… -i zindegâneleri olmasa ya er kişi ya zen kişi ol amûdu dirâgûş etseler elbette
birbirlerinden
mufârakat vâkı‘ olur.
Onuncu tılısm-ı acîbe: Yine Altımermer'de bir amûd-ı zenbûrî üzre Hekîm Câlinûs rusâs-ı ebyazdan ya‘nî kalaydan iki sûret ihdâs edüp biri bir pîr-i fânî beli bükülmüş, âb-ı rûyı dökülmüş durur. Anın mukâbelesinde bir fertûte-i zamâne şütür-leb ve abûsü'l-vech bir pîre-zen kaddi dutâ olup durur. Er ile avretin birbiriyle hüsn-i zindegâneleri olmasa ya er kişi ya zen kişi ol amûdu dirâgûş etseler elbette birbirlerinden mufârakat vâkı‘ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 16b ·
metinde göster ·
havf ederler. Bu Kotası kavmi ile Jana Çerkesi gâyet yakın meşâdır. Mabeynehümâ …
Evsâf-ı aşîret-i Kutası : Beğlerinin ismi (---). Cümle yedi bin asker olur. İskelelerine Kotası derler. Tahta ile binâ olunmuş hasır örtülü mahzenleri vardır. Köyleri, limana havâle dağlardadır. Limanında Kefe ve Taman gemileri çokdur. Azağ'a sefer-i azîm olduğun bunlardan dahi haber alup birkaç Kırımlı âşinâlar bulduk. Ve her bâr bu aşîret içine Çerkes diyârından Kırım atlıları gelüp bey‘ [u] şirâ ederler. Ankâ ve mutî‘ kavmi vardır. Zirâ yerleri sarp değildir, buğday dahi zirâ‘at ederler. Bundan gayrı tahrîr olunan Abaza diyârlarında cümle pasta darısı ekerler. Bir kilesi yüz kile darı verir. Bu Kotası kavminin dahi evleri cümle sazdan ve tahta örtülü evlerdir. Ocakları ortadadır. On eve bir kabak ta‘bîr edüp cânib-i erba‘aları kal‘a-misâl çit azbarlardır. (?) Cümle hayvanâtların her gice hıfz edüp arslan-misâl kelbleri ile nevbet beklerler. Cemî‘î Abaza aşîretlerinin hâlleri budur. Zîrâ cümle evleri ormanlar içredir. Birbirlerinden havf ederler. Bu Kotası kavmi ile Jana Çerkesi gâyet yakın meşâdır. Mabeynehümâlarında bir cebel-i suğra üzre bir konakda Jana'ya varılur. Bunlar Çerkesce dahi bilirler. Bunlar Çerkese; Çerkes, bunların limanına emân ile metâ‘ getirirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 258a ·
metinde göster ·
… e büdelâ ve (---)(---)(---) Hızır-İlyâs'ın emrine me’mûrlardır. Subh [u] mesâ
birbirlerinden
müfârakatları yokdur. Hazret-i Hızır, Hazret-i Nûh ile gemide bile idi kim Hazr …
Ziyâretgâh-ı Hazret-i Hızır aleyhi's-selâm: Muhakkak Sâm b. Nûh Nebî evlâdındandır. İskender-i Zülkarneyn'in askerî tâ’ifesinden olup zulümâta bile gidüp âb-ı hayât ana müyesser olup hâlâ hayâtdadır. Ammâ bir rivâyetde Hazret-i Risâlet-penâh buyurmuşlar kim "Eğer Hızır sağ olsa bize buluşurdu" demiş deyü efvâh-ı nâsda şâyi‘-i lisândır. Amâ hayâtda olduğu ve Hazret-i Mûsâ ile Mısır'dan İskenderiyye ve Reşîd ve Dimyât'da Merece'l-bahreyn nâm mahallerde refîk olduğuna sûre-i (---) âyet-i şerîf ile delîl-i kat‘îler vardır. Âyet, Sûre-i Rahmân Arapça ve sûre-i (---) âyet: Arapça(---)(---)(---) ve niçe âyetler dahi vardır. Ba‘zılar peygamber-i mürseldir demişler. Ba‘zılar İskender ve Lokmân ve Habîb-i Neccâr'ın (---)(---) nübüvvetinde ihtilâf edüp ilm-i akâyide müte‘allık Yekûlü'l-abdü fî yedi'l-emâlî, bi-tevhîd ve nazmı dâllâlî" risâlesi 36a manzûmunda (---) oldukların mufassal tahrîr etmişdir. Ammâ bi-emrillah hayâtda olduklarına şübhe yokdur. Zîrâ seyyâhân-ı berr [u] bihâr ve gâziyân [u] mücâhidîn-i kerrâr olan kimesnelerin niçesi râst gelmişlerdir. Hâlâ Hazret-i Hızır ile İlyâs Nebî haydırlar ve birbirleriyle refîklerdir. Lâkin Hazret-i Hızır deryâ hizmetine me’mûrdur. Hazret-i İlyâs kara hizmetine me’murlardır. Lâkin yine şeb [u] rûz her ân zâhiren ve bâtınen birbirleriyle müşerref olurlar. Ve ricâlü'l-gayb ve nücebâ ve nukebâ ve evtâd ve nukebâ ve büdelâ ve (---)(---)(---) Hızır-İlyâs'ın emrine me’mûrlardır. Subh [u] mesâ birbirlerinden müfârakatları yokdur. Hazret-i Hızır, Hazret-i Nûh ile gemide bile idi kim Hazret-i Nûh du‘âsı berekâtiyle zinde olup ol zamandan berü deryâda gezer ve Hızır ismiyle müsemmâ olduğunun vech-i tesmiyyesi oldur kim Birberistân'da basduğu yerde yeşil ot bitdiğiyçün lisân-ı Arab'da Hızır dediler. Ahzar, yeşil demekdir. Tahfîf-i kelâm edüp elifin hazf edüp Hızır derler. Himmeti hâzır ola. Bir acâyib ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır. (---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 35b–36a ·
metinde göster ·
… -i Konya ve eyâlet-i Mar‘aş halkı ve niçe boy Türkmânları bu yaylada cilvelenüp
birbirlerinden
haberleri yokdur. Bu cebel-i âlîde olan nebâtât [u] giyâhât [u] ezhârât ahşâbât …
