… bir püşte-i âlî üzre Hazret-i Yahyâ aleyhi's-selâm nâmına üç yüz altmış kubbeli
bir manastır
bünyâd edüp cânib-i erba‘asına kal‘a dîvârı-misâl bir rabât-ı kavî inşâ edüp iç …
Ve Kostantîn'in bir deyr-i mu‘azzamı dahi İslâmbol'da Zeyrekbaşı nâm bir püşte-i âlî üzre Hazret-i Yahyâ aleyhi's-selâm nâmına üç yüz altmış kubbeli bir manastır bünyâd edüp cânib-i erba‘asına kal‘a dîvârı-misâl bir rabât-ı kavî inşâ edüp içine üç bin ruhbân [u] huddâmân koyup âyîn-i Mesîhiyye ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 12a ·
metinde göster ·
… vvelâ şehr-i Tophâne zamân-ı nasârâda bir ormanistân içinde İskender-i Rûmî'nin
bir manastırı
var idi. Hâlâ Cihângîr câmi‘i olan ol deyr-i cihân-nümânın zemînine binâ olunmu …
Evvelâ şehr-i Tophâne zamân-ı nasârâda bir ormanistân içinde İskender-i Rûmî'nin bir manastırı var idi. Hâlâ Cihângîr câmi‘i olan ol deyr-i cihân-nümânın zemînine binâ olunmuşdur. Kefereler anı yılda bir kerre "Aya Aleksandıra" deyü ziyâret ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 130a ·
metinde göster ·
… ol'a on sekiz mildir ve dâiren-mâdâr tokuz mil ihâta eder. Ma’mûr [u] âbâdân ve
bir manastırı
var. Yılda bir kerre, niçe bin kayık kefereler İslâmbol'dan gelüp bu manastırı …
Bu zevk [u] şevk üzre cezîre-i Heybeli önüne vardık. İslâmbol'a on sekiz mildir ve dâiren-mâdâr tokuz mil ihâta eder. Ma’mûr [u] âbâdân ve bir manastırı var. Yılda bir kerre, niçe bin kayık kefereler İslâmbol'dan gelüp bu manastırı seyr ederler. Zirâ kefere zemânında Ayasofya'dan riyâzatla uçan Angiliya ruhbânın bu deyrde maşadı vardır. Bu cezîre halkı sâfî zengîn re’îs-i Rûm kefereleridir. Âb-ı hayât suyu ve bâğları vardır. Hâkimleri, bostâncıbaşı ve bir yeniçeri yasakçısıdır. Andan kalkup yine eyyâm-ı muvâfık ile berk-ı hâtif gibi şakıyup gûyâ keştî başından âteşler çıkup ihsân-ı Hudâ ile kâmil beşinci sâ‘atde sâhil-i bahre varup lenger-endaht olduk. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 221a ·
metinde göster ·
… hâneli bir kefere karyesi vardır. Dağlarında bâğları vardır ve ekin dahi olur.
Bir manastırı
vardır. Andan on mil gidüp,
Cezîre-i Kınalı : Sekiz mil ihâta eder ma‘mûr cezîredir. Yüz hâneli bir kefere karyesi vardır. Dağlarında bâğları vardır ve ekin dahi olur. Bir manastırı vardır. Andan on mil gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 244b ·
metinde göster ·
… nib-i 39b cenûba biri nehr-i Turla kenârına nâzırdır ve içinde iç kal‘a-misâl
bir manastır-ı
azîmi var, İstifanî derler, gâyet metîndir.
Eşkâl-i kal‘a-i Hotin: Nehr-i Turla kenârında şeddadî taş binâ bir küçük kal‘adır kim cirmi {bin} beş yüz adımdır ve handakı gâyet metîndir. İki kapusu var. Biri cânib-i 39b cenûba biri nehr-i Turla kenârına nâzırdır ve içinde iç kal‘a-misâl bir manastır-ı azîmi var, İstifanî derler, gâyet metîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 39a–39b ·
metinde göster ·
… üçük kal‘a-i 47b zîbâdır. Cümle üç bin askere mâlikdir. Derûn-ı kal‘ada ancak
bir manastırın
görüp içine girmedik.
