Bu kal‘a niçe mülûkden mülûke niçe yüz kere intikâl edüp âhir Âl-i Abbâsiyân'dan Bitlis hâkimi Abdal Hân efendimizin ecdâd-ı ızâmlarından Sultân Evhadehüllâh destine girüp niçe zamân mutasarrıf olup anların destinde iken Muş Ermenî küffârları bir takrîb ile kal‘ayı serîka edüp yedi sene mutasarrıf oldular. Ba‘dehû Ekrâd beğlerinden hâlâ hâkim-i vakt olan (---) Beğ ceddi Suhrân-cân feth edüp keyfe mâ yeşâ’ evlâd-ı evlâda mutasarrıf iken sene 921 târîhinde Çıldır gazâsından sonra Selîm Şâh-ı Evvel'e mutî‘ [u] münkâd olup Bıyıklı Mehemmed Paşa'ya miftâhların teslîm etdiklerinde taraf-ı pâdişâhîden anların itâ‘atına karşılık vilâyetleri kendülere mülkiyet üzre yurdluk ve ocaklık ihsân olunan tokuz aded ocaklık sancağın biri dahi bu Çapakçur'dur. Ammâ ülkesi bir mîr-i mîrânlık kadar vâsi‘ hükûmetdir. Senevî kırk yük akçe hâsıl olup iki bin atlı ile hükûmet eder. İnkırâz bulsa devlet-i âliye tarafından sancağı âhire tevcih olunmak kânûn-ı Süleymân Hân'dır. Beğinin hâssı 337.000, ze‘âmet 5, timar 35, kânûn üzre cebelüleriyle alaybeğisi ve çeribaşı sancağı altında cümle üç yüz asker olur ve yüz elli akçe kazâ-yı âsumânîdir. Müftî ve nakîb ve kethüdâyeri ve serdârı ve dizdârı ve neferâtları yokdur. Kal‘a beğinin hükmünde olup hurde topları vardır. Aşağı varoşu nehr-i Murâd kenarından cümle hâk-ı pâk ile mestûr (---) aded hâne-i ma‘mûrlardır. Ammâ âb [u] hevâsı ve mahbûb u mahbûbesi memdûh-ı Ekrâdistân'dır. Cümle (---) aded mihrâbdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 85b ·
metinde göster ·
cânib-i şarkîsinde kal‘a-i Müdîkî üzre yine iki menzildir, ammâ sa‘b u meşakkat …
Eşkâl-i kal‘a-i Dinc: Kal‘ası sâhil-i nehr-i Murâd'a â (---) evc-i âsumâna ser-i bülend çekmiş bir püşte-i âlî üzre şekl-i müseddes Şeddâdî seng-binâ-yı ibret-nümâdır. Cânib-i (---) bir kapusu var. Dâ’iren-mâdâr cirmi (---) adımdır. Cümle ebrâcları ilm-i mi‘mârî ile metânet üzre inşâ olunmuşdur. Derûn-ı kal‘ada cümle turâb ile mestûr (---) aded hâne-i ma‘mûrlardır. Câmi‘i ve anbârları ve sahrıncı vardır, ammâ hammâm u hân ve çârsû-yı bâzârdan bir alâmet yokdur ve hâ’it-i kal‘anın kaddi düvâzdeh zirâ‘ı melikîdir ve her cânibi evce ser-çekmiş şuhûr-ı bâlâlardır. Cânib-i şimâli sahrâ-yı Muş'a gider müstakîmdir. Bu şehrin cânib-i kıblesinde kal‘a-i Meyyâfârikîn iki menzil yerdir, ammâ râhları sengistândır. Şehr-i Bitlis cânib-i şarkîsinde kal‘a-i Müdîkî üzre yine iki menzildir, ammâ sa‘b u meşakkatlı râh-ı belâlardır. Bu kal‘a-i Dinc Van eyâletiyle müşâ‘ bir vâsi‘ vilâyetdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 86a ·
metinde göster ·
hânı ve Atak ve Tercîl hânları hudûduyla müşâ‘ bir sahrâ-yı vâdî-i Hâmûndur kim …