Eyâlet-i Konya ve eyâlet-i Mar‘aş halkı ve niçe boy Türkmânları bu yaylada cilvelenüp birbirlerinden haberleri yokdur. Bu cebel-i âlîde olan nebâtât [u] giyâhât [u] ezhârât ahşâbât-ı işpeçar bir diyâr yaylağında yokdur. İllâ Erzurûm ensesinde Bingöl yaylasında bî-hadd u hasr haşîşât vardır. Ve niçe bin kaynak uyûn-ı câriyeler var kim her biri birer âb-ı hayâtdan nişân verir. Böyle bir kûh-ı vâsi‘dir. Hattâ sene 922 târîhinde Selîm Şâh-ı evvel İrân-zemîn şâhı Şâh İsmâ‘îl üzre sefere giderken Zülkadıriyye sâhibi Sultân Alâüddevle Mısır'da Sultân Gavrî tahrîkiyle bu Alâüddevle Âl-i Osmân askerinin ilerisin ve gerisin nehb [u] gâret etdükde Selîm Hân Sultân Gavrî'ye nâmeler gönderüp "Şu Alâüddevle'yi zabt edin memerr-i asâkir-i İslâm üzre rehzenlikler eder, hakkından gelin yohsa hakkından gelirim" deyü nâme gönderdikde Gavrî nâmeyi kırâ’at edüp nâmesinde "Hakkından gelmeğe kâdir isen gel" deyüp Selîm Hân'a nâme gönderir. Bir nâme dahi Alâüddevle'ye gönderüp "Göreyim seni Şâh İsmâ‘îl'e niçe imdâd edersin" dedikde Selîm Hân Çıldır sahrâsında Şâh İsmâ‘îl ile cenk ederken görse yigirmi bin kırmızı şâlvârlı Mısır silâhşörü pür-silâh cündi ve yigirmi bin Alâüddevle'nin Zülkadirli ve Mamaylı ve Pehlivânlı ve Yeni-elli Türkmân askeri ve şâh askeri, Selîm Şâh'ı askeriyle ortaya alup kıra kıra inhizâm sadedinde iken Cenâb-ı Bârî yârî kılup nesîm-i nusret Selîm Hân tarafına esüp cümle Mısrîleri ve Türkmâniyânları ve şâh askerin cümle dendan-ı tîğdan geçirüp Şâh İsmâ‘îl ancak yetmiş aded kimesne ile Âzerbâycân'a cân atup Selîm Hân şâh-ı İrân-zemînin yedi aded mîr-i mîrânlık yerlerin feth edüp der-i devlete geldi. Andan mezâhib-i erba‘a şeyhülislâmlardan fetvâ-yı habl-i metînler alup Mısır Sultânı Gavrî Kızılbaş'a imdâd etdiğiyçün üzerine sefer edüp Selîm Hân Kayseriyye'ye geldüği mahalde hâkim-i Mar‘aş Alâüddevle bu Göksun yaylasında yüz bin asker cem‘ edüp Selîm Hân'ın Mısır üzre gitmemesine âmâde olup gûnâ-gûn rahzenlikler ederken Selîm Hân vezîria‘zamı olan Tavâşî Sinân Paşa'yı ve vezîr Ayas Paşa'yı kırk bin asker ile Göksun yaylasına gönderüp Alâüddevle ile bir ceng-i perhâş [u] savaş etdiler kim Âl-i Osmân'ın on bir ceng-i azîminin biri dahi bu Göksun cengidir. Âhir bi-emri Hudâ Sinân Paşa mansûr [u] muzaffer olup Sultân Alâüddevle'yi yetmiş boy beğleriyle ve yetmiş aded ümerâlarıyla cümle katl edüp Selîm Hân'a kellelerin nâmeler ile Gavrî'ye gönderüp, "İşte haklarından geldim hâzır ol vaktına!" deyü haber gönderdikde yüz bin asker ile Merc-i Dâbik sahrâsında münhedim olup Mısır'a firâr eder. Hâlâ üstühân-ı Mısrîler vâdi-i Merc-i Dâbik'da püşte püşte yığılıdır ve Türkmân uzuvları Göksun yaylasında yığın yığındır kim hâlâ kabr-ı Alâüddevle ve yetmiş bin Türkmân bu Göksun'da medfûndur. Diller ile ta‘bîr ve kalemlerle tahrîr olunmaz. Vasıfdan müberrâ bir yaylağ-ı ra‘nâdır. Andan yine cânib-i garba (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 63a ·
metinde göster ·
bir ok menzili ba‘îddir. Biri cânib-i kıbleye yüksek kal‘a sene (---) târîhinde …
Der-eşkâl-i iki aded iç-kal‘a: Birbirlerinden bir ok menzili ba‘îddir. Biri cânib-i kıbleye yüksek kal‘a sene (---) târîhinde Çelebi Sultân Mehemmed binâsıdır. Şekl-i murabba‘ çâr-kûşe handaksız, yalın kat, iki kapulu ve handaksız bir topraklı püşte üzre vâki‘ olmuşdur. İşlek kapusu cânib-i kıbleye aşağı şehre mekşûfdur. Ve bir kapusu şarka Uğrın kapudur. Dâ’imâ mesdûddur. İçinde iki yüz neferât hânesi ve bir câmi‘i ve gılâl anbârları ve su sarnıcı ve cebehânesi ve kırk aded hurde şâhî topları vardır. Bu kal‘a cümle şehre havâledir ve paşa kal‘asından âlîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 74b ·
metinde göster ·
… bir kıyâfetde on altışar terek hâne-i şeş-deh tarhlı minâre-i serâmedlerdir kim
birbirlerinden
bir ser-i mû tefâvütleri yokdur. Bu dörd minârenin iki yan kapuları dibindeki m …
Bu câmi‘-i bî-karîn ü ma‘bedgâh-ı behişt-âyîn eyle bir huld-ı berîndir kim bunun çâr-kûşesinde dörd aded minâre-i ibret nümâları çâr rükni azîm gibi vâki‘ olmuşdur. Ve kubbe-i kâse-i nîl-gûn çâr minârelerin tâ vasatında vâki‘ olmuşdur. Bir minâre bir minâreden ba‘îd değildir. 155b Hesâb-ı perkâr ile bir çırpıda olup dördü dahi üç şerîfeleri ve bir kadd [ü] kâmette ve bir kıyâfetde on altışar terek hâne-i şeş-deh tarhlı minâre-i serâmedlerdir kim birbirlerinden bir ser-i mû tefâvütleri yokdur. Bu dörd minârenin iki yan kapuları dibindeki minâreteyn üçer yolludur. Ya‘nî aşağıdaki kapudan üç mü’ezzin girüp her biri birer yola urûc edüp üç mü’ezzin üç tabakaya çıkup aslâ birbirlerin görmezler. Yine böyle iken eyle ince minârelerdir kim her birin ikişer fetâ âdemler derâğûş etseler kucaklamak mümkündür. Tâ bu mertebe rakîk u serâmed minârelerdir. Ammâ kıble dîvârı köşelerinde olan minârelerin ikisi sâdece birer yolludur lâkin kadd-i kâmetde ve kâr-ı san‘atda yektâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 155a–155b ·
metinde göster ·
… ’ir ağavât huddâmları var idi. Cümlesi Abaza ve Çerkes ve Gürcî şehbâzları idi.
