Eğer bu bâğların meyve-i memdûhâtların tahrîr eylesek
bir kitâb-ı
felâhatnâme olur. Ancak bu bâğbânlar bâzâ[r]cılar ile bey‘ [ü] şirâ etmeğin bun …
Eğer bu bâğların meyve-i memdûhâtların tahrîr eylesek bir kitâb-ı felâhatnâme olur. Ancak bu bâğbânlar bâzâ[r]cılar ile bey‘ [ü] şirâ etmeğin bunlar dahi iki bin âdem müsellah olup meyvelerinin mevsiminde niçe bin tabla sun‘-ı Hudâ müsmirâtları başlarında götürüp sun‘-ı Hudâyı halka arz ederek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 180b ·
metinde göster ·
Kâfiye ve bir Kitâb-ı Şâfiye ve bir Monla Câmî ve bir Kudûrî ve bir Mültekâ ve …
Geşt ü güzâr etdiğin yerde iki yerden gayret kuşağın kemerine bend edüp kendüni dâima muhâfazada ol. Su uyur hizmetkâr u ağyâr u ayyâr düşmanları uyumaz. Kibâr-ı evliyâullah ziyâretleriyle meşgûl olup cümle ziyâretgâhları ve her diyârın menâzillerinde olan deşt [u] hâmûn ve kûh-ı bülend, ahcâr [u] eşcârâtları ve büleydelerin evsâfıyla tahrîr edüp âb [u] hevâsı ve ibret-nümâ âsârları ve kal‘aların fâtihi ve bânîsi ve dâiren-mâdâr cirmiyle tahrîr edüp Seyâhatnâme nâmıyla bir tomar te’lîf eyle. Âhirin ve âkıbetin hayr olup düşman şerrinden emîn olup Hak celle ve alâ mu‘în [u] zahîrin olup dünyada emn ü emân, âhir nefesde îmân müyesser edüp alem-i Resûlullah dibinde haşr olayız. Bu pendlerimi gûşına menkûş eyle" deyüp enseme bir sille-i pehlivânî urup kulağım burup "yürü âkıbetin hayr ola, el-Fâtiha" dedi. Hakîr sille sadmesinden seme olup gözüm açdım. Hânemiz içi pür-nûr olmuş. Hemân pederimin yine dest-i şerîfin bûs edüp hâmûş-bâş durdum. Derhâl anı gördüm, pederim bir heybe hurc içre bir Kitâb-ı Kâfiye ve bir Kitâb-ı Şâfiye ve bir Monla Câmî ve bir Kudûrî ve bir Mültekâ ve bir Kitâb-ı Kuhistânî ve bir Hidâye ve bir Gencîne-i Râz ve'l-hâsıl on iki kıt‘a kitâb-ı nefîs ihsân edüp iki yüz mümessek şerîfî altun harc-râh verüp "Yürü, ne cânibe gidersen sana destûrdur, ammâ diyâr-ı gurbetde sâhib-i tedârik olup merd ol ve ehl-i derde yâr ol" buyurup alnımdan bûs edüp Çihârşenbe Bâzârı'nda Abdülahad Efendi'ye götürüp anların hayr du‘âların aldık. Ve eş-Şeyh Mısrî Ömer Efendi'ye ve eş-Şeyh Gafûrî Efendi'ye ve eş-Şeyh Ehl-i Cennet Efendi'ye ve eş-Şeyh Bektâşî Hasan Efendi'ye ve'l-hâsıl on iki meşâyih-i ızâmın dest-i şerîflerin bûs edüp her biri "Yürü seyâhatin Hudâ mübârek ide" deyü himmet buyurdular. Bi-emri Hudâ hakîrin cân gözü açılup bu za‘îf kemtere bir gûne vecd hâsıl olup mesrûr 242a olurdum. Andan hâne-i bî-minnetimize gelüp ol hafta bin elli Rebî‘ulevvelinin gurresinde akrabâlarımızdan Kuloğlu Mehemmed Re’îs'in gemisiyle İzmid'e gitmeğe peder-i azîzin dest-i şerîfin bûs edüp Bismillah ile
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 241b–242a ·
metinde göster ·
… âş durdum. Derhâl anı gördüm, pederim bir heybe hurc içre bir Kitâb-ı Kâfiye ve
bir Kitâb-ı
Şâfiye ve bir Monla Câmî ve bir Kudûrî ve bir Mültekâ ve bir Kitâb-ı Kuhistânî …
