… kürk ve bir kat Acemâne câme ve iki kürk-i kebûtî ve altı aded serbend hanî ve
bir katar
yükü mâya tavûsî-devesiyle Revân pirinci ve bir karaçabuk atı ve bir alaca çapa …
Kend-i Mirza İmâd: Nâhiye-i Dîdeherd hâkinde sekiz yüz hâneli âbâdân kenddir. Andan 7 sâ‘atde yine şehr-i Tebrîz-i dilâvize dâhil olup niçe gün dahi zevk [u] safâ edüp cümle kelenter ve darûga ve mihmândârlar bin baş kârbân âmâde edüp Hoy cânibine ve şehr-i Behistân hânına ve kal‘a-i Çûres hânına ve Revân hânına hakîre ri‘âyet edüp her menzilde nâmdâr kulağızlar verilmesiyçün mektûblar terkîm olundu. Ve Paşa-yı âlîşân efendimize nâme-i muhabbet-üslûblar yazılup on katar tâvûsî deve yükü pirinç ve huşk-i engür ve sâ’ir huşk-i Abbâsî emrûd ve gülnâr ve âlûlar verdi ve iki küheylân karaçabuk atı ve dörd aded alaca çapar atı verdi. Ve iki Gürcî gulâmlarının ellerinde dîbâ ve zerbâf ve zencîrbâf ve müşk [ü] anber-i hâm ve peten bâf-ı akmişe-i fâhireler ile Gürcî gulâmların verdi. Ve hakîre on tümen Abbâsî ve iki tümen bisitî ve bir Gürcî gulâmı ve bir semmûr Acemâne kürk ve bir kat Acemâne câme ve iki kürk-i kebûtî ve altı aded serbend hanî ve bir katar yükü mâya tavûsî-devesiyle Revân pirinci ve bir karaçabuk atı ve bir alaca çapar Özbek atı Acemâne eğeri ve licâmıyla ihsân edüp cümle ihtilât etdiğimiz dostlarımızla vedâlaşup ertesi ale's-sabâh hân-ı âlî-şân askeriyle süvâr olup kerrenây [u] kös-i Hakâniyânın ve sûr-ı Efrâsyab'ın döğüp çalarak bizi göndere gidüp Tebrîz hâricinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 306b ·
metinde göster ·
… ara üç gün ziyâfet-i uzmâ edüp hakîre yine beş tümen Abbâsî ve bir at ve paşaya
bir katar
tâvûsî maya devesiyle Revân pirinci ve serhad ağalarına dahi beşer onar pârçe i …
Evsâf-ı Revân-ı Azerbaycân: Hamd-i Hudâ Revân Hânı Takî Alî Hân hemşîresinin sûrundan Bakü kal‘asından gelüp doğru anların sarâyına mihmân olup ertesi Kars ağaları ve Kağızmân ağalarıyla hân dîvânına varup Karslı ve Kağızmânlı "Hânım! Bizi Erzurûm vezîrine hılâf-ı inhâne arz edüp kârbân urdılar deyüp üzerimize Evliyâ Ağa'yı ne mübâşeret göstermişsiz, lâyık mıdır?" deyü mâbeynlerindeki güft [ü] gû tahrîr olunmaz. Âhiru'l-kelâm kal‘a ağaları bî-günâh çıkup iftirâ edenler kârbân halkı imiş. Anlar hod Erzurûm'da mâ-beyne muslıhîn girüp Takî Alî Hân cümle ağalara üç gün ziyâfet-i uzmâ edüp hakîre yine beş tümen Abbâsî ve bir at ve paşaya bir katar tâvûsî maya devesiyle Revân pirinci ve serhad ağalarına dahi beşer onar pârçe ihsân edüp kal‘a-i Revân'dan hân mektûblarıyla tekrâr
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 325b ·
metinde göster ·
… ] dâhil olup paşa efendimizi Abdurrahmân Gâzî mesîregâhında bulup Revân hânının
bir katar
devesiyle pirincin ve gayrı hedâyâların ve hânın muhabbetnâme ve üç yüz baş kâr …
