"Ol dahi ammisiyle Mekke'ye gitdi. Hemân fırsat ganîmetdir
bir eli
nişânesin alın" deyü bu ruhbânlara nasîhatlar etdi. Anlar dahi Mekke'de Ebû Tâl …
"Ol dahi ammisiyle Mekke'ye gitdi. Hemân fırsat ganîmetdir bir eli nişânesin alın" deyü bu ruhbânlara nasîhatlar etdi. Anlar dahi Mekke'de Ebû Tâlib'e varup murâd [ü] merâmların arz edüp hemân Ebû Tâlib bir filcân içine mürekkeb koyup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 34b ·
metinde göster ·
… ıdır}. Süleymân'a ve Selîm'e ve Murâd Hân'a kırk sene vezâret edüp âhir dîvânda
bir eli
kanlı deli serhadli bıçağ ile dîvânda şehîd etdüğine târîhdir:
Târîh-i türbe-i azîm Sokullu Koca Mehemmed Paşa: {Mi‘mâr Sinân binâsıdır}. Süleymân'a ve Selîm'e ve Murâd Hân'a kırk sene vezâret edüp âhir dîvânda bir eli kanlı deli serhadli bıçağ ile dîvânda şehîd etdüğine târîhdir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 122b ·
metinde göster ·
… bakrac pâlûde alup bakraclar altında kutular ile zarâfet edüp âteşler gezdirüp
bir elinde
dahi ortası delik tablalar üzre fağfûrî ve çini Kütâhiyye filcânların zeyn edüp …
Esnâf-ı ısıcak pâlûdeciyân-ı kavvâfân: Cümle neferât sekiz yüz bunların aslâ dükkânları yokdur, hemân bâlâda tahrîr olunan ıssı pâlûde kârhânelerinden niçe bin bakrac pâlûde alup bakraclar altında kutular ile zarâfet edüp âteşler gezdirüp bir elinde dahi ortası delik tablalar üzre fağfûrî ve çini Kütâhiyye filcânların zeyn edüp çârsû-yı bâzâr içre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 172a ·
metinde göster ·
… ı‘amda gördüdüm" deyü bir tâze cüvâne parmağından akan kanıyla Sûrnâ'nın alnına
bir elif
çekerdi, derhâl kanı dinerdi. Bu esrâra bir pehlivân-ı sîmyâyî akıl erişdiremed …
Ve Mukallid Sûrnâ Ahmed Çelebi: Mezkûr Şengül Çelebi'nin bürâderidir. Ammâ bu dahi ferîd-i asr mukalliddir, her taklîdde pür-mahâretdir. Kendi tiryâkî olmağile kaçan tiryâkî taklîdi etse âdem {dem-}beste olup hayrân olur. Tiryâkî tütün doğrarken, elin bıçağile kesüp bir san‘at ile parmağından ol kadar kan akıdırdı kim âhir akıl dâ’iresinden çıkup bî-hûş sehel yatup kalkdıkda yine parmağından kan alâ-mele’i'n-nâs cereyân etmededir. Andan "Şimdi bir vâkı‘amda gördüm, senin bu kanın dinmek ihtimâli yokdur illâ bir dilber oğlan kanına yapışup alnına süre deyü şimdi vâkı‘amda gördüdüm" deyü bir tâze cüvâne parmağından akan kanıyla Sûrnâ'nın alnına bir elif çekerdi, derhâl kanı dinerdi. Bu esrâra bir pehlivân-ı sîmyâyî akıl erişdiremediler. Sûrnâ böyle bir mukallid pehlivân idi, hakkâ kim pehlivânlıkdır. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 212a ·
metinde göster ·
Hasan Beğ'i bir eline Hüseyin Beğ nâm ciğer-kûşelerin eline alup paşanın huzûru …
Ba‘de't-ta‘âm hân hazretleri bir eline Hasan Beğ'i bir eline Hüseyin Beğ nâm ciğer-kûşelerin eline alup paşanın huzûruna gelirken bu beyti terennüm etdi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 235b ·