Geşt ü güzâr etdiğin yerde iki yerden gayret kuşağın kemerine bend edüp kendüni dâima muhâfazada ol. Su uyur hizmetkâr u ağyâr u ayyâr düşmanları uyumaz. Kibâr-ı evliyâullah ziyâretleriyle meşgûl olup cümle ziyâretgâhları ve her diyârın menâzillerinde olan deşt [u] hâmûn ve kûh-ı bülend, ahcâr [u] eşcârâtları ve büleydelerin evsâfıyla tahrîr edüp âb [u] hevâsı ve ibret-nümâ âsârları ve kal‘aların fâtihi ve bânîsi ve dâiren-mâdâr cirmiyle tahrîr edüp Seyâhatnâme nâmıyla bir tomar te’lîf eyle. Âhirin ve âkıbetin hayr olup düşman şerrinden emîn olup Hak celle ve alâ mu‘în [u] zahîrin olup dünyada emn ü emân, âhir nefesde îmân müyesser edüp alem-i Resûlullah dibinde haşr olayız. Bu pendlerimi gûşına menkûş eyle" deyüp enseme bir sille-i pehlivânî urup kulağım burup "yürü âkıbetin hayr ola, el-Fâtiha" dedi. Hakîr sille sadmesinden seme olup gözüm açdım. Hânemiz içi pür-nûr olmuş. Hemân pederimin yine dest-i şerîfin bûs edüp hâmûş-bâş durdum. Derhâl anı gördüm, pederim bir heybe hurc içre bir Kitâb-ı Kâfiye ve bir Kitâb-ı Şâfiye ve bir Monla Câmî ve bir Kudûrî ve bir Mültekâ ve bir Kitâb-ı Kuhistânî ve bir Hidâye ve bir Gencîne-i Râz ve'l-hâsıl on iki kıt‘a kitâb-ı nefîs ihsân edüp iki yüz mümessek şerîfî altun harc-râh verüp "Yürü, ne cânibe gidersen sana destûrdur, ammâ diyâr-ı gurbetde sâhib-i tedârik olup merd ol ve ehl-i derde yâr ol" buyurup alnımdan bûs edüp Çihârşenbe Bâzârı'nda Abdülahad Efendi'ye götürüp anların hayr du‘âların aldık. Ve eş-Şeyh Mısrî Ömer Efendi'ye ve eş-Şeyh Gafûrî Efendi'ye ve eş-Şeyh Ehl-i Cennet Efendi'ye ve eş-Şeyh Bektâşî Hasan Efendi'ye ve'l-hâsıl on iki meşâyih-i ızâmın dest-i şerîflerin bûs edüp her biri "Yürü seyâhatin Hudâ mübârek ide" deyü himmet buyurdular. Bi-emri Hudâ hakîrin cân gözü açılup bu za‘îf kemtere bir gûne vecd hâsıl olup mesrûr 242a olurdum. Andan hâne-i bî-minnetimize gelüp ol hafta bin elli Rebî‘ulevvelinin gurresinde akrabâlarımızdan Kuloğlu Mehemmed Re’îs'in gemisiyle İzmid'e gitmeğe peder-i azîzin dest-i şerîfin bûs edüp Bismillah ile
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 241b–242a ·
metinde göster ·
… Kâfiye ve bir Kitâb-ı Şâfiye ve bir Monla Câmî ve bir Kudûrî ve bir Mültekâ ve
bir Kitâb-ı
Kuhistânî ve bir Hidâye ve bir Gencîne-i Râz ve'l-hâsıl on iki kıt‘a kitâb-ı ne …
Geşt ü güzâr etdiğin yerde iki yerden gayret kuşağın kemerine bend edüp kendüni dâima muhâfazada ol. Su uyur hizmetkâr u ağyâr u ayyâr düşmanları uyumaz. Kibâr-ı evliyâullah ziyâretleriyle meşgûl olup cümle ziyâretgâhları ve her diyârın menâzillerinde olan deşt [u] hâmûn ve kûh-ı bülend, ahcâr [u] eşcârâtları ve büleydelerin evsâfıyla tahrîr edüp âb [u] hevâsı ve ibret-nümâ âsârları ve kal‘aların fâtihi ve bânîsi ve dâiren-mâdâr cirmiyle tahrîr edüp Seyâhatnâme nâmıyla bir tomar te’lîf eyle. Âhirin ve âkıbetin hayr olup düşman şerrinden emîn olup Hak celle ve alâ mu‘în [u] zahîrin olup dünyada emn ü emân, âhir nefesde îmân müyesser edüp alem-i Resûlullah dibinde haşr olayız. Bu pendlerimi gûşına menkûş eyle" deyüp enseme bir sille-i pehlivânî urup kulağım burup "yürü âkıbetin hayr ola, el-Fâtiha" dedi. Hakîr sille sadmesinden seme olup gözüm açdım. Hânemiz içi pür-nûr olmuş. Hemân pederimin yine dest-i şerîfin bûs edüp hâmûş-bâş durdum. Derhâl anı gördüm, pederim bir heybe hurc içre bir Kitâb-ı Kâfiye ve bir Kitâb-ı Şâfiye ve bir Monla Câmî ve bir Kudûrî ve bir Mültekâ ve bir Kitâb-ı Kuhistânî ve bir Hidâye ve bir Gencîne-i Râz ve'l-hâsıl on iki kıt‘a