Andan yine garba (---) sâ‘atde selâmetle sedd-i Rûm, ya‘nî kal‘a-i Erzurûm[a] dâhil olup paşa efendimizi Abdurrahmân Gâzî mesîregâhında bulup Revân hânının bir katar devesiyle pirincin ve gayrı hedâyâların ve hânın muhabbetnâme ve üç yüz baş kârbânı teslîm edüp Erzurûm içre hâne-i bî-minnetimize sıhhat ile vâsıl olup yine gümrük kitâbeti hizmetimize me’mûr olup her şeb Defterdârzâde efendimizin şeref-i sohbetiyle müşerref olup her şeb Hüseyn-i Baykara sohbetleri ederdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 326a ·
metinde göster ·
… edi üstâda birer rub‘ yevmiyye, mâ‘adâsına onar akçe yevmiyye, ama çenci başıda
bir katar
deve yükü kâseler ve fağfûrîler ve Mertebânîler olmağıla başka cerge sâhibi olu …
Bu mezkûr aşçıların mîrîden yigirmi aded sarrâcları aşbâzların atların eğerlerdi. Vay ol aşçının hâline kim at eğerliye. Hemân hâzır bulup süvâr olurlar. Ve beş aded mîrî seyisleri var idi. Ve cümle aşçılara on tengtar çadır ve on nefer çadır mihteri var idi. Havar ol aşçının hâline kim at eğerleyüp at timar edüp çadır kurup boza ve odun pâreleye. Başka âteş-bâzları var idi. Ve ekseriyyâ aşbâzların elleri eldivanlı idi. Tâ bu mertebe pâk gezerlerdi. Zîrâ nâ-pâk olsalar yüz deyenek yemek mukarrer idi. Ammâ yılda iki kerre yıllık bâz-gûnları serâpâ beyâz sâdelere müstağrak olurlardı. Iydiyyeleri serâpâ sâye çuka ve atlas-ı fâhire-i gûnâ-gûn idi. İç ağalarına ne vech üzre libâs verilirse cümle kırk aded aşbâza eyle libâs ihsân olunurdu. Zîrâ çoğu kendi memlûkları idi. Üç ayda bir ulûfeleri çıkup aşçıbaşıya yevmiyye birer guruş, halîfeye nîm guruş, hamurcubaşıya ve kebâbcıya ve yahniciye ve datlıcıya ve çorbacıbaşıya hâsıl-ı kelâm yedi üstâda birer rub‘ yevmiyye, mâ‘adâsına onar akçe yevmiyye, ama çenci başıda bir katar deve yükü kâseler ve fağfûrîler ve Mertebânîler olmağıla başka cerge sâhibi olup taşra kilârcıbaşı cergesiyle ve vekîl-harc ağa cergesiyle ve ekmekçibaşı cergesiyle ve matbah emîni cergesiyle ve çâşnigîrbaşı cergesiyle cümle karakollukcular ağaları ve aşçıbaşı cergesiyle ard kapu tarafında konup bu mezkûr ağaların aşçıbaşıdan mâ‘adâsının birer rub‘ yevmiyye ulûfeleri var idi. Ve cümleye üç ayda bir peştemâlları ve sabunları ve pâbuçları ve mestleri ve siyâh tomakları verilirdi. Ve her aşçı isti‘dâdına göre bir lezîz ve nev-peydâ bir ta‘âm getirse ana ihsân olunurdu. Ve dolmacı ve kıymacı ve köfte kebâbcıların balık ağından yapılmış sık çadırları var idi. Eti ol ağ çadır içinde koyup aslâ sinek giremezdi. Ve her ta‘âm çıkdıkca cümle Mertebânîler ile vekîl-harc ağa ve çâşnigîrbaşı ve aşçıbaşı ve başhalîfe ve kebâbcıbaşı ve hamurcubaşı ve çorbacıbaşı bunlar paşa huzûrunda pâk mülebbes ve muhteşem hançerleri ve çifte zencîrli bıçaklarıyla sofra başına hâzır olup dururlar. Bir ta‘âmı beğenmese anlara ıtâb ederdi. Ve her mansıba varsa ibtidâ atdan nüzûl etdiği gibi dîvânı savup sarâyın hammâmın ve hazîne ve kilârı ve iç ağaları hücrelerin seyr [ü] temâşâ edüp herkesi yerli yerince yerleşdirüp andan piyâdece matbaha girüp görürdü. Eğer müsellemin matbahı imâr etdüğün beğenmediyse ol matbaha neccâr ve bennâlar üşürüp eyle ma‘mûr u müzeyyen beyâz kıbâblar ve her üstâda birer dezgâh yerleri edüp gûyâ matbah-ı Keykâvûs ve matbah-ı Ba‘lbek-i Süleymân ederdi. Cümle der-i dîvârları ve bacaları ve kırk elli aded ocakları beyâz kireç ile sığayup dürr-i beyz-âsâ etdirirdi. Ve iki üç günde bir ale'l-gafle matbahı basup gayrı âdem görse bir aşbazın esbâb [u] eskalin ve tırnakların 337b ve sâ’ir âlât-ı bisâtı ve matbahı nâ-pâk görse ve birinin camedânında kirli esbâb görse vây aşçıbaşının haline! Vây eli, kolu ve tırnakları kirli aşçının hâli ve ahvâline kim iki yüz kızılcık deyeneği hoşâbın, aşçıların tabanında pişirüp içirmek mukarrerdir. Camedânında ve eyninde pâk u pâkize esbâbların görse ihsân u in‘âmlar edüp ulûfesine terakkîler ederdi. Âlem-i sabâvetden berü hilkati böyle pâk olmağıla şöhre-i şehr olmış idi. Cümle iç ağavâtları ve dış ağavâtları dolu cümle böyle pâk ü pâkize ağavâtlardır. Ve rûz-merre sefer ve hazarda ale's-sabâh tahte'l-kahve yigirmi fağfûrî mümessek ve sükkerî ta‘âmlar gelüp râyiha-i tayyibesinden âdemin demâğı mu‘attar olurdu. Ve yine ale's-seher yedi yire dahi onar fağfûrî kahvealtı ta‘âm çekilirdi. Ve hazînedâr ve silâhdâr ve çukadâr ve nişâncı ve mühürdâra ve'l-hâsıl yedi iç ağaları mertebe sâhiblerine beşer sahan kahvealtı ta‘âm çıkup anlar ile cümle iç ağaları tahte'l-kahve futûr ederlerdi. İmâm efendiye ve bu hakîr Evliyâ'ya ve iç mehterbaşıya ve çalıcı mehterbaşıya ve kapucular bölükbaşısına dahi tahte'l-kahve giderdi. Ammâ masrûfları çok idi. Ve herkese keremkârlık ederdi. Dâ’imâ mu‘tâdları al ve kırmızı ve yeşil libâs-ı fâhirelere mâ’il idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 337a–337b ·
metinde göster ·
… rbaşı Siyâvuş Paşa ile Varvar'a varmağa gönderildi. Hakîrin aklı başından gidüp
bir katar
mâlım ve hayli menâlim olup "Ayâ! Bu kadar mâl ile hâlim neye müncer olur" deyü …
"Benim oğlum! İbrâhîm Hân vezîri Hezârpâre Ahmed Paşa on bir vezîri katl etmişdir. Bizi dahi eyâlet-i Sivas'dan ma‘zûl edüp İpşir Paşa'nın hâtûnu, Gürcîstân Hâkimi Mavrol Hân kızı Perî Hân'ı İbrâhîm Hân'a göndermediğim içün üç kerre başıma kapucubaşılar ve hasekîler gelüp hamd-i Hudâ başım vermeyüp Âsitâne-i sa‘âdetde cümle vüzerâ ve vükelâ ve a‘yân-ı kibârdan ve yedi ocak halkından mektûblar ve Vâlide Sultân'dan tezkireler gelüp ayak sürüyerek deryâ-misâl asker ile Üsküdar'a gelüp şer‘ile da‘vâm vardır deyüp Vezîr'i ve Cinci'yi ve Müfti'yi ve Mülakkab kadı‘asker'i ve Bektâş Ağa'yı ve Çelebi Kethüdâ'yı ve Muslihiddîn Ağa'yı ve Kara Çavuş'u isteyesin, demişler. İşte benim oğlum! Ben azîm asker ile Sivas'dan ma‘zûl olup der-i devlete Çavuşzâde Mehemmed Paşa ve halâlin İbrâhîm Hân'a vermediğim İpşir Paşa oğlum ve Şehsüvâr