… eveler ile pelid ve meşe odunları dahi iki konak yerde (---) dağlarından gelir.
Bir deve
yükü odunu otuz akçeye verirler. Paşanın odunun gümrüğe gelen cümle kârbân deve …
Gerçi şiddet-i şitâdan bâğı ve bâğçesi yokdur, amma Paşa sarâyında gül bâğçesi ve Hacı Murâd bâğı gülistânı ve Kefeniğnesioğlu güllüğü ve Bedros bâğı güllüğü ve niçe gül bâğları dahi vardır. Ammâ bu zikr olunan bâğların mutabbak gülleri meşhûrdur. Câbecâ kış elması ve ahlâd emrudu vardır, ammâ gayrı meyve aslâ olmaz. Lâkin mesîregâhlarında ve gül bâğlarında dıraht-ı kavak ve bîd-i sernigûnları firâvândır. Gayrı eşcâr-ı müsmirrâtı olmaz. Kışı katı olduğundan iki ayda ekerler ve biçerler ve secc edüp döğerler ve ale'l-fevr der-anbar ederler. Bizim senemizde atlar mâh-ı temmûzda çayırda iken bir ra‘d u berk u dipi vü boran ve bârân yağup cümle atlar boşanup Erzurûm sahrâsında olan Umudum köyüne ve Kâne ve Gez köyüne varınca atlar serseri gezdiler. Böyle şitâsı şedid olur. Hattâ efvâh-ı nâsda darb-ı meseldir kim bir dervişe "Kanden gelirsin?", derler? "Berf rahmetinden gelirim", der. Ol ne diyârdır, derler; sovukdan "Ere zulüm" olan Erzurûm'dur, der. "Anda yaz olduğuna râst geldin mi", derler? Derviş eydür: "Vallahi on bir ay yigirmi tokuz gün sâkin oldum, cümle halkı yaz gelir derler, ammâ görmedim", der. Hatta bir kerre bir kedi bir damdan bir dama pertâb ederken mu‘allakda donup kalır. Sekiz aydan Nevrûz-ı Harzemşâhî geldikde mezkûr kedinin donu çözülüp mırnav deyüp yere düşer. Meşhûr latîfe-i darb-ı meseldir. Ammâ hakîkatü'l-hâl bir âdemin eli yaş iken bir demir pâresine yapışsa derhâl müncemid olup elinden demir ve demirden eli kopmak ihtimali yokdur. Âhenden eli bin âh-ı serd ile halâs ederse eli ayasının sehl derisi âhiyle âhende kalır. Bu şiddet-i şitâyı diyâr-ı Azak'da ve Deşt-i Kıpçak'da erba‘în ve zemherîr geçirdik, böyle keskin kış görmedik. Ammâ halkı gâyet ten-dürüstdür. Yine böyle şitâ iken bâğ u bâğçesi olmayup cümle meyvesi iki konak yerden İspir ve Tortum ve Erzincan'dan gelir. Âlü'l-âl şeftâlüsü ve zerdâlüsü ve kaysısı ve üzümü okka bir akçedir. Ve birer araba kavunu ve karpuzu on akçeyedir. El-hâsıl me’kûlât cihetinden lâ-nazîr şehr-i bî-bedeldir. Lâkin odunu yokdur, cümle dağlar uryândır, ammâ hikmet-i Hudâ odunı dahi ucuzdur. İki konak yerde (---) dağlarından gelüp gürân derler gemi direkleri olup kaddi kırk arşındır. Kırk akçeye verirler. Anı yakup def‘-i şitâ ederler ve develer ile pelid ve meşe odunları dahi iki konak yerde (---) dağlarından gelir. Bir deve yükü odunu otuz akçeye verirler. Paşanın odunun gümrüğe gelen cümle kârbân develeri birer sefer odun götürürler, kanûndur. Başka odun ağası vardır, ammâ re‘âyâlarının koyunları ve sığırları çok olmağıla fukarâlar sığır tezeği yakarlar. Fukarâ re‘âyâlarının cümle ocakları evlerinin ortasındadır. Cânib-i erba‘alarında hayvanları durup hâneleri hammâm gibi olur. Tennûrlarında herîseleri ve ekmekleri pişmededir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 288b ·
metinde göster ·
… l etmeyüp gûnâ-gûn mu‘cizeler istediler. Niçeleri "Şu karşuki kara kayadan bize
bir deve
çıkar, görelim ve yanına erkek deve gelmeden hâmile kalup andan bir köçek deve …
