Beşinci mutalsam-ı ibret-nümâ: Yine Altımermer'in birinde Eflâtûn-ı ilâhî bir peşşe sûreti ihdâs edüp İslâmbol içre aslâ sivrisinek ile'l-ân girmek ihtimâli yokdur. Hâlâ ol tılısmın ameli te’sîr etmededir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 16b ·
metinde göster ·
Ve câmi‘in cânib-i erba‘asında cümle (---) pençerelerdir. Her
birinden
birer gûne bâd-ı nesîm girüp cemâ‘at hayât-ı câvidânî bulup cennete girmiş olur …
Ve câmi‘in cânib-i erba‘asında cümle (---) pençerelerdir. Her birinden birer gûne bâd-ı nesîm girüp cemâ‘at hayât-ı câvidânî bulup cennete girmiş olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 43b ·
metinde göster ·
âyeti terkîm olunmuşdur ve çâr pâyeler köşesinde Allâh, Muhammed
birinde
dahi Ebûbekr birinde Ömer ve Osmân ve Alî ve Hasan ve Hüseyin kitâbet olunmuşdu …
âyeti terkîm olunmuşdur ve çâr pâyeler köşesinde Allâh, Muhammed birinde dahi Ebûbekr birinde Ömer ve Osmân ve Alî ve Hasan ve Hüseyin kitâbet olunmuşdur. Ve minberin sağındaki pençere üzre âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 44a ·
metinde göster ·
… terkîm olunmuşdur ve çâr pâyeler köşesinde Allâh, Muhammed birinde dahi Ebûbekr
birinde
Ömer ve Osmân ve Alî ve Hasan ve Hüseyin kitâbet olunmuşdur. Ve minberin sağınd …
âyeti terkîm olunmuşdur ve çâr pâyeler köşesinde Allâh, Muhammed birinde dahi Ebûbekr birinde Ömer ve Osmân ve Alî ve Hasan ve Hüseyin kitâbet olunmuşdur. Ve minberin sağındaki pençere üzre âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 44a ·
metinde göster ·
… her bir kandîl altışar vukıyye gelir birer kâse-i müdevver kadar vardır ve her
birinde
mücevher altun ayaklar ile kâr-ı zer-kâr ile mînâ olmuş kanâdîl-i sebiz-gûndur. …
Hattâ cümleden biri hünkâr mahfili üzre Habeş vezîri Ca‘fer Paşa altı aded zümürrüd kandîller hedâyâ gönderüp bir mühr-i Süleymân üzr[e] altısın dahi mücevher altun zencîrler ile âvîze etmişlerdir kim her bir kandîl altışar vukıyye gelir birer kâse-i müdevver kadar vardır ve her birinde mücevher altun ayaklar ile kâr-ı zer-kâr ile mînâ olmuş kanâdîl-i sebiz-gûndur. Ehl-i hurdedân, her biri birer Rûm harâcı değer deyü tahmîn etmişler. Ve buna mânend niçe zî-kıymet âvîze-i bî-mânendler ile ârâste ve pîrâste olmuş huld-ı berîn maksûrelerinden nişân verir bir tarh [u] tarz-ı acîb ü girân-bahâ bir câmi‘-i garîbdir kim vasfında cemî‘i vassâflar âcizdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 60a ·
metinde göster ·
… rden geçmiş cihânı çekmiş çevirmiş atîk köhne kocalar ile sohbet-i hâs edüp her
birinden
bir hisse hâsıl edüp mahsûl dururdu.
Ve selâse gecesi İslâmbol'un yetmiş tâsdan geçme ve bin çemberden geçmiş cihânı çekmiş çevirmiş atîk köhne kocalar ile sohbet-i hâs edüp her birinden bir hisse hâsıl edüp mahsûl dururdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 73a ·
metinde göster ·
… yüz kırk aded cenâheyn-vâr yemîn ü yesârında küreklerinde sekizer forsa ve her
birinde
biner huddâm ve biner yarar müsellah asker var idi. Ve her birinin kıçında ve b …
Mavunalar yetmiş oturak olup yüz kırk aded cenâheyn-vâr yemîn ü yesârında küreklerinde sekizer forsa ve her birinde biner huddâm ve biner yarar müsellah asker var idi. Ve her birinin kıçında ve başında ellişer aded kırkar vukıyye gelir demir gülleler atar balyemez toplar 75b ve yemîn ü yesârında sağîr ü kebîr yüzer aded şayka ve kolumburuna ve saçma ve zarbzan ve şâhî ve muşkat topları var idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 75a–75b ·
metinde göster ·
… câmi‘-i selâtîn ve câmi‘-i vüzerâ ve gayrı a‘yân-ı kibâr câmi‘leri var ise her
birinde
birer dârü'l-kurrâ mukarrerdir. Ammâ mahsûsen dâr-ı kurrâ olmak içün dârü'l-kur …
Evvelâ ne kadar câmi‘-i selâtîn ve câmi‘-i vüzerâ ve gayrı a‘yân-ı kibâr câmi‘leri var ise her birinde birer dârü'l-kurrâ mukarrerdir. Ammâ mahsûsen dâr-ı kurrâ olmak içün dârü'l-kurrâ-yı Süleymân Hân cümleden mükellef kubbe-i azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 92a ·
metinde göster ·
… mleden esnâf-ı tabbâğân-ı gümrâh tâ’ifedir. Cümle üç yüz kârhâne-i azîmdir, her
birinde
yigirmişer otuzar zeber-dest pehlivân fetâları vardır. Sarı sahtiyânı ve kırmız …
Evsâf-ı dekâkîn-i {şehr-i} Kâsımpaşa: Cümle (---) mahallede üç bin altmış dükkândır. Gerçi bedâsteni yokdur ammâ cemî‘i zî-kıymet anda mevcûddur. Ammâ cümleden esnâf-ı tabbâğân-ı gümrâh tâ’ifedir. Cümle üç yüz kârhâne-i azîmdir, her birinde yigirmişer otuzar zeber-dest pehlivân fetâları vardır. Sarı sahtiyânı ve kırmızı köselesi ve dutkalı meşhûr.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 126b ·
metinde göster ·
… hisâr'da iki yüz aded kat-ender-kat harâbâtî cânlar içün meykedeler var kim her
birinde