oğlu Gâzî Paşa oğlum ve Kütahiyye Paşası Küçük Çavuş oğlum, hâsıl-ı kelâm üç vezîr ve yedi mîr-i mîrân ve on bir mîr-i livâ ordu-yı İslâmıma cem‘ olup Âsitâne tarafına müteveccih olmak üzreyiz. Eğer sen de Ahmed Paşa'dan başın kurtarmak murâdın ise Tokat kal‘ası altında senin ile mülâkât olup yek dil [ü] yek cihet der-i devlet tarafına gideğem. Umayızdır kim yâ taht ola, yâ baht" deyü Varvar Alî Paşa'nın bu gûne mektûbu şehr-i Erzincân'da geldikde kırâ’at edüp mefhûm-ı ma‘lûm-ı şerîfleri oldukda cümle ağavâtlarıyla meşveret edüp cümle levendât makûlesi "Uğuruna ölürüz Bismillah". deyüp ol niyyete Fâtiha tilâvet olunup Varvar Alî Paşa ile celâlî olmağıla, azîmet edüp tuğlarla Alacaatlı Hasan Ağa, bin aded güzîde asker ile zahîreciler ve kilârcı ve matbah emîniyle konakcı olup tuğ ile bir gün mukaddem talî‘a-i asker olup Varvar Alî Paşa'ya mektûblar tahrîr olunup "İnşâallahu'r-Rahmân senin ile Âsitâne tarafına gitmek üzreyiz" deyü yemîn billah ile muhabbetnâmeleri âşnigîrbaşı Siyâvuş Paşa ile Varvar'a varmağa gönderildi. Hakîrin aklı başından gidüp bir katar mâlım ve hayli menâlim olup "Ayâ! Bu kadar mâl ile hâlim neye müncer olur" deyü teşvîşe düşüp "Ayâ! Bâr-ı sakîli bu erba‘în ve zemherîr günlerinde
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 342a ·
metinde göster ·
… erhûm Varvar Alî Paşa'nın ihsân etdüğü üç katıra üç katır dahi ihsân edüp kâmil
bir katar
katır olup yedi abd-i memlûk ve sekiz nefer yapışma huddâmımla Beğbâzârı şehrin …
Bu şehirde üç gün meks edüp safâ ederken Âsitâne tarafından ulaklar gelüp paşaya hakîr içün ammîlerimden ve Memekzâde efendimden ve Abdürrahîm efendimden mektûblar gelüp "Evliyâ kulunuzun pederi merhûm olup cemî‘î mülkü ve eşyâsı üğey vâlidesi elinde ve hemşîreleri ve kassam elinde memhûrlu kalmışdır. Lütfunuzdan ricâ ederiz kim Evliyâ Çelebi dâ‘îniz bu cânibe gönderüp birkaç zamândan sonra işlerin tamâm edüp yine huzûrunuza vara" deyü mektûblar göndermişler ve üç aded mekâtibler dahi akrabâlarımızdan gelüp "Siz sağ olun. Pederiniz merhûm oldu. İnnâ-lillah" deyü haber gelince cihân başıma teng ü dar oldu. Ve mektûbları paşaya gösterdim. Paşa dahi kendüye gelen mektûbları gösterüp bî-karâr oldum. Hemân ol mahalde yine gelmek şartıyla izin taleb edüp dest-bûs etdim. Nola deyüp kethüdâ ve hazinedârın çağırup beş yüz esedî harc-ı râh ve iki küheylân at ve iki köle ihsân edüp sâ’ir levâzımâtlarımı ve bir mükellef cerke ve merhûm Varvar Alî Paşa'nın ihsân etdüğü üç katıra üç katır dahi ihsân edüp kâmil bir katar katır olup yedi abd-i memlûk ve sekiz nefer yapışma huddâmımla Beğbâzârı şehrinden paşa efendimizle vedâlaşup ve cümle ehibbâ ve dûstânlar ile cümle vedâlaşup
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 367b ·
metinde göster ·
… bârhâne sâhibi olup cümle ağavâtları bây olduklarından mâ‘adâ bir harbendeleri
bir katar
sâhibi oldu.
