ile aslâ bey‘ [u] şirâ etmezler ve ihtilât edüp bir kabîleden oğul kız alup ver …
Bunlar bir kavim ile aslâ bey‘ [u] şirâ etmezler ve ihtilât edüp bir kabîleden oğul kız alup vermezler. Ve gayri aşîret âdemleriyle aslâ ta‘âm yemezler. Ve bir tâ’ife bunların bir şeylerine yapışmazlar. Bunların dahi hayvânlarının boğazlarında çanları celacülleri olup hayvânları dağlarda çobansız gezerler. Bunlar dahi tavuk ve hınzîr yemezler ve bir kimsenin mâlları ve rızıkların alup ta‘âmın yemezler, ammâ müsâfire gâyetü'l-gâye ri‘âyet edüp bir şey’in uğurlamazlar. Ve kan edüp sefer etmezler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 155b ·
metinde göster ·
… a‘ası dîvârdır. Ve cemî‘i halk bu dırahta mu‘tekidlerdir. Ammâ Çerkez'den gayri
bir kavim
tapmazlar. Ancak temâşâ ederler. Ve cümle halk ol zu‘m üzrelerdir kim bu dıraht …
Ve bir dıraht-ı müntehâ dahi Dağıstân vilâyeti kurbunda kûh-ı Elburz dâmeninde Irâk-ı Dâdyân derler Nûşirvân oğlu Hürmüz-i Tâcidârın tahtı imiş. Hâlâ vîrândır, ammâ âsâr-ı binâdan bir günde ubûr olunmaz. Eyle bir şehr-i azîmdir. Hâlâ bunda olan ibret-nümâ meğer İsvân memleketinde ola. El-hâsıl bu Irâk-ı Dâdyân kurbunda Penç Hasan derler bir sahrâ-yı azîm vardır. Anda yılda bir kerre kırk gün kırk gece bir bâzâr-ı azîm olur. Hind ü Sind ve Belh u Buhârâ ve Çîn ü Mâçîn ve Fağfûr ve Hıtâ ve Hoten ve Maskov memleketinden niçe kerre yüz bin tüccâr gelüp bey‘ [u] şirâ ederler bir cem‘iyyet-i kübrâdır. Mezkûr Penç Hasan ziyâretgâh-ı azîmi dibinde bir dıraht-ı kavak vardır. Ammâ içi boşdur ve otuz atlı sığar ol kadar ecvefdir. Ve cânib-i erba‘ası dîvârdır. Ve cemî‘i halk bu dırahta mu‘tekidlerdir. Ammâ Çerkez'den gayri bir kavim tapmazlar. Ancak temâşâ ederler. Ve cümle halk ol zu‘m üzrelerdir kim bu dıraht altında İskender-i Zülkarneyn medfûn ola. Hattâ ol ağacın kovuğu içre benî âdem girüp çıkmadan fenâ bulmasın deyü ağacın kapu gibi yerine demir kaplamışlardır. Ve enderûn [u] birûnunda hisâbın Cenâb-ı Bârî bilür ol kadar demir ve na‘l ve mıh ve bıçak ve hançer ve kılıç pâreleri mıhlamışlar kim cesed-i şecer gûyâ pûlâd-ı Nahçivânî'den halk olunmuşdur. Ve bu dıraht evc-i âsumâna ser çeküp serâmed olması ile şöhre-i şehr olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y105a ·
metinde göster ·
Ey imdi hakîkatü'l-hâl yine rûy-i arzda Arab [ve] Tatar'dan gayrı çok kavim yokdur. Bu hakîrin ekser seyâhati Kırım ve Dağıstân ve Kalmık Q 167b ve Nogay ve Heşdek ve Deşt-i Kıpçak'da çok seyâhat eyledik, Tatar kavminden çok bir kavim görmedim. Kalmuk'dan Kalmak'dan Kalmuk'dan gayrısı mü’min [ü] muvahhid kavimdir. Hâlâ İslâm pâdişâhlarından devlet-i âl-i Cingiziyân hükûmetleri yedi yüz yetmiş mîl cezîre-i Kırım'da sâkinlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y22b ·
metinde göster ·
anlamaz. İllâ Portakal veled-i zinâsı anlar. Îmâ ve işâretleriyle kelâmların bi …
Ve bunların lisânın bir kavim anlamaz. İllâ Portakal veled-i zinâsı anlar. Îmâ ve işâretleriyle kelâmların bir tertîbe koyup mu‘âmelât-ı mehmelât ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y32a ·
metinde göster ·
var, diri diri yılanı yerler. Ve bir evde yılan olsa, bu âdemlerden biri ol hân …
Mısır'da bir kavim var, diri diri yılanı yerler. Ve bir evde yılan olsa, bu âdemlerden biri ol hâneye varup bir gûne düdük çalup cümle yılanlar başına üşüp ceng ede ede cümle yılanları dutup tobrasına koyup götürür, ol ev yılan şerrinden halâs olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y231a ·
metinde göster ·