beşer altışar yüz fâsık ayş [u] ışret edüp hânende ve sâzendegân ile bir hây-hû …
Ammâ leb-i deryâda ve Ortahisâr'da iki yüz aded kat-ender-kat harâbâtî cânlar içün meykedeler var kim her birinde beşer altışar yüz fâsık ayş [u] ışret edüp hânende ve sâzendegân ile bir hây-hûdur kim diller ile ta‘bîr olunmaz. Bu tâ’ifenin me’kûlâtıyçün Balıkbâzârı çârşûsunda niçe yüz elvân mâhîler var kim ta‘bîr olunmaz. Ve âlü'l-âl meyvenin a‘lâsı ve sâ’ir me’kûlât [ü] meşrûbâtın güzîdesi bunda bulunur. Âdem cânı ve rûh gıdâsı ve kuş südü dahi bu Galata'da bulunur. Ammâ Mübtecel şerbeti sofîler içün lezîz şerbetdir. (---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 129b ·
metinde göster ·
… r toplardı kim altun gibi şa‘şa‘a ururdu. Ve altmış pâre toplar var idi kim her
birinde
eskiciler işleyüp ba‘zısı içinde garîb {hâne-berdûş, beze-miskîn} gurebâlar sâk …
Ve bu âsitânelerin leb-i deryâsında Hâfız Ahmed Paşa sene (---) târîhinde Bağdâd-ı behişt-âbâd üzre serdâr-ı mu‘azzam oldukda bin yedi yüz pâre top-ı gûnâ-gûnlar var idi kim her biri birer iklîm harâcı değer toplardı kim altun gibi şa‘şa‘a ururdu. Ve altmış pâre toplar var idi kim her birinde eskiciler işleyüp ba‘zısı içinde garîb {hâne-berdûş, beze-miskîn} gurebâlar sâkin olurdu. Hâlâ ol topların gülleleri dağlar gibi yığılup durur ve ol toplardan ancak altı pâre top-ı azîm kalmışdır. Ammâ anlardan mâ‘adâ niçe zî-kıymet üstâd-ı kâmil topları vardır. Münakkaş Alî Paşa topu {gâyet ibret-nümâ müsaykal u mücellâ ve müzehheb toplardır}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 132a ·
metinde göster ·
… şhûrdur. Hisâr kirazı nâmıyla şöhre-i şehr olan gülnâr bu Sarıyâr'ındır kim her
birinden
yüzer katre âb çekîdelenir, medhinde lisân kâsırdır. Her sene İslâmbol halkı bu …
Bundan gayrı cümle yedi bin bâğdır. Cümle dağları bâğlar zeyn edüp la‘l-gûn kiraz-ı âbdârı meşhûrdur. Hisâr kirazı nâmıyla şöhre-i şehr olan gülnâr bu Sarıyâr'ındır kim her birinden yüzer katre âb çekîdelenir, medhinde lisân kâsırdır. Her sene İslâmbol halkı bu şehirde üç ay sohbet ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 138a ·
metinde göster ·
… bindir. Ve aded-i bostân-ı gülistân üç yüzdür ve aded (---)(---). Bunların her
birinde
niçe bin elvân şükûfe ve ezhârât hâsıl olur kim râyihasından âdemin demâğı mu‘a …
Ve aded-i bâğ-ı engûr dörd bindir. Ve aded-i bostân-ı gülistân üç yüzdür ve aded (---)(---). Bunların her birinde niçe bin elvân şükûfe ve ezhârât hâsıl olur kim râyihasından âdemin demâğı mu‘attar olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 143b ·
metinde göster ·
… dır kim cümlesinde yüzer ikişer üçer yüz bâğbânları ve hünkâr âhûrları olup her
birinde
birer tavla küheylân atlar vardır kim şeb [u] rûz hâzır [u] müheyyâdırlar.
Cümle kırk aded bâğçe-i hâslardır ammâ ma‘lûmumuz olan bu tahrîr olunan efvâh-ı nâsda meşhûr-ı âfâk bu bâğlardır kim cümlesinde yüzer ikişer üçer yüz bâğbânları ve hünkâr âhûrları olup her birinde birer tavla küheylân atlar vardır kim şeb [u] rûz hâzır [u] müheyyâdırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 144b ·
metinde göster ·
… n iki asâ urup her delikden birer ırmak cereyân edüp bir ırmakdan asker-i merd,
birinden
zenân, birinden at ve birinden deve ve birinden sığır ve birinden koyun ve biri …
Hazret-i Mûsâ, ol taşa on iki asâ urup her delikden birer ırmak cereyân edüp bir ırmakdan asker-i merd, birinden zenân, birinden at ve birinden deve ve birinden sığır ve birinden koyun ve birinden keçi, her uyûndan birer mahlûk âb-ı hayâtlar nûş edüp def‘-i atşân ederler. Ve asker-i Mûsâ'ya âsumândan helvâ ve tere ve kezengû helvâsı ve selvâ nâm pişmiş kuşlar nüzûl edüp tenâvül ederlerdi. Ve yine ol sekel taş Hazret-i Mûsâ gerdenine alup giderlerdi. İşte hikâyet-i sekel budur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 149b ·
metinde göster ·
… er delikden birer ırmak cereyân edüp bir ırmakdan asker-i merd, birinden zenân,
birinden
at ve birinden deve ve birinden sığır ve birinden koyun ve birinden keçi, her u …
Hazret-i Mûsâ, ol taşa on iki asâ urup her delikden birer ırmak cereyân edüp bir ırmakdan asker-i merd, birinden zenân, birinden at ve birinden deve ve birinden sığır ve birinden koyun ve birinden keçi, her uyûndan birer mahlûk âb-ı hayâtlar nûş edüp def‘-i atşân ederler. Ve asker-i Mûsâ'ya âsumândan helvâ ve tere ve kezengû helvâsı ve selvâ nâm pişmiş kuşlar nüzûl edüp tenâvül ederlerdi. Ve yine ol sekel taş Hazret-i Mûsâ gerdenine alup giderlerdi. İşte hikâyet-i sekel budur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 149b ·
metinde göster ·
… er ırmak cereyân edüp bir ırmakdan asker-i merd, birinden zenân, birinden at ve
birinden
deve ve birinden sığır ve birinden koyun ve birinden keçi, her uyûndan birer ma …
