… n ederek yetmiş pâre kayıkları kal‘adan top menzili bâ‘id Hopan tarafı cânibine
bir liman
şekilli yerde kayd-bend edüp cümle küffâr derûn-ı kal‘adan mahsûr olup kayıklar …
Nehr-i Çoruğ kenarıyla ertesi gün ale's-sabâh Karadeniz sâhilinde kal‘a-i Gönye dibine varup anı gördük, cümle küffâr-ı bed-girdâr [u] murdâr Kazak-ı Ak, derûn-ı kal‘ada mâl-â-mâl olup hâç-peyker ile kal‘anın burc [u] bârûların zeyn edüp asâkir-i İslâm'ı gördüklerinde derûn-ı kal‘adan küffâr "Yâ jûj, yâ jûj" sadâsına rehâ buldurdu. Ve derûn-ı kal‘ada bî-bâk u bî-pervâ mütavattın olup yetmiş pâre şayka kayıkların zeyl-i kal‘aya bend edüp dururlar. Derûn-ı kal‘ada olan küffâr-ı dûzah-karârın çoğu mest [u] medhûş iken beri tarafda Seydî Ahmed Paşa yüz elli kadar iç ağalarıyla ve sâ’ir Tortum gâzîleri ve yolda imdâda gelen Mikrilistân ve Gürcîstân piyâdeleriyle bir ağızdan "Allah Allah!" deyüp der-ceng-i evvel göz karardup sâhil-i nehrde yatan gemilerine girüp der-ân amân vermeyüp gemilerin iplerin kesüp cereyân ederek yetmiş pâre kayıklar ile Karadeniz'e çıkup kayıklar içre beşer onar mikdârı mest [ü] medhûş kayık dîdebânlarının kimini dendân-ı tîğdan geçirüp kimini pây-beste ve dil-hâste esîr edüp anlara kürek çekdirerek cümle guzât şâdmân ederek yetmiş pâre kayıkları kal‘adan top menzili bâ‘id Hopan tarafı cânibine bir liman şekilli yerde kayd-bend edüp cümle küffâr derûn-ı kal‘adan mahsûr olup kayıklarıyla halas olmadan me’yûs olup yaralanmış hınzır gibi kudurup âteş-feşânlığa başladılar. Beri tarafda guzât-ı müslimîn gitdikçe çoğalup kal‘aya yürüyüş etmeğe mühimmâtlar görülüp küffârdan alınan şaykaların direk ve küreklerinden derhâl nerdübânlar edüp ve Mikrilistân'dan Laz meneksileleriyle gelen Mikril kayıklarının direklerin çıkarup nerdübânlar ve kayıkların karaya çıkarup siper gibi kal‘a altına çekerek kal‘anın cânib-i şarkîsinde ve cenûbına a‘lâ meterisler olup cümle guzât-ı müslimîn ve Gürcîstân ve Mikrilistân Aznavurları rûz-ı rûşende zîr-i kal‘aya meterise girüp derûn-ı kal‘adan küffâr-ı hîlekâr taşradan İslâm askeriyle serdâr kal‘aya kurşumlar urup her tarafdan hücûmlar edüp küffârın bir bölüğü bayrakların açup kal‘adan taşra guzât-ı müslimîn üzre hücûm edüp beri tarafdan Gâzî Seydî Ahmed Paşa kendü tevâbi‘iyle üç yüz mikdârı tüvânâ şehbâz dilâver [ü] serverleriyle "Allah! Allah!" deyüp kassab-ı cömerd köçeği gibi dâl satûr-ı Muhammedî olup göz açdırmayup küffâra eyle satûr-ı mücezzem urdılar kim küffârın gerü bakmağa dermânı olmayup meğer nehr-i Çoruğ kenarında bir kaç aded gemileri kalmış, anlara cân atup leb-ber-leb olunca gemileri gark olup âyet:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 329a ·
metinde göster ·
… bu kal‘a içinde yetmiş bin aded ma‘mûr hânedânları var imiş. Bu kal‘anın zemîni
bir liman
ağzına vâki‘ olup kıble tarafı liman-ı azîmdir kim içine on bin pâre gemi sığar …
Zamân-ı kadîmde Leh kralları binâsıdır. Andan Ciniviz Frengi Kırım'a mâlik olmak ile Ciniviz bu kal‘aya istîlâ edüp yetmiş yıldan sonra yine Leh kralı ile Akkirmân sâhibi Salsaloğlu yek-dil [ü] yek-cihet olup bu kal‘ayı dest-i Ciniviz'den ele alup kabza-i tasarrufunda kalup içindeki Leh beğzâdenin birisi karındaşıyla hüsn-i zindegânî edemeyüp Mikal nâm Leh beğzâdesi Maskov kralına firâr edüp Özü suyu ile üç bin pâre kayık ile bu Sarkirmân üzre asker-i bî-pâyân çeküp gelür. Niçe zamân karındaşıyla harb [ü] kıtâl edüp âhır-ı kâr karındaşı bir gece kal‘adan gemilere binüp firâr etdikde Maskov'dan gelen karındaşı bu 121a kal‘a-i Sarkirmân'ı "Karındaşıma yine kalmasın" deyü Maskov askeriyle bir yıl kal‘ada oturup gücile bir [yıl]da harâb eder. Hâlâ kal‘asının câ-be-câ yerleri vîrândır. Ol zamân bu kal‘a içinde yetmiş bin aded ma‘mûr hânedânları var imiş. Bu kal‘anın zemîni bir liman ağzına vâki‘ olup kıble tarafı liman-ı azîmdir kim içine on bin pâre gemi sığar gûyâ cezîre-i Girid'de Hanya kal‘ası kurbunda Suda limanıdır. Ammâ bu Sarkirmân kal‘ası iki liman-ı azîm ortasında bir buruna vâki‘ olup bu kal‘a limanlarının karşu tarafında bir mîl karşı,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 120b–121a ·
