u cereyân edüp nehr-i Furât üzre bir araba ubûr olunur bir cisr-i haşeb inşâ edüp cümle cebehâne vü levâzımâtların kemâkân müheyyâ edüp üç bin sipâh ve iki bin piyâde yeniçeri ve topçu ve cebeci ve gayrı muhâfazacı kodu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 352a ·
metinde göster ·
Evvelâ bu şehr-i Hasankeyfâ'da nehr-i azîm Şatt üzre
bir cisr-i
azîm vardır kim diller ile ta‘bîr ve kalemler ile tahrîr olunmaz ammâ deryâda k …
Evvelâ bu şehr-i Hasankeyfâ'da nehr-i azîm Şatt üzre bir cisr-i azîm vardır kim diller ile ta‘bîr ve kalemler ile tahrîr olunmaz ammâ deryâda katre ve güneşde zerre kadar tavsîf idelim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 389b ·
metinde göster ·
… ehri üzre binâ etdüği cisirden âlî ve musanna‘ vü müzeyyen ve metîn ü müstahkem
bir cisr-i
ibret-nümâ olmuş kim hasedinden âh edüp şâkirdine eydür: "Ey oğul, eyi cisir bi …
Ana taklîden bu kal‘a-i Hasankeyf'de nehr-i Şatt üzre bu cisri el-Melikü'l-Muzaffer es-Sultânu'l-Mu‘azzam Turan Şâh Batmân cisrin inşâ eden mi‘mârın şâkirdine bu Hasankeyf cisrin inşâ etdirmişdir. Bu cisrin itmâmın Batmân cisrini binâ eden {üstâd} istimâ‘ edüp bir gün nihânîce Hasankeyf'e gelüp görse kim kendünün Batmân nehri üzre binâ etdüği cisirden âlî ve musanna‘ vü müzeyyen ve metîn ü müstahkem bir cisr-i ibret-nümâ olmuş kim hasedinden âh edüp şâkirdine eydür: "Ey oğul, eyi cisir binâ etmişsin ammâ bu cisir henüz nâ-tamâmdır. Bu cisrin tâ zirve-i a‘lâsında kined yerine bir hayli civa dök kim bu cisir ilâ yevmi'l-haşr ber-karâr ola." deyüp gâ’ib olur. Ol gice bu cisri binâ edenin üstâd-ı hasûdu bir tulum içre yedi yıllık Ergane sirkesi kim semm-i helâhilden nişân verir, âlem ağyârdan bî-haber iken ol hasûd-ı lâ-yesûd üstâd cisrin tâ kined yerine bir tulum sarp sirke döküp firâr eder. Ol gice cisrin orta yeri nehr-i Şatt'a dökülür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 389b ·
metinde göster ·
… ortasına haşeb sütûnlar ile bir metîn kinedler edüp hâlâ ortası ağaç ile mebnî
bir cisr-i
kavîdir kim rûy-ı arzda meşhûr-ı âfâk cisrin biri dahi bu Hasankeyf kantarasıdı …
Ale's-sabâh cisri binâ eden halîfe gelüp cisr-i musanna‘ı bu hâlde görüp bildi kim kendünün üstâdı hasedinden böyle etdi. Der-ân yine horasân ve cibis ile cisrin vasatın ta‘mîr ü termîm eder, ammâ çi fâyide. Âhir-ı kâr yine Şatt'a düşer. İlâ hâze'l-ân bu cisr-i ibret-bünyân ortası meksûr kalup üstâd-ı mâzîler bu cisirin ortasına haşeb sütûnlar ile bir metîn kinedler edüp hâlâ ortası ağaç ile mebnî bir cisr-i kavîdir kim rûy-ı arzda meşhûr-ı âfâk cisrin biri dahi bu Hasankeyf kantarasıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 389b ·
