amûd-ı ibret-nümûn vardır. Ol amûd üzre Meryem Ana timsâli var idi. Elinde bir …
Ve bu mahalde bir sebiz-gûn amûd-ı ibret-nümûn vardır. Ol amûd üzre Meryem Ana timsâli var idi. Elinde bir şeb-çerâğ var idi kim beyza-i fâhte kadar var idi. Her şeb, bu şeb-çerâğın şu‘lesi câmi‘i münevver ederdi. Bu dahi Risâlet-penâh'ın mevlûdu gecesi ser-nigûn olup hâlâ {ol şeb-çerâğ} Kızılelma'dadır. Anıniçün Kızılelma derler kim Ayasofya'dan gitmişdir. Zîrâ İşpanya {küffârı} bir iki kerre İslâmbol'a istîlâ etmişdir. Anıniçün ol beyza İşpanya elinde kalmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 35b ·
metinde göster ·
… i Monlâ Hayreddîn hazretlerinin cenbinde medfûndur. Mazanna-i kerâme hâl-sâhibi
bir sebük-rûh
kimesne idi. Hâlâ bilâd-ı Rûm'da ehl-i tevhîdler mâbeyninde zâkirân ve şâkirânl …
"Şununla borçları edâ edüp techîz [ü] tekfî[n]inize dahi masrûf eyleniz" buyururlar. Hikmet-i Hudâ gûyâ keşf etdi. Andan Zâkirî Efendi hânesine geldikde bir rîh-ı akîm zâhir olup minârenin zirvesinde destârı zemîne düşer. Ol gece tâc-ı devleti zemînde yatup ertesi gün kendüler füc’eten merhûm olup bedürüstî tâc-ı devleti başından gidüp cemî‘i âşıkân cenâzesine hâzır olup Kazancılar câmi‘i sâhibi Monlâ Hayreddîn hazretlerinin cenbinde medfûndur. Mazanna-i kerâme hâl-sâhibi bir sebük-rûh kimesne idi. Hâlâ bilâd-ı Rûm'da ehl-i tevhîdler mâbeyninde zâkirân ve şâkirânların âğâze etdikleri savt ve zecel ve zikir ve tasnîfât ve ilâhiyyât cümle Zâkirî Efendi'den münteşir olmuşdur. Rahmetullâhi aleyh. Mevtine târîh, güfte-i (---):
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 112a ·
metinde göster ·
… lehcesi ile "Deli Bahşı gadı oluyor" deyü bir muhammes etmişdir. Ammâ kendüler
bir sebük-rûh
âlüfte ve âşüfte meşreb bir merd [ü] ferd idi. Âhir bin otuz üç hilâlinde gülşe …
el-Mevlâ Mehemmed bin Yûsuf eş-şehîr Bahşı Efendi: Vilâyet-i Hamîd belîdelerinden Isbarta şehrindendir. Hakkında (---) zâde hiciv-gûne Etrâk lehcesi ile "Deli Bahşı gadı oluyor" deyü bir muhammes etmişdir. Ammâ kendüler bir sebük-rûh âlüfte ve âşüfte meşreb bir merd [ü] ferd idi. Âhir bin otuz üç hilâlinde gülşen-i hayâtı varağı hâke düşüp Kesegen Dede mekâbirinde medfûndur. Rahmetullâhi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 112a ·
metinde göster ·
… la Ka‘be'ye gidesin" dese elbette ol âdem Mekke'ye revâne olurdu. Hâsıl-ı kelâm
bir sebük-rûh
, hoş-likâ yârândan dîvâne idi. Habeş ve Sûdân ve İsvân diyârları seyâhatine düş …
Sırr-ı sâmin: Bir âdeme üç kerre biri biri akîbince "Şalla Ka‘be'ye gidesin" dese elbette ol âdem Mekke'ye revâne olurdu. Hâsıl-ı kelâm bir sebük-rûh, hoş-likâ yârândan dîvâne idi. Habeş ve Sûdân ve İsvân diyârları seyâhatine düşeli Dîvâne'den haberimiz yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 114b ·
metinde göster ·
… nya, anda süvâr olduğumuz dâbbeleri Bursa a‘yânlarının huddâmlarına teslîm edüp
bir sebük-bâr
keştîye süvâr {olup} sehl eyyâm ile Mudanya'dan çıkup temevvüc-i deryâ bizi ele …
Bin elli Saferi'nin yigirminci günü bâlâda tahrîr olunan velîni‘metlerimiz ile vedâlaşup niçesi muhabbaten atlarına süvar olup hakîr ve refîkimiz Okçuzâde Ahmed Ağa ile bizi tâ Nilüfer cisrine dek getirüp andan birbirimizle vedâ‘-ı âhir edüp 3 sâ‘atde yine kasaba-i Mudanya, anda süvâr olduğumuz dâbbeleri Bursa a‘yânlarının huddâmlarına teslîm edüp bir sebük-bâr keştîye süvâr {olup} sehl eyyâm ile Mudanya'dan çıkup temevvüc-i deryâ bizi ele alup Urfa mancılığı gibi salına salına çalkanup bir günde cânımızdan bîzâr olup âhir
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 240b ·
metinde göster ·
… i bî-minneti tehniye edüp paşa ile şeb [u] rûz sohbet-i hâs ederdik. Meğer paşa
bir sebük-rûh
ve yârândan Hâtem-i Tayy gibi sâhib-i kerem münşî ve müverrih kimesne imiş. Bu …
