… r olmayup ahâlî-yi kasabâtlar hıfz [u] emânda oldular. Bu kal‘alar Karadeniz'in
bir dar
boğazı ağzında vâkı‘ olmuşdur. Mâbeynehümâları nısf mîldir. İki cânibin halkı b …
Ba‘dehu Kazak bundan içeri girmeğe kâdir olmayup ahâlî-yi kasabâtlar hıfz [u] emânda oldular. Bu kal‘alar Karadeniz'in bir dar boğazı ağzında vâkı‘ olmuşdur. Mâbeynehümâları nısf mîldir. İki cânibin halkı birbirleri ile savt-ı Dâvûdî ile kelimât edüp istimâ‘ ederler. Ammâ bu boğazdan Karadeniz aşağı doğru Akdeniz'e eyle cereyân eder kim ubûr eden gemilere ok erişmez, berk-i hâtif gibi ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 138b ·
metinde göster ·
… aleb altında bu kadar asâkiriniz zarûret çekerler, zîrâ ma‘lûmunuzdur kim Haleb
bir dar
yerdir ve asker kesretinden re‘âyâlar da etrâfdan gelmez olup kaht [u] galâ olu …
"Cânım Hasan Paşa, ben cengin görüp şerbetin içdim. Hakku'l-insâf Hudâ âlimdir. Cengâversin ve bahâdır ve dilâversin ve asker-perver bir server-i hünerver-i zor-âver ersin. Bu kadar askerinle sizi elbette bir deliğe dıkup cümleye serasker olursun, ammâ bu Haleb altında bu kadar asâkiriniz zarûret çekerler, zîrâ ma‘lûmunuzdur kim Haleb bir dar yerdir ve asker kesretinden re‘âyâlar da etrâfdan gelmez olup kaht [u] galâ olur oldu. Gelin izn-i şerîfiniz ile sizin ve bizim yakın ağalarımızdan mâ‘adâ ne kadar taşra varoşda ve Haleb içinde olan askere izn-i şer‘ ile etrâf kurâların yakınlarında konak ve kışlalar verelim. Askerin birazı kurâlara gidüp bunda sefâlet çekmeyüp refâhiyyetle bir mansıb-ı âlîye gidince duralar. Kal‘ada konakları olana kışlalardan zahîre getireler. Siz dahi ve biz dahi asker sıkletinden kurtuluruz ve ahâlî-i vilâyet dahi fitne ve fesâddan ve avrat ve oğlan gavgasından emîn olurlardı. Emir sizindir" deyü Murtazâ Paşa hâmûş oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 73b ·
metinde göster ·
boğaza girdiğimizde boğaz ağzına beş yüz tüfeng-endâz yiğidi kemîngâhlarda koyu …
Evvelâ Danilova sahrâsından semt-i cenûba bir dar boğaza girdiğimizde boğaz ağzına beş yüz tüfeng-endâz yiğidi kemîngâhlarda koyup andan içeri boğaza girüp kâmil beş sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 146b ·
metinde göster ·
boğazdır kim diller ile ta‘bîr olunmaz. Ol gece cümle arabaları tabur çatup cüm …
Bir dar boğazdır kim diller ile ta‘bîr olunmaz. Ol gece cümle arabaları tabur çatup cümle esîrleri muhkem bağlayup ve cânib-i erba‘aya karavullar koyup üç yüz yiğitden bir kişi eksik sabâha dak bîdâr âmâde durup cümle hayvânları da zabt [u] rabt edüp ale's-sabâh on dörd sâ‘at giderken yüz bin renc [ü] anâ ve havf u haşyet çekerek Pisan dağın aşup nâçâr Jidvar kal‘ası önünde yatdık.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 3b ·
metinde göster ·
… i Jidvar akup maşrık cânibine gidüp nehr-i Şamos'a mahlût olur ve kal‘aya yakın
bir dar
ağaçlık içinde pusu edüp karavullar ile bîdâr âmâde durduk. Sabâh olunca ince k …
Bu diyârda "var" lafzı kal‘a demekdir, ammâ Jidvar lisân-ı Macar'da (---)(---)(---) demekdir. Bu kal‘a evvel [ve] âhir Erdel krallarına tâbi‘dir, lâkin Kemen Yanoş-ı la‘în kralın milkidir. Bir sık dağlık ve ormanlık içinde bir sa‘b kaya üzre üç tabyalı bir taş şîrîn küçük kal‘adır. Dibinden nehr-i Jidvar akup maşrık cânibine gidüp nehr-i Şamos'a mahlût olur ve kal‘aya yakın bir dar ağaçlık içinde pusu edüp karavullar ile bîdâr âmâde durduk. Sabâh olunca ince karavulumuz ileri gönderüp biz dahi bir sâ‘at gidüp hemân karavullarımız çıka gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 3b ·
