… e hâs ve beyaz ekmek bir akçedir. Koyun eti iki akçeye, sığır eti bir akçeye ve
bir tavuk
bir akçeye ve kırk yumurta bir akçeye ve bir güvercin palazı bir akçeye, yüz di …
Bu şehr-i ma‘mûr ol kadar ucuzlukdur kim âlü'l-âl deve dişi buğdâyın bir somarı (---) batmandır. Beş somarı bir guruşadır. İki at yemi bir akçeyedir ve bir somar arpa (---) akçeyedir ve bir vukıyye beş dâne hâs ve beyaz ekmek bir akçedir. Koyun eti iki akçeye, sığır eti bir akçeye ve bir tavuk bir akçeye ve kırk yumurta bir akçeye ve bir güvercin palazı bir akçeye, yüz dirhem yağlı kâhi ve katmer çörek bir akçeye. Sâ’ir me’kûlâtları dahi ana kıyâs oluna.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 288b ·
metinde göster ·
… ğazı ipli kavmi başına cem‘ edüp ve niçe ma‘zûl beğlerbeğiler ve mültezimler ve
bir tavuk
içün kırk eve konar mukleciyânlar kendüye hem-dem ü hem-celîs-i bî-bâk u bî-per …
Mezkûr Gürcî Nebî harem-i hâsda neşv [u] nemâ bulup erbâb-ı hizmetden mün’im, mâldar, vaka‘ [u] vakâr sâhibi nâmdâr yarar âdem idi. Ekseriyyâ (---) mutasarrıf olurdu. Vezîria‘zam Murâd Paşa Sultân İbrâhîm Hân kanlısı ve Koca Mevlevî vezîr kâtili olması cihetiyle Gürcî Nebî Murâd Paşa'ya dilgîr olup Anadolu eyâletleri haşerâtlarına bezl-i mâl eyleyüp başına yigirmi bin asker-i mülevves-i telvîs ve telbîs ve refîk-i iblîs-i habîs-i vâcibü'l-izâle gûnâ-gûn ecnâs-ı mahlûkât hezeleyi başına cem‘ edüp cibilliyetinde merkûz olan hıyânet ü habâset-i mel‘anet-i ezeliyyesi isyân u tuğyân cânibine meyl etdirüp nân u nemek-i Âl-i Osmân'ı ferâmûş eyleyüp âkibet-i serencâmı neye müncer olacağın fikr etmeyüp Devlet-i Aliyye'den rû-gerdân olup bir alay ipsiz ve sapsız, zabt [u] rabtsız, haşerât [u] cemâpûrı ser-i bî-devletine cem‘ edüp taht-ı Âl-i Osmân olan belde-i Tayyibe, ya‘nî mahmiyye-i Kostantiniyye haşerât-ı sekbân ve sarıca destinde berbâd edüp ahâlî-i İslâmbol'u İbrâhîm Hân hûniyçün zâr [u] zebûn ve hâllerin perîşân [u] diyergûn etmeğe ta‘ahhüd edüp seksen bin askerine yetmiş bin va‘de-i hulf-ı dürûğ ile boğazı tokluğuna aç u zâc ve muhtâc u ihtiyâc boğazı ipli kavmi başına cem‘ edüp ve niçe ma‘zûl beğlerbeğiler ve mültezimler ve bir tavuk içün kırk eve konar mukleciyânlar kendüye hem-dem ü hem-celîs-i bî-bâk u bî-pervâ Anadolu hâkinden cünd-i cünûb-i mühmelesiyle bir baş Üsküdar'a gelmeğe yemîn-billah ve kasem-tallah edüp gelmede, beri Devlet-i Aliyye tarafında hâs u âm ve bây [u] gedâ meşveret edüp Hazret-i Resûlullah'ın Alem-i şerîfin Üsküdar'a çıkarup "Her kim pâdişâhın birden bine; binden yüz bine varınca nân u nemekin yerse Âlem-i Resûlullah dibine gelsin" deyince el-azametullah hakîr Üsküdar'a vardıkda dağ u taş ve deşt [u] hâmûn ve bâğ u bâğçeler âdem deryâsı olup mevc urur. Hakîr bu cem‘iyyet-i kübrâyı görüp "Şâm-ı şerîfden ulaklığile bu cem‘iyyet-i kübrâyı görmeğe gelüp yine fânî cihânın nakşından gûnâ-gûn hisse almağa gelmişiz" deyüp seyr [ü] temâşâya mukayyed 30b olduk. İbtidâ alay-ı azîm ile Hazret-i Risâlet-penâh'ın Alem-i şerîfiyle Sadrıa‘zâm Murâd Paşa niçe yüz bin asâkir-i İslâmı ile niçe bin kayıklar ve sandal ve çekelve donanma-yı hümâyûn keştîler ile Üsküdar sahrâsına geçüp serâperdesinde karâr-dâde olup Âsitâne-i sa‘âdet'de mevcûd bulunan yetmiş altı oda yeniçeri neferâtları ve korucuları ve dânişmendleri ve mütekâ‘idînleri ve cümle kul oğlu kul ve cümle acemiyân ile cümle kırk dörd bin yeniçeri askeri Üsküdar'a geçüp kat-ender-kat saf saf olup haymelerin kurup bağlar kenarında meterise girdiler. Andan on sekiz asâkir-i topcıyân-ı dergâh-ı âlî iki yüz pâre şâhî topları ve kırk pâre balyemez ve kolomborna topları yeniçeri meterisleri önüne zeyn edüp kûşe kûşe üç bin topcu askeri hizmetde olup cümle topları levâzımât [u] mühimmâtlarıyla âmâde etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 30a–30b ·
