… hâz-ı fakrı kabûl edüp kümmelînden kimesne oldu. Âhir İslâmbol'da bir mescid ve
bir tekye
binâ edüp anda medfûndur.
Ve eş-Şeyh Hazret-i Âbid Çelebi: Bâyezîd Hân şeyhidir. Hazret-i Celâleddîn-i Rûmî neslindendir. Kuzât tâ’ifesi idi, terk edüp Hazret-i Şeyh-i ilâhî'den cihâz-ı fakrı kabûl edüp kümmelînden kimesne oldu. Âhir İslâmbol'da bir mescid ve bir tekye binâ edüp anda medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 107a ·
metinde göster ·
… ü'l-feth'de kılmağa hâzır olup yine beni hânemde defn edüp üzerime bir kubbe ve
bir tekye
ve bir çeşme inşâ et kim dünyâda elli bir sene su içmedim" deyü menâm-ı pâdişâh …
"Murâd cenâzemi Ebü'l-feth'de kılmağa hâzır olup yine beni hânemde defn edüp üzerime bir kubbe ve bir tekye ve bir çeşme inşâ et kim dünyâda elli bir sene su içmedim" deyü menâm-ı pâdişâha girüp ale's-sabâh Murâd Hân, Sultân Mehemmed câmi‘inde Dede'nin cenâzesine hâzır olup sâ’ir ümmet-i Muhammed gibi nevbet ile Murâd Hân teberrüken na‘ş-ı Dede'yi iki kerre ketfine alup tâ hâne-i Dede'ye getirüp anda defn ederler. Ba‘de'd-defn üzerlerine bir kubbe-i pür-envâr ve bir ayn-ı câriye edüp hâlâ ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır. Pederimizin güftesiyle çeşmeye târîh, (---)(---)(---)(---) ve fevtine târîh, Bursevî Cinânî demişdir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 111a ·
metinde göster ·
Mesîregâh-ı İdrîs Köşkü: Bânîsi Bayramiyye tarîkinden Şeyh İdrîs nâm bir azîz,
bir tekye
inşâ edüp cemî‘i yârân-ı zarîfân-ı dervîşân anda cem‘ olup safâ ederlerdi. Ba‘d …
Mesîregâh-ı İdrîs Köşkü: Bânîsi Bayramiyye tarîkinden Şeyh İdrîs nâm bir azîz, bir tekye inşâ edüp cemî‘i yârân-ı zarîfân-ı dervîşân anda cem‘ olup safâ ederlerdi. Ba‘dehu cülûs-ı Mustafâ Hân'da mezbûr şeyhe mülhiddir deyü isnâd edüp tekyesi ve evkâfın harâb [ü] yebâb, binâsın türâb edüp zîr [ü] zeber etdiler. Hâlâ bir kaç dıraht-ı müntehâları ve çemenzâr soffaları ve namâz seddi ve çeşme-i zülâli ve havz-ı azîmi kaldı. Hâlâ yine İdrîs Köşkü nâmıyla bir teferrücgâhdır. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 120a ·
metinde göster ·
… si içinde durur mermer küplerdir. Böyle helâl mâl ile binâ olunmuş câmi‘dir. Ve
bir tekye
ve kendilere bir medfen ve bir hammâm ve bir çârsû binâ etmişdir. Rahmetullâhi …
Hikmet-i Hudâ bu câmi‘i, Piyâle Paşa merhûm binâya şürû‘ etdükde câmi‘in şimâlî tarafında yedi husrevânî küp altun bulduğu yer hâlâ zâhir ü bâhirdir kim hâlâ ol küpler İslâmbol'da Uzun Çârsû başındaki sebîlhânesi içinde durur mermer küplerdir. Böyle helâl mâl ile binâ olunmuş câmi‘dir. Ve bir tekye ve kendilere bir medfen ve bir hammâm ve bir çârsû binâ etmişdir. Rahmetullâhi aleyh. Gâzî Paşa'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 125b ·