Van eyâleti hükmünde Bitlis hânı ve Atak ve Tercîl hânları hudûduyla müşâ‘ bir sahrâ-yı vâdî-i Hâmûndur kim vasatında cereyân eden nehr-i Murâd'da nûn-ı gûnâgûn bulunur kim gûyâ her biri mâ’ide-i Mûsâ'dır. Bu sahrânın çemenistânı üzre Çemâpûr askeri meks etse devvâbâtına ve sâ’ir hayvânâtına yedirse yine ke'l-evvel cemî‘i kiyâhâtı sâbit u nâbite olmadadır kim Cenâb-ı Bârî bu sahrâya nazar etmişdir. Şarkdan garba tûlânîce vâki‘ olup tûlı kâmil üç menzildir. Arzı iki konakdır ve dahi akalldır. Bu sahrânın cânib-i kıblesinde kal‘a-i Meyyâfârikîn'dir. Mâbeyninde iki merhale-i dırâzdır. Bu sahrâ-yı ferah-fezânın evsâfın manzûrumuz olduğu üzre nemene aşâ’ir [u] kabâ’il meks eder anları tahrîr eylesek ve ne kadar ma‘mûr ve âbâdân kurâları var, terkîm etsek, bir mücelled-i tomar-ı dırâz olur. Ancak bu vâdîden cânib-i şimâle giderken nehr-i Murâd'ı at ayağıyla ubûr etdik, zîrâ menba‘-ı tulû‘ı kûh-ı Bingöl'de karîbdir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 87a ·
metinde göster ·
… ânibine ve gayri diyârlara revâne olmadadır. Bu mahalde Van vezîri müsellimi ve
Bitlis
hânı müsellimi ve Atak beği müsellimi hâzır olup cümle tüccârı ve ecnâs-ı mahlû …
Ta‘rîf-i bî-mâ‘nî, meşhûr-ı âfâk Çanlı kenise-i Yârmenî: Akâlim-i seb‘ada cemî‘i milel-i muhtelife mâbeyninde şöhre-i şehîr olup yılda bir kerre vakt-i (---) niçe yüz bin âdem cem‘ olup yedi gün yedi gece hayme vü hargâhler kurulup bey‘ [u] şirâlar olup yük bozulup yük bağlanup kârbân gelüp Revân cânibine ve gayri diyârlara revâne olmadadır. Bu mahalde Van vezîri müsellimi ve Bitlis hânı müsellimi ve Atak beği müsellimi hâzır olup cümle tüccârı ve ecnâs-ı mahlûkâtı muhâfaza ederler, zîrâ bu Çanlı mahalli üç hükûmet mâbeyninde vâki‘ olmağıla Celâlî ve Cemâlî âyende vü revendeyi nehb ü gâret 87b etmesin içün, Van müsellimi ziyâde askerle gelüp ziyâde bâc alur. Zîrâ aslında Van eyâleti hudûdudur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 87a–87b ·
metinde göster ·
… den kızım İsmihân Kaya'm hâtûnuna gönder, yıkayup tenâvül etsin ve bir parçasın
Bitlis
Hânı'na ver, mâ‘adâsın sen ye" dediler. Ve aceb vâkı‘adır, hayr ola, dediler. H …
Ve min'l-bedâyi‘-i rü’yâ-yı sâliha: Bu gice menâmımda merhûm ve mağfûrun leh tâbe serâh ve ce‘ale'l-cenneti misvâh efendim Sultân Murâd merhûmu gördüm ki elinde bir hâs ve beyâz Tophâne somunu var. "Ahmed bu somunu gördün mü, hayli lezîz nân-pâredir. Bunu Kürdistânlı bir âdem pişirir. Bu ekmeği bir kerre İpşir ol Kürd'den istedi, ol âdem İpşir'e bu ekmeği vermedi. Ammâ gâyet lezîz ekmekdir. Bir kerre sana Van'ın iç kal‘asında böyle bir nân-pâre verdim. Al imdi bu dahi eyle bir nân-pâredir, safâ-yı hâtır ile tenâvül edüp mansûr u muzaffer olup ye" deyü elime ol hubuz pâresin verüp dest-i şerîfin bûs edüp "Pâdişâhım bu ekmeğe kan bulaşmış, niçe tenâvül olunur?" dedim. "Ol kanlı pâreden kızım İsmihân Kaya'm hâtûnuna gönder, yıkayup tenâvül etsin ve bir parçasın Bitlis Hânı'na ver, mâ‘adâsın sen ye" dediler. Ve aceb vâkı‘adır, hayr ola, dediler. Hakîr dahi ta‘accüb edüp "Seyecîü inşâallah hayrun"dur, dedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 182a ·
