… en taşra çıkınca yine Gülâbî Ağa peşine düşüp Ayasofya'nın Sovukçeşme ensesinde
bir daracık
sokaklı bir tenhâ mahalle vardır, hemân ol mahalde Gülâbî Ağa yeniçerinin ayağı …
"Bire var âdem, sen ma‘tûh olmuşsun, ben senin dediğin âdem değilim, var benden şerrin def‘ eyle" deyüp bilâhire Gülâbî Ağa'ya bir kötek çeker kim fakîr ihtiyârı sâ’ir temâşâcılar yeniçerinin elinden halâs ederler. Andan Ayasofya çârsûsunda yeniçeri bir bozahâneye girince Gülâbî Ağa bile girüp kebâb ve nân-pâre yeyüp boza nûş edüp Gülâbî Ağa'ya aslâ bakmayup bir nân-pâre vermez. Andan yeniçeri def‘-i cû‘ edüp bozahâneden taşra çıkınca yine Gülâbî Ağa peşine düşüp Ayasofya'nın Sovukçeşme ensesinde bir daracık sokaklı bir tenhâ mahalle vardır, hemân ol mahalde Gülâbî Ağa yeniçerinin ayağına düşüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 37b ·
metinde göster ·
… r pehlivân mukâbil duramazdı. Her üstâdın elbette bir cânibin muhâlif bulup ana
bir darb
ururdu kim top karşu verenin matrak topundan güzer edüp başına "Matrak-tırak" d …
Mu‘arref-i diğer: Ve matrakbâzlıkda ol kadar üstâd-ı kâmil çâpük ü çâlâk âmil idi kim anın mukâbelesine bir pehlivân mukâbil duramazdı. Her üstâdın elbette bir cânibin muhâlif bulup ana bir darb ururdu kim top karşu verenin matrak topundan güzer edüp başına "Matrak-tırak" deyüp ururdu. Ammâ matrakbâzlıkda yüz altmış benddir, ancak yetmiş bendin bilürdü. Ammâ icrâsına kâdir idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 72b ·
metinde göster ·
… yukaru tâ Cihângîr câmi‘i'ne varınca (---) yüz kademe taş nerdübân ile çıkılır
bir daracık
tarîkdir kim âdem güc ile bir sâ‘atde urûc eder. Ba‘zı kapu önlerinde teneffüs …
Leb-i deryâdaki Mehemmed Ağa câmi‘i dibindeki ol dik sokakdan baş yukaru tâ Cihângîr câmi‘i'ne varınca (---) yüz kademe taş nerdübân ile çıkılır bir daracık tarîkdir kim âdem güc ile bir sâ‘atde urûc eder. Ba‘zı kapu önlerinde teneffüs edecek ârâmgâh vardır. Niçe şehbâz bahis ile ârâm etmeden çıkamamışdır. Tâ bu mertebe bir dik yokuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 132b ·
metinde göster ·
… r olmayup ahâlî-yi kasabâtlar hıfz [u] emânda oldular. Bu kal‘alar Karadeniz'in
bir dar
boğazı ağzında vâkı‘ olmuşdur. Mâbeynehümâları nısf mîldir. İki cânibin halkı b …
Ba‘dehu Kazak bundan içeri girmeğe kâdir olmayup ahâlî-yi kasabâtlar hıfz [u] emânda oldular. Bu kal‘alar Karadeniz'in bir dar boğazı ağzında vâkı‘ olmuşdur. Mâbeynehümâları nısf mîldir. İki cânibin halkı birbirleri ile savt-ı Dâvûdî ile kelimât edüp istimâ‘ ederler. Ammâ bu boğazdan Karadeniz aşağı doğru Akdeniz'e eyle cereyân eder kim ubûr eden gemilere ok erişmez, berk-i hâtif gibi ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 138b ·
metinde göster ·
… narında Sarmaşıklı Kaya nâm evc-i âsumâna ser çekmiş bir kûh-ı bülendin dibinde
bir daracık
yoldur kim bir cânibi yalçın kaya ve sol tarafı yalçın uçurum yerde Kızılırmak …
Bu Hacı Hamza'dan kalkup yine cânib-i şarka kâh dağlarda ve kâh Kızılırmak kenarında Sarmaşıklı Kaya nâm evc-i âsumâna ser çekmiş bir kûh-ı bülendin dibinde bir daracık yoldur kim bir cânibi yalçın kaya ve sol tarafı yalçın uçurum yerde Kızılırmak ve niçe yerde Kızılırmağ'a batarak 8 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 279b ·
metinde göster ·
, ya‘nî anadan doğma a‘mâ idi. Bâlâda Hârûnu'r-Reşîd ile hikâyesi geçen Ebü'l-Al …
