Ve mezkûr Şehîd Kapusundan aşağı kayadan kesme su yolu ile tâ aşağı nehre iner su yolu vardır. Hîn-i muhâsarada andan su alınup def‘-i atşân ederler. Ve bu aşağıda üç aded su sarnıcı vardır, biri birlerine karîbdir. Kayalardan âb-ı hayât sular sızup sarnıçlara dolar. Hikmet-i Hudâ biri âb-ı hayâtdır, biri güherçile sudur ve biri gâyet tuzludur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 340a ·
metinde göster ·
… ka düşüp Rûm'dan Anadolu'ya, Anadolu'dan Rûm'a bir kaç kerre dörd karındaş biri
birleri
üzre seferler edüp âhir-i kâr meydân-ı Muhammedî Çelebi Mehemmed'e kalup üç bir …
Ba‘dehû Yıldırım Hân oğullarından İsâ Çelebi ve Mûsâ Çelebi ve Süleymân Çelebi ve Çelebi Mehemmed Çelebi mâbeynlerine tefrîka düşüp Rûm'dan Anadolu'ya, Anadolu'dan Rûm'a bir kaç kerre dörd karındaş biri birleri üzre seferler edüp âhir-i kâr meydân-ı Muhammedî Çelebi Mehemmed'e kalup üç birâderlerin katl edüp ve birin re‘âyâ şehîd edüp Çelebi Mehemmed Hân Rûm'a ve Anadolu'ya müstakil pâdişâh oldu. Ammâ bu esnâda Rûm küffârı Silivri kal‘asına istîlâ edüp metânet üzre imâr etdi. Bu kal‘a evsâfın Rûm tevârîhlerinde muhâsaraların tafsîl üzre terkîm eylemişlerdir. Ba‘dehû sene (---) târîhinde bu Silivri kal‘asın Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân feth eylemişdir, be-dest-i Velî Mahmûd Paşa. Eyyûb kazâsı hâkinde yüz elli akçe kazâdır. Ve nâhiyesi kurâdır. (---) hükmünde subaşısı, kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve muhtesibi vardır. Müftî ve nakîbi yokdur. Ammâ a‘yân [u] eşrâfı çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 105b ·
metinde göster ·
… vtâd ve nücebâ ve nukabâ ü büdelâ ve mecâzibûn u melâmiyyûn ve ricâlü'l-gayb ve
birler
ve üçler ve yediler ve kırklar ve yüzler ve binler ve binbirler rûh-ı şerîfleri …
Ve dahi bunun emsâli niçe gûne fezâhatlar edüp nâ-hak yire hûn-ı ibâdı döküp Haccâc-ı Zâlim Yûsuf zulümleri oldurdu. Hemân ol gün Kaya Sultân hakîre on kıt‘a mektûblar ile beşyüz altun harc-ı râh verüp "Meded Evliyâm, bir ayak evvel paşama yetiş. Durmasın hemân Kürdistân'a cân atsın. İşte Kudde Kethüdâsı'nı 185b ve Moralı Defterdâr Mustafâ Paşa'sını ve re’îsü'l-küttâbı olan Mevkûfâtî Mehemmed Efendi'sini ve niçe tevâbi‘lerin dahi çok katl ederler. Ve elbetde paşamı katl etmek içün sa‘âdetlü pâdişâh ve cemî‘i ulemâ ü sulehâ ve vüzerâ vü vükelâlar ve Vâlide Sultân ve cümle sipâh ve yeniçeri ocakları paşamın katline İpşir'in hatt-ı şerîf istediğin cümle istimâ‘ edüp "Melek Ahmed Paşa bir sâlih dindâr ve mü’min ü muvahhid, bî-garaz u ehl-i ırz bir vezîr-i dilîrdir. Ne cürm sâhibidir kim anın katline hatt-ı şerîf istersiz, verme pâdişâhım, Melek Paşa bu devlete yine lâzımlı âdemdir. Bir kerre vezîria‘zam ve üç kerre kâ’immakâm-ı mu‘azzam olup cümle kul ile hüsn-i ülfet etdi" deyü cümle kul ayak basup hatt-ı şerîfi İpşir pâdişâhdan alamadı. Ammâ Evliyâ'm, kimbilir bu İpşir Mustafâ Paşa, Melek Paşa kocamın akrabâsıdır, amma akrabâsıdır. Belki bir hâl ile paşacığımun katline nihânîce bir hatt-ı şerîf ala. Ammâ Evliyâm yetiş paşaya, hemân Kürdistân. Ve mansıbı var, acele ile revâne olsun. İsterse