metinde göster ·
… p yesin, dediği Allahu a‘lem Kaya Sultân ehlim bir hâliyle kanlı şehîd olur. Ve
Bitlis
Hânı'na dahi ol kanlı ekmekden ver, yesin, dediği Allahu a‘lem ol dahi benim el …
{Vâkı‘a-i Melek Ahmed Paşa ve ta‘bîr-i rü’yâ-yı sâlih}: İmdi Evliyâm bu vâkı‘anın ta‘bîri min kıbeli'l-Hak ilhâm ile eyledir kim Allahu a‘lem ve Resûluhû bu gice vâkı‘amda bu hakîre ekmek verüp "Bu ekmeği Kürdistân'da bir Kürd âdemîsi pişirir. Sana Van'ın iç kal‘asında verdiğim beyâz nân-pâre-i lezîzdir" dediği Allahu a‘lem bize sa‘âdetlü pâdişâh eyâlet-i Van'ı vere. Ve ol ekmeği bir kerre İpşir istedi, ekmeği pişiren Kürd, İpşir'e ekmeği vermedi, dediği saltanat-ı İbrâhîm Hân'da İpşir'e eyâlet-i Van'ı verdiler. Van ekrâdları İpşir'e ekmeği yedirmeyüp balyemez toplar ile şehre komayup hâ’ib u hâsır gelüp gitdi. Ve ekmekde olan kanlı pâre Kaya'ma gönder, yıkayup yesin, dediği Allahu a‘lem Kaya Sultân ehlim bir hâliyle kanlı şehîd olur. Ve Bitlis Hânı'na dahi ol kanlı ekmekden ver, yesin, dediği Allahu a‘lem ol dahi benim elimde şehîd ola. Zîrâ anın hakkında Sultân Murâd merkûm "Ahmed sana Diyârbekir'i verdim. Bolay kim Bitlis Hânı'ndan intikâm alasın. Zîrâ Revân'dan gelirken sarâyına konup yüz kîse ihsân etdim. Ve on yedi aded evlâdlarına serbeser ze‘âmetler in‘âm edüp Van kulunun Muş harâcın kendüye mü’ebbed ocaklık tarîkiyle hîbe eyledim. Bağdâd'a giderken ve gelirken gazân mübârek ola, demeğe istikbâlime gelmedi. Elbette Ahmed, Bitlis 182b Hânı'ndan intikâm al, demiş idi. Bu gice vâkı‘amda kanlı ekmekden Bitlis Hânına ver, dedüğü belki benim elimde hân şehîd ola, dedi. Ve vâkı‘amda Murâd Hân'ın "Sen de ol ekmekden ye" dediğü Allahu a‘lem ecel-i müsemmâmız tamâm olduğu günlerde biz de şehîd olmak görünür. Bu vâkı‘ayı Melek Paşa kendüsü görüp kendüsü ta‘bîr etdi. Hakîr eyitdim "Sultânım, bu vâkı‘ayı bana söylediniz. Eğer âfâkî ve eğer enfüsî ilhâm-ı Rabbânî ile yâhûd kavl-i İbn Sîrîn ta‘birnâmesi üzre ta‘bîr etmek bana düşerdi. Ammâ beni ta‘bîr etmeğe komayup yine kendiniz ta‘bîr edersüz" deyü gördüğü rü’yâ-yı sâlihaları bir gayri hüsn-i tevcîh ile ta‘bîr etdim. "Yok Evliyâm, bu vâkı‘a hüsn-i tevcîh kabûl etmez. Hemân min kıbeli'l-Hak ilhâm-ı Rabbânî ile ta‘bîr etdim. Elbette biz Van ve yâhûd Erzurûm u Diyârbekir {valisi} olup Bitlis Hânına bir gûşmâl ederim ve Kaya Sultân da ol kanlı ekmekden yeyüp şehîd-i hurre olur. Ve ben de şehîd olurum. Bu vâkı‘anın ta‘bîri budur. Elbette olacak olur" deyüp bu beyti terennüm etdi, beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 182a–182b ·
metinde göster ·