{Mu‘cize-i Hazret-i Sâlih aleyhis-selâm}: Hazret-i Sâlih Semûd kavmin îmâna da‘vet etmeğe me‘mûr olup aslâ îmân kabûl etmeyüp gûnâ-gûn mu‘cizeler istediler. Niçeleri "Şu karşuki kara kayadan bize bir deve çıkar, görelim ve yanına erkek deve gelmeden hâmile kalup andan bir köçek deve tevellüd eylesin. Dişi devenin südiyle kifâflanalım. Andan sana îmân getürelim" diye böyle niçe gûne mu‘cizeler istediler. Hemân ol demde Sâlih Nebî el açup du‘â etdikde bi-emrillahi Te‘âlâ ol yalçın kızıl kaya şak olup bir nâka âşikâre olup sehel vakt içinde nâka vaz‘-ı haml edüp andan bir mahbûb köçecik tevellüd edüp kâmil otuz sene bu develer sahrâda otlayup südünü cümle Semûd kavmi 43a sağup kifâflanırlardı. Yine böyle iken "Yâ Sâlih, aceb üstâd-ı kâmil sehhâr imişsin kim şöyle kızıl kayadan bir deve çıkardın" deyü bir âdem îmâna gelmeyüp âhir dişi deveyi katl edüp du‘â-yı Sâlih Nebî ile yine kaya iki şakk olup devenin köçeği kaya içine girüp gâ’ib oldu. Hakîr Şâm râhıyla hacc-ı şerîfe gitdükde bu Nâka Kayası nâm mahalli görüp temâşâ etdik. Evc-i âsumâne kad çekmiş bir kızıl kayadır. Bi-emri Hayy [u] Kadîr ol kaya iki şak olup deve zâhir olduğu yer ve yine köçek deve girüp gâ’ib olduğu kaya yed-i kudret ile şak olduğu eyle nümâyândır kim, gûyâ üstâd-ı hakkâk Yemenî taşı ve silânı ve elması niçe hakkedüp musaykal u mücellâ ederse eyle berrak yarıklı kayadır ve iki cânibi dar boğaz semâya ser çekmiş kayalardır. Zamân-ı kadîmde bu mahalde kayadan kayaya bir bâb-ı azîm binâ olunup arz-ı Hicâz ile hudûd-ı Şâm bu kapu imiş. Hâlâ ol kapu yerleri mezkûr kayada nümâyândır. Ve bu kaya içre pinhân olan deve köşeğinin böğürdüğünün sadâsın huccâc-ı müslimînin develeri istimâ‘ edüp ol mahalden bir hatve ileri gitmek ihtimâli yokdur. Ol kayalar mâbeyninde deve üstühânlarından geçilmez bir dayyık mahaldir. Âhir-i kâr develerimiz bu Sâlih devesinin feza‘ [u] ceza‘ın bu kayalar mâbeyninde işitmesin deyü cümle Şâm huccâcı bu Nâka kayası dibine karîb geldikde yetmiş huccâc bir ağızdan sadâ-yı Allah Allah'a rehâ buldurup sıyt [u] sadâ-yı gülbânk-ı Muhamedî'den dağlar güm güm gümleyüp cemî‘i halka dehşet ârız olup bu kayalar arasında niçe yüz bin tüfenkleri ve emîr-i huccâcın altı pâre topların üç nevbet bu kayalar mâbeyninde atup niçe bin develeri böyle feryâd-ı hây hûy ile ubûr etdirirler. Tâ huccâcın âhiri temâm olunca bu sadâ-yı Allah Allah kesilmez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 42b–43a ·
metinde göster ·
{Mu‘cize-i Hazret-i Sâlih aleyhis-selâm}: Hazret-i Sâlih Semûd kavmin îmâna da‘vet etmeğe me‘mûr olup aslâ îmân kabûl etmeyüp gûnâ-gûn mu‘cizeler istediler. Niçeleri "Şu karşuki kara kayadan bize bir deve çıkar, görelim ve yanına erkek deve gelmeden hâmile kalup andan bir köçek deve tevellüd eylesin. Dişi devenin südiyle kifâflanalım. Andan sana îmân getürelim" diye böyle niçe gûne mu‘cizeler istediler. Hemân ol demde Sâlih Nebî el açup du‘â etdikde bi-emrillahi Te‘âlâ ol yalçın kızıl kaya şak olup bir nâka âşikâre olup sehel vakt içinde nâka vaz‘-ı haml edüp andan bir mahbûb köçecik tevellüd edüp kâmil otuz sene bu develer sahrâda otlayup südünü cümle Semûd kavmi 43a sağup kifâflanırlardı. Yine böyle iken "Yâ Sâlih, aceb üstâd-ı kâmil sehhâr imişsin kim