… tâniyye'ye gelirler. Cümle ahâlîsi mutî‘ [u] münkâd olurlar. Andan kalkdığı gün
bir kar
ve dipi ve boran olur kim nüzûl eden berf ü bârânun kesretinden ve tîn-i siyâhu …
Ba‘dehû Tebrîz'den kalkup birkaç menzilde şehr-i Sultâniyye'ye gelirler. Cümle ahâlîsi mutî‘ [u] münkâd olurlar. Andan kalkdığı gün bir kar ve dipi ve boran olur kim nüzûl eden berf ü bârânun kesretinden ve tîn-i siyâhun vefretinden ne nasb-ı hayemâta mekân-ı ârâmgâh var ve ne yol bellü ve ne şâhrâh var ve ne alef ve ne giyâh var. Âhir yüz bin derd-i ser çekerek cümle guzât-ı müslimîn ile kal‘a-i Karakan altında meks-i hıyâm olundukda ahâlî-i Karakan dahi kal‘anın miftâhların Süleymân Hân'a teslîm ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 334a ·
metinde göster ·
… i tabur altına "Tevekkülen-alallâh" deyüp giderken hikmet-i Hudâ kar tûfân üzre
bir kar
dahi eyle yağdı kim serçe kellesi kadar kar nâzil olur.
Ale's-sabâh ki oldu, cümle yalı askeri ve bizim beğin Rûm camapur askeri tabur altına "Tevekkülen-alallâh" deyüp giderken hikmet-i Hudâ kar tûfân üzre bir kar dahi eyle yağdı kim serçe kellesi kadar kar nâzil olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 101b ·
metinde göster ·
… ları küren çatup ve Kalmık esîrlerin atlarıyla ortaya alup yorta yorta giderken
bir kar
yağmağa başlayup ol gün kıble cânibine seğirdüp vakt-i asrda,
Ba‘dehu bu Cibilli nâm mahalde ol gece niçe yaban donbaylarını sayd u şikâr edüp bu mahalle gelince Kalmık havfinden aslâ âteşler yakmayup dururduk. Bu gece sazlara ve kamışlara âteşler edüp semiz dombay kebâbları pişirüp ve Azak'dan getirdiğimiz söğüş koyun etleri ve ekmekleri cümle buz olmuşdu, baltalarla pişmiş koyunları pâreleyüp kimin kazanda yine pişirüp kimini âteşde yine kebâb edüp ıssı edüp ekmeklerin de küllere gömüp ol gece bir zevk u safâlar etdik. Ammâ ale's-sabâh yine de’b-i kadîmimiz üzre etrâf-ı erba‘aya karavullar koyup cümle arabaları küren çatup ve Kalmık esîrlerin atlarıyla ortaya alup yorta yorta giderken bir kar yağmağa başlayup ol gün kıble cânibine seğirdüp vakt-i asrda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 189a ·
metinde göster ·
yağmur yağdı kim aslâ ârâm vermeyüp Tûfân-ı Nûh'dan nişân verir bir günler oldu …
Yine ol gün ol gece bir kar yağmur yağdı kim aslâ ârâm vermeyüp Tûfân-ı Nûh'dan nişân verir bir günler oldu. Bu gece cümle devâblar yine boşanup kurâlar karaltısı Y 261b gördükleri yerlere dek gitdiler. Yine cümle kurâ halkları zabt edüp kimi uryân ve kimi mecrûh yine sâhiblerine getirdiler. Hemân ol gün paşa hazretleri cümle iç ağalarına def‘-i belâ içün bin En‘âm-ı şerîf tilâvet etmek fermân etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y261a–Y261b ·
metinde göster ·
… ccâc bâr [u] büngâhları ile âmâde iken bir ra‘d u sâ‘ika ve bir rîh-i akîm esüp
bir kar
yağdı kim ne meş‘al ve ne meş‘alciyân kaldı. Zulemât dünyâyı kaplayup
Menzil-i Balka boğazı: Ol gece tâ nısfu'l-leyle dek eyle yağdı kim cümle çadırlar ve develer deryâ içinde kaldı. Sabâha beş sâ‘at kalarak hamd-i Hudâ yağmur sehel ârâm verüp nefîrler çalındı. Hareket olunup yükler bağlandı. Cümle hüccâc bâr [u] büngâhları ile âmâde iken bir ra‘d u sâ‘ika ve bir rîh-i akîm esüp bir kar yağdı kim ne meş‘al ve ne meş‘alciyân kaldı. Zulemât dünyâyı kaplayup
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y263b ·
metinde göster ·