… ağında bir gâr içre bakıyye-i ömr-i girân-mâyesin tâ‘at u ibâdet ile geçirirken
bir sabâh
savma‘asından çıkup görse dağdan bir büyük 289b ejdehâ ra‘d-vâr gürleyüp geli …
İbret-nümâ-yı sü‘bân-ı azîm: Yine bu Eğerlidağ'ın dâmeninde Hazret-i Resûl-i Ekrem'in alemdârı Abdurrahmân Gâzî medfûndur. Anın tekyesinin kıblesi tarafına yokuş yukarı Eğerlidağ'ı bir tarafına iki bin adımda çıkup ol cebelin zirve-i a‘lâsında bir çemenzâr ve lâle-‘ızâr ve müşk-bûlu bir fezâda bi-emrillahi Te‘âlâ bir başlı bir ejdehâ kara taş olmuşdur. Başından kuyruğuna varınca yedi yüz yetmiş adımdır. Başı Erzurûm sahrâsına nâzır, kuyruğu Malazgird kal‘ası yoluna vâki‘ olmuşdur. Paşa sarâyından dağları kar bürüdükde yahşi görünür. Vücûdunun cüsse-i arzı iki yüz adımdır. Dörd ayağı vardır. Her bir pây-ı haceri onar adım kalındır, kuyruğu minâre kalınlığıdır. Sultân Selîm-i Evvel asrına dek bu ejdehâ dörd ayağ üzre durup ağzını cânib-i şimâle açup durur imiş. Ol zamân bir zelzele-i azîm olup zelzeleden ejdehâ münhedim olup pâre pâre çemenzâr üzre olup yatar. Hatta kubbe-misâl kellesinin haceri iki şakk olup gözünün bir bebeği kellesinden çıkup cânib-i kıbleye, Malazgird yoluna galtân olup küçük hammâm kubbesi kadar müdevver ve mücellâ ve muşa‘şa olup yatar. Gûyâ çarhdan çıkma bir müdevver ayn-ı sü‘bândır. Ammâ sol gözünün bebeği yine kellesinde durur. Hikmet-i Hudâ bu sü‘bânın hacerleri kar yağdıkda kara siyâh katrân gibi taşı gâyet ayân u beyân temâşâ olunur. Zîrâ kar yağdıkda bu ejder taşları üzre aslâ kar karâr etmeyüp mahv oldukda cânib-i erba‘ası beyâz kar ortasında siyâh taşdan başı ve ağzı ve burnu ve dili ve kulakları ve dörd ayakları ve endam-ı vücûdu ve kuyruğu ayân u beyân nümâyândır. Hikmet bu kim şiddet-i şitâda kara taşı âteş gibi ıssı olup alev ber-alev buhârı zâhir olur. Ammâ temmûzda buz pâre olup misk yılanı râyihası-misâl bir hoş-bûsu şemm olunur. Acîb u garîb sırr-ı Hudâdır. Taş olması sebebi oldur kim kaçan Risâlet-penâh Dâr-ı bâkîye intikâl etdiklerinde alemdârı böyle bir Resûl-i Kevneyn'den cüdâ düşdüm deyü terk-i yâr-ı gâr [u] ashâb-ı güzîn edüp bu Erzurûm dağında bir gâr içre bakıyye-i ömr-i girân-mâyesin tâ‘at u ibâdet ile geçirirken bir sabâh savma‘asından çıkup görse dağdan bir büyük 289b ejdehâ ra‘d-vâr gürleyüp gelir. Hemân dem şeyh "Kıf yâ sü‘bân, kabr-i râhdır. Bi-emrillah ejder lisân-ı hâl ile "Erzurûm halkı yiyüp Van deryâsı kenarında Sübhân dağı gârlarında yavrularım vardır, anlara nafaka götürsem gerek" deyince hemân şeyh "Üskün bi-iznillahi misli'l-hacer ve imsek yâ cibâle Sübhân zürriyete sü‘bân" deyü gazâb-âlûd olup emr edince bi-emrillah bu ejder taş olur ve Van deryâsı kenarındaki Sübhân dağında ejderin evlâdları habs olup kâhîce niçe kerre zâhir olduğu inşallah mahalliyle tahrir olunur. Bir sırr-ı İlâhî ejderhâdır kim Erzurûm halkının ma‘lûmlarıdır, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 289a–289b ·
metinde göster ·
… dül-i üstür-dâbbesi ejderin hûnuyla surh-gûn olmuşdu. Hazret-i Alî cilbendinden
bir sabun
pâresi çıkarup Kamber ile Alî Düldül'ün yıkarken gördüler kim Van deryâsı Azâb …
Menâkıb-ı kerâmet-i kâtil-i su‘bân Alî Kerrâr-ı zamân: Kaçan kim Hazret-i Gazanfer Alî, ol Düldül-süvâr-ı Velî, Van bahri kenârında ejderhâ ile bâz-geşt ederken hırka-i peşmînesi ve Düldül-i üstür-dâbbesi ejderin hûnuyla surh-gûn olmuşdu. Hazret-i Alî cilbendinden bir sabun pâresi çıkarup Kamber ile Alî Düldül'ün yıkarken gördüler kim Van deryâsı Azâb suyundan hâsıl olmağile zehr-i mâr-ı semm-i helâhildir. Hazret-i Alî du‘â edüp Kamber âmîn deyüp "İlâhî, bu Van deryâsında gasl olan atlar ve gayrı hayvânâtlar cemî‘i emrâzdan selâmet olup lahm u şahm sâhibi olalar ve Van bahrinin mâhîleri gâyet lezîz olalar" deyü du‘â etdiler. İlâ hâze'l-ân Van bahrinde gasl olan atlar 244b ve gayrı hayvânâtlar mahbûb u semîn ü cesîm olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 244a–244b ·
metinde göster ·
… on oda yeniçeri ağası ta‘yîn olunmuşdur. Anınçün ilâ yevminâ hâzâ Van kal‘asına
bir sabî
ve bir nâ-ma‘lûm avret komak ihtimâlleri yokdur.