Hudûd-ı arz-ı Hâsân, şehr-i kadîm Marmâşim ya‘nî kal‘a-i Gazzetü'l-Hâşim: Bu şehr-i kadîme kadem basınca doğru hâkim-i vilâyet olan Hüseyin Paşa hânesine varup müşerref oldukda Murtezâ Paşa efendimizin mektûbları ve pervâne yayı ve Frengî hâre hedâyâların verdiğimizde cihân kadar hazzedüp muhabbetnâmeler kıra’et olunup "Belî deynimizdir. İnşâallah sizinle gönderüp edâ-yı deyn ederiz" deyü hakîre bir hâne-i bî-minneti tehniye edüp paşa ile şeb [u] rûz sohbet-i hâs ederdik. Meğer paşa bir sebük-rûh ve yârândan Hâtem-i Tayy gibi sâhib-i kerem münşî ve müverrih kimesne imiş. Bu hakîrin seyâhate tâlib ü râgıb olduğunu kendülerinin ma‘lûm-ı şerîfleri olup şehrin ulemâ vü sulehâ ve müverrihînin cem‘ edüp şeb [u] rûz niçe tevârih-i kütüb-i mu‘tebereler tetebbu‘ edüp anlardan istihrâc etdiğimiz üzre ba‘de't-Tûfân imâr olan şehr-i kadîmlerin biri dahi bu mahrûse-i Gazzetü'l-Hâşim'dir. Bi-kavli Müverrih ibn Zolak ve el-Hıtatı'l-Kazâ‘î ve Târîhu't-Tecrîd fi's-Sahâbe li-Zehebî nâm tevârîhlerdir kim evsâf-ı Gazze anlardan me’hûzdur kim ibtidâ bânîsi ba‘de't-Tûfân Mermaşim ibn Sâm ibn Nûh aleyhi's-selâmdır. Bu Mermaşim bin yüz elli sene mu‘ammer olup Arz-ı Hâsân [u] Teberîstân'da niçe şehirler binâ edüp bu Gazze'yi Marmâşim'den üç mil ba‘îd bir şehr-i azîm inşâ edüp ismine Marmâş kodu. Hâlâ Buhtunnasr'dan berü harâbdır. Hâlâ bir büleyde-misâl kalmışdır. Calinus-ı hakîm zamân-ı imâretinde anda medfûndur. Ammâ bu Gazze nazargâh-ı evliyâ ve enbiyâ olmağıla hâlâ ma‘mûrdur. Ve niçe bin düvelden düvele düşüp âhir-ı kâr Mısır hulefâlarından Âl-i Çerâkise Sultân Gavrî destinden Âl-i Osmâniyân'dan Selîm Hân-ı Evvel sene 922 târîhinde feth edüp Şâm eyâletinde sancak beği tahtıdır. Mîr-i livâsının taraf-ı pâdişâhîden hâssı 508.338 akçedir ve erbâb-ı zu‘amâsı 7 ve erbâb-ı timari 107. Kânûn üzre cebelüleri ile cümle bin yüz elli asker olup paşası ve alaybeğisi livâsı altında sefer eşerler. Üç yüz akçe şerîf kazâdır. Cümle (---) aded âbâdân nâhiye kurâlarından beher sene ber-vech-i adâlet kadıya dörd bin guruş ve paşasına seksen bin guruş hâsıl olur. Sancağ-ı mezbûr gâyetü'l-gâye ma‘mûr vilâyet-i âbâdândır. Ve mezâhib-i erba‘adan tekmîl-i fünûn etmiş şeyhülislâmları ve nakîbü'l-eşrâfı ve şehrinin a‘yân u eşrâfı ve kibâr-ı ulemâ vü sulehâları, vâfir ve muhteşem sipâh tâ’ifesi ve ehl-i tüccârı ve ankâ ehl-i hizmetleri ve ehl-i hırefleri vardır. Şehir nâ’ibi ve şehir subaşısı ve şehir muhtesibi ve şehir bâcdârı vardır. Zîrâ bu şehir mü’ebbed kayd-ı hayât ile Hüseyin Paşa'nın, Selîm Hân'dan beri mülk-i mevrûs ocaklıkları olmağıla cümle muhtesib ve bâcdârının ebvâb-ı mahsûlâtları paşanın hâssıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 47b ·
metinde göster ·
… oldular. Bu cebelde ejder hâsıl olduğundan bu kûh-ı bülende kûh-ı Mâr dediler.
Bir sebeb-i
tesmiyyesi dahi yine ümmet-i Yûnus Nebî'den bir ulu beğ var idi, mâl-ı firâvâna …
Bu kal‘a-i yed-i kudret hakkında niçe bin müverrihân-ı Arab u Acem ve Rûm u Yunaniyân ve gayrı milel-i edyân-ı bâtılân bizâyeleri zu‘munca çok evsâfın tahrîr etmişlerdir, ammâ târîh-şinâs Mıkdısî kavlince bu kal‘a-i Mardin'in imâretine sebeb bizzât Hazret-i Yûnus Nebî aleyhisselâm idi. Zirâ Yûnus Nebî vakt-i şitâda Musul kurbünde Beledü'l-hatîb şehrinde sâkin olurdu. Vakt-i yayda yaylaya çıkup bu cebel-i Mardin'de sâkin olup kisb-i tarâvet edüp ibâdet ederdi. Hâlâ kûh-ı Mardin'de niçe gâr-ı azîmler vardır, anda sâkin olup hâlâ savma‘a-i Yûnus Nebî derler bir gâr-ı yetîmân-ı kân-ı züvvârândır. Ol asırda bu cebele Kûh-ı Şâhika derlerdi. Bu cibâlin gârları içre bir ejderhâ peydâ olup Hazret-i Yûnus'a imân getürenlerden niçe bin ümmet-i Yûnus'u tenâvül etdi. Ba‘dehû Hazret-i Yûnus'dan niçe münkerîn mu‘cize isteyüp niçe bin kavm-i Yahûd. "Bu cebel-i Şâhika'da ejderi katl eyle, sana imân getirelim", dediler. Andan Hazret-i Yûnus aleyhisselâm nübüvvet kuvvetiyle ol ejdere bir taş urup katl edüp üç bin aded münkerîn İslâm ile müşerref olup bu cebelde sâkin olup Hazret-i Yûnus ile hem-civâr oldular ve günden güne bây oldular. Bu cebelde ejder hâsıl olduğundan bu kûh-ı bülende kûh-ı Mâr dediler. Bir sebeb-i tesmiyyesi dahi yine ümmet-i Yûnus Nebî'den bir ulu beğ var idi, mâl-ı firâvâna mâlik idi. Cenâb-ı Kibriyâ ana Yûnus Nebî du‘âsıyla ol sene ikiz doğar iki evlâdı hâsıl olup Hazret-i Yûnus isimlerini Merâdin deyü nâm buyururlar. Bu iki fetâ kırkar seneye bâliğ olduklarında Hazret-i Yûnus'un ta‘lîmiyle bu iki karındaş Cebel-i Mâr üzre bir sûr-ı kebîr edüp itmâm etdiklerinde Hazret-i Yûnus bu kal‘aya Merdeyn buyurdular. Zirâ iki merd-i meydân binâ etmişdir. Anınçün Merdeyn'den galat Mardin derler, ammâ diyâr-ı Acem'de yılan ve çıyan ve ejderhâ kânı olduğundan kal‘a-i Mâr-ı dîn derler. Diyâr-ı Arab'da kal‘a-i Şâhika derler, diyâr-ı Rûm'da Mardin derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 210a ·
metinde göster ·
