… kâr-ı dîv-i Süleymân'dır kim makdûr-ı beşer değildir. Ba‘zı kemerler bir dağdan
bir dağ
mâbeyninde vâkı‘ olup üçer kat eflâke ser çekmiş kehkeşân-âsâ kemerlerdir kim v …
Mesîregâh-ı Su Kemerleri: Sene (---) târîhinde Süleymân Hân on bin kîse harc edüp bu mahalden İslâmbol'a bin bir göz cisrler ile âb-ı nâbdan nişân verir su getirmişdir kim hakkâ bu binâlar kâr-ı dîv-i Süleymân'dır kim makdûr-ı beşer değildir. Ba‘zı kemerler bir dağdan bir dağ mâbeyninde vâkı‘ olup üçer kat eflâke ser çekmiş kehkeşân-âsâ kemerlerdir kim vâcibü's-seyrdir. Buna karîb,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 146a ·
metinde göster ·
… at ve Esed-i mehâbet bir kimesne kim andan erlik umulur yiğit atıyla ve donuyla
bir dağ
içinden nümâyân olup gelir. Ammâ atı ve kendü bî-tâb u bî-mecâl gelir. Hemân ha …
Ale's-sabâh tecdîd-i vuzû‘ ederken bir Rüstem-i şecâ‘at ve Esed-i mehâbet bir kimesne kim andan erlik umulur yiğit atıyla ve donuyla bir dağ içinden nümâyân olup gelir. Ammâ atı ve kendü bî-tâb u bî-mecâl gelir. Hemân hakîr, bu iyi alâmet değildir. Ahvâlini tecessüs edüp haberin aldım ki Üsküdar cenginde Gürcî Nebî'nin baş bölükbaşısı olan Şîr u Nerîmân ve Sâm-akrân olan Çomar Bölükbaşı imiş. Derhâl yanıma çağırdup hal-hatır soruşduktan mâ‘adâ kalkup iki yanağından bûs etdim. Ammâ gûyâ semm-i helâhil bûs etdim. Bir mutarraş rîş süvârîleri dümm-i binâ-gûşına kad çekmiş acebe-likâ ve muhavvif çirkin çehre bir şahs-ı bed-fi‘âl, ammâ iğmâz-ı ayn edüp "Tîz bize menzilci tütün kahve getür ve mâhazar heybede ne var ise bu kardeş ile yeyelim!" dediğime bile ta‘âm yemeğe rızâ vermeyüp kalkmak istedi. Elbette bir lokmamız yer deyü hâh-nâ-hâh bir yerde oturup "Bak a ömrüm! Dünyâ ve âhiret karındaşım ol. Devletden düşmüş yiğide benzersin, atların zebûn olmuş. Ne yerlisin ve isminiz bize bağışlan ve ahvâl-i pür-melâlin bir bir takrîr eyle" dedim. Hemân nutka gelüp eydür: "Çünkü bana kardaş dedi. Kabûl etdik artık biz senden, sen benden emîn ol ve ta‘âmın dahi yedik. Ben İzolı Kürdü kabîlesindenim ve Gürcî Nebî'nin baş bölükbaşısıyım. İsmime Çomar Bölükbaşı derler. Üsküdar cenginde bozulup gice gice dağdan dağa kaça kaça bu mahalle gelüp sana dûş geldim" dedükde hemân kalkup yine gözlerin yüzün bûs etdim, ammâ gûyâ bir kara gön derisi öpüp kılları nişter gibi dudaklarıma batdı. Hemân hakîr eyitdim: "Bre cânım şimdi biz ol cengden gelirim. Çarkacı Mehemmed Paşa alayına at koyup Şâmlı Osmân Ağa ile ceng-i Alî edüp âdemler akdaran sen misin?" deyü dest be-dest olup eyitdim: "Ey imdi birâder, ben seni elden komam. Ben Şâm Vezîri Murtezâ Paşa'nın ağalarından gâyet maslahat-güzâr âdemîsiyim. Üsküdar cenginde senin şecâ‘at ve dilâverliğin gördüm. Ben seni elden komam, Paşa efendime götürürüm!" dedikde "Cânıma minnet ammâ atlarım zebûndur. Bozulaldan berü gündüz sarp dağlarda yatarım, gice yollarla giderim. Nefîr-i âm havfinden kurâ ve kasabâtlara uğramaya havf ederdik. Âhir açlık cânımıza kâr edüp bu mahalde sana râst gelüp datlı dilinle ve ni‘metinle bizi şikâr eyledin. Ammâ siz ulaklığile biz cenk görmüş yorgun atlar ile size refîk olmak mümkün değildir" dedi. Hakîr eyitdim: "Birâder, senin hâtırın içün biz dahi menzil menzil gidelim. Atların kalırsa sana at verelim, hemân durma gidelim!" deyüp yemîn-billah ve kasem-tallah ile andan azm-i râh deyüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 33b ·
