var idi. Kaçan kim yılda bir kerre zemherîr geceleri olup İslâmbol'un cemî‘i sâ …
İkinci mutalsam: Kadırga Limanı'nda bakırdan bir gemi var idi. Kaçan kim yılda bir kerre zemherîr geceleri olup İslâmbol'un cemî‘i sâhire avretleri ol bakır gemi ile sabâha dek rû-yı deryâda şinâverlik edüp Akdeniz'i hıfz [u] hırâset ederlerdi. Hattâ Ebü'l-feth fethinde mezkûr bakır gemi ganîmet olundu derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 18a ·
metinde göster ·
… kıyılarında feth etmişdir kim devlet-i Âl-i Osmân'da görülmek değil belki eyle
bir gemi
binâ olunmamışdır. İçinde değirmeni ve hammâmı ve kıçında bâğçesi var idi}.
Andan {Kapudan Halîl Paşa: (---) el-asl idi. Akdeniz'de Kara Cehennem nâm bir kâfir gemisine râst gelüp üç gün cengden sonra Kalavra kıyılarında feth etmişdir kim devlet-i Âl-i Osmân'da görülmek değil belki eyle bir gemi binâ olunmamışdır. İçinde değirmeni ve hammâmı ve kıçında bâğçesi var idi}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 73a ·
metinde göster ·
… ân eden bahre Şeytân akındısı derler, gâyet şiddet üzre akar tarfetü'l-ayn içre
bir gemi
Kandîlli bâğçe burnuna sürer. Bu akındı kenârında olan yalılar da Dizdâr yalısı …
Ve bu şehrin önünden cereyân eden bahre Şeytân akındısı derler, gâyet şiddet üzre akar tarfetü'l-ayn içre bir gemi Kandîlli bâğçe burnuna sürer. Bu akındı kenârında olan yalılar da Dizdâr yalısı ve Hacı Îsâ yalısı ve Kara Hasan yalısı ve Narkçı Hasan Efendi yalısı ve Koska furunlu Mehemmed Ağa yalısı ve (---) Efendi yalısı ve Topkapulu Mahmûd Ağa yalısı ve
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 137a ·
metinde göster ·
inşâ edüp direğine "Yâ Hafîz" ve küreklerine "Yâ Serî‘ü'z-zafer" ve anbârına "Y …
Pîrleri Hazret-i Nûh'dur kim emr-i Hak ile Tûfân'dan halâs içün ibtidâ rû-yı arzda Hazret-i Nûh Cibrîl-i Emîn ta‘lîmiyle kaz göğsü kemiğine göre bir gemi inşâ edüp direğine "Yâ Hafîz" ve küreklerine "Yâ Serî‘ü'z-zafer" ve anbârına "Yâ Vâsi‘" ve başa "Yâ Kavî" ve tahtalarına "Yâ Metîn" ve kıçına "Yâ Dâ’im" ve dümenine "Yâ Muksıtü'l-müstakîm" yazdı ve gemi içine girenlere,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 162b ·
metinde göster ·
… tîğ-ı Dahhâk'dan nişân verir tîğ-ı gam gam şekilli miczem bıçakları var, kaçan
bir gemi
batsa ol geminin iplerin ve demirleri ve palamarların kesmeğe ol bıçakları taşı …
Ve ba‘zılarının ellerinde iki tarafı tîğ-ı Dahhâk'dan nişân verir tîğ-ı gam gam şekilli miczem bıçakları var, kaçan bir gemi batsa ol geminin iplerin ve demirleri ve palamarların kesmeğe ol bıçakları taşırlar ve ba‘zı zamân ka‘r-ı deryâda balığa ve nehenge râst gelüp ol bıçağ ile cidâl edüp ihtimâldir halâs ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 163b ·