şöyle kızıl kayadan bir deve çıkardın" deyü bir âdem îmâna gelmeyüp âhir dişi deveyi katl edüp du‘â-yı Sâlih Nebî ile yine kaya iki şakk olup devenin köçeği kaya içine girüp gâ’ib oldu. Hakîr Şâm râhıyla hacc-ı şerîfe gitdükde bu Nâka Kayası nâm mahalli görüp temâşâ etdik. Evc-i âsumâne kad çekmiş bir kızıl kayadır. Bi-emri Hayy [u] Kadîr ol kaya iki şak olup deve zâhir olduğu yer ve yine köçek deve girüp gâ’ib olduğu kaya yed-i kudret ile şak olduğu eyle nümâyândır kim, gûyâ üstâd-ı hakkâk Yemenî taşı ve silânı ve elması niçe hakkedüp musaykal u mücellâ ederse eyle berrak yarıklı kayadır ve iki cânibi dar boğaz semâya ser çekmiş kayalardır. Zamân-ı kadîmde bu mahalde kayadan kayaya bir bâb-ı azîm binâ olunup arz-ı Hicâz ile hudûd-ı Şâm bu kapu imiş. Hâlâ ol kapu yerleri mezkûr kayada nümâyândır. Ve bu kaya içre pinhân olan deve köşeğinin böğürdüğünün sadâsın huccâc-ı müslimînin develeri istimâ‘ edüp ol mahalden bir hatve ileri gitmek ihtimâli yokdur. Ol kayalar mâbeyninde deve üstühânlarından geçilmez bir dayyık mahaldir. Âhir-i kâr develerimiz bu Sâlih devesinin feza‘ [u] ceza‘ın bu kayalar mâbeyninde işitmesin deyü cümle Şâm huccâcı bu Nâka kayası dibine karîb geldikde yetmiş huccâc bir ağızdan sadâ-yı Allah Allah'a rehâ buldurup sıyt [u] sadâ-yı gülbânk-ı Muhamedî'den dağlar güm güm gümleyüp cemî‘i halka dehşet ârız olup bu kayalar arasında niçe yüz bin tüfenkleri ve emîr-i huccâcın altı pâre topların üç nevbet bu kayalar mâbeyninde atup niçe bin develeri böyle feryâd-ı hây hûy ile ubûr etdirirler. Tâ huccâcın âhiri temâm olunca bu sadâ-yı Allah Allah kesilmez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 42b–43a ·
metinde göster ·
… mle re‘âyâ vü berâyâ-yı zürrâ‘ ol çeşme 308a kayası dibine varup bir sığır ve
bir deve
ve bir at ve bir üştür ve bir çemender ve bir koyun ve bir keçi ve'l-hâsıl kırk …
Diğer mutalsam-ı gayr: Bu şehr-i Nihâvend'in garbında bir kayada bir çeşme-sâr var kim kaçan dihkânîlerin zirâ‘at mahalleri geldikde cümle re‘âyâ vü berâyâ-yı zürrâ‘ ol çeşme 308a kayası dibine varup bir sığır ve bir deve ve bir at ve bir üştür ve bir çemender ve bir koyun ve bir keçi ve'l-hâsıl kırk gûne zî-rûh hayvânâtdan birer danesin boğazlayınca hemân bi-emrillah bu kadar zamândan berü mu‘attal çeşme kırk gün kâmil cereyân edüp cümle bâğ u bâğçe ve tarlalar kırk günde reyy olup yine çeşmeden su munkatı‘ olur. Bu mutalsamlar aceb hikmetdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 307b–308a ·
metinde göster ·
ahuru gibi parma[k]lık içre bir tophânesi var kim bunda olan balyemez ve çuldut …
Âsâr-ı garîbe vü acîbe: Kal‘anın handakı kenârında bir deve ahuru gibi parma[k]lık içre bir tophânesi var kim bunda olan balyemez ve çuldutmaz ve delibalı ve kundakkıran ve şayka ve kolumburuna ve şâhî zarbuzanlar ile memlûdur ve kâfir kal‘alarından alınan Nemse ve Fransa ve Çeh ve Macar ve Korol ve İsfaç keferelerinin topları var kim her biri birer Mısır hazînesi değer toplardır kim akrânları meğer Kanlıja ve Egre ve Boğazhisâr ve Rodos'da ve Mısır İskenderiyyesi kal‘alarında ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 115a ·
metinde göster ·
"Be efendi! Siz bu Arabistânı Rûm seyâhati gibi mi sanırsın?
