, selîm, pâdişâh-ı kerîm idi. Hikmet-i Hudâ pederi Süleymân ve dedesi Selîm ve k …
Andan İslâmbol'a gelirken Edirne tahtına uğrayup anda bir câmi‘ binâsına mübâşeret edüp İslâmbol'da müstakil pâdişâh olup etrâf-ı memâlik-i mahrûsalara serdâr-ı mu‘azzamlar salup berren ve bahren cezîre-i Kıbrıs'ı kuşadup feth edüp ve niçe kılâ‘lar feth etdüği bâlâda cümle evsâfları ile mastûrdur. Ve müddet-i devletleri serî‘ü'z-zevâl olmağile cemî‘i vüzerâ ve vükelâ ve meşâyihân ve şâ‘irân cümle pederleri zamânında olanlardır, tekrâr tahrîre ihtiyâc yokdur. Ayş [u] nûşa mâ’il Cem-cenâb [u] Cem-meşreb bir halîm, selîm, pâdişâh-ı kerîm idi. Hikmet-i Hudâ pederi Süleymân ve dedesi Selîm ve kendi Selîm idi. Süleymân Hân bu iki Selîm mâbeyninde vâkı‘ olup {Süleymân-ı zamân olmuşdu}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 103a ·
metinde göster ·
… a Hasan Paşa'ya ve Kürd Kara Mehemmed Ağa'ya eydür "Allah belânız versin, şöyle
bir halîm
vezîri Van gibi bî-fâ’ide eyâlete gönderdiniz. Hâtırımız içün Van'ın cümle mahs …
Ezîn-cânib ve min te’sir-i ta‘bîr-i rü’yâ-yı sâliha, hikmet-i Hudâ, alimallah ve şehidallah u kefâ billahi, Muhammedün Resûlullah, böyle olmuşdur. Bu vâkı‘ayı bu gûne ta‘bîr etdiğinin sabâhısı bir muhteşem İpşir Paşa ağası bir kıt‘a hatt-ı şerîf ile ve bir kıt‘a yarlığ-ı belîğ-i emr-i pâdişâhî ile mezkûr ağa gelüp bî-bâk u bî-pervâ paşanın halvethânesine girüp hatt-ı şerîf-i emr-i pâdişâhîyi paşanın destine sundukda paşa ayağa kalkup hatt-ı şerîfi bûs edüp ber- ser koyup kırâ‘at etdi. Ve "Fermân pâdişâhımındır, el-emru emrüküm" ve "Tiz tuğlar dîvânhânemize çıksın" dedi. Ve gelen ağaya bir kîse altun ve bir semmûr kürk ihsân etdikde almağa me’mûr değiliz. Hemân sultânımı tâ Van kal‘asına varınca götürmeğe me’mûruz. Zîrâ fermân-ı şehriyârî ve hükm-i sadrıa‘zam-ı pâdişâhî böyle sâdır olmuşdur" dedikde paşa-yı halîm u halûk eydür "Ey ağam, bizim ednâ hâtırımız içün İpşir Paşa karındaşımıza varup selâmımızı teblîğ edüp bize bir hafta mehil vereler. Tâ ki tedarük-i râhımız görüp fermânları üzre Van'a değil tâ Isfahân-ı nısf-ı cîhâna gidelim" deyü cevâb etdikde ağa-yı âkıbet-endîş bir kîse altun ve bir semmûr kürk ile huzûr-ı İpşir Paşa'ya varup Melek Ahmed Paşa'nın tevâzu‘la "emr pâdişâhın" dediği kelimâtları ale't-tafsîl bir bir İpşir Paşa'ya takrîr eder. Hemân İpşir Paşa, Kara Hasan Paşa'ya ve Kürd Kara Mehemmed Ağa'ya eydür "Allah belânız versin, şöyle bir halîm vezîri Van gibi bî-fâ’ide eyâlete gönderdiniz. Hâtırımız içün Van'ın cümle mahsûlün Van mukarrerün götüren ağamıza bir semmûr kürk ile vermiş ve yedi ay kâ’im-i makâmım olmuşken lâyık değil idi ki anı Van'a süreydik. İnşâallah akîbince yâ Bağdâd'ı yâ Diyârbekir'i ihsân ederim" dedikde Abaza Hasan Paşa {eydür} "Hey sultânım, aşîretimizden olsa gerek, zamân-ı sadâretinde Türkmân ağalığın elimden alup ocak ağaları ve Kudde Kethüdâsı iğvâlarıyla ağalığım Ak Alî Ağa'ya verüp kîsem kapu arasında kaldı. Yine böyle iken beni Üsküdar'da katl etmeğe sipâh ocağı ağaları ile Zühdî Efendi'sini gönderüp beni nâhak katl etse gerek idi. Biz dahi Üsküdar'dan firâr edüp Haleb altında sultânıma gelüp güc ile cân kurtardım. Melek Paşa'ya Van değil ana Mar‘aş Karsı bile çokdur" dedikde İpşir Paşa eydür "Hele mezâ mâ mezâ olmaya illâ hayr" deyüp hâmûşbâş olur. Ezîn-cânib hemân paşa ol şiddet-i şitâda seksen toksan merhale menâzilleri kat‘ edüp çekeceği âlâm-ı şedâ’idi fikr edüp derhâl "At!.." deyüp huzûr-ı pâdişâhîye bilâ telhîs müteveccih oldukda bu hakîr bile idim. Ol mahalde pâdişâh-ı Cem-cenâb sa‘âdetle Çemensoffa nâm {mahalde} idi. Hemân bizim paşa