kitâb-ı nefîs ihsân edüp iki yüz mümessek şerîfî altun harc-râh verüp "Yürü, ne cânibe gidersen sana destûrdur, ammâ diyâr-ı gurbetde sâhib-i tedârik olup merd ol ve ehl-i derde yâr ol" buyurup alnımdan bûs edüp Çihârşenbe Bâzârı'nda Abdülahad Efendi'ye götürüp anların hayr du‘âların aldık. Ve eş-Şeyh Mısrî Ömer Efendi'ye ve eş-Şeyh Gafûrî Efendi'ye ve eş-Şeyh Ehl-i Cennet Efendi'ye ve eş-Şeyh Bektâşî Hasan Efendi'ye ve'l-hâsıl on iki meşâyih-i ızâmın dest-i şerîflerin bûs edüp her biri "Yürü seyâhatin Hudâ mübârek ide" deyü himmet buyurdular. Bi-emri Hudâ hakîrin cân gözü açılup bu za‘îf kemtere bir gûne vecd hâsıl olup mesrûr 242a olurdum. Andan hâne-i bî-minnetimize gelüp ol hafta bin elli Rebî‘ulevvelinin gurresinde akrabâlarımızdan Kuloğlu Mehemmed Re’îs'in gemisiyle İzmid'e gitmeğe peder-i azîzin dest-i şerîfin bûs edüp Bismillah ile
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 241b–242a ·
metinde göster ·
… âlib Alîdir şâh-ı dîn / Dedi bana keşf olupdur bu yakîn / Cümlemiz suya yazalım
bir kitâb
/ Yazalım hem ismimiz şeyh ile şâb / Gönderelim bir kişi ashâbdan / İzzet ü ikr …
Zâhir oldu anda esra[r] u'l-guyûbSetr eder aybını Settaru'l-uyûbİbn Ebî Tâlib Alîdir şâh-ı dînDedi bana keşf olupdur bu yakînCümlemiz suya yazalım bir kitâbYazalım hem ismimiz şeyh ile şâbGönderelim bir kişi ashâbdanİzzet ü ikrâm ile ahbâbdanCümle Ashâba dahi söyledilerBize de mülhem olan bu dedilerYazdılar bir nâme Bi'smillâh ileMustafâ nâmı yazıldı evveleYazdılar pes Ahmed-i Muhtâr hakıVech-i pâkinde olan envâr hakıNâme vardıkda sana ey mâ’-i pâkİttibâ‘ yoluna eyle insilâk
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 17b ·
metinde göster ·
Zifâf giceleri def ve ravad ile çalınır ve makâm-ı revâhîde okunur bu gûne niçe eş‘âr-ı mahsûsaları ve niçe güftâr-ı markûsları cümle muntazam kelâm-ı Timânîyândır. Hakîr dehanların güftârına göre terceme-i ebyâtların manzûm etdik. Eğer bu diyâr halkıyla ihtilât edüp ahvâllerine vâkıf olduğumuz mertebe tahrîr eylesek "Tercümânnâme" nâm bir kitâb olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 40b ·
metinde göster ·
… kuvvet-i basar vermiş kim gûyâ çeşmi şeb-çerâğ imiş. Hatta bir Kelâm-ı izzet ve
bir kitâb-ı
Gülistân ve bir kitâb-ı Bustân'ı oyma etmiş kim hakkâ ki sihr-i i‘câz mertebesi …
Ve hatt-ı ta‘lîkde vâzı‘u'l-asl Emîr Alî Tebrîzî ve İmâdu'l-Hüseynî ve Muhammed Rızâ et-Tebrîzî ve Kutbeddîn Muhammed ve Kutbeddîn-i Yezdî ve Şâh Mahmûd ve Hasan Şâmlu ve Muizzeddîn Muhammed el-Hüseynî ve Ahmed el-Hasanî min telâmîzi İmâdu'l-Hüseynî ve hatt-ı Şeref Hân min ecdâd-ı hân-ı âlîşân-ı münhezim Abdâl Hân ve hatt-ı Şâh-ı şâhân ve hatt-ı Büreyde-i Fahrî el-Bursevî, bu Fahrî'nin dahi oymalı hatları bu günde ne görülmüşdür ve ne görülecekdir kim Cenâb-ı Rabbü'l-izzet buna bir kuvvet-i basar vermiş kim gûyâ çeşmi şeb-çerâğ imiş. Hatta bir Kelâm-ı izzet ve bir kitâb-ı Gülistân ve bir kitâb-ı Bustân'ı oyma etmiş kim hakkâ ki sihr-i i‘câz mertebesi idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 275b ·
metinde göster ·
… m gûyâ çeşmi şeb-çerâğ imiş. Hatta bir Kelâm-ı izzet ve bir kitâb-ı Gülistân ve
bir kitâb-ı
Bustân'ı oyma etmiş kim hakkâ ki sihr-i i‘câz mertebesi idi.