Evsâf-ı kal‘a-i Kirmancık: Leh kralı hâkinde ve Durujunka Kazağı hükmünde (---)[kenâ]rında taş binâ bir küçük kal‘a-i 47b zîbâdır. Cümle üç bin askere mâlikdir. Derûn-ı kal‘ada ancak bir manastırın görüp içine girmedik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 47a–47b ·
metinde göster ·
… olduğu mahalle na‘şe-i murdârın kefereler defn edüp ol mâl-ı Karûn ile üzerine
bir manastır-ı
kebîr yapup ismine Yaşka Deyri derler. Mürûr-ı eyyâm ile bir şehr-i mu‘azzam ol …
Bu şehrin ibtidâ binâsına sebeb müverrihân-ı Rûm ve Latin oldur kim, zamân-ı kadîmde bu hâk-i mezellet üzre bir ruhbân-ı pîr-i mugân var idi. Hazret-i İsâ'ya yetişüp havâriyyûnlarla hem-celîs ve hem-enîs olduğundan mâ‘adâ hayli mu‘ammer olup Hazret-i İsâ'dan altı yüz yıl sonra Hazret-i Risâlet-penâha yetişmiş bir kıssîs idi kim ismine Yaşka derlerdi. Pîr-i fânî olmağile cemî‘i küffâr buna her diyârdan nezerâtlar göndererek bin milyon mâl-ı Karûn cem‘ oldukda, bir gün Yaşka nâm bıtrîk bilâ-tarîk dalâlet üzre mürd oldukda sâkin olduğu mahalle na‘şe-i murdârın kefereler defn edüp ol mâl-ı Karûn ile üzerine bir manastır-ı kebîr yapup ismine Yaşka Deyri derler. Mürûr-ı eyyâm ile bir şehr-i mu‘azzam olup ol papasın ismiyle müsemmâ olup şehr-i Yaşka'dan galat meşhûr Yaş şehri derler. Ba‘dehû Salsal Kral oğullarından Kovirita nâm Kral bu şehir dahi ziyâde amâr edüp kendüye bir sarây-ı azîm binâ edüp hâlâ beğlerin sarâyı ol kral ismiyle müsemmâ olup mezkûr sarâya Kovirita derler. Vâcibü's-seyr sarây-ı ibret-nümâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 105a ·
metinde göster ·
Hakîr eyitdim: "Sultânım bu pâdişâhı şehîd eden menkûs kâfir ise karşu dağda
bir manastır
içinde cevâhir kandiller ile misk ü amber-i hâm râyihalarıyla mu‘attar bir kubb …
Hakîr eyitdim: "Sultânım bu pâdişâhı şehîd eden menkûs kâfir ise karşu dağda bir manastır içinde cevâhir kandiller ile misk ü amber-i hâm râyihalarıyla mu‘attar bir kubbe-i müzeyyen içre yatup bu kadar ruhbân huddâmları var ve bu kadar evkâfları var kim subh u mesâ bu kadar yüz kefere ve müslimler gelüp mihmân olur giderler, ammâ bu bizim gâzî pâdişâhımızın ne türbedârı ve ne evkâfı olmadığından cemî‘i küffâr gelüp ihâneten tağavvut ederler. Gerekdir kim cemî‘i etrâf kurâlar kefereleri gelüp yine anlar bu kubbeyi tathîr edüp amâr edesiz. Ve İzevçan hâssından bir yük akçe ile amâr edüp etrâfın kal‘a-misâl dîvâr çeküp bir türbedâr ehl [ü] ıyâliyle ta‘[y]în edesiz" dediğimde, âhâlî-yi vilâyete iki kîse guruş verüp cümle kurâ keferelerine kubbeyi tathîr edüp bir haftada etrâf-ı kubbeye bir yüksek dîvâr çeküp bir âlî kapu etdi kim atlılar girmeye ve beş yüz meyve dırahtı diküp bir âb-ı hayât kuyu hafr edüp ehl [ü] ıyâliyle bir türbedâr ta‘[y]în eyledi kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 168b ·
metinde göster ·
… risi gibi yalın kat değildir. Ösek kal‘ası gibi dolma rıhtım palankadır. İçinde
bir manastırdan
bozma Süleymân Hân câmi‘i ve elli aded tahta örtülü evleri ve cebehânesi ve anb …