… nı ana da bir kise guruş ve bir at ve bir yorga verdi. Hudâ ol ağadan râzı ola,
bir sebük-rûh
ve halîm ü selîm ve bir refîk-i yâr-ı sâdık ve hem-râh-ı muvâfık kimesne imiş k …
Evvelâ Tebrîz hânından bu hakîr bir kise guruş harcırâh ve bir kat esvâb (---) ve iki re’s bisâtıyla kara çubuk atlarından mu‘teber at ve iki re’s çapar yorğa alaca at-ı sâfinât ve bir pençe-i âfitâb Gürcî gulâm-ı mehtâb verüp şâhrâhımız üzre olan hânlara ve sultânlara kâmil yetmiş kıt‘a muhabbetnâme varaklar verdi kim hândan hâna ve sultândan sultâna mu‘azzez ve mükerrem ubûr idevüz ve elli aded kişi kendi nökerlerinden refîk verüp bizimle elli âdem kalup mâ‘adâsın Van'a hânın hedâyâlarıyla yollayup sebük-bâr kaldım. Ve Murtezâ Paşa Ağası Alî Ağa karındaşımızın dahi elli nefer âdemi kalup Tebrîz hânı ana da bir kise guruş ve bir at ve bir yorga verdi. Hudâ ol ağadan râzı ola, bir sebük-rûh ve halîm ü selîm ve bir refîk-i yâr-ı sâdık ve hem-râh-ı muvâfık kimesne imiş kim anlar dahi seyâhate tâlib ü râğıblar imiş. Diyâr-ı Acem'i tûlen ü arzen yemîn ü yesâra gezmeğe azîmet etdiğimizde aslâ tereddüd-i kelâm etmeyüp evvelâ Bismillah ile Tebrîz hânıyla vedâlaşup Tebrîz'in cânib-i şarkîsinde beş fersah ba‘îd,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 304a ·
metinde göster ·
… dir. Musul paşasının mektûbun verince cihân anın olup bizlere hayli ikrâm etdi.
Bir sebük-rûh
âdem, ammâ kâmil on bin aded güzîde tüfeng-endâz Yezîdî ve bî-dîn-i la‘în kavm- …
Dâsnî Beği: Hâk-i Dühük'de ve hükm-i Musul'da mîr-i aşîretden ulu beğdir. Musul paşasının mektûbun verince cihân anın olup bizlere hayli ikrâm etdi. Bir sebük-rûh âdem, ammâ kâmil on bin aded güzîde tüfeng-endâz Yezîdî ve bî-dîn-i la‘în kavm-i melâ‘înlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 2b ·
metinde göster ·
… olan kuru çam ağacını azîz yere bismillâh ile sancup ol ân ol şiş ağacı yeşerüp
bir sebiz-gûn
çam ağacı olur. Hâlâ azîzin âsitânesi önünde evc-i semâya ser çekmiş bir çam ağ …
Tekye-nişîni Hüsâm Dede hod tekmîl-i fünûn etmiş bir pîr-i fânî cânlar cânıdır, ammâ kerâmât-ı azîz sâhib-i şühedâ oldur kim kaçan azîz-i merhûm Gâzî Orhan asrında bu şehre Hacı Muhammed Bektaş hazretleri izniyle bu şehre gelüp müsâfir olduklarında bu şehir ol zamân kefere destinde imiş. Kral sayd [u] şikârdan gelirken bu tekye mahallindeki hıyâbâna uğrayup görse kim bir alay abdâlân def [ü] kudûmların çalup âyîn-i Âl-i abâ ederler. Kral-ı dâll bunlardan hazz edüp şikâr etdiği geyiğin birin bu dedelere verüp, "Tîz pişirin bile yeyelim" deyü kral dedeler ile hem-celîs oldukda hemân azîz-i merhûm sığını pâk soyup bir kuru çam ağacına geyiği geçirüp meydân-ı mahabbete koyup cümle fukarâ def [ü] kudûm çalarak tevhîde meşgûl olup ot yanmadan tütün tütmeden harâret-i tevhîd ile tarfetü'l-ayn içre kralın gözü önünde çiğ sığın tennûrda pişir gibi pişüp kral dahi tenâvül ederken hemân kebâb şişi olan kuru çam ağacını azîz yere bismillâh ile sancup ol ân ol şiş ağacı yeşerüp bir sebiz-gûn çam ağacı olur. Hâlâ azîzin âsitânesi önünde evc-i semâya ser çekmiş bir çam ağacıdır kim bu şehirde değil etrâf kurâ vü kasabâtlarda eyle çam ağacı yokdur. Kral bu âteşsiz gazâl pişdiğin ve kebâb şişi kuru ağac iken dıraht-ı sebze-vâr olduğun görünce cümle tevâbi‘iyle îmâna gelüp Orhan Gâzî'ye Dede ile gidüp tecdîd-i bî‘at edüp yine şehr-i Dobniçse'ye gelüp niçe zamân mu‘ammer olup hâlâ Dede Sultân ile Melik Habîb bile medfûnlardır kim hâlâ 175a ziyâretgâh-ı erbâb-ı dilândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 174b–175a ·
metinde göster ·
Seydî'nin sebeb-i katline bâ‘is bir dahi bu Kotur ahvâlidir.
Bir sebeb-i
katli dahi Bosna'dan ma‘zûl edüp Bosna'yı Melek Ahmed Paşa efendimize verüp Sey …
Seydî'nin sebeb-i katline bâ‘is bir dahi bu Kotur ahvâlidir. Bir sebeb-i katli dahi Bosna'dan ma‘zûl edüp Bosna'yı Melek Ahmed Paşa efendimize verüp Seydî'ye Budin eyâleti sadaka olunup Vârat gazâsına Alî Paşa ile ta‘yîn olunup "Yine bana serdârlık gelmedi" deyü niçe bin gûne mevâni‘âtlar gösterüp Vârat kal‘ası meterisine girmedi. Hamd-i Hudâ ana muhtâc olmayup be-dest-i Alî Paşa kal‘a-i Vârat feth olduğuna târîhi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 184a ·
metinde göster ·
… a'nın dest-i şerîfin bûs edüp du‘â-yı hayr ile Yûsuf Kethudâ ile beş gulâmım ve
bir sebükbâr
seyishânemiz ile Seykel seferine azîmet etdik.