Birbirlerinden
hicâb edüp cengde asla zimâm-keşîdelik etmezler idi ve nâmûs-ı Muhammedî ne idü …
Tetimme-i sergüzeşt-i gazâ-yı kûh-ı Saçlı: Yine hakîr eyitdim: "Benim efendim! Şöyle ma‘lûm-ı sa‘âdet ola kim ol asırda paşa pederinizin kâmil yetmiş bayrak sekban ve sarıcaları ve on bin sâ’ir ağavât huddâmları var idi. Cümlesi Abaza ve Çerkes ve Gürcî şehbâzları idi. Birbirlerinden hicâb edüp cengde asla zimâm-keşîdelik etmezler idi ve nâmûs-ı Muhammedî ne idüğün bilürler idi. Cümlesi derûn-ı dilden ve cân-ı gönülden cebel-i Saçlı'ya sarılup inşâallah bu Yezîdî mel‘ûnlarından şehîdân-ı Deşt-i Kerbelâ'nın ve Hazret-i Hüseyn'in kanın alırız ve inşâallah cümle Yezîdîlerin ser-i nâ-tıraşların seyf-i müczem ile tıraş edüp mâl-ı ganâ’imler ve duhter-i pâkîze-ahterler ve gulâm-ı mümtâzlar alırız, deyü cidd ü cehd edüp ol kûh-ı bî-emâna sarıldılar ve cümle tâ’ife-i sarıcayân hamd-i Hudâ edüp, inşâallah bizim sarıca askerin peydâ eden pîrimiz Sultân Ahmed Hân vezîri Nasûh Paşa efendimizin bu Saçlı dağında münhezim olduğunun intikâmın alup bu dağda bizim sarıca askerinden ol cengde yedi bin şehbâzımız şehîd oldu. İnşâallah ol şühedâlarımız hûnların Yezîdîlerden alırız, deyü cümle tüfeng-endâz yemîn billah ile derûn-ı dilden ve cân-ı gönülden cümle guzât-ı müslimîn Melek Ahmed Paşa efendimizin ihtimâm-ı tâmıyla ve ibrâm [u] ilhâmıyla ve cümle guzât-ı müslimîne istimâletleriyle ve herkese ihsân u in‘âm ve va‘d u va‘îd ile cenge terğîb etdirüp ale's-sabâh Saçlı dağının yetmiş seksen aded yerlerinden eflâke kemend ile urûc eder gibi guzât-ı müslimîn her tarafdan kûh-ı bî-sütûnun zirve-i a‘lâsına çıkup taraf taraf cenge âhengler edüp kâmil yedi sâ‘at kavm-i şeyâtîn ile kavm-i Melek Ahmed Paşa bir savaş-ı perhâş etdiler kim semâdaki kerrûbiyânlar bu zemîn Melek Paşasının cengine engüşt ber-dehen etdiler. Ol arbede içre yedi yüz yiğit hâke düşüp câm-ı memâtı nûş edüp üç bin altmış aded Saçlı Yezîdîsi mürd olup bî-mezîd oldular. Çünkim ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâl vakt-i gurûba kalup âlem şeb-i muzlim oldukda taraf taraf tabl-ı âsâyişler çalınup herkes ceng etdüği mahalde pür-silâh âmâde durup poça poça meterislere girüp taraf taraf karavullar ta‘yîn olunup ol şeb-i muzlimde kemîngâhlarda hâzır-bâş olan guzât-ı müslimîn üzre hırsızlığa gelen Yezîdî Ekrâdlarından kâmil sekiz yüz kelle ve yetmiş beş diri Yezîdî gelüp anlar dahi kelle paça olundu. Cân ber-cehennemest.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 214b ·
metinde göster ·
… sker sanup batîce hareket ederler. Hemân iki asker birbirlerine karılup katılup
birbirlerinden
niçe yüz tüfengler atılup hemân Melek Ahmed Paşa, "İşte Fâtiha bunlar içün okun …
Bizim karavul bunların bizim ordu tarafından geldiklerinden bizim asker sanup batîce hareket ederler. Hemân iki asker birbirlerine karılup katılup birbirlerinden niçe yüz tüfengler atılup hemân Melek Ahmed Paşa, "İşte Fâtiha bunlar içün okundu. Bre silâha el idin!" deyüp at başı berâber kurd lengi ile giderken anı gördüm, bizim karavullar gâfil olmağile yan verüp bize doğru firâra yüz dutunca hemân bunları bozan iki yüz aded atlılar karavulcuları kovarak başlarından serbendlerin boğazlarına geçirüp, "hân hân" diyerek dal-tîğ ve dal-mızrak u tüfeng atarak geldiklerinde bizim paşanın ve Van ağalarının atları yüğrük olanları hân atlılarına girişdiler. Karavulcular da gördüler kim paşalı ve Vanlı hızır gibi yetişüp hemân karavulcular tâze cân bulup kaçarken gerü dönek edüp yeniden cenge âheng edince paşa dahi yedi sekiz yüz atlı ile yetişüp derhâl paşa üç Kürdü mızrağıyla akdardı ve "Koma kurdlarım" deyü na‘ralar haykırdı kim gûyâ ra‘d-ı âsumân-âsâ na‘ralar ururdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 266b ·
metinde göster ·
… Seyyid Hân medresesinde memdûh-ı âlem üç aded âb-ı hayât çâh-ı mâlar vardır kim
birbirlerinden
lezîzdir. Büyük kuyunun umku kâmil altmış zirâ‘dır. Ve Muzurî kapusu yanında Lu …
Kal‘a-i İmâdiyye içindeki âb-ı hayât kuyuları beyân eder: Cümle (---) aded âb-ı zülâlden nişân verir çâh-ı mâlardır. Evvelâ Hân Sarâyı içindeki kuyu seng-i hârâdan kesilmiş bir bi’r-i azîmdir. Vasfında lisân kâsırdır. Sâhibü'l-hayrât Sultân Hüseyin halîfe iken mâl-ı firâvân sarf edüp kazdırmışdır ve yetmiş arşın derindir ve âb-ı hayâtdır. Cümle atşân andan âb-ı bâridi nûş edüp sâhibü'l-hayra hayr du‘â ederler. Ve Kadı medresesi kurbünde dahi bir âb-ı nâblı kuyu vardır. Ol mahalle halkı andan nûş ederler. Ve mezâristân kurbünde mahkemeye karîb bir âb-ı rakîk bi’r-i mâ vardır. Ve Seyyid Hân medresesinde memdûh-ı âlem üç aded âb-ı hayât çâh-ı mâlar vardır kim birbirlerinden lezîzdir. Büyük kuyunun umku kâmil altmış zirâ‘dır. Ve Muzurî kapusu yanında Lulub nâm bir kuyu vardır, âb-ı kevserden nişân verir. Ve Hammâm kuyusu sehel şorcadır. Ve Ulucâmi‘ kuyusu, mâh-ı Temmuz'da yah-pâre-misâl bir âb-ı tahûrdur. Bu bi’r-i azîm dahi vâcibü's-seyr bir çâh-ı ibret-nümâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 380a ·