Ziyâretgâh-ı eş-Şeyh Ebü'l-Alâ-yı Ma‘arravî: Kibâr-ı evliyâullahdan bir darîr, ya‘nî anadan doğma a‘mâ idi. Bâlâda Hârûnu'r-Reşîd ile hikâyesi geçen Ebü'l-Alâ'dır. Niçe bin menâkıbları vardır.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 51a ·
metinde göster ·
… {İbrâhîm} Paşa cümle harâmîleri eli bağlı ele getirüp kârbânı bozdukları yerde
bir darağacı
yapup cümlesin çengele urur. Hâlâ çengelleriyle darağacı durduğıçün Çengellibel …
Menzil-i Çengellibel: Sene 1049 târîhinde bu mahalde harâmîler bir kârbân-ı azîmi münhezim edüp ba‘dehû hâkimü'l-vakt Hazînedâr {İbrâhîm} Paşa cümle harâmîleri eli bağlı ele getirüp kârbânı bozdukları yerde bir darağacı yapup cümlesin çengele urur. Hâlâ çengelleriyle darağacı durduğıçün Çengellibeli derler, ammâ hakkâ ki bir bî-amân orman içidir. Andan yine semt-i şimâle (---) sâ‘atde
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 26a ·
metinde göster ·
mazgal deliklerinden kotardıkça küffâr taşrada kurşumu yeyüp meterislerinden ba …
Ammâ ertesi ale's-sabâh gördük kim kâfirin meterisleri üzre yetmiş yerde yetmiş aded gûnâ-gûn haçlı peykerler nümâyân olup her biri birer hatman u hotmana alâmetdir kim her hatman kolunda birer ikişer hurde şâhî toplar atılup cemî‘i küffâr bir ağızdan "Yajuj Yajuj" deyü çağırup aslâ tabıl çalmamışlar iken ertesi gün torompete ve dankiyo tulumların ve düdükleri ve nâkûs-ı erganonların çalup kara günlük râyihası cihânı mu‘attar edüp bildik ki {kâfirin} henüz imdâd-ı azîmleri gelüp topların atdıkça zerre kadar Özü kal‘asına zarar isâbet etmediğinden derûn-ı hisârda mahsûr olan guzât-ı muvahhidîn hamd edüp cümle paşalı sekbân [u] sarıca yiğitleri kırkar ve ellişer dirhem tüfengleri bir darbdan mazgal deliklerinden kotardıkça küffâr taşrada kurşumu yeyüp meterislerinden baş gösteremezlerdi, lâkin anların lağım hîlesinden havf edüp kal‘anın içinde dîvâr diplerinde lağım yerleri arayup kal‘a dîvârları üzre davullar koyup davullar üzre daru ve buğday döküp lağım hîlesi gözedirdik. Eğer küffâr kal‘a temelin kazup lağım ederse davullar üzre darılar kâfirin külüngi darbından sıçraşırlar. Hamd-i İlah eyle bir lağım hîlesi duyulmadı, ammâ gün be-gün kâfir kırıldıkça anlara nehr-i Özü ile imdâd ve zahîreleri gelmede, ammâ bize imdâd gelmeyüp zahîremiz tükenmede. Ve küffâr nehr-i Özü'den kal‘a içine giren su yolun bulup kesdi. Bi'z-zarûrî kuyulardan acı suları nûş {ederek} benî Âdem hayâtda olmağı ferâmûş edüp sekbân ve sarıcaların ve paşalıların atları acı su içmeden karın ağrısına uğrayup at sâhiblerinin başlarına cihân dâr-ı cahîm oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 58a ·
metinde göster ·
… aleb altında bu kadar asâkiriniz zarûret çekerler, zîrâ ma‘lûmunuzdur kim Haleb
bir dar
yerdir ve asker kesretinden re‘âyâlar da etrâfdan gelmez olup kaht [u] galâ olu …
"Cânım Hasan Paşa, ben cengin görüp şerbetin içdim. Hakku'l-insâf Hudâ âlimdir. Cengâversin ve bahâdır ve dilâversin ve asker-perver bir server-i hünerver-i zor-âver ersin. Bu kadar askerinle sizi elbette bir deliğe dıkup cümleye serasker olursun, ammâ bu Haleb altında bu kadar asâkiriniz zarûret çekerler, zîrâ ma‘lûmunuzdur kim Haleb bir dar yerdir ve asker kesretinden re‘âyâlar da etrâfdan gelmez olup kaht [u] galâ olur oldu. Gelin izn-i şerîfiniz ile sizin ve bizim yakın ağalarımızdan mâ‘adâ ne kadar taşra varoşda ve Haleb içinde olan askere izn-i şer‘ ile etrâf kurâların yakınlarında konak ve kışlalar verelim. Askerin birazı kurâlara gidüp bunda sefâlet çekmeyüp refâhiyyetle bir mansıb-ı âlîye gidince duralar. Kal‘ada konakları olana kışlalardan zahîre getireler. Siz dahi ve biz dahi asker sıkletinden kurtuluruz ve ahâlî-i vilâyet dahi fitne ve fesâddan ve avrat ve oğlan gavgasından emîn olurlardı. Emir sizindir" deyü Murtazâ Paşa hâmûş oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 73b ·
