… azîmler ile mebnî bir imâret-i azîm Mevlevîhâne idi. Ba‘dehû âsitânede hatâ’en
bir kan
olmağıyla bir minâre ve bir mihrâb ve bir minber inşâ edüp câmi‘ oldu. Ba‘dehû …
Tekye-i Dervîşân-ı Hazret-i Celâleddîn-i Rûmî ya‘nî Hazret-i Monla Hünkâr Hazret-i Mevlânâ ya‘nî tekye-i Mevlevîhâne-i Koca Murâd Hân ibn (--) Hân: Kurşum ile mestûr kıbâb-ı azîmler ile mebnî bir imâret-i azîm Mevlevîhâne idi. Ba‘dehû âsitânede hatâ’en bir kan olmağıyla bir minâre ve bir mihrâb ve bir minber inşâ edüp câmi‘ oldu. Ba‘dehû bu câmi‘ hareminin şimâli tarafında bir meydân-ı âlîli Mevlevîhâne ve imâret ve medrese-i dervîşân hücreleri binâ olunup cânib-i şimâle Hünkâr sarâyına nâzır cihân-nümâ bir Mevlevîhâne-i ibret-nümâdır. İki yüzden mütecâviz dervîşânları her hafta semâ‘zenlik edüp mutribânları âyîn-i kadîmleri üzre segah, dügâh ve çârgâh ve pençgâh ve nevâ ve hüseynî ve bûselik ve aşîrân ve kürdî ve hicâz makâmların icrâ edüp her bâr râst makâmında karâr edüp cemî‘i dervîşân neyzenleriyle kudûmlerin döğerek semâ‘-ı safâ ederler. Pâk u pâkize erbâb-ı ma‘ârif mesnevîhân dervîş-i dilrîşânları vardır ve gâyet mükellef evkâf-ı azîmdir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 158b ·
metinde göster ·
… yedi aylık bir ciğerpâredir. Siz ise kırk sene mukaddem târîh ile sıkıt gelmiş
bir kan
pâresiyçün feryâd edersiz. El-hükmü lillah, hemân cenâbımız ile Kaya Sultân efe …
Gördüm ki paşa haremden taşra çıkup elinde bir kutu kapağı içre mezkûr sıkıt vâkı‘ olup beğceğizin na‘şe-i pâkini cümle tevâbi‘ât u lavâhıkâtlara o ciğerpâre beğceğizi gösterince anlar da feryâd u figâna başladılar. Bu kerre paşaya Van mansıbının mübârek-bâdı gelen vüzerâ vü vükelâlar bu hâl-i pür-melâli görünce anlar dahi müteellim olup bükâ-âlûd oldular ve paşaya tesellî verdiler. Paşa dahi "Bak ağalar, ne cüvân yiğit olacak imiş. Bakın kaşlarına ve âhû gözlerine ve bakın kadd [u] kâmetine" deyüp feryâd ederek "Âh yiğitliğine doymayan beğ oğlum, âh at binüp kılıç kuşanmağa doymayan oğlum!" deyü hakîrin yanına gelüp kutu kapağı içre beğin vücûdun gösterdi. Anı gördüm bir kızıl ciğerpâre, gerçi kaşı gözü ma‘lûm ammâ dahi nâ-tamâm bir ciğerpâredir. Hemân hakîr eyitdim "Behey Sultânım! Ne şekil kaş ve göz sâhibi ve ne şekil kadd u kâmet sâhibi beğdir. Bunda rûh yokdur ve nâ-tamâm düşdü cân yok, alay mı bozdu, kâfir mi akdardı, kelle mi kesdi, ya dünyâya hayy mı geldi. Bu ne şekil yiğitliğine doymayan beğdir. Ancak bir et pâresidir. Tamâm yiğit olmağa dünyâya hayy gelse kırk yıl gerekdir. Bu hod henüz yedi aylık bir ciğerpâredir. Siz ise kırk sene mukaddem târîh ile sıkıt gelmiş bir kan pâresiyçün feryâd edersiz. El-hükmü lillah, hemân cenâbımız ile Kaya Sultân efendimiz sağ olsun" deyü paşaya tesellî-i hâtır verdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 184a ·
metinde göster ·
… e-i Çayırlı. Yüz evli ve bir câmi‘li Çıtak kavmi köyüdür. Andan Güllü köy. Anda
bir kan
keşfinden 31b kırk bin akçe ve yüz aded koyun alup bir gece mihmân olduk. Bu …