metinde göster ·
… teşrîf buyurun" deyüp Paşa anlar ile dahi öpüşüp görüşüp vedâ[‘]laşup ağlaşarak
birbirlerinden
ayrılup paşa, sarâyına gelüp ol ân yedi yüz pür-silâh yiğit ile konakçı Himmet …
"Sabâhın mansıbınıza teşrîf buyurun" deyüp Paşa anlar ile dahi öpüşüp görüşüp vedâ[‘]laşup ağlaşarak birbirlerinden ayrılup paşa, sarâyına gelüp ol ân yedi yüz pür-silâh yiğit ile konakçı Himmet Ağa tuğu Edirnekapusu'ndan taşra Otakçılar nâm mahalde Melek Ahmed Paşa'nın Topçular Sarâyı'na tuğu getürdüler. El-hâsıl Van'dan İslâmbol'a geldikde ancak on gün tekâ‘üd edüp bin altmış altı ıydının dördüncü günü
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 27a ·
metinde göster ·
… kala" deyü nân ü nemeğe ve Kur’ân-ı azîme yemîn-i billâh ve kasem-i tallâh edüp
birbirlerinden
emîn olup "Meclis emânetdir" deyü müşâvereye başladılar.
"Bu sırr-ı hafî burada kala" deyü nân ü nemeğe ve Kur’ân-ı azîme yemîn-i billâh ve kasem-i tallâh edüp birbirlerinden emîn olup "Meclis emânetdir" deyü müşâvereye başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 74a ·
metinde göster ·
… âğçeli gâyet ma‘mûr kiremit örtülü tahtânî ve fevkânî iki bin aded evlerdir kim
birbirlerinden
vâsi‘dir. Yolları zîk değildir. Pâk şâhrâhları var.
Evsâf-ı varoş-ı Anadolu: Kal‘anın cânib-i garbına ve şimâline meyyâl karîbce bir düz vâsi‘ sahrâda bâğlı ve bâğçeli gâyet ma‘mûr kiremit örtülü tahtânî ve fevkânî iki bin aded evlerdir kim birbirlerinden vâsi‘dir. Yolları zîk değildir. Pâk şâhrâhları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 90b ·
metinde göster ·
… -cânib yine sadede rucû‘ edelim. Bu Zirinoğlu hudûdu kırıntısının iç yüzlerinde
birbirlerinden
birer top menzili ba‘îd püşteler üzre sıra ile dizilmiş varda, ya‘nî haberci ku …
Ez-în-cânib yine sadede rucû‘ edelim. Bu Zirinoğlu hudûdu kırıntısının iç yüzlerinde birbirlerinden birer top menzili ba‘îd püşteler üzre sıra ile dizilmiş varda, ya‘nî haberci kulleleri vardır. Her birinde menhûs ve nüfûs-ı cünûd-ı cünüb mâl-â-mâldır. Kankı tarafdan bir düşman bu kırıntı üzre gele, ol tarafdaki varda kullesinden bir top atılınca bilirler kim Osmânlı tarafından "Düşman geldi" topı atılınca tarfetü'l-ayn nehr-i Morava ve nehr-i Drava [ve] nehr-i Sava kenârında cümle üç yüz altmış yedi pâre vardiya kullelerinden toplar atılup cümle Hırvadistân'ın başına âteş düşüp eyle benî Âdem deryâsı ve kefereler kurâsı yerlerdir kim ân-ı sâ‘atde andan top atıldığı semte yüz bin kadar küffâr cem‘ olurlar, ammâ serhad gâzîleri hîleye sâlik olup bir tarafdan birer asker gösterüp kıyâmet topları atılınca bir gayrı aralıkdan yayan asker girüp biraz kelepür alırlar, ammâ kimi esîr olup kalır. Ve kelepür alanların mâl-ı ganâ’imler ellerin bırakdırırlar. Ancak herkes bir baş ve cân ile halâs olurlar. Tâ bu mertebe ma‘mûr ve mazbût ülke[dir]. Hattâ Süleymân Hân bu kefereler ile mukâ[ve]met edemeyüp müdârâyla geçinmek, Vişegrad kal‘asından tâc-ı İskender ki tâc-ı Enûşirvân-ı Âdil'dir ki ol tâc Menuçehr evlâdlarından Macar kavmine değüp anlar Novgrad kal‘ası kurbunda Vişegrad kal‘asında tâc-ı İskender alınup dest-i Âl-i Osmân'da mezkûr tâc hazîne-i Osmâniyân'da kalup Süleymân semtinden(?) intikâm almak içün şikloş kal‘ası fethinde Zirinoğlu ve Beganoğlu Nadajoğullarına tâc-ı İskender'i verüp anlar da yedi hersek Osmânlı'dan yeşil katîfe kalpak geyüp gitmesinden Budin'i ve Üstürgon'u ve İstolni Belgrad'ı ve'l-hâsıl yetmiş altı pâre kal‘ayı Süleymân Hân Nemse çâsârı elinden aldılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 160b ·
metinde göster ·
… ler yağmâ ederken birbirlerine girüp kılıç çeküp yetmiş aded yiğit bu deyr içre
birbirlerinden
şehd-i şehâdeti nûş edüp serhoş-ı dâr-ı bâkî oldular. Sonra varanlar bir şey bu …