metinde göster ·
başında bâğlı ve bâğçeli ve incir, zeytûn ve dud şecerli ve bin hâneli ma‘mûr [ …
Menzil-i karye-i Du‘âbe: Bir dağ başında bâğlı ve bâğçeli ve incir, zeytûn ve dud şecerli ve bin hâneli ma‘mûr [u] âbâdân Timânî kavmi köyüdür. Hamd-i Hudâ yedi günde otuz kîse tahsîl edüp üç kîse hakîre ve bir kîse bayrak sarıcalarına verüp on bin guruş içün üç aded şeyhi kayd-bend ile paşaya getirüp teslîm etdik. Yine Şem‘ûn köyünde zevk [u] safâmıza meşgûl olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 39b ·
metinde göster ·
… derler. Eğer ziyâret yanında sayd etseler mâhîleri pişmez ve bu aynın şimâlinde
bir dağ
vardır. Anda Munzır Baba dikmiş bir şecer vardır gâyet siyâhîdir. Ol şecerden k …
Ovacık nâhiyesinde Munzır Baba[-yı] azîzin dağından tulû‘ eder bir ayn-ı sağîre nehr-i Murâd'a karışır. Bu nehir her sene ağustosda kırk gün acı ve kırk gün tatlı akar. Bu nehrin lezîz alabalığı olur. Sayyâdlar ziyâretden aşağıda balığın sayd ederler. Eğer ziyâret yanında sayd etseler mâhîleri pişmez ve bu aynın şimâlinde bir dağ vardır. Anda Munzır Baba dikmiş bir şecer vardır gâyet siyâhîdir. Ol şecerden kim ki kat‘ etse zarar çeker.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 84b ·
metinde göster ·
… ndeki yalçın dağlar içre sâkin olup Acem ile mâbeynlerinde ancak Şâh Gediği nâm
bir dağ
vardır ve müşâlarında Acem'in Kotur kal‘ası vardır. Bunlar cümle altı bin aded …
Hükûmet-i gâzîyân-ı Mahmûdî: Bunlar Van'ın cânib-i şarkîsindeki yalçın dağlar içre sâkin olup Acem ile mâbeynlerinde ancak Şâh Gediği nâm bir dağ vardır ve müşâlarında Acem'in Kotur kal‘ası vardır. Bunlar cümle altı bin aded kılıç askerdir kim Kürdistân'da bunların atlısı gibi şecî‘ ve nâmdâr kavim yokdur. Kerrât ile Salmas ve Çorus ve Rûmiyye sahrâlarında Şâh askerine karşu koyup mansûr u muzaffer olmuşlardır. Beğleri Hoşaf kal‘asında sâkin olur bir tüvânâ İbrâhîm Beğ'dir kim kerrât ile ceng âteş-i Nemrûd'una girüp çıkmışdır. Ve bu kavm-i Mahmûdî yüz yigirmi aşîret beğleri add olunur kim cümlesi İbrâhîm Beğ'den yıllık ve donluk alırlar. Bunların da hâkinde hâs u harâc ve timâr u ze‘âmet vardır. Bunların cânib-i kıblesi Hakkarî'dir. Ve Hakkarî hânı Yezdenşîr hazretleri ile akrabâlardır. Andan şimâlleri hâk-i kal‘a-i Van'dır kim Van'dan Araytı'da Hoşaf kal‘asına gelir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 254b ·
metinde göster ·
… itâ‘at etmeyüp kal‘ayı hâlî bırağup kal‘ası ve şehri ıhrâk olundu, ammâ kal‘ası
bir dağ
dibinde havâleli şekl-i müdevver bir kal‘a-i ra‘nâ idi. Ve handakı mâl-â-mâl su …
