… nkâr mahfili altına sütun etdiler. Ammâ hakkâ kim bir sun‘-ı Hudâ ve ibret-nümâ
bir seng-i
asferdir kim altun ve cevâhir anın yanında ne şeydir. Bir âdem sarılık marazına …
Bağğâz ve hasûd-ı münâfıkîn pâdişâha Yûsuf Paşa'yı gamz edüp "Pâdişâhım Yûsuf Paşa lalan, Hanya hazînesinden üç Husrevânî küp altun ve üç milyon mâl-ı Kârûn ve bir altun direk keçelerle sarılmış pâdişâhıma deryâda katre ve güneşde zerre vermeyüp anları hıfz etdi" derler. Ba‘de'l-katl 273b mâl [u] menâldan bir şey çıkmayup ol altun direk keçe ile sarılmış, dedikleri bir taş yerakânî direk idi. Hazîneye koyup hılâf-ı inhâ edenlerin dünyevî [ve] uhrevî yüzleri kara oldu. Ba‘dehû ol altun dedikleri sarı amûdı Mehemmed Hân-ı Râbî‘in vâlidesinin binâ etdüğü câmi‘in hünkâr mahfili altına sütun etdiler. Ammâ hakkâ kim bir sun‘-ı Hudâ ve ibret-nümâ bir seng-i asferdir kim altun ve cevâhir anın yanında ne şeydir. Bir âdem sarılık marazına mübtelâ olsa ol amûdı üç kerre üç cum‘a ertesinde ale's-sabah yalasa bi-emrillah şifâ bulur. Eyle bir seng-i Hudâ'dır kim Yûsuf Paşa'nın sebeb-i katli olmuşdur. Hikmet-i Hudâ "el-abdu yüdebbiru vallahu yukaddiru" ve "elsinetü'l-halk aklamu'l-ha(l)kdır". Kaçan kim Sultân İbrâhîm Hân Sarâyburnu'nda Yûsuf Paşa ile Girid müşâveresin edüp "Hanya'yı feth etdikden sonra inşâallah sâlimîn ve gânimîn geldikde sâna ıvazın ederim" deyü yemin etdüğü meğer "şehîd ederim" demek imiş. Hakîkatü'l-hâl Hanya kal‘ası gibi bir hısn-ı hasînin ve sedd-i metinin fethi bir kerb-i azîm idi. Ammâ feth olunmasına sebeb Cenâb-ı Bârî yârî kılup küffâr-ı hâksârın donanma-yı nâ-mübâreki gelmeden Gâzî Yûsuf Paşa cidd ü cehd edüp Feyyâz-ı Mutlak'ın inâyet-i ezelîsi ve avn-i aliyyesi ve esrâr-ı hafiyyesi olup feth oldu. Yohsa bu Hanya gibi sedd-i İskenderin fethi {bir vechile} mümkün değil idi. Ve eyle kal‘a-i üstüvârın fethine ıvaz bir şey ile olmazdı, illâ şehâdet ola. Yûsuf Paşa-yı merhûm ve mağfûr, mahbûb-ı Hudâ imiş kim hem feth ve ba‘de'l-feth şehâdet müyesser oldu. Hamd-i Hudâ bu hakîr Evliyâ-yı pür-riyâ böyle gazâ-yı ekberde bulunup sâlimîn ve gânimîn vatanımıza gelüp peder u mâder-i azîz ve azîzelerimizle müşerref olup dest-i şerîflerin bûs edüp "Ber-hurdâr-ı ömr ol oğul! Vekâletimiz eyleyüp Girid fethinde bulundun. Bizim varmamıza muhtaç etmedin" deyü buyurdular. Hakir eyitdim: "Benim peder-i azîzim, sultânım! Siz şimden gerü ihtiyâr oldunuz. Süleymân Hân asrından berü yetmiş gazâda bulundunuz. Bu ciğer-kûşenize hemân hayr du‘â edin. Niçe gazâlarda bulunup cenâb-ı şerîfinize sevâb-ı cezîl ola" deyü dest-bûs edüp hayr du‘âların alıp bu hikâyeye âğâze eyledi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 273a–273b ·
metinde göster ·
… ûdı üç kerre üç cum‘a ertesinde ale's-sabah yalasa bi-emrillah şifâ bulur. Eyle
bir seng-i
Hudâ'dır kim Yûsuf Paşa'nın sebeb-i katli olmuşdur. Hikmet-i Hudâ "el-abdu yüde …
Bağğâz ve hasûd-ı münâfıkîn pâdişâha Yûsuf Paşa'yı gamz edüp "Pâdişâhım Yûsuf Paşa lalan, Hanya hazînesinden üç Husrevânî küp altun ve üç milyon mâl-ı Kârûn ve bir altun direk keçelerle sarılmış pâdişâhıma deryâda katre ve güneşde zerre vermeyüp anları hıfz etdi" derler. Ba‘de'l-katl 273b mâl [u] menâldan bir şey çıkmayup ol altun direk keçe ile sarılmış, dedikleri bir taş yerakânî direk idi. Hazîneye koyup hılâf-ı inhâ edenlerin dünyevî [ve] uhrevî yüzleri kara oldu. Ba‘dehû ol altun dedikleri sarı amûdı Mehemmed Hân-ı Râbî‘in vâlidesinin binâ etdüğü câmi‘in hünkâr mahfili altına sütun etdiler. Ammâ hakkâ kim bir sun‘-ı Hudâ ve ibret-nümâ bir seng-i asferdir kim altun ve cevâhir anın yanında ne şeydir. Bir âdem sarılık marazına mübtelâ olsa ol amûdı üç kerre üç cum‘a ertesinde ale's-sabah yalasa bi-emrillah şifâ bulur. Eyle bir seng-i Hudâ'dır kim Yûsuf Paşa'nın sebeb-i katli olmuşdur. Hikmet-i Hudâ "el-abdu yüdebbiru vallahu yukaddiru" ve "elsinetü'l-halk aklamu'l-ha(l)kdır". Kaçan kim Sultân İbrâhîm Hân Sarâyburnu'nda Yûsuf Paşa ile Girid müşâveresin edüp "Hanya'yı feth etdikden sonra inşâallah sâlimîn ve gânimîn geldikde sâna ıvazın ederim" deyü yemin etdüğü meğer "şehîd ederim" demek imiş. Hakîkatü'l-hâl Hanya kal‘ası gibi bir hısn-ı hasînin ve sedd-i metinin fethi bir kerb-i azîm idi. Ammâ feth olunmasına sebeb Cenâb-ı Bârî yârî kılup küffâr-ı hâksârın donanma-yı nâ-mübâreki gelmeden Gâzî Yûsuf Paşa cidd ü cehd edüp Feyyâz-ı Mutlak'ın inâyet-i ezelîsi ve avn-i aliyyesi ve esrâr-ı hafiyyesi olup feth oldu. Yohsa bu Hanya gibi sedd-i İskenderin fethi {bir vechile} mümkün değil idi. Ve eyle kal‘a-i üstüvârın fethine ıvaz bir şey ile olmazdı, illâ şehâdet ola. Yûsuf Paşa-yı merhûm ve mağfûr, mahbûb-ı Hudâ imiş kim hem feth ve ba‘de'l-feth şehâdet müyesser oldu. Hamd-i Hudâ bu hakîr Evliyâ-yı pür-riyâ böyle gazâ-yı ekberde bulunup sâlimîn ve gânimîn vatanımıza gelüp peder u mâder-i azîz ve azîzelerimizle müşerref olup dest-i şerîflerin bûs edüp "Ber-hurdâr-ı ömr ol oğul! Vekâletimiz eyleyüp Girid fethinde bulundun. Bizim varmamıza muhtaç etmedin" deyü buyurdular. Hakir eyitdim: "Benim peder-i azîzim, sultânım! Siz şimden gerü ihtiyâr oldunuz. Süleymân Hân asrından berü yetmiş gazâda bulundunuz. Bu ciğer-kûşenize hemân hayr du‘â edin. Niçe gazâlarda bulunup cenâb-ı şerîfinize sevâb-ı cezîl ola" deyü dest-bûs edüp hayr du‘âların alıp bu hikâyeye âğâze eyledi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 273a–273b ·
metinde göster ·
siyâh-ı müdevver vardır. Tahmînen üç kantar gelir bir seng-i musaykal u mücellâ …
Zikr-i seng-i sebeb-i bârân-ı rahmet Erdebîl cây-ı sebîlin bîrûnunda demirden katı bir seng-i siyâh-ı müdevver vardır. Tahmînen üç kantar gelir bir seng-i musaykal u mücellâdır. Selef köhneleri ve hukemâ-yı kudemâları bu seng-i siyâh üzre bir gûne hatt-ı Iberî hurûfları yazmışlar. Hakkâ ki sikkeyi mermerde kazmışlar ve bir âdem sûreti tahrîr etmişler kim iki ellerin ebr-i semâya kaldırup küşâde etmişdir. Kaçan kim belde-i Erdebîl'de bârân-ı rahmet nâzil olmasa a‘yân-ı kibâr u sığâr bu taşı gelüp galtân ederek şehre götürürken azamet-i Hudâ şehr-i Erdebîl üzre üç gün üç gice bârân-ı rahmet nâzil olup âb-ı rahmet ile cemî‘î mezâri‘leri ve kurâ ve kasabâtları reyy olup bârândan müstağnî olurlar. Ba‘dehû ol taşı çinçhıyr (?) ederek ol sengi yine cây-ı ma‘hûduna vaz‘ edince bârân yine teskîn olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 306a ·