Ve hatt-ı ta‘lîkde vâzı‘u'l-asl Emîr Alî Tebrîzî ve İmâdu'l-Hüseynî ve Muhammed Rızâ et-Tebrîzî ve Kutbeddîn Muhammed ve Kutbeddîn-i Yezdî ve Şâh Mahmûd ve Hasan Şâmlu ve Muizzeddîn Muhammed el-Hüseynî ve Ahmed el-Hasanî min telâmîzi İmâdu'l-Hüseynî ve hatt-ı Şeref Hân min ecdâd-ı hân-ı âlîşân-ı münhezim Abdâl Hân ve hatt-ı Şâh-ı şâhân ve hatt-ı Büreyde-i Fahrî el-Bursevî, bu Fahrî'nin dahi oymalı hatları bu günde ne görülmüşdür ve ne görülecekdir kim Cenâb-ı Rabbü'l-izzet buna bir kuvvet-i basar vermiş kim gûyâ çeşmi şeb-çerâğ imiş. Hatta bir Kelâm-ı izzet ve bir kitâb-ı Gülistân ve bir kitâb-ı Bustân'ı oyma etmiş kim hakkâ ki sihr-i i‘câz mertebesi idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 275b ·
metinde göster ·
… "Sultânım, bu Bitlîs şehrine biz ne kılıç urduk, bilirsin? Ve Mekr-i zenân nâm
bir kitâb
vardır, anı kırâ’at etmişsin? Biz bu ta‘âmdan şîr-i hurmâ ve katr-ı nebât-ı Ham …
Hemân Van Defterdârı Paşa'ya ârifâne eydür: "Sultânım, bu Bitlîs şehrine biz ne kılıç urduk, bilirsin? Ve Mekr-i zenân nâm bir kitâb vardır, anı kırâ’at etmişsin? Biz bu ta‘âmdan şîr-i hurmâ ve katr-ı nebât-ı Hamevî dahi olsa yemenmiz" deyü gerüye çekildi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 278b ·
metinde göster ·
… e verirem ve sana câriyeler verüp evlendir ve barhlandıram" deyü bir şâhnâme ve
bir Kitâb-ı
Gülistân ve yüz guruş-ı İşpanyan verüp bir kat libâs verdi.
"İşte sene bir nânpâre-i boyahâne. Beher yevm dörder guruş olur ve ben sana Muş'da ze‘âmet de verirem ve sana câriyeler verüp evlendir ve barhlandıram" deyü bir şâhnâme ve bir Kitâb-ı Gülistân ve yüz guruş-ı İşpanyan verüp bir kat libâs verdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 9a ·
metinde göster ·
şeyh Takî hazretleri buyururlar kim, "Ey imdi bu kimesne leb-i deryâda sâkin olup böyle bir kitâb-ı ibret-nümâ te’lîf 96b etmeğe kâdir ola. Ol kimesne müddet-i medîd ömr-i girân mâyesinde cidden balık eti ve zî-rûh kısmı hayvânât eti yemeyüp çârsû-yı bâzârda gezmemişdir, zîrâ balık eti ve sâ’ir hayvânât eti kalbi karardup aklı hafîf eder" buyurduklarında, hemân,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 96a–96b ·
metinde göster ·
… p çârsû-yı bâzâra varmayup dâ’imâ riyâzât-ı perhîz-i mücâhede ile geçinüp böyle
bir kitâb
te’lîf etmişdir" derler.