Hazret-i Mûsâ, ol taşa on iki asâ urup her delikden birer ırmak cereyân edüp bir ırmakdan asker-i merd, birinden zenân, birinden at ve birinden deve ve birinden sığır ve birinden koyun ve birinden keçi, her uyûndan birer mahlûk âb-ı hayâtlar nûş edüp def‘-i atşân ederler. Ve asker-i Mûsâ'ya âsumândan helvâ ve tere ve kezengû helvâsı ve selvâ nâm pişmiş kuşlar nüzûl edüp tenâvül ederlerdi. Ve yine ol sekel taş Hazret-i Mûsâ gerdenine alup giderlerdi. İşte hikâyet-i sekel budur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 149b ·
metinde göster ·
… edüp bir ırmakdan asker-i merd, birinden zenân, birinden at ve birinden deve ve
birinden
sığır ve birinden koyun ve birinden keçi, her uyûndan birer mahlûk âb-ı hayâtla …
Hazret-i Mûsâ, ol taşa on iki asâ urup her delikden birer ırmak cereyân edüp bir ırmakdan asker-i merd, birinden zenân, birinden at ve birinden deve ve birinden sığır ve birinden koyun ve birinden keçi, her uyûndan birer mahlûk âb-ı hayâtlar nûş edüp def‘-i atşân ederler. Ve asker-i Mûsâ'ya âsumândan helvâ ve tere ve kezengû helvâsı ve selvâ nâm pişmiş kuşlar nüzûl edüp tenâvül ederlerdi. Ve yine ol sekel taş Hazret-i Mûsâ gerdenine alup giderlerdi. İşte hikâyet-i sekel budur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 149b ·
metinde göster ·
… asker-i merd, birinden zenân, birinden at ve birinden deve ve birinden sığır ve
birinden
koyun ve birinden keçi, her uyûndan birer mahlûk âb-ı hayâtlar nûş edüp def‘-i …
Hazret-i Mûsâ, ol taşa on iki asâ urup her delikden birer ırmak cereyân edüp bir ırmakdan asker-i merd, birinden zenân, birinden at ve birinden deve ve birinden sığır ve birinden koyun ve birinden keçi, her uyûndan birer mahlûk âb-ı hayâtlar nûş edüp def‘-i atşân ederler. Ve asker-i Mûsâ'ya âsumândan helvâ ve tere ve kezengû helvâsı ve selvâ nâm pişmiş kuşlar nüzûl edüp tenâvül ederlerdi. Ve yine ol sekel taş Hazret-i Mûsâ gerdenine alup giderlerdi. İşte hikâyet-i sekel budur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 149b ·
metinde göster ·
… nden zenân, birinden at ve birinden deve ve birinden sığır ve birinden koyun ve
birinden
keçi, her uyûndan birer mahlûk âb-ı hayâtlar nûş edüp def‘-i atşân ederler. Ve …
Hazret-i Mûsâ, ol taşa on iki asâ urup her delikden birer ırmak cereyân edüp bir ırmakdan asker-i merd, birinden zenân, birinden at ve birinden deve ve birinden sığır ve birinden koyun ve birinden keçi, her uyûndan birer mahlûk âb-ı hayâtlar nûş edüp def‘-i atşân ederler. Ve asker-i Mûsâ'ya âsumândan helvâ ve tere ve kezengû helvâsı ve selvâ nâm pişmiş kuşlar nüzûl edüp tenâvül ederlerdi. Ve yine ol sekel taş Hazret-i Mûsâ gerdenine alup giderlerdi. İşte hikâyet-i sekel budur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 149b ·
metinde göster ·
Esnâf-ı asesân-ı bî-amân: Nefer 202, bunlar dutma ve kapma ve urma ve kovma ve asma ve basma ve kayd [u] bend âdemleridir, biri birinden eşed mel‘ûn kavimdirler. {Bu haşerâtların zu‘m-ı bâtıllarınca pîrleri Amr-ı Ayyâr'dır ammâ hâşâ ve kellâ}. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 154b ·
metinde göster ·
Hakîkat ibtidâ askerin müfîd [ü] muhtasarı ubûr edüp giderek mankala ağalar ve mîrimîrânlar ve vüzerâlar ve şürefâlar ve ba‘dehu pâdişâhlar ubûr eder. Ammâ bu alay-ı orduda ibtidâ elzem-i levâzımından makbûl olan askerî ve ulemâ-yı monlâ-orduyî(?) ve hukemâ ve kehhâl ve habbâzîn ve mahfil-i Resûlullâh ve habbâzlara mensûb esnâf-ı keştîbân bu tertîb üzre ubûr edüp en nihâyetinde esnâf-ı muzahrafât ubûr etdiğiyçün her esnâf biri birinden mukaddem alay göstermeleriyçün gavgâ edüp pâdişâha arz edüp pâdişâh hatt-ı şerîfle mâbeynlerin ıslâh eder. Zîrâ âlât-ı silâha müstağrak kavm içre fesâd olmasın içün keştîbân-ı Bahr-i sefîd takaddüm etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 164b ·
metinde göster ·
… iyle medh etmiş Rûm aselleri ve Atina ve Eflak [u] Boğdan aselleri olur kim her
birinde
yetmiş hâssa vardır. Ve eğer pâdişâhım murâd edinirse Alâiyye ve Adalya ve Sili …
Ve eğer Mısır şekeri derseniz hakkında Cenâb-ı izzet âye[t]: Arapça âyetiyle medh etmiş Rûm aselleri ve Atina ve Eflak [u] Boğdan aselleri olur kim her birinde yetmiş hâssa vardır. Ve eğer pâdişâhım murâd edinirse Alâiyye ve Adalya ve Silifke ve Tarsûs ve Adana ve Payas ve Antâkıyye ve Haleb ve Şâm ve Sayda ve Berût ve Şâm-ı Tarabulus'da bu zikr olunan eyâlet [u] livâlarda ol kadar kerre yüz bin kantâr şeker olur kim cihânı ganîmet eder, sizin şekerinize ne ihtiyâc.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 165b ·
metinde göster ·
… Dağlar ve ormanlar içre sığır ve sıpa ve koyun ve keçi yatağı eğreklerdir. Her
birinde
onar eğrekci ve ter-oğlanları vardır. Cümle neferâtları (---) şehbâz [ü] şehnâz …