metinde göster ·
… unda demirden katı bir seng-i siyâh-ı müdevver vardır. Tahmînen üç kantar gelir
bir seng-i
musaykal u mücellâdır. Selef köhneleri ve hukemâ-yı kudemâları bu seng-i siyâh …
Zikr-i seng-i sebeb-i bârân-ı rahmet Erdebîl cây-ı sebîlin bîrûnunda demirden katı bir seng-i siyâh-ı müdevver vardır. Tahmînen üç kantar gelir bir seng-i musaykal u mücellâdır. Selef köhneleri ve hukemâ-yı kudemâları bu seng-i siyâh üzre bir gûne hatt-ı Iberî hurûfları yazmışlar. Hakkâ ki sikkeyi mermerde kazmışlar ve bir âdem sûreti tahrîr etmişler kim iki ellerin ebr-i semâya kaldırup küşâde etmişdir. Kaçan kim belde-i Erdebîl'de bârân-ı rahmet nâzil olmasa a‘yân-ı kibâr u sığâr bu taşı gelüp galtân ederek şehre götürürken azamet-i Hudâ şehr-i Erdebîl üzre üç gün üç gice bârân-ı rahmet nâzil olup âb-ı rahmet ile cemî‘î mezâri‘leri ve kurâ ve kasabâtları reyy olup bârândan müstağnî olurlar. Ba‘dehû ol taşı çinçhıyr (?) ederek ol sengi yine cây-ı ma‘hûduna vaz‘ edince bârân yine teskîn olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 306a ·
metinde göster ·
… demir direciğin üstünde evvel ol tâkı binâ edüp tâkin ta zirve-i âlîsi ortasına
bir seng-i
azîm mıknatıs komuş ve bir mıknatıs taş-ı kebîri dahi hendese üzre âlî mıknatıs …
Acibe-i diğer: Bu deyrin havlısında meydân-ı muhabbet içre bir tâk-i bâlâ altında bir mu‘allak kalın demir vardır. Hemân dâ’imâ mu‘allak durur. Bir cânibe şeş cihetden bir yire 325b ittisâli yokdur. Hakkâ ki sihr-i i‘câz bir musanna‘ nihânî kâr-ı ibret-nümâdır. Cümle keferelerin zu‘m-ı bâtıllarıyla Hazret-i İsâ havâriyyûnu Şem‘ûn-ı Safâ'nın kerâmetiyle mu‘allak durmuş ola. Ebleh müselmânlar dahi gördükde hayrân kalup i‘tikâd ederler. Zîrâ şiddet-i rûzgâr bu hadîd amudcuğa isâbet etdikçe mütezelzil olur. Niçe Ehrimen âdamlar vaz‘-ı yed etmesinler deyü cânib-i etrâfına muhkem sunta dırahtından parmaklık çekmişler. Ammâ ma‘rifet-i amûd-ı hadîd, üstâd-ı hukemâ-yı bennâ-yı kudemâ bu demir direciğin üstünde evvel ol tâkı binâ edüp tâkin ta zirve-i âlîsi ortasına bir seng-i azîm mıknatıs komuş ve bir mıknatıs taş-ı kebîri dahi hendese üzre âlî mıknatısın aşağısı olan zemîne {komuş}, ba‘dehû bu demir direciği bu iki mıknatıs taşlarının mâbeynine vaz‘ edince iki seng-i mıknatısın mâbeyninde mu‘allak kalmışdır. Yohsa ne kerâmet-i havâriyyûn-ı Şam'ûn ve ne tılısm-ı Şemsûn'dır. Her gören engüşt-ber-dehen edüp valih [u] hayrân olur. Bu hakîr-i pür-taksîr akl-ı kâsırumla böyle mülâhaza etdim. İnşâallah mülâhazamızda sehv ü hatâ yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 325a–325b ·
metinde göster ·
Eşkâl-i kal‘a-i Tortum: Kal‘ası bir seng-i âlî püşte üzre şekl-i murabba‘ bir Şeddâdî binâ kal‘a-i zîbâdır. Ammâ dâiren-mâdâr cirmi ma‘lûmum değildir. Cânib-i (---) bir demir kapusu var ve derûn-ı kal‘ada cümle on sekiz mikdârı hâne ve bir câmi‘-i muhtasar-ı Süleymân Hân ve bir anbâr-ı zehâyir-i insân var. Gayrı hân ve hammâm ve sûk-ı sultânîden bir âsâr yokdur. Ancak dizdâr ve neferâtlar bunda sâkinlerdir, ammâ aşağı varoşu ma‘mûr ve şîrîn binâlardır kim cümle yedi yüz hâk-i amber-i pâk ile mestûr hâne-i kadîmlerdir. Cümle mahalle ve yedi mihrâbdır. Cümleden çârsû içinde (---) câmi‘i, cemâ‘at-i kesîreye mâlik câmi‘-i kadîmdir. (---)(---)(---)(---)(---) mâ‘adâ mesâcidlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 328b ·
metinde göster ·
hârâ altında takrîr etdikleri üzre cesed-i Eyyûb Sultân ter ü tâze destinde yaz …
Evsâf-ı ziyâretgâh-ı Türbeli Gönlük: Evvelâ menba‘-ı esrâr, merci‘-i ebrâr ve kıdve-i ricâl, nokta-i kemâl, nâsıh-ı halayık, nâtık-ı hakâyık, pîrân-ı erbâb-ı zevk, şeyh-i ashâb-ı şevk, sultân-ı dünya ü dîn, sîmurg-ı kâf-ı yakîn, eş-Şeyh Hazret-i Akşemseddîn Mehemmed b. Hamza: Mevlûdleri Şâm-ı cennet-meşâm-ı müşk [ü] amber-i hâmda vâkı‘ olmuşdur. Ve Hazret-i Ebâbekri's-sıddîk neslindendir. Mübârek parmağının bir boğumu nâkıs olması Ebâbekir nesli olduğına şehâdet eder. Ol ırk-ı tâhir ile ola gelmişdir. Şeyh Şehâbeddîn Sühreverdî kim Bağdâd kal‘ası içinde medfûndur, anların şeref-i sohbetiyle ve Engürü'de Hacı Bayrâm-ı Velî ile hem-meclis olmuşlardır. Ve Ebü'l-feth ile İslâmbol fethinde bulunup "İnşâallahu Te‘âla bu kal‘a sene 857 târîhinin mâh-ı Rebi‘ulevvel, gün rûz-ı temmûzda feth olunur" deyü İslâmbol feth olacağı günü ta‘yîn buyurup bi-emrillah ol sâ‘at ve derece ve dakîkada feth olup ba‘dehû bu şehr içre bir dırahtistân mesîregâh yerde bir kubbe-i azîm içre cümle evlâd [u] ensâb-ı zevi'l-ihtirâmiyle medfûnlardır. Müddet-i ömr-i azîzleri sene (---) olmuşdu. İslâmbol'da Ebâ Eyyûb-ı Ensârî hazretlerinin cesed-i şerîfin bunlar bulup "Şu mahalli hafr idün. Ebâ Eyyûb'un elinde bir tuc mühre üzre ism [ü] resmiyle Eyyûb-ı hakîr Muttalib-kabîle dûş-ı fakîr deyü yazılmışdır, tîz kazın" dedikde Ebü'l-feth Gâzî ibtidâ kendiler Ferhâdî külünk urup hafr etdiklerinde yedi zirâ‘da çâr-kûşe bir seng-i hârâ altında takrîr etdikleri üzre cesed-i Eyyûb Sultân ter ü tâze destinde yazılı mühresiyle zâhir olup du‘â-yı hayr [u] senâ ile yine mestûr edüp üzerine türbe-i âlî ve câmi‘ ve medrese ve hân ve hammâm ve imâret [ve] sûk-ı sultân binâ olunmasına sebeb cümle bu Akşemseddîn'dir. Zamânesinin kutb-ı âfâkı idi. Ve niçe mücelled kitâb te’lîf etmişdir. Ve ilm-i 368b tıbda Lokmân-ı Sânî idi. Ve kendilerden sonra Yûsuf [u] Züleyhâ sâhibi veled-i necîbi musannif ve mü’ellif Hamdî Çelebi İslâmbol'da Ayasofya içinde kitâb-ı Yûsuf [u] Züleyhâ te’lîfine mukayyed olup peder-i azîzi seccâdesin kabûl etmeyüp cümle fukarâ-yı pîrânın izniyle
