… rden geçmiş cihânı çekmiş çevirmiş atîk köhne kocalar ile sohbet-i hâs edüp her
birinden bir
hisse hâsıl edüp mahsûl dururdu.
Ve selâse gecesi İslâmbol'un yetmiş tâsdan geçme ve bin çemberden geçmiş cihânı çekmiş çevirmiş atîk köhne kocalar ile sohbet-i hâs edüp her birinden bir hisse hâsıl edüp mahsûl dururdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 73a ·
metinde göster ·
zelle sâdır olup bir kalb şey etse emîn elinde mutlak hatt-ı şerîfi vardır, ol …
Esnâf-ı kehleciyân: Nefer 100, bunlar çekilmiş teli hurda hurda kesdikleriyçün kehleciler derler. Bu esnâfın kimi dolabcı ve kimi telci ve kimi haddeci ve kimi cilâcı ve kimi sayacı ve kimi sikkeci ve kimi sübûkeci ve kimi vezneci ve kimi arayıcı ve kimi yassılayıcı ve kimi sarrâf ve kimi dîdebân ve kimi perdâhtcı ve'l-hâsıl imâm ve mü’ezzinlerine varınca bevvâblarıyla yetmiş esnâf kavmdir. Ammâ birinden bir zelle sâdır olup bir kalb şey etse emîn elinde mutlak hatt-ı şerîfi vardır, ol ân amân vermeyüp ellerin kesüp darbhâne kapusu önüne bırağırlar. Ve sikke urucuları gelişde ve gidişde uryân edüp ararlar. Ve herkese vezzânlar terâzû ile tartup verir ve tartup sayup hisâbile alır. Aceb mazbût kârhâne-i azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 176b ·
metinde göster ·
… dd olunur. Cümle hapenk üstâd eyle çırpı ile hemvâr binâ eylemiş kim bir hapenk
birinden bir
ser-i mû hâric değildir. Yemîn ü yesârda cümle hapenkler cenâheyn-vâr per açup …
Süleymân Hân vüzerâlarından sâhib-i tab‘ ve sâhib-i kerem Alî Paşa hayrâtıdır. Ve Süleymân Hân mi‘mârbaşısı Koca Mi‘mâr Sinân kârıdır. Hakkâ ki bunda dahi var makdûrun sarf edüp Balıkbâzârı nâm kapu dibinden tâ İğneciler kapusu dibine gelince bir şâhrâh-ı azîmin tarafeynine koca mi‘mâr bir çârşû-yı hüsündâr tarz-ı tarh etmişdir kim hakkâ ki yed-i tûlâsın bu kârda ayân etmişdir. İki başında azîm vezni üzre kal‘a-misâl demir kapular vardır kim gûyâ her biri bahr-i Haraz kenarında dest-i Acem'de kal‘a-i Bâbu'l-ebvâb'ın demir kapularıdır. Yâhûd Ümm-i Dünya olan Mısır'ın Bâb-ı Nâsır'ıdır. Ammâ bir nazarda ol mezkûr kapulardan kavî bâb-ı metînlerdir. Zîrâ her gice yüzer aded pâsbânları keşik beklerler. Zîrâ bunda dahi bî-hisâb mâl-ı Kârûn genc-i Hâmân vardır. Bu sûk-ı sultânî şimâlden cenûba tûlânî vâki‘ olup bir demir kapudan bir bâb-ı hadîde varınca kâmil bin adem şâhrâhdır. Yemîn ü yesârında cümle üç yüz altmış hapenk ve dekâkîn add olunur. Cümle hapenk üstâd eyle çırpı ile hemvâr binâ eylemiş kim bir hapenk birinden bir ser-i mû hâric değildir. Yemîn ü yesârda cümle hapenkler cenâheyn-vâr per açup dururlar. Ve bu sûk-ı sultânînin üzerleri cümle tâk-i Kisrâ'dan nişân verir toloz kârgîr binâdır kim cümle kurşumludur. Ve köşede olmak içün kemerlerin zeylinde birer demir kapaklı hadîd pencereler vardır. Pâsbânlar her gice ol manzara bâdgîrleri sedd ederler. Bundan dahi ankâ bâzergânlar vardır. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 162a ·
metinde göster ·
… Habeş olan İsvân vilâyetine giderken nehr-i Nîl içinde yedi şülâl boğazlarının
birinde bir
demirkapu vardır. Andan dahi bir gemi yükiyle selâmet geçmek ihtimâli yokdur. N …
Bir demirkapu dahi vilâyet-i Mısır'dan dehlîz-i Habeş olan İsvân vilâyetine giderken nehr-i Nîl içinde yedi şülâl boğazlarının birinde bir demirkapu vardır. Andan dahi bir gemi yükiyle selâmet geçmek ihtimâli yokdur. Niçe gemilerin yüklerin boşaldup ubur ederler, gâyet muhâlif derbend-i calenderdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 96a ·