Serdâr Mehemmed Paşa cümle askeriyle Gürcî Nebî'nin akîbine düşüp Gekbeziye râhı üzre Kemikli Alî Baba'ya varınca Celâlîleri kırup kemiklerin Kemîkli Baba'da püşte edüp üçer bin kelle ve bu kadar deve ve katar ve bârhâne sâhibi olup cümle ağavâtları bây olduklarından mâ‘adâ bir harbendeleri bir katar sâhibi oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 33a ·
metinde göster ·
… ûb-ı dürer-bârların verüp paşaya iki yüz deve ve beş at ve beş şeyhânî kılıç ve
bir katar
kızıl katır hedâyâ verüp hakîre de bir at ve elli guruş ve bir ma‘arravî seyf-i …
Ammâ şimdi bu seyâhatimizde Melek Paşa ile bu taraflara azîmet etmeyüp yine cânib-i şarka müteveccih olduğumuzda Erganî beği (---) Beğ'e paşa efendimizin mektûb-ı dürer-bârların verüp paşaya iki yüz deve ve beş at ve beş şeyhânî kılıç ve bir katar kızıl katır hedâyâ verüp hakîre de bir at ve elli guruş ve bir ma‘arravî seyf-i âteş-tâb verüp Erganî beğiyle paşanın istikbâline üç bin Kürdistân askeriyle revâne olduk. Cânib-i şimâle (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 198a ·
metinde göster ·
Menzil-i urûc-ı kûh-ı Saçlı: Bu kûh-ı bâlânın ta zirve-i a‘lâsında Bapır köyü nâm mahalle üç yüz âdemle varup Bapırın ya‘nî hâkimlerinin hânesine nüzûl edüp paşanın nâmesin verüp aslâ helvâcı kâğızı yerine komayup cümle iş erleri huzûrunda okunup Mardinliler tercümânlık edüp me’âl-i kelâm anlara i‘lâm etdiler. Anlar eyitdi: "Bizi Melek Ahmed Paşa etdiğiyle korkutmasın. Eyle bir ciddî vezir ne geldi ve ne gelecekdir. Şimdi istimâ‘ etdik {Melek Paşa} Van'a gidermiş. Eğer Melek yine Diyârbekir vâlîsi olursa cümlemiz ehl [ü] ıyâlimizle hâk-i pâyine yüzümüz süreriz, mâlımız cânımız yoluna fedâ ederiz, ammâ bu Mustafâ Paşa'ya on kızıl katır yükü harîr veririz, gayrı bir şey vermeziz". On aded katır ile yüklü harîr gönderdiler ve bizimle varan âdemlerin eşbehlerine beşer vukiyye harîr verdiler, ammâ 216b niçeleri bu hakîri bilüp bir kızıl katır yükü harîr ve bir katır yükü üzüm ve incir, niçe şeyler verüp ol gice andan mihmân olup vakt-i zuhrdan gurûba dek seyr ü temâşâ etdim. Ammâ Melek Ahmed Paşa efendimiz eyle harâb u yebâb ideli on beş sene içinde ol kadar imâr olmuş ol kadar fetâ yiğitler peydâ olmuş kim ta‘bîr olunmaz. Ale's-seher atlarımıza süvâr olup hedâyâlar ile Firârî Paşa'ya gelüp bir katar katır bârı harîrin teslîm etdiğimizde vâfir gürleyüp fılayup gazab-âlûd oldu. "Elbette biz anların üstüne gidelim" deyü cümle eyâlet-i Diyârbekir'e emîrler yazılması fermân olundu. Ammâ ne mümkin, Saçlı dağına gitmeğe seksen bin asker gerek ve iki yüz kise masrûf gerekdir. Hikmet-i Hudâ ertesi gün çöl Urbânı olan Alî Fâris'den feryâdcılar gelüp "Amân sultânım, amân çöl pâdişâhı (---)(---) beni zebûn etdi, imdâdıma câr yetiş, sultânıma dahl düşmüşem." deyü nâmesiyle beş aded küheylân kısraklar hedâyâ geldi. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 216a–216b ·
metinde göster ·
… ân u giryân eyleyüp ol kadar mâl-ı ganâ’im aldılar kim en ednâ harbende-i Ervâm
bir katar
deve yükü mâla mâlik olup harbende iken sârbân-ı revân oldu ve ednâ mertebe say …
Bu iki Urbânın mâlı içre Firârî Mustafâ Paşa askeri koyun tuza ve kurd koyuna ve mirâs-hor mâl-ı mevrûsuna seğirdir gibi seğirdüp eyle alan u talan eyleyüp nisvânların nâlân u giryân eyleyüp ol kadar mâl-ı ganâ’im aldılar kim en ednâ harbende-i Ervâm bir katar deve yükü mâla mâlik olup harbende iken sârbân-ı revân oldu ve ednâ mertebe sayisler bir iki sürü koyun sâhibi oldular. Sâ’ir karakollukçuların mâlik olduğu bakır avânîleri ve sâ’ir kelepür makûlesi cacim ve haliçe ve kilim makûlelerinin hisâbların Cenâb-ı Bârî bilür. Ammâ iki binden ziyâde at-ı mu‘teber at-ı sâfinatü'l-ciyâd makûlesi mührât u hüssân küheylânları ve binden mütecâviz nîk ü bed zırhları ve ana göre sâ’ir âlât-ı silâhları cümle paşa tarafına kabz etdiler ve paşa beytü'l-mâlcısı cümle mevtâların kemerlerinde olan altun ve guruşları mîrîye kabz edüp bir ferde müdâhale etdirmediler. Ve Alî Fâris'in ve çöl pâdişâhının kara demir hayme vü hargâhlarında kalan mâl-ı bî-hisâbı cümle Firârî Mustafâ Paşa zabt etdi, ammâ ne mertebe mâl idi ma‘lûmum değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 217a ·
metinde göster ·
… ebrîz altına ol kadar mâl-ı ganâ’im ile asker-i İslâm geldiler kim bir harbende
bir katar
bâr-ı şütür müşk [ü] amber-i hâma mâlik olduğu meşhûrdur.