Bir deve
içün gerü kalırsın, cânından korkmaz mısın?" deyü vâfir itâb edüp bir deve ihsâ …
"Be efendi! Siz bu Arabistânı Rûm seyâhati gibi mi sanırsın? Bir deve içün gerü kalırsın, cânından korkmaz mısın?" deyü vâfir itâb edüp bir deve ihsân eyledi. Bizim kalan devenin bir dev[e] idi ki ta‘bîr olunmaz. İşte on beşine değer şâm beledîsi bir şütür-i ner idi kim gûyâ Dâbbetü'l-arz idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y368a ·
metinde göster ·
… sın? Bir deve içün gerü kalırsın, cânından korkmaz mısın?" deyü vâfir itâb edüp
bir deve
ihsân eyledi. Bizim kalan devenin bir dev[e] idi ki ta‘bîr olunmaz. İşte on beş …
"Be efendi! Siz bu Arabistânı Rûm seyâhati gibi mi sanırsın? Bir deve içün gerü kalırsın, cânından korkmaz mısın?" deyü vâfir itâb edüp bir deve ihsân eyledi. Bizim kalan devenin bir dev[e] idi ki ta‘bîr olunmaz. İşte on beşine değer şâm beledîsi bir şütür-i ner idi kim gûyâ Dâbbetü'l-arz idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y368a ·
metinde göster ·
… korkmaz mısın?" deyü vâfir itâb edüp bir deve ihsân eyledi. Bizim kalan devenin
bir dev[e]
idi ki ta‘bîr olunmaz. İşte on beşine değer şâm beledîsi bir şütür-i ner idi ki …
"Be efendi! Siz bu Arabistânı Rûm seyâhati gibi mi sanırsın? Bir deve içün gerü kalırsın, cânından korkmaz mısın?" deyü vâfir itâb edüp bir deve ihsân eyledi. Bizim kalan devenin bir dev[e] idi ki ta‘bîr olunmaz. İşte on beşine değer şâm beledîsi bir şütür-i ner idi kim gûyâ Dâbbetü'l-arz idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y368a ·
metinde göster ·
boynu gibi bir eğri ve dar yokuş boğazdır. şark cânibi gayyâ deresi-misâl derkü …
Bu mahal ise bir deve boynu gibi bir eğri ve dar yokuş boğazdır. şark cânibi gayyâ deresi-misâl derkü'l-esfeldir. Bu mahalle Mekke'den berü yorgun argın develer geldikde bî-tâb u bî-mecâl kaldıkda ubûr etmeyecek develeri derhâl ikişer yerden boğazlayup ol çâh-ı esfele atarlar. Ba‘zısının sâhibi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y379a ·
metinde göster ·
… gayri yollarda dahi kalan develeri böyle boğazlayup ân-ı vâhidde yağmâ ederler.
Bir deve
kalsa rahmet kalır. Y 382a Ancak boğazlaması zahmet olur.
Ve bu Tîh sahrâsında ve gayri yollarda dahi kalan develeri böyle boğazlayup ân-ı vâhidde yağmâ ederler. Bir deve kalsa rahmet kalır. Y 382a Ancak boğazlaması zahmet olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y381b–Y382a ·
metinde göster ·
… iri beyâz kutnî sûzenî cillâyî Q 180a hil‘at ve bir eğer ve bir kara kılıc ve
bir deve
yüğü kuşak ve bir deve yüğü ridâ ve bir deve yüğü destâr-ı şerîf ve bir beyâz s …
Ve bir cevâhir ile musanna‘ bir sandûka içre Hazret-i Risâlet['in] Uhud gazâsında şehîd olan dendân-ı şerîfi ve bir dutam mübârek lihye-i şerîfi kılları ve çeşm-i nergislerinin sürmedânı ve mîldânı ve bir kıt‘a içi ziftli hasırdan âbdest ibrîği ve bir zıbru ağacından tesbîhi ve bir kıt‘a çimşîrden na‘lın-ı şerîfi ve bir hezârân alaca asâsı ve pâypûş-ı şerîfi ve iki kıt‘a hırka-i şerîfi, biri hûrmâ lîfi saruya mâ’il ve biri beyâz kutnî sûzenî cillâyî Q 180a hil‘at ve bir eğer ve bir kara kılıc ve bir deve yüğü kuşak ve bir deve yüğü ridâ ve bir deve yüğü destâr-ı şerîf ve bir beyâz sûzenî arakıyye.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y56a ·
metinde göster ·
… cillâyî Q 180a hil‘at ve bir eğer ve bir kara kılıc ve bir deve yüğü kuşak ve
bir deve
yüğü ridâ ve bir deve yüğü destâr-ı şerîf ve bir beyâz sûzenî arakıyye.