Esnâf-ı eğrekciyân: İslâmbol'un etrâfında cümle sekiz yüz eğrek vardır. Dağlar ve ormanlar içre sığır ve sıpa ve koyun ve keçi yatağı eğreklerdir. Her birinde onar eğrekci ve ter-oğlanları vardır. Cümle neferâtları (---) şehbâz [ü] şehnâz yiğitlerdir. Pür-silâh ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 167a ·
metinde göster ·
… r azametullâh eyle pür-silâh olurlar kim gûyâ bu tâ’ife ayaklı cebehânedir. Her
birinde
gûnâ-gûn pençe harbe ve çatal harbe ve gelberi harbe ve sıpkın harbe ve çengâl …
Ve bu beylik mandıracılar ve avcılar azametullâh eyle pür-silâh olurlar kim gûyâ bu tâ’ife ayaklı cebehânedir. Her birinde gûnâ-gûn pençe harbe ve çatal harbe ve gelberi harbe ve sıpkın harbe ve çengâl harbe ve şiş harbe-i gûnâ-gûnlar ve kılıç ve mızrak ve hışt ve tîr [u] kemân ve zemberek-i bî-amân ve teber ve sapan ve navurta ve balta ve meçik ve sopa ve şiş {pinyal} ve topuz ve salma ve tabancalı ve çarhlı tüfengler bellerinde ve kırkar ve yüzer dirhem tüfeng ellerinde atarak ubûr etdiklerinde gûyâ bu asker murg-ı semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kalup feryâd [u] figânları evce çıkarak "Allâh'ı seven hû" diyerek gırîv ü feryâdları islâmbo[l] için velveleye verirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 168b ·
metinde göster ·
… derler. Ve yetmiş seksen katâr katırları gûnâ-gûn bayraklar ile tezyîn edüp her
birinde
birer yük billûr gibi Keşîş dağı buzların keçe çullara koyup katâr katâr ubûr e …
Ve niçe yüz kızaklar ve arabalar üzre hammâm kubbesi kadar karları keşâ-keş ederler. Ve yetmiş seksen katâr katırları gûnâ-gûn bayraklar ile tezyîn edüp her birinde birer yük billûr gibi Keşîş dağı buzların keçe çullara koyup katâr katâr ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 173a ·
metinde göster ·
… en edüp leb-ber-leb niçe kerre yüz bin şedde bârûd-ı siyâhlar ile memlûdur. Her
birinde
beşer onar müstahfızân-ı cebeciyân vardır. Ne kâdirler kim ol mahalle karîb bir …
Ve bu beş kârhânede hâsıl olan bârûd-ı siyâhlardan mâ‘adâ Tophâne'de ve Selânik ve Belgrad ve Mısır'da hâsıl olan bârûd-ı siyâhlar, Mısır'dan hazîne olup Der-i devlete geldikde Silivrikapusu'ndan Yenikapu'ya varınca kal‘a dîvârında ne kadar üstü örtülü çâr-kûşe kubbe-i azîmler var ise anlara der-mahzen edüp leb-ber-leb niçe kerre yüz bin şedde bârûd-ı siyâhlar ile memlûdur. Her birinde beşer onar müstahfızân-ı cebeciyân vardır. Ne kâdirler kim ol mahalle karîb bir kimesne duhân içe. Zîrâ ol tarafların şâhrâhları bile cümle bârûd döğülmüşdür. Kaçan Selânik ve Mısır'dan bârûdları der-mahzen etdiklerinden sonra tarîk-ı âm üzre niçe bin at yükü ve arabalar ile deryâ kenârından kum getirüp yola dökerler. Tâ bu mertebe ihtirâz ederler. Zîrâ Mustafâ Hân cülûsunda bir kulleye ra‘d isâbet edüp kullenin der [ü] dîvârların evc-i âsumânâ perrân edüp ba‘zı pâreleri dörd sâ‘at yerde Çekmecelere düşdü. 176b Ve bir vaslası Üsküdar'a düşdüğü müsbetdir kim karîbü'l-ahd vâkı‘ olmuşdur. Anıniçün âteşden ihtirâz edüp cümle bârûdu bir yere komayup kulle kulle korlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 176a–176b ·
metinde göster ·
bir zelle sâdır olup bir kalb şey etse emîn elinde mutlak hatt-ı şerîfi vardır, …
Esnâf-ı kehleciyân: Nefer 100, bunlar çekilmiş teli hurda hurda kesdikleriyçün kehleciler derler. Bu esnâfın kimi dolabcı ve kimi telci ve kimi haddeci ve kimi cilâcı ve kimi sayacı ve kimi sikkeci ve kimi sübûkeci ve kimi vezneci ve kimi arayıcı ve kimi yassılayıcı ve kimi sarrâf ve kimi dîdebân ve kimi perdâhtcı ve'l-hâsıl imâm ve mü’ezzinlerine varınca bevvâblarıyla yetmiş esnâf kavmdir. Ammâ birinden bir zelle sâdır olup bir kalb şey etse emîn elinde mutlak hatt-ı şerîfi vardır, ol ân amân vermeyüp ellerin kesüp darbhâne kapusu önüne bırağırlar. Ve sikke urucuları gelişde ve gidişde uryân edüp ararlar. Ve herkese vezzânlar terâzû ile tartup verir ve tartup sayup hisâbile alır. Aceb mazbût kârhâne-i azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 176b ·
metinde göster ·
… ar kim her biri eflâk-i bî-bâke urûc edüp ba‘zıları ser-nigûn nüzûl ederken her
birinden
niçe bin kanâdîl-i necm-i geysûdâr hâsıl olup zemîni rûşen eder.
Evvelâ bu âteşbâzân-ı fişengciyân kal‘a fetihleri donanmasında, şeb-i muzlimde deryâya niçe yüz kayıklar ile niçe kerre yüz bin elvân fişekleri evc-i semâya âteş ile atarlar kim her biri eflâk-i bî-bâke urûc edüp ba‘zıları ser-nigûn nüzûl ederken her birinden niçe bin kanâdîl-i necm-i geysûdâr hâsıl olup zemîni rûşen eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 182b ·
metinde göster ·
… n [u] âsumân bu âsumânî fişeng lerzesinden dir dir ditrer. Böyle üç tabaka biri
birinden
âlî evce çıkar fişekler yaparlar.
