… dır. Ammâ bu mahalde Umudum Sultân medfûn olup ziyâretgâh-ı hâs [u] âm olmağıla
bir kes
cür’et edüp bu mâhîleri sayd etmeğe cür’et edemezler, ammâ bir fersah aşağıda s …
Karye-i Umudum Sultân: Bir kûh-ı bülendin dâmeninde yüz hâneli ma‘mûr [u] âbâdân bâğ u bâğçesiz kend-i müzeyyendir. Bu kend nehr-i Furât'ın mahreci başında vâkı‘ olmuşdur. Mukaddemâ Erzurûm evsâfında tahrîr olunan Kur‘ân-ı Azîm ile sâbit "mâ-i Furât" bu karye-i Dumlu Sultân cebelinde bir gâr-ı azîmden tulû‘ eder. Âb-ı hayâtdan nişân verir bir âb-ı hayvândır kim gûyâ sûre-i Arapça bu nehr-i cân-perverin hakkında nâzil olmuşdur. Birer zirâ‘-ı melikî alabalıkları olur kim gûyâ her biri birer mâ’ide-i cennet-i me’vâdır. Cemî‘î vücûdları la‘l-ı Bedahşân ve zümürrüd-i İsvân ile müzeyyen, murassa‘-endâm mâhî-i cinânlardır. Ammâ bu mahalde Umudum Sultân medfûn olup ziyâretgâh-ı hâs [u] âm olmağıla bir kes cür’et edüp bu mâhîleri sayd etmeğe cür’et edemezler, ammâ bir fersah aşağıda sayyâdlar sayd edüp tenâvül etdiklerinde âdemin dimâğı abîr u anber râyihasından mu‘attar olur. Ne kadar tenâvül olunsa hara[r]et [u] sıkleti yokdur,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 323a ·
metinde göster ·
… n sağ kolunu düşürdü. Andan gayrı halk dahi bu puta kılıç üşürdü. Hudâ âlimdir,
bir kes
bir kesek pâresin kesmeğe kâdir olmadılar. Hattâ çok yiğitler birbirlerin imtih …
"Nedir bu cüzâm put tasvîrleri?" deyüp bir kerre at bırağup mezkûr tılsım-ı tuç sûrete bir kılıç eyle bir sâtûr-ı Alî Façatî urdu kim mânend-ı hıyâr ol sûretin sağ kolunu düşürdü. Andan gayrı halk dahi bu puta kılıç üşürdü. Hudâ âlimdir, bir kes bir kesek pâresin kesmeğe kâdir olmadılar. Hattâ çok yiğitler birbirlerin imtihân içün bu putlara kılıç urduklarında niçesinin kılıçları pâre pâre olurdu, ammâ Alî Ağa'nın kılıcı bir eski Alman idi. şast ber-kabza kılıç urdukda karış karış ve şerha şerha zahm ergürür idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 126a ·
metinde göster ·
… îf edüp her kademede yaykanan âdemlerin çerkâbları aşağı âdemlere dokunmayup ve
bir kes
bir kesi görmeyüp murâd [u] merâmları üzre herkes yaykanır. Hevâları ve mâları …
Ve dahi tâ kubbe berâberindeki nerdübânların pek ısıcağına tahammül edemezsen birkaç kademe aşağı enersin dahi sermâ istersen tâ aşağı kademede yaykanırsın, ammâ hukemâ-yı kudemâ bu hammâmları hikmet üzre te’lîf edüp her kademede yaykanan âdemlerin çerkâbları aşağı âdemlere dokunmayup ve bir kes bir kesi görmeyüp murâd [u] merâmları üzre herkes yaykanır. Hevâları ve mâları hûb hammâm-ı rûşinâlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 58a ·
metinde göster ·
… önündeki kaya üzre bir rasad îcâd edüp hâşâ geceyi gündüz ve gündüzü gece edüp
bir kes
rûz-ı rûşende kapusundan taşra çıksa katl ederdi. Gecedir, deyü herkes gündüz y …
Meşhed-i Hâkim Bi-emrillâh: Bu dahi Hulâgû asrında bâdiye-i Arab'da âlem-i sabâvetde bulunup Mısır'a firâr edüp Mısır'da Kal‘atü'l-kepş'de kırk bir sene halîfe nâmıyla mu‘ammer olup hayli sefâhetler edüp Kademü'n-Nebî önündeki kaya üzre bir rasad îcâd edüp hâşâ geceyi gündüz ve gündüzü gece edüp bir kes rûz-ı rûşende kapusundan taşra çıksa katl ederdi. Gecedir, deyü herkes gündüz yatırlardı, ahşam oldukda Q 258b cümle Mısır çerâgân olup gündüzdür, deyü herkes bey‘ [ü] şirâsına meşgûl olurdu. Kırk bir sene bu gûne evzâ‘ [u] etvârına Cenâb-ı Bârî imhâl edüp âhir bir kurâda hemşîresi kendüyi katl edüp Sitti Nefîse civârında defn etdiler, hâlâ anda âsûdedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y266a ·
metinde göster ·