metinde göster ·
Ba‘de't-ta‘âm hân hazretleri bir eline Hasan Beğ'i
bir eline
Hüseyin Beğ nâm ciğer-kûşelerin eline alup paşanın huzûruna gelirken bu beyti t …
Ba‘de't-ta‘âm hân hazretleri bir eline Hasan Beğ'i bir eline Hüseyin Beğ nâm ciğer-kûşelerin eline alup paşanın huzûruna gelirken bu beyti terennüm etdi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 235b ·
metinde göster ·
… g mahallinde bu Celü kavminin kalkanları olmasa hemân ayağından pâbucun çıkarup
bir eline
giyüp bir elinde ya hançer veya kılıç ile yumulup geldiklerinden sonra her biri …
Ve cümle esbabları alaca şal ve şapikdir kim etekleri dilim dilimdir ve yine şalvarları alaca şaldır ve ayaklarında poçikli pâbuçları pansadı ve hezârî ve sıdısı kebkebli pâbuçları var kim her pâbucu ikişer vukiyye gelir. Hatta ceng mahallinde bu Celü kavminin kalkanları olmasa hemân ayağından pâbucun çıkarup bir eline giyüp bir elinde ya hançer veya kılıç ile yumulup geldiklerinden sonra her biri on âdemden dönmek ihtimâli yokdur. Hatta Van kulu mâbeyninde darb-ı meseldir. Bir âdem gâyet gazaba gelüp bir hasma hücûm eylese "Hakkarî Celüvi gibi pâbucun eline giymiş gibi gelür." deyü darb-ı mesel olmuşdur. Ta bu mertebe Hakkarî'nin piyâde on iki bin tüfeng-endâzı vardır. Hîn-i ma‘rekede kırk elli bin Celü ulûfe-hârân-ı kavm-i bahâdırânlardır ammâ mezhebleri ma‘lûmum değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 254b ·
metinde göster ·
… Celü kavminin kalkanları olmasa hemân ayağından pâbucun çıkarup bir eline giyüp
bir elinde
ya hançer veya kılıç ile yumulup geldiklerinden sonra her biri on âdemden dönme …
Ve cümle esbabları alaca şal ve şapikdir kim etekleri dilim dilimdir ve yine şalvarları alaca şaldır ve ayaklarında poçikli pâbuçları pansadı ve hezârî ve sıdısı kebkebli pâbuçları var kim her pâbucu ikişer vukiyye gelir. Hatta ceng mahallinde bu Celü kavminin kalkanları olmasa hemân ayağından pâbucun çıkarup bir eline giyüp bir elinde ya hançer veya kılıç ile yumulup geldiklerinden sonra her biri on âdemden dönmek ihtimâli yokdur. Hatta Van kulu mâbeyninde darb-ı meseldir. Bir âdem gâyet gazaba gelüp bir hasma hücûm eylese "Hakkarî Celüvi gibi pâbucun eline giymiş gibi gelür." deyü darb-ı mesel olmuşdur. Ta bu mertebe Hakkarî'nin piyâde on iki bin tüfeng-endâzı vardır. Hîn-i ma‘rekede kırk elli bin Celü ulûfe-hârân-ı kavm-i bahâdırânlardır ammâ mezhebleri ma‘lûmum değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 254b ·
metinde göster ·
yakanda ve bir elim kemerinde olacakdır, demiş. Hikmet-i Hudâ Kürd'ün pençesi T …
{Menâkıb-ı garîbe}: Hadım Ca‘fer Ağa nakli üzre bu kâtil Kürd'ün bir oğlun Tekeli Paşa katl ederken bu kâtil Kürd feryâd edüp eydür: Ey Gâzî Paşa, menim oğlum bî-günâhdır, evlâdım katl edüp ocağım söndürme. Huzûr-ı Hak'da bir elim yakanda ve bir elim kemerinde olacakdır, demiş. Hikmet-i Hudâ Kürd'ün pençesi Tekeli Paşa kemerinde olmuş. Bu esrâra vâkıf olanlar Kürd'ün pençesin paşa ile kabre komuşlar. Karîbü'l-ahd olmağile görmüş âdemlerden istimâ‘ edüp tahrîr etdik, rahmetullahi aleyh. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 259a ·