Mehemmed Efendi halîfeleri derler kim, "Belî sultânım, şeyhimiz ömr-i nâzenîninde balık eti ve gayrı zî-rûh kısmı yemeyüp çârsû-yı bâzâra varmayup dâ’imâ riyâzât-ı perhîz-i mücâhede ile geçinüp böyle bir kitâb te’lîf etmişdir" derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 96b ·
metinde göster ·
… i Muhyiddîni'l-Arabî'nin Füsûs kitâbından niçe rumûz [u] künûzât tahrîr olunmuş
bir Kitâb-ı
Envârü'l-âşıkîn'dir kim hakkâ âşıkân-ı sâdıkan-ı erbâb-ı ma‘ârifin nûr-ı bînâsı …
Ziyâretgâh-ı eş-şeyh Ahmed Bîcân ibn Kâtib Selâhaddîn: Bu Ahmed Bîcân hazretleri Muhammediyye kitâbı sâhibi Mehemmed Efendi'nin li-ebin ve ümmin birâder-i kihteridir kim Kitâb-ı Envârü'l-âşıkîn nâm kitâb-ı mu‘teberenin mü’ellifidir kim ilm-i ledünden dem urup Kitâb-ı Cifr-i Câmi‘'den ve ilm-i Hazret-i Alî'den ve cifr-i Muhyiddîni'l-Arabî'nin Füsûs kitâbından niçe rumûz [u] künûzât tahrîr olunmuş bir Kitâb-ı Envârü'l-âşıkîn'dir kim hakkâ âşıkân-ı sâdıkan-ı erbâb-ı ma‘ârifin nûr-ı bînâsı bir kitâb-ı nâdirdir. Bu Ahmed Bîcân hazretleri dahi birâder-i cân-berâber-i mihteri olan Mehemmed Efendi'nin kabr-i münevveri cenbinde medfûnlardır, kuddise sırruhu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 96b ·
metinde göster ·
… Envârü'l-âşıkîn'dir kim hakkâ âşıkân-ı sâdıkan-ı erbâb-ı ma‘ârifin nûr-ı bînâsı
bir kitâb-ı
nâdirdir. Bu Ahmed Bîcân hazretleri dahi birâder-i cân-berâber-i mihteri olan M …
Ziyâretgâh-ı eş-şeyh Ahmed Bîcân ibn Kâtib Selâhaddîn: Bu Ahmed Bîcân hazretleri Muhammediyye kitâbı sâhibi Mehemmed Efendi'nin li-ebin ve ümmin birâder-i kihteridir kim Kitâb-ı Envârü'l-âşıkîn nâm kitâb-ı mu‘teberenin mü’ellifidir kim ilm-i ledünden dem urup Kitâb-ı Cifr-i Câmi‘'den ve ilm-i Hazret-i Alî'den ve cifr-i Muhyiddîni'l-Arabî'nin Füsûs kitâbından niçe rumûz [u] künûzât tahrîr olunmuş bir Kitâb-ı Envârü'l-âşıkîn'dir kim hakkâ âşıkân-ı sâdıkan-ı erbâb-ı ma‘ârifin nûr-ı bînâsı bir kitâb-ı nâdirdir. Bu Ahmed Bîcân hazretleri dahi birâder-i cân-berâber-i mihteri olan Mehemmed Efendi'nin kabr-i münevveri cenbinde medfûnlardır, kuddise sırruhu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 96b ·
metinde göster ·
Ve Siğer-i Veysî dahi bir siğerdir kim hakkâ ki Hazret-i Risâlet-penâhı ve cümle Hulefâ’ü'r-Râşidîn ve Muhâcirîn [ü] Ensârîleri ve cümle Erbâb-ı Suffeleri eyle ta‘rîf ü tavsîf eylemişdir kim hakkâ ki Hâhânî bile eyle bir hilye ve siğer edememişdir. Bir müdevven-i azîm siğerdir, ammâ Kamûs-ı Ahter'i ve Sıhâha muhtâc hummûs-ı Nahşivânî bir kitâb-ı mu‘teberdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 172a ·
metinde göster ·
te’lîf etse cemî‘i papaslar ol tevârîhi ve kitâbı tetebbu‘ edüp bir habt-ı kelâ …
Ve cümle tevârîhleri cemî‘i milel içre mu‘temedün aleyhdir, aslâ hilâf yazmazlar. Hattâ bir müverrihi bir kitâb te’lîf etse cemî‘i papaslar ol tevârîhi ve kitâbı tetebbu‘ edüp bir habt-ı kelâmı yok ise ve ifrât u tefrîti yok ise cümle papasların re’yiyle ve on iki banın mühriyle imzâ olunup ba‘dehu basma kitâb olmak fermân olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 151a ·