Evsâf-ı palanka-i Pahşa: sebeb-i tesmiyesi (---)(---) Kefere zamânında dahi ma‘mûr imiş, ammâ asâkir-i İslâm harâb edüp sene 936 târîhinde müceddeden Süleymân Hân binâsıdır. Segsâr sancağı 71a hâkinde Tuna kenârında bir bayır dibinde üç kat metîn ve sa‘b ve kavî palankadır, lâkin gayrisi gibi yalın kat değildir. Ösek kal‘ası gibi dolma rıhtım palankadır. İçinde bir manastırdan bozma Süleymân Hân câmi‘i ve elli aded tahta örtülü evleri ve cebehânesi ve anbârhânesi ve tophânesi var, ammâ handakı gâyet sarpdır. Poyraza mukâbil bir kapusu önünde cisir üzre bir lonca köşkü var, dizdâr ve iki yüz kadar neferât-ı yarar bu kasırda ber-karâr olup dîdebânlık ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 70b–71a ·
metinde göster ·
ve bir tekye ve mukaddemâ mürd olan İştivan Kral mâlıyla bir kal‘a yaparlar. Ke …
"Bu eyi alâmet değildir ve bu kralzâde ile bu papası öldürdük. Bunlar tekin değildir. Bizi Îsâ dinine da‘vet etdiler. Hak dîn imiş ve dürüst Hıristiyanlarmış. Kanları düşdüğü yerden ılıca çıkup kanları Tuna'ya varınca hâlâ Tuna ol kandan aşağı kırmızı kan gibi akıyor" deyüp ol gün üç bin kâfir dîn-i Îsâ'ya girüp Hıristiyan mezhebin kabûl edüp mezkûr papası ve kralzâdenin lâşelerin Gerz İlyâs dağına çıkarup anda defn edüp üzerlerine Kanadin nâm bir manastır ve bir tekye ve mukaddemâ mürd olan İştivan Kral mâlıyla bir kal‘a yaparlar. Kefere zamânı bir ma‘bedgâh [u] ziyâretgâh-ı millet-i Mesîhiyye imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 89a ·
metinde göster ·
… akedonya'dan, ya‘nî İslâmbol'dan bir Rûm kralı bu Venedik'e firâr edüp geldikde
bir manastır
binâ etdirmiş kim bu dahi vâcibü's-seyr bir deyr-i ibret-nümâ ve kurşumludur. V …
Ve bir kerre vilâyet-i Makedonya'dan, ya‘nî İslâmbol'dan bir Rûm kralı bu Venedik'e firâr edüp geldikde bir manastır binâ etdirmiş kim bu dahi vâcibü's-seyr bir deyr-i ibret-nümâ ve kurşumludur. Ve cümle evleri İslâmbol'da Galata evleri gibi kat-ender-kat tula kârgîr binâ büyût-ı menhûs hânelerdir kim gûnâ-gûn kiremit ve kayağan ve teneke ile mestûr evlerdir. Ve her evde ve deyrlerde ve niçe yüz bin irili ve ufaklı çanlar ve nâkûs-ı kebîrler asılıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 151b ·
metinde göster ·
Ammâ bu şehrin tâ ortasında Sedd-i İskender gibi kal‘aya mânend
bir manastır-ı
azîmi var. Süleymân Hân ile Budin'de ceng eden Ferdinand kral-ı dâllin binâ-yı …
Ammâ bu şehrin tâ ortasında Sedd-i İskender gibi kal‘aya mânend bir manastır-ı azîmi var. Süleymân Hân ile Budin'de ceng eden Ferdinand kral-ı dâllin binâ-yı nâ-memdûhu imiş, ammâ gâyet musanna‘ ve ma‘mûr ve beyâz incü-misâl bir deyr-i gamâmedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 4b ·
metinde göster ·
… dhâne binâ ederken Hazret-i Yahyâ'nın ağzı yarın kireç ve cibis içine ilkâ edüp
bir manastır-ı
azîm inşâ etdikde alem olmak içün bu deyr-i kadîme üç yüz kulaç-ı âlî bir çanlı …