metinde göster ·
… r müzeyyen câmi‘-i azîm binâ eder ve bir mescid ve bir medrese ve bir mekteb ve
bir tekye
ve iki hân ve bir hammâm ve bir imâret-i dârü'l-it‘âm binâ edüp hâlâ cemî‘i âye …
Der-sitâyiş-i kasaba-i Hersek: Sene 861 târîhinde Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân Gâzi Bosna diyârında Hersek kralının tahtı olan Bolagay kal‘asın muhâsara edüp fethinde usret çekerken içerden kralın oğlu kemend ile kal‘adan taşra nüzûl edüp Ebü'l-feth huzûrunda İslâm ile müşerref olup kal‘anın fethi mümkin olan yerlerin gösterüp bi-emrillah kal‘a feth olup mâl-ı ganâyimiyle ol kal‘ayı müselmân olan Hersek Kralı zâdesi Ahmed Beğ'e ber-vech-i sancak ihsân edüp ol taraflarda yetmiş altı pâre babasından kalmış kal‘aları feth edüp bilâd-ı İslâmiyeye zamîme olunduğu makbûl-ı şehriyârî olup mezkûr Ahmed Beğ'e Bosna eyâleti ihsân olunup andan vezîr-i âlîşân olduğu mahallerde gazâ mâlından bu Hersek kasabası yeri bir mahsûldâr arz-ı hâliye olup memerr-i nâs-ı huccâc-ı zevi'l-ihtiyâc olmağıla Hersekoğlu Ahmed Paşa bu cây-ı latîfe yedi yüz hâne re‘âyâ meks etdirüp cemî‘i tekâlîfden mu‘âf [u] müsellem olmağiçün ellerine hatt-ı şerîfler verüp ahâlî-i belde ve âyende vü revendeye ibâdethâne olmak içün bir minâreli ve vâsi‘ haremli ve cânib-i erba‘ası kıbâbları sütûnlar üzre ârâste iki kubbe-i âlî ile pîrâste ve mihrâb ve minber-i münîri ber tarz-ı kadîm bir müzeyyen câmi‘-i azîm binâ eder ve bir mescid ve bir medrese ve bir mekteb ve bir tekye ve iki hân ve bir hammâm ve bir imâret-i dârü'l-it‘âm binâ edüp hâlâ cemî‘i âyende vü revende müsâfirîn ü mücâvirînleri mihmânsarâyda meks edüp mihmândârlar kârbânsarâyın her ocağına bir sini ta‘âm çobra ve âdem başına birer nân-pâre ve şem‘-i revgân getirirler ve her at ve deve başına birer tobra şa‘îr getirüp mihmândârlar hizmet ederler, evkâf-ı azîmdir. Ve cümle yetmiş aded dükkândır. Ve cümle sonradan ihdâs beş aded hânlardır kim cümle binâları kiremitlidir ammâ Hersekoğlu Ahmed Paşa'nın bu kasaba içre cümle câmi‘ ve imâretleri kurşumlu binâ-yı azîmlerdir. Anınçün Hersek kasabası derler. Lâkin âb [u] hevâsı sakîldir, serçe ısıtma dutar. Cümle halkı asfaru'l-levn Etrâk âdemleridir, ammâ ankâlardır. Zîrâ gâyet kâr [u] kisb yeridir. Şehri bir kumsal düz yEre vâkı‘ olmuşdur. Andan cânib-i kıbleye 7 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 4b ·
metinde göster ·
… ede sene 761 târîhinde dâr-ı bâkîye irtihal edüp Mihal Cisri yanında Ortaoda'da
bir tekye
içinde medfûndur. Zîrâ ba‘de'l-keşf kendüleri hemân merhûm oldular.