metinde göster ·
… üleymân Hân hânı ve bir aded Süleymân Hân hammâmı ve bir kârhâne-i bârûdhâne ve
bir darbhâne-i
sikkehâne ve Süleymân Hân'ın kulle-i azîmi bu aşağı kal‘adadırlar. Ve kal‘a hâr …
Ve cümle beş mihrâbdır. Evvelâ Sultân Süleymân Hân câmi‘i kurşumludur ve Hacı Velî câmi‘i ve Küçük Hacı Velî câmi‘i ve bir aded Süleymân Hân hânı ve bir aded Süleymân Hân hammâmı ve bir kârhâne-i bârûdhâne ve bir darbhâne-i sikkehâne ve Süleymân Hân'ın kulle-i azîmi bu aşağı kal‘adadırlar. Ve kal‘a hâricinde nehr-i Tuna kenârında bir liman-ı azîmi var. Elli pâre tıransa gemi alır ve gümrükhâne-i pâdişâhî leb-i Tuna'da bu kal‘a önündedir, ammâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 112a ·
metinde göster ·
boğaza girdiğimizde boğaz ağzına beş yüz tüfeng-endâz yiğidi kemîngâhlarda koyu …
Evvelâ Danilova sahrâsından semt-i cenûba bir dar boğaza girdiğimizde boğaz ağzına beş yüz tüfeng-endâz yiğidi kemîngâhlarda koyup andan içeri boğaza girüp kâmil beş sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 146b ·
metinde göster ·
… kmış aceb şast darbdır . Bir alâmet dahi üç dâne çâr-kûşe mermerleri bir yerden
bir darb-ı
ok ile ve kurşum ile delüp anı dahi asakomuşlar, ammâ iç kal‘a kapusu üzre dörd …
Ve bu kal‘adan taşra varoşa dörd kat kal‘a kapusundan taşra çıkılır. Her kapu mâbeyninde dîdebânlar ve pâsbân ve nigehbânlar âmâde olup her bâbların aralarındaki rûy-ı dîvârlarda niçe bin gûne musanna‘ âlet-i silâhlar ile zeyn olmuşdur ve batı tarafına nâzır büyük kapu üzre selef pehlivânları azîm temâşâgâh alâmetler asmışlar. Cümleden biri bir tuç havânı ok ile urup bir tarafdan delüp bir tarafdan çıkmış aceb şast darbdır . Bir alâmet dahi üç dâne çâr-kûşe mermerleri bir yerden bir darb-ı ok ile ve kurşum ile delüp anı dahi asakomuşlar, ammâ iç kal‘a kapusu üzre dörd aded pehlivân gürzlerin asmışlar. Aceb pehlivânlıkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 183a ·
metinde göster ·
boğazdır kim diller ile ta‘bîr olunmaz. Ol gece cümle arabaları tabur çatup cüm …
Bir dar boğazdır kim diller ile ta‘bîr olunmaz. Ol gece cümle arabaları tabur çatup cümle esîrleri muhkem bağlayup ve cânib-i erba‘aya karavullar koyup üç yüz yiğitden bir kişi eksik sabâha dak bîdâr âmâde durup cümle hayvânları da zabt [u] rabt edüp ale's-sabâh on dörd sâ‘at giderken yüz bin renc [ü] anâ ve havf u haşyet çekerek Pisan dağın aşup nâçâr Jidvar kal‘ası önünde yatdık.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 3b ·
metinde göster ·
… i Jidvar akup maşrık cânibine gidüp nehr-i Şamos'a mahlût olur ve kal‘aya yakın
bir dar
ağaçlık içinde pusu edüp karavullar ile bîdâr âmâde durduk. Sabâh olunca ince k …
Bu diyârda "var" lafzı kal‘a demekdir, ammâ Jidvar lisân-ı Macar'da (---)(---)(---) demekdir. Bu kal‘a evvel [ve] âhir Erdel krallarına tâbi‘dir, lâkin Kemen Yanoş-ı la‘în kralın milkidir. Bir sık dağlık ve ormanlık içinde bir sa‘b kaya üzre üç tabyalı bir taş şîrîn küçük kal‘adır. Dibinden nehr-i Jidvar akup maşrık cânibine gidüp nehr-i Şamos'a mahlût olur ve kal‘aya yakın bir dar ağaçlık içinde pusu edüp karavullar ile bîdâr âmâde durduk. Sabâh olunca ince karavulumuz ileri gönderüp biz dahi bir sâ‘at gidüp hemân karavullarımız çıka gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 3b ·