metinde göster ·
… dişâh mâlik olmamışdır. Ve bir serhadd-i metînelerde misilleri yokdur. Bu topun
birinde bir
âdem içinde yaz u kış sâkin olup yorganı ve döşeği ve tanceresi ve kebesi cümle …
Ve bu iç kal‘a dîvârının taşrasında dîvâr dibinde aşağı Avlonya kal‘ası limanına nâzır dörd aded toplar var kim bir pâdişâh mâlik olmamışdır. Ve bir serhadd-i metînelerde misilleri yokdur. Bu topun birinde bir âdem içinde yaz u kış sâkin olup yorganı ve döşeği ve tanceresi ve kebesi cümle bir top içindedir. Hattâ bir sâhibü'l-hayr topun ağzına bir kapu etdirüp herîf-i zarîf topun ağzını hânesi gibi açup kapayup sâkin olur. El-hâsıl bir odadır, topda yatup kalkar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 361a ·
metinde göster ·
… ûn ve Makâm-ı Meryem ve Makâm-ı Hazret-i Îsâ vardır kim üç yüz altmış günün her
birinde bir
günleri olup zu‘m-ı bâtıllarınca gürûh gürûh-ı mekrûh gidüp bednâm ederler.
Ve bu varoş kenîselerinden mâ‘adâ yüz yigirmi mîl Sakız cezîresi içre sağîr ü kebîr on bin yedi yüz hurde düyûrcuklar ve ayazmalar vardır. Her birinde birer ve ikişer papas mukarrerdir. Ve her bayır başında ve dere ve depelerde ve bir sâyedâr dıraht cenbinde birer ayazmaları ve İsvet Nikola ve Sarı Saltık ve Hızır İlyâs ve Havâriyyûn ve Makâm-ı Meryem ve Makâm-ı Hazret-i Îsâ vardır kim üç yüz altmış günün her birinde bir günleri olup zu‘m-ı bâtıllarınca gürûh gürûh-ı mekrûh gidüp bednâm ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y60a ·
metinde göster ·
… ümmet-i Muhammed esîrleri bu çınârın dibinde kayd-bend ederler. Meğer huccâcın
birinde bir
kumkuma âb-ı Zemzem var imiş ‘Küffâra nasîb olmasun’ deyü ol hacı bu âb-ı Zemze …
"Dedelerimizden eyle istimâ‘ ederiz ki bu kal‘a küffâr-ı hâksârda iken bir Mısır gemisin küffâr alup ümmet-i Muhammed esîrleri bu çınârın dibinde kayd-bend ederler. Meğer huccâcın birinde bir kumkuma âb-ı Zemzem var imiş ‘Küffâra nasîb olmasun’ deyü ol hacı bu âb-ı Zemzemi bu çınârın dibine döker. Hikmet-i Hudâ bu çınâr günden güne bu hâle girir ve hâlâ her sene büyümededir" deyü rivâyet ederler. Ammâ Allâhu a‘lem ol Çerkezistân'da ve Irâk-ı Dâdyân'daki kadar mu‘ammer olmamak var. Bu altı yedi yüz yıllık ancak olmak var. El-hâsıl kibâr-ı evliyâullâhın nazarı ta‘allûk etmiş bir sun‘-ı Yezdân'dır. Hakîr dahi teberrüken celî hatt ile ol şecer-i müntehânın bir dalına,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y106a ·
metinde göster ·
… yâ ortasındaki feth olunan bırakdığımız kalyonlara kâfir yakın vardıkda geminin
birinden bir
âteş zâhir olup Arapça âyeti mazmûnunca tarfetü'l-ayn içre kalyonun biri evc- …
Küffâr-ı hâksâr dahi bize liman içre bir yaylım top urup hâ’ib ü hâsir makhûr müdemmer firâr etdiler. Ardları sıra kayalardan nazar etdükde ibtidâ deryâ ortasındaki feth olunan bırakdığımız kalyonlara kâfir yakın vardıkda geminin birinden bir âteş zâhir olup Arapça âyeti mazmûnunca tarfetü'l-ayn içre kalyonun biri evc-i semâya münkalib oldu. Meğer bizim yedeğimizde olan şayka erbâbından bir yigit kâfir gemisine ganîmete girüp bizim gemiler alarka olunca anbârda kalup kâfir barçasına âteş eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y112b ·
metinde göster ·