seğirderek huzûr-ı pâdişâha varup zemîn-bûs etmeden "Es-selâmu aleyk 183a pâdişâhım!" deyüp du‘â ederek pâdişâhın dâmenin bûs etdi. Hemân hünkâr "Bak a Melek lala. Sana ben Van'ı ihsân eyledim. Sekiz yüz kîse dutar bir eyâlet-i azîm olup otuz altı sancağı ve dörd hükûmet hânlığı ve yetmiş aded ocak beğliği ve yetmiş altı pâre kal‘alı bir eyâlet-i azîm imiş. Niçün gitmezsin" deyü hitâb etdükde "Belî pâdişâhım, sahîhdir. Cümle sancakları mevcûddur ammâ Kürdistân olmağıla Van kal‘asının top altından gayri yerde paşaların hükmü nâfiz değildir. İntihâ-yı serhadd-i bî-amân yerdir. Anda vâliler mudârâ ile geçinirler. Pâdişâhım beni garazan ol serhadde atarlar. Sekiz yüz kîse değil seksen kîse dutmaz. Zîrâ bir cezîre yerdir. Hattâ İpşir Paşa lalan pederin tâbe serâh İbrâhîm Hân asrında Van eyâleti ihsân olundukda derd [ü] belâ çekerek Van'a revâne olup alay-ı azîm ile kal‘aya gireyim derken kal‘a kapuların sedd edüp iki yüz kadar balyemez alarka topları atup dörd yüz âdem ile şehri harâb mı edersin deyü top urup kal‘aya uğratmayup ili vilâyeti harâb edersin deyü eyâleti zabt etdirmeyüp kodılar" deyince meğer İpşir Paşa bizim paşanın {pâdişâh} huzûruna gitdiğin haber alup topalca ayağıyla sehel aksayarak gelirken hemân sa‘âdetlü pâdişâh "İşte İpşir lalam geliyor" buyurdular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 182b–183a ·
metinde göster ·
… dahi tâ aşağı şehrin tâ ayne'l-fi‘linde Baba Lokmân nâmında bir ziyâretgâh var.
Bir halîm
feylesof-misâl hükemâ-yı kudemâdan bir kimesne imiş. İlm-i tılsım ile anda bir …
Ve bir ibret-nümâ dahi tâ aşağı şehrin tâ ayne'l-fi‘linde Baba Lokmân nâmında bir ziyâretgâh var. Bir halîm feylesof-misâl hükemâ-yı kudemâdan bir kimesne imiş. İlm-i tılsım ile anda bir kaynak âb-ı hayât kuyu çıkarmış bir âb-ı rakîk bâb-ı kevserdir kim bir katre nûş eden marîz hayât-ı câvidân mertebesin bulmağa yakın olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 171a ·
metinde göster ·
… dır. Yaz u kış kanı kızıl kızıl cereyân eder. Tarîk-ı Edhemî'den Selîm Dede nâm
bir halîm
[ü] selîmi harâmîler bu çam altında mecrûh edüp uryân edüp giderler. Hâlet-i ne …
Ve biri dahi Kanlı çamdır. Yaz u kış kanı kızıl kızıl cereyân eder. Tarîk-ı Edhemî'den Selîm Dede nâm bir halîm [ü] selîmi harâmîler bu çam altında mecrûh edüp uryân edüp giderler. Hâlet-i nez‘de merkûm dervîş-i Edhemî eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y97b ·
metinde göster ·
… rdır. Niçe bin keşf [ü] kerâmâtları zâhir ü bâhirdir. Fukarâsına Su‘ûdî derler,
bir halîm
selîm âdemlerdir ve ulu âsitânedir. Andan,
Başka bir mahalledir. Mısır'ın cenûbî cânibinde şehir hâricinde bir ulu nazargâhdır. Bunlar dahi Selîm Hân Y 109a asrında hayâtda olup "Yâ Selîm ta‘al ile'l-Mısır" diyen bunlardır. Niçe bin keşf [ü] kerâmâtları zâhir ü bâhirdir. Fukarâsına Su‘ûdî derler, bir halîm selîm âdemlerdir ve ulu âsitânedir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y108b–Y109a ·
metinde göster ·
… cîs sâkindir. Kırk bin askere, altı kerre yüz bin re‘âyâ Berâbire kavmine mâlik
bir halîm
ü selîm kimesnedir. Şeref-i sohbetleri ile müşerref olup hakîr kanı Kör Hüseyin …
Ve bu şehirde mukaddemâ Fûncistân melikinin vezîri Kan Pîr sâkin imiş. Hâlâ Fûncistân melikinin karındaşı Kan Cercîs sâkindir. Kırk bin askere, altı kerre yüz bin re‘âyâ Berâbire kavmine mâlik bir halîm ü selîm kimesnedir. Şeref-i sohbetleri ile müşerref olup hakîr kanı Kör Hüseyin Beğ'in Firdâniye gazâsından aldığı mâl-ı ganâyimden Berbere meliki kadısı hedâyâları teslîm edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y409b ·
metinde göster ·