Anlar zeyl-i Van'a varup meterislere girüp niçe bin asâkir-i İslâm etrâf-ı Van'da diyâr-ı Acem'i harâb u yebâb edüp âlet-i mülâhaza Van'ı muhâsara etmişlerdi. Pâdişâh-ı Dârâ-kişver on günde şehr-i Tebrîz-i dilâvîz sahrâsına varup Şâh Tahmas'ın birâder-i kîhteri olan Elkas Mirzâ'nın iğvâsıyla yine Elkas'ı serdâr edüp kal‘a-i Hemedân ve Dergezîn ve Erdebil ve Nihâvend ve Kum ve Kâşân ve Kazvîn ve Merâğa ve Esedâbâd ve şehr-i Ucân ve şehr-i Rey ve şehr-i Isfahân-ı nısf-ı cihâna varınca hâk-i Irâk'da ve hâk-i Âzerbaycân'da ve hâk-i İrân-zemînde kırk günde yetmiş altı şehri harâb u yebâb ve ahâlîsin esîr ü kebâb ve hânedânların türâb edüp Elkas Mirzâ ile şehr-i Tebrîz altına ol kadar mâl-ı ganâ’im ile asker-i İslâm geldiler kim bir harbende bir katar bâr-ı şütür müşk [ü] amber-i hâma mâlik olduğu meşhûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 250a ·
metinde göster ·
… si gün mukaddemâ Paşa ile İslâmbol'dan gelen Kabakulak Kapucubaşı'ya on kise ve
bir katar
katır ve beş küheylân atlar ihsân edüp mektûblar ile Der-i devlet tarafına Erzu …
Ba‘de't-ta‘âm dîvân dağılup cümle eyâlet-i Van askeri Van sahrâsında haymeleriyle Van deryâsı kenârında meks etdiklerinde mezkûr sefer imdâdına gelmeyen Kürdistân beğlerin kal‘aya urup haps etdikde bildiler kim Paşa ol beğleri katl eder deyü mâbeyne Van Yeniçeri Ağası Abdî Ağa'yı sulh etmeğe kodular. Ertesi gün mukaddemâ Paşa ile İslâmbol'dan gelen Kabakulak Kapucubaşı'ya on kise ve bir katar katır ve beş küheylân atlar ihsân edüp mektûblar ile Der-i devlet tarafına Erzurûm üzre yolladı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 283a ·
metinde göster ·
… il'in a‘yânı ve Şeyh Safî türbedârı Şeyh Vâcid ile ve Erdebil hânıyla vedâlaşup
bir katar
tâvûsî devesi yükü ile zahîre ihsân edüp cânib-i cenûba Erdebil'e hâyil kûh-ı S …
Andan şehr-i Erdebil'in a‘yânı ve Şeyh Safî türbedârı Şeyh Vâcid ile ve Erdebil hânıyla vedâlaşup bir katar tâvûsî devesi yükü ile zahîre ihsân edüp cânib-i cenûba Erdebil'e hâyil kûh-ı Seylân, seylân taşı ma‘deni bunda olur, kûh-ı la‘l-i Bedahşândır, ammâ hâsılı harâcın ihâta etdirmediğinden Şâh Abbâs-ı Evvel'den berü mu‘attaldır. Bu kûh-ı Seylân'dan tulû‘ eden nehr-i zülâller şehr-i Erdebil'i reyy edüp mâbâkîsi Rûmiyye buhayresine rîzân olur. Bu dahi sene 1057 târîhinde tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 306b ·
metinde göster ·
… le mu‘tenim olurlar kim hadd-i hasrın Cenâb-ı Kibriyâ bilir. Hattâ bir harbende
bir katar
bâr-ı şütüre mâlik olup "Ayâ, ben bu kadar mâlı neylesem?" deyü serserî gezermi …
