… lar dahi on bir esnâf-ı sâzendegândır ve cümle (---) askerdir. Cümlesi sâzların
bir perdede
düşüp makâm-ı bûselikde ve gayrı makâmda küll-i külliyât ve şeddü'l-asr ve şükû …
{Netîce-i zurnacıyân alayı: Bunlar dahi on bir esnâf-ı sâzendegândır ve cümle (---) askerdir. Cümlesi sâzların bir perdede düşüp makâm-ı bûselikde ve gayrı makâmda küll-i külliyât ve şeddü'l-asr ve şükûfezâr ve Solakzâde sakîli peşrevlerin çalup bir hây-hû ve bir fasl-ı garîb ederler kim garîbü'd-diyârların dâr-ı diyârların hâtıra getirirler. Pâdişâh dahi alay köşkünden fasılların istimâ‘ edüp bir kîse guruş ihsân alup mesrûr [u] handân olup beyne'l-akrân revâne oldular}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 208a ·
metinde göster ·
Bu bâlâdâ tahrîr olunan on aded sâzendegân, nefîr [u] sûrcıyân cümlesi
bir perde
olup, boruda peşrev olmaz ammâ her bir fırkası birbirlerine peyrev olup {makâm- …
Bu bâlâdâ tahrîr olunan on aded sâzendegân, nefîr [u] sûrcıyân cümlesi bir perde olup, boruda peşrev olmaz ammâ her bir fırkası birbirlerine peyrev olup {makâm-ı rehâvî sûznâk} faslı ile ubûr etdiklerinde âdeme dehşet hâsıl olup vücûd-ı insâna bir lerzân hâsıl olup dem-beste ve hayrân olur gûyiyâ sûr-ı İsrâfîl işitmişlerdir. Ammâ cümle borulardan torompete ve erganûn ve luturyan ve İngilis borularının vakt-i seherde savt-ı hazînleri âdemi mest [ü] medhûş bî-hûş eder. Bu üstâd-ı kâmiller dahi bu yüzden arz-ı ma‘rifetle güzer ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 208b ·
metinde göster ·
… mmâ rûhâniyyetli münevver câmi‘dir ve Hazret-i Yûnus bu câmi‘ün mihrâbı solunda
bir perdeli
bâb-ı mu‘allâdan içeri girdikde on bir kademe taş nerdübândan aşağı nüzûl edüp …
Ve Hazret-i Yûnus aleyhi's-selâm Câmi‘i (---)(---) binâsıdır. Şattu'l-Arab cisrinden cânib-i şarka Bağdâd hâkine kadem basdıkda ol hâk-i amber-pâkde bir vâsi‘ fezâda bir câmi‘-i atîkdir ammâ bu dahi cemâ‘atden garîbdir. Ancak Yûnus Nebî ziyâretine varanlar ibâdet ederler ammâ hayli vâsi‘ câmi‘dir. Bu dahi cümle amûd-ı amelî üzre kârgîr (---) binâ-yı ra‘nâdır ve (---) minâresi ve mihrâb ve minberi tarz-ı kadîmdir ve ol kadar müzeyyen değildir. Zîrâ evkâfı za‘îfdir ammâ rûhâniyyetli münevver câmi‘dir ve Hazret-i Yûnus bu câmi‘ün mihrâbı solunda bir perdeli bâb-ı mu‘allâdan içeri girdikde on bir kademe taş nerdübândan aşağı nüzûl edüp kabr-i münevver-i Hazret-i Yûnus aleyhi's-selâmdır kim niçe mâl-ı hazâ’in harc olunmuş âvîzeler maslûb bir kabr-i merğûbdur. Ve Kızıl Câmi‘
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 402a ·
metinde göster ·
kapudan içeri girüp on bir ayak taş nerdübân ile enilir bir kabr-i müzeyyen ve …
Ba‘dehû Hicreti'n-Nebeviyye Hazret-i Ömer bu şehr-i Musul'u havâricîler destinden feth etdikde kabr-i Hazret-i Yûnus'u dahi tevsî‘ edüp bir câmi‘-i şerîf inşâ eder. Andan sonra selâtîn-i mülûk-i selefden Sultân (---)(---) câmi‘-i şerîfi müceddeden vâsi‘ edüp kabr-i şerîf-i Hazret-i Yûnus'u câmi‘in mihrâbı solunda bir perdeli kapudan içeri girüp on bir ayak taş nerdübân ile enilir bir kabr-i müzeyyen ve münevver etmişdir kim âdem derûn-ı kubbeye girdikde cümle a‘zâsına lerze ârız olur. Andan ma‘lûmdur kim kabr-i Hazret-i Yûnus Nebî'dir, salavatullah ve selâmuh. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 404b ·
metinde göster ·
… nda Kuzu Ali Ağa Süleymân Hân'ı göğsüne alup kucaklayu durup Süleymân Hân önüne
bir perde-i