metinde göster ·
… bâğçesi vardır kim eğer bunu dahi başka ta‘rîf ü tavsîf etsek felâhatnâme-misâl
bir kitâb
olur. Ancak ma‘mûr ve müzeyyenliği şundan ma‘lûm ola kim üç bin bâğbân keferesi …
Ve kral-ı dâllın bu varoşda bir vâcibü's-seyr bâğçesi vardır kim eğer bunu dahi başka ta‘rîf ü tavsîf etsek felâhatnâme-misâl bir kitâb olur. Ancak ma‘mûr ve müzeyyenliği şundan ma‘lûm ola kim üç bin bâğbân keferesi ve yetmiş yedi bin ma‘dûd şeceresi ve yetmiş yerde her biri bir kral âsârları kasr-ı âlîleri var kim gören âdem vâlih ü hayrân olup cemî‘i nahlistân-ı gül-i gülistânın sâyesinden zemîne âfitâb-ı âlemtâbın şu‘lesi te’sîr etmez, gûyâ bir çârbâğ-ı hıyâbân-ı Acem'dir. Ve her â‘yân-ı kefere bâğlarının etrâfı kal‘a dîvârı gibi sûr çekilmiş bâğçeleri var kim her biri birer gûne tarh olunmuşdur. Ve cümle câme-şûy, ya‘nî esbâb yaykayıcı kefereler bu varoşda olurlar. Başka beş yüz hâneli mahalle-i ma‘mûredir. Şehr-i Beç içinde aslâ bir evde esbâb yaykanup çerkâb dökülmez. Cümle keferelerin esbâbları bunda gasl olur üstâd gassâllar vardır ve mahbûbe gassâl kızları meşhûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 57a ·
metinde göster ·
… lerinde niçe kerre yüz bin mücelled kitâblarının başka hüddâm papasları vardır.
Bir kitâbhâne-i
azîmdir kim vâcibü's-seyrdir.
Ve İncîl ve Tevrât ve Zebûr ve Furkân olan dollâbların dîvârları içi cümle amber-i hâm ile sıvalı hücrelerdir kim cemî‘i dünyâda her ne kadar elsine-i muhtelife kavm var ise anların lisânları üzre cemî‘i musannifîn ü mü’ellifînin kitâb-ı mu‘teberelerinde niçe kerre yüz bin mücelled kitâblarının başka hüddâm papasları vardır. Bir kitâbhâne-i azîmdir kim vâcibü's-seyrdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 59b ·
metinde göster ·
Ve eğer bu şehrin evsâfın gördüğümüz gibi tahrîr eylesek
bir kitâb-ı
mücelled olur ve tahrîri de mümkin değildir. Hemân Hudâ-yı Lemyezel düşman şerr …
Ve eğer bu şehrin evsâfın gördüğümüz gibi tahrîr eylesek bir kitâb-ı mücelled olur ve tahrîri de mümkin değildir. Hemân Hudâ-yı Lemyezel düşman şerrinden bu şehri emîn ede, zîrâ bu şehre bir gayri yat ayak bassa vîrân olur. Hemân suhûletle Hudâ-yı Bîçûn dest-i İslâma müyesser ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 64a ·
metinde göster ·
cıfırda "Yâ bilâde's-Sol‘ât ahzir an sığârı'l-uyûn min nefsih[küm]" buyurmuşlar …
Ammâ müverrihân-ı Arab ve kitâb-ı Füsûs sâhibi Hazret-i Muhyiddînü'l-Arabî bu cezîre-i Kırım'a ve vilâyet-i Kazak-ı âk'a bilâd-ı Sol‘ât derler. Ve Cıfr-ı Câmi‘de ve niçe kelâm-ı Alî'de Tataristân'a bilâd-ı Sol‘ât derler. Hattâ bir kitâb-ı cıfırda "Yâ bilâde's-Sol‘ât ahzir an sığârı'l-uyûn min nefsih[küm]" buyurmuşlardır, ya‘nî "Yâ Kırım halkı sizin nefsinizden olan küçük gözlü kavimden hazer edin, ya‘nî Kalmık kavminden pek korkun" deyü Kırım halkına kavm-i Sol‘ât derler. Ammâ çünki Tataristân'a bilâd-ı