Bu ceng-i azîmde guzât-ı müslimîn ol kadar zî-kıymet tefârûk akmişe-i fâhire ve cevâhirli bisât avânî-i nâdireler ile mu‘tenim olurlar kim hadd-i hasrın Cenâb-ı Kibriyâ bilir. Hattâ bir harbende bir katar bâr-ı şütüre mâlik olup "Ayâ, ben bu kadar mâlı neylesem?" deyü serserî gezermiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 318a ·
metinde göster ·
… ler makûlesi eşyâları Kaya Sultân içün hedâyâlar verüp bu mezkûr eşyâları cümle
bir katar
katıra tahmîl edüp katarıyla hakîre teslîm edüp yine ol ân hakîre hemân beş yüz …
Ve Melek Ahmed Paşa efendime muhabbetnâmeler ile beş re’s küheylân ve iki başdan hudûd-ı cılğıdân kısraklar verdi. Ve on aded Şeyhânî kılıçlar ve bir yük fağfûrî kâseler ve fincânlar ve bir yük mertebânîler ve kırk aded nâfe-i müşk-i Hoten ve on şemmâme amber-i hâm ve bir incü tesbîh-i dürr-i yetîm ve yüz kıt‘a dîbâ vü şîb ü zerbâf ve akmişe-i fâhireler ve kâlâ-yı nâdireler makûlesi eşyâları Kaya Sultân içün hedâyâlar verüp bu mezkûr eşyâları cümle bir katar katıra tahmîl edüp katarıyla hakîre teslîm edüp yine ol ân hakîre hemân beş yüz altun harcırâh ihsân edüp tâ kal‘a-i Van'a varınca kâmil bir bayrak sarıca arı eri yiğitleri ta‘yîn eyleyüp paşanın Bağdâd'daki arkı mâlından üç bin altun ve beş bin altun dahi Murtezâ Paşa ceybinden Melek Ahmed Paşa efendimize ceyb harclığı gönderüp paşa ile ve cümle a‘yân [u] kibâr [u] ağavât [u] eşrâflar ile vedâ‘laşup her birinden cüz’î ve küllî ihsân hedâyâlar alup Şeyh Abdülkâdiri'l-Ceylânî hazretlerin ve Şeyh Şehâbeddîn-i Sühreverdî hazretlerin ve Kassâb-ı Cömerd'i ve Kamber-i Alî'yi (---) ve Hazret-i İmâm-ı A‘zam Nu‘mân ibn Sâbit'i ve niçe yüz kibâr-ı evliyâ-ı kümmelînleri ziyâret ve vedâ‘ edüp paşanın dest-i şerîfin bûs edüp bükâ-âlûd olup du‘â ve hayr u senâlar ile sene 1066 mâh-ı (---)(---) günü Bismillah ile nehr-i Şattu'l-Arab üzre cisirden ubûr edüp ibtidâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 408b ·
metinde göster ·
… cerge, ammâ cedîd ve mükellef ola, matbahı ve sâ’ir beş aded haymesiyle ola ve
bir katar
katır ve beş köle ve beş at bisâtıyla ve beş tîrkeş ve kılıç ve mızrak ve cümle …
Derhâl kethüdâ gelüp, "Yûsuf, bu Hüseyin Ağa bizim garîbimiz oldu ve İslâmbol'dan birer kamçıyla ulak olup geldi. Biz buna ibtidâ bir cerge, ammâ cedîd ve mükellef ola, matbahı ve sâ’ir beş aded haymesiyle ola ve bir katar katır ve beş köle ve beş at bisâtıyla ve beş tîrkeş ve kılıç ve mızrak ve cümle yol mühimmât [u] levâzımâtın gör. Tîz hazînedâr beş kîse getür" deyüp beş kîseyi Hüseyin Ağa'ya verüp Paşa kendü arkasındaki beş yüz guruşluk semmûr kürkün Hüseyin Ağa'nın arkasına geydirüp Paşa kendisi yerinden kalkup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 18b ·
metinde göster ·