metinde göster ·
… Seykel vilâyeti hudûdunda Kutuh boğazı nâm bir cengelistân ve ormanistân yerde
bir dar
boğazın yemîn u yesârı evc-i âsumâna münkalib olmuş dağlar üzre semâya ser çekm …
Sitâyiş-i tabur-ı Seykel: Bu tabur mahalli Seykel vilâyeti hudûdunda Kutuh boğazı nâm bir cengelistân ve ormanistân yerde bir dar boğazın yemîn u yesârı evc-i âsumâna münkalib olmuş dağlar üzre semâya ser çekmiş dıraht-ı müntehâlar ile bezenmiş kûh-ı bâlâlardır kim görenin aklı perîşân olur. Ve küffâr-ı dûzah-karâr Macar-ı füccâr kendü hânları ve ehl [ü] iyâlleri vilâyetlerin halâs içün bu Seykel boğazının deresi içre tâ bir dağdan bir dağa varınca minâre kaddi kalyon direklerin ve gayri niçe kerre yüz bin gûnâ-gûn ahşâbâtların kırup bu dereye döküp kat-ender-kat bir tabur-ı azîm kırıntılık etmiş ve içine yigirmi bin tüfeng-endâz küffâr ile girmiş ve on bin atlı küffâr ile cenge âmâde durmuş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 20b ·
metinde göster ·
… Tuna'ya ve sahrâ-yı Peşte'ye ve vâdî-i Keçkemet'e nâzır revzenli ve şâhnişînli
bir daracık
dîvânhâne-i müfîd ü muhtasarlı 81a ve iki yüz aded daracık odalı ve bir dar h …
Der-vasf-ı Paşa sarâyı: Bu Ortahisâr'ın şimâlinde kal‘a dîvârı üzre nehr-i Tuna'ya ve sahrâ-yı Peşte'ye ve vâdî-i Keçkemet'e nâzır revzenli ve şâhnişînli bir daracık dîvânhâne-i müfîd ü muhtasarlı 81a ve iki yüz aded daracık odalı ve bir dar havlılı ve bir hammâmlı bâğçe sarâydır. Hattâ Kara Murâd Paşa bu sarâya sığamayup dahi tevsî‘ u termîm etdikde dîvânhânesinde bu târîh tahrîr olunmuşdur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 80b–81a ·
metinde göster ·
… r daracık dîvânhâne-i müfîd ü muhtasarlı 81a ve iki yüz aded daracık odalı ve
bir dar
havlılı ve bir hammâmlı bâğçe sarâydır. Hattâ Kara Murâd Paşa bu sarâya sığamay …
Der-vasf-ı Paşa sarâyı: Bu Ortahisâr'ın şimâlinde kal‘a dîvârı üzre nehr-i Tuna'ya ve sahrâ-yı Peşte'ye ve vâdî-i Keçkemet'e nâzır revzenli ve şâhnişînli bir daracık dîvânhâne-i müfîd ü muhtasarlı 81a ve iki yüz aded daracık odalı ve bir dar havlılı ve bir hammâmlı bâğçe sarâydır. Hattâ Kara Murâd Paşa bu sarâya sığamayup dahi tevsî‘ u termîm etdikde dîvânhânesinde bu târîh tahrîr olunmuşdur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 80b–81a ·
metinde göster ·
… ıkdır. Zemîni bir sarp dereli ve depeli ve gayyâ-misâl yerli ve sengistân belli
bir dar
yerde cümle iki mahalleli ve cümle iki yüz aded kayağan örtülü fukarâ hâneli bâ …
Kal‘asını sene (---) târîhinde Ebü'l-feth Mehemmed Hân asrında Hersekoğlu Ahmed Paşa fethi olup yine Hersek sancağında voyvadalıkdır. Ve Foça kazâsı niyâbeti hükmünde olup kethudâyeri ve serdârı ve gayri hükkâmları yokdur, zîrâ Foça'ya pek yakın ve garîb ü karîb kasabacıkdır. Zemîni bir sarp dereli ve depeli ve gayyâ-misâl yerli ve sengistân belli bir dar yerde cümle iki mahalleli ve cümle iki yüz aded kayağan örtülü fukarâ hâneli bâğlı ve sâfî bâğçeli ve cümle âb-ı hayât sulu evlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 148a ·
metinde göster ·
… ndümü ve sâ’ir mahsûlâtı gılâlleri kıllet üzre hâsıl olur, zîrâ gâyet sengistân
bir dar
dâr-ı diyârdır.