metinde göster ·
içinde limanın cânib-i şarkîsinde evc-i âsumâna kat-ender-kat ser çekmiş yalçın …
Eşkâl-i kal‘ası: Bir liman içinde limanın cânib-i şarkîsinde evc-i âsumâna kat-ender-kat ser çekmiş yalçın kırmızı reng kayalar üzre şekl-i müselles eğri büğrü ve eniş yokuş Şeddâdî taş binâ bin hısn-ı hasîn bir kal‘a-i bâlâdır. Maşrık tarafı yalçın kırmızı kayaları eyle bâlâdır kim leb-i deryâdan tâ zirve-i a‘lâsına varınca bu kayaların kaddi beş yüz mi‘mâr arşını âlîdir kim Anapa dağlarıdır. Bu kûh-ı bâlâlar tâ Anatolu tarafında Sinop, ya‘nî Sınap dağlarından ve Rûmeli’nde Belgrad kayaları dağlarından üç yüz mîl ba‘îd yerlerden bu Balıklava dağları nümâyândır kim bu Balıklava’nın iç kal‘ası tâ ol serâmed kayaların zirve-i a‘lâsında bir kal‘a-i serâmeddir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 121a ·
metinde göster ·
varoş var imiş. Kadırgalar yapılacak tershâneleri anda imiş. Hâlâ eser-i binâla …
Ve dahi deryâ kenârında bir liman varoş var imiş. Kadırgalar yapılacak tershâneleri anda imiş. Hâlâ eser-i binâları nümâyândır, ammâ hâlâ limanı elli pâre gemi alır a‘lâ demir dutar yataklı limandır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 136a ·
metinde göster ·
… altı mîl keşişleme tarafına bir adacık vardır. İsmine Mantilo derler. Ana karşu
bir liman
var, Mantilo limanı derler. Ve anda bir vîrân kenîse var. Bu kilise tarafında g …
Andan altı mîl keşişleme tarafına bir adacık vardır. İsmine Mantilo derler. Ana karşu bir liman var, Mantilo limanı derler. Ve anda bir vîrân kenîse var. Bu kilise tarafında gemiler demir bırağup yatsalar huzûr ederler. Bu limanda âb-ı hayât sulu kayalar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 250a ·
metinde göster ·
dahi bu cezîrenin kıblesi tarafında Harâmî limanı derler, a‘lâ liman olup büyük …
Ve bir liman dahi bu cezîrenin kıblesi tarafında Harâmî limanı derler, a‘lâ liman olup büyük gemiler yatmak kâbildir. Ammâ bu Harâmî limanı Aya Mavra burnuna on mîl yer karîbdir kim Lefkada adacığı ve Aya Mavra kal‘ası ve Pireveze {kal‘ası} ve Anatolkoz kıyıları cümle görünür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 264a ·
metinde göster ·
kal‘ası gümrükhâne önünde yalçın kaya üzre şekl-i murabba‘ bir şeddâdî kal‘a-i …
Bir liman kal‘ası gümrükhâne önünde yalçın kaya üzre şekl-i murabba‘ bir şeddâdî kal‘a-i üstüvâr içinde dizdâr ve imâm ve neferâtdan gayri bir şey yokdur. Her şeb neferâtları gelüp nigehbânlık ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y190a ·
metinde göster ·
… skelelerinde böyle bir liman-ı azîm yokdur kim eyle açık deryâ altı yerde böyle
bir liman
vâki‘ olmuşdur, ammâ tathîre muhtâcdır.
Ve hikmet-i Hudâ bu limanın şimâlinde deryâ içre Yed-i Kudret'den tûlânî tûlânî kayalar dizilmişdir. Akdeniz cûş [u] hurûş etdükde talattum-ı deryâ bu kayalara urup mevci kat‘ eder. Ve bu kayalar içre azîm mağâralar var kim ibret-nümâdır. Bu kayalar ile kal‘a mâbeyni dahi bir azîm limandır. Azîm barçalar ve kadırka ve galyonlar bu mahalde lenger-endâz olup yatırlar. El-hâsıl Akdeniz iskelelerinde böyle bir liman-ı azîm yokdur kim eyle açık deryâ altı yerde böyle bir liman vâki‘ olmuşdur, ammâ tathîre muhtâcdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y194a ·
metinde göster ·