… sohbet-i hâs ile geçirirler. Hattâ ol sohbet-i hâs geceleri elli vukıyye gelir
bir semîn
koyunu kurbân edüp şukka şukka edüp bir demir kebâb şişine ol koyunun lahmını ş …
Hattâ kış geceleri 128b cümle vilâyet-i Kırım'da oda sohbetleri edüp niçe gûne helvâlar ve ta‘âmlar ve gûnâ-gûn şarâblar yenüp içilüp eyyâm-ı şitâyı sohbet-i hâs ile geçirirler. Hattâ ol sohbet-i hâs geceleri elli vukıyye gelir bir semîn koyunu kurbân edüp şukka şukka edüp bir demir kebâb şişine ol koyunun lahmını şîşe sancup iki başları ince ortası kalın bir gûne hemvâre eti dizerler kim bir zerre yeri birinden taşra dizmezler. Andan bir araba tekerleğin kırup kebâb altına te’ennî ile germâ-germ âteş edüp bir gûne kebâb pişirirler kim gûyâ ilik olur. Tatar mâbeyninde böyle pişmiş elli vukıyye gelir bir koyun kebâbın yemiş ve yüz vukıyye boza içmiş Tatar çokdur, ya‘nî bunları bir oturuşda bir Tatar yemişdir, tâ bu mertebe latîf ter ü tâze ve nerm kebâb pişirirler kim rub‘-ı meskûnda eyle kebâb pişmek ihtimâli yokdur, ammâ araba tekerleğiyle pişirmek Tatar mâbeynlerinde şartdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 128a–128b ·
metinde göster ·
… evce ser çekmiş nahl-i hurmâları var ammâ mahsûlleri bir gûne iri âsî hurmâdır.
Bir semîn
temrdir ve çekirdeğinin içi boşdur. Biberdân ve nemekdân ederler, iri hurmâdır. …
"Hurmâları da kendüler gibi âsî olup mahsûl vermesin" buyurduklarından anıniçün Âsî Hurmâ derler. Hakîkatü'l-hâl evce ser çekmiş nahl-i hurmâları var ammâ mahsûlleri bir gûne iri âsî hurmâdır. Bir semîn temrdir ve çekirdeğinin içi boşdur. Biberdân ve nemekdân ederler, iri hurmâdır. Tenâvül eden serâsîme olur. Ve eşcârı sâ’ir hurmâ gibi bir serâmed nahl değildir, çatal çataldır. Ve berki dahi gayri gûne olduğundan ehl-i beled bildiler kim Muhammed Emîn bed-du‘â etdi. Der-akab,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y267b ·
metinde göster ·
ü cesîm cemel getirdiler kim gûyâ dâbbetü'l-arz idi. Derhâl âteş kenârında iki …
Der-akab melik âdemleri bir semîn ü cesîm cemel getirdiler kim gûyâ dâbbetü'l-arz idi. Derhâl âteş kenârında iki yerden boğazlayup cereyân eden kanın pehlivân cümle nûş etdi. Ve der-akab devenin cildin soyup deveyi pâre pâre edüp cildi üzre lahmin başka ve uzuvların ve kelle ve paçasın başka ve şirdeni ve bağırsağı ve yüreği ve ciğeri ve şikenbesin başka ve batnında olan muzahrefâtın başka yığdılar. Ve deveyi boğazlayan zebbâhlar alarkaya gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y419b ·
metinde göster ·