"Sultânım siz bu Seykel diyârına (diyârına) gidemezsiz, zîrâ bu kadar cebehâne ve bu kadar bin arabalar ve develer ve katâr ve matâr ve mehâr ağırlıkları vardır. Hemân salt [u] sebükbâr asker gerekdir, zîrâ Seykel memleketinin cânib-i erba‘ası sarp sengistân ve çengelistân dağlardır. Hemân bu asker-i İslâm içinden yigirmi bin güzîde hayyâl atlı pür-silâh yiğit ve on bin aded tüfeng-endâz piyâde ve bahâdır şehbâz u şehnâz yiğitlere Budin vezîri İsmâ‘îl Paşa'yı Budin eyâleti askeriyle serdâr edelim ve Cerrâh Kâsım Paşa'yı çarkacı ve Yentür Hasan Paşa'yı dündâr ve Melek Ahmed Paşa Kethudâsı Yûsuf Ağa'yı yigirmi bayrağile karavul ta‘yîn edelim. Ve on oda kapukulu yeniçerileri ve bir oda topçu ve bir oda çeteci ve on pâre şâhî darbuzen toplar ve mükemmel cebehâneleri ile ta‘yîn edelim. Ve Yalı Tatarından on bin koşkol atlı sadaklı ve savatlı batır yiğitler ta‘yîn edelim" deyüp müşâvereyi bir yere koyup du‘â ve senâ olup müşâvere olduğu üzre her ocağa tenbîh ü te’kîd olunup ertesi ale's-sabâh Cerrâh Kâsım Paşa çarkacı gidüp İsmâ‘îl Paşa'nın dahi kös-i rıhletlerine turralar urulup nefîrler çalındıkda hakîr Melek Ahmed Paşa'nın dest-i şerîfin bûs edüp du‘â-yı hayr ile Yûsuf Kethudâ ile beş gulâmım ve bir sebükbâr seyishânemiz ile Seykel seferine azîmet etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 20a ·
metinde göster ·
… -i müreffa‘dır. Ve bir mescidi ve bir hânı ve elli aded dükkânı ve hân cenbinde
bir sebîlhâne-i
{erbâb-ı} atşânı.
Çâr-kûşe bir yalın kat dolma palanka dîvârlı azîm varoşdur kim dâ’iren-mâdâr cirmi dörd bin adım ihâta eder. Metîn kulle [ve] tabyalar ile ârâste ve gâyet sarp handak-ı amîk ile pîrâste olmuş iki aded kapusu ve ikişer kat tahta kanatlı kavî kapulardır. Her kapu üzre tahta tabyalı ve âmâde toplu kulleleri var kim bu kapuların birinden girilüp birinden çıkılır, ortası şâhrâh bir varoş-ı menzilgâh palankadır. Cümle iki yüz aded tahta sutûhlu tahtânî evleri ve bâğçeleri ve âb-ı hayât kuyuları [ve] bir câmi‘i var, mâ-tekaddem bu da bir deyr-i musanna‘ imiş, hâlâ bir câmi‘-i müreffa‘dır. Ve bir mescidi ve bir hânı ve elli aded dükkânı ve hân cenbinde bir sebîlhâne-i {erbâb-ı} atşânı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 71b ·
metinde göster ·
… : Beyâz billûr gibi ekmeği ve keçi ve sığır eti ve keklik kebâbı ve enginar nâm
bir sebzevâtı
ve şemâme kavunu ve üzümü ve inciri ve zeytûnu ve gûnâ-gûn rakısı ve pivosu ve …
Ve me’kûlât [u] meşrûbâtının memdûhâtından: Beyâz billûr gibi ekmeği ve keçi ve sığır eti ve keklik kebâbı ve enginar nâm bir sebzevâtı ve şemâme kavunu ve üzümü ve inciri ve zeytûnu ve gûnâ-gûn rakısı ve pivosu ve med nâm bal suları meşhûrdur, ammâ sengistân olmak ile kıtlıkdır ve hukemâları "Kıllet üzre ta‘âm yeyün" deyü her bâr tenbîh ü te’kîd etdiklerinden cümle kefereleri zebûn, za‘îf ü nahîf kefereleri var, ammâ avretleri mücesseme ve mülahhama zenâneleri var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 156a ·
metinde göster ·
… ükelisi bir âb-ı hayât çeşmesi var kim kapu önündeki cisrin başında vâkı‘ olmuş
bir sebîl-i
aynü'l-hayâtın târîhi budur:
Ve ibret-nümâsı, kal‘a kapusu üzre bir serâmed vâcibü's-seyr sâ‘at kullesi var. Ve dükelisi bir âb-ı hayât çeşmesi var kim kapu önündeki cisrin başında vâkı‘ olmuş bir sebîl-i aynü'l-hayâtın târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 171b ·
metinde göster ·
… ber edeler, yine savma‘aya gireler, deyü gûnâ-gûn re’y [ü] tedbîrler edüp ol ân
bir sebük-rûh
perkende âdem ile Kütâhiyye'de vâlî olan Şehzâde Selîm Hân-ı Sânî'ye,
"Pâdişâhım filân devâyı ve filân ta‘âmı ve filân eşribeyi ister" deyü taşra çıkup kilarcıbaşıya ve haznedârbaşıyı haber edeler, yine savma‘aya gireler, deyü gûnâ-gûn re’y [ü] tedbîrler edüp ol ân bir sebük-rûh perkende âdem ile Kütâhiyye'de vâlî olan Şehzâde Selîm Hân-ı Sânî'ye,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 173b ·
metinde göster ·
… üz bin küffâr hâne-berdûş olup askerî oldukları ecilden kaht [u] galâ olmasının
bir sebebi
dahi bu oldu.