Hattâ krallara mahsûs olan sarây-ı âlî mukâbelesinde olan kenîse-i âlînin içinde niçe yüz kralların lâşe-i murdârların gâzîler bulup biri gâyetü'l-gâye zî-kıymet cevâhirler ile bir taht-ı sîmîn üzre karâr-dâde olup hükm-i hükûmât eder şeklinde, başında zî-kıymet mücevher tâc ve sorguc-ı Menûçehrî ile çehre-i murdârın evkâr evkâr edüp girân-bahâ lipâçe-i harîrler eğninde ve tığ ve kemer-i samsam belinde ve mücevher asâsı elinde ve cânib-i erba‘ası zer-ender-zer mücevher ve münakkaş girde-bâlişlere yaslanup huzûrunda bir meclis bezenilmiş kim iki yüzden mütecâviz sihr-i i‘câz sâfî mücevher fağfûrîler içre gûnâ-gûn tebellür ve altun ve câm sürâhîler ile lâle-i hamrâdan nişân verir hamrlar ve yemîn ü yesâr-ı kralda yüz kîse mümessek meskûk dinar-ı Ferdinarlar bulundukda ol hayâtı ve memâtı murdâr olan ol kral-ı dâllin na‘şe-i murdârı üzre bu kadar mâlı guzât-ı müslimîn görünce el-azametullâh bu kadar gâzîler yağmâ ederken birbirlerine girüp kılıç çeküp yetmiş aded yiğit bu deyr içre birbirlerinden şehd-i şehâdeti nûş edüp serhoş-ı dâr-ı bâkî oldular. Sonra varanlar bir şey bulmadılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 6b ·
metinde göster ·
… ları memlûdur. Hattâ bu kal‘a içinde olan guzât-ı muvahhidînin ehl [ü] iyâlleri
birbirlerinden
aslâ kaçmazlar, zîrâ cümle evlâd-ı evlâdları birbirleriyle dükelisi akrabâ ve t …
Ve bu kal‘anın Tuna kenârı köşesinde bir vîrân kenîsesi var, içinde keraste ve gayri mühimmât [u] levâzımâtları ve şehrin niçe hayvânâtları memlûdur. Hattâ bu kal‘a içinde olan guzât-ı muvahhidînin ehl [ü] iyâlleri birbirlerinden aslâ kaçmazlar, zîrâ cümle evlâd-ı evlâdları birbirleriyle dükelisi akrabâ ve ta‘allukâtlardır. Anıniçün birbirlerinden hicâb edüp ceng etmede yarar ve bahâdırlardır. Bu kal‘a içre gayri âdem girüp müte’ehhil olup sâkin olamazlar. Meğer taşra varoşda tavattun edeler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 72a ·
metinde göster ·
… e evlâd-ı evlâdları birbirleriyle dükelisi akrabâ ve ta‘allukâtlardır. Anıniçün
birbirlerinden
hicâb edüp ceng etmede yarar ve bahâdırlardır. Bu kal‘a içre gayri âdem girüp m …
Ve bu kal‘anın Tuna kenârı köşesinde bir vîrân kenîsesi var, içinde keraste ve gayri mühimmât [u] levâzımâtları ve şehrin niçe hayvânâtları memlûdur. Hattâ bu kal‘a içinde olan guzât-ı muvahhidînin ehl [ü] iyâlleri birbirlerinden aslâ kaçmazlar, zîrâ cümle evlâd-ı evlâdları birbirleriyle dükelisi akrabâ ve ta‘allukâtlardır. Anıniçün birbirlerinden hicâb edüp ceng etmede yarar ve bahâdırlardır. Bu kal‘a içre gayri âdem girüp müte’ehhil olup sâkin olamazlar. Meğer taşra varoşda tavattun edeler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 72a ·
metinde göster ·
Hemân küffâr-ı dûzah-karâr derûn-ı hisârdan askerin böyle hücûm-ı mehcûmın görüp cümlesi var kuvvetlerin bâzû-yı bî-zorlarına getirüp kal‘adan teper aşağı asker-i İslâm üzre yürüyüp germâ-germ kâmil bir sâ‘at eyle ceng-i azîm oldu kim çeşm-i felek-i pîrezen böyle neberdün nazîrin görmemişdir. Ve bu ceng-âşûb bir mertebe iştiğâl bulmuşdur kim guzât-ı mücâhidîn küffâr-ı liyâm ile tamâmen karış katış olmuşlardı, fi'l-vâkı‘ birbirlerinden tefrîk mümkün değil idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 134b ·
metinde göster ·
… yı suhûletle bir latîf geçitden geçüp Morava nehri kenârları serâpâ kulle kulle
birbirlerinden
birer top menzili ba‘îd binâ olmuş, hemân ol kullelerin küffâr-ı füccâr Macarla …
Hemân bu abd-i kemter altı aded atlı yarar güzîde gulâmlarımla "Bismillâh niyyetü'l-gazâ" deyüp iki yerden gayret kuşağın kuşanup otuz altı bin Tatar-ı adû-şikâr ile Yenikal‘a altından kalkup garb cânibine bir gün seğirdüp sâfî dırahtistân ve cengelistân içlerinden ubûr edüp nehr-i Morava'yı suhûletle bir latîf geçitden geçüp Morava nehri kenârları serâpâ kulle kulle birbirlerinden birer top menzili ba‘îd binâ olmuş, hemân ol kullelerin küffâr-ı füccâr Macarları bizi görüp azamet-i Hudâ her kal‘a birer top atmağa başlayup bir ânda cemî‘i kâfiristânı top sadâsı tutup cihâna haberimiz şâyi‘ oldu, ammâ küffârın bu haber topları atdığına bakmayup cümle yorgun atlarımızı tebdîl edüp dinç atlara süvâr olup ol gün ol gece yine cânib-i garba göz açdırmayup çapdık.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 184b ·
metinde göster ·
… kal‘a içinde iki bin aded tahta şindire örtülü bâğçesiz menhûs hânelerdir, ammâ
birbirlerinden
ba‘îd seyrek evlerdir kim hîn-i muhâsarada top güllesi havfinden seyrek ve alça …
Ve bu kal‘a içinde iki bin aded tahta şindire örtülü bâğçesiz menhûs hânelerdir, ammâ birbirlerinden ba‘îd seyrek evlerdir kim hîn-i muhâsarada top güllesi havfinden seyrek ve alçak evlerdir kim taşradan aslâ bir hâne görünmez. Ancak beş aded manastır çanlığı kulleleri görünüp ba‘zı şâhnişînler ve niçe evler kalaylı ve pirinç teneke örtülü ve niçe yüz hâneleri gûnâ-gûn kiremit örtülü fecere hânelerdir, ammâ günden güne dahi ziyâde ma‘mûr olmadadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 48a ·