metinde göster ·
metînin altından ubûr edüp bu cisrin başına cümle tüccâr u züvvâr ve âyende vü …
Bu nehr-i âb-ı hayâtın evveli şehr-i Nasîbîn garbında Aşdı dağlarından tulû‘ edüp şehr-i kadîm Nasîbîn (---)(---)(---) ubûr edüp şehrin şark cânibine karîb bir cisr-i metînin altından ubûr edüp bu cisrin başına cümle tüccâr u züvvâr ve âyende vü revendegân u sevdâgerân ve vüzerâ vü vükelâlar hayme vü hargâhlarıyla mezkûr cisir başında meks edüp nehr-i Hermas'dan gûnâ-gûn mâhîler sayd edüp tenâvül ederler. Ol mahalden nehr-i Hermas geçüp sehel aşağı vardıkda nehr-i Sersâr andan müteferrika olur andan nehr-i Sersâr beled-i Hatîb ve çölistânda kal‘a-i Sincâr vâdîlerine uğrayup deverân u cereyân ederek iki fırka olup biri kal‘a-i Tikrit kurbünde nehr-i Dicle'ye rîzân olur ve bir fırkası yine nehr-i Sersâ'dır kim nehr-i Hermas'dan ayrılmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 392b ·
metinde göster ·
… adîmde tâ Cemşîd asrından berü bu kal‘adan kal‘aya nehr-i Şatt üzre on yedi göz
bir cisr-i
azîm var imiş. Hâlâ nehr-i Dicle tenezzülde oldukda cisrin kârgîr pâyeleri zâhi …
Tikrit sancağı hâkinde cezîre-i Dicle ve Furât içinde Şatt kenârında bir püşte üzre şekl-i murabba‘ bir kal‘a-i harâb-ı musanna‘dır. Mâ-tekaddem bu dahi şehr-i ma‘mûr imiş, Hulâgû Hân harâb etmiş. Nehr-i Şatt kenârında iki kal‘a birbirlerine mukâbildir. Bu beri Tikrit tarafında olana Âşık kal‘ası derler. Şatt'ın taraf-ı şarkîsinde Bağdâd hâkinde olana Ma‘şûk kal‘ası derler. Bu dahi bir püşte üzre şekl-i murabba‘ taş binâ bir kal‘a-i harâbdır kim ikisinin de dizdârları ve neferâtları yokdur. Ve zamân-ı kadîmde tâ Cemşîd asrından berü bu kal‘adan kal‘aya nehr-i Şatt üzre on yedi göz bir cisr-i azîm var imiş. Hâlâ nehr-i Dicle tenezzülde oldukda cisrin kârgîr pâyeleri zâhir ü bâhir olur ve Şatt'ın kelek gemileri bu mahalle geldikde cisir pâyeleri esâslarından havf ederek ta‘vîz ile ubûr ederler. Bu mahal gûyâ diyâr-ı Rûm'da nehr-i Tuna üzre kal‘a-i Budin kurbünde Tuna'nın tarafeynindeki harâb olan Siverin ve Severin kal‘aları mâbeynindeki cisr-i harâb pâyelerine müşâbihdir ammâ bu Şatt'ın Âşık-Ma‘şûk kal‘ası boğazı Tuna boğazından sarpdır. Zamân-ı kadîmde bu Âşık'dan Ma‘şûk kal‘ası cisrinin her gözlerine zencîr çekerlermiş ve üstâd-ı selef kal‘a-i Âşık'dan kal‘a-i Ma‘şûk'a nehr-i Şatt altından kârgîr kubur binâ ile yol var imiş ammâ hakîr görmedim, illâ harâbistân-ı şehrin gördüm. Kâhîce bu mahalle kavm-i Urbân-ı Mavâl gelüp meks ederler ammâ bu mahalle gelen Tikrit'den atlarının yemlerin ve kendülere ekmeklerin bile getirmek gerek .