Sol‘ât dedikden sonra vilâyet-i Hind ü Sind ve Keşmir ve Gûlkend-i Dekend ve Çîn [ü] Mâçîn ve Hıtâ ve Hoten ve Fağfûr [ve] Özbek ve Belh u Buhârâ ve vilâyet-i Acem ve Horâsân ve vilâyet-i Kozak ve vilâyet-i Türkistân [ve] vilâyet-i Mâhân kavm-i Moğol ve kavm-i Boğol ve kavm-i Kaytak [ve] kavm-i Dağıstan ve kavm-i Noğay ve kavm-i Kalmah ve kavm-i Heşdek ve kavm-i Maskov ve kavm-i Leh ve kavm-i Lipka müslimi ve kavm-i Macar ve kavm-i Kırım cümle yetmiş yedi akvâm-ı gûnâ-gûn bunlar cümle Tatardır kim kavm-i Sol‘âtdır. Hattâ İsfaç kralının taht-ı hükûmetinde Maskov'un Heşdek Tatarı gibi İsfaç'ın dahi on iki kerre yüz bin göçer evli Tatarı var. Hattâ Âl-i Osmân ve cümle kavm-i Türkmân dahi kavm-i Tatar'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 107a ·
metinde göster ·
te’lîf edüp bir hüsn-i hatt-ı ta‘lîk ile tahrîr ederdi kim asrımızda değme fuza …
Ve Sultân Nûreddîn eş-şehîd asrından berü millet-i Mesîhiyye'den kavm-i Ya‘kûbî Hedâye nâmıyla müsemmâ bir hekîmbaşısı var, gûyâ Eflâtûn veya Bokrât veya Câlinûs ve Sokrât'dır, Q 104a cemî‘-i ulûm-ı şettâya mâlikdir. Ve gâyet hüsn-i hattı var. Hattâ sene 1058 târîhinde şâm'a vardığımız esnâda Devâ-yı Rûh nâmıyla ilm-i tıbba müte‘allik bir kitâb te’lîf edüp bir hüsn-i hatt-ı ta‘lîk ile tahrîr ederdi kim asrımızda değme fuzalâ te’lîfine kâdir olmayup hattâtlar terkîmine kâdir değillerdi. İbtidâ hutbe-i kitâbında zât-ı sıfât-ı Rabbü'l-âlemîn'in Y 246a vahdâniyyetinden ve kevn [ü] mekânın lâfz-ı kün ile hilkatinden bed’ edüp kavâ‘id-i musannifîn üzre âlimâne bir kitâb etmişdir kim hakkâ ki devâ-yı rûh-ı pür-futûh deseler sezâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y245b–Y246a ·
metinde göster ·
etmişdir kim hakkâ ki devâ-yı rûh-ı pür-futûh deseler sezâdır.
Ve Sultân Nûreddîn eş-şehîd asrından berü millet-i Mesîhiyye'den kavm-i Ya‘kûbî Hedâye nâmıyla müsemmâ bir hekîmbaşısı var, gûyâ Eflâtûn veya Bokrât veya Câlinûs ve Sokrât'dır, Q 104a cemî‘-i ulûm-ı şettâya mâlikdir. Ve gâyet hüsn-i hattı var. Hattâ sene 1058 târîhinde şâm'a vardığımız esnâda Devâ-yı Rûh nâmıyla ilm-i tıbba müte‘allik bir kitâb te’lîf edüp bir hüsn-i hatt-ı ta‘lîk ile tahrîr ederdi kim asrımızda değme fuzalâ te’lîfine kâdir olmayup hattâtlar terkîmine kâdir değillerdi. İbtidâ hutbe-i kitâbında zât-ı sıfât-ı Rabbü'l-âlemîn'in Y 246a vahdâniyyetinden ve kevn [ü] mekânın lâfz-ı kün ile hilkatinden bed’ edüp kavâ‘id-i musannifîn üzre âlimâne bir kitâb etmişdir kim hakkâ ki devâ-yı rûh-ı pür-futûh deseler sezâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y245b–Y246a ·
metinde göster ·
… âda bir mâvî kâğıdlı levha üzre bu ebyâtları celî ta‘lîk hattile tahrîr olunmuş
bir kitâbedir
. Kıt‘a:
Ve Bâb-ı Rahme ve Bâb-ı şifâ ve Bâb-ı Cebrâ’îl bu câmi‘in cümle dörd kapusu serâpâ musanna‘ pirinç kehrübâ-vâr musaykal ve mücellâ bâblardır. Ammâ Bâb-ı Selâm'dan içeriye girdikde kapunun içeri sol tarafı köşesinde bir âdem kaddi bâlâda bir mâvî kâğıdlı levha üzre bu ebyâtları celî ta‘lîk hattile tahrîr olunmuş bir kitâbedir. Kıt‘a:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y282b ·