Ve bir gûne hevâyî fişekleri var kim üçer kamışlı üçer kerre hevâya çıkar. Evvelki hammâl fişek üç vukıyye bârûd-ı siyâh ile memlûdur, ana âteş edince evc-i âsumâna çıkup necm-i sağîre gibi nümâyân olurken ana muttasıl bir fişek dahi âteş alup evvelki zemîne düşüp ikinci fişek iki vukıyye bârûd ile hafîf olup ol dahi hevâda âteş alup eflâke çıkar. Bu dahi tamâm olacak mahalde buna muttasıl üçüncü fişek dahi âteş alup öbürü yere düşer. Bu üçüncü fişek eyle çıkar kim tâ verâ-yı ebre girüp içinde demir teller ile demir kinedli badaluçka fişekler içinde keskin İngilis bârûdıyla memlû ol fişek âteş alınca gûyâ bulutlar pâre pâre olup bir sît [ü] sadâ evc-i âsumânda kopar kim ra‘d-ı âsumânî bu fişeng sadâsının yanında bir pişşe cenâhı sadâsıdır. İhtimâldir kim istimâ‘ eden kerrûbiyânlar "Allâhümme ıhfaznâ min âfâti'l-ins" diyeler tâ bu mertebe gürleyüp zemîn [u] âsumân bu âsumânî fişeng lerzesinden dir dir ditrer. Böyle üç tabaka biri birinden âlî evce çıkar fişekler yaparlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 182b ·
metinde göster ·
… lar ile ihtilâtımız mahallinde Gümrük Emîni Alî Ağa efendimize bu fişengin biri
birinden
yedi kat hevâya çıkar fişek peydâ edüp çam sırığının için boş edüp ucuna büyük …
Ammâ bu hakîr âlem-i fetâlığımızda yârân-ı bâ-safâlar ile ihtilâtımız mahallinde Gümrük Emîni Alî Ağa efendimize bu fişengin biri birinden yedi kat hevâya çıkar fişek peydâ edüp çam sırığının için boş edüp ucuna büyük hammâl fişeğe on yedi okka bârûd koyup yedi fişegin tepesine bir azîm tirşe külâh edüp çam sırığının aşağı ucuna ok gibi kartal yelekleri edüp Kaya Sultân mevlûdu gecesi şâdumânında kayık ile deryâda âteş edüp biri birinden âlî her biri semâya urûc edüp yedinci fişegin şu‘lesi 183a gâ’ib olup en nihâyetdeki badaluçkadan bir sadâ istimâ‘ olundu kim işiden âdemlerin zehresi çâk olayazdı. Ve her fişek aşağı nüzûl ederken neft yağlı ve ala çehirli ve dâne-i haşhâşlardan eyle âteşler nisâr olup zemîne nüzûl etdi kim gûyâ kevâkib-i necm-i geysûdâr-ı seb‘a-i seyyâreler zemîne şehâb-ı semâ gibi döküldü. Bu hâli hakîr görüp etdüğime peşîmân olup tâ’ib ve tâhir oldum. Hadîs: Arapça mazmûnu üzre inşâ’allâh etmemiş gibi oluruz. Ammâ garîb ü acîb san‘at idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 182b–183a ·
metinde göster ·
… ri edüp Kaya Sultân mevlûdu gecesi şâdumânında kayık ile deryâda âteş edüp biri
birinden
âlî her biri semâya urûc edüp yedinci fişegin şu‘lesi 183a gâ’ib olup en nihâ …
Ammâ bu hakîr âlem-i fetâlığımızda yârân-ı bâ-safâlar ile ihtilâtımız mahallinde Gümrük Emîni Alî Ağa efendimize bu fişengin biri birinden yedi kat hevâya çıkar fişek peydâ edüp çam sırığının için boş edüp ucuna büyük hammâl fişeğe on yedi okka bârûd koyup yedi fişegin tepesine bir azîm tirşe külâh edüp çam sırığının aşağı ucuna ok gibi kartal yelekleri edüp Kaya Sultân mevlûdu gecesi şâdumânında kayık ile deryâda âteş edüp biri birinden âlî her biri semâya urûc edüp yedinci fişegin şu‘lesi 183a gâ’ib olup en nihâyetdeki badaluçkadan bir sadâ istimâ‘ olundu kim işiden âdemlerin zehresi çâk olayazdı. Ve her fişek aşağı nüzûl ederken neft yağlı ve ala çehirli ve dâne-i haşhâşlardan eyle âteşler nisâr olup zemîne nüzûl etdi kim gûyâ kevâkib-i necm-i geysûdâr-ı seb‘a-i seyyâreler zemîne şehâb-ı semâ gibi döküldü. Bu hâli hakîr görüp etdüğime peşîmân olup tâ’ib ve tâhir oldum. Hadîs: Arapça mazmûnu üzre inşâ’allâh etmemiş gibi oluruz. Ammâ garîb ü acîb san‘at idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 182b–183a ·
metinde göster ·
… iken bu Âl-i Osmân'ın fişengbâzları bâlâda zikr olunan eşkâllere âteş edüp her
birinde
birer san‘at-ı ibret-nümâ müşâhede olunur kim zî-akl olan gaş[y] u hayrân olup …
Ve gûnâ-gûn badaluçka ve havân ve tulumba ve nerdübân ve şems-i cihân ve kafesler ve mühr-i Süleymânlar ve çatal âsumânîler ve ra‘dîler ve evrenler ve ejdehâlar ve havân ve kumbaralar ve husrevânî küpler ve mârîler ve kelebekler ve'l-hâsıl bin yüz elli pâre âlât-ı âteşbâzlıklar san‘atı Freng-i pür-renge mahsûs iken bu Âl-i Osmân'ın fişengbâzları bâlâda zikr olunan eşkâllere âteş edüp her birinde birer san‘at-ı ibret-nümâ müşâhede olunur kim zî-akl olan gaş[y] u hayrân olup sihr-i i‘câz mertebesinde san‘atların icrâ eyleyüp arz-ı mahâret eyleyüp fişekler ile şeb-i muzlimi leyle-i Kadir edüp rûz-ı rûşen-misâl ederler ve geceleri Kadir, rûzları rûz-ı ıyd-ı adhâ olup pâdişâh huzûrunda bu gûne arz-ı mahâret ederek alayköşkü dibinden ubûr ederler. Ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 183a ·
metinde göster ·
… âzî binâ etdi. Bu ikisi dahi kârhâne-i azîmdir kim (---) başı kârhânesidir, her
birinde
beşer yüz neferât vardır. Ammâ taşra İslâmbol'un dörd mevleviyyetinde cümle ter …
Kârhâneleri ikidir, Arslanhâne'ye muttasıl kârhânelerin Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân-ı Gâzî binâ etdi (---) başı kârhânesidir. Alayköşkü mukâbelesindeki kârhâne Sultân Süleymân Hân Gâzî binâ etdi. Bu ikisi dahi kârhâne-i azîmdir kim (---) başı kârhânesidir, her birinde beşer yüz neferât vardır. Ammâ taşra İslâmbol'un dörd mevleviyyetinde cümle terzi dükkânları üç bindir neferâtları beş bindir. Bu cümlenin pîrleri ibtidâ Hazret-i İdrîs Nebî'dir. Hâlâ Cennet-i me’vâda ehl-i cennet olacaklara hulle biçmededir. Hazret-i Îsâ dahi cennetdedir. Ölmeden cennete giren bu iki peygamberdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 191b ·