metinde göster ·
… üme olup ol zamân gidüp gelir ve birbirleriyle harbe ucıyla söyleşirler ve yine
birbirlerinden
geçmezler, zîrâ "El-küfrü milletün vâhide"dir. Lâkin Nemse'nin devleti kalındır …
Ve bu kal‘a-i Ovar'dan içeri Üstürgon ve Ustolni-Belgradı tarafına Nemse dahi eğer silâhlı ve eğer silâhsız geçmek muhâldir. Gerçi vilâyet Nemse'nindir, ammâ Macar havfinden ol semtlere Nemse varamaz. Meğer bir azîm küme olup ol zamân gidüp gelir ve birbirleriyle harbe ucıyla söyleşirler ve yine birbirlerinden geçmezler, zîrâ "El-küfrü milletün vâhide"dir. Lâkin Nemse'nin devleti kalındır. Macar'ın devleti Süleymân Hân zamânından berü gorona tâcı ve Üstürgon kal‘ası ve üç yüz pâre kal‘aları ellerinden gideli devletleri za‘îfdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 49b ·
metinde göster ·
… hevâsı latîf olduğundan mahbûb u mahbûbesi memdûhdur. Hattâ erleri ve avretleri
birbirlerinden
kaçmayup bizim Osmânlı ile avretleri bir yerde oturup ayş [u] ışret etdükde koc …
Ve âb [u] hevâsı latîf olduğundan mahbûb u mahbûbesi memdûhdur. Hattâ erleri ve avretleri birbirlerinden kaçmayup bizim Osmânlı ile avretleri bir yerde oturup ayş [u] ışret etdükde kocası bir şey demeyüp kapudan taşra gider, ayb değildir, zîrâ bu kâfiristânın cümlesinde hüküm avretindir. Tâ Meryem Ana'dan berü âyîn-i bedleri böyle olagelmişdir. Ammâ bu şehrin kefereleri gâyet ankâ bâzergânları ve garîb-dost muğânları ve mûğ-pîçeleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 51a ·
metinde göster ·
… müsâfir gelse Macar katanasına demezler ve müselmâna Macar katanası var demeyüp
birbirlerinden
ikisini de hıfz edüp müselmânın yanına refîkler koşup elbette bir selâmete vâsı …
Budin vezîri hâssıdır kim bir çölistân-ı bî-amânda binden mütecâviz saz ve kamış örtülü Macar hâneleri ve üç aded kenîseleri ve câ-be-câ dükkânçeleri var, cümle Orta Macar katanası kâfirleri bunda yatup yemlenüp yiyeceklenüp taşra vilâyetlerd[e] şikâr alırlar, ammâ Keçkemet Macarının kızları ve sarâyı ve bâğları meşhûrdur. Hâkimleri birov kefereleridir kim elinde gümüş deyeneği vardır. Lâkin bir eyi hüsn-i hâlleri var. 78b Bu varoşa bir müselmân müsâfir gelse Macar katanasına demezler ve müselmâna Macar katanası var demeyüp birbirlerinden ikisini de hıfz edüp müselmânın yanına refîkler koşup elbette bir selâmete vâsıl ederler, zîrâ Budin vezîrinden eyle fermân olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 78a–78b ·
metinde göster ·
Ve cümle beş yüz aded yine câ-be-câ tahtânî ve fevkânî kârgîr binâ ve kiremit örtülü ma‘mûr evleri var, ammâ birbirlerinden seyrek hânedânlardır kim hemcivârları gidüp ba‘zı evler meydânda kalmışdır. Mâ‘adâ şehr-i kadîm içi bâğ u bâğçeler ve çayır ve tarlalardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 137b ·
metinde göster ·
Andan yedi dâne Çerkez oburuyla yedi dâne Abaza câdûları birbirlerine sarılup biribirlerinin gerdânları altlarına başların sokup yere düşdüler. Çerkesler seğirdüp birbirlerinden ırdılar, ammâ iki Çerkes oburunun gerdânından Abaza oburu Çerkes'in kanın içüp ölmüş, ammâ beşi sağ ve yedi aded Abaza câdûlarının beşi yine yerden ber-hevâ olup gitdiler. Çerkes oburunun kanın emen iki nefer Abaza câdûların ol mahalde Çerkesler âteşe yakdılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 151b ·
metinde göster ·
yeğleri vardır, ammâ hükûmet sâhibleri bunlardır. Her bâr Sultân Şamhal'ın görü …
Niçe boybeğleri birbirlerinden yeğleri vardır, ammâ hükûmet sâhibleri bunlardır. Her bâr Sultân Şamhal'ın görünüş dîvânından eksik değillerdir. Bunlar dahi dîvânhâneye görünüş derler. Bu mahalde dahi ülke sâhibi hânları dahi tamâm oldu. Ez-în-cânib,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 162b ·
metinde göster ·
… an her sene bir erik ağası gelir. Bu kasaba halkı cümle bâğbânlardır. Ve evleri
birbirlerinden
seyrek olup bâğçeler içinde sâkin olurlar, ammâ ne kadar hâne olduğu ma‘lûmum d …
Hattâ memdûhâtından, Bereketli eriği rub‘-ı meskûnda yokdur. Diyâr-ı Acem'de âlû-yı Buhârâ'dan Mardin encâsından ve mezkûr Derende âlûsundan latîf ve hoşhor ve serî‘u'l-hazmdır. Bir gûne küçük hurde sarı elvân eriğinin hoşâbı olur kim âdemin ciğerin tâzeler. Hattâ Âl-i Osmân'ın içkilârcıbaşıları tarafından bir ağa bu Bereketli'ye gelüp niçe yük erik kurudup her sene pâdişâh-ı âlem-penâha erik götürürler. Mahsûsan her sene bir erik ağası gelir. Bu kasaba halkı cümle bâğbânlardır. Ve evleri birbirlerinden seyrek olup bâğçeler içinde sâkin olurlar, ammâ ne kadar hâne olduğu ma‘lûmum değildir, zîrâ büyûtları tertîb üzre binâ olunmamışdır. Hemân karye-misâl evlerdir. Lâkin câmi‘i ve mesâcidleri ve küçücük hânları ve bir hammâmı ve birkaç dükkânları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 217a ·