metinde göster ·
{Menâkıb-ı garîbe}: Hadım Ca‘fer Ağa nakli üzre bu kâtil Kürd'ün bir oğlun Tekeli Paşa katl ederken bu kâtil Kürd feryâd edüp eydür: Ey Gâzî Paşa, menim oğlum bî-günâhdır, evlâdım katl edüp ocağım söndürme. Huzûr-ı Hak'da bir elim yakanda ve bir elim kemerinde olacakdır, demiş. Hikmet-i Hudâ Kürd'ün pençesi Tekeli Paşa kemerinde olmuş. Bu esrâra vâkıf olanlar Kürd'ün pençesin paşa ile kabre komuşlar. Karîbü'l-ahd olmağile görmüş âdemlerden istimâ‘ edüp tahrîr etdik, rahmetullahi aleyh. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 259a ·
metinde göster ·
… ı Bağdâd'da gâzî şahbâz u fetâ, dilâver ü server-i hünerver yiğitler vardır kim
bir eline
bir deste pembe alup bir eline şemşîrin alup bî-bâk u bî-pervâ bir iki arslana …
Ammâ şimdi diyâr-ı Bağdâd'da gâzî şahbâz u fetâ, dilâver ü server-i hünerver yiğitler vardır kim bir eline bir deste pembe alup bir eline şemşîrin alup bî-bâk u bî-pervâ bir iki arslana hamle edüp merdüm-i şîr-hor [u] şîr-keş bahâdır erler var kim her biri kırkar ve ellişer arslan katl etmişlerdir. Ve niçe yiğitler dahi kemîngâhlardan kurşum ile urup katl edüp postun beş altı guruşa fürûht ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 358a ·
metinde göster ·
… dilâver ü server-i hünerver yiğitler vardır kim bir eline bir deste pembe alup
bir eline
şemşîrin alup bî-bâk u bî-pervâ bir iki arslana hamle edüp merdüm-i şîr-hor [u] …
Ammâ şimdi diyâr-ı Bağdâd'da gâzî şahbâz u fetâ, dilâver ü server-i hünerver yiğitler vardır kim bir eline bir deste pembe alup bir eline şemşîrin alup bî-bâk u bî-pervâ bir iki arslana hamle edüp merdüm-i şîr-hor [u] şîr-keş bahâdır erler var kim her biri kırkar ve ellişer arslan katl etmişlerdir. Ve niçe yiğitler dahi kemîngâhlardan kurşum ile urup katl edüp postun beş altı guruşa fürûht ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 358a ·
metinde göster ·
hokka ve bir elinde hançer-i zü'l-fecâm ile hammâm içre Rüstemâne bir gûne kağa …
Nûruddehr eydir: "Ey hazînedâr Seyf Alî katı ahmaksın. şimdi bu ma‘cûn meblâksız nice yenir, ver şu belindeki hançerin" deyüp Seyf Alî'nin belinden hançeri {Nûruddehr} eline alup bir elinde hokka ve bir elinde hançer-i zü'l-fecâm ile hammâm içre Rüstemâne bir gûne kağan arslan gibi reftâr etdi kim benim aklım başımdan gitdi, zîrâ birkaç zamân mukaddem Haydar Kethüdâ'yı paraladıkları gün bu Nûruddehr ol mahalde dal hançer olup kaç kişiye ve Haydar Kethüdâ'ya niçe hançer-i sertîz-i zü'l-feccâmlar kadadı men bilirem. Ol günü hâtırıma getirüp hammâmda hançerle Nûruddehr'i görünce aklım gitdi. {Zîrâ cümlemiz hammâmda uryân Nûruddehr'in elinde hançer-i tîğ-i berrân} hemân,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 12b ·