metinde göster ·
… ol'un dörd mevleviyyet yerinde on iki mahalde tabbâğ kârhâneleri vardır kim her
birinde
Âhi Evranî evren-misâl şâhbâzlar vardır kim âdem ejdehâlarıdır. Bunların içine …
İslâmbol'un dörd mevleviyyet yerinde on iki mahalde tabbâğ kârhâneleri vardır kim her birinde Âhi Evranî evren-misâl şâhbâzlar vardır kim âdem ejdehâlarıdır. Bunların içine kanlı ve harâmî girse aslâ hâkime vermezler. Ammâ ol kanlı anların elinden halâs dahi olamaz, ana köpek necisi kirdimân etmeğe ta‘yîn edüp elbette tâ’ib ü tâhir olup bir kâr sâhibi olur. Cümle tabbâğ kârhâneleri 700'dür. Neferât cümle 3000 kâmil. Pîrleri Hazret huzûrunda Zeyd-i Hindî'dir, Selmân-ı Pâk'in kemer-bestelerinden onuncu pîr [ü] pîşvâdır. Ca‘fer-i Sâdık'ın Fütüvvetnâme-i Kebîr'inde mastûrdur. Kabri (---)(---)'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 193b ·
metinde göster ·
… up esmâ-yı mükeyyifâtdan anıniçün haberdârız. Yohsa riyâ olmaya, vallâhi'l-azîm
birinden
haberdâr değilim. Ancak kutu bozası ve pirinc subyası ve Kırım maksımasın leyle …
Ancak hakîr bir fâsik-i mahrûm ve bir bî-mezâk turfe şallâk abdâl-meşreb bir cânız ve cümle ahibbâ ve asdıkâ cânlara cânımız fedâ edüp bâlâda zikr olunan meşrûbât mükeyyifâtlarından ve me’kûlât mükeyyiflerinden berâ-yı hâtır-ı yârân-ı bâ-safâ hâne-i bî-minnetimizde hâzır etmişizdir. Anıniçün ism [ü] resimlerin ve isti‘mâl edenlerin keyfiyyet-i ahvâllerine vâkıf olup esmâ-yı mükeyyifâtdan anıniçün haberdârız. Yohsa riyâ olmaya, vallâhi'l-azîm birinden haberdâr değilim. Ancak kutu bozası ve pirinc subyası ve Kırım maksımasın leyle-i ramazânlarda kuvâ-yı beden içün nûş eden e’imme ve hutebâ ve meşâyihâne teba‘iyyeten nûş etmişizdir, aslâ sekri yok bir bulamaçlardır ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 213a ·
metinde göster ·
… dır. Ve Unkapanı'nda hammâl u cemmâller çok olmağile on üç bozahâne vardır, her
birinde
kırkar ve ellişer huddâmları, her birinde beşer altışar yüz boza bekrîsi cânlar …
Ammâ bu İslâmbol bozasının ayakdan alır hümüllü ve salatalı Süleymâniyye'de Yâsemen bozası ve Arnavud Kâsım bozası ve Ayasofya'da Taşaklı bozası ve Unkapanı'nda Sinân bozası ve Momo bozası ve'l-hâsıl ayakdan alır bozalar var kim Unkapanı'nın zelehor hammâlları bahis ile bozaları içüp arka hammâlıyken evine sırık hammâlları yükledüp götürürler, tâ bu mertebe keskin bozalar vardır. Ve Unkapanı'nda hammâl u cemmâller çok olmağile on üç bozahâne vardır, her birinde kırkar ve ellişer huddâmları, her birinde beşer altışar yüz boza bekrîsi cânlar vardır kim sabâhdan tâ gurûba dek bozahânede oturup caba boza içer hammâllar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 213a ·
metinde göster ·
… k olmağile on üç bozahâne vardır, her birinde kırkar ve ellişer huddâmları, her
birinde
beşer altışar yüz boza bekrîsi cânlar vardır kim sabâhdan tâ gurûba dek bozahân …
Ammâ bu İslâmbol bozasının ayakdan alır hümüllü ve salatalı Süleymâniyye'de Yâsemen bozası ve Arnavud Kâsım bozası ve Ayasofya'da Taşaklı bozası ve Unkapanı'nda Sinân bozası ve Momo bozası ve'l-hâsıl ayakdan alır bozalar var kim Unkapanı'nın zelehor hammâlları bahis ile bozaları içüp arka hammâlıyken evine sırık hammâlları yükledüp götürürler, tâ bu mertebe keskin bozalar vardır. Ve Unkapanı'nda hammâl u cemmâller çok olmağile on üç bozahâne vardır, her birinde kırkar ve ellişer huddâmları, her birinde beşer altışar yüz boza bekrîsi cânlar vardır kim sabâhdan tâ gurûba dek bozahânede oturup caba boza içer hammâllar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 213a ·
metinde göster ·
Bu meşrûbâtların her biri İslâmbol'un birer köşesinde mahfîdir, erbâbları varup her birinde def‘-i gam edüp cân sohbeti ederler, ammâ mâlların berbâd ederler ve meyhâneciler ey kâr ederler. Ammâ cümle bâde-fürûşânın pâdişâha ve sadrıa‘zama ve yeniçeri ağasına ve asesbaşı ve subaşıya ve ağa kapu kahyalarına ve Galata mollâsına ve Galata voyvadasına ve hamr emînine ve Galata çorbacısına ve'l-hâsıl otuz hâkime bilâ-kazâ sandıklarından mâlların çıkarup cerîme verirler. Azîm mâl hâsıl olacak bir dollâbhâne-i şeytândır kim değme zî-aklın ferâseti ermez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 214b ·
metinde göster ·
… ûrdır ve cemî‘î hânelerin birer gûne serv-misâl musanna‘ ocakları var kim, biri
birinden
mevzûn şeş-hâne ve müdevver dûd-keşleri vardır. Ve câ-be-câ kal‘a içre servi ve …
İç kal‘ada cümle iki bin hâne-i zîbâlardır ve kat-ender-kat sarây-ı âlîlerdir, ammâ bâğı ve bâğçeleri yokdur, teng büyûtlardır ve yedi mahalle ve yedi mihrâbdır ve bir hammâmdır. Çarsû-yı bâzârı yigirmi aded dükkânlardır. Câmi‘-i Sultân Orhân bundadır, tûlen ve arzen yüz on ayak câmi‘dir ve bir tabakalı bir minâresi vardır. Orhân Gâzî bunda medfûn olup Orhân Davulu dedikleri kırmızı kılıflı tabl-ı kebîr bu câmi‘in bir tâkinde asılıdır. Devlet-i Âl-i Osmân'da ibtidâ bu tabl çalınmışdır. Ve selef-i pâdişâhlarına mahsus sarây-ı müfîd [u] muhtasar bu kal‘adadır. Tâ Ebü'l-feth Sultân Mehemmed'e gelince pâdişâhların sarâyı bu idi. Gâhîce Gâzî Hudâvendigâr Murâd Hân-ı Evvel Edirne'yi sene (---) târîhinde feth edüp Edirne Sarâyı'nda sâkin idi. Ebü'l-feth sene (---) târîhinde İslâmbol'u feth edüp taht-ı sâlis olup Bursa'ya ve Edirne Sarâyı'na rağbet kalmayup Bursa Sarâyı hâlâ mu‘attaldır, ammâ ser-âbdarları, bennâları ve bostâncıları vardır. Ve bu İç kal‘anın cümle şâh-râhları hacer-i kebîrler ile pâk u pâkîze kaldırımlar düşelidir. Ve cümle hâneleri tarz-ı kadîm, ba‘zısı kâfirden kalmış hânelerin taş ve tula dîvârlarında üstâd-ı bennâ birer san‘at ile târihler tahrîr etmişler kim, gûyâ birer kıt‘a hüsn-i hatlardır. Ol hâneler ne kadar zamândır binâ olduğu târîhlerinden ma‘lûmdır ve cümle 223a hâneleri kârgîr binâ-yı zibâ ve serâpâ la‘l-gûn kiremit ile sütûhları mestûrdır ve cemî‘î hânelerin birer gûne serv-misâl musanna‘ ocakları var kim, biri birinden mevzûn şeş-hâne ve müdevver dûd-keşleri vardır. Ve câ-be-câ kal‘a içre servi ve ceviz dırahtları ve rez {üzüm} şecerleri vardır. Ve âb [u] hevâsı latîf mürtefi‘ zemîn olmağıla kal‘a halkı ten-dürüstdür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 222b–223a ·