Hikmet-i Hudâ iki aydan sonra şehr-i Edirne içre üç nehr-i azîm âmedânî gelüp 150b deryâ-misâl olup cûş u hurûş ederek niçe bin sarhoş küffârı gark edüp kimin nâhoş ederek şehrin bâğ [u] bostânların ve gaytân-ı gülistânların harâb u yebâb ve niçe bin hânelerin türâb edüp günden güne üç nehir sâkin olmayup ziyâde olmağa başladı. Âhir-i kâr Monka kral-ı dâll-ı hâkisâr şehirden firâr edüp dârü'l-bevârda karâr etmeğe karâr verdi. Cümle iş erlerin başına cem‘ edüp müşâvere edüp "Aya! Böyle bu şehr-i mu‘azzamım elden gidiyor. Buna ne ilâc eylesek" dediklerinde netîce-i kârları namâzgâh cânibindeki fezâ-yı çemenzâra handaklar kazup halâs olduk zanneyleyüp ol gice bir ra‘d u berk olup üç aded nehir Ceyhûn u Seyhûn u Furât-vâr temevvüc edüp şehrin imâr kalan yerlerin dahi seyl-âb edüp hâne ve düyûrların harâb etdi. Âhiru'l-emr cümle küffâr dediler kim "Şu şehrimize bir alay Muhammedî dervîşler gelüp şu Hıdırlık dağında her gice uyumayup boru ve düdük ve davul çalarlar. Anlar çok gezüp çok yaşayup çok bilirler. Anlardan bu şehrimiz ahvâlin bir kere su’âl edelim. Görelim ne derler ve bu sulara ne ilâc ederler" deyü Sefer Şâh Sultân'a haber gönderdiler. Anlar dahi Hızır Dede'yi ve gayri fukaraları alıp âyîn-i Bektâş-ı Velî üzre alem kaldırup def [u] kudûmlerin döğerek tevhid-i erre ederek Monuka kral huzûruna gelüp bî-bâk her biri ale't-tertîb ber-zânû edep [ü] hayâ üzre oturdular. Monuka kral bunlara hayli ikrâm edüp kral, "Hoş geldiniz! dedikde Sefer Şâh eyitdi, hoş bulduk!" dedi. Kral eyitdi: "Bu üç su pek taşdı ve cümle âdemlerimiz şaşdı, mâlik-i emlâkimiz ve cümle kiliselerimiz türâb oldu. Bu hâl-i pür-melâl neye müncer olur?" dedi. Sefer Şâh eyitdi: "Allah emriyle buna ilâc emr-i sehldir. Bu sulara akma desem akmaz. Lâkin sizden kâmil üç bir âdem Hazret-i Muhammed dînine girmek gerekdir kim bu sular akmayıp teskin ola" dediğinde hemân huzzâr-ı meclis olan küffârlar bi'l-ittifâk İsâ ve Muhammed Allah'ın kulları ve peygâmberlerdir. Üç bin değil on bin kadar âdem derûn-ı dilden îmâna gelelim. Hemân şu gark olmadan halâs olalım!" deyü yemîn billah ve kasem tallah etdiler. Derhâl Sefer Şâh Sultân cümle fukarâsıyla tevhîd-i sultânî edüp Mihal köprüsü nâm mahalde enhâr-ı selâsın cem‘ olduğu yire varup iki rek‘at namâz kılıp eline asâsın alıp yine tevhîd ederek deryâ-misâl üç aded nehrin üstüne postun döşeyüp elindeki asâ ile her nehre birer kerre urup "Yâ enhâr, üskün bi-hakkı'l-Meliki'l-Kahhâr!" deyü asâsıyla derk edince el-azametullah bi-emrillahi Te‘âlâ üç aded deryâ-misâl nehr-i azîmler ol ân mahv olup birer tur‘acık kadar cereyân etdikde "Yâ mübârekler, birer birer cûş-i hurûş ile gelin" deyü du‘â vü senâ edüp el yüze sürdükde hemân cümle küffâr bu nehr-i azîmlerin bu gûne keşf [u] kerâmetle sâkin olup Sefer Şâh'ın deryâ üzre seccâde döşeyüp namaz kıldığın gördüklerinde cümle hâzır olan küffâr ve kral-ı bed-kirdâr-ı murdâr ile