metinde göster ·
Karitya oldur kim bir gemi sereni yalı hânesinden taşra uzayup ucunda çâr-kûşe sırıklarda ağlar gerilüp deryâdan bu fünûn ile balık sayd ederler, hayli ma‘rifetdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 174b ·
metinde göster ·
… al‘aya hadîd zencîr çeküp nehr-i Furât ile bu kal‘alardan aşağı şehr-i Basra'ya
bir gemi
ve bir kelek ubûr idemezmiş. Hâlâ bu cezîre-i Kurna Mansûresi dahi hâk-i pâk il …
Evsâf-ı cezîre-i Mansûriye-i cezîre: Bu dahi Mansûr-ı Devânıkî binâsıdır kim iki Mansûre kal‘ası bir boğazda birbirine mukâbeleten binâ olunmuş kal‘alardır kim zamân-ı kadîmde nehr-i Furât üzre bu kal‘adan kal‘aya hadîd zencîr çeküp nehr-i Furât ile bu kal‘alardan aşağı şehr-i Basra'ya bir gemi ve bir kelek ubûr idemezmiş. Hâlâ bu cezîre-i Kurna Mansûresi dahi hâk-i pâk ile mebnî şekl-i murabba‘ bir kal‘a-i kavîdir. Dizdârı ve neferâtları ve müstevfâ cebehânesi ve hâkimi ve Kurna nâ’ibi ve bender emîni vardır. Andan câmi‘ ve hânı var ammâ hammâmı yokdur. Lâkin kifâyet mikdârı dekâkînleri vardır. Bu kal‘a-i cezîre-i Mansûresinde gemiden çıkılmayup nehr-i Furât ile cereyân edüp güzer itse kal‘a-i Kurna'ya varmadan kal‘a-i Basra'ya üç günde eğer berren ve eğer bahren varılır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 358b ·
metinde göster ·
… --) cereyân eder iki kal‘adır. Bu nehir üzre zamân-ı kadîmde âhen silsile çeküp
bir gemi
geçmek mümkin değil imiş. Hâlâ zencîr çekilen mahaller râygândır. Bu kal‘anın d …
Evsâf-ı kal‘a-i Fethiyye-i Kebîr: Bu dahi sene (---) târîhinde el-Melikü'l-Mansûr (---)(---)(---) binâsıdır. Nehr-i (---) sâhilinde çim ve top binâ bir kal‘a-i ra‘nâ. Bu iki kal‘a-i Fethiyyeler birbirine mukâbil binâ olunup mâbeyne-hümâdan tur‘a-i (---)(---) cereyân eder iki kal‘adır. Bu nehir üzre zamân-ı kadîmde âhen silsile çeküp bir gemi geçmek mümkin değil imiş. Hâlâ zencîr çekilen mahaller râygândır. Bu kal‘anın dahi dizdârı ve neferâtları ve müstevfâ cebehânesi ve şâhî topları ve hâkimi ve nâ’ibi vardır. Ve cümle müfîd ü muhtasar bin aded beytü'l-hazenleri vardır. Ve câmi‘i ve birkaç dükkânları var ammâ hammâmı ve hânları ve medrese vü gayrı imâretleri yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 359a ·
metinde göster ·
… mdülillâh sıhhatdeyiz" deyü ancak yazabilmiş ve yine cerrâh ve hekîm istemiş ve
bir gemi
zahîre ve sâ’ir metâ‘-ı gûnâ-gûnlar göndermiş. Bu kerre sultân hakîre i‘timâd e …
