… rre tasvîri tahrîr etmiş kim gûyâ sâhil-i Şattu'l-Arab'da sayd [u] şikâra gezer
bir eseddir
. Her gelen şu‘arâ esede münâsib ebyâtlar yazmışlardır. Diller ile tavsîf olunma …
Yenikapu'nun hârici garbîde bir kasaba-i İremdir. Beş yüz mikdârı bâğ u bâğçeli gül-gülistânlı sarâyları ve hâneleri vardır ve Câmi‘-i Merkez Efendi ve yedi zâviye ve bir hammâm. (---) mevlevîhânesi âsitâne-i azîmdir. Yetmiş aded fukarâ-yı Mevlevî hücreleri ve semâ‘hânesi ve imâreti ve etrâfında çemen-zâr kurâları ve dıraht-ı azîmler ile ârâste ve pîrâste olmuş bir âsitâne. Ve Âsârî nâm bir ressâm-ı mânend-i Bihzâd gelüp bu âsitânenin rû-yı dîvârına kalın hat ile Arapça âyetini yazmışdır kim gûyâ mu‘cizedir. Ve yine vech-i dîvâra bir şîr-i gurre tasvîri tahrîr etmiş kim gûyâ sâhil-i Şattu'l-Arab'da sayd [u] şikâra gezer bir eseddir. Her gelen şu‘arâ esede münâsib ebyâtlar yazmışlardır. Diller ile tavsîf olunmaz. Ve dahi niçe bin kıt‘a ebyât [u] eş‘âr tahrîr olunmuş bir âsitâne-i Mevlevî'dir. Arapça
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 117a ·
metinde göster ·
… slûbât-ı ibret-nümûnlar ile müzeyyen bir bâb-ı âlîdir. Ve kapunun bir cânibinde
bir esed
, bir âhûyu şikâr etmiş ve bir tarafında zencîr ile makyûd bir esed tasvîri var …
Bu dahi Ebü'l-feth ve Bâyezîd ve Süleymân Hân binâsıdır. Dökmeciyân âsitânesine yan yana muttasıl leb-i deryâya karîb kal‘a-misâl bir âsitânedir. Bir kapusu leb-i deryâda kıbleye nâzır, bir kapusu şimâle nâzırdır, ammâ deryâya nâzır kapusu gûnâ-gûn maslûbât-ı ibret-nümûnlar ile müzeyyen bir bâb-ı âlîdir. Ve kapunun bir cânibinde bir esed, bir âhûyu şikâr etmiş ve bir tarafında zencîr ile makyûd bir esed tasvîri var kim ibret-nümâdır. Ba‘zı ressâmlar temâşâ edüp Şâhkulu resmidir der.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 131b ·
metinde göster ·
… ir cânibinde bir esed, bir âhûyu şikâr etmiş ve bir tarafında zencîr ile makyûd
bir esed
tasvîri var kim ibret-nümâdır. Ba‘zı ressâmlar temâşâ edüp Şâhkulu resmidir der …
Bu dahi Ebü'l-feth ve Bâyezîd ve Süleymân Hân binâsıdır. Dökmeciyân âsitânesine yan yana muttasıl leb-i deryâya karîb kal‘a-misâl bir âsitânedir. Bir kapusu leb-i deryâda kıbleye nâzır, bir kapusu şimâle nâzırdır, ammâ deryâya nâzır kapusu gûnâ-gûn maslûbât-ı ibret-nümûnlar ile müzeyyen bir bâb-ı âlîdir. Ve kapunun bir cânibinde bir esed, bir âhûyu şikâr etmiş ve bir tarafında zencîr ile makyûd bir esed tasvîri var kim ibret-nümâdır. Ba‘zı ressâmlar temâşâ edüp Şâhkulu resmidir der.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 131b ·
metinde göster ·
… i birer karış burma burma sakmış bir mehîb ve acebe- 343b likâ, garîbü'ş-şekl
bir esed-i
dağîdir. Arslan çölde halk olunmuşdur. Bu dağda hâsıl olmağıla bu gûne halk olu …
{Der-vasf-ı Esed-i Kûhî} şehre nâzır kapusunun iç yüzünde kapu üzre bir taht-ı revân-ı vâsi‘ ile bir arslan derisin pembe ile doldurup gözlerine iri turunç komuşlar ve ağzın ejder-i heft-ser gibi açup dili yerine bir kırmızı keçe pâresi komuşlar. İri dişleri var, her biri hançer-i Türkmândan ve sinân-ı Urbân'dan nişân verir. Burnundan kuyruğunun nihâyetine varınca kırk beş karış bir mefret subû‘ esed-i dağî, bir mehîb arslan-ı âsî imiş. Yedi sene bu dağlarda yaban koyunu ve keçisi ve sığını tenâvül ide ide pîl-i Mahmûdî-misâl olup dağlarda hayvânâtların ırkın kesüp dağlardan kurâ ve kasabâtlara nüzûl edüp at ve katır ve deve ve hımâr ve benî Âdem sayd [u] şikâr etmeğe başlayup âhir-i kâr kolu kuvvetli cânın birisi çatal