derhâl el kaldırup cemî‘i ruhbânlarıyla İslâm'a gelüp İslâm ile müşerref olmayanları kendüler kırup kılıçdan geçirdiler. Hamd-i Hudâ şehr-i Edirne bilâ-cidâl müselmân olup gâhîce Bursa'dan asker-i İslâm gelüp Edirne'de Monuka Abdullah'a buluşup yine hâkim Monuka Abdullah idi. Nice müddet mu‘ammer olup Sefer Şâh Sultân'dan cihâz-ı fakrı kabûl etdi. Ba‘dehû Sefer Şâh Dede sene 761 târîhinde dâr-ı bâkîye irtihal edüp Mihal Cisri yanında Ortaoda'da bir tekye içinde medfûndur. Zîrâ ba‘de'l-keşf kendüleri hemân merhûm oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 150a–150b ·
metinde göster ·
Ba‘dehû Yûsuf Selâhaddîn-i Ekrâd bu kabr-i şerîfde bir câmi‘ ve
bir tekye
ve medrese inşâ etmişdir kim hâlâ her şeb [ü] rûz ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır ve …
Ba‘dehû Yûsuf Selâhaddîn-i Ekrâd bu kabr-i şerîfde bir câmi‘ ve bir tekye ve medrese inşâ etmişdir kim hâlâ her şeb [ü] rûz ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır ve mâh-ı Muharremin'in on (---) günü Deşt-i Kerbelâ'da şehîd olduğu güne Yevm-i Maktel ve Yevm-i Âşûra derler, hâlâ ol günde yılda bir gün İmâm Hüseyn seri âsitânesi içre Vâlî-i Mısır Abdurrahmân Paşa'nın fermânıyla bir mevlûd-ı azîm cem‘iyyeti olur kim gûyâ şehr-i Mısır pür-nûr olur. Bu hayrât-ı Abdurrahmân Paşa-yı zîşân sene 1061 târîhinde olmuşdur. Anınçün Mısır'da ve Rûm'da top ile çevgân oyunu memnû‘dur kim "Yezîd İmâm Hüseyin başıyla oynamışdır", deyü memnû‘dur. Bu kavillerince Arab tevârihlerinde sıhhati üzre mastûrdur, ammâ haberden kavm-i Acem ve kavm-i Ekrâd haberdâr olmadıklarından çevgân lu‘bedebâzlığı ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 234b ·
metinde göster ·
vardır. Gayri hân ve hammâm ve çeşme ve kârbânsarây ve medâris ve imâret-i dârü …
Süleymân Hân câmi‘inden gayrı yedi mescid ve bir tekye vardır. Gayri hân ve hammâm ve çeşme ve kârbânsarây ve medâris ve imâret-i dârü'z-ziyâfe yokdur, ammâ üç mekteb-i sıbyân ve on mikdârı küçük dükkân vardır. Lâkin her hânda birer gasilhâne hammâm mukarrerdir. Herkes hânelerine atlarıyla ve katırlarıyla aşağıdan su götürürler ve niçe yerde âb-ı hayâtdan nişân verir buz pâresi gibi suları sarnıçlarda bârân-ı rahmetden cem‘ ederler, ammâ muhâsarada Suluk yollarından su taşırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 252a ·
metinde göster ·
ve üç mekteb-i sıbyân ve bir küçük hân ve yetmiş aded dükkân-ı esnâfân var ve b …
Ve bir tekye ve üç mekteb-i sıbyân ve bir küçük hân ve yetmiş aded dükkân-ı esnâfân var ve bir fenâca hammâmcığı var. Gayrı bezzâzistân ve imâristânları yokdur, zîrâ iç elde yoldan hâric sapa yere vâki‘ olmuş garîb diyârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 127b ·
metinde göster ·
ve iki mekteb-i sıbyânı var, gayri imâretleri yokdur, ammâ bu varoşun etrâfı ya …