"Elhamdülillâh sıhhatde imiş. Hay gidi avratlar, hemân Kaya'yı bir kocaya dahi vermek içün fakîr Melek'i öldü deyü niçe gûne güft [ü] gûlar etdiler" deyü mektûbları Telhîsî Ramazân Ağa ile sa‘âdetlü pâdişâha hakîri bile gönderüp Yalı Köşkü'nde hakîr huzûr-ı pâdişâha varup yer öpdükde paşanın sıhhat haberin bildirüp pâdişâh-ı hakîm paşanın hayâtda olduğın hazz edüp hakîre yüz on altun ihsân edüp taşra çıkdıkda kızlar ağasının mektûbların dahi verüp taşra çıkup yine Topçular Sarâyı'nda Kaya Sultân'a gelüp yine perde-i zenbûrî ardında hakîr ile sa‘âdetlü pâdişâhın niçe gûne kelimât etdiklerin su’âl buyurup Paşa'nın za‘af-ı hâlin ve ahvâl-i pür-melâlin su’âl ederken hikmet-i Hudâ Karadeniz'den muvâfık eyyâm ile üç günde Uzun Ömer Re’îs gemisi gelüp mektûblar içinde paşa kendi hattıyla "Elhamdülillâh sıhhatdeyiz" deyü ancak yazabilmiş ve yine cerrâh ve hekîm istemiş ve bir gemi zahîre ve sâ’ir metâ‘-ı gûnâ-gûnlar göndermiş. Bu kerre sultân hakîre i‘timâd edüp iki yüz sikke-i hasene şerîfî altun ve bir semmûr kafâsı kürk ve hânemize muttasıl bir hâneyi seksen yedi bin akçeye olup hüccet [ü] temessükâtların hakîre ihsân edüp ol gün cerrâh Çipilyanoğlu kefereye bir kîse guruş harc-ı râh ile sâ’ir ma‘ûnâtların verüp hakîr yine Köprülü'ye varup ve her a‘yân-ı kibârdan mektûblar alup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 33b ·
metinde göster ·
… Sanmarko bayraklarıyla zeyn etdi ve bu kastelin tâ ortasında eflâke ser çekmiş
bir gemi
direği üzre makara ile bir çatal filandıra bayrak kaldırdı kim zerdûz mutallâsı …
Menzil-i Karavulhâne: Sene (---) târîhinde Tekelü Mustafâ Paşa bu şibenik kal‘asın kırk gün kırk gece döğdükde paşa-yı müşârün-ileyhin sû-i tedbîriyle zîr-i kal‘adan bî-feth hâ’ib [u] hâsir avdet edince asâkir-i İslâm'ın meteris yerlerine havâle bu karavulhâneyi binâ edüp gûyâ bir sedd-i İskender etmiş. Yetmiş seksen pâre balyemez ve yigirmişer vukıyye gülle atar kolumburuna topların güllelerin bizim üz[er]imize bârân-ı la‘net gibi yağdırdı ve cümle küffârları tabya dîvârları üzre râyegân olup der-ân cümle der [ü] dîvârların haçlı Sanmarko bayraklarıyla zeyn etdi ve bu kastelin tâ ortasında eflâke ser çekmiş bir gemi direği üzre makara ile bir çatal filandıra bayrak kaldırdı kim zerdûz mutallâsının şa‘şa‘asından çeşm-i benî Âdem hîrelenir. Hamd-i Hudâ anı gördük.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 144b ·
metinde göster ·
… z tüfengli gönderüp varan firkatelere kurşumu bârân-ı la‘net gibi yağdırup aslâ
bir gemi
taşra çıkamayup yine liman ortasındaki kal‘alı adacığa geldiler. Birkaçı kal‘an …