Ve bir cevâhir ile musanna‘ bir sandûka içre Hazret-i Risâlet['in] Uhud gazâsında şehîd olan dendân-ı şerîfi ve bir dutam mübârek lihye-i şerîfi kılları ve çeşm-i nergislerinin sürmedânı ve mîldânı ve bir kıt‘a içi ziftli hasırdan âbdest ibrîği ve bir zıbru ağacından tesbîhi ve bir kıt‘a çimşîrden na‘lın-ı şerîfi ve bir hezârân alaca asâsı ve pâypûş-ı şerîfi ve iki kıt‘a hırka-i şerîfi, biri hûrmâ lîfi saruya mâ’il ve biri beyâz kutnî sûzenî cillâyî Q 180a hil‘at ve bir eğer ve bir kara kılıc ve bir deve yüğü kuşak ve bir deve yüğü ridâ ve bir deve yüğü destâr-ı şerîf ve bir beyâz sûzenî arakıyye.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y56a ·
metinde göster ·
… t ve bir eğer ve bir kara kılıc ve bir deve yüğü kuşak ve bir deve yüğü ridâ ve
bir deve
yüğü destâr-ı şerîf ve bir beyâz sûzenî arakıyye.
Ve bir cevâhir ile musanna‘ bir sandûka içre Hazret-i Risâlet['in] Uhud gazâsında şehîd olan dendân-ı şerîfi ve bir dutam mübârek lihye-i şerîfi kılları ve çeşm-i nergislerinin sürmedânı ve mîldânı ve bir kıt‘a içi ziftli hasırdan âbdest ibrîği ve bir zıbru ağacından tesbîhi ve bir kıt‘a çimşîrden na‘lın-ı şerîfi ve bir hezârân alaca asâsı ve pâypûş-ı şerîfi ve iki kıt‘a hırka-i şerîfi, biri hûrmâ lîfi saruya mâ’il ve biri beyâz kutnî sûzenî cillâyî Q 180a hil‘at ve bir eğer ve bir kara kılıc ve bir deve yüğü kuşak ve bir deve yüğü ridâ ve bir deve yüğü destâr-ı şerîf ve bir beyâz sûzenî arakıyye.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y56a ·
metinde göster ·
… pusu üzre demir zencîrler ile maslûbdur kim âyende vü revendenin manzûrudur kim
bir deve
bârı pârçe-i sommâkîdir. Hakkâ ki kerâmetdir. Ve ana karîb Sultân Mü’eyyed Hân …
Bir kân-ı fukarâ tekyedir. Cümle Özbekîler ve Belh [u] Buhârâ fukarâları anda sâkinlerdir. Evkâfları za‘îf olmağile nezerât ile geçinürler. Hattâ Selîm Hân İslâmbol'dan azm-i Mısır deyüp gelirken bir fukarâ-yı Nakşibendî dörd yüz vukiyye bir kırmızı sengîn amûd-ı sommâkî pâresin ketifine urup Selîm Hân'ın nazarında bu taşı tâ Mısır'a dak getirüp ba‘de'l-feth-i Selîm bu tekyeyi kendüye binâ edüp hâlâ kendüsi tekyenin cenbinde medfûndur, ol amûd pâre tekyenin kapusu üzre demir zencîrler ile maslûbdur kim âyende vü revendenin manzûrudur kim bir deve bârı pârçe-i sommâkîdir. Hakkâ ki kerâmetdir. Ve ana karîb Sultân Mü’eyyed Hân bîmârhânesinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y110b ·
metinde göster ·
… da kırk yerden Nîl-i mübârek cereyân edüp cümle halîclerden sakkâlar su taşıyup
bir deve
yükü su bir Mısrî paraya ve bir keçi tulumu su iki mankıra olup Mısır halkı âb- …
Ve Mısır'da Nîl kesimi olduğundan sonra Mısır'ın içinde ve taşrasında kırk yerden Nîl-i mübârek cereyân edüp cümle halîclerden sakkâlar su taşıyup bir deve yükü su bir Mısrî paraya ve bir keçi tulumu su iki mankıra olup Mısır halkı âb-ı nâb içüp tâze cân bulmağa başlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y129a ·
metinde göster ·