Ve cümle altı yüz pâre ma‘mûr kurâlardır. Ve cümle (---) aded kal‘alardır. Ve cümle (---) aded soltat askere mâlikdir. Ve cümle yetmiş altı bin re‘âyâya mâlik olup iklîm-i sâlisde âb [u] hevâsı latîf ve mahbûbu ve mahbûbesi meşhûr olup limon ve turunc ve servî ve zeytûn ve incir ve nar ve gayri müsmirât-ı gûnâ-gûnun envâ‘ı hâsıl olur, ammâ elzem-i levâzımdan olan gendümü ve sâ’ir mahsûlâtı gılâlleri kıllet üzre hâsıl olur, zîrâ gâyet sengistân bir dar dâr-ı diyârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 153b ·
metinde göster ·
… demekdir. Nova tarafında kâfirin Perast kal‘asına karîb Kotur boğazının ağzında
bir daracık
boğazdır. Zamân-ı kadîmde bunda bir kulle-i azîm var imiş. Ba‘dehu küffâr Sultâ …
Lisân-ı Latince (---) demekdir. Nova tarafında kâfirin Perast kal‘asına karîb Kotur boğazının ağzında bir daracık boğazdır. Zamân-ı kadîmde bunda bir kulle-i azîm var imiş. Ba‘dehu küffâr Sultân Osmân zamânı zorbalara altun yedirüp bu Veriga kullesin yıkdırmışlar, ammâ bir acâ’ib lâzımlı kal‘a yeri dar boğazdır. Bir tüvânâ yiğit taş atsa karşuya taş erişir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 158a ·
metinde göster ·
… iftlik şehri dahi bu Mustafâ Paşa vakfıdır. Bu kulle-i Korpi nehr-i Neretva'nın
bir dar
boğazında evc-i semâya ser çekmiş bir kulle-i bâlâdır kim beş katdır.
Sene (---) târîhinde bu kulle Ebü'l-feth vüzerâlarından Üsküplü Koca Mustafâ Paşa binâsıdır ve karşu Gabele kal‘ası yanındaki Çiftlik şehri dahi bu Mustafâ Paşa vakfıdır. Bu kulle-i Korpi nehr-i Neretva'nın bir dar boğazında evc-i semâya ser çekmiş bir kulle-i bâlâdır kim beş katdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 163a ·
metinde göster ·
… yle ve sâ’ir guzât ile küffâra yetişüp der-ceng-i evvel Seydîzâde Mehemmed Paşa
bir dar
boğazda küffârın önün alup küffâr Tuna'dan Mehemmed Paşa karadan ceng ede ede k …
Beri asker-i İslâm tarafından Seydî Ahmed Paşazâde Mehemmed Paşa askeriyle ve sâ’ir guzât ile küffâra yetişüp der-ceng-i evvel Seydîzâde Mehemmed Paşa bir dar boğazda küffârın önün alup küffâr Tuna'dan Mehemmed Paşa karadan ceng ede ede küffârın iki firkatesin alup küffârları suya dökülünce Üstürgon kapudanı dahi firkateleriyle kâfire yetişüp ol ân "Allâh Allâh" deyüp kâfire girişüp öte tarafdan Kanbur Paşa ve Hüseyin Paşa beri tarafdan Seydîzâde Mehemmed Paşa ve Tuna içre Üstürgon kapudanı cümle asker küffâr-ı hâksârı Tuna nehri ortasında ortaya alup ân-ı sâ‘atde on iki pâre küffâr gemilerin bin altı yüz kadar küffârlarıyla feth edüp ser-nigûn haçlı peykeriyle gemileri Üstürgon altına getirüp Sadrıa‘zam huzûrunda şâdımânlar olup paşalara ve Tuna kapudanlarına hil‘at-i fâhireler verilüp gemileri Üstürgon altında limana bağlayup cümle küffârları Üstürgon zindânında haps-i ebed etmek fermân olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 29a ·
metinde göster ·
vardır kim bir kral ve bir pâdişâh mâlik olmamışdır. İllâ Venedik kralı mâlikdi …