metinde göster ·
… Seykel vilâyeti hudûdunda Kutuh boğazı nâm bir cengelistân ve ormanistân yerde
bir dar
boğazın yemîn u yesârı evc-i âsumâna münkalib olmuş dağlar üzre semâya ser çekm …
Sitâyiş-i tabur-ı Seykel: Bu tabur mahalli Seykel vilâyeti hudûdunda Kutuh boğazı nâm bir cengelistân ve ormanistân yerde bir dar boğazın yemîn u yesârı evc-i âsumâna münkalib olmuş dağlar üzre semâya ser çekmiş dıraht-ı müntehâlar ile bezenmiş kûh-ı bâlâlardır kim görenin aklı perîşân olur. Ve küffâr-ı dûzah-karâr Macar-ı füccâr kendü hânları ve ehl [ü] iyâlleri vilâyetlerin halâs içün bu Seykel boğazının deresi içre tâ bir dağdan bir dağa varınca minâre kaddi kalyon direklerin ve gayri niçe kerre yüz bin gûnâ-gûn ahşâbâtların kırup bu dereye döküp kat-ender-kat bir tabur-ı azîm kırıntılık etmiş ve içine yigirmi bin tüfeng-endâz küffâr ile girmiş ve on bin atlı küffâr ile cenge âmâde durmuş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 20b ·
metinde göster ·
… r daracık dîvânhâne-i müfîd ü muhtasarlı 81a ve iki yüz aded daracık odalı ve
bir dar
havlılı ve bir hammâmlı bâğçe sarâydır. Hattâ Kara Murâd Paşa bu sarâya sığamay …
Der-vasf-ı Paşa sarâyı: Bu Ortahisâr'ın şimâlinde kal‘a dîvârı üzre nehr-i Tuna'ya ve sahrâ-yı Peşte'ye ve vâdî-i Keçkemet'e nâzır revzenli ve şâhnişînli bir daracık dîvânhâne-i müfîd ü muhtasarlı 81a ve iki yüz aded daracık odalı ve bir dar havlılı ve bir hammâmlı bâğçe sarâydır. Hattâ Kara Murâd Paşa bu sarâya sığamayup dahi tevsî‘ u termîm etdikde dîvânhânesinde bu târîh tahrîr olunmuşdur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 80b–81a ·
metinde göster ·
… ıkdır. Zemîni bir sarp dereli ve depeli ve gayyâ-misâl yerli ve sengistân belli
bir dar
yerde cümle iki mahalleli ve cümle iki yüz aded kayağan örtülü fukarâ hâneli bâ …
Kal‘asını sene (---) târîhinde Ebü'l-feth Mehemmed Hân asrında Hersekoğlu Ahmed Paşa fethi olup yine Hersek sancağında voyvadalıkdır. Ve Foça kazâsı niyâbeti hükmünde olup kethudâyeri ve serdârı ve gayri hükkâmları yokdur, zîrâ Foça'ya pek yakın ve garîb ü karîb kasabacıkdır. Zemîni bir sarp dereli ve depeli ve gayyâ-misâl yerli ve sengistân belli bir dar yerde cümle iki mahalleli ve cümle iki yüz aded kayağan örtülü fukarâ hâneli bâğlı ve sâfî bâğçeli ve cümle âb-ı hayât sulu evlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 148a ·
metinde göster ·
… ndümü ve sâ’ir mahsûlâtı gılâlleri kıllet üzre hâsıl olur, zîrâ gâyet sengistân
bir dar
dâr-ı diyârdır.
Ve cümle altı yüz pâre ma‘mûr kurâlardır. Ve cümle (---) aded kal‘alardır. Ve cümle (---) aded soltat askere mâlikdir. Ve cümle yetmiş altı bin re‘âyâya mâlik olup iklîm-i sâlisde âb [u] hevâsı latîf ve mahbûbu ve mahbûbesi meşhûr olup limon ve turunc ve servî ve zeytûn ve incir ve nar ve gayri müsmirât-ı gûnâ-gûnun envâ‘ı hâsıl olur, ammâ elzem-i levâzımdan olan gendümü ve sâ’ir mahsûlâtı gılâlleri kıllet üzre hâsıl olur, zîrâ gâyet sengistân bir dar dâr-ı diyârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 153b ·
metinde göster ·
… iftlik şehri dahi bu Mustafâ Paşa vakfıdır. Bu kulle-i Korpi nehr-i Neretva'nın
bir dar
boğazında evc-i semâya ser çekmiş bir kulle-i bâlâdır kim beş katdır.