metinde göster ·
… âniyye minâresi kaddinde iki çatal serâmed ve ince mîl minâre-misâl kayalardır.
Birbirlerinden
mâbeynleri ikişer ve üçer zirâ‘ kadar vardır, ammâ kadleri dörder yüz zirâ‘ kad …
Diğer sun‘-ı Hudâ-yı iber: Bu yaylağ-ı vâcibü's-seyrin cânib-i garbîsinde Gerdek kayası, bir sahrâ-yı bâlâ-yı azîme var kim içinde niçe yüz gûne kehifler vardır. 222a Hâlık-ı kevneyn (...)(...) ol Hallâk-ı âlemdir. Bu yalçın kayayı iki çatal halk eyleyüp her biri üçer kad Süleymâniyye minâresi kaddinde iki çatal serâmed ve ince mîl minâre-misâl kayalardır. Birbirlerinden mâbeynleri ikişer ve üçer zirâ‘ kadar vardır, ammâ kadleri dörder yüz zirâ‘ kadar bâlâdır, ammâ bu kayanın tâ zirve-i a‘lâsında bir tengetir haymecik kurulsa yeri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 221b–222a ·
metinde göster ·
… le bin beş yüz aded kiremit örtülü bâğ u bâğçeli ve tahtânî ve fevkânî vâsi‘ ve
birbirlerinden
(...) vâki‘ olmuş kârgîr binâ hânedânlardır kim her birinde âb-ı hayât sular ve …
Ve cümle bin beş yüz aded kiremit örtülü bâğ u bâğçeli ve tahtânî ve fevkânî vâsi‘ ve birbirlerinden (...) vâki‘ olmuş kârgîr binâ hânedânlardır kim her birinde âb-ı hayât sular ve bâğçeler mukarrerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 230a ·
metinde göster ·
… ardır. Biri Küçük Çârsû hammâmı ve biri Büyük Çârsû hammâmıdır kim bu hammâmlar
birbirlerinden
kâmil bin adım ba‘îd yere vâki‘ olmuşlardır.
Ve cümle iki aded hammâmlardır. Biri Küçük Çârsû hammâmı ve biri Büyük Çârsû hammâmıdır kim bu hammâmlar birbirlerinden kâmil bin adım ba‘îd yere vâki‘ olmuşlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 340a ·
metinde göster ·
… z aded kiremitli hânelerdir, ammâ bir düz vâsi‘ yerde vâki‘ olmağile her evleri
birbirlerinden
birer ok menzilleri uzakdır. Bir hâneyi aşkıyâ haydudlar bassa gayri evlerin âd …
Kal‘anın şark tarafında yokuş aşağı bu varoş cümle yüz aded kiremitli hânelerdir, ammâ bir düz vâsi‘ yerde vâki‘ olmağile her evleri birbirlerinden birer ok menzilleri uzakdır. Bir hâneyi aşkıyâ haydudlar bassa gayri evlerin âdemleri haberdâr olmaz. Ol ecilden her bir hânedânların birer dâne demir kapulu kulle-i azîmleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 352b ·
metinde göster ·
… yokuş aşağı kâmil bin adımdır ve bu kapu üç katdır. Her katı mâbeyni yüzer adım
birbirlerinden
ba‘îd bâb-ı azîmlerdir. Bu kapuların iki aded kapusu yıldız tarafına nâzırdır. …
Der-girdâ-gird-i kılâ‘ât: Cümle iki bin altı yüz germe adım ihâta eder kal‘a-i serâmeddir. Ve cümle dörd aded metîn ve kavî dervezeleri var. Evvelâ yıldız tarafına çârsûya enecek büyük kapudan çârsû yokuş aşağı kâmil bin adımdır ve bu kapu üç katdır. Her katı mâbeyni yüzer adım birbirlerinden ba‘îd bâb-ı azîmlerdir. Bu kapuların iki aded kapusu yıldız tarafına nâzırdır. Bir katı içeri kapudur kim şark tarafına mekşûfdur. Ve bu kapunun iki tarafında temel taşları fîl gevdesi kadar seng-i hârâlardır. Meğer bu gûne taşların emsâli Kuds-i Şerîf kurbunda Halîlü'r-Rahmân'da yâhûd nehr-i Turla kenârında Bender kal‘asında ola. Ve bir kapusu dahi eski manastır dibinde cânib-i garba nâzır kapudur kim aşağı Hüseyin Paşa'nın yeni binâ etdüği Murâd Çelipa mahallesindeki câmi‘ önüne ener kapu yoludur. Ve bir kapu dahi mahalleler arasında şarka nâzır bir küçük uğrın kapudur ammâ ol kadar şâhrâh değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 357b ·
metinde göster ·
Ve herbiri birbirlerine birer dalyan tüfeng kurşumu menzili
birbirlerinden
ba‘îddir. Ve herbirinin dizdârı ve merdümân-ı hisârı mevcûd ve mükemmeldir. Ve …
Ve herbiri birbirlerine birer dalyan tüfeng kurşumu menzili birbirlerinden ba‘îddir. Ve herbirinin dizdârı ve merdümân-ı hisârı mevcûd ve mükemmeldir. Ve deryâya nâzır balyemez topları ve cebehâneleri âmâdedir. Ammâ limanın garbî tarafındaki Arab burcu (---)(---)(---) semender-vâr (---)(---) içinde kulle-i Feltaberyüz karadan tokuz göz cisir ile varılır bir sedd-i Ye’cûc kulledir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y187a ·
metinde göster ·
… f etmeyüp cemî‘i fellâhîn ve Urbân-ı uryân hâkimsiz kaldıklarından baş kaldırup
birbirlerinden
intikâm almak kasdına sa‘y ederler.