Erdel krallarına tâbi‘dir, lâkin Saz Macarı kavmi hükmündedir. İçinde Nemse çâsârı tarafından asker olmak ile itâ‘at etmeyüp kal‘ayı hâlî bırağup kal‘ası ve şehri ıhrâk olundu, ammâ kal‘ası bir dağ dibinde havâleli şekl-i müdevver bir kal‘a-i ra‘nâ idi. Ve handakı mâl-â-mâl su idi. Ve bir varoş-ı azîmi var idi kim gûnâ-gûn sarâylar ve hân ve kiliseler ile ârâste ve bâğ u bâğçe ve çârsû-yı bâzâr ile pîrâste bir şehr-i şîrîn iken ıhrâk bi'n-nâr olurken ol kadar mâl-ı ganâ’im ve zahâ’irler bulundu kim asâkir-i İslâm sîr-i muğtenim oldular. Bunda dahi dağlarda ve bâğlarda üç yüz yiğit ile esîr ve mâl-ı ganâ’imler çıkarup ordu-yı İslâm'da fürûht edüp üç yüz yiğit ile üçer guruş hissemend olup çekdiğimiz âlâm-ı şedâ’id hebâya gitdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 4b ·
metinde göster ·
eteğinde vâkı‘ olup gerçi seng-binâdır, ammâ iç el olmak ile bu vilâyet kal‘aya …
Sene 883 târîhinde Ebü'l-feth Mehemmed Hân-ı Sânî binâsıdır. Rûmeli eyâletinde Dukagin sancağı hükmünde subaşılık ve niyâbetdir. Gayri hâkimleri yokdur. Kal‘ası bir dağ eteğinde vâkı‘ olup gerçi seng-binâdır, ammâ iç el olmak ile bu vilâyet kal‘aya muhtâc olmadığından mürûr-ı eyyâm ile kal‘ası harâbdır, ammâ dizdârı ve on aded neferâtları ve kifâyet mikdârı şâhî topları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 36b ·
metinde göster ·
Menzil-i karye-i Çarunasulu: Lisân-ı Bulgarca ulu hünkâr köyü demekdir.
Bir dağ
eteğinde yüz evli ve bir kârgîr minâreli zîbâ câmi‘i var, Müselmân köyüdür. Bu …
Menzil-i karye-i Çarunasulu: Lisân-ı Bulgarca ulu hünkâr köyü demekdir. Bir dağ eteğinde yüz evli ve bir kârgîr minâreli zîbâ câmi‘i var, Müselmân köyüdür. Bu köyün şark tarafından İştib şehri içinden cereyân eden nehir cârîdir. Bu köğde Balı Beğ hânesinde müsâfir olup pâdişâhâne zevk u safâ edüp a‘yândan Korucuoğluyla dahi hüsn-i ülfetler edüp cân sohbetleri etdik. Andan yine şark tarafına giderken nehr-i İştib suyun atlar ile geçüp bir dere içre nîm sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 38b ·
metinde göster ·
dibine vâkı‘ olmuş cümle evlerinin yüzleri kıbleye nâzır bir müselmân köyüdür v …
Karye-i Hızır Beğ: Bir dağ dibine vâkı‘ olmuş cümle evlerinin yüzleri kıbleye nâzır bir müselmân köyüdür ve İbrâhîm Hân oğulları evkâfıdır. Ancak bir câmi‘i var. Andan 3 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 41a ·
metinde göster ·
Eşkâl-i kal‘ası: Nehr-i azîm Tuna kenârında bir burunda Tuna'ya havâle
bir dağ
üzre şekl-i muhammes seng-tırâş bir Şeddâdî binâ kal‘a-i ra‘nâ imiş, ammâ hâlâ …
Eşkâl-i kal‘ası: Nehr-i azîm Tuna kenârında bir burunda Tuna'ya havâle bir dağ üzre şekl-i muhammes seng-tırâş bir Şeddâdî binâ kal‘a-i ra‘nâ imiş, ammâ hâlâ Süleymân Hân beddu‘âsıyla hakîkatü'l-hâl her sene elbette bir tarafı yere yıkılmadadır. Anıniçün vîrânca bir küçük kal‘adır, ammâ iç kal‘ası amârdır, ammâ taşra kal‘asında aslâ evler yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 59a ·
metinde göster ·
… hâssı ve niyâbetdir. Bunun dahi kal‘ası nehr-i Tuna kenâ[rında] gâyet mürtefi‘
bir dağ
üzre bir hısn-ı hasîn ve bir üstüvâr bir ra‘nâ hisârdır kim Tuna kenârında olan …
