üçün adamış ol öz baḫşı tėp yorıḳ-ı küsüş-i bir tek ermeser öz baḫşı bolur erme …
köŋül-teki yorıḳ-ı küsüş-i bir tel üçün adamış ol öz baḫşı tėp yorıḳ-ı küsüş-i bir tek ermeser öz baḫşı bolur ermez 又復若但言自yene yme yene birök tek söz-lep anı öz tėp söz-lemeser öz baḫşı tėp bililmez erti öz-nüŋ ḳayu öz erdüki azu bu öz et’öz mü ol.
… inde bir turfe sâzdır, lâkin boyu kısa ve iki bâmı vardır, kirişleri mâbeyninde
bir tel
kirişi âheng eder garîb sâz-ı sûznâkdır. Çalıcıları Yaycı Kurd ve Selânikli Alî …
Sâzendegân-ı yeltemeciyân: Neferât 100, bu dahi Şems Çelebi te’lîfidir. Hemân tanbûra cüssesinde bir turfe sâzdır, lâkin boyu kısa ve iki bâmı vardır, kirişleri mâbeyninde bir tel kirişi âheng eder garîb sâz-ı sûznâkdır. Çalıcıları Yaycı Kurd ve Selânikli Alî ve Çento İbrâhîm ve Hüseyin Subaşı ma‘lûmumuz bunlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 207b ·
metinde göster ·
… neler ile levendâne lâf u güzâflar edüp paşa eyninden bir semmûr kürk ve başına
bir tel
sokup ve serdâr olduğu yedi aded sancakları beğleriyçün birer hil‘at-i fâhirele …
Bu mahalde Diyârbekir vâlîsi tarafından imdâda gelen gâzîyândan beş aded sancak beğlerine serdâr olan Firârî Mustafâ Serdârı Ramazân Ağa nâm bir ihtiyâr-ı hümâm geldikde paşa anlara i‘zâz u ikrâm edüp "Bürâder hoş geldin. Ya askeriniz kandedir?" {dedi} "Sultânım, feth [ü] fütûhâtınız istimâ‘ edüp bizim gelmemize ihtiyâc olmayup cümle askerimiz eyâletimizde olan Haddu kal‘asına gönderüp bu hakîr efendimin fermânları üzre hâk-i pâye yüz sürmeğe geldim. Gazânız mübârek ola efendim." deyü niçe müdâhaneler ile levendâne lâf u güzâflar edüp paşa eyninden bir semmûr kürk ve başına bir tel sokup ve serdâr olduğu yedi aded sancakları beğleriyçün birer hil‘at-i fâhireler verüp, {Paşa eydür}:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 273b ·
metinde göster ·
… eldim. Beni serhadlilere serdâr eyle, şimdi yine sefere giderim" dedikde başına
bir tel
ve bir hil‘at-i fâhire geydirilüp altı yüz yiğid ile bizimle sefere me’mûr oldu …
"Devletli vezîr seferden şimdi geldim. Beni serhadlilere serdâr eyle, şimdi yine sefere giderim" dedikde başına bir tel ve bir hil‘at-i fâhire geydirilüp altı yüz yiğid ile bizimle sefere me’mûr oldukda hemân hakîr anın koşunuyla bile koşundaş ve sırdaş ve hâldaş ve yoldaş olup kal‘a-i Kanije altından tevekkülen alallâh deyüp
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 2a ·
metinde göster ·
… den kızmış telin ucu çıkup bir karaca başlı nahîf ü rakîk kurdcığaz taşra çıkup
bir tel
dahi kızmış {iken} yine bir köke dahi sokup yine dişin çürüğünden bir kurdcığaz …
"İşte ağrıyan dişim odur" dedikde üstâd cerrâh meydâna bir mankal ile âteş getirüp içine sarı pirinçden tanbûra telleri koyup iki şîşe suyu meydâna koyup biri mâvî ve biri kırmızı sular idi. Ve bir ağaçdan küçücük maşa gibi bir cımbıstıra şekilli bisâtı eline alup keferenin ağzın açup ağrıyan dişin etlerine şîşedeki mâvî sudan sürüp hemân elindeki ağaç maşa ile dişe yapışup bilâ usret zor etmeden ve kanı aslâ akmadan bir dâne beyâz üç çatal köklü şâhâne dişi çıkarup hemân mezkûr âteş kenârına gelüp mezkûr tanbûra tellerinin birin âteşden çıkarup dişin köküne kızmış teli sokunca hemân tel dişin iliği içinden cız cız deyerek dişin çürüğü içinden kızmış telin ucu çıkup bir karaca başlı nahîf ü rakîk kurdcığaz taşra çıkup bir tel dahi kızmış {iken} yine bir köke dahi sokup yine dişin çürüğünden bir kurdcığaz eyle çıkup hemân ol ân dişe el yapışmadan yine dişi çıkardığı gibice sünbüle deliğine koyup bu kerre şîşedeki kırmızı sudan su ve tuz sürüp keferenin çıkan dişi üzre bir küçücük tahta pâreciğini dişin üstüne koyup "Isır şu tahtayı" deyüp kefere tahtayı ısırup çıkan diş sünbülesine yerleşüp kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 63a ·
metinde göster ·