Sene (---) târîhinde bu kulle Ebü'l-feth vüzerâlarından Üsküplü Koca Mustafâ Paşa binâsıdır ve karşu Gabele kal‘ası yanındaki Çiftlik şehri dahi bu Mustafâ Paşa vakfıdır. Bu kulle-i Korpi nehr-i Neretva'nın bir dar boğazında evc-i semâya ser çekmiş bir kulle-i bâlâdır kim beş katdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 163a ·
metinde göster ·
… yle ve sâ’ir guzât ile küffâra yetişüp der-ceng-i evvel Seydîzâde Mehemmed Paşa
bir dar
boğazda küffârın önün alup küffâr Tuna'dan Mehemmed Paşa karadan ceng ede ede k …
Beri asker-i İslâm tarafından Seydî Ahmed Paşazâde Mehemmed Paşa askeriyle ve sâ’ir guzât ile küffâra yetişüp der-ceng-i evvel Seydîzâde Mehemmed Paşa bir dar boğazda küffârın önün alup küffâr Tuna'dan Mehemmed Paşa karadan ceng ede ede küffârın iki firkatesin alup küffârları suya dökülünce Üstürgon kapudanı dahi firkateleriyle kâfire yetişüp ol ân "Allâh Allâh" deyüp kâfire girişüp öte tarafdan Kanbur Paşa ve Hüseyin Paşa beri tarafdan Seydîzâde Mehemmed Paşa ve Tuna içre Üstürgon kapudanı cümle asker küffâr-ı hâksârı Tuna nehri ortasında ortaya alup ân-ı sâ‘atde on iki pâre küffâr gemilerin bin altı yüz kadar küffârlarıyla feth edüp ser-nigûn haçlı peykeriyle gemileri Üstürgon altına getirüp Sadrıa‘zam huzûrunda şâdımânlar olup paşalara ve Tuna kapudanlarına hil‘at-i fâhireler verilüp gemileri Üstürgon altında limana bağlayup cümle küffârları Üstürgon zindânında haps-i ebed etmek fermân olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 29a ·
metinde göster ·
El-ıyâzen billâh bu girdâbda her sene yetmiş seksen pâre Tuna gemileri pâre pâre olup bu kadar bin âdem helâk olur. Gerçi bir dar boğaz değildir, ammâ bi-emrillâhi te‘âlâ nehr-i Tuna içre beri cânibden tâ karşu cânibe varınca Poraça tarafı Tuna içinde balık sırtı gibi tahta tahta döşeli taşlar ve kayalar olduğiyçün bu mahalle Tahtalu Girdâbı derler. Ve nehr-i Tuna'nın bu mahalde cereyânı feryâd [u] fiğânına âdem tahammül edemez. Ve bu mahalde bir transa gemiyi karadan bin âdem gücile iştirank ipler ile gücile çeküp selâmete vâsıl ederler. Ve ba‘zı gemilerin halatları kırılup gemileri hezârân pâre olur. Hattâ Tuna içre niçe morina balıkları ve mersin balıkları bu Tahtalu kayaları arasından geçerken serâsime olup kiminin beli kırılup karaya düşer. El-hâsıl hakkâ ki girdâb-ı Tuna'dır, Hudâ gemileri ve benî âdemleri ol girdâb-ı elemden halâs eyleye, ammâ bu Tahtalı'dan aşağısı selâmetdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 95a ·
metinde göster ·
… ğine göz ermez. El-hâsıl bu kayaları Ferhâd dahi kesmeğe kâdir değil ibret-nümâ
bir dar
ve mehîb boğazdır kim cemî‘i leşker bu teng mahalden ubûr etdikde mellâh-ı rübb …
Küffâr zamânı bu iki kal‘adan birbirlerine Tuna üzre kat-ender-kat âdem kolu kalınlığı demir zencîrleri karşu karşuya bağlayup bir gemi değil bir çırnık bile geçemezmiş. Hâlâ zencîrlerin dollâb yerleri iki tarafdaki kayalarda zâhir ü bâhirdir. Ve bu iki yanındaki kayaları Yanko ibn Madyan ki ibtidâ İslâmbol kal‘asına temel bırağup binâ edenin karındaşi Yanvan Kral bu kayaların Tuna kenârların oyup iki araba geçer vâsi‘ oyulmuş kayadan kesme yollar etmiş kim kûh-ı Bî-sütûn'u ve