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 407b ·
metinde göster ·
Ekrâd meliklerinin bir şehzâde-i âzâdesi amâr etmişdir. Lisân-ı Ekrâd'da Tanaz (---)(---)(---) derler. İmâdiyye ve Cûde şehri hâkinde nehr-i şatt'ın cânib-i şarkîsinde 3 sâ‘at dağlar içre şatt'dan ba‘îd bir hıyâbân kûh-ı bülendler mâbeyninde âb-ı revânlı ve bâğ u bâğçeli ve bir câmi‘-i muhtasarlı ve medreseli (---)(---)(---)(---) ve bir cisr-i sağîrli ma‘mûr kasabadır. Cümle halkı darı ekmeği tenâvül ederler, zîrâ darısı ve balı ve kudret helvâsı ve mazusu meşhûrdur kim debbâğlara beher sene niçe bin yüz {yük} mazı gider. Ve su değirmenleri çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 3a ·
metinde göster ·
İbret-nümâ-yı diğer: Bu şehrin hâricinde Kemer köprü nâm
bir cisr-i
musanna‘ vardır. Gerçi memdûh-ı âlem olacak bir kantara-i azîm değildir, ammâ g …
İbret-nümâ-yı diğer: Bu şehrin hâricinde Kemer köprü nâm bir cisr-i musanna‘ vardır. Gerçi memdûh-ı âlem olacak bir kantara-i azîm değildir, ammâ garâbet andadır kim bu cisir dibinde sun‘-ı Hudâ İçme Suyu nâmıyla bu diyârda meşhûr-ı âfâk bir şorca su vardır. Her sene mâh-ı Temmuz'da niçe bin çorlu âdem ol ayn-ı şordan aç karnına nûş etse amel eder, ammâ garâbet andadır kim bu âb-ı nâbı aşağı akındısıyla alsalar aşağıdan yedi sekiz amel eder, ammâ suyun akdığı aksine aşağıdan yukaru kâse ve tas ile su alup nûş etseler yedi sekiz kerre fevkânî istifrâğ etdirüp cümle balgam ve safra ve sevdâ ve ahlat kay olunup bu âb-ı nâfi‘den nûş edenin reng-i rûyu humret üzre olup yedi günde vücûdu cemî‘i ilelden selâmet bulur. Böyle bir nâfi‘ mücerreb âb Hakîm-i mutlakdır kim her kurâ vü kasabâtlara kumkumalar ile hedâyâ götürürler, meşhûr-ı âfâkdır. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 23a ·
metinde göster ·
tavîldir kim buhayre-i Ilıbat üzre vâki‘ olmuşdur.
Derûn-ı hisârda evleri va[r]dır, ammâ taşra varoşu yokdur ve kâmil iki yüz adım tûlu bir ağaç cisir başında bir kasr-ı müzeyyeni var ve bu cisr-i haşebden cemî‘i ünâs ubûr edüp kal‘a-i Ilıbat'a ve gayrı cevânibe gidenin şâhrâh-ı azîmin memerri bir cisr-i tavîldir kim buhayre-i Ilıbat üzre vâki‘ olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 86a ·
metinde göster ·
azîm inşâ etdirmiş kim Rûm ve Arab u Acem ve Belh u Buhârâ ve Luristân ve Molta …
Bu kasabanın cânib-i garbında Edirne'ye giderken hemân şehir dibinde nehr-i Yene ve nehr-i Ergene ve nehr-i Istıranca ve Yenehisâr ve Bunarhisâr suları cümle bir yere cem‘ olup nehr-i azîm Ergene oldukda bu kasaba dibinde mezkûr nehirler üzre merhûm Sultân Murâd Hân-ı Sânî tâbe serâhu bir cisr-i azîm inşâ etdirmiş kim Rûm ve Arab u Acem ve Belh u Buhârâ ve Luristân ve Moltan ve Maskov ve Leh ve Çeh ve İsfaç ve Filimenk ve diyâr-ı Alman ve bî-amânda nazîri yok bir püll-i kavs-i kuzahdır. Gerçi Van ile Erzurûm arasında nehr-i Araz üzre Altun Halkalı Köprü ve yine nehr-i Araz üzre Erzurûm'un Hasankal‘ası kurbunda Çoban Sultân köprüsü ve Kürdistân'da nehr-i (---) üzre Hasankeyf cisri ve Diyârbekir eyâletinde Hazzo kal‘ası kurbunda nehr-i Batman üzre Batman kantarası ve Kırşehri kurbunda nehr-i Kızılırmak üzre Çâşnigîr köprüsü ve yine nehr-i Kızılırmak üzre Osmâncık şehrinde Köprü ve Geyve kasabası kurbunda nehr-i Sakarya üzre Geyve cisri ve diyâr-ı Rûm'da şehr-i Edirne içre Mihâl köprüsü ve ana karîb Mustafâ Paşa cisri nehr-i Meriç üzeredir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 99b ·