… meşhûrdur. Ve bir sığır yüz paraya ve bir at iki yüz, üç yüze küheylânıdır. Ve
bir deve
dahi üç yüz paraya bey‘ olunur. Sâyir eşyâlar dahi buna göre kıyâs oluna. Ala ç …
Cenâb-ı İzzet'in nazarı ta‘alluk etdüği diyârın biri dahi bu iklîm-i Circe'dir kim yüz dirhem has ve beyâz etmek bir mankıradır, sekiz mankır bir parayadır, ol hisâb üzre iki vukiyye-i Osmânî ekmek bir paraya olur. Ammâ sehl esmerü'l-levn ekmek üç vukiyyesi bir parayadır. Ve bir erdeb buğday bir guruşa ve bir erdeb şa‘îr on paraya kim erdebi yüz otuz vukiyye gelir. Yigirmi dörd sallama at yemidir. İki yem bir akçeden üçer mankır nâkısa gelir. Ve bir koyun on beş paraya, Ramazân'da yigirmi parayadır. Ammâ her koyun kırkar ellişer vukiyye gelir. Rûy-ı arzda Circe ganemi meşhûrdur. Ve bir sığır yüz paraya ve bir at iki yüz, üç yüze küheylânıdır. Ve bir deve dahi üç yüz paraya bey‘ olunur. Sâyir eşyâlar dahi buna göre kıyâs oluna. Ala çuka ve kumâş ve beyâz memlûk ve bakır âvânî pahâlıdır, zîrâ Rûm'dan gelir, ammâ siyâh Arablar on on beş yigirmi guruşa Habeşî gulâmın alırsın.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y377a ·
metinde göster ·
… p ol gece istihâre du‘âsın tilâvet edüp hâb-ı nâza vardım. Menâmımda görürüm ki
bir deve
köçeği üzre berr ü beyâbânda süvâr olup yemîn ü yesârâ serserî olup pîl ü gerge …
Hakîr gâyet müte’ellim olup ol gece istihâre du‘âsın tilâvet edüp hâb-ı nâza vardım. Menâmımda görürüm ki bir deve köçeği üzre berr ü beyâbânda süvâr olup yemîn ü yesârâ serserî olup pîl ü gergerdânlar içinde seyrân u devrân Y 431b ederim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y431a–Y431b ·
metinde göster ·
… ) (---)(---)(---) müşerref olup el-hamdü lillâh cümlemiz sıhhatle geldiğimize
bir deve
ve beş koyun kurbân edüp (---)(---)(---)(---)(---) secdegâhın içinde du‘ala …
Ve dahi bu Cîze şehrinde niçe ziyâretler edüp bir gece mihmân olup ertesi ale's-sabâh gemiler ile Fûncistân melikinin hedâyâları gelüp Eski Mısır'a ubûr olunup anda bâr-ı sakîlleri dâbbe-i cemellere tahmîl edüp bin seksen üç Muharrem'inin gurresi günü Mısır sarâyına dâhil olup cümle hedâyâları bunda gelüp Fûncistân sultânının kâ’imeleri ile ve nâmeleri ile ve âdemleriyle bir alay-ı azîm ile cümle metâ‘-ı hedâyâları âdet-i tertîb dîvân-ı Mısır'da İbrâhîm Paşa hazretlerine teslîm edüp bî-kusûr u bi't-tamâm verüp hakîr ve iki âdem ve Fûncistân melikinin üç âdemi ve Habeş'den (---)(---)(---)(---)(---) yanımıza refîk olan âdemler ve Kara Nâ’ib kethudâsı Mehemmed Ağa ile cümle sekiz kimesne hil‘at-ı pâdişâhî ile (---)(---)(---)(---)(---) müşerref olup el-hamdü lillâh cümlemiz sıhhatle geldiğimize bir deve ve beş koyun kurbân edüp (---)(---)(---)(---)(---) secdegâhın içinde du‘alar edüp Q 350bP 344b paşaya ve kethudâya ve şehir havâlesi ve dîvân efendisine ve gayrı ehibbâya hedâyâlarımız bezl eyleyüp anlar dahi mukâbelesinde bize niçe ihsânlar etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·