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 368a–368b ·
metinde göster ·
… e Mercidâbık sahrâsında bir ceng-i azîm edüp Hazret-i Dâvûd, Câlût'un kellesine
bir seng-i
sapan-ı Dâvûdî ile urdu kim Câlût'un kellesi hurd olup ol ân mürd olup Cenâb-ı …
Kavm-i kadîm-i melâ‘înlerdir kim gâyet muta‘assıbîn cuhûd Yahûdîlerdir. Yüz yigirmi dörd bin peygamberin dörd bini min muhabbetillahi Te‘âlâ câme-i hâb-ı râhatında merhûm olmamışlardır. Cümlesin bu Yahûd tâ’ifesi şehîd etmişlerdir. Eğer Yahyâ ve Zekeriyyâ ve Circîs (---)(---)(---)(---)(---) gibi niçe bin mürsel ve gayri mürsel nebîleri şehîd eyledikleri cemî‘i tefâsîr ve tevârîhlerde mastûrdur. Bir millete iki kitâb nâzil olmamışdır. Ammâ bunlar ibtidâ Dâvûdî olmağıla cenâb-ı Bârî Hazret-i Dâvûd'a kitâb-ı Zebûr'ı nâzil eyledi. Sûre-i (---)Arapça âyet-i delîl [u] bürhândır. İbtidâ Hazret-i Dâvûd vâ‘iz u nâsıh idi ve Dâvûdî bülend-âvâz ile Zebûr âyetlerin tilâvet edüp va‘z u nasîhat edüp kifâf-ı nefs içün cenk âletiyçün demirden zırh düzerdi. Sonra Cenâb-ı Bârî, Hazret-i Dâvûd'a emr edüp Câlût Melîk üzre sefere gidüp Tâlût Melik Hazret-i Dâvûd'a îmân getirüp Câlût ile Haleb eyâletinde Mercidâbık sahrâsında bir ceng-i azîm edüp Hazret-i Dâvûd, Câlût'un kellesine bir seng-i sapan-ı Dâvûdî ile urdu kim Câlût'un kellesi hurd olup ol ân mürd olup Cenâb-ı Bârî Hazret-i Dâvûd'a Câlût'un hilâfeti ve mülkin ihsân eyleyüp hem nebî ve hem pâdişâh olduğuna Sûre-i Bakara'da Arapça âyetin nâzil etmişdir. Ammâ Hazret-i Dâvûd'a nâzil olan kitâb-ı Zebûr'da va‘d u va‘îd ve kasas ve emr [u] nehy ve harâm u helâl yokdur, cümle du‘âdır. Hâlâ cemî‘i tâ’ife-i Yahûdâ'nın sinagolarında hahamların kayış üzre tilâvet etdikleri Zebûr'dur ve yemîn etdikleri kitâb Zebûr'dur. Ammâ Hazret-i Mûsâ'ya nâzil olan kitâb-ı Tevrât'da cümle va‘d u va‘îd ve emr [u] nehy ve kasas ve helâl ü harâm ve cennet ü cehennem ve a‘râf ü haşr u neşr Arapça âyeti Furkân'da olduğu gibi kitâb-ı Tevrât'da cümle hükm vardır. Ammâ kavm-i Yahûd'dan mâ‘ada millet-i Mesîhiyye'de olanlardan kefere-i İsfeç ve Felemenk ve Donkarkıza ve Danimarka ve Nemse (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) kefereleri cümle Tevrât ve Zebûr olmayup Yahûdânca kelimât ederler. Ammâ mezhebleri Mesîhiyye mezhebine muhâlif ü muğâyir bir alay dalâlet-âyîn kefere-i fecerelerdir kim lisân-ı Yahûdî budur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 44b ·
metinde göster ·
… efrûşdur kim her seng-i hurdenin imtizâcına âdem hayrân kalup gûyâ yekpâre der.
Bir seng-i
ma‘kûk bir gayr-i hacer-i mahkûkdan bir mûr-ı pâ farkı yokdur. Gûyâ cümle hacer …
Ve yigirmi aded kubbe-i ser-nigûnların derûnunda olan nakş-ı bukalemûn-ı ibret-nümûn-ı ber-kubbe olan bir kubbede yokdur. Garâbet anda kim her birinin tarh [u] tarzı ve elvân boyaları birer kubbede başka başka gûne resm olunmuşdur. Bir acâ’îb dahi oldur kim üç yüz altmış yıldan berü Edirne şehrinin şiddet-i şitâsından ve kemâl-i harâretinden ile'l-ân bu kadar elvân boyaların rengâmîzlerine tagayyür gelmemişdir. Gûyâ henim Nakkâş-ı Ezel destinden çıkmışdır. Cemî‘i musavvirân-ı nakkâşın sûretinde nûr yokdur, ammâ bu kıbâblar serâpâ pür-nûr olup şükûfe-i bukalemûnu gûyâ zî-rûhdur. Âyîne-vâr bir gûne mücellâdır kim şa‘şa‘ası temâşâ edenlerin rûyine pertev urur. Ve bu haremin cânib-i erba‘asında olan pencereler üzre gûnâ-gûn ibret-nümûn hatlar ile kasâ’idler tahrîr olunmuşdur. Bu harem-i dil-küşâ eyle ruhâm-ı mermer-i hâm ile mefrûşdur kim her seng-i hurdenin imtizâcına âdem hayrân kalup gûyâ yekpâre der. Bir seng-i ma‘kûk bir gayr-i hacer-i mahkûkdan bir mûr-ı pâ farkı yokdur. Gûyâ cümle hacerât-ı kesîre yek-pâre olup eyle mücellâdır kim cümle benî Âdem'in reng-i rûları nümâyândır. Yine bu haremin tâ vasatında cemâ‘at-i kesîreye tecdîd-i vuzû’ etmek içün bir havz-ı Hanefîsi var, âb-ı hayât fevvârelerinden pertâb edüp revâne olmadadır. Cümle tâlibân-ı salât andan tecdîd-i vuzû’ edüp tâ‘at-i Sübhân ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 152b ·
metinde göster ·
… az. Ol Deliklikaya mahalli evc-i âsumâna ser çekmiş çakmak taşından nişân verir
bir seng-i
hadîddir. Ol hâtûn-ı hümâcân niçe yüz aded hazîne-i mâl-ı firâvân sarf edüp bu …
Binâ-yı ibret-nümâ-yı râbi‘: Bu hân-ı azîmi ve önündeki cisr-i kadîmi binâ eden Hümâ Hâtûn Sultân'dır kim Âl-i Abbâsiyân'ın ırk-ı tâhirinden Sultân Evhadullah'ın duhter-i pâkîze-ahteridir kim şehr-i Bitlîs'de niçe yüz hayrât-ı mütekâsireleri vardır. Ol hâtûn-ı Adeviyye'nin bir hayrât-ı ibret-nümâsı dahi oldur kim şehr-i Bitlîs'den cânib-i cenûba meyyâl dere aşağı giderken Kefindir kal‘ası kurbünde Deliklikaya nâm bir kaya-yı seng-i hârâda bir kapu vardır. Cemî‘i tüccârân ü züvvârân-ı seyyâhân-ı berr u bihâr bu bâbdan geçmeyince şehr-i Bitlîs'e gelemez ve kal‘a-i Hazzo'ya varamaz. Ol Deliklikaya mahalli evc-i âsumâna ser çekmiş çakmak taşından nişân verir bir seng-i hadîddir. Ol hâtûn-ı hümâcân niçe yüz aded hazîne-i mâl-ı firâvân sarf edüp bu seng-i hârâyı üstâd-ı kûhkenlere nakb etdirüp memerr-i nâs ve tarîk-ı âmm [u] hâss-ı ünâs etdirmişdir kim görenin aklı perîşân olur. Makdûr-ı beşer değildir. Bir kâr-ı akâriyetdir kim âdem dem-beste ve hayrân olur. Hattâ bu kapu mahallinde bir âdem hû deyü bir na‘ra etse cemî‘i dağlardan bir sâ‘ika-i mehîb istimâ‘ olunur kim âdem gaşş u mebhût olur. Ve bu Deliklikaya kapusundan aşağı âdem bakmağa cür’et idemez. Gûyâ câh-ı gayyâ ve derk-i esfeldir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 226a ·
metinde göster ·
… Ta‘rîf-i lu‘bedebâz-ı Çevgân}: Çevgân oynamak oldur kim bu meydânın bir başında
bir seng-i
hârâ var ve bir başında yine bir sütûn-ı müntehâ dikilmişdir. Bir tarafda bin a …