metinde göster ·
… a mahlût olup nehr-i Tuna dahi büyük olur, ammâ bu mahalde bu nehr üzre bir göz
bir cisr-i
azîm olsa hayrât-ı azîm olur, zîrâ dîvâne akup her bâr ağaç cisri götürüp âyend …
Mezkûr nehr-i serî‘ü's-seyr Alacahisâr dağları ve Rodnik kasabası ve Çaçka kasabası ve şehr-i Öziçe dağlarından gelüp cem‘ olarak bu mahalden ubûr edüp nehr-i Tuna kenârında kal‘a-i Güvercinlik ile kal‘a-i Köylüc mâbeyninde nehr-i azîm Tuna'ya mahlût olup nehr-i Tuna dahi büyük olur, ammâ bu mahalde bu nehr üzre bir göz bir cisr-i azîm olsa hayrât-ı azîm olur, zîrâ dîvâne akup her bâr ağaç cisri götürüp âyende vü revende gemilerle ubûr ederken gâyetü'l-gâye usret çekerler. Hay bir sâhib-i hayrât-ı Hâtem-i Tayy [ve] Ca‘fer-i Bermekî olsa bu cisr amâr olup inkırâzi'd-deverân sâhibü'l-hayrâtın rûhu yâd u şâd olurdu. Allâhümme yessir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 110b ·
metinde göster ·
… eri ve bu cisr-i kavîleri Gâzî Hüsrev Paşa binâ etmişler kim nehr-i Çetine üzre
bir cisr-i
tavîldir. Cümle on üç aded iri gözlerdir ve altısı cümle küçük kemerlerdir, lâk …
Sene (---) târîhinde bu kulle-i azîmleri ve bu cisr-i kavîleri Gâzî Hüsrev Paşa binâ etmişler kim nehr-i Çetine üzre bir cisr-i tavîldir. Cümle on üç aded iri gözlerdir ve altısı cümle küçük kemerlerdir, lâkin ol kadar serâmed âlî tâk-ı kisrâlar değildir. Bir başdan bir başa tûlu beş yüz adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 137b ·
metinde göster ·
… içre hayrât-ı ibret-nümâsının biri dahi nehr-i azîm dîvâne Drin üzre on bir göz
bir cisr-i
kebîri var kim her bir kemerleri kehkeşân-âsâ âsumâna ser çeküp her biri kavs-i …
Ve bu şehir içre hayrât-ı ibret-nümâsının biri dahi nehr-i azîm dîvâne Drin üzre on bir göz bir cisr-i kebîri var kim her bir kemerleri kehkeşân-âsâ âsumâna ser çeküp her biri kavs-i kuzahdan ve tâk-ı Kisrâ'dan nişân verir. Anadolu'da nehr-i Sakarya üzre Bâyezîd-i Velî'nin Geyve köprüsü ve Kızılırmak üzre Çâşnigîr köprüsü ve nehr-i Araz üzre Altun Halkalı köprü ve yine nehr-i Araz üzre Hasankal‘ası kurbun[d]a Çoban köprüsü ve Hazzo kurbunda Batman cisri ve Hısn Keyfâ püllü ve Adana ve Misis köprüleri cümle meşhûrdur, ammâ Rûmeli'nde Çekmece cisirleri ve Hersek sancağında Mostar cisri bir göz püll-i ibret-nümâdır, ammâ bu Vişegrad cisrini görüp ilm-i hendese ve ilm-i mi‘mârîden haberdâr olan bu cisr-i azîmi gördükde akıllar perîşân olur. İbtidâ esâsına târîhdir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 165b ·
metinde göster ·