Bu kulle etrâfında sağîr ü kebîr otuz aded kayıklar ve firkate ve ıskanpaviyeler var idi kim sâhibleri cümle kal‘a etrâfında olan bâğlarda ayş [u] işretlerde iken kal‘a muhâsara olunca kayık sâhibleri cümle bâğlarda kalup pinhân oldular, ammâ kayıklarda olan kâfirler bu kal‘a muhâsarasın görüp hemân "Avanta" deyüp liman boğazından taşra çıkmağa cân atarken hemân serdârımız Yûsuf Kethüdâ liman ağzının yemîn ve yesârına beşer yüz tüfengli gönderüp varan firkatelere kurşumu bârân-ı la‘net gibi yağdırup aslâ bir gemi taşra çıkamayup yine liman ortasındaki kal‘alı adacığa geldiler. Birkaçı kal‘anın deryâ tarafında kapusuna yanaşdılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 145a ·
metinde göster ·
ile nehr-i Sava'yı karşu Raça kal‘asına geçüp gümrük emîninde mihmân olup şehr- …
Bu sûr-ı üstüvâr bender-âbâdın mukâbelesine gelüp bir gemi ile nehr-i Sava'yı karşu Raça kal‘asına geçüp gümrük emîninde mihmân olup şehr-i bender-âbâdın şehir temâşâsına mukayyed olup ibtidâ ihtiyâr kimesneler ile ve erbâb-ı ma‘ârif ve sulehâ-yı ümmetden hâl sâhibi âdemler ile hüsn-i 170a ülfet etmeğe başladık.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 169b–170a ·
metinde göster ·
… üzre kat-ender-kat âdem kolu kalınlığı demir zencîrleri karşu karşuya bağlayup
bir gemi
değil bir çırnık bile geçemezmiş. Hâlâ zencîrlerin dollâb yerleri iki tarafdaki …
Küffâr zamânı bu iki kal‘adan birbirlerine Tuna üzre kat-ender-kat âdem kolu kalınlığı demir zencîrleri karşu karşuya bağlayup bir gemi değil bir çırnık bile geçemezmiş. Hâlâ zencîrlerin dollâb yerleri iki tarafdaki kayalarda zâhir ü bâhirdir. Ve bu iki yanındaki kayaları Yanko ibn Madyan ki ibtidâ İslâmbol kal‘asına temel bırağup binâ edenin karındaşi Yanvan Kral bu kayaların Tuna kenârların oyup iki araba geçer vâsi‘ oyulmuş kayadan kesme yollar etmiş kim kûh-ı Bî-sütûn'u ve Amasiyye şehri kayaların kesen Ferhâd-ı kûhken kesmeğe kâdir değil azîm enli kesme yollardır kim makdûr-ı beşer değildir. Hâlâ Tuna gemilerinin rübbân keştîbânları kalın palamar ipler ile gemileri bu kesme kayaların yolunda kuvvet-i renc-i anâ ile çekerler, zîrâ bu mahallin dar boğazından nehr-i Tuna yokuş aşağı yıldırım gibi cereyân etdiğine göz ermez. El-hâsıl bu kayaları Ferhâd dahi kesmeğe kâdir değil ibret-nümâ bir dar ve mehîb boğazdır kim cemî‘i leşker bu teng mahalden ubûr etdikde mellâh-ı rübbân-ı keştîbânların feryâd u figânlarından bu dağlar kubbe-i âsumân gibi güm güm gürleyü sadâ verir, ibret-nümâ-yı temâşâgâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 95b ·
metinde göster ·
… r-i Nîl içinde yedi şülâl boğazlarının birinde bir demirkapu vardır. Andan dahi
bir gemi
yükiyle selâmet geçmek ihtimâli yokdur. Niçe gemilerin yüklerin boşaldup ubur e …
Bir demirkapu dahi vilâyet-i Mısır'dan dehlîz-i Habeş olan İsvân vilâyetine giderken nehr-i Nîl içinde yedi şülâl boğazlarının birinde bir demirkapu vardır. Andan dahi bir gemi yükiyle selâmet geçmek ihtimâli yokdur. Niçe gemilerin yüklerin boşaldup ubur ederler, gâyet muhâlif derbend-i calenderdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 96a ·