kurguşum ile şikâr yerken urup kellesi hûrd olup ale'l-fevr mürd, ölüdür, postun yüzüp Tapan Ahmed Ağa'ya getirüp ol dahi ibret-i âlem içün bu taht-ı revân üzre koyup bezzâzistânının kapusunun iç yüzünde asmışdır. Ammâ Hudâ âlimdir, anı gören zî-rûh zann eder. Dörd ayakları sütûna benzer. Pençeleri arvana deve tabanına benzer. Kellesi husrevânî küp'e mânend bir gazanfer-i nerrende, lâkin Bağdâd ve Hille ve Cevâzir ve Kurna arslanları gibi mahbûb değildir. Yine asfaru'l-levndir amma Engürü keçisi gibi yünleri birer karış burma burma sakmış bir mehîb ve acebe- 343b likâ, garîbü'ş-şekl bir esed-i dağîdir. Arslan çölde halk olunmuşdur. Bu dağda hâsıl olmağıla bu gûne halk olunmuşdur. Hiç ol kıyâfetde arslan görülmemişdir. Ammâ hakîkatü'l-hâl bu Karahisâr dağları Rûm, Arab ve Acem'de meşhûr sarp dağlar ve beller ve sengistân ve çengelistân ormanlar olmağıla kaplanı ve vaşakı ve yaban gûsfendi ve sığını ve zerdeva ve sansarı ve sırtlan kurdu ve andık kurdu ve kara kurdu ve tilki ve çakalı gâyet çokdur. Dağlarına oduncular gitmeğe âcizlerdir. Tâ bu mertebe hayvânât-ı gûnâ-gûn ile memlû azîm kûh-ı bülendlerdir. Bir kerre "Karadeniz'den Kazaklar çıkup bu dağları ubûr edüp niçe kurâ ve kasabâtları nehb u gâret etmeğe dağlara çıkup cümlesini dağlarda kaplanlar ve kurdlar ve ayılar ve sâ’ir yırtıcı hayvânlar yırtup helâk edüp şikâr almak sadedinde iken kendüleri yırtıcı hayvânlara şikâr olup cân kurtarmadılar. Ol zamandan berü Kazak-ı Ak'dan şehrimiz emn [ü] emândır", deyü nakl etdiler. Zîrâ Karadeniz sâhilinde (---) şehri bu Karahisâr-ı Şarkî'ye (---) merhale yer karîbdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 343a–343b ·
metinde göster ·
El-hâsıl ulu sultândır kim ziyâretgâh-ı hâss u âmmdır. Ve her bâr merkad-i pâk-i pür-envârında Hasanî ve Hüseynî arslanlar gelüp ziyâret etdiklerin niçe bin âdemler görmüşlerdir. Hattâ "Bir esed dâ’imâ merkad-i şerîfin türbedâr ile bekler" dediler, ammâ niçe kerre varup ziyâret etdim, ammâ görmedim, ammâ bu türbe etrâfında olan arslanlar bir ferd-i âferîde merd ü zene zarar etmeyüp türbeye benî âdem varsa arslanlar çöle giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 1b ·
metinde göster ·
… irazı cümleden intihâb edüp terâzûnun bir keffine bir dâne kiraz ve bir keffine
bir esedî
koyup berâber geldi kim bir esedî sekiz dirhemden ağır gelir. Andan ma‘lûm ola …
Ve memdûhât-ı meyvelerinden eyle ter ve lezîz ve âbdâr ve hoş-güvâr kirazı olur kim Rûm ve Arab u Acem'de nazîri yokdur. Hattâ Melek Ahmed Paşa efendimize bir sepet kiraz getirdiler. Her biri Anadolu'da terzi iğnesi peydâ olan Mudurnu şehri cevizi kadar {kirazı} vardır. Cümlemiz bu kiraz-ı âbdârlara ta‘accüb edüp birkaç dâne kirazı cümleden intihâb edüp terâzûnun bir keffine bir dâne kiraz ve bir keffine bir esedî koyup berâber geldi kim bir esedî sekiz dirhemden ağır gelir. Andan ma‘lûm ola kim Banyaluka kirazı ne kadar iri ve sakîl olur, ammâ lezzetde hoşhor ve âbdâr-ı terdir ve hâzımü'l-ifrâtdır ve ayvası ve hayevânî elması dahi memdûhdur. Ve kapuska ta‘bîr etdikleri lahanası kazan kadar kelle olup cemî‘i yaprakları güllâç varakı gibi terdir. Hattâ Boşnak kavmi bu lahana içün, "Âh dinum ve îmânum kapuska" deyü şehîd olunca lahana yerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 153b ·
metinde göster ·
… nun bir keffine bir dâne kiraz ve bir keffine bir esedî koyup berâber geldi kim
bir esedî
sekiz dirhemden ağır gelir. Andan ma‘lûm ola kim Banyaluka kirazı ne kadar iri …