metinde göster ·
… deyüp Seyf Alî'nin belinden hançeri {Nûruddehr} eline alup bir elinde hokka ve
bir elinde
hançer-i zü'l-fecâm ile hammâm içre Rüstemâne bir gûne kağan arslan gibi reftâr …
Nûruddehr eydir: "Ey hazînedâr Seyf Alî katı ahmaksın. şimdi bu ma‘cûn meblâksız nice yenir, ver şu belindeki hançerin" deyüp Seyf Alî'nin belinden hançeri {Nûruddehr} eline alup bir elinde hokka ve bir elinde hançer-i zü'l-fecâm ile hammâm içre Rüstemâne bir gûne kağan arslan gibi reftâr etdi kim benim aklım başımdan gitdi, zîrâ birkaç zamân mukaddem Haydar Kethüdâ'yı paraladıkları gün bu Nûruddehr ol mahalde dal hançer olup kaç kişiye ve Haydar Kethüdâ'ya niçe hançer-i sertîz-i zü'l-feccâmlar kadadı men bilirem. Ol günü hâtırıma getirüp hammâmda hançerle Nûruddehr'i görünce aklım gitdi. {Zîrâ cümlemiz hammâmda uryân Nûruddehr'in elinde hançer-i tîğ-i berrân} hemân,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 12b ·
metinde göster ·
… ale't-tertîb cellâd-ı felekler bu kadar binâ’illâhı dizüp, hünkâr-ı hücec gazab
bir eline
tîğın ve bir eline mezâhib-i erba‘a fetvâlarıyla sûre (---) nass-ı kâtı‘-ı burh …
Ale's-sabâh dîvân-ı pâdişâhî olup serâperde önünde kös-i hâkânîlere turralar urulup eyâlet-be-eyâlet hüccet-i şer‘iyyeler ile celâlîliği sâbit olmuş kimesneleri her vilâyetden müfettiş paşalar kayd [u] bend ile huzûr-ı pâdişâhîye gönderdiklerinde kösler önünde ba‘de'd-dîvân niçe yüz âdemleri sürü sürü getirüp ale't-tertîb cellâd-ı felekler bu kadar binâ’illâhı dizüp, hünkâr-ı hücec gazab bir eline tîğın ve bir eline mezâhib-i erba‘a fetvâlarıyla sûre (---) nass-ı kâtı‘-ı burhânîden âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 80a ·
metinde göster ·
Ale's-sabâh dîvân-ı pâdişâhî olup serâperde önünde kös-i hâkânîlere turralar urulup eyâlet-be-eyâlet hüccet-i şer‘iyyeler ile celâlîliği sâbit olmuş kimesneleri her vilâyetden müfettiş paşalar kayd [u] bend ile huzûr-ı pâdişâhîye gönderdiklerinde kösler önünde ba‘de'd-dîvân niçe yüz âdemleri sürü sürü getirüp ale't-tertîb cellâd-ı felekler bu kadar binâ’illâhı dizüp, hünkâr-ı hücec gazab bir eline tîğın ve bir eline mezâhib-i erba‘a fetvâlarıyla sûre (---) nass-ı kâtı‘-ı burhânîden âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 80a ·
metinde göster ·
… aşlarınız başları ağaçlara bir olup ol yayan âdemin elinde bir sopa deyeneği ve
bir elinde
kılıcı var ve atlının elinde bir kılıcı var, yollar üzre ağaçları kese kese gid …
"Biz bir alay yolcu kefereleriz, lütf eylen sizin ileride giden büyük atlı ve bir büyük yayan âdem yoldaşlarınız başları ağaçlara bir olup ol yayan âdemin elinde bir sopa deyeneği ve bir elinde kılıcı var ve atlının elinde bir kılıcı var, yollar üzre ağaçları kese kese giderler. Biz sizin ol yoldaşlarınızı görüp aklımız başımızdan bir kenârda kaldık. Ve ol yayan elindeki sopa ile birimizin başına nice urdu ise hurd-ı haşhaş işte leşi" deyü leşini gösterdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 345a ·
