"Bire meded sultânım, şu iki kâfir asker birbirine karışmadan şunlara
bir hov
edüp biz evvel göz açdırmayup yâ atlısına yâhûd yayasına karışalım" deyüp cümle …
"Bire meded sultânım, şu iki kâfir asker birbirine karışmadan şunlara bir hov edüp biz evvel göz açdırmayup yâ atlısına yâhûd yayasına karışalım" deyüp cümle pür-silâh altı bin aded gâzîler birbirlerimizle helâlleşüp "Kardaşlar yoldaşlar, birbirimizin ensesinden ayrılmayalım ve leşlerimiz kâfir içinde komayup başlarımız leşlerimiz kâfire aldırmayalım" deyüp öpüşüp görüşüp küsülüler barışup cümle yek-dil [ü] yek-cihet olup yap yap kâfir üzre varmada iken meğer evvelki görünen cânib-i garbdaki kâfir atlıları piyâde küffâra bakarlarmış kim anlar dahi meydân-ı ma‘rekeye gelüp cümle yek-dil [ü] yek-cihet olup bizi ortaya alalar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 102a ·
metinde göster ·
… kâfirleri dürtüp cenge sürüp var kuvveti bâzûya getirüp Fargaçi la‘în kolundan
bir hov
dahi etdiler. Hakkâ ki dilîrâne neberd etdiler.
Ammâ yine mel‘ûn Fargaçi Kral bir eşheb yarar at üzre süvâr olup elinde Nemse şişiyle kâfirleri dürtüp cenge sürüp var kuvveti bâzûya getirüp Fargaçi la‘în kolundan bir hov dahi etdiler. Hakkâ ki dilîrâne neberd etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 102b ·
metinde göster ·
… etmeden fâriğ olup "Bire meded küffârın atılmış topları boş iken piyâde kâfire
bir hov
edüp piyâde gâzîlerimize imdâd edelim" deyü bir kerre cümlemiz at bırağup ⟦103a …
Hemân bizim piyâdelerimizi topa düşünce biz dahi küffârın atlısıyla ceng etmeden fâriğ olup "Bire meded küffârın atılmış topları boş iken piyâde kâfire bir hov edüp piyâde gâzîlerimize imdâd edelim" deyü bir kerre cümlemiz at bırağup 103a piyâde kâfirler üzre dal sâtûr-ı Muhammedî olup ra‘d-vâr piyâdelerimiz yanından geçüp "Bire koman gâzîler" deyüp tâ piyâde küffârın topları önüne varup top saklamak isteyen kâfirleri cümle kırup gerüden bizim piyâde gâzîlerimiz gelüp kâfirin cümle topların zabt edüp bizler toplara bakmayup hemân "Allâh Allâh" diyerek yayan küffâra sataşdık, ammâ küffâr-ı hîlekâr murg-ı semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kalup yanar âteş-i sâfî tüfengli Leh ve Çeh ve İsfaç kâfirleri, ammâ hamd-i Hudâ cümle toplarını ahz edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 102b–103a ·
metinde göster ·
Çelebi İbrâhîm Paşa "Bire gâzîler, kâfir alak bulak oldu.
Bir hov
dahi edelim" deyüp yedinci kerrede aç kurd koyuna girir gibi girüp tarfetü'l-ay …
Çelebi İbrâhîm Paşa "Bire gâzîler, kâfir alak bulak oldu. Bir hov dahi edelim" deyüp yedinci kerrede aç kurd koyuna girir gibi girüp tarfetü'l-ayn içre iki bin aded küffârı tu‘me-i şemşîr-i âteş-tâb edüp kefen der-ten tîğ ber-gerden oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 103a ·
metinde göster ·
… r bizim askerimiz üzre at bırağup iki asker birbirimize kavuşup küffâr-ı hâksâr
bir hov
edüp bir yaylım kurşum urup hamd-i Hudâ az âdemimiz mecrûh olup kâmil iki sâ‘at …
Hemân cümle asker esîrler yanında mu‘temed âdemler koyup cümlemiz ileriye topdan at sıçradup gitmek murâd edindiğimizde ihtiyârlar cümlemizi gerüye dönderüp at başı berâber âmâde olarak esîrleri cümle ortaya alarak ileri varınca anı gördük, bizim çarkacılarımız bizim üstümüze geldiklerinde "Bire ne durursuz" dediklerinde hemân küffâr bizim askerimiz üzre at bırağup iki asker birbirimize kavuşup küffâr-ı hâksâr bir hov edüp bir yaylım kurşum urup hamd-i Hudâ az âdemimiz mecrûh olup kâmil iki sâ‘at germâ-germ ceng-âşûb edüp her ne kadar küffâr hamle etdiyse hamlesinde hatâ edüp küffâra yedi kerre hamleler etdükde küffâr demet demet olup hâk-i mezellete düşerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 5b ·
metinde göster ·
edelim" deyü feryâdlar edince azamet-i Hudâ cümle bin beş yüz âdemin "Allâh All …
"Bire gâzîler küffâr pek azdır, Kelbelâmız günüdür. Allâh Allâh çağırup kâfire bir hov edelim" deyü feryâdlar edince azamet-i Hudâ cümle bin beş yüz âdemin "Allâh Allâh" sadâsı yerleri ve gökleri velvele-nâk etdi, zîrâ gâyet dağlı ve ağaçlı yerler idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 8a ·
metinde göster ·