Ve bu mahalde asker-i İslâm içre bir kaht [u] galâ düşdü kim bir at yemi bir guruşa çıkdı, zîrâ mukaddemâ cümle zahîre gemileri nehr-i Morava sâhilinde Maslovin iskelesinden Ösek'e avdet etdikleri ecilden asker içre kaht oldu ve cemî‘i küffârın kurâ vü kasabât ve kılâ‘ları gâret olup harâb u yebâb olup cümle küffârın cânları başlarına ve eşlerine düşüp sarp kal‘alara kapanup niçe kerre yüz bin küffâr hâne-berdûş olup askerî oldukları ecilden kaht [u] galâ olmasının bir sebebi dahi bu oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 17a ·
metinde göster ·
… ndi ve oğlu Seyyid (---) Çelebi ârif ü zarîf ü nedîm ve hoş-sohbet ve hoş-lehce
bir sebük-rûh
zât-ı şerîf hakkâ ki şerîf çelebidir. Ve ilm-i kâfda kâmil ve sâhib-i ayâr Nâ’i …
Der-terkîm-i müşerref olduğumuz yârân-ı ihvân: Evvelâ Hüsâm Efendi ve Ahmed Efendi ve kâ’immakâm Ak Mehemmed Paşa, Durmuş Ağa ve Abdülbâkî Çelebi ve Şeyhülislâm Efendi ve Yağcızâdeler ve Emîr Efendi ve oğlu Seyyid (---) Çelebi ârif ü zarîf ü nedîm ve hoş-sohbet ve hoş-lehce bir sebük-rûh zât-ı şerîf hakkâ ki şerîf çelebidir. Ve ilm-i kâfda kâmil ve sâhib-i ayâr Nâ’ib İbrâhîm Efendi, mahkeme-i şer‘-i Resûl-i mübînde bir nâ’ibdir, ammâ cemî‘i hânlara ve kalga ve nûreddîn ve gayri sultânlara 141b ve cemî‘i vüzerâ ve vükelâlar ve fukarâ ve zu‘afâlara ni‘met-i ihsân [u] in‘âmı mebzûl bir âdemdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 141a–141b ·
metinde göster ·
… i'de görüp ilme'l-yakîn ve hakka'l-yakîn ve ayne'l-yakîn vâsıl edüp hakîre dahi
bir sebüke
altun ihsân etdi kim elimde balmûmu gibi ovalardım. Hattâ bu altunlardan İbrâhî …
Bu hakîr bu âna dek kırk bir yıldır kim cihân-bân olup âlemi geşt [ü] güzâr edüp kimyâya mâlik sâhib-i ayâr görmemiş idim, ammâ niçe bin mukallidler ile görüşmüşdüm. Bu ilmin aslı ve faslı yokdur deyü ilm-i kâfe münkir idim, ammâ elhamdü lillâh bu Kefe şehrinde Nâ’ib İbrâhîm Efendi'de görüp ilme'l-yakîn ve hakka'l-yakîn ve ayne'l-yakîn vâsıl edüp hakîre dahi bir sebüke altun ihsân etdi kim elimde balmûmu gibi ovalardım. Hattâ bu altunlardan İbrâhîm Efendi habbeler yapup birin sabâh ve üç dâne habbe ahşam yudup ol gün gece aslâ ta‘âm yemezdi. Lâkin bu mertebeye ve bu vasle-i fukarâlara ol kimesne vâsıl oluyor kim ehl-i hâl ola ve salâh-ı hâlde olup kemâl mertebe riyâzât [u] mücâhedeye meşgûl olup esrârı hıfz edüp halkdan münzevî ola. El-hâsıl kibâr-ı evliyâ zümresinden olana, bu kâr nasîb oluyor, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 141b ·
metinde göster ·
… enârında bir sarp ağaç kal‘adır. Kışda kıyâmetde kal‘aya girüp tâze cân bulduk.
Bir sebük-rûh
kapudanı ve hatmanı var, iki bin askere mâlikdir. Hikmet-i Bârî yârî kılup bu m …
Nehr-i Cayık'dan azmış gelmiş bir göl kenârında bir sarp ağaç kal‘adır. Kışda kıyâmetde kal‘aya girüp tâze cân bulduk. Bir sebük-rûh kapudanı ve hatmanı var, iki bin askere mâlikdir. Hikmet-i Bârî yârî kılup bu mahalde 174b Maskov kralı tarafından Âl-i Osmân'a bir azîm elçi dahi gelüp mukaddemâ bizimle Terek kal‘asından berü gelen küçük elçi bu elçinin yanında muzmahil olup küçük elçi büyük elçiye kethudâ olup Sorotakirmen'den azîm toplar atılup şâdımânlar olup on bin askeriyle kal‘anın enderûn [u] bîrûnunda meks etdiler. Hakîr yanına varup görüşdükde Alman'dan berü Nemse çâsârına ve iki buçuk yılda yedi krallık yeri geşt [ü] güzâr edüp Erdel'e ve Eflak ve Boğdan'a ve Kırım Hânı Mehemmed Geray Hân ile Dağıstân pâdişâhına gidüp üç yılda çekdiğimiz âlâm-ı şedâ’id ve sergüzeşt [ü] serencâmım nakl edüp Nemse çâsârının verdiği pasaporta hattını gösterdiğimde ayağa kalkup hattı yüzüne ve gözüne sürüp hakîrden dünyâlar kadar hazz edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 174a–174b ·
metinde göster ·
… ince domuz gibi girüp savaş-ı perhâşda urulup cân ber-cehennem mürd olur. Yâhûd
bir sebeb-i
mevti dahi hemân kulağı kanı gidüp beyâz olup kulağı sağır olup başını dutamaz …
Ammâ ekseriyyâ bu kavm-i Kalmağ'ın sebeb-i mevtleri hulûlî-mezheb olduklarından aslâ ölümden korkmazlar, "Ölürsem rûhum fülân avredin karnındaki fülâna cânım girir veyâhûd karımın karnına cânım girüp yine dünyâya gelirim" deyü ölümden havf etmeyüp cenge biri biri akîbince domuz gibi girüp savaş-ı perhâşda urulup cân ber-cehennem mürd olur. Yâhûd bir sebeb-i mevti dahi hemân kulağı kanı gidüp beyâz olup kulağı sağır olup başını dutamaz olup ol gün ölürler. Bundan gayri hastalık nedir bilmezler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 176b ·
metinde göster ·
… da Kal‘a Ardı demek ile ma‘rûf bir vâsi‘ çemenzâr ve dırahtistân-ı azîmler içre
bir sebzezâr-ı
ârâmgâh u tarâvetgâh zemîn-i murgzâr yer var kim eflâke kad-keşân olmuş dıraht- …
Der-mesîregâh-ı ehl-i merâm-ı erbâb-ı hâcât: Cümle (---) yerde teferrücgâh merâmgâh vardır, ammâ cümleden ayn-ı imâret cereyân etdiği tarafda kal‘anın garb tarafı ardında Kal‘a Ardı demek ile ma‘rûf bir vâsi‘ çemenzâr ve dırahtistân-ı azîmler içre bir sebzezâr-ı ârâmgâh u tarâvetgâh zemîn-i murgzâr yer var kim eflâke kad-keşân olmuş dıraht-ı sâyedârların zıll-ı himâyesinden zemîne aslâ güneş te’sîr etmez. Cemî‘i uşşâkân-ı yârân-ı sâdıkânlar anda ta‘tîl günleri ve rûz-ı ıydeynlerde ve Hızır-ilyâs ve rûz-ı nevrûzeynlerde cemî‘i ahbâb-ı sâdıkân birbirlerine müştâkânlar bu mesîregâh-ı çemenzârda cem‘ olup cân sohbetleri ederler kim mesîregâh-ı azîmdir. Meselâ Anatolu vilâyetinde Konya'nın Merâm'ı ve Malatiyye'nin Aspuzu'su ve İslâmbol'un Göksu'yu ve Kâğıdhâne'si ve Sarıyâr'da Selîm Hân mesîregâhları meşhûr-ı âfâk olduğu gibi bu Siroz şehrinin dahi Kal‘a Ardı'sı meşhûr-ı cihân merâmgâhdır. Andan
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 220b ·
metinde göster ·
… rı küşâde olur. Ve bu cisirden taşra varoşa çıkarken sağ tarafda handak başında
bir sebîlhâne
vardır.