İskemle kal‘ası ta‘bîrinin aslı oldur kim bu kal‘a Hazret-i Yahyâ nefesi ile binâ olunup derûn-ı hisârda kal‘a binâ eden Milyaş papas Hazret-i Yahyâ'nın ağzı yarın altun hokkaya koyup bu kal‘a içre bir ma‘bedhâne binâ ederken Hazret-i Yahyâ'nın ağzı yarın kireç ve cibis içine ilkâ edüp bir manastır-ı azîm inşâ etdikde alem olmak içün bu deyr-i kadîme üç yüz kulaç-ı âlî bir çanlık kullesi binâ edüp Hazret-i Yahyâ'nın ağzı yarı koduğu altun hokkayı bu nâkûshânenin tâ zirve-i a‘lâsına alem yerine koyup anıniçün bu kal‘aya Macar kavmi Kızılelma derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 12b ·
metinde göster ·
… rmaz yigirmi pâre tavîl topları var kim görmeğe muhtâcdır. Ve bu tabya kurbunda
bir manastır-ı
azîm var, cemî‘i kâfiristân ve Erdelistân'ın ve Orta Macaristân keferelerinin b …
Zurnazan Mustafa Paşa Tabyası: Şehrin cânib-i erba‘asına havâledir. Aslâ uçan kuşları bile uçurmaz yigirmi pâre tavîl topları var kim görmeğe muhtâcdır. Ve bu tabya kurbunda bir manastır-ı azîm var, cemî‘i kâfiristân ve Erdelistân'ın ve Orta Macaristân keferelerinin bilâ teşbîh ka‘beleridir. Eğer bu deyrde olan ilm-i mi‘mârîyi ve bunda olan tasannu‘ât-ı tarz-ı tavr-ı binâyı medh eylesek başka bir tomâr-ı dırâz olur, ammâ Âl-i Osmân keferelere rağmen bu deyri cebehâne edüp içinde niçe bin top âletleri ve gayri mühimmâtlar mâl-â-mâldir. Ve buna karîb,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 36b ·
metinde göster ·
… sehel meremmâta başladılar. Derûn-ı hisârd[a] üç yüz kadar daracık hâneleri ve
bir manastırı
hünkâr içün câmi‘ oldu.
Ba‘dehu sene 1073 târîhinde Tatar Hânzâde Ahmed Geray Sultân Uyvar gazâsına giderken Kazak askeriyle zeyl-i hisâra konup küffâr kal‘ayı yakmadan firâr edince ibtidâ hemân derûn-ı hisâra Hatvan kal‘ası askeri girüp zabt ederler, zîrâ Hatvan kal‘amıza pek karîbdir. Hâlâ içinde fermânsız üç yüz nefer gâzîler bulup bunları cümle dizdâr ve merdüm-hisâr yazup Koca Mehemmed Paşa bir adâlet etdi kim gûyâ adl-i Ömer etdi. Ve Hatvan beğine subaşılık ilhâk edüp Hatvan kazâsı niyâbeti oldu. Ve müstevfâ cebehâne ve zahîreler koyup Hatvan'dan on aded toplar getirmeğe âdemler gidüp kal‘ayı sehel meremmâta başladılar. Derûn-ı hisârd[a] üç yüz kadar daracık hâneleri ve bir manastırı hünkâr içün câmi‘ oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 42a ·
metinde göster ·
… amâr olup baş vezîr olan koca Rudolfoş'un hâssıdır. Hâlâ yedi bin hâneli ve on
bir manastırlı
ve iki bin dükkânlı ve bî-hisâb bâğ u bâğçeli bâğ-ı Merâm misilli bir varoş-ı b …
Lisân-ı Nemse'de (---)(---) demekdir. Zamân-ı kadîmde bir küçük belde imiş. Mürûr-ı eyyâm ile amâr olup baş vezîr olan koca Rudolfoş'un hâssıdır. Hâlâ yedi bin hâneli ve on bir manastırlı ve iki bin dükkânlı ve bî-hisâb bâğ u bâğçeli bâğ-ı Merâm misilli bir varoş-ı benâmdır. Bunda dahi paşaya bir azîm ziyâfet ve on kîse ve bir altun mutallâ hınto araba hedâyâ verdiler. Bu şehri geçüp 3 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 50b ·
metinde göster ·
Nehr-i Tuna kenârında bir şehr-i mu‘azzamdır. Kal‘a ile bu şehir mâbeyninde
bir manastırı
var. Bunda dahi kimse yokdur, ammâ şehrinde benî âdemi çokdur.