Ba‘dehû Ahmed Ağa nâm bir gâzî-yi benâm-ı hümâm kendü mâlından üç bin aded serdengeçdi dilâverler yazup kal‘aya her tarafdan gemiler ile ve niçe hıyel [ü] mekr ile kal‘aya duhûl edüp derûn-ı kal‘aya istîlâ eden Ekrâd'a şemşîr-i Ahmedî urup niçe yüz Ekrâd kendüleri kal‘adan aşağı pertâb edüp pâre pâre olurlar. Mâ‘adâsını niçe bin eziyyet ile derilerin yüzüp kellelerin ârâyiş-i burc [u] bârû ederler. Bu ma‘reke Murâd Hân-ı Râbi‘de karîbü'l-ahd olmuşdur. Ol asırdan berü kal‘a-i Van'a on oda yeniçeri ağası ta‘yîn olunmuşdur. Anınçün ilâ yevminâ hâzâ Van kal‘asına bir sabî ve bir nâ-ma‘lûm avret komak ihtimâlleri yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 252a ·
metinde göster ·
ve fârisü'l-hayl sultândır. Kendi sarâyına kondurup mektûb-ı muhabbetden hazz e …
Menzil-i Enzelî Sultân: İstikbâle çıkup Şâh Abbâs-ı Sânî çerâğ-ı efrûhtesinden Kehrevân diyârından bir sabâhu'l-hayr ve fârisü'l-hayl sultândır. Kendi sarâyına kondurup mektûb-ı muhabbetden hazz edüp "Hey kurbân, tû Osmânlı kayser-zemîn?" deyüp Âl-i Osmân'ı vâfir mahtadı. Ve "İnşâallah Rûmiyye dîvânında sizin ile müşerref oluruz." deyüp ba‘de'z-ziyâfe sarâyına gidüp rabâtın temâşâ etdik. Hıyâbân-ı gülistân içre bir şehr-i şîrîndir. Ve câmi‘leri ve hân ve hammâmları ve dekâkîn-i kâmîleri ve huddâmân-ı vâfîleri vardır kim cümle bin aded nökere mâlikdir ammâ bu Enzelî güzeline aşk olsun. Âb u hevâsının letâfetinden mahbûb u mahbûbesi ter endâm olurlar kim parmaklarında ilikleri seyr olunur. Ve âb-ı revânları vefret üzre olup müşebbek bostânları ve memdûh gülnarları ve elvân âlûları ve emrûdları vardır, gûyâ İrem'dir. Andan sehel kıbleye 5 sâ‘at, 290a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 289b–290a ·
metinde göster ·
Cümle ocak ağaları "Sem‘â ve tâ‘a" deyüp alay-ı azîm ile Mahmûd Ağa'yı Süleymâniye'de Ağa Kapusu'na getürdiler. Ol gün haps olan Sarı Çavuşbaşı'nın bir sabî evlâdı pâdişâha ruk‘a sunup pederinin ıtlâkın ricâ etdikde pâdişâh ricâsın kabûl edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 6b ·
metinde göster ·
kırk altı pâre Rus-ı menhûs şaykaları kal‘a altına hücûm edüp bu kadar deryâ-mi …
Hikmet-i Hudâ biz bu kal‘a altında meks etmişken bir sabâh kırk altı pâre Rus-ı menhûs şaykaları kal‘a altına hücûm edüp bu kadar deryâ-misâl asker-i İslâm'ı görüp kal‘adan bunlara yigirmi pâre balyemez toplar urup yine Karadeniz'e firâr etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 34b ·
metinde göster ·
vaktinde ol havâle olan dağlar tarafından bir toz evc-i âsumâna zâhir olup tarf …
Bir sabâh vaktinde ol havâle olan dağlar tarafından bir toz evc-i âsumâna zâhir olup tarfetü'l-ayn içre anı gördük. Nûreddîn Sultân kırk bin Kırım askeriyle nümâyân olunca biz dahi kırk yedi bin aded Bucak Tatarıyla atlanup istikbâle çıkup fi'l-hâl iki asker bir yere cem‘ olup yalı ağası ve hakîr atlarımızdan piyâde olup Nûreddîn Sultân'ın pây-ı semendine yüzler sürüp yine atlarımıza süvâr olup sultân ile hakîr atbaşı berâber olup niçe kelimâtlar ederek yine sahrâ-yı Podhayiçse'de meks etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 41b ·