metinde göster ·
… übîndir. Ve seyyâhân-ı âlem içinde meşhûr-ı âfâk bir müzehheb varrâk hattır. Ve
bir kitâbe
içinde dahi bu târîh:
Andan yine harem kubbeleri altından otuz adım şimâle gidüp Bâb-ı Hazret-i Abbâs şarka nâzır yanyana üç muasanna‘ bâb-ı murassa‘dır. Ve sekiz kademe nerdübân ile hareme enilir. Ve tâk revâkı üzre kapunun iç yüzünden Bâb-ı Şeybe'yi geçüp tâ Bâb-ı Bağle varınca bu üç kapu mâbeyni seksen adım tûlu ve tarz-ı Karahisârî müzehheb celî hatt ile bir Arabî kasîde tahrîr olmuşdur kim gûyâ nûr-ı mübîndir. Ve seyyâhân-ı âlem içinde meşhûr-ı âfâk bir müzehheb varrâk hattır. Ve bir kitâbe içinde dahi bu târîh:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y336a ·
metinde göster ·
… hi [[(---) (---) (---)]] hâlisdendir. Bu kapu dahi pederimiz merhûmun amelidir.
Bir kitâbe
P 142b içinde ketebelerin müşâhede eyledim. si tahrîr olunmuşdur.
Ve Bâb-ı Şerîf'in kanatları dahi [[(---) (---) (---)]] hâlisdendir. Bu kapu dahi pederimiz merhûmun amelidir. Bir kitâbe P 142b içinde ketebelerin müşâhede eyledim. si tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y342b ·
metinde göster ·
… cihân-nümâ uzlethânemiz var idi. Revzenimizin altında bir azîm hâlîçe cirminde
bir kitâbe
var idi. Ol kitâbenin ortasında üstâd-ı kadîm iki âdem kaddi mikdârı bir kuş ta …
Evvelâ Mısır'ın kal‘ası eflâke ser çekmiş bir bülend kal‘adır. Anın Züğürdler yaylası nâmında bir âlî yer vardır, Azebler kapusuna nâzır bir kulle-i bâlâdır. Hakîr yedi sene ol kulle üzre sâkin idim. Bir cihân-nümâ uzlethânemiz var idi. Revzenimizin altında bir azîm hâlîçe cirminde bir kitâbe var idi. Ol kitâbenin ortasında üstâd-ı kadîm iki âdem kaddi mikdârı bir kuş tasvîri var, iki kanatlı ve iki ayağ üzre kanatların açmış ve iki başı var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y79b ·
metinde göster ·
içre celî ta‘lîk hat ile müzehheb ve lâcüverd ile üstâd-ı kâmil bir âsâr etmiş …
Ve bu hattın fevkında bir kitâbe içre celî ta‘lîk hat ile müzehheb ve lâcüverd ile üstâd-ı kâmil bir âsâr etmiş kim bu kadar mürûr-ı eyyâm ile şiddet-i hârdan ve matardan zerre kadar rahnedâr olmayup bir âb-ı hayât hatt-ı latîfdir. Tastîr olunan târîh budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y112a ·
metinde göster ·
… Bedevî'de ibret-nümâ ma‘rifetler gösterdi. Her temâşâ etdiğimiz tahrîr eylesek
bir kitâb-ı
kübrâ olur.
Kalın ipleri urkanlar görünmesi simyâdır. Ammâ yetmiş dörd târîhinde Uyvar kal‘ası fethinden sonra Alman diyârında (---) şehrinde yine böyle ber-havâ top ile bir pehlivân ma‘rifet göstermişdir kim hakkâ ki pehlivân-ı cihân idi, mufassal tahrîr olunmuşdur. Ammâ bu pehlivân dahi meydân-ı Bedevî'de ibret-nümâ ma‘rifetler gösterdi. Her temâşâ etdiğimiz tahrîr eylesek bir kitâb-ı kübrâ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y292b ·
metinde göster ·