Ve bir medrese ve bir tekye ve iki mekteb-i sıbyânı var, gayri imâretleri yokdur, ammâ bu varoşun etrâfı yalın kat dolama çit palanka dîvârlı olup iki kapusu ve handakı içinde nehr-i Tuna'yı akıtmışlar, gâyet sarp rabât-ı muhkemdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 65a ·
metinde göster ·
… Gerz İlyâs dağına çıkarup anda defn edüp üzerlerine Kanadin nâm bir manastır ve
bir tekye
ve mukaddemâ mürd olan İştivan Kral mâlıyla bir kal‘a yaparlar. Kefere zamânı b …
"Bu eyi alâmet değildir ve bu kralzâde ile bu papası öldürdük. Bunlar tekin değildir. Bizi Îsâ dinine da‘vet etdiler. Hak dîn imiş ve dürüst Hıristiyanlarmış. Kanları düşdüğü yerden ılıca çıkup kanları Tuna'ya varınca hâlâ Tuna ol kandan aşağı kırmızı kan gibi akıyor" deyüp ol gün üç bin kâfir dîn-i Îsâ'ya girüp Hıristiyan mezhebin kabûl edüp mezkûr papası ve kralzâdenin lâşelerin Gerz İlyâs dağına çıkarup anda defn edüp üzerlerine Kanadin nâm bir manastır ve bir tekye ve mukaddemâ mürd olan İştivan Kral mâlıyla bir kal‘a yaparlar. Kefere zamânı bir ma‘bedgâh [u] ziyâretgâh-ı millet-i Mesîhiyye imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 89a ·
metinde göster ·
… le iki aded hân-ı azîmi var ve cümle bir müferrih küçücük hammâmı var. Ve cümle
bir tekye
ve cümle iki mekteb ve cümle on dükkânı var. Cümle bu hayrâtlar İbrâhîm Paşa'nı …
Ve bunda İbrâhîm Paşa câmi‘i gâyet müferrih ve dil-küşâ kiremitli ve bir minâreli câmi‘dir. Ve cümle iki aded hân-ı azîmi var ve cümle bir müferrih küçücük hammâmı var. Ve cümle bir tekye ve cümle iki mekteb ve cümle on dükkânı var. Cümle bu hayrâtlar İbrâhîm Paşa'nın olup bunların kirâlarından hâsıl olanı cisrin imâretine sarf ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 142b ·
metinde göster ·
Buna nehri kayası altında Mostar müftîsi tekyesidir kim hânkâh-ı Halvetiyyedir. …
Ve bir medrese ve bir mekteb ve bir tekye Buna nehri kayası altında Mostar müftîsi tekyesidir kim hânkâh-ı Halvetiyyedir. Ve bir küçük hammâmı ve yeni hânı ve câmi‘ karşusunda on aded dükkânı var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 160b ·
metinde göster ·
Ve cümle beş mihrâbdır. Ve cümle bir medrese ve cümle bir mekteb ve cümle
bir tekye
ve cümle bir hammâm ve cümle iki hân ve cümle yigirmi dükkân ve cümle iki bin k …
Ve cümle beş mihrâbdır. Ve cümle bir medrese ve cümle bir mekteb ve cümle bir tekye ve cümle bir hammâm ve cümle iki hân ve cümle yigirmi dükkân ve cümle iki bin kadar bâğ-ı cinândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 171a ·
metinde göster ·
… leden Ayazma mescidi cemâ‘at-i kesîreye mâlikdir. Ve cümle bir medrese ve cümle
bir tekye
ve cümle iki mekteb ve cümle iki hân ve cümle seksen aded dükkân var, gayri ham …
Ve cümle üç aded câmi‘leri var ve cümle üç mescidi var, ammâ cümleden Ayazma mescidi cemâ‘at-i kesîreye mâlikdir. Ve cümle bir medrese ve cümle bir tekye ve cümle iki mekteb ve cümle iki hân ve cümle seksen aded dükkân var, gayri hammâm ve bezzâzistân ve imâret bir şey yokdur, ammâ bu varoş dahi bataklıkda olmak ile cümle sokakları tahta döşelidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 182a ·
