… e kal‘asının istihlâsına sebeb olup Mikrilistân'ı mutî‘ [u] münkât edüp cümlesi
bir yirde
cem‘ olduklarında mâbeynlerinde âlem-i ağyârdan bî-haber iken etdikleri şakalar …
İşbu sene bin elli altı ve elli yedi senesinin içinde bu mezkûr vezîrler bir yerde ibtidâ Kürdistân'da Şuşik kal‘ası gazâsında bulunup feth [u] fütûhâtlar eylediler. Ve Revân derneği cem‘iyyeti ve Gürcîstân ve Mikrilistân nehb u gâretinde niçe yüzaklıkları edüp niçe şebhûnlar edüp husûsan Gönye kal‘asının istihlâsına sebeb olup Mikrilistân'ı mutî‘ [u] münkât edüp cümlesi bir yirde cem‘ olduklarında mâbeynlerinde âlem-i ağyârdan bî-haber iken etdikleri şakaları ve yâğ u bâlî evzâ‘ [u] etvârları âdem görse 334a "bunlar dîvânedir", deyü hükm ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 333b–334a ·
metinde göster ·
… etmemesine yol bulmuşlar. İbtidâ keçileri yolacak mahalde kireç ve kül ile suyu
bir yirde
halt edüp cümle keçileri ol kireçli şerbet ile gasl edüp bilâ-te’essüf cümle tü …
Ve me’kûlât [u] meşrubât [u] sanâyi‘âtının memdûhâtın beyân eder: Evvelâ Engüri paçası, Kütâhiyye paçasına yan başı gelir ve bûy tohumiyle perveriş bulmuş Engürü pasdırması ve tiftik keçisinin eti gûyâ mümessekdir, zîrâ keçileri dağlarında pırnâr yaprağı yerler. Ve tiftik keçisi beyâz süd gibi bir gûne teys-i ebyâzdır kim bu kevn-i atlasda eyle mahlûk halk olunmamışdır. 358a Sûf ipliği bundan hâsıl olur ve gûnâ-gûn elvân pâdişâhlar giydüğü hayâl-i reng-âmiz sûflar bu keçi tüğünden hâsıl olur. Ammâ mezkûr keçinin tüğünü makas ile kırksalar ipliği haşîn olur, ammâ keçinin yünün yolsalar ol kadar mülâyim olur kim gûyâ harîr-i Eyyûb Nebî olur, ammâ fakîr keçileri yolarken feryâd [u] figânları evce peyveste olur, ammâ kibârlar anın dahi feryâd etmemesine yol bulmuşlar. İbtidâ keçileri yolacak mahalde kireç ve kül ile suyu bir yirde halt edüp cümle keçileri ol kireçli şerbet ile gasl edüp bilâ-te’essüf cümle tüğleri kopup çırçıplak ve uryân ü büryân u giryân ve nâlân kalup fakîr keçiler cümle bî-mûy kalırlar. Ve sûfu bunun ipliğinden dokuyup cümle zenânesi ve halkının kârı sûf ve muhayyercilikdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 357b–358a ·
metinde göster ·
… del edüp ba‘dehû Venedik donanması dahi dârü'l-bevârları taraflarına firâr edüp
bir yirde
doç karâr edüp meşveret-i bed-gümân edüp çaşıt gönderirler. Bizim Âl-i Osmân do …
Tedbîr-i hâmis [sâdis]: Kapudan Alî Paşa cezîre-i Girid'den mansûr [u] muzaffer selâmetle gelüp tershâne-i âmirede yüz pâre kadırga ve elli pâre galyon inşa etmeğe mübâşeret olunup Ereğli'de ve Sinop ve Amasra'da ve Bartın'da ve Çayağzı'nda ve Balıklağa ve Varna'da ve Üsküdar ve Tophâne ve Bâğçekapusu'nda ve Sinân Paşa Köşkü'nde ve Tershâne'de ve Şâhkulı İskelesi'nde, bu cümle zikr olunan leb-i deryâda kalyonlar yapılup İslâmbol ve Galata ve Kâsımpaşa'da velvele ve gulgule-i Rûm olup deryâ-misâl asker cem‘ olup cemî‘i Anadolu ve Rûmeli'ne asker sürücüler gidüp asâkir-i İslâm'ı İslâmbol'a ve Boğazhisârlara