Nehr-i Tuna kenârında bir şehr-i mu‘azzamdır. Kal‘a ile bu şehir mâbeyninde bir manastırı var. Bunda dahi kimse yokdur, ammâ şehrinde benî âdemi çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 73b ·
metinde göster ·
… ur şekl-i müdevver bir kal‘a-i bâlâdır. İçinde bin kadar tahta örtülü evleri ve
bir manastırı
var, ammâ çârsû-yı bâzârı yokdur.
Lisân-ı Nemçe'ce (---) demekdir. Bânîsi Laslo Kral'dır. Sene 936 târîhinde Süleymân Hân Beç'i muhâsara etdikde Kâsım Voyvada kırk bin yiğit ile ale'l-gafle bu kal‘a-i Anperan'ı basup feth edüp mâl-ı ganâ’imden bir şey almayup cümle küffârların dendân-ı tîğ-ı âteş-tâbdan geçirüp varoşunu ihrâk bi'n-nâr eder, ammâ kal‘ası gâyet metîn ve müstahkemdir. Bir yalçın kırmızı kaya üzre beyâz kuğu gibi durur şekl-i müdevver bir kal‘a-i bâlâdır. İçinde bin kadar tahta örtülü evleri ve bir manastırı var, ammâ çârsû-yı bâzârı yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 74a ·
metinde göster ·
… -i müdevver vâki‘ olup kıbleye nâzır birer kapusu var ve kal‘a içre kârgîr binâ
bir manastırı
ve aşağı varoşda iki bin kadar şindire örtülü hâneleri ve birkaç çan kulleli ma …
Uyvar sâhibi Fargaçi Kapudan'ının dedesi Süleymân Hân havfinden sene (---) târîhinde binâ etmişdir. Hâlâ Nemse çâsârı hükmündedir. Lâkin kal‘a-i Pojon hâkimi hâkinde Tuna nehri kenârında bir sivri topraklı bayır-ı âlî üzre çâr-kûşe Şeddâdî binâ bir kal‘a-i zîbâ ve iç kal‘ası şekl-i müdevver vâki‘ olup kıbleye nâzır birer kapusu var ve kal‘a içre kârgîr binâ bir manastırı ve aşağı varoşda iki bin kadar şindire örtülü hâneleri ve birkaç çan kulleli manastırları var, ammâ taşrada bâğı ile ve bâğçeleri bî-hisâbdır. Ve ekseriyyâ Beç kal‘ası a‘yânı ve Pojon kal‘ası a‘yânının bu vâdîlerde mahsûldâr bâğları var. Andan bir sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 75a ·
metinde göster ·
… a vâki‘ olmağile sakalı kırk elli kadar kıllardır. Ve her ne bulursa yer. Hattâ
bir manastır
önünde oturup cemî‘i gelüp giden kefereler buna me’kûlât [ü] meşrûbâtıdan her ş …
Der-beyân-ı temâşâgâh-ı sun‘-ı Hudâ: Bu köyde bir şekl-i acîbe vü garîbe mûhiş bir çehre-i acûbe kefere gördüm. Cümle a‘zâsı yerinde, ammâ başı tahta gibi yassı, ammâ burnundan ensesine doğru yassı. Ve bir kulağı ve bir gözü ve bir kaşı tahtanın bir tarafında ve öbür kulağı ve bir kaşı ve bir gözü tahtanın sağ tarafında. Gûyâ alnı olacak yeri ve ağzı ve burnu ve çenesi tahtanın kenârında. Ve