metinde göster ·
… der. Zirâ bu Bursa şehri Cebel-i Ruhbân'ın dâmenine düşmeğile cümle evleri biri
birinden
âlîce vâkı‘ olmağıla hâneden hâneye su cereyân etmek mümkündür ve cümle suların …
Ve bu çeşmelerden mâ‘adâ bu şehr içre cümle yigirmi üç bin hânedânda birer uyûn-ı câriye mukarrerdir kim her biri birer âsiyâb-ı mâ yürüdür sulardır kim evden eve gidüp niçe bin havz ve fıskiyye ve şâzirvânı ve ev hammâmları ve bâğ [u] bostânları saky eder. Zirâ bu Bursa şehri Cebel-i Ruhbân'ın dâmenine düşmeğile cümle evleri biri birinden âlîce vâkı‘ olmağıla hâneden hâneye su cereyân etmek mümkündür ve cümle suların menba‘ı on yedi uyûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 226b ·
metinde göster ·
Cümle yüz yetmiş su değirmânıdır. Bunarbaşı'ndan aşağı Balıkbâzârına doğru biri
birinden
aşağı serâpâ değirmenlerdir ve Balabancıkdan aşağı niçe değirmenler vardır ve I …
Cümle yüz yetmiş su değirmânıdır. Bunarbaşı'ndan aşağı Balıkbâzârına doğru biri birinden aşağı serâpâ değirmenlerdir ve Balabancıkdan aşağı niçe değirmenler vardır ve Iğrandı deresinde ve Miskînler cânibinde ve tabahâne tarafında ve iç kal‘a altında ve Hasan Paşa kapusu tarafında kat-ender-kat değirmenlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 226b ·
metinde göster ·
… kelâm, bu Eski Kaplıca kasabasında üç yüz mikdârı bâğ u bâğçeli hânelerdir. Her
birinde
birer gûne kaynar ılıcalar vardır, kimi merdâne içün ve kimi zenâne içün, kimi …
Hâsıl-ı kelâm, bu Eski Kaplıca kasabasında üç yüz mikdârı bâğ u bâğçeli hânelerdir. Her birinde birer gûne kaynar ılıcalar vardır, kimi merdâne içün ve kimi zenâne içün, kimi sıbyân içün, kimi civân içün, kimi pîr [u] pîre-zen içün, her birinde birer gûne hâssa-i azîm olduğun ahâlî-i Bursa bilüp ehl [u] iyâlleriyle bu Eski Kaplıca kasabasına gelüp beşer onar gün âşinâlarının hânelerinde sâkin olup ehl [u] iyâlleriyle gûnâ-gûn ılıcalara girüp cân sohbeti ederler. Erbâbına ma‘lûmdur kim bu kadar kaplıcalar vardır kim Cenâb-ı Bârî her birinde birer hâssa halk etmişdir, ammâ şehre karîb
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 227b ·
metinde göster ·
… zenâne içün, kimi sıbyân içün, kimi civân içün, kimi pîr [u] pîre-zen içün, her
birinde
birer gûne hâssa-i azîm olduğun ahâlî-i Bursa bilüp ehl [u] iyâlleriyle bu Eski …
Hâsıl-ı kelâm, bu Eski Kaplıca kasabasında üç yüz mikdârı bâğ u bâğçeli hânelerdir. Her birinde birer gûne kaynar ılıcalar vardır, kimi merdâne içün ve kimi zenâne içün, kimi sıbyân içün, kimi civân içün, kimi pîr [u] pîre-zen içün, her birinde birer gûne hâssa-i azîm olduğun ahâlî-i Bursa bilüp ehl [u] iyâlleriyle bu Eski Kaplıca kasabasına gelüp beşer onar gün âşinâlarının hânelerinde sâkin olup ehl [u] iyâlleriyle gûnâ-gûn ılıcalara girüp cân sohbeti ederler. Erbâbına ma‘lûmdur kim bu kadar kaplıcalar vardır kim Cenâb-ı Bârî her birinde birer hâssa halk etmişdir, ammâ şehre karîb
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 227b ·
metinde göster ·
… ederler. Erbâbına ma‘lûmdur kim bu kadar kaplıcalar vardır kim Cenâb-ı Bârî her
birinde
birer hâssa halk etmişdir, ammâ şehre karîb
Hâsıl-ı kelâm, bu Eski Kaplıca kasabasında üç yüz mikdârı bâğ u bâğçeli hânelerdir. Her birinde birer gûne kaynar ılıcalar vardır, kimi merdâne içün ve kimi zenâne içün, kimi sıbyân içün, kimi civân içün, kimi pîr [u] pîre-zen içün, her birinde birer gûne hâssa-i azîm olduğun ahâlî-i Bursa bilüp ehl [u] iyâlleriyle bu Eski Kaplıca kasabasına gelüp beşer onar gün âşinâlarının hânelerinde sâkin olup ehl [u] iyâlleriyle gûnâ-gûn ılıcalara girüp cân sohbeti ederler. Erbâbına ma‘lûmdur kim bu kadar kaplıcalar vardır kim Cenâb-ı Bârî her birinde birer hâssa halk etmişdir, ammâ şehre karîb
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 227b ·
metinde göster ·
… aded pâye-i kavî üzre (---) aded kubbe-i mînâlardır ve cümle 300 dollâbdır. Her
birinde
birer hazâ’in-ı Mısr'a mâlik hâcegîler vardır. Bunda ol kadar zîkıymet mücevher …
Cümle 9.000 dükkândır. Evvelâ kal‘a-misâl dörd demir kapulu ve demir zincîr ile kayd [u] bend olmuş kal‘a kapuları gibi bir bezzâzistân-ı azîmi var. Cümle (---) aded pâye-i kavî üzre (---) aded kubbe-i mînâlardır ve cümle 300 dollâbdır. Her birinde birer hazâ’in-ı Mısr'a mâlik hâcegîler vardır. Bunda ol kadar zîkıymet mücevher âvânî tuhaf yâdigârlar var kim bir diyârda yokdur. Ve bu bedâstenin cânib-i erba‘asında Kuyumcular çârsûsu başka bir ulu râhın tarafeynine vâkı‘ olmuş serâpâ kârgîr binâlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 228a ·
metinde göster ·
… er hadîka-i "İreme zâtü'l-imâd" misillü bâğçeler mukarrer olduğundan mâ‘adâ her
birinde
havz ve şâzirvân mukarrerdir.
