Evsâf-ı hıyâban-ı merkad-i pür-envâr: Mihrâb önünde
bir sehm-i
tîrkeş menzili bir gül [ü] gülistân [u] hıyâban-ı nısf-ı cihân içre meşhed-i Sü …
Evsâf-ı hıyâban-ı merkad-i pür-envâr: Mihrâb önünde bir sehm-i tîrkeş menzili bir gül [ü] gülistân [u] hıyâban-ı nısf-ı cihân içre meşhed-i Süleymân Hân tâbe serâhu bir kubbe-i âlî içinde medfûndur kim bu kubbenin nazîri bu kubbe-i eflâk altında yokdur. Zîrâ üstâd-ı şîrînkâr bir kubbe-i sağîr üzre bir kat kubbe-i âlî dahi inşâ edüp biri {biri} içinde böyle musanna‘ kubbe bir diyârda vâkı‘ olmamışdır. Bu tarz-ı acîb ü garîb görülmemişdir. Ve bunda olan müşebbek ve mukarnas mermer tasnî‘âtları bir amâristânda yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 45a ·
metinde göster ·
… r-i Âl-i Osmân'da olan atıcılara fermân edüp tîr bârân etdirmişdir. Mümkin olup
bir sehm-i
hadeng irememişdir. Süleymân Hân hazz edüp "Benim Amîk-i âlîm" buyurup hıfz u e …
Sebeb-i tesmiyye-i kal‘a-i Amîk: Bu kal‘a eyle bülenddir kim cemî‘i tîr-endâz kemândârân-ı kemânkeşânlar bu kal‘a-i Amîk'in zîrinden bâlâsına tîr bârân etmişlerdir kim pîşrev ve hekkî vü âzmâyiş okları ile zirvesine irememişlerdir. Hatta Süleymân Hân bu kal‘ayı temâşâ eder kim asker-i Âl-i Osmân'da olan atıcılara fermân edüp tîr bârân etdirmişdir. Mümkin olup bir sehm-i hadeng irememişdir. Süleymân Hân hazz edüp "Benim Amîk-i âlîm" buyurup hıfz u emânda olmasiyçün du‘â etmişlerdir. Ve sene sekiz yüz beş târîhinde Timur Şâh bu kal‘ayı görüp "Bu kal‘a niçe şâh-ı şâhânların ırzın pâymâl etmişdir. Bunu muhâsara edüp bednâm olmadan, geçmek yeğdir" deyüp bu kal‘aya asla nazar-ı im‘ân ile nazar etmeyüp güzer eder ve bu kal‘a önünde Van deryâsı ol kadar amîkdir kim niçe yüz kulaç şâkûleli ipler ka‘r-ı umkuna ermedüğünden kal‘a-i Amîk derler, ammâ galat-ı meşhûru beyne'l-Ekrâd Amîk derler {ve Amük derler}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 246a ·
metinde göster ·
… rın onun dahi ok ile kanların türâba döküp vücûdların hâke salar. Hikmet-i Hudâ
bir sehm-i
kazâ kemânından dürüst çıkup bir çam dırahtına râst gelüp perrân geçüp hâlâ ol …
Sergüzeşt: Dervîş Şecî‘ nâm bir âşık câna on kan edici, dağlar gezici, cândan bezici, âdem kesici rehzenlik ederler. Bu garîb cân bunların onun dahi ok ile kanların türâba döküp vücûdların hâke salar. Hikmet-i Hudâ bir sehm-i kazâ kemânından dürüst çıkup bir çam dırahtına râst gelüp perrân geçüp hâlâ ol nâvek çam ağacının sîne-i pür-kînesinde üç âdem kaddi bâlâda kadanmış yelekleri derûn-ı şecerde peykân-ı tîr iki karış taşrada yalman gösterüp durur. Hakkâ ki dürüst şast sâhib-i kemândâr pehlivân imiş. Anıniçün Oklu Çam beli derler. Ve on maktûl harâmîler dahi mezkûr çam dibinde ecel câmın nûş edüp hâlâ mest olup tâ ilâ yevmi'l-kıyâm vâdî-i hâmuşânda yatırlar. Hakîr dahi bu mahalden havf [u] haşyetimizden pür-silâh hâmûş-bâş âmâde güzer etdik, ammâ bî-cân ve bî-mecâl ubûr etdik, zîrâ gâyet mel‘ûn bî-amân beldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y23b ·
metinde göster ·
Muhammedî urup katl etdim" dedikde bu âdem Amr ibnü'l-Âs'ın eline ayağına düşüp …
"Zahir etmek isterdi ister dedi. Ben görüp bir sehm-i Muhammedî urup katl etdim" dedikde bu âdem Amr ibnü'l-Âs'ın eline ayağına düşüp [[(---) (---) (---) (---)]] yalvardı dedi. Amr eyitdi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y12b ·
metinde göster ·