metinde göster ·
… ye mâlikdir. Bundan gayri mahalle mesâcidleridir. Ve cümle bir medrese ve cümle
bir tekye
ve cümle iki mekteb ve cümle bir hammâm ve cümle iki hân ve cümle yüz on aded d …
Cümle üç mihrâbdır. Evvelâ mahkeme önünde bir câmi‘i var. Çârsû içinde vâki‘ olmak ile cemâ‘at-i kesîreye mâlikdir. Bundan gayri mahalle mesâcidleridir. Ve cümle bir medrese ve cümle bir tekye ve cümle iki mekteb ve cümle bir hammâm ve cümle iki hân ve cümle yüz on aded dükkân ve cümle üç aded sebîlhâne-i atşân var. Ve cümle bunun dahi evleri tahta örtülü bâğlı ve bâğçeli vâsi‘ hânelerdir. Ve cümle sokakları kumsalca olmak ile kaldırımı azdır, zîrâ ol kadar çamur olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 93a ·
metinde göster ·
… mahalle mescidi ve bir hânı ve bir hammâmı ve on aded dükkânı ve bir medrese ve
bir tekye
ve bir mektebi var. Bunun dahi cümle halkı gemicilerdir. Ve âb [u] hevâsı gâyet …
Bu mahal Vidin sancağı toprağı ve Feth-i İslâm kal‘ası kadısının niyâbetidir ve Vidin subaşısı hâkimdir. Şehir nehr-i Tuna sâhilinde bir dere ağzında ensesi dağları cümle bâğlar ve bâğlarında zâğlar bâğların üzümlerin yedikçe bâğlar sâhibleri zâğlardan feryâd edüp ağlarlar ve ol bâğlı dağların dâmeninde vâki‘ olmuş bir kasaba-i Poraçacıkdır. Bir câmi‘i ve üç mahalle mescidi ve bir hânı ve bir hammâmı ve on aded dükkânı ve bir medrese ve bir tekye ve bir mektebi var. Bunun dahi cümle halkı gemicilerdir. Ve âb [u] hevâsı gâyet latîfdir. Bu kasaba nehr-i Tuna'nın bir bucağında vâki‘ olup azîm limandır. Tahtalı Girdâbı'ndan halâs olan Tuna'nın transa nâm gemileri cümle bu limanda yatırlar. 95b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 95a–95b ·
metinde göster ·
… -ı eşrâfı taşra varoşda olurlar. Bu varoşda bir câmi‘ ve bir mahalle mescidi ve
[bir] tekye
mescidi var.
Ve cümle beş aded mihrâbdır. Cümleden kal‘ada Yıldırım Hân câmi‘ tarz-ı kadîmdir. Dizdârı ve kal‘a neferâtları bu kal‘ada sâkinlerdir. Sipâh kethudâyeri ve yeniçeri serdârı ve a‘yân-ı eşrâfı taşra varoşda olurlar. Bu varoşda bir câmi‘ ve bir mahalle mescidi ve [bir] tekye mescidi var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 207b ·
metinde göster ·
ve bir mekteb ve bir mescid ve iki aded hânları var, gayri âsâr-ı binâdan şeyle …
Bir tekye ve bir mekteb ve bir mescid ve iki aded hânları var, gayri âsâr-ı binâdan şeyler yokdur. Hattâ bu varoşun iki tarafında şarkî ve garbîsi sığ deryâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 343b ·
metinde göster ·
… ân ân-ı vâhidde ikisi bir ânda cân teslîm edüp bu mahalde defn edüp üzerlerine
bir tekye
binâ etmişler. Kendüleri Horasân erenlerden olmağile yine türbedârları ve tekye …