tahtanın iki tarafında ikişer dâne deve dişi gibi dişleri taşra çıkmış, ammâ gerdânı yeri sehel tahta gibi yassı başından kalınca halk olmuş ve kulakları iki tarafda fîl kulakları gibi olup dâ’imâ kulakları yekpâre gibi oynar, ammâ kulakları içinden neft yağı gibi bir sarı su akup sinekler üşdüğünden kulakları oynar ve gözleri ügü kuşu gözleri müdevver, ammâ ol kadar latîf ve mükehhal kirpikli nergis gözleri var kim gören hayrân kalır. Ve kaşları ağzındaki bıyıklarına karışmış, gûyâ kaşı bir bıyık gibi dahi halk olmuş. Lâkin sakalı yeri, ya‘nî çenesi tahta gibi yassının bir kenârına vâki‘ olmağile sakalı kırk elli kadar kıllardır. Ve her ne bulursa yer. Hattâ bir manastır önünde oturup cemî‘i gelüp giden kefereler buna me’kûlât [ü] meşrûbâtıdan her şey getirirler, ammâ ekseriyyâ buğday ve arpa ve samanı çok yer. Ve fîl ve câmûs kadar su içüp kalkup çârsû-yı bâzârda gezüp arı gibi vızlayup kelimât eder. Hattâ yatdığı zamân arkası üzre yatır, gayri gûne yatamaz. Aceb hikmetdir. Arapça
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 103b ·
metinde göster ·
… uş. Bâ-husûs Eflak hudûdu tarafında Eflak beği olan Lağorveşli(?) nâm zimmî beğ
bir manastır
binâ etmiş. Gâyet müzeyyen ve evkâfı çok ve içinde bir âb-ı hayât su kazmış ve …
Ve iki taraf şehri gâyet ma‘mûr benderler olmuş. Hâlâ dahi ziyâde amâr olmada. Hamd-i Hudâ mukaddemâ ihrâk etmişdik. Şimdi yine amâr olmuş gördük. İki tarafı cümle beşer bin aded şindire tahta örtülü ve sazdan ve saz örtülü tahtânî ve fevkânî ma‘mûr hânelerdir, ammâ çoğu tahtânîdir. Ve tarafeynin yedişer aded kârgîr binâ manastırları vardır kim Tatar ile bu şehri şebhûn etdiğimizde niçe bin küffârlar bu düyûrlara kapanup hayli ceng edüp âhır-ı kâr kiliseleri feth edüp içindeki keşîş palâs-pûşânları ve gayri keferelerin kimin kırup kimin esîr-i bend-i zencîr etmişdik. Hâlâ kenîseler evvelkiden ziyâde amâr olmuş. Bâ-husûs Eflak hudûdu tarafında Eflak beği olan Lağorveşli(?) nâm zimmî beğ bir manastır binâ etmiş. Gâyet müzeyyen ve evkâfı çok ve içinde bir âb-ı hayât su kazmış ve bir imâret yasamış. Rûz-merre buğday çobrası pişüp Meryem Ana rûhiyçün beze miskîn keferelere ve yolcuların mü’min ve gayr-i müslimlerine birer nân-pâre ile âdem başına birer çanak çobrası mebzûldur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 104a ·
metinde göster ·
… Cayık kenârında bir yalçın püşte-i âlî üzre Şeddâdî taş binâ yukaru hisârı var.