metinde göster ·
… u makâmı Hacı Ahmed Ağa eyledi sebîl / Umaram maksûdunu vere ana Hayy-ı Cemîl /
Bir elif
zamm ile Nâmî dedi anın târîhin / Çeşme-i âb-ı hayâtın kân-ı cû-yi selsebîl / S …
Bu makâmı Hacı Ahmed Ağa eyledi sebîlUmaram maksûdunu vere ana Hayy-ı CemîlBir elif zamm ile Nâmî dedi anın târîhinÇeşme-i âb-ı hayâtın kân-ı cû-yi selsebîlSene 1055
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y50a ·
metinde göster ·
… r. Ve iki yüz sene bu cezîrede sâkin olup Hazret-i Yahyâ'nın cesed-i şerîfin ve
bir elinde
kılıç ile tasvîr edüp sancak ve bayraklarında eşkâlin tahrîr edüp uğur dutunmuş …
Ba‘dehu sene (---) târîhinde Tâhir Baybars yedi yılda Akke kal‘asın feth edüp içinde olan Malta küffârı keştîlerine süvâr olup Silifke ile Tarsûs mâbeyninde Akdeniz kenârında Takyanus'un tahtı olan Kara Görgüz nâm şehirde Malta küffârı cesed-i Yahyâ ile anda iki yüz yıl sâkin olurlar. Ba‘dehu anda dahi cânib-i erba‘aların nehb [ü] gâret ederek halkı bîzâr ederler. Âhir Zülkadriyyelü ve Ramâzaniyyelü ve Karamaniyyelü bir yere gelüp bir ceng-i azîm ile Karagürgez'i feth edüp andan dahi Malta küffârı firâr edüp Rodos cezîresi bir arz-ı hâliye olduğundan ve Me’mûn Halîfe gemileri kalyonlar gemileri ile anda yetişüp iki yüz yıl sâkin olup böyle bir sedd-i Kahkahâ binâ edüp Hazret-i Y 119a Yahyâ'nın cesed-i şerîfin bu Sencovan câmi‘inin mihrâbının sağ cânibindeki hücrede pinhân ederler. Ve Hazret-i Yahyâ'nın cesed-i şerîfleri ismi ile bu kenîse'yi yapup Sencovan dediler. Ve iki yüz sene bu cezîrede sâkin olup Hazret-i Yahyâ'nın cesed-i şerîfin ve bir elinde kılıç ile tasvîr edüp sancak ve bayraklarında eşkâlin tahrîr edüp uğur dutunmuşlardır. Ve hâkikatü'l-hâl her ne cânibe teveccüh etseler mansûr olmuşlardır. Ve Akdeniz'in leb-i deryâsında ne kadar kal‘a var ise bir kaç defa her birine müstevlî olmuşlardır. Ve cemî‘i küffârın Malta'ya i‘tibârları bu vech iledir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y118b–Y119a ·
metinde göster ·
Ammâ bunlar hâlet-i vecde geldikde ba‘zısı küheylân at üzre süvâr olur gibi
bir elinde
cıda ve bir elinde kılıç çalar gibi birbirlerine hamle ederler. Ve ba‘zılar ok …
Ammâ bunlar hâlet-i vecde geldikde ba‘zısı küheylân at üzre süvâr olur gibi bir elinde cıda ve bir elinde kılıç çalar gibi birbirlerine hamle ederler. Ve ba‘zılar ok yay kullanır gibi tîr kemân atarak ol anın okundan halâs olur şeklinde ba‘zısı urulup ağzı köpürüp zîr-i zeber düşer. Ba‘zısı piyâde elinde hışt atar gibi düşmenin urup şikâr olur gibi gözleri tâs-ı pür-hûna dönüp ağzından lök deve gibi köpükler saçarak na‘ra haykırarak birbirlerine hamle ederler. Ba‘zı zamân olur kim ikisin birbirinden şeyhleri gücile halâs eder. Ba‘zısı birbirlerine kağan arslan gibi gürleyüp hamle edüp biri havf edüp yan verir. Ba‘zısı gürleyüp na‘ralar ururken kedi gibi ve köpek gibi temelluk edüp yere yuvalanmağa başlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y114b ·