Ammâ altı ay kâmil Nîl kesiminden vilâyet deryâ olup kâşifler altı ay menâsıblarına gidemeyüp gemiler ile kayasalar ile kâyimmakâm beşer altışar yüz âdem ile hükm [ü] hükümât eder. Ammâ ol mahalde cemî‘i fellâhîn yedi başlı ejder-i heft-sere dönerler. İşleri ve gücleri yok ve yerde zirâ‘at olunmuş mâlları yok ve aşkıyâları çok. Nobuduna tükürüp vilâyetden vilâyete hırsızlığa gidüp beledleri nehb [ü] gâret ederler. Zîrâ kâşifin yedi bölükden askeri ile olmaduğından kâyimmakâmdan aslâ havf etmeyüp cemî‘i fellâhîn ve Urbân-ı uryân hâkimsiz kaldıklarından baş kaldırup birbirlerinden intikâm almak kasdına sa‘y ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y158b ·
metinde göster ·
… ya avretde bir pâresi olup yanında götürseler birbirine mahabbet edüp tâ ölünce
birbirlerinden
ayrılmaya. Bu balığın te’sîri sebebiyle niçe bin âdem Sa‘îd-i âlî vilâyetinde b …
Hâssa-i diğer: Bu balığın etinden ya erde ya avretde bir pâresi olup yanında götürseler birbirine mahabbet edüp tâ ölünce birbirlerinden ayrılmaya. Bu balığın te’sîri sebebiyle niçe bin âdem Sa‘îd-i âlî vilâyetinde bir zenâne-i mekkâreye râst pâbend olup kalmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y164a ·
metinde göster ·
… sığar, gelen yer bulur. Cümle halk birbirlerinin dizlerinde otururlar. Hâs u âm
birbirlerinden
istiskâl etmeyüp cân birliği ile sohbet-i hâssu'l-hâs ederler. Aceb hikmetdir, …
Bir ulu âsitânesi ve tekyesi ve câmi‘i ve imâreti ve fukarâları vardır. Cümle evkâfı el-Melikü'l-Kâmil'in hayrâtıdır, zîrâ anların ahd-i evâhirinde sene 632 târîhinde merhûm olmuşdur. Her cum‘a günü câmi‘inde eyle izdihâm olur kim bir âdem gelse yer bulunmaz, derken bi-emrillâh ummân-ı kerâme gibi gelen sığar, gelen yer bulur. Cümle halk birbirlerinin dizlerinde otururlar. Hâs u âm birbirlerinden istiskâl etmeyüp cân birliği ile sohbet-i hâssu'l-hâs ederler. Aceb hikmetdir, sâ’ir P 257a âsitânelerde bu gûne cem‘iyyet-i rûhânî olmaz. Zîrâ cemî‘i ulemâ-yı Mısır,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y269b ·
metinde göster ·
… r, ba‘dehu bu Mahalle, ba‘dehu Reşîd, ba‘dehu Dimyât, ba‘dehu Minye ve Menfalût
birbirlerinden
küçük şehirlerdir. Lâkin bu Mahalletü'l-Kebîr hâlâ ile'l-ân ma‘mûr olmadadır. Z …
Lisân-ı Kıbtîde bu şehre Zîhân derler. şarkıyye vilâyetinin garbında olmak ile Rûm kavmi Garbiyye derler. Ammâ şarkıyye ve Buhayre mâbeyne-hümâsında iki cânibi Nîl-i mübârekin ortasında vilâyet-i Menûf ve vilâyet-i Garbiyye ve bu Mahalletü'l-Kebîr bir cezîreye vâki‘ olmuşdur kim (---) pâre ma‘mûr kurâlı cezîre-i kebîrdir. Ammâ bu Mahalle-i Kebîr ekâlîm-i Mısır-ı Kinânetullâh'da sevâd-ı mu‘azzam şehirlerden ibtidâ Mısır, ba‘dehu bu Mahalle, ba‘dehu Reşîd, ba‘dehu Dimyât, ba‘dehu Minye ve Menfalût birbirlerinden küçük şehirlerdir. Lâkin bu Mahalletü'l-Kebîr hâlâ ile'l-ân ma‘mûr olmadadır. Zîrâ Y 356a şehrinde yetmiş yerde medfûn tılısmât ve niçe yüz medfûn kenzler vardır. İnkırâzu'd-devrân vîrân olmasa gerekdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y355b–Y356a ·
metinde göster ·