Bir manastır
çanlığı nümâyân olup kal‘a içine girmedim, ammâ aşağı hisâra elçi ile konduğumu …
Ammâ bu şehr-i azîmi gâyet ma‘mûrdur. Ve sene (---) târîhinde Mehemmed Geray Hân'ın esîr etdiği Şeremet Ban bunda vezîri nâmına idi, ammâ şimdi banı (---)(---) nâm pîr-i muğân bir kefere-i benâmdır. Cümle yetmiş bin tüfeng-endâz leşkere mâlikdir, zîrâ Kalmık düşmanları çokdur. Ammâ kal‘ası gâyet sarpdır. Nehr-i Cayık kenârında bir yalçın püşte-i âlî üzre Şeddâdî taş binâ yukaru hisârı var. Bir manastır çanlığı nümâyân olup kal‘a içine girmedim, ammâ aşağı hisâra elçi ile konduğumuzda iç hisâr ve aşağı kal‘adan bin pâre top atılup şâdımânlar etdiler. Meğer ol gece zemherîr gecesi olup küffârın domuz kırkını gecesi îdi imiş, sabâha dak top ve tüfeng şâdımanları edüp sabâhisi elçiye ziyâfet-i azîmler edüp ba‘de't-ta‘âm Nemse çâsârının nâmelerin kapudana ve baş hatmana gösterüp yüzlerine ve gözlerine sürüp hakîre hayli ta‘zîmler edüp seyâhatimiz ahvâllerinden niçe şeyler su’âl etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 174a ·
metinde göster ·
… ağzı garb tarafına nâzır limandır. Lâkin içinde tatlı suları yokdur. Taşrasında
bir manastırı
olup içinde iki yüz aded ruhbânları var. Deli Hüseyin Paşa evkâfı idi. Ref‘ olu …
Yüz pâre gemi alır ağzı garb tarafına nâzır limandır. Lâkin içinde tatlı suları yokdur. Taşrasında bir manastırı olup içinde iki yüz aded ruhbânları var. Deli Hüseyin Paşa evkâfı idi. Ref‘ olup Kisoma beğine hâss-ı hümâyûn tahrîr olunup Kisoma hudûdu bu mahalde tamâm oldu. Ve ol mahalden bir âb-ı hayât dere akar. İsmine Rûm kefereleri Kıryo Nero derler, ya‘nî sovuk su demekdir tâ isfakiye dağlarından gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 322a ·
metinde göster ·
var. Cümle ruhbâneleri mahbûbe kızlardır. Anda olan pençe-i âfitâb kızlar meğer …
Menzil-i Aya Yani burnu: Bu mahalde bir manastır var. Cümle ruhbâneleri mahbûbe kızlardır. Anda olan pençe-i âfitâb kızlar meğer kim Kisoma şehrinde ola. Cümle kızlar tor uçkur ve harîr-i muhtem işleyüp gizlice metâ‘ların fürûht ederler. Gerçi uçkur işlerler ammâ kendüleri uçkursuz ve donsuz gezerler. Bu deyr-i musanna‘ın niçe kerre yüz bin guruş evkâfı olup tâ Dib Frengistân'dan bu gumâmeye nezerâtlar ve zeyt yağları gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 323a ·
metinde göster ·
… ded tüfeng-endâz şehbâz kefereleri çıkar, gâyet ma‘mûr u müzeyyen şîrîn köydür.
Bir manastırı
var, âyende vü revendeye ni‘metleri mebzûldur.