Ba‘dehu sene 936 târîhinde Âl-i Osmân askeri harâb edüp ba‘dehu sene-i mezbûrede Süleymân Hân amâr etdi. Budin hâkinde paşa hâssı ve niyâbetdir. Bunun dahi kal‘ası nehr-i Tuna kenâ[rında] gâyet mürtefi‘ bir dağ üzre bir hısn-ı hasîn ve bir üstüvâr bir ra‘nâ hisârdır kim Tuna kenârında olan palanka hisârlarda bundan metîn palanka yokdur kim gird-â-gird üç kat dolma rıhtım binâlı palankadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 71a ·
metinde göster ·
… e benzer bir sedd-i İskender'dir kim hâlâ bu kal‘anın dîdebânıdır. Evce berâber
bir dağ
pâre bir tabya inşâ etmiş kim bir kal‘ada nazîri yokdur. Cânib [ü] etrâfında bi …
Ve bu kal‘a kapusunın iç yüzünde iki kulle-i azîm mâbeyninde cümle kal‘aya ve tabyalara ve şehre havâle Çengîzâde Ali Paşa tabyası gûyâ bir kûh-ı Demâvend'e benzer bir sedd-i İskender'dir kim hâlâ bu kal‘anın dîdebânıdır. Evce berâber bir dağ pâre bir tabya inşâ etmiş kim bir kal‘ada nazîri yokdur. Cânib [ü] etrâfında birbirinden âlî balyemez topları ve gayri darbuzanları ve kolumburna ve havân topları mazgal deliklerinde ve sepet siperler ardında kat-ender-kat kirpi tüğü gibi zeyn olmuş azîm balyemez topları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 176b ·
metinde göster ·
içre giderken yedi sekiz yüz kadar semîn atlara râst gelüp cümlesinin ardları v …
Hemân bu mahalden altı sâ‘at bir dağ içre giderken yedi sekiz yüz kadar semîn atlara râst gelüp cümlesinin ardları ve önlerin çevirüp sürücülerin dahi esîr edüp söyletdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 5a ·
metinde göster ·
içre basîret üzre yatup ertesi ale's-sabâh yine semt-i şarka gidüp niçe bin hıy …
Menzil-i kal‘a-i Komar: Mukâbelesinde bir dağ içre basîret üzre yatup ertesi ale's-sabâh yine semt-i şarka gidüp niçe bin hıyâbân ve ormanlı dağlar geçüp 9 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 9a ·
metinde göster ·
… lî Paşa asrında ihrâk olup hâlâ yine amâr olmuş. Hakîr mukaddemâ görmemiş idim.
Bir dağ
dibine vâki‘ olmuş sâfî bâğ u bâğçeler içinde âb-ı revânı(?) firâvân bâğ-ı İrem …
Mâ tekaddem kal‘a imiş. Sene (---) târîhinde Yanova beği Tatar Hân Kardaş Kazak'la bu mahalle gelüp bu kal‘ayı berbâd edüp hâlâ hâli üzre kalmış, ammâ bir ma‘mûr u müzeyyen varoş-ı azîmi var kim misli Orta Macar diyârında meğer Dobroçin şehri ola. Alî Paşa asrında ihrâk olup hâlâ yine amâr olmuş. Hakîr mukaddemâ görmemiş idim. Bir dağ dibine vâki‘ olmuş sâfî bâğ u bâğçeler içinde âb-ı revânı(?) firâvân bâğ-ı İrem-misâl bir varoş-ı âbâdândır kim hâlâ bî-bedel ve bî-adîldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 91b ·
metinde göster ·
eteğinde ve bir dü[z]lük fezâda kârgîr ve seng binâ bir kal‘a-i ra‘nâ ve bir va …
Kal‘ası bir su kenârında ve bir dağ eteğinde ve bir dü[z]lük fezâda kârgîr ve seng binâ bir kal‘a-i ra‘nâ ve bir varoş-ı zîbâ idi. Bunu dahi Alî Paşa ihrâk bi'n-nâr etdi idi. Şimdi ke'l-evvel amâr olmuş, zîrâ gâyet mahsûllü ve ganîmet sahrâlı ve bâğ u bâğçeli yerdir. Andan garb tarafına 7 sâ‘atde nehr-i Moriş-i azîm kenârıyla ma‘mûr u âbâdân kurâlar içre gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 92b ·
metinde göster ·