metinde göster ·
… n'den(den) ayrılup yine nehr-i Pijen'e mahlût olur bir azîm sudur. Bu iki nehri
bir gemi
ile ubûr edüp 2 sâ‘at dahi gidüp,
Nehr-i Jota: Tâ Leh vilâyetinden gelüp bu mahalde nehr-i Pijen'den(den) ayrılup yine nehr-i Pijen'e mahlût olur bir azîm sudur. Bu iki nehri bir gemi ile ubûr edüp 2 sâ‘at dahi gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 104b ·
metinde göster ·
… Ölü denizdir kim Karadenizden girmiş bir sığ deryâdır. Ölü deniz demeden murâd
bir gemi
yâhûd bir kayık Karadeniz fırtınasıyla bu deryâya düşerlerse aslâ halâs mümkin …
Ve bu kal‘a Or kal‘ası demeden murâd oldur ki bu Kırım vilâyeti Karadeniz kenârında yedi yüz yetmiş mîl bir cezîre-i şekl-i müselles vâki‘ olup sağ cânibi taraf-ı garba Ölü denizdir kim Karadenizden girmiş bir sığ deryâdır. Ölü deniz demeden murâd bir gemi yâhûd bir kayık Karadeniz fırtınasıyla bu deryâya düşerlerse aslâ halâs mümkin değildir. Cümle âdemleriyle gemileri gark olup öldüklerinden Ölü deniz derler. Ve kıble cânibi Karadeniz'dir ve şark tarafı 109a Azak denizidir, Balısıra denizi dahi derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 108b–109a ·
metinde göster ·
… fından gayri bir yerden imdâdı gelecek yeri yokdur. Ol dahi yedi sekiz ay donup
bir gemi
gidüp gelemez.
Ancak paşası Heyhât sahrâsı pâdişâhıdır kim mahsûlâtları sekiz aded rûzgâr-ı zorkâr yel ovadır kim paşalarının işleri Allâh'a kalmışdır. Azak denizi tarafından gayri bir yerden imdâdı gelecek yeri yokdur. Ol dahi yedi sekiz ay donup bir gemi gidüp gelemez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 184a ·
metinde göster ·
Mâ-tekaddem küffâr asrında bu küçük kapu dibindeki kullede
bir gemi
limanı kapusu var. Cümle kayıklar andan içeri kal‘anın içine girirler imiş. Hâl …
Mâ-tekaddem küffâr asrında bu küçük kapu dibindeki kullede bir gemi limanı kapusu var. Cümle kayıklar andan içeri kal‘anın içine girirler imiş. Hâlâ ol liman kapusu dîvâr ile örtülüdür kim bu liman kapusu kemeri üzre olan kullenin nehr-i Ten'e nâzır cânibinde on arşın yüksekde bir kanatlı arslan tasvîri var. Çâr köşe beyâz mermer üzre tasvîr olunmuşdur. Üstâd-ı nakkâş Freng-i Mânî mermer-bür bu arslana bir emek sarf etmiş kim gören anı zî-rûh zann eder. Ol ecilden bu kulleye arslan kullesi derler. Ammâ kavm-i Freng böyle kanatlı arslan tasvîrlerine San Marko ve Santa Marko derler. Hattâ Bundukânî dedikleri Venedik küffârının sancağ u bayraklarında taşıdıkları kanatlı esed sûretidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 184a ·
metinde göster ·
gelemez olduğundan ordu-yı İslâm içre kaht [u] galâ olmasına sebeb oldu.