sonra Gence'ye ve İrân-ı Nahşivan'a Revân'a sefer etsin" deyü fakîre Kaya Sultân ağlayarak mektûbları elime verüp bir cevâhirli sâ‘at dahi verüp "Şimdi sana yollarda {sâ‘at} pek lâzımdır. Hemân durma" deyü bir semmûr parçası kürk ihsân edüp hakîri ol gice Gümrük Emîni Hasan Ağa'ya gönderdi. Ol gice Hasan Çelebi'yi, Ortaköy'de Baltacı Mahmûd Ağa yalısında Mahmûd Ağazâde Bekir Ağa ile müşâverede imiş, hakîri görüp "Bre Evliyâm hoş geldin" deyüp ayağa kalkup "Gel Evliyâm, seni bu gice yine İslâmbol'a bir işe göndereyim. Gel seninle sehel müşâverem vardır" deyü elime yapışup hücreden taşra halk mâbeyninden çıkup bir pinhân hücrede elime üç kıt‘a mektûblar verüp "Durma yetiş paşaya, işte sana iki yüz altun" dedi ve "Kaya Sultân'dan mektûblar aldın mı?", "Aldım!" dedim. "Durma git, ammâ İzmit şehrine varınca gündüz ve gice ile ulu yollar ile gitme ve menzillere uğrayup sakın at alma. Hemân kendü atlarınla ılgar ile seğirdüp git. İşte sana yüz altun dahi" deyüp beni bir kayığa koyup alarka olacak mahalde "Evliyâ Çelebi, bizim gümrüğe İslâmbol'da uğrayup sandık emînine selâm eyle. Biz yarın İslâmbol'a varımazım" deyü halk arasında o gice hakîri İslâmbol'a gönderme evzâ‘ın edüp hemân hakîr "Nola sultânım?" deyü Ortaköy'den iki yatsı zamânı avanta kayık deyüp akıntı ile baş aşağı akup tarfetü'l-ayn içre Üsküdar'a varup mukaddemâ atların hıfz etdiğim mahall-i ma‘hûdeye varup üç nefer yarar pür-silâh gulâmlar ve beş re’s küheylân atlarım ve Abaza Marşân Yûsuf'u ve Abaza Kamış Mehemmed'i ve Abaza Cumbalı Alî'yi alup yedi aded salt u sebükbâr küheylân atlı pür-silâh âdemler olup nısfu'l-leylde ol şeb-i muzlimde "Tevekkeltü ala'llah" deyüp Çamlıca dağına yedi kişi çıkup ikişer rek‘at namâz kılup Üsküdar şehrinde ve İslâmbol'da medfûn olan erenlerin rûhâniyyetlerinden istimdâd taleb edüp cümle ervâh-ı enbiyâ vü evliyâ ve kutbu'l-aktâb u ümenâ u evtâd ve nücebâ ve nukabâ ü büdelâ ve mecâzibûn u melâmiyyûn ve ricâlü'l-gayb ve birler ve üçler ve yediler ve kırklar ve yüzler ve binler ve binbirler rûh-ı şerîfleriyçün bir Yâsîn-i şerîfe tilâvet edüp rızâ-yı Allah içün savâbın mezkûr ricâlullahların rûh-ı şerîflerine hîbe eyleyüp el yüze sürdük. Hudâ âlim u dânâdır, bu hakîr gûyâ bir zireh-i polâd-ı Nahşivânî giyüp Bismillah deyüp atf-ı ınân-ı esb-i sabâ-sür‘atimizi sür‘at ile cânib-i Van'a sürüp diyâr-ı Van'a revâne olduk. Hudâ-yı Bîçûn yolumuz âsân ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 185a–185b ·
metinde göster ·
… ülü bâğ u bâğçe ve şâhnişîn ve kasr-ı âlîli beyt-i ra‘nâlardır kim cümlesi biri
birlerinden
âlî zemîne vâki‘ olmağile cümle büyûtlarının revzenleri ve 114a manzaraları n …
Bunlardan mâ‘adâ sağîr ü kebîr cümle kârgîr binâ tahtânî ve fevkânî bay u gedâ hâneleridir kim cümle kiremitli ve câ-be-câ şindire tahta örtülü bâğ u bâğçe ve şâhnişîn ve kasr-ı âlîli beyt-i ra‘nâlardır kim cümlesi biri birlerinden âlî zemîne vâki‘ olmağile cümle büyûtlarının revzenleri ve 114a manzaraları nehr-i Tuna'ya ve nehr-i Sava'ya ve sahrâ-yı Zümon'a nâzır büyût-ı müzeyyenlerdir kim cümle mevzûn bacalı ve ikişer kat porta kapulu hânedânlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 113b–114a ·