… Gâzî Hudâvendigâr'dır, be-dest-i Timurtaş Paşa feth edüp bu nehr-i Vardar üzre
bir cisr-i
kavî inşâ etmeğile bu şehir ol cisir ismiyle müsemmâ olup şehr-i Köpürlü derler …
Lisân-ı Latin'de bu kal‘anın (---)(---) ndir ve bânîsi Sırf krallarından Destpot Kral'dır, ammâ fâtihi sene 788 târîhinde Gâzî Hudâvendigâr'dır, be-dest-i Timurtaş Paşa feth edüp bu nehr-i Vardar üzre bir cisr-i kavî inşâ etmeğile bu şehir ol cisir ismiyle müsemmâ olup şehr-i Köpürlü derler. Kal‘ası şehirden nısf sâ‘at aşağı ba‘îd bir kûh-ı bülendin zirve-i a‘lâsında bir vîrân küçük kal‘acıkdır, ammâ gâyet sa‘b püşte-i âlî üzredir. Sehel mâl ile amâr olsa bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kal‘a olurdu, zîrâ bir tarafda havâlesi yokdur, ammâ şehri beride nehr-i Vardar'ın iki cânibinde yalçın kayalar üzre kat-ender-kat nehre nâzır kârgîr binâ kiremit ve kayagan örtülü ma‘mûr kasabadır kim mezkûr cisir ile beri şehirden karşu kıble tarafındaki bâzârlı tarafına geçilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 175b ·
metinde göster ·
… çıkılup nehr-i Dırava cisrinden ubûr olunur kim hemân bu Darda kal‘ası dibinde
bir cisr-i
garâyibdir.
Ve bu cisr-i azîm başındaki kapudan girilüp bu varoşun garb kapusundan çıkılup nehr-i Dırava cisrinden ubûr olunur kim hemân bu Darda kal‘ası dibinde bir cisr-i garâyibdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 64b ·
metinde göster ·
… nehr-i Tuna üzre kâmil yetmiş pâre tombaz gemiler üzre uzun direkler ile mebnî
bir cisr-i
tavîldir kim cümle tombaz gemileri birbirlerine kalın zincîrler ile bağlı ve or …
Bu kantara-i garîb ve acîb Budin kal‘asının Ali Paşa tabyası önünde nehr-i Tuna üzre kâmil yetmiş pâre tombaz gemiler üzre uzun direkler ile mebnî bir cisr-i tavîldir kim cümle tombaz gemileri birbirlerine kalın zincîrler ile bağlı ve ortasında dörd pâre gemiler açılup kapanır başka bir cisirdir kim gelüp giden gemilere açup gemiler geçdikde yine kapanır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 89b ·
metinde göster ·
metîn var. Ve bu cisrin iki cânibinde şâhî topları var.
Ve cümle üç kapudur. Evvelâ kıble tarafına nâzır Budin kapusu, iki kat hadîd metîn kapulardır. Bu Budin kapusunun önünde bir kat dahi hisâr bölmeciği var, Kanije kal‘ası dolması gibi on beş adım kalın dolma dîvâr var. Ve bu dolma dîvârın iç yüzündeki handakda bir küçük kubbe ılıca var, Budin ılıcaları gibi issi değildir, ammâ mu‘tedilü's-sühûndur. Cemî‘i garîb ve gurebâlar ve huddâmân makûleleri bu ılıcaya girirler. Bu ılıca handakından gayri taşrada bir kat handak dahi var, bu handaka nehr-i Tuna girüp leb-ber-leb olur. Ve bu handak üzre Budin kapusu şarampavı kapusu önündeki Tuna dolmuş handak üzre bir haşeb asma zincîrli bir cisr-i metîn var. Ve bu cisrin iki cânibinde şâhî topları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 96a ·
metinde göster ·
… mmâ alçacıkdır. İçinden nehr-i Tuna cereyân edüp bu ark üzre kazıklar ile mebnî
bir cisr-i
metîni var. Bu cisrin karşu tarafı Tuna içinde bir cezîre gibidir. Bu cezîrecik …