… var imiş, iç el olmak ile harâb olup amâr olunmamış. Ammâ şimdi Tuna kenârında
bir dağ
eteğinde ve bir vâsi‘ dere ağzında sâfî bâğlı ve bâğçeli bir şîrîn kasaba-i ra‘ …
Evsâf-ı kasaba-i Dırınkova: Lisân-ı Latin'de (---)(---) demekdir. Bu dahi Semendir[e] sancağı hâk-i pâkinde voyvadalıkdır ve niyâbetdir. Mâ tekaddem bir ma‘mûr palankası var imiş, iç el olmak ile harâb olup amâr olunmamış. Ammâ şimdi Tuna kenârında bir dağ eteğinde ve bir vâsi‘ dere ağzında sâfî bâğlı ve bâğçeli bir şîrîn kasaba-i ra‘nâdır kim bir câmi‘i minâresi tahtadan olup küçük câmi‘dir, bir mescidi var, ammâ keferesi çokdur. Hammâmı ve hânı ve çârsû-yı bâzârı yokdur, ancak bir etmekçi dükkânı ve bir bozahânesi ve bir balıkçı dükkânı var. Cümle imâretleri tahta örtülüdür. Yüz on yedi evdir, ammâ âb [u] hevâsı latîfdir. Bunun dahi cümle ahâlîsi Tuna gemicileridir. A‘yân [u] eşrâfları yokdur, ammâ hadîka-misâl bâğları çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 95a ·
metinde göster ·
… n ba‘zı yerlerin münhedim etmişdir. Hâlâ kulleleri (dağ başında hâlâ kulleleri)
bir dağ
başında Tuna kenârına varınca bir topraklı hisârı bayır üzre şekl-i muhammes Şe …
Vilâyet-i Kürdistân'da Bitlis kal‘ası kurbunda Râhova sahrâsı nihâyetinde Râhova nâm bir harâbca küçük kal‘acık var, içinde çobanlar sâkin olurlar. Ammâ bu Tuna kenârında Râhova gâyet ma‘mûrdur. Bânîsi Sırf krallarıdır. Fâtihi sene (---) târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân'dır, ammâ feth ederken usret çeküp ba‘de'l-feth kal‘anın ba‘zı yerlerin münhedim etmişdir. Hâlâ kulleleri (dağ başında hâlâ kulleleri) bir dağ başında Tuna kenârına varınca bir topraklı hisârı bayır üzre şekl-i muhammes Şeddâdî taş binâ kal‘a-i ra‘nâ imiş, ammâ mürûr-ı eyyâm ile iç el olmak ile gözden bırağılup dahi ziyâde harâb olmadadır. İçinde ancak beş aded hânesi ve bir câmi‘i ve bir vîrân hammâsı var, gayri âsâr-ı binâlar yokdur. Ammâ Sultân Ahmed Hânî'de gâyet ma‘mûr imiş. Eflak beği olan Koca Mihal küffâr Tuna nehri donunca isyân edüp yüz bin küffâr leşkeriyle Âl-i Osmân'ın Tuna kenârında yüz yetmiş pâre kılâ‘ ve şehirlerin nehb ü gâret etdikde bu kal‘ayı dahi kabza-i teshîre alup harâb eder. Anıniçün ol zamândan berü bu kal‘a içi amâr değildir. Ve bir kûh-ı bülendin zirve-i a‘lâsında vâki‘ olmağile halk kal‘aya enüp çıkmadan âciz olup amâr olmamışdır. Ammâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 99a ·
metinde göster ·
eteğinde bir câmi‘li ve iki hânlı ve iki yüz kiremit örtülü evli cemî‘i tekâlîf …
Bir dağ eteğinde bir câmi‘li ve iki hânlı ve iki yüz kiremit örtülü evli cemî‘i tekâlîf-i örfiyyeden mu‘âf u müsellem ve müslim ve gayr-i müslim re‘âyâları cümle mîrî şab çıkarup emînine verirler. Sekiz yük akçe büyük iltizâmdır. Hikmet-i Hudâ bu kasabada bir kölem firâr edüp yer yarıldı yere geçdi. Âhır-ı kâr hemân tarfetü'l-ayn içre cân başıma sıçrayup atlarıma süvâr olup tekrâr,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 206b ·
metinde göster ·
… zenbûr-ı asel gibi âvâzları var ammâ gâyet mehîb ü mahûf savt-ı hazînleri var.