Bunların bir darbhânesi vardır kim bir kral ve bir pâdişâh mâlik olmamışdır. İllâ Venedik kralı mâlikdir. Hele Venedik kimyâya mâlikdir, ammâ bu Ungurus tibir getirdüp ve cemî‘i bâzergânları her metâ‘ın sikkeli ve sikkesiz altunun getirüp tekrâr kal edüp bir gûne zer-u hâlis-i Ungurus altunu keserler kim bir kralın altununa benzemez. Hattâ Venedik'in yaldız altununa yan başı gelir gâyet hâlisdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 72b ·
metinde göster ·
El-ıyâzen billâh bu girdâbda her sene yetmiş seksen pâre Tuna gemileri pâre pâre olup bu kadar bin âdem helâk olur. Gerçi bir dar boğaz değildir, ammâ bi-emrillâhi te‘âlâ nehr-i Tuna içre beri cânibden tâ karşu cânibe varınca Poraça tarafı Tuna içinde balık sırtı gibi tahta tahta döşeli taşlar ve kayalar olduğiyçün bu mahalle Tahtalu Girdâbı derler. Ve nehr-i Tuna'nın bu mahalde cereyânı feryâd [u] fiğânına âdem tahammül edemez. Ve bu mahalde bir transa gemiyi karadan bin âdem gücile iştirank ipler ile gücile çeküp selâmete vâsıl ederler. Ve ba‘zı gemilerin halatları kırılup gemileri hezârân pâre olur. Hattâ Tuna içre niçe morina balıkları ve mersin balıkları bu Tahtalu kayaları arasından geçerken serâsime olup kiminin beli kırılup karaya düşer. El-hâsıl hakkâ ki girdâb-ı Tuna'dır, Hudâ gemileri ve benî âdemleri ol girdâb-ı elemden halâs eyleye, ammâ bu Tahtalı'dan aşağısı selâmetdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 95a ·
metinde göster ·
… ğine göz ermez. El-hâsıl bu kayaları Ferhâd dahi kesmeğe kâdir değil ibret-nümâ
bir dar
ve mehîb boğazdır kim cemî‘i leşker bu teng mahalden ubûr etdikde mellâh-ı rübb …
Küffâr zamânı bu iki kal‘adan birbirlerine Tuna üzre kat-ender-kat âdem kolu kalınlığı demir zencîrleri karşu karşuya bağlayup bir gemi değil bir çırnık bile geçemezmiş. Hâlâ zencîrlerin dollâb yerleri iki tarafdaki kayalarda zâhir ü bâhirdir. Ve bu iki yanındaki kayaları Yanko ibn Madyan ki ibtidâ İslâmbol kal‘asına temel bırağup binâ edenin karındaşi Yanvan Kral bu kayaların Tuna kenârların oyup iki araba geçer vâsi‘ oyulmuş kayadan kesme yollar etmiş kim kûh-ı Bî-sütûn'u ve Amasiyye şehri kayaların kesen Ferhâd-ı kûhken kesmeğe kâdir değil azîm enli kesme yollardır kim makdûr-ı beşer değildir. Hâlâ Tuna gemilerinin rübbân keştîbânları kalın palamar ipler ile gemileri bu kesme kayaların yolunda kuvvet-i renc-i anâ ile çekerler, zîrâ bu mahallin dar boğazından nehr-i Tuna yokuş aşağı yıldırım gibi cereyân etdiğine göz ermez. El-hâsıl bu kayaları Ferhâd dahi kesmeğe kâdir değil ibret-nümâ bir dar ve mehîb boğazdır kim cemî‘i leşker bu teng mahalden ubûr etdikde mellâh-ı rübbân-ı keştîbânların feryâd u figânlarından bu dağlar kubbe-i âsumân gibi güm güm gürleyü sadâ verir, ibret-nümâ-yı temâşâgâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 95b ·
metinde göster ·
… aman adası burnunda deryâya çıkmış bir sivri Çoçka nâm bir burun var. Bu mâbeyn
bir dar
boğazdır kim iki mîldir. Bu boğazdan içeri şimâl cânibine gidüp Azak denizidir. …