Ve bu kapudan taşra Tuna kenârında on aded cümle kassâb dükkânları var ve bu kapudan alarka bir handak dahi var, ammâ alçacıkdır. İçinden nehr-i Tuna cereyân edüp bu ark üzre kazıklar ile mebnî bir cisr-i metîni var. Bu cisrin karşu tarafı Tuna içinde bir cezîre gibidir. Bu cezîrecikde birkaç mahzenler ve yigirmi kadar saz örtülü evleri var. Bu cezîrede bu imâretlerden mâ‘adâ bir şey olmayup cümle bâğ u bâğçe ve müşebbek bostânları vardır, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 96a ·
metinde göster ·
… ân Üstürgon kal‘asın feth {edüp} Üstürgon kal‘ası altında yetmiş pâre gemi üzre
bir cisr-i
azîm inşâ edüp cisrin karşu tarafın zabt [u] rabt etmek içün ve Uyvar hâkinde o …
İbtidâ bânîsi Âl-i Osmân'a tâbi‘ olan Erdel-i erzel krallarından Betlen Gabor Kral binâsıdır. Andan sene 950 {mâh-ı Muharrem fî 18} târîhinde Süleymân Hân Üstürgon kal‘asın feth {edüp} Üstürgon kal‘ası altında yetmiş pâre gemi üzre bir cisr-i azîm inşâ edüp cisrin karşu tarafın zabt [u] rabt etmek içün ve Uyvar hâkinde olan yedi yüz pâre kurâları itâ‘at etdirmek içün bu kal‘ayı inşâ edüp ismine Ciğerdelen korlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 99a ·
metinde göster ·
metîn olduğundan bu şehre kavm-i Latin ve Boşnak ve Hırvad u Sırf ve Bulgar ve …
Lisân-ı Latince Mostar köprü şehri demekdir. Tevârîh-i Latin'de tahrîr etdiği üzre bu şehir içre kâfir zamânında bir kayadan bir kayaya nehr-i Neretva üzre âdem uyluğu kalınlıkda hadîd zincîr-i kavî üzre bir cisr-i metîn olduğundan bu şehre kavm-i Latin ve Boşnak ve Hırvad u Sırf ve Bulgar ve Uskok ve Lasman Mostar derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 164a ·
metinde göster ·
ibret-nümâ etmişdir kim bu felek-i atlasda ana mu‘âdil bir püll-i kebîr yokdur. …
Hâlâ ol zincîr cisrin mahallinde Süleymân Hân bir cisr-i ibret-nümâ etmişdir kim bu felek-i atlasda ana mu‘âdil bir püll-i kebîr yokdur. Mahallinde vasf olunur, ammâ bu şehr-i ma‘mûr[u] bizzât Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân sene (---) târîhinde feth edüp Bosna eyâletinde ve Hersek sancağı hâkinde paşanın hâssı olup hâkimi voyvadadır kim elli nefer âdemiyle adâlet edüp hükm-i hükûmât eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 164a ·
metinde göster ·
… Rûm u Firengistân'da ve Belh u Buharâ'ya varınca tek-i pûmız var, bu hakîr eyle
bir cisr-i
âlî rub‘-ı meskûnda görmedim. Gerçi Kürdistân'da zikri sebkat eden Batman cisri …
Ammâ bu zikr olunan cümle cüsûrlardan vâcibü's-seyr ibret-nümâ-yı bî-misâl cisr-i lâ-nazîr bu Mostar köprüsüdür kim Arab u Acem ve Rûm u Firengistân'da ve Belh u Buharâ'ya varınca tek-i pûmız var, bu hakîr eyle bir cisr-i âlî rub‘-ı meskûnda görmedim. Gerçi Kürdistân'da zikri sebkat eden Batman cisri ve Hasankeyf cisri dahi gâyetü'l-gâye musanna‘ cüsûrlardır, ammâ bu Mostar cisri eflâke ser çekmiş bir kayadan bir kayaya tâk-ı Havarnak gibi atılmış bir göz cisr-i müntehâdır kim aşağı bakanın zehresi çâk olur. Hattâ bu cisrin iki başındaki kal‘aların iç yüzdeki kapularının bir kapudan bir kapuya varınca bu Mostar köprüsünün tûlu kâmil yüz germe adımdır. On beş ayak enniliği vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 164b ·