Hattâ mecrûh olan guzât-ı müslimînin zahmlarına merhem etmek içün bir tavuk yumurtası mezâd-ı sultânîde bir guruşa çıkdı, ol dahi bulunmaz. Her şey gûyâ cân otu oldu, zîrâ küffâr-ı hâkisârın donanma gemileri Girit cezîresi etrâfların ihâta edüp aslâ bir gemi gelemez olduğundan ordu-yı İslâm içre kaht [u] galâ olmasına sebeb oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 289a ·
metinde göster ·
… u levâzımât u zahâ’ir ve hazâ’in ve sâ’ir âlât-ı silâhı âvânîleri tahrîr olunca
bir gemi
bir tarafa gitmesin" deyü iskeleleri zabt edüp bir âdem bir kayıkla Girit'den b …
"Girit cezîresi etrâfında her ne kadar iskeleler var ise zabt u rabt ediniz kim aslâ bir tarafından der-i devlete Kandiye'nin müjde haberleri gitmesin tâ ki kal‘anın içinde olan cebehâneler ve mühimmât u levâzımât u zahâ’ir ve hazâ’in ve sâ’ir âlât-ı silâhı âvânîleri tahrîr olunca bir gemi bir tarafa gitmesin" deyü iskeleleri zabt edüp bir âdem bir kayıkla Girit'den bir cânibe gitmek muhâl olup ba‘dehu pâdişâh-ı âlem-penâh hazretlerine her kolun dîvân küttâblarına fermânlar sâdır olup fetihnâmeler ve müjdenâmeler ve niçe bin gûne havâdisâtlar tahrîr olmağa şürû‘ olunup bu hakîr de alâ kadri'l-imkân şikeste beste vâkıf-ı esrâr olduğumuz mertebe bir fetihnâme şekilli bir müsevvedâta mübâşeret etdik. İnşâallâh mahallinde tahrîr olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 305b ·
metinde göster ·
ile niçe yüz bin âdemleri bu Ayasuluk hâkimine gönderüp mâlları ile gılâl taleb …
Âhirü'l-emr bir gemi ile niçe yüz bin âdemleri bu Ayasuluk hâkimine gönderüp mâlları ile gılâl taleb ederler. Bu şehir halkı dahi bir dâne-i hardal vermeyüp gelen âdemleri redd ederler. Ol âdemler dahi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y68a ·
metinde göster ·
… ğlara kaçup halâs oldular. Eğer bu kal‘a limanı ağzında ma‘mûr olsa aslâ küffâr
bir gemi
almağa kâdir olmazdı. Zîrâ limanı sekiz rûzgârdan emîn bin pâre gemi alur kapul …
El-hâsıl bu kal‘a gâyet elzem-i levâzımından ta‘mîre muhtâcdır, zîrâ bu iskele Muğla ve Ula'nın ve Yerkesiği'nin ve Bozüyüğ'ün ve Menteşe ve Milâs'ın Mısır iskelesidir. Yılda niçe yüz pâre gemi tahmîl olunup cümle vilâyete gider bender iskeledir. Hattâ sene (---) târîhinde bu liman içre yigirmi pâre şayka yatırken ale'l-gafle Venedik donanması gelüp on sekiz pâre şaykayı mâl-â-mâl ıskarça yükü ile bî-pâk u bî-pervâ alup gitdi. Ve cümle halkı dağlara kaçup halâs oldular. Eğer bu kal‘a limanı ağzında ma‘mûr olsa aslâ küffâr bir gemi almağa kâdir olmazdı. Zîrâ limanı sekiz rûzgârdan emîn bin pâre gemi alur kapulu kudret limanıdır. Ammâ kayalar dibinden cereyân eden suyu acıdır. Ammâ lezîz suları dahi yakındır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y110a ·
metinde göster ·
