emîrciğizi ciğeri pâresi gibi müştak oldu. Hemân sarây içinden vâveylâ-yı cevâr …
Bu mahalde yine İpşir Paşa tarafından mübâşir çavuşlar 184a gelince harîmde olan fezâ‘ u çeza‘ı görüp âkıl olan çavuşlar sıklet etmeyüp gerüye durdular. Elbette paşa durmasın gitsin, deyü ibrâm [u] ilhâh eden eskalu's-sukalâ çavuşların ardın alıp Abaza ve Çerkes ve Gürcî aznavurları bunlara "Vur bre hay!" deyüp bir deste-çûp çekdiler kim başile ayak yoluna giden güc ile halâs olup mülevves oldu. Meğer Kaya Sultân yedi aylık hâmile imiş. Müddeti tamâm olmadan paşayı katl ediyorlar havfinden arabaya binüp vücûd-ı nâzenînine lerze gelüp şehr-i Üsküdar'a gelince bi-emri Hudâ sıkıt vâkı‘ olup bir mirzâ-yı emîrciğizi ciğeri pâresi gibi müştak oldu. Hemân sarây içinden vâveylâ-yı cevâriyân ve müsâhibe-i gayri nisvânların feryâd [u] figânları evce peyveste oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 183b–184a ·
metinde göster ·
… ve yigirmi kîse nükûd gön[der]diklerinden mâ‘adâ her sene Tatar hân tarafından
bir mirza
ağa gelüp yüz fıçı bal tahsîl edüp ağaya da on kîse hidmet edüp Kırım'a ağa-yı …
Ve beher sene Tatar hânlara birer hınto araba yükü envâ‘î hedâyâlar ile elli re’s yorga bârgîr ve yigirmi kîse nükûd gön[der]diklerinden mâ‘adâ her sene Tatar hân tarafından bir mirza ağa gelüp yüz fıçı bal tahsîl edüp ağaya da on kîse hidmet edüp Kırım'a ağa-yı mezbûru balıyla gönderirler. Bal ağası nâmında bir derâmedli ağalıkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 102a ·
metinde göster ·
Yüz yaşında Çoban nâm bir mirza cemî‘i kavm-i Noğay Tatarının güzîdesidir. Bu kavim Çerkez'in Şağake nâm kabîlesiyle kardaş olup Çerkez'den kız alup lâkin hürre kız vermeden Çerkezle akrabâ olup bu Şağake Çerkezistân'ında yur[d] edinüp sâkin olurlar. Dağlar ve sahrâlar içre göçer evli on bin aded obadır. Cümle yigirmi bin aded sadaklı ve savatlı zor batır güzîde Noğay askeri olur. Gâyet bahâdır cürd atlı şecî‘ ve pür-silâh erlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 146b ·
metinde göster ·
… îl vardır. Hukemâ-yı kudemâlar zamânında ol mîl üzre bir âyîne-i İskender-misâl
bir mirât-ı
dünyâ var imiş. Her ne cânibden bu şehir üzre bir düşman hareket etse ol âyîne- …
Ve bu mermer çadır kubbe üzre bir ince mîl vardır. Hukemâ-yı kudemâlar zamânında ol mîl üzre bir âyîne-i İskender-misâl bir mirât-ı dünyâ var imiş. Her ne cânibden bu şehir üzre bir düşman hareket etse ol âyîne-i dünyâda hareket eden düşmanın cümle leşkeri ve ser‘askeri nümâyân olurmuş. Hâlâ yeri durur ammâ âyînesi yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 254a ·
metinde göster ·
kim gûyâ mir’ât-ı kâ'inâtdır. Merreten vâhide bin âdem nazar etse firâdâ firâdâ …
Ve bu kadem-i şerîfin mukâbelesinde bir bucakda Hazret-i Hamza kalkanı. Ba‘zılar âyîne-i İskender derler. Zîrâ bir turfa ma‘cûn-ı ekber mutalsam bir mir’âtdır kim gûyâ mir’ât-ı kâ'inâtdır. Merreten vâhide bin âdem nazar etse firâdâ firâdâ nümâyândır. Bir acîbe-i ibret-nümûndur. Âyîne-i İskender olduğuna şehâdet eden bu hakîr-i zû-fünûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y214b ·
metinde göster ·