Bir sarp dağ dâmeninde bir âb-ı hayât kaynak sulu ve hevâsı latîf bâğ-ı Merâm-misâl yüz aded kârgîr binâlı ve kiremit örtülü kal‘a-misâl evlerdir. Manya vilâyetinde Gaçiça güzeli ve zeytûnu memdûh [u] meşhûrdur ve gâyet âşık-perest keratsa avretleri olur. Ve bu Gaçiça'nın beş yüz aded tüfeng-endâz şehbâz kefereleri çıkar, gâyet ma‘mûr u müzeyyen şîrîn köydür. Bir manastırı var, âyende vü revendeye ni‘metleri mebzûldur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 334a ·
metinde göster ·
Ve âb-ı hayât suları ve âb-ı nâb kuyuları ve âb u hevâsı gâyet latîf olup
bir manastır-ı
azîmi var. İçinde yüz elli ruhbânları olup harâca tahrîr etmediğimizden cihân k …
Ve âb-ı hayât suları ve âb-ı nâb kuyuları ve âb u hevâsı gâyet latîf olup bir manastır-ı azîmi var. İçinde yüz elli ruhbânları olup harâca tahrîr etmediğimizden cihân kadar hazz edüp hakîre vâfir ri‘âyet edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 335b ·
metinde göster ·
… papasın ismiyle müsemmâ olup bu rabtaya Vılandiva derler. Hâlâ ol papasın bunda
bir manastır-ı
azîm var, tâ Erdel diyârında ve Alman kâfiristânında ve İsfaç vilâyetinde evsâf …
Aslı Vılandova'dır. Lisân-ı Bulgar'da "büyük papas" demekdir. Bu dahi Köstendil toprağında voyvadalıkdır. Müselmânları azdır, Bulgar kâfirleri çokdur. Hattâ bu şehri ibtidâ binâ eden Vılandiva papasın neslinden bu keferelere portoyoroz ya‘nî köy kethudâsı zâbitdir. Ve ol papasın ismiyle müsemmâ olup bu rabtaya Vılandiva derler. Hâlâ ol papasın bunda bir manastır-ı azîm var, tâ Erdel diyârında ve Alman kâfiristânında ve İsfaç vilâyetinde evsâfın istimâ‘ etmişdim. Mukaddemâ görmeyüp henüz gördüm ve içine girüp seyr [ü] temâşâ etdim. Hâlâ bir kûhsâr içre kal‘a-misâl demir kapulu ve serâpâ kubâbları kurşu[m] örtülü bir deyr-i musanna‘dır kim ilm-i mi‘mârîden haberdâr 373b olanlar bu deyr-i ruhbâna im‘ân-ı nazar ile nazar eden engüşt ber-dehen edüp âlem-i hayretde kalır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 373a–373b ·
metinde göster ·
var kim cemî‘i Ermen kefereleri ana nezerât gönderirler. Yüzden mütecâviz kişdo …
Kûh-ı Kürk: Dâmeninde bir manastır var kim cemî‘i Ermen kefereleri ana nezerât gönderirler. Yüzden mütecâviz kişdonları ve Mığdisi kefereleri vardır. Âyende vü revendeye ni‘metleri mebzûl bir mihmânhâne-i Îsâ'dır. Ve bu kûhun eteğinde serâpâ kat-ender-kat yaylalı ve âb-ı hevâsı latîf kurâlardır, ammâ Adana hâkindedir, zîrâ nehr-i Cihân'ın kıble cânibidir. Şimâl cânibi Sis sancağıdır. Ve mezkûr Kürk dağı gediği altında bir düz sahrâda bir mürtefi‘ bayırda Y 158a bir püşte-i a‘lâ üzre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y157b–Y158a ·
metinde göster ·
vardır. Hâlâ içinde ruhbânları vardır. Hazret-i Îsâ bunda ibâdet etdüği bir dey …
Deyr-i Hayhûn nâm bir manastır vardır. Hâlâ içinde ruhbânları vardır. Hazret-i Îsâ bunda ibâdet etdüği bir deyr-i atîkdir. Hazret-i Îsâ'ya bunda mâ’ide nâzil olup on iki havâriyyûnları ile tenâvül ederlermiş. Hâlâ bu deyrin mağâralarından ol mâ’ideden râhibler teberrüken ve teyemmünen tuc sandûklar içre mahfûz durur. Ve mâ’ide ile nâzil Y 220b olan kılâye ve sofra andadır muhakkak. Zîrâ bu Rûm kavmi Hazret-i Îsâ cemî‘i eşyâsın hıfz edüp sâ’ir ahvâlât mu‘cizelerin tahrîr etmişlerdir. Ve yine Ayn-ı Selvân'ın şarkında,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y220a–Y220b ·
metinde göster ·