metinde göster ·
… serî‘ ve cerî mâhîler aşağı nehr-i Virbaz'dan baş yukaru nehr-i Pileve ile biri
birlerin
kovarak yıldırım gibi atılan sudan baş yukaru şakıyup çıkarlar. Garîb temâşâdır …
Ve garâ’ib-i ibret-nümâ dahi oldur kim böyle bir nehr-i azîm sâ‘ika-i azîm ile gürleyüp yıldırım gibi aşağı akarken alabalık dedikleri serî‘ ve cerî mâhîler aşağı nehr-i Virbaz'dan baş yukaru nehr-i Pileve ile biri birlerin kovarak yıldırım gibi atılan sudan baş yukaru şakıyup çıkarlar. Garîb temâşâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 151b ·
metinde göster ·
… ve ser-bürehne sîne-çâk yağ u balî-meşreb, pâk, ucub [u] enâniyyetden geçüp her
birleri
mertebe-i hâk olmuş hâk-âlûd cânlar riyâzât [u] perhîz-i mücâhede ile giryân ü …
Ve bu meydândan hâric meydânda bir matbah-ı Keykâvûsî var kim ol dahi vâcibü's-seyrdir. Yetmiş seksen aded pâ-bürehne ve ser-bürehne sîne-çâk yağ u balî-meşreb, pâk, ucub [u] enâniyyetden geçüp her birleri mertebe-i hâk olmuş hâk-âlûd cânlar riyâzât [u] perhîz-i mücâhede ile giryân ü nâlân ve şâd [u] handân yaşları göl göl olmuş teslîm dâğlı sîneleri bağlı yerleri şerha şerha sırımlı ve bâzûları maktelü'l-Hüseyin cirmli bî-pîrehen tennûre-i aşk içre sûhteliğin bir ten-dürüst cânların kimi aşbâz ve kimi habbâz ve kimi çerâğbâz ve kimi mihmândâr ve kimi meydândâr, kimi ahur-ı kamber-vâr hidmetlerinde ber-karâr merd-i meydânlar var, îmânım. Her birinin ahvâllerinden su’âl etsen her biri bir bâğın gülü ve bir sevdânın esîri ve bir Hudâ-yı 180b Lem-yezel'in kulları, ammâ beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 180a–180b ·
metinde göster ·
… irşekleri meydân-ı siyâsete getirüp cellâdların eline verüp el-iyâzu billâh her
birlerine
eyle şikence etdiler kim âh [u] enînleri eflâke çıkup niçesi şikence altında mü …
Andan serdâr-ı mu‘azzam adâlet edüp elçilik ile kal‘aya giden Hüsâm Ağa'nın başın yarup gözün çıkaran kal‘a kapudanının gözün Hüsâm Ağa'ya çıkardup yetmiş aded birov ve irşek ve nemeşleri cümle üç bin yedi yüz esîrlerin gözleri önünde bu kapdanı ve birov ve irşekleri meydân-ı siyâsete getirüp cellâdların eline verüp el-iyâzu billâh her birlerine eyle şikence etdiler kim âh [u] enînleri eflâke çıkup niçesi şikence altında mürd olup bu şikenceleri gören esîrlerin niçesi dahi mât olup lâşe-i murdârın sürüdüler, ammâ kapudana 23b Ebü'l-müslîm-i Mervî elinde Âl-i Emeviyyûn'dan Mervân-ı Himâr'a olmamışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 23a–23b ·
metinde göster ·
… ü Kanije gâzîlerinden yigirmi nefer kimesnelere hil‘at-i fâhireler geydirüp her
birlerine
yüzer altun ihsân olunup Yeniçeri ağası Sâlih Paşa'ya bu Kanijelileri teslîm ed …
"Bu Yenikal‘a sizin hudûdunuzdadır ve her ahvâllerine vakıf-ı esrârsız. Her nice mümkün ise kal‘ayı döğecek ve tabya çatacak ve lağım ve meterisler nasb olacak ve kubur ve toprak sürülecek yerlerine cümle askerimizden ziyâde vukûf u şu‘ûrunuz vardır. Bu kal‘anın her umûruna mukayyed olasız" deyü Kanije gâzîlerinden yigirmi nefer kimesnelere hil‘at-i fâhireler geydirüp her birlerine yüzer altun ihsân olunup Yeniçeri ağası Sâlih Paşa'ya bu Kanijelileri teslîm edüp anda müsâfir oldular. Ve ol gün yedi vezîre ve cümle iş erlerine tenbîh ü te’kîd olunup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 183b ·