Ve bu kal‘anın iki yerden demir kapuları şâhrâhdır. Biri cânib-i cenûba mekşûfdur kim andan varoşa gidilir. Taş cisir ile handakdan ubûr olunur. Ammâ kapunun eşiği dibinde zemberekli asma tahta cisirdir. Her şeb dîdebânlar makara ve dollâblar ile zencîrlerin keşân-ber-keşân keşîde kılup kal‘a kapusuna cisri dayayup siper edüp kal‘a kapusu dahi metîn olup ale's-sabâh du‘â vü senâ ile cisri endirüp kal‘a kapuları küşâde olur. Ve bu cisirden taşra varoşa çıkarken sağ tarafda handak başında bir sebîlhâne vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y57a ·
metinde göster ·
… vakıfları tarafında denk denk karlar buzlar gelüp cemî‘i atşâna sebîl ederler.
Bir sebîlâne
Alaca çeşme kurbundadır. Ve biri Tahtalkal‘a meydânında mermer binâlı ve kubbe- …
Ve beş yerde kurşum kubbeli Q 42bP 42b sebîlleri vardır. Her birinin vakıfları tarafında denk denk karlar buzlar gelüp cemî‘i atşâna sebîl ederler. Bir sebîlâne Alaca çeşme kurbundadır. Ve biri Tahtalkal‘a meydânında mermer binâlı ve kubbe-i âlîli sebîldir. Ve biri dahi Tahıl bâzârında, bu dahi mermer binâ ve demir revzenli ve kurşum kubbeli musanna‘ dâr-ı atşândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y82b ·
metinde göster ·
… kmeydânı şâm içinden cereyân eden nehr-i Mîze cânibeyni bir çemenzâr-ı bî-gubâr
bir sebzezâr
sahrâdır. Ba‘de'- Y 251b -l-asır cümle uşşâk anda gelüp vakt-i gurûba dek kim …
şâm'ın mesîre ve teferrücgâhların beyân eder: Evvelâ fezâ-yı Gökmeydânı şâm içinden cereyân eden nehr-i Mîze cânibeyni bir çemenzâr-ı bî-gubâr bir sebzezâr sahrâdır. Ba‘de'- Y 251b -l-asır cümle uşşâk anda gelüp vakt-i gurûba dek kimi mâhî sayd eder, kimi mâhpâreleri sayd eder bir temâşâgâh ferah-fezâ yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y251a–Y251b ·
metinde göster ·
… sakfı serâpâ nükûş-ı garîbe ve acîbe ile nakş-ı nigârhâne-i Çîn-misâl münakkaş
bir sebîlhâne-i
zîbâdır. Celî hatt ile müzehheb târîhi var ammâ izdihâmdan kırâ’at olunup tahrî …
Ve niçe bin hânelerin ve sarây-ı âlîlerin Y 356a altında birer sebîlhâne mukarrerdir. Cümle sebîlhânelerden mükellef Lahza bâzârı başında Kızlarağası sebîli gâyet müzeyyen ve kubbe-i âlîli kârgîr binâdır. Cânib-i erba‘ası ve sakfı serâpâ nükûş-ı garîbe ve acîbe ile nakş-ı nigârhâne-i Çîn-misâl münakkaş bir sebîlhâne-i zîbâdır. Celî hatt ile müzehheb târîhi var ammâ izdihâmdan kırâ’at olunup tahrîr olunmadı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y355b–Y356a ·
metinde göster ·
… e merhûm olup Mu‘allâ'da Mevlevîhâne hazîresinde âsûdedir. Cenbinde tevâbi‘leri
bir sebîl
inşâ etmişler. Azîz-i mezbûr talâkat-i lisân ile ve selâset-i beyân ile revnak …
Merkad-i eş-şeyh Abdurrahmân Karabaş: Mu‘allim-i Sultân olan Ömer Efendi'nin birâder-i kihteridir. Amasiyyevîdir. Mekke-i mükerreme Y 364a pâyesiyle mütekâ‘id iken sene (---) târîhinde merhûm olup Mu‘allâ'da Mevlevîhâne hazîresinde âsûdedir. Cenbinde tevâbi‘leri bir sebîl inşâ etmişler. Azîz-i mezbûr talâkat-i lisân ile ve selâset-i beyân ile revnak bulmuş şeyh-i âlî-beyân idi. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y363b–Y364a ·
metinde göster ·
… âdemler hep Yûsuf kuyusundan içerler, ammâ ihtiyâç değildir. Ortahisâr dibinde
bir sebîl
var, on iki bin râviye su alır. Ve Ağa kapusu içinde bir sebîl var, yigirmi bin …
Ammâ suyu sehel şorcadır. Y 85b Lâkin zarûretde a‘lâ içilir. Ve Gavrî muhâsarasında cümle iç kal‘a halkı bundan nûş ederlermiş. Ve hâlâ ba‘zı âdemler hep Yûsuf kuyusundan içerler, ammâ ihtiyâç değildir. Ortahisâr dibinde bir sebîl var, on iki bin râviye su alır. Ve Ağa kapusu içinde bir sebîl var, yigirmi bin râviye su alır. Ve Şeyh Sârî'de kezâlik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y85a–Y85b ·
metinde göster ·
… rtahisâr dibinde bir sebîl var, on iki bin râviye su alır. Ve Ağa kapusu içinde
bir sebîl
var, yigirmi bin râviye su alır. Ve Şeyh Sârî'de kezâlik.