{Ta‘rîf-i lu‘bedebâz-ı Çevgân}: Çevgân oynamak oldur kim bu meydânın bir başında bir seng-i hârâ var ve bir başında yine bir sütûn-ı müntehâ dikilmişdir. Bir tarafda bin atlı ve bir tarafda bin atlı cem‘ olup ellerinde birer kızılcık ağacından eğri kûpâl ve çevgân ile âmâde olurlar. Mezkûr meydân-ı muhabbete âdem kellesi kadar bir ağaç-ı müdevver top korlar. Bir tarafda sekizer kat mehterhâneye tarralar urulup âvâz-ı dühl evce peyveste oldukda bir tarafdan bir âdem ve bir cânibden bir âdem at bırağup meydândaki topa biri bir çevgân urup kendi taraflarındaki mili geçirmeğe bu topa çevgânlar ururlar. Biri dahi at ile seğirdüp ol galtân olan topa bir çevgân urup kendü hudûdundaki amûda getirmek ister. Biri dahi yetişüp top hevâda 234b tayerân ederken bir çevgân urup biri dahi urup netice tarafeynin askereyni birbirlerine girüp fakîr topa eyle çevgân-ı kûpâllar ururlar kim niçesi pâre pâre olup elbette bir hâl ile bir taraf halkı gâlib gelüp topu kendü hudûdlarına getirüp karşu tarafdakiler mağlûb, topu alanlar gâlib olup mağlûblar gâliblere ba‘de'l-çevgân azîm ziyâfetler ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 234a–234b ·
metinde göster ·
… !" deyüp meterisde kanlar Hudâ âlimdir kayalar üzre ırmaklar gibi çağlardı. Her
bir seng-i
siyâh hûn-ı insân ile lâ‘l-gûn oldu.
Dehdîvân dağının ta zirve-i a‘lâsında olan Hân Vezîri Çâker Ağa gördü kim Âl-i Osmân askeri meterisler içinde kılıç urup gelirler, tabyasında sâbit-kadem olup bir hayli ceng edüp âhir bu Çâker Ağa'yı Malazgird beği ve Mahmûdî beği yerinden koparup aşağı şehr-i Bitlîs'e firâr etdi. Ve paşa tarafından dahi cümle Van kuluna icâzet verilüp aşağı Kassâb deresi tarafından Van askeri kassâb gibi hân askeri içre girüp, "Kır a kır ha!" deyüp meterisde kanlar Hudâ âlimdir kayalar üzre ırmaklar gibi çağlardı. Her bir seng-i siyâh hûn-ı insân ile lâ‘l-gûn oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 268b ·
metinde göster ·
azîm mestûrdur kim bu kevnde eyle rengâreng bir seng-i bukalemûn-ı ibret-nümûn …
Evvelâ Deyr-i Danyal kurbünde bir bâğ-ı İrem-misâl hıyâbân-ı kûyâh içre, ziyâret-i Hazret-i Danyal Gerçi kıbâblar ile mebnî değildir ammâ kabr-i münevveri üzre bir seng-i azîm mestûrdur kim bu kevnde eyle rengâreng bir seng-i bukalemûn-ı ibret-nümûn görülmemişdir. Üzerinde lisân-ı İbrî ve lisân-ı Yunanî hatlar kazılmışdır. Hakkâ ki sihr-i i‘câz yazılmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 316b ·
metinde göster ·
… mâ kabr-i münevveri üzre bir seng-i azîm mestûrdur kim bu kevnde eyle rengâreng
bir seng-i
bukalemûn-ı ibret-nümûn görülmemişdir. Üzerinde lisân-ı İbrî ve lisân-ı Yunanî …
Evvelâ Deyr-i Danyal kurbünde bir bâğ-ı İrem-misâl hıyâbân-ı kûyâh içre, ziyâret-i Hazret-i Danyal Gerçi kıbâblar ile mebnî değildir ammâ kabr-i münevveri üzre bir seng-i azîm mestûrdur kim bu kevnde eyle rengâreng bir seng-i bukalemûn-ı ibret-nümûn görülmemişdir. Üzerinde lisân-ı İbrî ve lisân-ı Yunanî hatlar kazılmışdır. Hakkâ ki sihr-i i‘câz yazılmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 316b ·
metinde göster ·
… ardır. Evvelâ cânib-i şarka Zıbarı kapusu mekşûfdur. Bu iki kat kapu mâbeyninde
bir seng-i
hârâ vardır. Hîn-i fetihde Hazret-i Alî radıyallahu anh düşmana karşu ol taşı Z …
Ve şekl-i müdevverden tûlânîce kûşe kûşe vâki‘ olmuş bir sûr-ı ibretdir. Dâ’iren-mâdâr cirmi âheste reviş ile cümle (---)(---) adımdır. Ve cümle iki aded kal‘a kapusu vardır. Evvelâ cânib-i şarka Zıbarı kapusu mekşûfdur. Bu iki kat kapu mâbeyninde bir seng-i hârâ vardır. Hîn-i fetihde Hazret-i Alî radıyallahu anh düşmana karşu ol taşı Zülfikâr ile iki pâre etmişdir. Bi-emri Hudâ gûyâ mânend-i hıyar dilmişdir. Hâlâ makâm-ı Alî nâmıyla ziyâretgâh-ı ünâsdır. Ve cânib-i garba bâb-ı Muzurî meftûhdur. Bu kapuya Musul kapusu dahi derler. (---)(---)(---)(---) Bâbü'l-ebvâb misilli metîn kapulardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 378a ·
metinde göster ·
Evsâf-ı kal‘a-i Yeni Ruhbe: Evlâd-ı Arab mâbeyninde Ruhbe-i Cedîd derler, kavm-i Ekrâd-ı Sincâr, Künişşet Ruhbân derler ya‘nî Ruhbân Kilisesi derler. Moğol kavmi Pül Muğân derler. Bu kal‘a eyâlet-i Ruha hükmünde kal‘a-i Sincâr ile müşâdır. Sincâr'ın dahi cânib-i şarkîsi hâk-i Nasîbîn ile müşâdır ammâ bu Yeni Ruhbe kal‘asını ibtidâ binâ eden Mısır pâdişâhlarından Sultân Berkuk sene 777 târîhinde binâ etmişdir. Zîrâ bu diyârda anların Acem ile Haleb ve Urfa içün çok ceng [ü] cidâl bâzgeştleri olup anınçün bu Ruhbe kal‘asın müceddeden bir til-i türâb püşte-i âlî üzre bir seng-i mutarraş kal‘a-i ra‘nâ inşâ etdirmişdir ammâ gâyet sa‘b hisâr-ı üstüvârdır lâkin küçükdür. Bu dahi cezîre-i Dücle ve nehr-i Furât kenârında vâki‘dir. Ve cümle ahâlî-i Ruhbe nehr-i Furât'dan nûş ederler. Derûn-ı kal‘ada elli mikdârı hâne-i sağîrleri ve medfa-i şâhî darbzenleri ve dizdârı ve kal‘a neferâtları ve Urfa paşası tarafından hâkimi vardır. Ve nehr-i Furât sâhilinde bostân u bâğlı u bâğçeli ve Câmi‘-i Berkuk Şâh'lı ma‘mûr kasabacıkdır. Ammâ Urbân eşirrâsından mahsûllerin halâs idemezler. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 398a ·
metinde göster ·
… nakb u kam‘ u hedm etdirüp yetmiş günde güc ile bir defîne mâla râst gelüp anda
bir seng-i
hârâ üzre hatt-ı Hazret-i İdrîs-i hoş-nüvis ile bir hacer zâhir olup böyle tahr …