Bir dağ
başında biri otursa öbür dağdaki âdemle be-dürüstî kelimât ederler. (---)(---) …
Lisânları Arabîye yakın başka bir ıstılâhları vardır, ammâ Urûmca da bilirler. Ve niçe elfâz [u] ibârâtları ecinne kelâmlarıdır. Ve savtları zenbûr-ı asel gibi âvâzları var ammâ gâyet mehîb ü mahûf savt-ı hazînleri var. Bir dağ başında biri otursa öbür dağdaki âdemle be-dürüstî kelimât ederler. (---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 319b ·
metinde göster ·
eteğinde bâğlı ve bâğçeli ve bir kayalı dağ-ı serbülend dibinde cümle üç yüz ad …
Ergiri kazâsı nâhiyesinde bir dağ eteğinde bâğlı ve bâğçeli ve bir kayalı dağ-ı serbülend dibinde cümle üç yüz aded kayağan örtülü evlerdir. Ve kayalar dibinde niçe yüz aded su değirmenleri yürüdür âb-ı hayât sular kaynayup çıkar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 355b ·
metinde göster ·
Ergiri kazâsı hudûdunda bâğ-ı İrem-misâl âb-ı hayâtları cârî ve revân
bir dağ
eteğinde cümle iki yüz aded kayağan örtülü Ârnâbûd evleridir, ammâ ahâlîsi müse …
Ergiri kazâsı hudûdunda bâğ-ı İrem-misâl âb-ı hayâtları cârî ve revân bir dağ eteğinde cümle iki yüz aded kayağan örtülü Ârnâbûd evleridir, ammâ ahâlîsi müselmânlardır. Bir câmi‘i ve bir mescidi ve bir hânı ve bir küçük hammâmı var. Zeynel Paşa oğlu bunda çiftliği içre sâkindir. Gâyet hânedân-ı azîmdir kim vasfında lisân kâsırdır. Bunda gelini yüz bin gûne şâdımânlar ile getirüp Cum‘a gecesi beğe arûsu teslîm edüp ol gece sabâha dak bir ayş u ışret ve sâz söz ve hây hûy zevk u safâ-yı Hüseyin Baykara meclisleri oldu kim sabâhısı "Yetmiş aded şarâb fıçısı boş kaldı ve iki bin kebâbı tenâvül olundu" deyü tefâhur kesb etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 356a ·
metinde göster ·
… e bilâd-ı San‘ân âdemleri ile tâ zirve-i a‘lâsına varınca kat-ender-kat âdemden
bir dağ
olup ol kavim anda vakfe ederler ammâ Ervâm ve sâ’ir akvâm-ı İslâm bâlâsına çık …
Ve yevm-i vakfede bu cibâl üzre niçe bin Urbân u büryân u giryân u nalân u uryân kavm-i Hindustân ve bilâd-ı San‘ân âdemleri ile tâ zirve-i a‘lâsına varınca kat-ender-kat âdemden bir dağ olup ol kavim anda vakfe ederler ammâ Ervâm ve sâ’ir akvâm-ı İslâm bâlâsına çıkup ziyâret edüp yine nüzûl ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y318a ·
metinde göster ·
vardır, ana cebel-i Resûy derler, bî-hâsıl ve bî-mahsûl bir ulu dağdır. Cemî‘i …
Ve bu Yenbû‘ü'l-berr'in cânib-i şimâlinde bir dağ vardır, ana cebel-i Resûy derler, bî-hâsıl ve bî-mahsûl bir ulu dağdır. Cemî‘i müfessirîn ve müverrihîn ol cebel-i müntehâ içün âhir zamânda zuhûr edecek Muhammed Mehdî el-Hanefî ashâbıyla bu cebeldeki gâra girmişlerdir. Bi-emrillâh ol gâr mesdûd olup min-indillâh cümle ashâbıyla merzûkdurlar. Ba‘zı zamân ehl-i sülûk-i râh-ı hakîkat olan kimesneler anların tevhîd sadâların istimâ‘ ederlermiş. Mekke ve Medîne halkının efvâhında bu kavil şâyi‘dir. Arapça
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y369b ·
metinde göster ·
ve kırk nehir var. Bâ-husûs cümleden nehr-i Tuna mebde’i yüz on konak yerdir, A …
İklîm-i sâdisde on bir dağ ve kırk nehir var. Bâ-husûs cümleden nehr-i Tuna mebde’i yüz on konak yerdir, Alman'dan çıkup kendüye yedi yüz nehir mahlût olarak Karadeniz'e beş yerden biri Kili boğazında, biri Tulça boğazında, biri Soluna boğazında, biri Beşdepe dibinde, biri Karahırmen boğazında Karadeniz'e deryâ olup mahlût olur. Tâ Beç'e ve Prag'a ve Alman'a varınca niçe bin pâre şayka ve karamürsel [ve] zarbina ve tıransa ve sırımba gemiler yürür bir nehr-i azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y255a ·
metinde göster ·