hîz götlek" deyince hân dahi nevm-âlûd serâsime kalkup nigerân etdikde gördi ki …
"Kalh bire hey hîz götlek" deyince hân dahi nevm-âlûd serâsime kalkup nigerân etdikde gördi kim bürâder-i cân-berâberidir, hay derken hânın memesi üstüne bir hançer-i sertîz ü tîz bir dahi bağrına urup hançeri karnında burdu. Hân cân havliyle başı altından hançerin çıkaram derken serîrden aşağı düşüp hâna bir hançer dahi urunca Kahveci Rüstem ocak başından kalkup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 13a ·
metinde göster ·
kâfir gidiler, sizin sözünüzle Yanova seferine gitmeyüp sizin derdinizden âhir …
"Bire hey kâfir gidiler, sizin sözünüzle Yanova seferine gitmeyüp sizin derdinizden âhir âsî {oldum ve} ikide birde ‘bizim kuvvetimizle bu kadar mâl sâhibi oldun’ deyü başıma kakarsız. İşte mâl [u] menâl başınızda pârelenüp irte kalsın. İşte biz sizin ta‘nınızdan Haleb'e gidüp başımı Kara Murtazâ Paşa'ya vermeğe giderim. Emr Allâh'ındır. Dün doğdum, bugün ölürüm. Beni isteyen kardaşlarım gelsin" deyü dahi Haleb'de Murtazâ Paşa'dan haber gelmeden hemân Hasan Paşa üç vezîr ve yedi beğlerbeği ve niçe iş görmüş âdemler ılgar ile Haleb'e karîb vardıkda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 71a ·
metinde göster ·
… vezîr, kefere-i hîlekârın kâğız-ı dür[û]ğunda(?) eyle 178b tahrîr etmiş kim ‘
Bire hey
Türk sizin pâdişâhınız atdan tekerlenüp ölmüş, vezîria‘zamınız Edirne'ye gitmiş …
"Vallâhi devletli vezîr, kefere-i hîlekârın kâğız-ı dür[û]ğunda(?) eyle 178b tahrîr etmiş kim ‘Bire hey Türk sizin pâdişâhınız atdan tekerlenüp ölmüş, vezîria‘zamınız Edirne'ye gitmiş, vezîrinizin dahi va‘desi yetmiş güne dek yetmiş. Siz kimin içün bu kal‘a-i Kanije'de aç uyuz ve kan kuduz olup ceng edersiz. Hemân bir gün evvel amân ile kal‘adan çıkup gidin. Yohsa İsvet Nikola sultânımız hakkı yarın bir gün bu Kanije'ye yürüyüş edüp sizin cümlenizi dîn-i kadîmimiz sâhibi Hazret-i Îsâ ve Meryem Ana aşkına sizi kırmadan dipdiri kebâb edüp sağ kalanlarınıza kebâblarınız yediririz’ deyü hîle ile şeytanatlı kâğızların guzât bulup kırâ’at olundukda kizb-i mahz olup hîle ile tahrîr olduğuna haml edüp yine cenge ma‘a'z-ziyâde âheng edüp devletli vezîr her gün her gece kâfire göz açdırmayup top u kumbara ve kurşumu bârân-ı la‘net gibi yağdırırlar, ammâ hemân devletli vezîr derdimiz açlıkdandır. İşte cümle kal‘a ağalarının arz [u] mahzarları ve paşamızın feryâdnâmeleri" deyüp bu ebü'l-kelâm yiğit arzları Sadrıa‘zamın dest-i şerîfine verüp Âsaf-ı münşî-i dilîr feza‘nâmeyi kırâ’at etdikde mefhûmu ma‘lûm-ı şerîfleri olup bir âh edüp eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 178a–178b ·
metinde göster ·
, mel‘ûn ve bî-dînler, söze gelse ‘Çâsâr şöyle cem-cenâb ve azîmü'ş-şân 54a fi …