Ammâ sene (---) târîhinde Âl-i Abbâsiyân'dan Me’mûn Halîfe diyâr-ı Bağdâd'dan diyâr-ı Mısr-ı Kâhire-i mağziyye-i Ümm-i Dünyâ'ya gelüp şehr-i Fustât ki Mısr-ı atîkdir, anın mukâbelesinde nehr-i Nil aşrı Cîze şehri garbîsinde nîm sâ‘at Heremeyn dağları nâmıyla ma‘rûf üç aded amelî ve çâr-kûşe dağlardır kim ikisi dörder yüz arşın âlî binâ olunup evc-i âsumâna ser çekmişlerdir. Biri gâyet alçacık yine çâr-kûşe amelî seng-binâ kûh-ı sağîredir. Hâlâ bu kûhlara elsine-i nâsda Fir‘avn dağı derler. Me’mûn Halîfe bu kûh-ı bülendlerde defîne vardır deyü bu kûh-ı Heremeynleri asker-i deryâ-misâline ve üstâd-ı kûh-kenlere bu kûhları nakb u kam‘ u hedm etdirüp yetmiş günde güc ile bir defîne mâla râst gelüp anda bir seng-i hârâ üzre hatt-ı Hazret-i İdrîs-i hoş-nüvis ile bir hacer zâhir olup böyle tahrîr etmiş kim "Ey bu makâlîd-i âlîlerden defîne istihrâcına mukayyed olan mülûk. Ne kadar cidd ü cehd-i tâm-ı ihtimâm itsen renc [ü] anâ çeküp ifnâ-yı vücûd etdiğin günlerin masrûfu kadar mâla mâlik olursun, ve's-selâm. Ammâ ilm-i târîh ve ilm-i evvelîn ü âhirîn istersen, hâsıl olup bu edîm-i arzın ibret hırmeni mahsûlün dirersin, ve's-selâm. Ve illâ dahi ziyâde tama‘-ı hâma düşersen ifnâ-yı vücûd edersin, hatmü'l-kelâm." deyü merkûm seng-i hârâda bu gûne hatları Me’mûn kırâ’at etdikde cemî‘i ulemâsıyla Me’mûn Halîfe müşâvere edüp kenz-i Kârûn'dan ferâğat edüp "Hemân bize ilm-i evvelîn ü âhirîn lâzımdır. Elbette ana müte‘allık kitâblar vardır." diyerek cebel-i Heremeynleri kam‘ u hedm ederek bir kubbe-i yekpâre zâhir olup anı kam‘ edüp derûn-ı kubbeye duhûl edüp gördüler kim mâl-â-mâl deve kemikleri ve fil ve gergerdân üstühânlarıyla leb-ber-leb olmuş bir kubbe-i nüh-tâk cümle kemikler üzre hatt-ı gûnâ-gûnlar yazılmış ve niçe bin gûne rümûzlar kazılmış. O kubbeden içeri bir tuç bâb-ı sağîre nümâyân olup ol dervezeyi hâh nâ-hâh küşâde kılup gördüler kim bir kubbe-i ser-bülend-i nuh-tâkı eflâke kemend atmış ammâ derûn-ı kubbe kat-ender-kat kitâb-ı müstetâblar ile mâl-â-mâl.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 399b ·
metinde göster ·
hârâ zâhir olup ol seng-i siyâhı kûh-kenlere Ferhâdî tîşeler ile Ferhâd-vâr kes …
Ba‘dehû şâh-ı İrân-zemînden Kör Hudâbende Şâh "Nitekim bu hâk-i Irâk böyle tur‘a nehirleriyle âbâdândır. Osmânlı Bağdâd'ı destimizde koymaz." deyü bu Düceylân arkının ibtidâsı bu Tikrit kal‘ası dibinden doldurup mu‘attal eder. Ammâ hâlâ bu sene-i mübârekede Murtezâ Paşa 406b efendimiz kendü mâlından bin kise mâl sarf edüp kırk elli bin âdem ile (---)(---) nâm mahalden nehr-i Düceylân arkın açarken reh-i râst üzre bir seng-i hârâ zâhir olup ol seng-i siyâhı kûh-kenlere Ferhâdî tîşeler ile Ferhâd-vâr kesdirüp ve kayalar üzre âteşler yakup sarp sirkeler dökerek kayaları pâre pâre edüp çâr-nâ-çâr nehr-i Düceylân'ı cereyân etdirüp cezîre-i Tikrit'i ve hâk-i (---) reyy edüp üç yüz pâre kurâ-yı azîmler iskân etdirüp hâlâ bin aded atlı ile Düceylân ağası hükûmet edüp beher sene beşer yüz kise hâsıl olur nehr-i Düceylân âlî ağalıkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 406a–406b ·
metinde göster ·
… mle (---) aded kurâlardır ve zemîn-i kal‘a bir yalçın kaya üzre şekl-i muhammes
bir seng-i
tırâş ile mebnî bir küçük kal‘adır, ammâ sehel havâlesi ve cânib-i garba bir ka …
İbtidâ bânîsi Latin krallarından Dubrovnik binâsıdır. Lisân-ı Latin'de (---)(---)(---) derler ve sebeb-i tesmiyesi (---)(---)(---)(---)(---)(---) Ba‘dehû sene (---) târîhinde Latin keferesi elinden Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân fethidir. Hâlâ Bosna'nın hâk-i pâkinde paşanın hâssı olup voyvadalıkdır. Yüz elli akçe kazâdır kim nâhiyesi cümle (---) aded kurâlardır ve zemîn-i kal‘a bir yalçın kaya üzre şekl-i muhammes bir seng-i tırâş ile mebnî bir küçük kal‘adır, ammâ sehel havâlesi ve cânib-i garba bir kapusu ve dizdârı ve neferâtları ve derûn-ı hisârda birkaç evleri ve kifâyet mikdârı cebehânesi vardır. (---)133a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 132b–133a ·
metinde göster ·
tırâş ile mebnî bir küçük kal‘acıkdır. Mukaddemâ bunu dahi Kilis ile küffâr alm …
Bu dahi bir seng-i tırâş ile mebnî bir küçük kal‘acıkdır. Mukaddemâ bunu dahi Kilis ile küffâr almışdır. Bunun dahi etrâfları nehb u gâret olup cümle bâğları ve eşcârâtları dest-i teberdârânlardan geçdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 138a ·
metinde göster ·
… leyüp Kırka sancağı hükmüne zamm olundu. Hâlâ kal‘ası Venedik körfezi sâhilinde
bir seng-i
âlî üzre şekl-i murabba‘ bir seng binâ kal‘a-i ra‘nâ imiş. Cirmi altı yüz adımd …
Bânîsi ma‘lûmum değildir, ammâ fâtihi sene 944 târîhinde Süleymân Hân ümerâlarından Gâzî Hüsrev Beğ bu kal‘a üzre asker çeküp Hırvat ve Islovin kâfirleri elinden dest-i kahr ile feth eyleyüp Kırka sancağı hükmüne zamm olundu. Hâlâ kal‘ası Venedik körfezi sâhilinde bir seng-i âlî üzre şekl-i murabba‘ bir seng binâ kal‘a-i ra‘nâ imiş. Cirmi altı yüz adımdır. Hâlâ derûn-ı hisârda aslâ bir hâne-i âbâdân yokdur. Sene (---) târîhinde Tekelü Mustafâ Paşa inhizâmında bu kal‘aya küffâr-ı dûzah-karâr istîlâ edüp içinde olan Hırvad müslimîn ehl [u] ıyâlleriyle kal‘a-i Kinin'e gelirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 139b ·
metinde göster ·
… arzı hayyiz-i kabûlde vâki‘ olup bu kal‘a-i Solin'in esâsı üzre şekl-i murabba‘
bir seng-i
müstahkem kal‘a inşâ edüp içine er ve müstevfâ cebehâne kodukda, hemân o şehir …
Ba‘dehû sene 941 târîhinde Gâzî Hüsrev Beğ Kilis kal‘asına zafer bulmak içün rikâb-ı hümâyûna arz edüp arzı hayyiz-i kabûlde vâki‘ olup bu kal‘a-i Solin'in esâsı üzre şekl-i murabba‘ bir seng-i müstahkem kal‘a inşâ edüp içine er ve müstevfâ cebehâne kodukda, hemân o şehir tamâm olmadan kırk bin aded cünûd-i cünüb Nasârâlar kal‘a-i İspilet tarafından gelüp kal‘a-i Solin'i soluyarak muhâsara ederler. Hemân Murâd Voyvada ve Hüsrev Beğ ve sekiz aded ümerâlar dahi on bin asker ile kâfire yetişüp bi-emrillâhi Te‘âlâ Rim Papa askerin dahi der-ceng-i evvel kırup andan sâ’ir küffârları dahi tâ deryâya varınca kova kıra bakıyyetü's-suyûf olan Nasârâlar deryâda gark olup kal‘a-i Solin dest-i küffârdan halâs olduğundan mâ‘adâ kal‘a-i Kilis'i dahi bu yüzden muhâsara edüp sene 943 feth-i kal‘a-i Kilis be-dest-i Gâzî Hüsrev Beğ.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 148b ·
metinde göster ·
Nehr-i Tuna sâhilinde Belgrad tarafında çâr-kûşe bir seng-i tırâş kal‘a-i savaşdır kim cemî‘i ahcârları Ferhâd-vâr tîşe-i üstâd mi‘mârdan çıkup mücellâ ve musaykal dîvâr-ı serâmeddir. Hakkâ ki Âl-i Osmân elinde eyle bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn hisâr-ı kadîm ve sûr-ı azîm yokdur ve eyle bir rabât-ı müzeyyen ve şehr-i medyendir kim binâsı bir refî‘ü'l-bünyân ve halkı halîm ü selîm ve sâhibü'ş-şân âdemlerdir. Üstâd-ı selef-i mühendisîn var makdûrun sarf edüp alâ mehil bir kal‘a inşâ etmişdir kim hâlâ seyyâhân-ı berr [ü] bihâr içre memdûh olup hasretü'l-mülûk bir kal‘a-i mahbûbdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 182b ·