ve Sakız karşusında Çeşme ve Mora cezîresinde kal‘a-i Benefşe'de niçe bin asker âmâde etdiler. Andan Vâlide Sultân iki galyon ve Bektâş Ağa bir galyon ve Kara Çavuş bir galyon ve Çelebi Kethüdâ bir galyon ve efendimiz Melek Ahmed Paşa Bâğçekapusu'nda bir galyon-ı azîm, dörd anbarlı idi, binâ edüp temâm oldukda sû-i tedbîr ile deryâya nüzûl etdirirken galyon gark olup yüz elli mikdârı âdem gark olup hâh-nâ-hâh yine bu gark olan galyonı ka‘r-ı deryâdan çıkarup cemî‘i galyon ve kadırgaları mükellef ve mükemmel edüp Beşiktaş'da lenger endâht olup sâ’ir mühimmât [u] levâzımâtların görüp Tophâne'de bin altmış aded sağîr ü kebîr toplar dökülüp cümle gemileri pür-silâh edüp kırk üç bin askerle yüz seksen pâre kalyon kadırga ve üç yüz pâre mühimmât gemilerinden şayka ve karamürsel ve pinek ve kalyonlar ümmet-i Muhammed ile pür olup cümlesi beş yüz aded yelken olup elli bin asker-i pür-silâh, cengâver olup du‘â-i hayr [u] senâ ile Beşiktaş'dan muvâfık eyyâm-ı müsâ‘id ile Boğazhisâr'a varup anda dahi Rûmeli ve Anadolu askerlerin cümle keştîlere leb-ber-leb edüp cümle seksen bin aded cengâver, dilâver, asâkir-i hünerver gemilerde hâzırbâş olup Cezâyirli ve Tunuslu ve Tarabuluslu dahi kırk pâre gemiyle on bin şecî‘ ve dilâver, bahâdır erler gelüp kapudan paşa Bismillah ile eyyâm-ı muvâfık ile bâdbanların küşâde edüp küffâr-ı hâksâr-ı dûzâh-karâr "Ha şunda ve ha bunda" diyerek iş bu sene (---) mâh-ı (---) gününde (---) nâm mahalde Venedik donanmasına Âl-i Osmân donanması râst gelüp eyle bir ceng-i sultânî olmuşdur kim diller ile tahrîr 97b ve kalemler ile tahrîr olunmaz. Zîrâ bu Melek Ahmed Paşa donanması Âl-i Osmân devrinden berü böyle bir donanma ve böyle bir güzîde isdekli asker cem‘ olmamışdır. Hulâsa-i kelâm küffârdan bir kalyon ve iki kadırga alınup yedi pâre gemi anlardan gark olup vakt-i gurûba dek tarafeynden eyle savaş-ı perhâş olup rûy-ı deryâ hûn-ı insân ile la‘l-gûn olup temevvüc eder. Küffâr-ı bedgirdâr-ı nâ-sezâ-murdâr bu hâl-i pür-melâli görüp {vakt-ı} gurûbda âlem şeb-i zulmetde iken "Firâren an tevâli'l-kesürât deyüp ibtidâ Duka gemileri ba‘dehû Malta gemileri, ba‘dehû Mesina gemileri birer birer karârı firâra mübeddel edüp ba‘dehû Venedik donanması dahi dârü'l-bevârları taraflarına firâr edüp bir yirde doç karâr edüp meşveret-i bed-gümân edüp çaşıt gönderirler. Bizim Âl-i Osmân donanması "Küffâr firâr edüp meydân bizde kaldı", deyü mağrûr olup kal‘a-i Nakşa nâm mahalde limana girüp lenger-endâht olup yatarlar. Cümle asâkir-i nusret-me’ser gemilerden taşra çıkup bâğlara ve bâğçelere gidüp perîşân olurlar. Kimi esbâb yıkayup her biri bir işgâl-i kârda.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 97a–97b ·
metinde göster ·
dirüp-dururam gel gidelüm semüzin al aruġın ḳo didi aldı delü ḳarçarı bir pürel …
ol bir yavuz canavardur hep bir yirde dirüp-dururam gel gidelüm semüzin al aruġın ḳo didi aldı delü ḳarçarı bir pürelü yire getürdi delü ḳarçarı yalınçaḳ eyledi aġıla ḳoydı püreler