… r'ın Gavrî dîvânhânesinde durur. Bu hakîr dahi bu tuğra-yı Murâd Hân'ın zîrinde
bir levha
üzre ism-i çâr-yârı Karahisârî tarzı üzre tuğra-yı garrâ-misâl tahrîr edüp bir …
Ve hüsn-i hatda ferîdü'd-dehr olduğundan beş zirâ‘ tûlu ve arzı hatâyî kâğız üzre bir levhalı tuğra-yı garrâ tahrîr etmişdir kim selef hattâtları etmeyüp bu dahi levha-i azîm üzre müzehheb ve lâciverdî ile hâlâ Mısır'ın Gavrî dîvânhânesinde durur. Bu hakîr dahi bu tuğra-yı Murâd Hân'ın zîrinde bir levha üzre ism-i çâr-yârı Karahisârî tarzı üzre tuğra-yı garrâ-misâl tahrîr edüp bir Fâtiha ricâ eyledik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 72a ·
metinde göster ·
… birer sened ile şinâverlik edüp kimi gark-ı deryâ, kimi mellâh-ı bî-pervâ kimi
bir levha
pâresi üzre rehâ bulup çârsû-yı cân bâzârında bî-zer ü pürzâr-ı bâzâr etmede. B …
âyetiyle kelime-i şehâdete meşgûl oldum, anı gördüm bir kaç kefereler geminin sandalını ipinden çeküp sandala atılınca sâ’ir keştîbânlar dahi geminin öte tarafından deryâya kendülerin birer tahta pâreleri ve gayrı eşyâlar ile deryâya döküldüler. Hemân hakîr dahi yedi cân refîklerimizle dal-kılıç olup sandala atladığımız gibi sandal içre olan kefereler sandalın ipin kesüp iki kefere bizim üzerimize dal-bıçak olup Ayntâblı Şerîf Ramazân Çelebi'yi memesi üstünden urunca hemân yedi kişi dal-kılıç olup sandal içre el kaldıran sekiz kâfire kılıç urup dördün katl edüp dördü havfinden kendülerin deryâya atdılar. Sandal ancak bizim refîklerimiz yedi kişiye münhasır olup sandal içre olan bâr-ı sakîlleri deryâya atup sandal sehl hiffet bulup temevvüc-i deryâda giderken ânî gördük; büyük gemi başdan kıça varınca iki pâre olup üç yüz elli nefer yolcu ve tüccâr ve dörd yüz mikdârı memâlik keştîbân ehl-i tüccâr sadâ-yı Allah rehâ buldurup cümlesi rûy-ı deryâda her biri birer sened ile şinâverlik edüp kimi gark-ı deryâ, kimi mellâh-ı bî-pervâ kimi bir levha pâresi üzre rehâ bulup çârsû-yı cân bâzârında bî-zer ü pürzâr-ı bâzâr etmede. Ba‘zısı cân u başı ile şinâverlik ederek bizim sandalımız üzre gelirken Kıssahân Emîr Çelebi gelüp anı kolundan yapışup sandala alınca dahi gayrılar birer takrîb ile bizim sandala geliyorlar, anı bildik kim bizim sandal dahi kesret-i âdemden gark olması mukarrerdir. Hemân yedi kişi dal-kılıç olup gelen âdemlere kılıç havâle edüp pârelenen gemiden sehl alarka olup gemiden nâm [u] nişâ[n] ve benî Âdemden bir cân nümâyân olmaz oldu. Cân başımıza düşüp kâh evc-i âsumâna [urûc u] kâh ka‘r-ı amîka nüzûl edüp sandal içinden kavuklarımızla su dökmeden ve şiddet-i şitâdan bî-tâb ve bî-mecâl kaldık. Ânî gördük Menkub Kadısı Alî Efendi, deniz mâliki gibi gavvâslık ederek bizim sandalımıza yakın gelüp gûyâ Cenâb-ı Bârî yârı kılup kudret eliyle Alî Efendi'yi bizim sandala koyup on kişi olduk. Yine Yâsin-i şerîf tilâvet ederek deryâya su dökerek gideriz ammâ cümlemiz hayât emniyyesinden me‘yûs olmuşuz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 265a ·
metinde göster ·
… â yanımız sıra yigirmi zirâ‘ kaddi bir çam tahtası kovuşluk içün bir arşın enli
bir levha
bizim sandala musallat olup dokunur, kâh alarka olur ne çâre emr Hudânın deyüp …
Bu hâl üzre bir gün bir gice sandal ile deryâda gezüp berk-i hazân gibi dir ditreriz âc u zâc ve giryân [u] nâlân uryân Kadı Alî Efendi ve Kıssahân Emîr Çelebi zâtü'l-cenb marazları dutup merhûm olunca emr-i Hudâ deyüp na‘şların deryâya ilkâ edüp yine 265b sandal içre kel-evvel sekiz âdem kaldık. Ammâ yanımız sıra yigirmi zirâ‘ kaddi bir çam tahtası kovuşluk içün bir arşın enli bir levha bizim sandala musallat olup dokunur, kâh alarka olur ne çâre emr Hudânın deyüp su dökmeden ve sovukdan bî-zâr olup mebhût ve mütehayyir kaldık. Emr-i ilâhî. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 265a–265b ·
metinde göster ·
… şehrin a‘yân [u] eşrâfları medfûndur. Bu dîvârdan bu mahallin handakı görünmez.