Ammâ suyu sehel şorcadır. Y 85b Lâkin zarûretde a‘lâ içilir. Ve Gavrî muhâsarasında cümle iç kal‘a halkı bundan nûş ederlermiş. Ve hâlâ ba‘zı âdemler hep Yûsuf kuyusundan içerler, ammâ ihtiyâç değildir. Ortahisâr dibinde bir sebîl var, on iki bin râviye su alır. Ve Ağa kapusu içinde bir sebîl var, yigirmi bin râviye su alır. Ve Şeyh Sârî'de kezâlik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y85a–Y85b ·
metinde göster ·
… yetmiş pâdişâh Mısır'a mutasarrıf olup her biri birer câmi‘ ve câmi‘e muttasıl
bir sebîl
ve gayrı köşe başlarında dahi mahalle münâsib yerlerde niçe bin sebîl inşâ etmi …
Husûsan şehr-i Mısır suya muhtâcdır. Nefs-i Mısır'da sudan azîz hayrât [u] hasenât olmaduğından Amr ibnü'l-Âs fethinden bu âna gelince yedi yüz yetmiş pâdişâh Mısır'a mutasarrıf olup her biri birer câmi‘ ve câmi‘e muttasıl bir sebîl ve gayrı köşe başlarında dahi mahalle münâsib yerlerde niçe bin sebîl inşâ etmişlerdir kim herbiri onar on beşer bin deve yükü râviye su alır sebîller vardır. Ve sâ’ir vüzerâ ve vükelâ ve a‘yân-ı eşrâf ve kibâr-ı kümmelînler, su hayr-ı azîm olduğuyçün her köşe başında üçer dörder kademe taş nerdübân ile urûc olunur pirinç ve tuc kafesli musanna‘ pençereli münakkaş sebîller var kim herbiri kâşî-i Çîn ve yeşm-i yerekânî ve mermer ve sommâkî; ruhâmlarla müzeyyen sebîllerdir. Ve bunlardan gayrı sarây-ı âlîler cenbinde ve ba‘zı hâneler altında latîf sebîller var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y127a ·
metinde göster ·
… ak mâ-i tâhir bezl etmededirler. Ammâ yigirmi bin deve yükü su alır deryâ-misâl
bir sebîldir
. Ve evkâfı metîndir ve binâsı kavîdir. Eyle hikâyet ederler ki sarnıcının cânib …
Ammâ Mısır içinde cümle sebîllerden azîm sebîl Sultân Gavrî'nindir. Sûk-ı sultânînin izdihâmı yerinde olmağile pek işler. Dörd huddâmı vardır, sabâhdan vakt-i gurûba dak mâ-i tâhir bezl etmededirler. Ammâ yigirmi bin deve yükü su alır deryâ-misâl bir sebîldir. Ve evkâfı metîndir ve binâsı kavîdir. Eyle hikâyet ederler ki sarnıcının cânib-i erba‘ası serâpâ kurşum dökülmüşdür, derler, anıniçün suyu lezîzdir. Ve pençeresi üzre celî hat ile Arapça âyeti tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y127a ·
metinde göster ·
Ammâ asrımızda Dârü's-sa‘âde ağalığından ma‘zûl Abbâs Ağa
bir sebîlhâne-i
cedîd inşâ etdi, on bin râviye su alır. Ve eyle münakkaş u müzeyyen sebîlhâne o …
Ammâ asrımızda Dârü's-sa‘âde ağalığından ma‘zûl Abbâs Ağa bir sebîlhâne-i cedîd inşâ etdi, on bin râviye su alır. Ve eyle münakkaş u müzeyyen sebîlhâne oldu kim gûyâ nigârhâne-i nakş-ı Çîn'dir. Üstünde bir mekteb-i sıbyân dahi inşâ etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y127b ·
metinde göster ·
Ve hazînedâr-ı Sultân Mehemmed Hân Alî Ağa ol dahi
bir sebîlhâne-i
münakkaş ihdâs etdi kim cemî‘i atşâna hayât verir. On bin râviye su alır. Bunun …
Ve hazînedâr-ı Sultân Mehemmed Hân Alî Ağa ol dahi bir sebîlhâne-i münakkaş ihdâs etdi kim cemî‘i atşâna hayât verir. On bin râviye su alır. Bunun dahi üstünde mekteb-i ebcedhânı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y127b ·
metinde göster ·
zîbâ ve mekteb-i tıflân-ı ebcedhân etdi kim gûyâ nakş-ı Mânî Erjeng'dir. On bir …
Ve Dâvûdiyye kurbunda Musâhib Ahmed Ağa dahi bir sebîl-i zîbâ ve mekteb-i tıflân-ı ebcedhân etdi kim gûyâ nakş-ı Mânî Erjeng'dir. On bir bin râviye su alır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y127b ·
metinde göster ·
Ve Derb-i Ahmer'de Habeşli Mehemmed Kethudâ bir vekâle ve
bir sebîl
inşâ etdi. Felek müsâ‘ade etmeyüp hânı ve sebîlhâneyi bey‘-i men-yezîd edüp Âsi …
Ve Derb-i Ahmer'de Habeşli Mehemmed Kethudâ bir vekâle ve bir sebîl inşâ etdi. Felek müsâ‘ade etmeyüp hânı ve sebîlhâneyi bey‘-i men-yezîd edüp Âsitâne-i sa‘âdetde Dârü's-sa‘âde Ağası Yûsuf Ağa kethudâsı Mustafâ Ağa alup temessükât hüccetlerin Kızlar Ağası Yûsuf Ağa'ya gönderdi. Ammâ cümle sebîllerden işlekdir ve yigirmi bin râviye su alır ve üstünde bir münakkaş mekteb-i gılmânı var. Müzehheb ve münakkaş bir sebîldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y127b ·
metinde göster ·
… viye su alır ve üstünde bir münakkaş mekteb-i gılmânı var. Müzehheb ve münakkaş
bir sebîldir
.