metinde göster ·
… et-i vecde geldikde ba‘zısı küheylân at üzre süvâr olur gibi bir elinde cıda ve
bir elinde
kılıç çalar gibi birbirlerine hamle ederler. Ve ba‘zılar ok yay kullanır gibi t …
Ammâ bunlar hâlet-i vecde geldikde ba‘zısı küheylân at üzre süvâr olur gibi bir elinde cıda ve bir elinde kılıç çalar gibi birbirlerine hamle ederler. Ve ba‘zılar ok yay kullanır gibi tîr kemân atarak ol anın okundan halâs olur şeklinde ba‘zısı urulup ağzı köpürüp zîr-i zeber düşer. Ba‘zısı piyâde elinde hışt atar gibi düşmenin urup şikâr olur gibi gözleri tâs-ı pür-hûna dönüp ağzından lök deve gibi köpükler saçarak na‘ra haykırarak birbirlerine hamle ederler. Ba‘zı zamân olur kim ikisin birbirinden şeyhleri gücile halâs eder. Ba‘zısı birbirlerine kağan arslan gibi gürleyüp hamle edüp biri havf edüp yan verir. Ba‘zısı gürleyüp na‘ralar ururken kedi gibi ve köpek gibi temelluk edüp yere yuvalanmağa başlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y114b ·
metinde göster ·
… tbah ocakları üzre koyup altına santa ağacı âteşi germâ-germ verüp hekîmbaşının
bir elinde
asâsı ve bir elinde sâ‘ati. Aşçılar yine kendü halîfeleridir kim her biri tekmî …
Ba‘dehu cümle tathîr olmuş tuzlanan yılanları on iki kıt‘a kıt‘a sırçalı küplere koyup haremin bir köşesinde matbah ocakları üzre koyup altına santa ağacı âteşi germâ-germ verüp hekîmbaşının bir elinde asâsı ve bir elinde sâ‘ati. Aşçılar yine kendü halîfeleridir kim her biri tekmîl-i fünûn etmiş üstâd-ı kâmil telâmizlerdir, ancak hekîmbaşı hâzır olup evkât gözedir, üç sâ‘at yılanlar küpler içre kaynayup küpler üzre kehrübâr-misâl sarı sarı yağlar zâhir olup hekîmbaşı kendi eline kepçe alup ol sarı yılan yağların kepçe ile alup iri katremîz sırça şîşeler vardır, anlara doldurdu. Cümle küplerden böyle yağları cem‘ edüp katremîz şîşelerine doldurup yine yılanların küpleri altına germâ-germ âteş urdular. Ma‘lûm-ı sa‘âdet ola kim yılanlar tabh olduğu bakır âleti tancere ve kazgan değildir, zikr olunduğu üzre içi ve tışı sırçalı toprak küplerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y123a ·
metinde göster ·
… oyup altına santa ağacı âteşi germâ-germ verüp hekîmbaşının bir elinde asâsı ve
bir elinde
sâ‘ati. Aşçılar yine kendü halîfeleridir kim her biri tekmîl-i fünûn etmiş üstâ …
Ba‘dehu cümle tathîr olmuş tuzlanan yılanları on iki kıt‘a kıt‘a sırçalı küplere koyup haremin bir köşesinde matbah ocakları üzre koyup altına santa ağacı âteşi germâ-germ verüp hekîmbaşının bir elinde asâsı ve bir elinde sâ‘ati. Aşçılar yine kendü halîfeleridir kim her biri tekmîl-i fünûn etmiş üstâd-ı kâmil telâmizlerdir, ancak hekîmbaşı hâzır olup evkât gözedir, üç sâ‘at yılanlar küpler içre kaynayup küpler üzre kehrübâr-misâl sarı sarı yağlar