metinde göster ·
… sabâh her kapuda birer kurbân du‘â ile kesilüp kapuları açarlarmış, ammâ şimdi
bir tavuk
bile boğazlamazlar. Bu haberi iki yüz yaşında kart Tatarlardan istimâ‘ edüp kur …
Bu mezkûr kapular ikişer kat bâb-ı hadîdlerdir kim dîdebânları ve gümrükçü kolcuları dâ’imâ nigehbânlık edüp vakt-i gurûbda sedd-i bâb edüp miftâhların her şeb yeniçeri ağasına teslîm edüp ale's-sabâh yine alup du‘â ve senâ ve gülbâng-ı Muhammedî ile kapuları küşâde ederler. Ammâ Şehzâd[e] Selîm ve Şehzâde Süleymân Hân bu Kefe'de hâkim iken her sabâh her kapuda birer kurbân du‘â ile kesilüp kapuları açarlarmış, ammâ şimdi bir tavuk bile boğazlamazlar. Bu haberi iki yüz yaşında kart Tatarlardan istimâ‘ edüp kurbân ahvâlin yazmışım.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 139b ·
metinde göster ·
… bir koyun sekiz guruşa ve bir at yemi on akçeye ve bir sığır yigirmi guruşa ve
bir tavuk
bir guruşa ve altı dâne fındık bir akçeye ve gayri metâ‘ buna göre kıyâs oluna, …
Ve bu şehrin balığından ve kara havyarından gayri çok me’kûlâtı yokdur. Bu varışımızda seksen dirhem ekmek bir akçeye ve bir koyun sekiz guruşa ve bir at yemi on akçeye ve bir sığır yigirmi guruşa ve bir tavuk bir guruşa ve altı dâne fındık bir akçeye ve gayri metâ‘ buna göre kıyâs oluna, zîrâ deryâsı sekiz ay donup Kefe'den ve gayri yerlerden gemiler gelmez olurlar. Eğer gemiler gelse sehel ganîmet olur. Başka bir gûne küçük gemileri vardır. Azak deryâsı sığacık deryâcık olmak ile bir dürlü ufak gemileri gelir. Rûm gemileri Azak'dan elli mîl ba‘îd gelüp metâ‘ taşırlar, andan ufak kayıklar ile metâ‘lar taşırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 186a ·
metinde göster ·
Hattâ mecrûh olan guzât-ı müslimînin zahmlarına merhem etmek içün
bir tavuk
yumurtası mezâd-ı sultânîde bir guruşa çıkdı, ol dahi bulunmaz. Her şey gûyâ câ …
Hattâ mecrûh olan guzât-ı müslimînin zahmlarına merhem etmek içün bir tavuk yumurtası mezâd-ı sultânîde bir guruşa çıkdı, ol dahi bulunmaz. Her şey gûyâ cân otu oldu, zîrâ küffâr-ı hâkisârın donanma gemileri Girit cezîresi etrâfların ihâta edüp aslâ bir gemi gelemez olduğundan ordu-yı İslâm içre kaht [u] galâ olmasına sebeb oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 289a ·
metinde göster ·
… râfında olan sarâyların cümle yere berâber edüp derûn-ı kal‘ada benî âdem değil
bir tavuk
gezemez olup liman kullesinin dahi cümle topları battâl olup 297a anda dahi k …
Kapudan Paşa dahi bu yeni tabyadan kırk pâre balyemez ile kal‘anın der-i dîvârların ve Hünkâr câmi‘i olacak manastırın etrâfında olan sarâyların cümle yere berâber edüp derûn-ı kal‘ada benî âdem değil bir tavuk gezemez olup liman kullesinin dahi cümle topları battâl olup 297a anda dahi küffâr baş göstermeyüp limanına bir gemisi girüp çıkamaz oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 296b–297a ·
metinde göster ·