Ve Derb-i Ahmer'de Habeşli Mehemmed Kethudâ bir vekâle ve bir sebîl inşâ etdi. Felek müsâ‘ade etmeyüp hânı ve sebîlhâneyi bey‘-i men-yezîd edüp Âsitâne-i sa‘âdetde Dârü's-sa‘âde Ağası Yûsuf Ağa kethudâsı Mustafâ Ağa alup temessükât hüccetlerin Kızlar Ağası Yûsuf Ağa'ya gönderdi. Ammâ cümle sebîllerden işlekdir ve yigirmi bin râviye su alır ve üstünde bir münakkaş mekteb-i gılmânı var. Müzehheb ve münakkaş bir sebîldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y127b ·
metinde göster ·
… hemmed Paşa kal‘a-misâl bir tekye ve bir türbe ve câmi‘ ve imâret ve medrese ve
bir sebîl
etdi kim on beş bin deve yükü su alır. Pençeresi üzre târîhi budur:
Ve Şeyh Ukbe-i Cüheynî hazretlerinde Hâsekî Mehemmed Paşa kal‘a-misâl bir tekye ve bir türbe ve câmi‘ ve imâret ve medrese ve bir sebîl etdi kim on beş bin deve yükü su alır. Pençeresi üzre târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y127b ·
metinde göster ·
… i münevverdir, ammâ haremi yokdur. Ve üç tabaka bir serâmed minâresi vardır. Ve
bir sebîli
ve bir mekteb-i sıbyânı ve medrese ve dârü'l-kurrâsı ve bir imâret-i it‘âm-ı hâ …
Bir musanna‘ türbe ve bir câmi‘-i münevverdir, ammâ haremi yokdur. Ve üç tabaka bir serâmed minâresi vardır. Ve bir sebîli ve bir mekteb-i sıbyânı ve medrese ve dârü'l-kurrâsı ve bir imâret-i it‘âm-ı hâss [u] âmı vardır. Ve bir hân-ı müsâfirîn ve bir hân-ı mücâvirîni vardır, kal‘a-misâl bir hân-ı âlîdir, cümle iki yüz hücrelerdir, ammâ mansar havfinden bu hânelerde ehl-i ırz duramaz, cümle fukarâ sâkinlerdir. Ve kırk mikdârı dükkânları var, gâyet ma‘mûr evkâfdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y137b ·
metinde göster ·
… bu câmi‘in dahi der-i dîvârı sâfî elvân zî-kıymet ahcârât kaplıdır. Ve cenbinde
bir sebîli
ve fevkında bir mekteb-i sıbyânı ve mukâbelesinde yigirmi dükkânı ve yüz mikdâr …
Ve bu câmi‘e Y 138b muttasıl bir kubbe-i âlî içinde Emîrü'l-kebîr medfûndur. Ammâ Hudâ âlimdir, taşdan binâ olunmuş enderûn [u] bîrûnu eyle hurdegîr münakkaş kubbedir kim zirve-i a‘lâsı semâya ser çekdiğinden mâ‘adâ diyâr-ı Mısır'da bî-adîl bir kubbe-i bî-nazîrdir. Ve bu câmi‘in dahi der-i dîvârı sâfî elvân zî-kıymet ahcârât kaplıdır. Ve cenbinde bir sebîli ve fevkında bir mekteb-i sıbyânı ve mukâbelesinde yigirmi dükkânı ve yüz mikdârı hücreli hânı var. Cümle halkı müte’ehhillerdir. Ve bu câmi‘e muttasıl dîvâr dîvâra,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y138a–Y138b ·
metinde göster ·
mevt halk etmiş. Rûm'da gelincik derler dörd ayaklı mûşa hasım bir hayvândır, h …
Ammâ böyle bir ejderhâya Cenâb-ı İzzet bir sebeb-i mevt halk etmiş. Rûm'da gelincik derler dörd ayaklı mûşa hasım bir hayvândır, hemân ana benzer tüğlü bir hayvândır. Nîl içinde olur, timsâh gibi karada dahi tavattun eder, karaya çıkup cezîrelerde rimâl-i rakîk içre sürüne sürüne gezüp timsâhı arar, zîrâ gâyetü'l-gâye timsâha hasımdır. Ve timsâhın muzahrafâtın çıkaran kuşu dahi sayd eder bir küçük gelincikdir. Hemân timsâh takâzâ-yı hâcete taşra çıkup gezerken bu gelincik kum üzre yürüyerek timsâhın yanına varup Y 161b timsâh anı görmez. Zîrâ bi-emri Hudâ timsâhın gözleri tepesindedir ve gerdânı yokdur, yekpâre pîl-tendir, sağa ve sola karada yere bakamaz. Kaçan mezkûr kuş timsâha def‘-i cû‘ içün hizmet etmeğe geldikde timsâh ağzın açup kuş içeri girince bu gelincik dahi pertâb edüp timsâhın ağzından içeri girince azamet-i Hudâ timsâh-ı bî-cenâh-ı pür-günâh sad lek âh ederek kendüyi yerden yere urup cân havliyle kendüyi Nîl'e urur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y161a–Y161b ·
metinde göster ·
… sekî Mehemmed Paşa vâkı‘asında görüp müceddeden bir câmi‘-i âlî ve bir tekye ve
bir sebîl
ve iki sâkıye ve bir matbah ve şeyh hazretleri üzre bir mehbıt-ı pür-envâr binâ …
Mâ-tekaddem harâbe olmağile mevlûdu mu‘attal idi. Ba‘dehu sene 1063 târîhinde Ebünnûr Mehemmed Paşa ya‘nî Hâsekî Mehemmed Paşa vâkı‘asında görüp müceddeden bir câmi‘-i âlî ve bir tekye ve bir sebîl ve iki sâkıye ve bir matbah ve şeyh hazretleri üzre bir mehbıt-ı pür-envâr binâ edüp iki yüz Mısrî kîse masrûf edüp bir hayrât-ı azîm etdi. Ve her sene mevlûd-ı şerîfi masârıfına bin guruş vakf edüp üzerine yeniçeri ocağın nâzır etdi. Ve bu mevlûd dahi ke-sâyiri't-tahrîr mevlûd-ı sultânî olur kim Şeyh Ukbe-i Cüheyniyyü'l-Âmirî'nin rûh[u] şâd olur. Zîrâ evkâfı tarafından me’kûlât [u] meşrûbâtları firâvân olmağile ulemâ ve sulehâ ve fukarâya ni‘meti mebzûldür. Bundan sonra cebel-i Cûşî dâmeninde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y223b ·
metinde göster ·