zâhir olup hekîmbaşı kendi eline kepçe alup ol sarı yılan yağların kepçe ile alup iri katremîz sırça şîşeler vardır, anlara doldurdu. Cümle küplerden böyle yağları cem‘ edüp katremîz şîşelerine doldurup yine yılanların küpleri altına germâ-germ âteş urdular. Ma‘lûm-ı sa‘âdet ola kim yılanlar tabh olduğu bakır âleti tancere ve kazgan değildir, zikr olunduğu üzre içi ve tışı sırçalı toprak küplerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y123a ·
metinde göster ·
… cümle ulemâ gürûh gürûh, kimi atda eğri oturur, kimi eğer kaşına yapışmış, kimi
bir eliyle
örf-i izâfetin dutar, kimi dizgini eğer hânesine bırakmış, kimi cimroz gözleri …
Paşa kethudâsı mollâ hazretlerine ziyâfeti yedirüp cümle atlara süvâr olup ibtidâ paşalı alay-ı umûm üzre mevc mevc ve fevc fevc ve esnâf esnâf ubûr ederler. Andan paşa kethudâsıyla çavuşlar kethudâsı andan cümle ulemâ gürûh gürûh, kimi atda eğri oturur, kimi eğer kaşına yapışmış, kimi bir eliyle örf-i izâfetin dutar, kimi dizgini eğer hânesine bırakmış, kimi cimroz gözleri görmez atların licâmın huddâmları keşân-ber-keşân çeker, kimi "Yâ hussân yemînek yesârek" deyü ubûr ederler, bir seyr-i azîmdir. Ekseri donsuzdurlar, ammâ başlarında pamuklu örf-i izâfet mukarrerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y211b ·
metinde göster ·
… eri başında şâl u serbendi ile ve belinde muhattem kuşak, elinde gümüşlü bıçak,
bir elinde
nacak, mest [ü] evgâr haykırarak halkı urarak bu kadar âdemleri yararak kimin k …
Âbâ ve ecdâdlarından Hazarî fellâhlarının kâ‘ideleridir kim zikr olunur. Kaçan kim bir Arab kızını bir müselmâna vermek murâd edinse kâ‘ide üzre nikâh olunup zifâf sûr gecesi bir vâsi‘ yere bin iki bin akrabâ ve ta‘allukât ve gayrı müte‘allıkât-ı haşerât ol vâdiye cem‘ olup mülûhiyye ve bamya ve kurkâs ve cübn-i hâlûmlar tenâvül olunup bu ziyâfet-i azîmden sonra ba‘de'l-ışâ bu fezânın bir cânibinden bir tâze cüvân yeniçeri başında şâl u serbendi ile ve belinde muhattem kuşak, elinde gümüşlü bıçak, bir elinde nacak, mest [ü] evgâr haykırarak halkı urarak bu kadar âdemleri yararak kimin kovarak ba‘zı eşyâları kırarak meydân-ı mahabbetde dal bıçak mestâne-vâr reftâr u güftâr ederek gelirken ba‘zı âdemler kalkup o dilberin önün alup yüzün bûs edüp bir köşede oturddılar. Meğer bu eşkâlde olan dilber aşkıyâ oğlan gelin imiş. Yine yerinden kalkup "feyn seyyidnâ" deyü feryâd eder. Meğer kocasın arar bulup katl etse gerek. Niçe âdemler ricâ edüp "Mâ fî bâlî yâ aynî" deyüp huzzâr-ı meclisler ile öpüşüp görüşüp çuka dolamasının eteklerin der-miyân edüp çifte bıçakları yerine koyup gider. Meğer bu nâzenîn arûs-ı dünyâ imiş. Ol gidince derhâl dâmâdı bulup getürüp bir köşede esbâb-ı ihtişâmıyle meks eder. Ba‘zı yârânları varup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y243b ·
metinde göster ·
… . Bir gözü yok. Cümle vücûdu beyâz mermerden ve başında destârı sarı taşdandır.