Evvelâ şehir hâricinde Kütâhiyye râhı üzre Yahşi Baba ve Bahşi Baba: İkisi tev‘eme bürâderler imiş. Selîm Hân huzurunda ta‘âm yerlerken sofra başında ikisi "Pâdişâhım biz bu ân gideriz" deyüp ol ân ân-ı vâhidde ikisi bir ânda cân teslîm edüp bu mahalde defn edüp üzerlerine bir tekye binâ etmişler. Kendüleri Horasân erenlerden olmağile yine türbedârları ve tekyenişînleri Hindî ve Özbekî ve Mogolî ve Dagıstânî fukarâları sâkinlerdir. Ve
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y17b ·
metinde göster ·
Ve bu cisrin karşu Adana cânibinde mâ-tekaddem âsitâne-i Bektaşiyândan
bir tekye
var idi. Âyende vü revendeler şeyhlerinden müteşekkî olup hâlâ ders-i âmmı ve t …
Ve bu cisrin karşu Adana cânibinde mâ-tekaddem âsitâne-i Bektaşiyândan bir tekye var idi. Âyende vü revendeler şeyhlerinden müteşekkî olup hâlâ ders-i âmmı ve talebeleri ile bir medrese olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y157a ·
metinde göster ·
… yüz fukarâları vardır. Ni‘metleri Kayıtbay imâretindendir. Ve bu Kayıtbay'da on
bir tekye
vardır. Andan Âdiliyye'de,
Bedevî tarîkında bir ulu âsitânedir. Kayıtbay câmi‘inin karşusundadır. Q 201b Yılda bir kerre mevlûd-ı azîmi olur. Tekyesinde müte’ehhil üç yüz fukarâları vardır. Ni‘metleri Kayıtbay imâretindendir. Ve bu Kayıtbay'da on bir tekye vardır. Andan Âdiliyye'de,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y115a ·
metinde göster ·
Ve Şeyh Ukbe-i Cüheynî hazretlerinde Hâsekî Mehemmed Paşa kal‘a-misâl
bir tekye
ve bir türbe ve câmi‘ ve imâret ve medrese ve bir sebîl etdi kim on beş bin dev …
Ve Şeyh Ukbe-i Cüheynî hazretlerinde Hâsekî Mehemmed Paşa kal‘a-misâl bir tekye ve bir türbe ve câmi‘ ve imâret ve medrese ve bir sebîl etdi kim on beş bin deve yükü su alır. Pençeresi üzre târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y127b ·
metinde göster ·
… Paşa ya‘nî Hâsekî Mehemmed Paşa vâkı‘asında görüp müceddeden bir câmi‘-i âlî ve
bir tekye
ve bir sebîl ve iki sâkıye ve bir matbah ve şeyh hazretleri üzre bir mehbıt-ı p …
Mâ-tekaddem harâbe olmağile mevlûdu mu‘attal idi. Ba‘dehu sene 1063 târîhinde Ebünnûr Mehemmed Paşa ya‘nî Hâsekî Mehemmed Paşa vâkı‘asında görüp müceddeden bir câmi‘-i âlî ve bir tekye ve bir sebîl ve iki sâkıye ve bir matbah ve şeyh hazretleri üzre bir mehbıt-ı pür-envâr binâ edüp iki yüz Mısrî kîse masrûf edüp bir hayrât-ı azîm etdi. Ve her sene mevlûd-ı şerîfi masârıfına bin guruş vakf edüp üzerine yeniçeri ocağın nâzır etdi. Ve bu mevlûd dahi ke-sâyiri't-tahrîr mevlûd-ı sultânî olur kim Şeyh Ukbe-i Cüheyniyyü'l-Âmirî'nin rûh[u] şâd olur. Zîrâ evkâfı tarafından me’kûlât [u] meşrûbâtları firâvân olmağile ulemâ ve sulehâ ve fukarâya ni‘meti mebzûldür. Bundan sonra cebel-i Cûşî dâmeninde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y223b ·
metinde göster ·
… i olan bu beled-i Ruveyhib'de merhûm olup üzerine Sultân Berkûk bir kubbe-i âlî
bir tekye
mînâ-yı kâlî inşâ etmişdir. Hâlâ iki yüzden mütecâviz fukarâları vardır, cümle …