metinde göster ·
… meninde bir vâsi‘ gül [ü] gülistânlı zemînde âsûdedir. Ancak kabr-i şerîfi üzre
bir seng-i
hârâ-yı tavîl mestûrdur kim alâmet-i kabr-i Eflâtûn'dur. Ve ol seng-i mücellâ ü …
Meğer ezelü'l-âzâlde takdîr-i İlâhî bu Eflâtû[n]-ı İlâhî'nin hâki türâb-ı Peçoy'dan imiş. "Küllü şey’in yerci‘u ilâ aslihi" üzre âhir-i kâr öyle hakîm-i dânâ Arapça yarlığ-ı belîği emrine itâ‘at edüp bu Peçoy Sirem-i bâğ-ı İrem'de hâlen medfûndur, ammâ üzerinde aslâ ne kubâb ve ne âsâr-ı binâ vardır, hemân bir kûh-ı pestün dâmeninde bir vâsi‘ gül [ü] gülistânlı zemînde âsûdedir. Ancak kabr-i şerîfi üzre bir seng-i hârâ-yı tavîl mestûrdur kim alâmet-i kabr-i Eflâtûn'dur. Ve ol seng-i mücellâ üzre elsine-i muhtelife hatları var kim görmeğe muhtâcdır. Rahmetullâhi aleyh. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 69b ·
metinde göster ·
… Hoşâb kal‘asının cânib-i şarkîsinde Karnıyarık kal‘asıyla müşâ hâlâ Acem elinde
bir seng-i
hârâ üzre Kotur kal‘ası vardır, ammâ bu Kotur leb-i deryâda Venedik Pirinc-piri …
Bir Kotur dahi Âl-i Osmân'ın Van kal‘asından içeri Hoşâb kal‘asının cânib-i şarkîsinde Karnıyarık kal‘asıyla müşâ hâlâ Acem elinde bir seng-i hârâ üzre Kotur kal‘ası vardır, ammâ bu Kotur leb-i deryâda Venedik Pirinc-piriminin hükmünde bir yalçın kızıl kayalar üzre bizim İslâmbol kurbunda Karadeniz akındısı üzre Rûmeli Hisârı gibi eğri büğrü bir kal‘adır ve etrâfında azîm kızıl tabyaları var kim her biri biner küffâr alır ve ancak deryâya nâzır bir kapusunı gördük.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 157a ·
metinde göster ·
Eşkâl-i kal‘ası: Ebr-i kebûdlara Kehkeşân-âsâ ser çekmiş
bir seng-i
ahmer-gûn yalçın kaya üzre şekl-i bâdemî vâkı‘ olmuş balık sırtı gibi bir sivri …
Eşkâl-i kal‘ası: Ebr-i kebûdlara Kehkeşân-âsâ ser çekmiş bir seng-i ahmer-gûn yalçın kaya üzre şekl-i bâdemî vâkı‘ olmuş balık sırtı gibi bir sivri burunlu kanara üzre şarkdan cenûba tûlânîce vâkı‘ olmuş seng-tırâş bir sûr-ı üstüvâr-ı hâzır-bâşdır kim henüz üstâd bennâ elinden çıkmış zannolunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 160b ·
metinde göster ·
Bunu dahi sene 939 târîhinde Süleymân Hân asrında Kâsım Voyvada feth ederken ceng-i azîm olup hâlâ mezâristân-ı şühedâlar şehrin taraf-ı kıblesinde püşte püşte yatup "Hayvânât mevtâları çiğnemesin" deyü küffâr şühedâların etrâflarına handaklar kesmişler. Bir seng-i mezârda "Mihaloğlu Mehemmed Beğ rûhiyçün el-fâtiha" deyü tahrîr olunmuş mezâristândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 3b ·
metinde göster ·
… -i âsumâna berâber bir kırmızı yalçın kanara kaya-yı mehîb üzre şekl-i muhammes
bir seng-i
tırâş kal‘a-i savaşdır kim Budin ve Egre ve Kanije ve Ustolni-Belgrad sahrâları …
Nehr-i Tuna kenârında evc-i âsumâna berâber bir kırmızı yalçın kanara kaya-yı mehîb üzre şekl-i muhammes bir seng-i tırâş kal‘a-i savaşdır kim Budin ve Egre ve Kanije ve Ustolni-Belgrad sahrâları ve serhadlerinde misli meğer kal‘a-i Şikloş ve kal‘a-i Üstürgon ola, böyle bir sa‘b hisâr-ı üstüvâr-ı bâlâdır. Gûyâ Tuna Belgrad'ının iç kal‘ası gibi Tuna kenârında bir burunda vâki‘ olmuş bir Şeddâdî hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kal‘a-i ra‘nâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 28b ·
metinde göster ·
… şerref olup pençe-i şerîfin resmini bu mahalde demir sandûka içre koyup sandûka
bir seng-i
hârâ içine koyup bu mahalde defn edüp üzerine bir azîm binâlar ile âsitâneler e …
Ziyâretgâh-ı imâm-ı şehîdân sâhib-i sadr u hümâm-ı alî-kadr ve şeyh-i millet ve kutb-ı devlet ve zübde-i evliyâ ve umde-i asfiyâ ve makâm-ı nazargâh-ı (---), ya‘nî ziyâret-i Hazret-i Penç Hasan radıyallâhu anhu'nun makâm-ı şerîfleridir. Kendüleri bu mahall-i mübârekeye gelmemişlerdir, ammâ zamân-ı sa‘âdetlerinde Dağıstân ve Kumuk ve Kaytak kavimlerin dîne da‘vet etmeğe elçi irsâl eylediklerinde mübârek yed-i yümnâsının resmini mürekkeble bir kâğıza basup yarlığ-ı belîğ-i şâhî olmak üzre Kumuk ve Kaytak kavimlerine gönderüp anlar dahi "Sem‘an ve tâ‘aten" deyü cümle İslâm ile müşerref olup pençe-i şerîfin resmini bu mahalde demir sandûka içre koyup sandûka bir seng-i hârâ içine koyup bu mahalde defn edüp üzerine bir azîm binâlar ile âsitâneler edüp mihmânsarâylar etmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 156a ·
metinde göster ·
… nibinde karada Cum‘a köyü(?) dağı burnunda bir mürtefi‘ havâlesiz şekl-i bâdemî
bir seng-i
tırâş ve bir kârgîr ve metîn kal‘a-i savaş muhkem hisâr-ı üstüvâr-ı hâzır-bâşdı …
Kethudâyeri ve yeniçeri serdârı ve muhtesibi ve bâcdârı ve mi‘mârı ve harâc ağası ve şehir kethudâsı ve Rûmlar üzre portoyorozi vardır. Kal‘a dizdârı ve toksan aded gâzî merdüm-hisârı cümle Cezâyir levendleri gibidir. Kal‘ası leb-i deryâdan bir top menz[il]i içeri şark cânibinde karada Cum‘a köyü(?) dağı burnunda bir mürtefi‘ havâlesiz şekl-i bâdemî bir seng-i tırâş ve bir kârgîr ve metîn kal‘a-i savaş muhkem hisâr-ı üstüvâr-ı hâzır-bâşdır kim ejder-i heft-ser gibi cânib-i erba‘aya ve deryâya nâzır bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn rabât-ı müzeyyen ve şehr-i medîndir kim bir refî‘u'l-bünyân ve halkı azîmü'ş-şân gâzî fetâlardır. Ammâ bu kal‘anın etrâflarında aslâ handak ve hafirden bir nişân yokdur, zîrâ sâfî yalçın kayalar üzre vâki‘ olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 265b ·
metinde göster ·
… deden bir kat sedd-i İskender-misâl bir kal‘a dahi inşâ etdikde şekl-i muhammes
bir seng-i
tırâş kal‘a-i savaş-ı perhâş binâ etmişdir kim gûyâ sedd-i Kahkahâ'dır kim Şedd …