Kefere zamânı gâyet metîn kal‘a imiş. Kerc kal‘ası dest-i Âl-i Osmân'a girince Azak Kazak'ı bu kal‘ayı münhedim eder, zîrâ geçit başıdır. "Osmânlı bu kal‘adan Kazak gemilerin Karadeniz'e çıkmağa komaz" deyü mukaddem târîh ile bu kal‘ayı münhedim etmişdir. Ammâ hakkâ ki amâr olacak boğaz kesen kal‘ası olurdu, zîrâ Azak denizi Karadeniz'e mahlût olduğu dar boğazda vâki‘ olmuş bir zemîndir kim yalçın kaya üzredir. Karşu cânibde Taman adası burnunda deryâya çıkmış bir sivri Çoçka nâm bir burun var. Bu mâbeyn bir dar boğazdır kim iki mîldir. Bu boğazdan içeri şimâl cânibine gidüp Azak denizidir. Bu hakîr bu Kilisecik nâm vîrân kal‘a kenârıyla Azak bahrince şimâl tarafına 8 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 142b ·
metinde göster ·
… n aded beyâz kireç ile mestûr hânedân-ı ma‘mûrlardır kim başka bir kelenteri ve
bir daruğası
ve bir kadısı ve bir şehr-i bender ve bir yasavul ağası hâkimleri vardır. Ve dü …
Eşkâl-i şehr-i Gîlân: Bahr-i Harez'in cânib-i şarkîsi kenârında bir körfezin nihâyetinde nâhiye-i Şâbûrân'da bir düz mahsûldâr fezâda bir sevâd-ı mu‘azzam şehr-i bender-i azîmdir. Hamusu, ya‘nî cümlesi on bin aded beyâz kireç ile mestûr hânedân-ı ma‘mûrlardır kim başka bir kelenteri ve bir daruğası ve bir kadısı ve bir şehr-i bender ve bir yasavul ağası hâkimleri vardır. Ve dükelisi yetmiş altı aded mihrâbdır. Evvelâ (---)(---) câmi‘i (---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 166b ·
metinde göster ·
… ar ile sizi bu kâfirler bu yoldan Avlonya paşasına selâmet götürmezler, ileride
bir dar
boğaz vardır anda sizi elbette beklerler. Biz bugün sizlerden ayrılmayup refîk …
"Vallâhi sultânım, dünkü gün siz(in) ceng edüp birkaç kâfirin başların alup niçesini dahi mecrûh etmişsiz, mel‘ûnların akrabâları bu gece şehre gelüp sizi bassalar gerek idi. Kal‘a içinde dizdâr hânesinde yatdığınızdan bir çâre edemediler. Ba‘dehu atlarınızı uğurlamağa çalışdılar, bizler vâkıf-ı esrâr olup sabâha dek sizi ve atlarınızı muhâfaza etdik ve cenâbınızı huzûrunuz uçurmayalım deyü size ve dizdârı haber etmedik. Şimdi ise bu başlar ile sizi bu kâfirler bu yoldan Avlonya paşasına selâmet götürmezler, ileride bir dar boğaz vardır anda sizi elbette beklerler. Biz bugün sizlerden ayrılmayup refîk oluruz" deyü 357a iki yüz aded pâk müsellah ve mükemmel yiğitler önümüze düşdüler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 356b–357a ·
metinde göster ·
boğazda bir kumsal vâsi‘ düz yerde bilâ-havâle şekl-i murabba‘ bir kal‘a-i metî …
Bu kal‘a İzmir körfezi içinde bir dar boğazda bir kumsal vâsi‘ düz yerde bilâ-havâle şekl-i murabba‘ bir kal‘a-i metîndir kim ta‘bîr olunmaz. Ve dâ’iren-mâdâr cirmi bin yüz adımdır. Ammâ alçak sulu ve deniz kenârında olmağile aslâ handakı yokdur. Ve leb-i deryâya nâzır içine âdem sığar şayka topları var kim rûy-i deryâda kuş kondurmazlar. Ve kal‘a içre cümle seksen havlısız hâneleri cümle kiremitlidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y48a ·
metinde göster ·
… de "Bu efendi kazâ-yı Mandalı yemişdir, andan ma‘zûl olmuşdur" deyü lâtife-gûne