"Bire hey, mel‘ûn ve bî-dînler, söze gelse ‘Çâsâr şöyle cem-cenâb ve azîmü'ş-şân 54a filân falândır’ dersiniz. Bunu çâsâra tanışacak ne var, çâsârdan gayri iş bilir ve söz bilir âdemleriniz yok mudur? Bizim Âl-i Osmân vezîrleri işler görür, kal‘alar alır, bozar bozulur, Erdel kralların ve Eflak ve Boğdan beğlerin ma‘zûl edüp Erdel'de Yanova ve Varat kal‘aların feth ederler, pâdişâhın haberi olmayup sonra fetihnâme haberin gönderirler, ammâ sizler elçiye bir ekmek ve bir okka et ziyâde verelim mi, deyü hemân çâsâra tanışırsız ve yine Âl-i Osmân ile denk-â-denklik satarsız", dedikde cümle kâfirlerin özrleri kabâhatinden eşedd olup hâmûş-bâş oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 53b–54a ·
metinde göster ·
… sı ve niçe tiryâkîler dahi topçulara ve kal‘a dizdârına şütûm-ı galîzeler edüp "
Bire hey
kahpe oğlular! Bu kışda kıyâmetde ne top atup bizim keyfimiz kaçırırsız" deyü b …
Ba‘dehu paşa dahi cümle asker beri tarafa geçdiklerinden sonra alay ile Kızıltaş kal‘ası altına geldikde kal‘adan paşaya selâmetle "Hoş geldin ve safâ geldin" deyü on pâre toplar atınca paşanın karındaşı ve beğin hocası ve niçe tiryâkîler dahi topçulara ve kal‘a dizdârına şütûm-ı galîzeler edüp "Bire hey kahpe oğlular! Bu kışda kıyâmetde ne top atup bizim keyfimiz kaçırırsız" deyü bir mîl yerden feryâd edüp "Atma hey bîdînler" deyü paşaya gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 193b ·
metinde göster ·
âdemler! Hâlâ Evliyâ Çelebi şu bizim kurbumuzda Kastel kal‘asındadır. Mektûb gö …
"Bire hey âdemler! Hâlâ Evliyâ Çelebi şu bizim kurbumuzda Kastel kal‘asındadır. Mektûb gönderelim gelsin, bu temâşâyı kendi gözüyle görsün" deyü bir mektûb tahrîr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 339b ·
metinde göster ·
"Bire hey mel‘ûnlar, ben kendim size yetişir tâ‘ûn-ı ekberim" deyü niçe gûne cidâllerden sonra âhır-ı kâr bellerimizden silâhlarımızı alup bizi içeri kal‘aya koyup cenerale buluşup kal‘ayı temâşâ etdik. Beş yüz adım kadar cirmli bir kapusu karaya şarka nâzırdır. Bir kapusu deryâya cenûb tarafında iskele ve limana mekşûfdur. İçinde altmış yetmiş mikdârı menhûshâneleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 351a ·
metinde göster ·
‘Bire hey kurumsağ, her bâr şâh mât mı olur?’ deyüp Selîm Dede tefe‘ülünde merâm [u] murâda vâsıl olup şâhdan niçe cevâhir makûlesi ihsânlar alup Hacı Bektaş-ı Velî üstâdı Türk-i Türkân Hoca Ahmed Yesevî ziyâretine me’zûn olup Isfahân'dan niçe şehr-i azîmler seyr [ü] temâşâ ederek Yesevî hazretlerin ziyâret edüp andan niçe kibâr-ı evliyâullâhlar ziyâret edüp du‘â-i hayrların alup ve nice kibâr-ı evliyâullâhın merkad-ı şerîflerin ziyâret ederek Tebrîz'e ve Hemedân'a ve Erdebîl'e ve Dergezîn'e {ve Derne ve Derteng ve Şehribân} ve Bağdâd-ı behişt-âbâda varup kırk gün mukîm olup İmâm-ı A‘zam'a ve Abdülkâdir el-Cîlânî ve Şeyh Şehâbeddîn-i Sühreverdî Q 175b ve Selmân-ı P 173b Pâk ve Kassâb Cömerd'e ve İmâm Mûsâ'ya ve Ma‘rûf-ı Kerhî hazretlerine ve İmâm Hüseyn'e ve İmâm Alî'ye cümle kibâr-ı evliyâullâhları ziyâret edüp âsitânelerine yüz sürüp rûhâniyyetlerinden istimdâd taleb etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y43b ·
metinde göster ·