Ve kal‘ası Rûmeli kenârı ile Lefkada nâm bir ada deryâsının mâbeyninde bir sığ ve kumsal deryâda cezîre-misâl karadan ağaç ve taş cisirlerle ubûr olunur kal‘adır, kaya üzre değildir, kendüsi ve dîvârları alçak binâ olunmuşdur. Sene (---) târîhinde Selîm Hân-ı Sânî ibn Süleymân Hân bu kal‘anın taşrasına müceddeden bir kat sedd-i İskender-misâl bir kal‘a dahi inşâ etdikde şekl-i muhammes bir seng-i tırâş kal‘a-i savaş-ı perhâş binâ etmişdir kim gûyâ sedd-i Kahkahâ'dır kim Şeddâdî rıhtım tula ve horasânî sedd-i metîn kal‘a-i kavîdir. Girdâ-gird cirmi kâmil bin beş yüz adımdır. Dîvârının kaddi yigirmi zirâ‘ âlîdir ve yedi arşın arîzdir kim ellişer ayak enli kalın dîvârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 343a ·
metinde göster ·
… eddâdî binâ bir kal‘a-i zîbâdır kim girdâ-gird cirmi sekiz yüz altmış aded adım
bir seng-i
tırâş kal‘a-i hâzır-bâşdır. Mâ-tekaddem Venedik elinden feth olunup Margılıç nâ …
Kal‘ası bir mahsûllü sahrâda olup ensesi bir top menzili ba‘îd havâleli dağlar olup şekl-i muhammes bir Şeddâdî binâ bir kal‘a-i zîbâdır kim girdâ-gird cirmi sekiz yüz altmış aded adım bir seng-i tırâş kal‘a-i hâzır-bâşdır. Mâ-tekaddem Venedik elinden feth olunup Margılıç nâm bir balıkçı küffâr-ı benâm binâsıdır. Derûn-ı kal‘ada cümle yüz aded kiremitli hâneciklerdir. Dizdârı ve iki yüz aded kal‘a neferâtları vardır. Müftîsi ve nakîbi yokdur ammâ yeniçeri serdârı vardır. Ancak bir Hunkâr câmi‘i [var,] çârsû-yı bâzâr ve hammâm ve hânları yokdur. Kal‘anın maşrık tarafına nâzır bir kapusu var, sarp sarp dağ başında olmak ile handakı yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 351a ·
metinde göster ·
asfer vardır. Hazret-i İbrâhîm Halîl'in girde-bâlişi imiş. Ser-i sa‘âdetleri ye …
Ve bu hâne-i sa‘âdetde mahadde-misâl tûlânî bir seng-i asfer vardır. Hazret-i İbrâhîm Halîl'in girde-bâlişi imiş. Ser-i sa‘âdetleri yeri hâlâ zâhirdir. Bir kaç kerre Freng-i bedreng yerinden kal‘ edüp serîka etmeğe murâd edinüp bir kırat koparamayup hâli üzre bırakmışlar ve bir kaçı helâk olup halâs olanlar kaçmışlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y198a ·
metinde göster ·
… a Hazret-i Mûsâ'nın sol kadem-i şerîfleri bir bucakdadır. gûyâ henüz basmışdır.
Bir seng-i
hârâdır. Nakşının tûlu iki karış iki parmakdır. Miskîn ve marîzler içine su koy …
Bu mescid kubbesinin sağında bir küçük kubbecik vardır. Anın bâbından içeri girdikde sağ tarafda Hazret-i Mûsâ'nın sol kadem-i şerîfleri bir bucakdadır. gûyâ henüz basmışdır. Bir seng-i hârâdır. Nakşının tûlu iki karış iki parmakdır. Miskîn ve marîzler içine su koyup nûş ederler. Bi-emrillâh şifâ bulmaları muhakkakdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y203a ·
metinde göster ·
… hareminin ziyâretleri tamâm olup yine Sahra haremi içre Bâb-ı Mîzân'a vardıkda
bir seng-i
kebîr üzre Fisagores-i Tevhidî'nin sihr-i i‘câz güneş mîkâtı rub‘-ı meskûnda na …
Anda dahi du‘â ve senâ edüp bu mahalde Sahra hareminin ziyâretleri tamâm olup yine Sahra haremi içre Bâb-ı Mîzân'a vardıkda bir seng-i kebîr üzre Fisagores-i Tevhidî'nin sihr-i i‘câz güneş mîkâtı rub‘-ı meskûnda nazîri [yokdur]. Sahra ve mescid-i Aksâ mü’ezzinleri bununla amel edüp medreseler minârelerinde ezân-ı Muhammedîler kırâ’at olunur. Mescid-i Sahra'da minâre yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y215b ·
metinde göster ·
… ihrâbı vardır. Mihrâbı şarka nâzırdır. Ve bunda Hazret-i Îsâ beşiği tekne-misâl
bir seng-i
mücellâ ve musaykaldır. Bu makâm içre Hazret-i Îsâ'nın on iki halîfeleri ki anl …
Ve bu gârların şark tarafı köşesinde yigirmi kademe taş nerdübân ile enilir bir gâr vardır, makâm-ı Meryem Ana. Lisân-ı ta‘n-âmîz-i halkdan müte’ezzî olup bu gârda sâkin olurdu. Bir küçük mihrâbı vardır. Mihrâbı şarka nâzırdır. Ve bunda Hazret-i Îsâ beşiği tekne-misâl bir seng-i mücellâ ve musaykaldır. Bu makâm içre Hazret-i Îsâ'nın on iki halîfeleri ki anlara havâriyyûn derler, anda makâm-ı Havâriyyûn {var}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y216b ·
metinde göster ·
ahmerdir ve tekne gibi oyulmuşdur. Gâyet mücellâ seng-i musaffâdır. Hattâ Hazre …
Hazret-i Îsâ Beşiği: Bir seng-i ahmerdir ve tekne gibi oyulmuşdur. Gâyet mücellâ seng-i musaffâdır. Hattâ Hazret-i Cibrîl-i Emîn bu beşik içre Hazret-i Îsâ'i üğürdüğü vakit dest-i şerîflerinin yerleri beşik taşda zâhirdir. Bu mahalde dahi on iki kandîller var kim herbiri birer kralın yâdigârıdır kim birer Mısır hazînesi değer.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y226b ·
metinde göster ·
… ssa‘ tavkdır. Ammâ bu ne hâletdir? Bizim evkâflarımızda bir mücevher taş değil,
bir seng-i
bî-ma‘nâ kosan yerler, elbette gâyib olur. Ammâ bu ruhbânlar bu kadar bin yılda …
Bu gârda Hazret-i Resûl-i Kibriyâ bunda ibâdet ederken ser-i sa‘âdetleri ve zânû-yı mübârekleri seng-i hârâya te’sîr edüp hayli çukurdur. Ve leb-ber-leb gülâbdır. Cümle ehl-i züvvâr yüzlerine sürüp rûyları münevver olur. Ve kefere dahi "Muhammed-i Arabî'nin secdegâhıdır" deyü mübârek re’s-i şerîfleri hafrinin cânib-i erba‘ası[n] eyle mücevher etmişler kim gûyâ murassa‘ tavkdır. Ammâ bu ne hâletdir? Bizim evkâflarımızda bir mücevher taş değil, bir seng-i bî-ma‘nâ kosan yerler, elbette gâyib olur. Ammâ bu ruhbânlar bu kadar bin yıldan berü hıfz ederler. Aceb i‘tikâd ve garîb istikâmetdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y226b ·
metinde göster ·
… lîm Hân gördükde safâsından "Benim Sarı Arslan'ım" deyü nutk etmişler. Hakkâ ki
bir seng-i
asferden bir kal‘a-i metîndir kim misli yok bir kal‘a-i üstüvârdır. Kaddi kırk …
Sene 922 târîhinde Selîm Hân Mısır'ı feth edüp gelince bu kal‘a tokuz ayda itmâm bulup Selîm Hân gördükde safâsından "Benim Sarı Arslan'ım" deyü nutk etmişler. Hakkâ ki bir seng-i asferden bir kal‘a-i metîndir kim misli yok bir kal‘a-i üstüvârdır. Kaddi kırk arşın âlîdir. Ve her seng çâr-kûşe fîl cüssesi-misâl hacer-i asferlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y241a ·
metinde göster ·
… aşlar ile münakkaş şükûfeler ve nahl-i tûbâlar sûretleri nakş olunmuşdur ki her
bir sengi
dîde-i tuyûra benzer hacerâtlar ile nakş-ı bûkalemûn olmuşdur.