Evvelâ karye-i Çayırlı. Yüz evli ve bir câmi‘li Çıtak kavmi köyüdür. Andan Güllü köy. Anda bir kan keşfinden 31b kırk bin akçe ve yüz aded koyun alup bir gece mihmân olduk. Bu nâhiye kurâlarına Deliorman derler, Silisre nâhiyeleridir. Ahâlîsi içün "şâhseven" ve "Mum söndüren" ve "şâh pabucundan su içen" derler, ammâ görmedim. Bir alay ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘at âdemlerdir kim kendi kâr [u] kisblerinde bir alay fukarâlardır. Cümle kurâları meşe ve pelîd ve ahlad armudu ormanlarında olmak ile Deliorman vilâyeti derler, yüz altmış pâre kurâlardır. Andan yine cânib-i şimâle bir günde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 31a–31b ·
metinde göster ·
… cümle tokuz bin âdem olur. Cümlesi subaşının kabza-i destindedir. Bir mahallede
bir kan
ve yâhûd bir hâne gâret olunsa subaşıdan su’âl olunup ol dahi bevvâbân [ve] pâs …
Ve bu şâm'ın subaşısı paşa ağalarından bir a‘lâ hükûmetdir. Yedi kîse hâsıl olup iki yüz kavvâs ve levendât ile şeb [ü] rûz şâm'ın enderûn [u] bîrûnunda olan yetmiş beş şâhrâh-ı tavîlde ve üç bin sekiz yüz râh-ı kasîrde kol dolaşup hıfz [u] hirâset üzre olup niçe sayd [u] şikârlar basup haklarından gelüp şehri âsûde-hâl eder. Zîrâ bu şâm içre milel-i kesîre ve ecnâs-ı vefîre vardır. Anıniçün her kûçe ve puça başında birer tedribe bâbları vardır ve birer bevvâbı ve ikişer pâsbânı vardır ki cümle tokuz bin âdem olur. Cümlesi subaşının kabza-i destindedir. Bir mahallede bir kan ve yâhûd bir hâne gâret olunsa subaşıdan su’âl olunup ol dahi bevvâbân [ve] pâsbânândan su’âl edüp anlara örf eder. şâm bu tertîb üzre mazbûtdur yohsa bir vech ile zabtı mümkin değildir. Bu bevvâb ve pâsbânlara ahâlî-i mahalle evkâflarından ulûfe verirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y247b ·
metinde göster ·
… akkı kim alıvermeğe kâdirdir?" deyü vâ‘ızâne böyle kelimâtlar edüp tercümân bir
bir Kan
Cercîs-i nâ-cinse bir bir takrîr edince
"Biz Mekke ve Medîne sultânı mevlânâ mülûkü'l-Arab ve'l-Acem ve'r-Rûm Kostantıniyye kayseri Sultân Mehemmed Hân'ın kullarındanız ve anın hükmündeki türâbda sâkiniz. Bi-emrillâhi ta‘âlâ ol diyârlarda âdetullâh bunun üstüne cârîdir kim ol diyârların kavmi bizim gibi beyâz ola. Ve bu sizin Fûncistân ve Berberistân ve Sûdân ve Bağanıskı ve'l-hâsıl bu cezîre-i Mısır içinde olan halk Hazret-i Nûh oğlu Hâm evlâdlarındandır, cümle sizin gibi yüzleri gözleri ve sözleri bile böyle karadır. Allâhu Rabbü'l-âlemîn sizi böyle siyâh, bizi böyle beyâz halk etdi. Yohsa bizim yüzümüz derisin kimse yüzümedi. Eyle olsa (ve) yüzümüzden kan cereyân Y 410a ederdi. Yohsa biz şikâyete gelmedik. Yüzümüz dü-cihânda ak eden Hak'dır, Hak'dan hakkı kim alıvermeğe kâdirdir?" deyü vâ‘ızâne böyle kelimâtlar edüp tercümân bir bir Kan Cercîs-i nâ-cinse bir bir takrîr edince
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y409b–Y410a ·
metinde göster ·
vezîri bunda hükm [ü] hükûmât eder. Yüz bin askere iki bin fîle ve beş kerre yü …
Bu Sûdân sultânının bir kan vezîri bunda hükm [ü] hükûmât eder. Yüz bin askere iki bin fîle ve beş kerre yüz bin re‘âyâya ve bilâ-hisâb hayvânâta mâlikdir. Ecnâs-ı mahlûkât ile sultâna karşu çıkdı kim sübhâne'l-Hallâk Arapça 'dır. Ammâ ne gûne benî âdemler halk etmişdir kim mısra‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y423a ·
metinde göster ·