Bir levha
kapulu mezâristândır.
Ve bir küçük fukarâ savma‘ası vardır. Havlısında Hızır Baba medfûndur. Bu tekyecik sırasında tâ şimâle deryâ kenârına varınca handak kenârından alarka bir alçak taş dîvâr çekilmişdir. İçerisi serâpâ şehrin a‘yân [u] eşrâfları medfûndur. Bu dîvârdan bu mahallin handakı görünmez. Bir levha kapulu mezâristândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y57a ·
metinde göster ·
… üzre birer hüsn-i hat âsârları var. Hamd-i Hudâ Hakîr Evliyâ-i bî-riyânın dahi
bir levha
üzre celî hat ile:
Ve yine bu câmi‘ içre şeyhü'l-haremler kasrı önünde Erbâb-ı Soffalar soffası dahi başka bir ibâdetgâhdır ki şebeke-i Resûlullâh içinde Hazret-i Fâtımatü'z-Zehrâ'ya nâzır bir soffadır. Bu tarafdaki demir şebekeler üzre niçe bin erbâb-ı ma‘ârifin levha üzre birer hüsn-i hat âsârları var. Hamd-i Hudâ Hakîr Evliyâ-i bî-riyânın dahi bir levha üzre celî hat ile:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y283a ·
metinde göster ·
… cek soffası üstünde iki âdem kaddi bâlâda fâtih-i Bağdâd Sultân Murâd-ı Râbi‘in
bir levha
üzre müzehheb celî hat ile tuğra-yı garrâsı vardır kim mübârek dest hatlarıdır.
Ve bu döşemelerin nihâyetinde Sultân Selîm makâmının sol tarafında Mısır vezîri cülûs edecek soffası üstünde iki âdem kaddi bâlâda fâtih-i Bağdâd Sultân Murâd-ı Râbi‘in bir levha üzre müzehheb celî hat ile tuğra-yı garrâsı vardır kim mübârek dest hatlarıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y83a ·
metinde göster ·
… aşa vâlî-i Mısır iken ta‘mîr ü termîm etdüğine minberin sağ tarafında bir kulac
bir levha
üzre celî hat ile kırk elli beyt tahrîr olunmuşdur. Mısra‘, târîhi budur:
Ve bu câmi‘i Bayram Paşa vâlî-i Mısır iken ta‘mîr ü termîm etdüğine minberin sağ tarafında bir kulac bir levha üzre celî hat ile kırk elli beyt tahrîr olunmuşdur. Mısra‘, târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y89b ·
metinde göster ·
dollâb içre hazret-i (---) Ahmed kadem-i şerîfi vardır, ol dahi iki kademdir. D …
Ve bu resm-i pây-i Resûl'ün mukâbelesinde yine bir levha dollâb içre hazret-i (---) Ahmed kadem-i şerîfi vardır, ol dahi iki kademdir. Dollâbının içi kâfûr müşk amber-i hâm ile memlûdur. Ve bu kubbede dîvâra gerilmiş bir seccâde vardır. Üstâd-ı kâmil anda ebyât [u] eş‘ârlar dokumuşlar kim her gören kerâmetdir derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y137b ·
metinde göster ·
… r hatları der-i dîvârı tezyîn etmişdir. Hattâ hakîr dahi küstâhâne celî hat ile
bir levha
üzre âye[t]: Arapça âyetin tahrîr edüp mihrâb cânibine vaz‘ etdik.
Ve her üstâd hattât-ı hoş-nüvîsin birer yâdigâr hatları der-i dîvârı tezyîn etmişdir. Hattâ hakîr dahi küstâhâne celî hat ile bir levha üzre âye[t]: Arapça âyetin tahrîr edüp mihrâb cânibine vaz‘ etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y285b ·
metinde göster ·
üzre celî hatt ile sûre-i Fetehnâ'dan birkaç âyet tahrîr olunmuşdur. Netîce-i m …
Ve mihrâbın sol cânibinde çâr-gûşe bir levha üzre celî hatt ile sûre-i Fetehnâ'dan birkaç âyet tahrîr olunmuşdur. Netîce-i merâm du‘â müstecâb olacak ibâdetgâh-ı kadîmdir. Ve bu câmi‘den sonra şehir içinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y297a ·
metinde göster ·
… Mûsâ bin İmrân bu şehirde rahm-i mâderden müştak olup Fir‘avn havfından Mûsâ'yı
bir levha
üzre bağlayup Nîl'e bırağırlar.
Nîl'e karîb yüz evli, bir câmi‘li beleddir. Ahâlîsi gâyet musallî Şafi‘î-mezheb kavmdirler. Bu zamân-ı kadîmde eyle şehr-i mu‘azzam imiş kim bir günde âsâr-ı binâların ve acîb ü garîb ibret-nümâ kubâb ve kâ‘a ve sarâyların ubûr edemedik. Gâyetü'l-gâye sevâd-ı mu‘azzam şehr imiş. Hattâ niçe mu‘temed müverrihler eyle tahrîr etmişler kim Hazret-i Mûsâ bin İmrân bu şehirde rahm-i mâderden müştak olup Fir‘avn havfından Mûsâ'yı bir levha üzre bağlayup Nîl'e bırağırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y445a ·
metinde göster ·