metinde göster ·
… . Bu nehrin yemîn ü yesârındaki hânlara gidüp gelmek içün bu nehir üzre bir göz
bir cisr-i
azîm binâ etmişler kim İslâmbol'da Çekmece-i Kebîr cisrinin gözü kadar vâsi‘ ve …
Ve nehr-i Yadra bahâr eyyâmında dağların karı söküldükde deryâ gibi taşar. Bu nehrin yemîn ü yesârındaki hânlara gidüp gelmek içün bu nehir üzre bir göz bir cisr-i azîm binâ etmişler kim İslâmbol'da Çekmece-i Kebîr cisrinin gözü kadar vâsi‘ ve arîz cisr-i kebîrdir, ammâ alçakdır ve iki tara[fı] sâfî bâğ u bâğçedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 168a ·
metinde göster ·
… ak ile su kenârında kal‘a dîvârı yokdur, lâkin bu tarafa elli pâre gemiler üzre
bir cisr-i
azîm binâ edüp karşu tarafda kendülerinin Ligradcık kal‘asından ve Çakatorna ka …
Eşkâl-i tarh [u] tarz-ı Yenikal‘a: Nehr-i Morava kenârında orman hıyâbânlı bir burunda Kanije gibi ağaçdan bir kal‘a-i cedîd imiş, ammâ hakkâ ki mel‘ûn küffâr bir sedd-i İskender inşâ etmiş. Dolma dîvârının enniliği ellişer ayak ve yüksekliği ellişer arşın âlî dolma palanka dîvâr olup kal‘a ağaçlarının ba‘zısı yerli ağaç olup yapraklarıyla kal‘a dîvârından olmuş köklü dıraht-ı müntehâlar kim aslâ müddet-i medîd fenâ bulmaz köklü ve yerli mîşe ve pelîd ağaçları mâbeynlerin toprak doldurup kal‘a dîvârı etmiş ve kara tarafına sedd-i İskender-vâr yedi aded azîm vezni üzre tabyalar etmiş kim her birinde kırkar ve ellişer aded balyemez topları ve gayri kolumburna ve şâhîleri var, ammâ nehr-i Morava tarafı kendilerinin olmak ile su kenârında kal‘a dîvârı yokdur, lâkin bu tarafa elli pâre gemiler üzre bir cisr-i azîm binâ edüp karşu tarafda kendülerinin Ligradcık kal‘asından ve Çakatorna kal‘asından ve Mekemorya vilâyetlerinden her gün niçe bin küffâr gelüp kal‘aya cisrden geçüp imdâda gelirlerdi. Her tarafdan zahîrelerin getirirlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 183a ·
metinde göster ·
… Raba üzre dıraht-ı müntehâ kazıklar kakup piyâde asker-i İslâm ubûr etmek içün
bir cisr-i
haşeb-i müfîd [ü] muhtasar inşâ olunup top tahtaların ipler ile bağlayup fi'l-h …
Ammâ hemân Sadrıa‘zam bu yevm-i Cum‘ada Defterdâr Ahmed Paşa'ya fermân edüp vezîr-i dilîrin otağı önünde beş on bin asker üşüp fi'l-hâl nehr-i Raba üzre dıraht-ı müntehâ kazıklar kakup piyâde asker-i İslâm ubûr etmek içün bir cisr-i haşeb-i müfîd [ü] muhtasar inşâ olunup top tahtaların ipler ile bağlayup fi'l-hâl yeniçeri ocağından Samsoncubaşı Abdî Ağa on oda yeniçeriler âheste âheste cisrden karşu geçüp sâhil-i Raba'da cisir başında fi'l-hâl cümle gâziyân-ı yeniçeriyân mâh-ı mezbûrun evvelki günü meterislere girüp önlerine siperler edüp karâr etdiklerinde hemân niçe bin atlılar sudan karşu geçüp hemân hakîr dahi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 18a ·
metinde göster ·