metinde göster ·
… r ale's-seher "Allâh Allâh" sadâsıyla cümle cündullâh kal‘aya yürüdüler ve biri
birleri
ardınca ta‘kîb edüp kal‘a gediklerine girdiler, ammâ bu kal‘a küffârın bilâ teş …
Âhır ale's-seher "Allâh Allâh" sadâsıyla cümle cündullâh kal‘aya yürüdüler ve biri birleri ardınca ta‘kîb edüp kal‘a gediklerine girdiler, ammâ bu kal‘a küffârın bilâ teşbîh Ka‘beleri mesâbesinde olmağile yetmiş bin küffâr-ı dûzah-karâr cân u başların bâtıl dînleri uğurlarına fedâ edüp ol kadar ceng-i cidâl ve harb-i kıtâl edüp on binden mütecâviz küffâr üç gedikde biri biri üzre leş leşe çet-a-çet oldu, ammâ asâkir-i muvahhidînden dahi yedi yüzden ziyâde âdem rütbe-i şehâdete erüp huld-ı berîne kadem kaldırırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 12b ·
metinde göster ·
… ve sû-i zan ve kîn ü kibr ve buğz [u] adâvet ve remm ü nemm etmek yokdur. Biri
birleri
içinde gâyet ayıbdır. Bir kişi gıybet ve mesâvî kelecisi işitğe andan gayri kiş …
Ve bu kavm-i Tatar hergiz gıybet ve mesâvî ve sû-i zan ve kîn ü kibr ve buğz [u] adâvet ve remm ü nemm etmek yokdur. Biri birleri içinde gâyet ayıbdır. Bir kişi gıybet ve mesâvî kelecisi işitğe andan gayri kişiler nefret eder. Ancak buğz u adâvetleri gayri kavm ve gayri düşman üzre gidüp nehb ü gâret etme adâvetin ederler kim el-buğzullâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 108a ·
metinde göster ·
… ded kabâ’il-i Noğay vardır, ammâ cümlenin on iki aded lisânları vardır kim biri
birlerinin
lisânların tılmaş ile, ya‘nî tercümân ile anlanır. Kırım'ın Badrak Tatarları da …
Niçe kerre yüz bin gûne elfâz-ı kadîmleri var, ammâ tahrîre ne hâcet deyüp bu kadar lugat-i bî-ma‘nâlar ile iktifâ etdik. Hakkâ ki lisân-ı kadîm ve lugat-i azîm Tatar lisânıdır. Yine bu Kırım lisânı anlanır, ammâ Ulu Noğay ve Kiçi Noğay ve Şıdak Noğay ve Uzak Noğay ve'l-hâsıl niçe yüz aded kabâ’il-i Noğay vardır, ammâ cümlenin on iki aded lisânları vardır kim biri birlerinin lisânların tılmaş ile, ya‘nî tercümân ile anlanır. Kırım'ın Badrak Tatarları dahi gûnâ-gûn Noğay lisânların aslâ bir lafzın(?) bile anlayamazlar. Ve Ulu Noğay kavmi mâbeynlerinde şehir oğlanlarının kuş dilleri gibi Noğay'ın dahi mâbeynlerinde bir gûne turfe lisândır kim anlar dahi anlayamazlar. Ancak mâbeynlerinde okumuş yazmış zarîf Noğay mirzâları vardır, kimse anlayamasın deyü anlar ol lisân-ı garîbe mahalliyle söyleşirler. Biz de inşâallâh mahalliyle ol müşkilât lisânların da tahrîr ederiz, zîrâ mısra‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 133b ·
metinde göster ·
ve Pîrler ve Üçler ve Yediler ve Kırklar makâmları çemenzâr yerde soffalar üzre …
Anı ubûr edüp harem-i kebîr içre kal‘a dîvârına muttasıl Birler ve Pîrler ve Üçler ve Yediler ve Kırklar makâmları çemenzâr yerde soffalar üzre mihrâblardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y217b ·
metinde göster ·