zenbûrî çeküp cümle erbâb-ı dîvân vüzerâ ve vükelâ cümle yerlü yeründe sâf ve s …
"Pâdişâhımızı ayak dîvânında görmek dileriz" deyü kul gulû etdikde hemân Sokollu vezîr-i müdebbir bu re’y [ü] tedbîri edüp na‘ş-ı Süleymân Hân'ın tuzlanmış salamurasını emânet olan yerden çıkarup geydirüp kuşadup serâperde-i Süleymânî içre bir taht-ı âlîde na‘ş-ı Süleymân Hân'ın bol hil‘at-i fâhiresi ardına Kuzu Ali Ağa girüp Süleymân Hân'ın hil‘ati yenlerin za‘ferân sürülmüş elleriyle Ali Ağa geyüp Süleymân Hân'ın başında yine âdet-i kadîmesi üzre destâr-ı Yûsufî üzre yüzünde siyâh nikâb ile vech-i şerîfi mestûr, ammâ mübârek lıhye-i şerîfi sarı olup burum burum ve büklüm büklüm sarı sakalı nikâbsız olup bu re’y [ü] tedbîr ile Süleymân Hân'ın meyyitin taht üzre oturdup hil‘ati ardında Kuzu Ali Ağa Süleymân Hân'ı göğsüne alup kucaklayu durup Süleymân Hân önüne bir perde-i zenbûrî çeküp cümle erbâb-ı dîvân vüzerâ ve vükelâ cümle yerlü yeründe sâf ve sâf durup hemân bir kerre Sakallı Mehmed Paşa taht üzre olan pende-i zenbûrî küşâde kılup Süleymân Hân hayâtda gibi girde bâlişlere dayanup bir kerre ardından Ali Ağa vücûd-ı Süleymân Hân'ı alup cümle askere selâm şekilli etdirdikde cemî‘i kullar ve dîvân çavuşları,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 173b ·
metinde göster ·
… hlivân-ı kâmil bu bahr içre kuruyup bâğçenin bir köşesine bir ağaçdan bir ağaca
bir perde
gerüp elindeki asâ ile perdeye "Bir kerre çıkun taşra" deyü urup hemân bir kerr …
Seyr-i ibret-nümâ-yı âhar: Pehlivân-ı kâmil bu bahr içre kuruyup bâğçenin bir köşesine bir ağaçdan bir ağaca bir perde gerüp elindeki asâ ile perdeye "Bir kerre çıkun taşra" deyü urup hemân bir kerre verâ-yı perdeden bir alay azîm dîv-i gûnâ-gûn kim her birinin ellerinde çınar pâre nobutları ve kalkan ve harbe ve âlât-ı silâhları ile ubûr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 68b ·
metinde göster ·
… a edeyazdım. Ba‘dehu bir semâ‘î ve andan beş on âvâz-ı muhrik sûznâk bir yerden
bir perdeden
bir gûne kâr okudular. Ammâ elfâzları bir lisâna müşâbeheti yok idi, ammâ usûl …
Anı gördük, mağârânın bir köşesinde zelzeleden rahnedâr olmuş bir yarık kaya yeri var, andan bir savt-ı hazîn ile ibtidâ sûrnâ ve ûd ve kânûn ve santûr ve tanbûr ve rebâb sadâları ile bir zemzeme-i sûznâk nağemâtı kopup râst makâmında be-dürüstî bir fasl-ı Hüseyin Baykara oldu kim hakîrin karârı kalmayup karârı raksda edeyazdım. Ba‘dehu bir semâ‘î ve andan beş on âvâz-ı muhrik sûznâk bir yerden bir perdeden bir gûne kâr okudular. Ammâ elfâzları bir lisâna müşâbeheti yok idi, ammâ usûl âheng yerinde idi. Anlar tamâm edince azamet-i Hudâ bir velvele ve gulgule ve debdebe-i kös ve kerrenây ve tabl ve boru ve kudüm ve sahan ve tancere sadâları istimâ‘ olunup bunlar makâm-ı hüseynî'de bir fasıl etdiler kim bu kehfin içi ra‘d gibi gürleyüp kulaklarımız asam oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y425a ·
metinde göster ·
… [Firdâniye?] vilâyetinde iken ol şiddet-i hârda allâhümme âfinâ, ayneynime gûyâ
bir perde
ârız olup gece alîl gibi illetli olup rûz-ı rûşende yine ke'l-evvel olurdum.
Ve bu diyârda âdemin kuvvet-i basarı ziyâde oluyor. Zîrâ bu hakîr Fûncistân'ın Firkaniye [Firdâniye?] vilâyetinde iken ol şiddet-i hârda allâhümme âfinâ, ayneynime gûyâ bir perde ârız olup gece alîl gibi illetli olup rûz-ı rûşende yine ke'l-evvel olurdum.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·