Amasiyye şehri kayaların kesen Ferhâd-ı kûhken kesmeğe kâdir değil azîm enli kesme yollardır kim makdûr-ı beşer değildir. Hâlâ Tuna gemilerinin rübbân keştîbânları kalın palamar ipler ile gemileri bu kesme kayaların yolunda kuvvet-i renc-i anâ ile çekerler, zîrâ bu mahallin dar boğazından nehr-i Tuna yokuş aşağı yıldırım gibi cereyân etdiğine göz ermez. El-hâsıl bu kayaları Ferhâd dahi kesmeğe kâdir değil ibret-nümâ bir dar ve mehîb boğazdır kim cemî‘i leşker bu teng mahalden ubûr etdikde mellâh-ı rübbân-ı keştîbânların feryâd u figânlarından bu dağlar kubbe-i âsumân gibi güm güm gürleyü sadâ verir, ibret-nümâ-yı temâşâgâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 95b ·
metinde göster ·
… aman adası burnunda deryâya çıkmış bir sivri Çoçka nâm bir burun var. Bu mâbeyn
bir dar
boğazdır kim iki mîldir. Bu boğazdan içeri şimâl cânibine gidüp Azak denizidir. …
Kefere zamânı gâyet metîn kal‘a imiş. Kerc kal‘ası dest-i Âl-i Osmân'a girince Azak Kazak'ı bu kal‘ayı münhedim eder, zîrâ geçit başıdır. "Osmânlı bu kal‘adan Kazak gemilerin Karadeniz'e çıkmağa komaz" deyü mukaddem târîh ile bu kal‘ayı münhedim etmişdir. Ammâ hakkâ ki amâr olacak boğaz kesen kal‘ası olurdu, zîrâ Azak denizi Karadeniz'e mahlût olduğu dar boğazda vâki‘ olmuş bir zemîndir kim yalçın kaya üzredir. Karşu cânibde Taman adası burnunda deryâya çıkmış bir sivri Çoçka nâm bir burun var. Bu mâbeyn bir dar boğazdır kim iki mîldir. Bu boğazdan içeri şimâl cânibine gidüp Azak denizidir. Bu hakîr bu Kilisecik nâm vîrân kal‘a kenârıyla Azak bahrince şimâl tarafına 8 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 142b ·
metinde göster ·
… ar ile sizi bu kâfirler bu yoldan Avlonya paşasına selâmet götürmezler, ileride
bir dar
boğaz vardır anda sizi elbette beklerler. Biz bugün sizlerden ayrılmayup refîk …
"Vallâhi sultânım, dünkü gün siz(in) ceng edüp birkaç kâfirin başların alup niçesini dahi mecrûh etmişsiz, mel‘ûnların akrabâları bu gece şehre gelüp sizi bassalar gerek idi. Kal‘a içinde dizdâr hânesinde yatdığınızdan bir çâre edemediler. Ba‘dehu atlarınızı uğurlamağa çalışdılar, bizler vâkıf-ı esrâr olup sabâha dek sizi ve atlarınızı muhâfaza etdik ve cenâbınızı huzûrunuz uçurmayalım deyü size ve dizdârı haber etmedik. Şimdi ise bu başlar ile sizi bu kâfirler bu yoldan Avlonya paşasına selâmet götürmezler, ileride bir dar boğaz vardır anda sizi elbette beklerler. Biz bugün sizlerden ayrılmayup refîk oluruz" deyü 357a iki yüz aded pâk müsellah ve mükemmel yiğitler önümüze düşdüler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 356b–357a ·
metinde göster ·
boğazda bir kumsal vâsi‘ düz yerde bilâ-havâle şekl-i murabba‘ bir kal‘a-i metî …
Bu kal‘a İzmir körfezi içinde bir dar boğazda bir kumsal vâsi‘ düz yerde bilâ-havâle şekl-i murabba‘ bir kal‘a-i metîndir kim ta‘bîr olunmaz. Ve dâ’iren-mâdâr cirmi bin yüz adımdır. Ammâ alçak sulu ve deniz kenârında olmağile aslâ handakı yokdur. Ve leb-i deryâya nâzır içine âdem sığar şayka topları var kim rûy-i deryâda kuş kondurmazlar. Ve kal‘a içre cümle seksen havlısız hâneleri cümle kiremitlidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y48a ·
metinde göster ·