metinde göster ·
… unda Beğkoz bâğçesine Sultân ile göç edüp, anda bir ay zevk u safâ ederken yine
bir sabâh
Hemân Paşa Köpürlü'den sarâya gelüp def‘-i gam içün Boğazhisâr'dan Yukaru Akbaba Sultân kurbunda Beğkoz bâğçesine Sultân ile göç edüp, anda bir ay zevk u safâ ederken yine bir sabâh
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 76a ·
metinde göster ·
… -i kal‘a-i İştib: Bu kal‘anın garb tarafında meterisde olan guzât-ı müslimînler
bir sabâh
tecdîd-i vudû‘ etmeğe su kenârına varup görürler kim kal‘a altından cereyân ede …
Sebeb-i feth-i kal‘a-i İştib: Bu kal‘anın garb tarafında meterisde olan guzât-ı müslimînler bir sabâh tecdîd-i vudû‘ etmeğe su kenârına varup görürler kim kal‘a altından cereyân eden nehr-i Biregalitçe içinden kal‘anın kayası altından kırk elli dâne ev ördekleri çıkup kal‘a kayası dibinde şinâverlikler edüp ba‘dehu yine kayalar altına dalup ördekler gâ’ib olurlar. Gâzîler bir iki gün bu ördeklerin ahvâllerine vakıf olmağiçün mukayyed olup birkaç kerre müdâvemet edüp bir kerre seraskerlerine haber ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 37a ·
metinde göster ·
yine guzât su kenârında bir kemîngâh yerde beklerler iken ördeklerin girüp çıkd …
Hikmet-i Hudâ bir sabâh yine guzât su kenârında bir kemîngâh yerde beklerler iken ördeklerin girüp çıkdığı delikden birkaç kefereler silâhlarıyla su içinden uryânen çıkup tulumlardan esbâb [u] silâhların çıkarup pür-silâh olup askerden dil almağa gelirken hemân gâzîler bu kefereleri dutup kayd-ı bend edüp dil alalım derken kendüleri dil olup Serdâr Ali Beğ bu kefereleri kulağız edüp üç bin aded serdengeçdi cengâver ve dilâver ü server gâzîler ile kal‘aya ördeklerin girüp çıkdıkları su deliğinden cümle gâzîler girüp "Allâh Allâh" deyü gülbâng-ı Muhammed getirüp ol ân amân u zamân vermeyüp kal‘a-i Lena'yı feth ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 37a ·
metinde göster ·
… aşa câmi‘i hareminde birkaç ihtiyârlar ile serhad ahvâlleri müşâveresin ederken
bir sabî
oğlan sehel lu‘bede-bâzlık ederken pederi bu oğlana,
Bu hakîr bir gün Mütedeyyin Paşa câmi‘i hareminde birkaç ihtiyârlar ile serhad ahvâlleri müşâveresin ederken bir sabî oğlan sehel lu‘bede-bâzlık ederken pederi bu oğlana,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 79a ·
metinde göster ·
… uttasıl haşeb levhadan bir küçücük musanna‘ minber vardır. Ammâ gâyet küçükdür.
Bir sabî
çıksa ancak ber-karâr olur.
Ve bu makâmın sağındaki köşede dîvâra muttasıl haşeb levhadan bir küçücük musanna‘ minber vardır. Ammâ gâyet küçükdür. Bir sabî çıksa ancak ber-karâr olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y352a ·
metinde göster ·
bayağı kar yağup zemîni beyâz eyledi. Ve yine ol mahallerde bir azîm teğerg ya‘ …
Hakîkatü'l-hâl Kethudâ İbrâhîm Paşa asrında bir sabâh bayağı kar yağup zemîni beyâz eyledi. Ve yine ol mahallerde bir azîm teğerg ya‘nî tolu yağup herbiri otuzar kırkar dirhem gelürdi. Evlâd-ı Arab karı görüp birbirlerine "eş hâzâ" deyü su’âl ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y228a ·
metinde göster ·