Bir elinde
zekeri, bir eli uyluğu üzre hımâra süvâr durur. Ve cânib-i erba‘asında avret ve …
Çârpâ bir hımâr-ı azîmdir kim kaddi beş cıda kadar vardır. Siyâh taşdan bir kara hımârdır, aslâ gayrı gûne değildir. Ammâ üstünde dağ-pâre bir cesîm ü semîn âdem oturmuş. Bir gözü yok. Cümle vücûdu beyâz mermerden ve başında destârı sarı taşdandır. Bir elinde zekeri, bir eli uyluğu üzre hımâra süvâr durur. Ve cânib-i erba‘asında avret ve oğlan ve dahi şapka takyeli Yahûdîler ve gûnâ-gûn kavmlerin herbirinin ellerinde deff ü nakâre ve dübelek ve çeng ü rebâb ve ıklığ ve barbût ve'l-hâsıl bu rûy-i arzda ne kadar sâz makûlesi mezâmirâtlar var ise her ecnâsın ellerinde birer âletleri ile çalar şeklinde taşdan binâ olunup Deccâl-i la‘înin başına üşmüşler. Bu dahi ve mine'l-acâyibâtdandır. Bunu dahi seyr [ü] temâşâ edüp yine melik ile bu sahrânın cenûbî tarafına bir sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y428a ·
metinde göster ·
… le vücûdu beyâz mermerden ve başında destârı sarı taşdandır. Bir elinde zekeri,
bir eli
uyluğu üzre hımâra süvâr durur. Ve cânib-i erba‘asında avret ve oğlan ve dahi ş …
Çârpâ bir hımâr-ı azîmdir kim kaddi beş cıda kadar vardır. Siyâh taşdan bir kara hımârdır, aslâ gayrı gûne değildir. Ammâ üstünde dağ-pâre bir cesîm ü semîn âdem oturmuş. Bir gözü yok. Cümle vücûdu beyâz mermerden ve başında destârı sarı taşdandır. Bir elinde zekeri, bir eli uyluğu üzre hımâra süvâr durur. Ve cânib-i erba‘asında avret ve oğlan ve dahi şapka takyeli Yahûdîler ve gûnâ-gûn kavmlerin herbirinin ellerinde deff ü nakâre ve dübelek ve çeng ü rebâb ve ıklığ ve barbût ve'l-hâsıl bu rûy-i arzda ne kadar sâz makûlesi mezâmirâtlar var ise her ecnâsın ellerinde birer âletleri ile çalar şeklinde taşdan binâ olunup Deccâl-i la‘înin başına üşmüşler. Bu dahi ve mine'l-acâyibâtdandır. Bunu dahi seyr [ü] temâşâ edüp yine melik ile bu sahrânın cenûbî tarafına bir sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y428a ·
metinde göster ·
… ye câmi‘i kubbesi kadar vardır. Ve bâzûları hem-çünân sütûnlar kadar vardır. Ve
bir eli
zekerinde ve bir elinde bir neheng balık omzuna almış durur bir eşkâl-i acîbedi …
Evc-i âsumâna ser çekmiş bir beyâz mermer kayayı üstâd kat‘ ede ede yine arkası ve omuzları kayaya muttasıl bir Ûc tasvîri edüp iki ayak üzre durur. Yine âdem sıfatında, ammâ seher vaktinde başı bulutlar içindedir. Geysûların târmâr kılmış bir kadd-i bâlâ âdemdir. Ve ayakları mermer amûdlara benzer. Boynunu elli âdem kucaklayamaz. Başı Süleymâniyye câmi‘i kubbesi kadar vardır. Ve bâzûları hem-çünân sütûnlar kadar vardır. Ve bir eli zekerinde ve bir elinde bir neheng balık omzuna almış durur bir eşkâl-i acîbedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y428a ·
metinde göster ·
… ar vardır. Ve bâzûları hem-çünân sütûnlar kadar vardır. Ve bir eli zekerinde ve
bir elinde
bir neheng balık omzuna almış durur bir eşkâl-i acîbedir.
Evc-i âsumâna ser çekmiş bir beyâz mermer kayayı üstâd kat‘ ede ede yine arkası ve omuzları kayaya muttasıl bir Ûc tasvîri edüp iki ayak üzre durur. Yine âdem sıfatında, ammâ seher vaktinde başı bulutlar içindedir. Geysûların târmâr kılmış bir kadd-i bâlâ âdemdir. Ve ayakları mermer amûdlara benzer. Boynunu elli âdem kucaklayamaz. Başı Süleymâniyye câmi‘i kubbesi kadar vardır. Ve bâzûları hem-çünân sütûnlar kadar vardır. Ve bir eli zekerinde ve bir elinde bir neheng balık omzuna almış durur bir eşkâl-i acîbedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y428a ·
metinde göster ·