Ve memdûhât-ı meyvelerinden eyle ter ve lezîz ve âbdâr ve hoş-güvâr kirazı olur kim Rûm ve Arab u Acem'de nazîri yokdur. Hattâ Melek Ahmed Paşa efendimize bir sepet kiraz getirdiler. Her biri Anadolu'da terzi iğnesi peydâ olan Mudurnu şehri cevizi kadar {kirazı} vardır. Cümlemiz bu kiraz-ı âbdârlara ta‘accüb edüp birkaç dâne kirazı cümleden intihâb edüp terâzûnun bir keffine bir dâne kiraz ve bir keffine bir esedî koyup berâber geldi kim bir esedî sekiz dirhemden ağır gelir. Andan ma‘lûm ola kim Banyaluka kirazı ne kadar iri ve sakîl olur, ammâ lezzetde hoşhor ve âbdâr-ı terdir ve hâzımü'l-ifrâtdır ve ayvası ve hayevânî elması dahi memdûhdur. Ve kapuska ta‘bîr etdikleri lahanası kazan kadar kelle olup cemî‘i yaprakları güllâç varakı gibi terdir. Hattâ Boşnak kavmi bu lahana içün, "Âh dinum ve îmânum kapuska" deyü şehîd olunca lahana yerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 153b ·
metinde göster ·
… sı kemeri üstünde iki aded arslan-ı gırrende tasvîri var kim üstâd-ı mermer-bür
bir esed
timsâli eylemiş kim bi'l-mehâbe görenler ol sebû‘ları zî-rûh zann eder. Tâ bu m …
Ve bu Tophâne meydânından iç kal‘a handakı üzre taş köprü ile iç kal‘a kapusu iki kat metîn ü müstahkem demir kapulardır kim taşra kapunun atebe-i ulyâsı kemeri üstünde iki aded arslan-ı gırrende tasvîri var kim üstâd-ı mermer-bür bir esed timsâli eylemiş kim bi'l-mehâbe görenler ol sebû‘ları zî-rûh zann eder. Tâ bu mertebe musanna‘ gazanferlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 81b ·
metinde göster ·
… söylemesin rümûzun edüp demir dilli esed tasvîri etmişler. Ve bu Egre kal‘asın
bir esede
teşbîh edüp içinde olan âdemlere arslanı pek zabt edin işâreti ola, demişler.
Ve bu kapunun üst eşiği üzre beyâz mermerden bir arslan sûreti tasvîr olunmuşdur kim bu arslanın demirden bir dili var, üstâd-ı mermer-bür bu arslana eyle bir tîşe urup gören ol esedi zî-rûh zann eder. Ammâ hukemâ-yı selef arslanı cemî‘i hayvânâtların pâdişâhlarıdır demişler ve benî âdemi de arslan gönüllüdür demişler. Ve bu arslana demir dil etdiklerinin aslı benî âdem demir dilli olup dilini zabt edüp diline her gelen hezeyân sözleri söylemesin rümûzun edüp demir dilli esed tasvîri etmişler. Ve bu Egre kal‘asın bir esede teşbîh edüp içinde olan âdemlere arslanı pek zabt edin işâreti ola, demişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 37a ·
metinde göster ·
… iyârında Banyaluka şehr[i] kirazından âbdâr ve lezûz(?) âbdârdır kim iki kirazı
bir esedî
guruş ile denk-â-denk gelmişdir. Ve ne kadar bir âdem kirazın tenâvül etse aslâ …
Memdûhât-ı müsmirâtından: Evvelâ beyâz kirazı ol kadar âbdâr ve hoşhordur kim Bosna diyârında Banyaluka şehr[i] kirazından âbdâr ve lezûz(?) âbdârdır kim iki kirazı bir esedî guruş ile denk-â-denk gelmişdir. Ve ne kadar bir âdem kirazın tenâvül etse aslâ ve kat‘â vücûda sıklet vermez. Gâyet serî‘u'l-hazm bir gûne âbdâr beyâz ve hâs gülnarı, ya‘nî kirazı olur.Ve ayvası da memdûhdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 136a ·
metinde göster ·
… ammâ ayvası ve emrûdu ve la‘l-gûn vişnesi rub‘-ı meskûnda yokdur. Üçü ve dördü
bir esedî
guruş ile denkâ-denk gelüp gâyet hoş-hor vişnesi olur.
Der-güzîde-i sun‘-ı Hudâ-yı müsmirât: Bâğ-ı iremlerinde her gûne meyve-i âbdârları memdûhdur, ammâ ayvası ve emrûdu ve la‘l-gûn vişnesi rub‘-ı meskûnda yokdur. Üçü ve dördü bir esedî guruş ile denkâ-denk gelüp gâyet hoş-hor vişnesi olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 382b ·
metinde göster ·