Ol gece nısfu'l-leyle dek Mikyâs'da safâ edüp câmehâblarımızda nefîr-i hâb çekmede idik. Vakt-i sabâh âlem ağyârdan bî-haber kasır içre Selîm Şâh'dan bir feryâd kopup, "Bire oğlanlar" deyince bir uryân âdem elinde tîğ-ı Dahhâk'dan nişân verir nacağile bir zeberdest âdem pâdişâh yanından taşra çıkup ceyrân gibi kasırdan altmış kulac aşağı kendüyi Nîl'e pertâb edüp gâ’ib oldu. Anı gördük, bir gemi kasıra yapışmış [yanaşmış?], yelken sereni tâ kasrın kubbesi üzre durur. Meğer ol fedâyî andan nüzûl etmiş. Kasr-ı Mikyâs ise Nîl deryâsı içinde bir kasr-ı âlîdir kim hâlâ kaddi yüz kulac vardır. Selîm Şâh cümle huddâmlarına gazab edüp has odalılardan ol gece nevbetci kim ise anları katl etmeğe çökürür. Pervîz Ağa ol asırda sulehâ-yı ümmetden rikâbdâr imiş:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y54a ·
metinde göster ·
Ve Kavak meydânı yedi yüz adım tûlü bir meydândır. Cümle rimâl döşelidir. Ortasında bir gemi direği dikilmişdir, kaddi semâya çekilmişdir. Tâ zirve-i âlîsinde bir altun yaldızlı top vardır. Cümle cündîler ol topa tîr bârân ederler, bir temâşâgâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y82b ·
metinde göster ·
… e altun vardır, derler. Ve alemi yeşil tuçdandır ve alem üzre yine yeşil tuçdan
bir gemi
vardır, rûz-merre hüddâmlar ol gemi içre arpa ve buğday toldurup hûş u tuyûr me …
Ve bu kubbe-i âlî üzre rusâs ya‘nî kurşum örtülüdür. Ammâ Rûm kurşumu gibi üçer arşın tahta kurşum değildir, birer tabak kâğıd kıt‘asınca çâr-gûşe tahta kurşumdur. Ve levni saruya mâ’ildir, içinde altun vardır, derler. Ve alemi yeşil tuçdandır ve alem üzre yine yeşil tuçdan bir gemi vardır, rûz-merre hüddâmlar ol gemi içre arpa ve buğday toldurup hûş u tuyûr meks edüp tenâvül ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y263a ·
metinde göster ·
… vardır, Y 290a Makâm-ı Bedevî derler, hâlâ yine ibâdetgâhdır, anda teberrüken
bir gemi
direğini bir sâhib-i hayr dikmişdir, kaddi seksen zirâ‘dır, bu sütûnun cânib-i …
Hattâ bu meydân-ı mevlûdda Seyyid Ahmed el-Bedevî hazretlerinin âlem ağyârdan bî-haber olduğu mahalde şehir hâricinde ibâdet etdüği mahalde bir soffa vardır, Y 290a Makâm-ı Bedevî derler, hâlâ yine ibâdetgâhdır, anda teberrüken bir gemi direğini bir sâhib-i hayr dikmişdir, kaddi seksen zirâ‘dır, bu sütûnun cânib-i erba‘asına niçe bin gemi ipleri ile germişlerdir, her gece bu iplere kırkar bin kanâdîller ile çerâğân edüp bir direkli vüzerâ otağı gibi bir azîm şey olur. Ve bu direğin tâ zirve-i a‘lâsına bin mikdâr kanâdîller ile bir çarh-ı felek tasvîri top edüp bir san‘at ile feleğin çarhı gibi deverân etmededir. Bir hayli mesâfeden nazar olunsa, ol gece bu meydâna otakdan bir nûr zâhir oldu, zan olunur. Arabistân'da bu makûle kanâdîl tezyînine eşâre ta‘bîr ederler. Kâmil kırk huddâmı vardır. Her gece onar kantâr simsim yağı yanar. Sâhibü'l-hayrât on beş gün on beş gecede yigirmi bin para vakf eylemişdir. Vâcibü's-seyr bir arûsedir kim gûyâ serâperde-i Fisagores-i Tevhîdî'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y289b–Y290a ·
metinde göster ·
… p atı bir âdeme emânet koyup Kâşif Mehemmed Ağa bize on tüfengli refîkler verüp
bir gemi
âmâde edüp cümle levâzımâtımız ile bizi tur‘a içre yollayup cereyân ederek,
Bu tur‘anın ta‘mîr ü termîminden sonra kâşifden hâliye hizmetimiz içün on bin para ve bir at alup atı bir âdeme emânet koyup Kâşif Mehemmed Ağa bize on tüfengli refîkler verüp bir gemi âmâde edüp cümle levâzımâtımız ile bizi tur‘a içre yollayup cereyân ederek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y312a ·
metinde göster ·