Ve kubbe-i nîlgûnun cümle der-i dîvârında müzehheb ve mutallâ mencûklar ki her biri bir elvân-ı gûnâ-gûn zî-kıymet hurde taşlar ile münakkaş şükûfeler ve nahl-i tûbâlar sûretleri nakş olunmuşdur ki her bir sengi dîde-i tuyûra benzer hacerâtlar ile nakş-ı bûkalemûn olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y243a ·
metinde göster ·
… lîm Hân bi'z-zarûrî nüzûl edüp bir yerde karâr etdi. Tâ kim ol mezbele altından
bir seng-i
azîm zâhir olup at dahi eşinmeden fârig olup Selîm Hân'ın yanına gelüp lisân-ı …
Hemân Selîm Hân süvâr olup licâmın eğer hânesine bırağup ata süheyl urarak cünbüş-i merdâne edüp haykırarak Sâlihiyye'ye varup bir mezbelistân gömlüğü üzre varup eşinmeğe başladı. Ol mertebe eşindi kim Selîm Hân bi'z-zarûrî nüzûl edüp bir yerde karâr etdi. Tâ kim ol mezbele altından bir seng-i azîm zâhir olup at dahi eşinmeden fârig olup Selîm Hân'ın yanına gelüp lisân-ı hâl ile,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y248b ·
metinde göster ·
… hrâmı bu Sûrîd Melik binâ etdiğiyçün Ehrâm-ı Sûrîd derler. Ve kendü anda yatır.
Bir seng-i
hârâda İbrî hattile târîhleri vardır.
Bundan sonra Melik şeryâk, andan oğlu Melik şehlûk, anın oğlu Melik Sûrîd gâyet cebbâr ve zâlim olmağile ibtidâ rûy-i arzda re‘âyâ üzre harâcı bu ihdâs etdi. Ve Benî Seyf yanındaki büyük ehrâmı bu Sûrîd Melik binâ etdiğiyçün Ehrâm-ı Sûrîd derler. Ve kendü anda yatır. Bir seng-i hârâda İbrî hattile târîhleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y4b ·
metinde göster ·
Bu dahi üçüncü Küçük Ehrâm'ın şarkî tarafında hammâm kubbesi kadar
bir seng-i
beyâzdan bir kelle-i kebîrdir. Ancak gerdeninden yukarusu vardır, mâ‘adâ vücûdu …
Bu dahi üçüncü Küçük Ehrâm'ın şarkî tarafında hammâm kubbesi kadar bir seng-i beyâzdan bir kelle-i kebîrdir. Ancak gerdeninden yukarusu vardır, mâ‘adâ vücûdu eşkâli yokdur, hemân unkuna dek bir kelledir. Ve yüzü cânib-i şarka nâzırdır. Kaşı ve başı ve gözü ve dişi ve kulakları ve dudakları ve gerdânı var. Bir kelle-i azîmdir kim başı üzre yüz âdem otursa mümkindir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y234a ·
metinde göster ·
Seng-i garâyib: Bu şehir içinde kâşif sarâyının ardında
bir seng-i
sommâkî-i müdevver vardır, yine bir havuz-misâl bir sommâkî havz-ı azîmin tâ or …
Seng-i garâyib: Bu şehir içinde kâşif sarâyının ardında bir seng-i sommâkî-i müdevver vardır, yine bir havuz-misâl bir sommâkî havz-ı azîmin tâ ortasında durur, yüz çift câmûs çekemez bir müdevver değirmen taşıdır. Ortasında mîl deliği var. Zamân-ı kadîmde şehzâde Merhûm'un sükkerhâne değirmeni imiş. Hâlâ anı iki yüz çift câmûs çevirmeğe kâdir değildir. Ammâ hâlâ sükker değirmenleri eyle taş ile değildir, bir san‘at ile çerh etmişlerdir. Bir sığır çarhı çevirdikce bir âdem durup hem sığıra hay der, hem şeker kamışın çarhın ağzına koyup çarh deverân etdikçe sükker şerbeti cereyân edüp andan alup azîm kazganlarda kaynadup amel-i kesîr ile sükker ederler, tafsîle muhtâcdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y296a ·
metinde göster ·
… var kuvveti bâzûya getürüp eyle icrâ-yı ma‘rifet etmiş kim hâlâ benî âdem eyle
bir seng-i
hârâya tîşe urmağa âcizdirler. Ve deryâya bir mîl mikdârı bir burun gibi girüp …
Anı ubûr edince artık handak kenârınca cânib-i garba azîmet olunur, tâ leb-i deryâya varınca iç kal‘a burnudur. Yedi yüz adımda varılır bir iç kal‘a köşesidir. Leb-i deryâda bir burc-ı azîm kal‘adır kim cümle İskenderiyye kal‘asının rûhudur. Şeşhâne-binâ vâki‘ olmuşdur. Üstâd mühendis var kuvveti bâzûya getürüp eyle icrâ-yı ma‘rifet etmiş kim hâlâ benî âdem eyle bir seng-i hârâya tîşe urmağa âcizdirler. Ve deryâya bir mîl mikdârı bir burun gibi girüp cânib-i erba‘asın muhâfaza edüp kurudur. Cümle esâsı deryâ içre kırmızı sommâkî sütunlar üzre mebnîdir. Ve kadırga limanın muhâfaza etsün içün cümle kolumburuna ve şayka ve balyemez toplar bu iç kal‘adadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y320a ·
metinde göster ·
hârâyı mancınıkdan atdılar, taş karakuş gibi havâda perrân giderek aşağı şehrin …
Üç kantâr gelir bir seng-i hârâyı mancınıkdan atdılar, taş karakuş gibi havâda perrân giderek aşağı şehrin hâricinde bostânlar içre düşdü. Q 316bP 313b Ve birin dahi endaht etdiler, tâ Nîl'in karşu cânibinde seke seke sahrâlara çıkdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y396a ·
metinde göster ·