Hâssa-i sâdis, hikmet-i Hallâk-ı âlem: Bu gâsûl otu hâsıl olan kurâ ki beledü'r-Ruveyhib'dir, anda eş-Şeyh Seyyid Îsâ hazretleri bir kubbe-i âlîde medfûndur. Yemen'de Şeyh Şâzilî hazretleri ile hem-asır imişler. Bu Şeyh Îsâ Şâzilî hazretlerinin helâl-i zülâl kahve otu otladığın istimâ‘ edüp hazret Cenâb-ı İzzet'den ricâ eder kim "Yâ Rab, Şeyh Şâzilî kuluna ihsân etdüğin kahve otu gibi bana dahi bir ot ihsân et, anınla def‘-i cû‘ edüp kuvâ-yı beden ile sana ibâdet edeyim" deyü ricâ eder. Derhâl du‘âsı müstecâb olup bu sahrâ-yı ferah-fezâ gâsûl otiyle mâl-â-mâl olup şükûfesiyle lâlezâr olur. Hâlâ şükûfesinin râyihasından âdemin demâğı mu‘attar olur. Ba‘dehu Şeyh Îsâ kâmil yüz sene bu gâsûl otun tenâvül edüp def‘-i cû‘ edüp yüz sene dahi mu‘ammer olur. Mukaddemâ yüz beş sene dahi mu‘ammer olmuşdu. Cümle müddet-i ömürleri iki yüz beş sene olup Sultân Berkûk ile Tarabulus-ı Şâm fethinde bile olup ba‘de'l-feth maskat-ı re’si olan bu beled-i Ruveyhib'de merhûm olup üzerine Sultân Berkûk bir kubbe-i âlî bir tekye mînâ-yı kâlî inşâ etmişdir. Hâlâ iki yüzden mütecâviz fukarâları vardır, cümle bu gâsûlü mâ’ide teresi gibi yerler. Ve demet demet kurudup el değirmenden çeküp un edüp hamîr edüp ekmek ederler, gâyet lezîz nân-ı hoşiki olur. Hakîr teberrüken tenâvül edüp def‘-i cû‘ edüp Hakk'a hamd [ü] senâ etdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y313a ·
metinde göster ·
dahi mahkeme kurbunda Tekye-i Sıddîkî derler, ammâ Tekye-i Hâcegân demekdir, li …
Ve bir tekye dahi mahkeme kurbunda Tekye-i Sıddîkî derler, ammâ Tekye-i Hâcegân demekdir, lisân-ı Arab'da tarîk-ı Sıddîkî'dir. Bir ulu nazargâhdır. Bunlardan gayrı tekyeler kal‘a içindedir, ammâ bu zikr olunanlar varoşdadır. Birkaç tekyeler dahi ziyâretgâh mahallinde tahrîr olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y324b ·
metinde göster ·
… tezkîr ile götürüp defn ederler. Hâlâ üzerine bir kubbe-i azîm ve bir câmi‘ ve
bir tekye
binâ etmişlerdir kim ibret-nümâ âsitâne olmuşdur.
Andan tâbûtiyle yine Burlos kurbunda leb-i deryâ-yı buhayrede bir mürtefi‘ çemenzâr yere tevhîd [ü] tezkîr ile götürüp defn ederler. Hâlâ üzerine bir kubbe-i azîm ve bir câmi‘ ve bir tekye binâ etmişlerdir kim ibret-nümâ âsitâne olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y342b ·
metinde göster ·
ve üç yüz sebîl var. Ammâ cümle sebîllerden iskele başında gümrük önünde Rıdvân …
Bu şehr içre yedi medrese ve on bir tekye ve üç yüz sebîl var. Ammâ cümle sebîllerden iskele başında gümrük önünde Rıdvân Çorbacı sebîli serâpâ kâşî-i Çîn ile mebnî revzenleri tuç ve maşrabaları zencîrler ile kayd olunmuş kalaylı ve altun yaldızlı maşrabalardır. Sâhibü'l-hayrâtı hayâtda olmağile yevm-i Âşûrâ'da deşt-i Kerbelâ'da şehîd olanların rûhiyçün üç gün bal ve üç gün şeker şerbetleri cümle atşâna mebzûl olur, evkâf-ı kavîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y347a ·
metinde göster ·