Şehr-i Bursa'nın enderûn [u] bîrûnunda sağîr ve kebîr cümle kırk sekiz cisr var. Ve bu şehr-i Bursa'nın niçe yüz esvâklarında dekâkînler üzre üzüm asmaları hâsıl olup salkım salkım gûnâ-gûn engürler ile âvîzeler olup hıyâban-ı sâyedâr üzüm asmaları ile zeyn olmuş bâzârlardır. Ve ba‘zı meydâncıklarda çınar-ı müntehâ ve bîd-i ser-nigûn ile müzeyyen sûkları vardır. Zirâ bu şehir bâğ-ı İrem-misâl bir ravza-i Rıdvânlı şehrdir kim kırk yedi bin bâğ [u] bâğçe ve bostân [u] gülistândır, deyü tahrîr olunmışdur. Aşağı şehrin her hânesinde birer hadîka-i "İreme zâtü'l-imâd" misillü bâğçeler mukarrer olduğundan mâ‘adâ her birinde havz ve şâzirvân mukarrerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 229a ·
metinde göster ·
… unu yimek Tarabefzûn halkına mahsusdur kim kırk gûne ta‘âmın pişirirler kim her
birinde
birer gûne lezzet hâsıl olur. Çorbası ve yahni ve kebâbı ve böreği ve baklavası …
Nef‘i ve eşkâli ve hâssasın bildirir: Evvelâ bir karış kadar ince ve morca ve mücellâca ve semînce balıçakdır. Nef‘i ol mertebedir kim yedi gün bir âdem tenâvül etse her gice ehline varup yedişer kerre kendi balığın ehline yidire, gâyet mukavvî ve seri‘u'l-hazmdır. Ve aslâ balık râyihâsı olup tenâvül edene harâret vermez. Ve hâssası oldur kim ağrı hastalığına mübtelâ âdem yise bi-emrillah şifâ bulur. Ve bir evde yılan ve çıyan ve akreb olsa hapsi balığının başın âteşe yakup ol hânede dütsü etseler cümle çıyan râyihâsından helâk ola. Niçe yüz gûne nef‘i ve hâssası vardur amma bunu yimek Tarabefzûn halkına mahsusdur kim kırk gûne ta‘âmın pişirirler kim her birinde birer gûne lezzet hâsıl olur. Çorbası ve yahni ve kebâbı ve böreği ve baklavası ve çorbasının envâ‘ın pişirirler. Ammâ pilaki derler bir gûne ot taşından tavalar yaparlar. İbtidâ bu hapsi balığın pâk ayırtlayup onar onar kamışa dizüp ma‘denos ve kerefis ve soğan ve pırasayı pâk hûrde kıyup darçın ve fülfül-i siyâh ile halt edüp bir kat kerefis ve ma‘denivâzı pilaki tavası içine döşeyüp bir kat hapsi döşeyüp ba‘dehû Tarabefzûn'un âb-ı hayâta benzer su zeytûn yağın döküp germâ-nermâ âteşde bir sâ‘at pişüp gûyâ nûr olup tenâvül eden nûr-ı pür-nûr olur. Bu gûne tabh olup tenâvül olunsa kuvvet-i basara ve mi‘ideye nâfi‘dir. Hakkâ kim muhabbet edecek mâ’ide-i Sübhân'dır kim Subhânu'l-Hallâku'l-bâkî.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 253a ·
metinde göster ·
… pertâb eder eyle ıssıdır kim içinde baş ve paça ütülenir. Bu germâbların ancak
birinde
âsâr-ı binâ vardır. Gayrılar küşâde Hüdâî hummelerdir kim her biri birer âsiyâb …
Evsâf-ı germâb-ı ibret-nümâ: Nehr-i Araz ile Van deryâsı kenarında Erciş kal‘ası mâbeyninde bir humme-i vâcibü's-seyrdir kim Ziyâeddîn kal‘asına karîbdir. Sun‘-ı Hudâ budur kim bu ılıca beş altı yerde kaynakdır kim birbirine onar ve on beşer adım ba‘îd kıbâblardır. Kimisi buz pâresi âb-ı zülâldir, kimisi eyle ıssıdır kim çömlekde bulgur kaynar gibi kaynar. Bunâ muttasıl bir ayn-ı bârid vardır. İçinden râhat-ı cân ile üç taş çıkaramazsın. Şiddet-i burûdetinden dest-i âdem tahammül edemez ve yine buna muttasıl şâzirvân-misâl pertâb eder eyle ıssıdır kim içinde baş ve paça ütülenir. Bu germâbların ancak birinde âsâr-ı binâ vardır. Gayrılar küşâde Hüdâî hummelerdir kim her biri birer âsiyâb-ı mâ kadar cereyân eder. Bu kal‘ayı seyr [ü] temâşâ edüp fermân-ı vezîr ile kal‘a kullarının nısfı ağalarıyla sefere me’mûr olup andan yine cânib-i garba Süncâb aynı kenarınca dağlar ve taşlar aşup 9 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 291b ·
metinde göster ·