bir darb-ı
mesel kalmışdır. Kethudâyeri yokdur, ammâ serdârı ve a‘yânı vardır. Ve şehri bi …
Bu dahi Q 37bP 37b Sığla hâkinde hâsdır. Ve yüz elli akçe mezmûm kazâdır. Hattâ kudât efendiler mabeyninde "Bu efendi kazâ-yı Mandalı yemişdir, andan ma‘zûl olmuşdur" deyü lâtife-gûne bir darb-ı mesel kalmışdır. Kethudâyeri yokdur, ammâ serdârı ve a‘yânı vardır. Ve şehri bir düz yerde yüz hâneli ve bâğ u bâğçeli ve hân ve câmi‘ ve mesâcid ve hammâm ve mekteb-i sıbyânlı ve âb [u] hevâsı latîf kasabadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y73a ·
metinde göster ·
… ündüz Rodos'dan Marmaris'e Y 111b çeker aceb hikmetdir. Ve limanın sağ cânibi
bir daracık
boğazdır. Âdem ayağın sığayup geçmek mümkindir. Bir kerre küffâr bizim bir firk …
Ve bu kal‘anın iki tarafı dahi limandır. Her gece körfez taşra alup Rodos'a çeker ve gündüz Rodos'dan Marmaris'e Y 111b çeker aceb hikmetdir. Ve limanın sağ cânibi bir daracık boğazdır. Âdem ayağın sığayup geçmek mümkindir. Bir kerre küffâr bizim bir firkatemizi ol boğaza kısdırup liman ağzında küffâr lenger-endâht olup yatır. Derhâl ol firkate re’îsi mezkûr sığdan firkateyi beri cânibe aşırup halâs olup ale's-sabâh küffârın yatduğu boğaza bizim firkate varup el vilâyete haber edüp cümle ahâlî-i vilâyet boğazın iki tarafından kâfir gemilerinin cümlesin emân vermeyüp feth ederler. Böyle bir sığ boğazdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y111a–Y111b ·
metinde göster ·
Ve tokuz kat incîr ağacı kökünden kalkanları bir hışt ile bir yerden
bir darb
ile deldiği kalkanlar andadır. Ve paşanın başı ucunda kalın hat ile bu âyet-i ş …
Ve tokuz kat incîr ağacı kökünden kalkanları bir hışt ile bir yerden bir darb ile deldiği kalkanlar andadır. Ve paşanın başı ucunda kalın hat ile bu âyet-i şerîfe tahrîr olunmuşdur. Âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y83a ·
metinde göster ·
Abdülkâdir tekyesidir. Yedi sekiz fukarâları eksik değildir. Ta‘[y]înâtları Şey …
İmrahorun konağı önünde bir daracık Abdülkâdir tekyesidir. Yedi sekiz fukarâları eksik değildir. Ta‘[y]înâtları Şeyhûniyye imâretinden gelir. Ve Rûmeli meydânında,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y114a ·
metinde göster ·
… i mebrûmdur. Nâhiyesi tâ Fûnc'a ve Habeş'e varınca anındır. Lâkin mahsûlü günde
bir darı
nân pâresidir. Ba‘zı mahalde İbrîm kadısına ilhâk olunup ayda bir, beş ayda bir …
Evvelâ kal‘anın Mısır müteferrikasından dizdârı ve yüz elli neferâtı ve Mısır'ın yedi ocağından üç yüz mustahfızânı ve mehterhânesi vardır. Her sene vazîfe-i mu‘ayyeneleri ve zahâyirleri Circe'den gider. Ve müstevfâ bârûd-ı siyâhı ve yetmiş aded muşkat ve şâhî ve saçma topları vardır. Ve şeyhülislâmı ve nakîbi yokdur, ammâ yüz elli akçe kazâ-i mebrûmdur. Nâhiyesi tâ Fûnc'a ve Habeş'e varınca anındır. Lâkin mahsûlü günde bir darı nân pâresidir. Ba‘zı mahalde İbrîm kadısına ilhâk olunup ayda bir, beş ayda bir gemiler ile zahîre geldikde nâ’ib gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y393a ·
metinde göster ·