{Vâkı‘a-i Melek Ahmed Paşa ve ta‘bîr-i rü’yâ-yı sâlih}: İmdi Evliyâm bu vâkı‘anın ta‘bîri min kıbeli'l-Hak ilhâm ile eyledir kim Allahu a‘lem ve Resûluhû bu gice vâkı‘amda bu hakîre ekmek verüp "Bu ekmeği Kürdistân'da bir Kürd âdemîsi pişirir. Sana Van'ın iç kal‘asında verdiğim beyâz nân-pâre-i lezîzdir" dediği Allahu a‘lem bize sa‘âdetlü pâdişâh eyâlet-i Van'ı vere. Ve ol ekmeği bir kerre İpşir istedi, ekmeği pişiren Kürd, İpşir'e ekmeği vermedi, dediği saltanat-ı İbrâhîm Hân'da İpşir'e eyâlet-i Van'ı verdiler. Van ekrâdları İpşir'e ekmeği yedirmeyüp balyemez toplar ile şehre komayup hâ’ib u hâsır gelüp gitdi. Ve ekmekde olan kanlı pâre Kaya'ma gönder, yıkayup yesin, dediği Allahu a‘lem Kaya Sultân ehlim bir hâliyle kanlı şehîd olur. Ve Bitlis Hânı'na dahi ol kanlı ekmekden ver, yesin, dediği Allahu a‘lem ol dahi benim elimde şehîd ola. Zîrâ anın hakkında Sultân Murâd merkûm "Ahmed sana Diyârbekir'i verdim. Bolay kim Bitlis Hânı'ndan intikâm alasın. Zîrâ Revân'dan gelirken sarâyına konup yüz kîse ihsân etdim. Ve on yedi aded evlâdlarına serbeser ze‘âmetler in‘âm edüp Van kulunun Muş harâcın kendüye mü’ebbed ocaklık tarîkiyle hîbe eyledim. Bağdâd'a giderken ve gelirken gazân mübârek ola, demeğe istikbâlime gelmedi. Elbette Ahmed, Bitlis 182b Hânı'ndan intikâm al, demiş idi. Bu gice vâkı‘amda kanlı ekmekden Bitlis Hânına ver, dedüğü belki benim elimde hân şehîd ola, dedi. Ve vâkı‘amda Murâd Hân'ın "Sen de ol ekmekden ye" dediğü Allahu a‘lem ecel-i müsemmâmız tamâm olduğu günlerde biz de şehîd olmak görünür. Bu vâkı‘ayı Melek Paşa kendüsü görüp kendüsü ta‘bîr etdi. Hakîr eyitdim "Sultânım, bu vâkı‘ayı bana söylediniz. Eğer âfâkî ve eğer enfüsî ilhâm-ı Rabbânî ile yâhûd kavl-i İbn Sîrîn ta‘birnâmesi üzre ta‘bîr etmek bana düşerdi. Ammâ beni ta‘bîr etmeğe komayup yine kendiniz ta‘bîr edersüz" deyü gördüğü rü’yâ-yı sâlihaları bir gayri hüsn-i tevcîh ile ta‘bîr etdim. "Yok Evliyâm, bu vâkı‘a hüsn-i tevcîh kabûl etmez. Hemân min kıbeli'l-Hak ilhâm-ı Rabbânî ile ta‘bîr etdim. Elbette biz Van ve yâhûd Erzurûm u Diyârbekir {valisi} olup Bitlis Hânına bir gûşmâl ederim ve Kaya Sultân da ol kanlı ekmekden yeyüp şehîd-i hurre olur. Ve ben de şehîd olurum. Bu vâkı‘anın ta‘bîri budur. Elbette olacak olur" deyüp bu beyti terennüm etdi, beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 182a–182b ·
metinde göster ·
… erken ve gelirken gazân mübârek ola, demeğe istikbâlime gelmedi. Elbette Ahmed,
Bitlis
182b Hânı'ndan intikâm al, demiş idi. Bu gice vâkı‘amda kanlı ekmekden Bitlis …
{Vâkı‘a-i Melek Ahmed Paşa ve ta‘bîr-i rü’yâ-yı sâlih}: İmdi Evliyâm bu vâkı‘anın ta‘bîri min kıbeli'l-Hak ilhâm ile eyledir kim Allahu a‘lem ve Resûluhû bu gice vâkı‘amda bu hakîre ekmek verüp "Bu ekmeği Kürdistân'da bir Kürd âdemîsi pişirir. Sana Van'ın iç kal‘asında verdiğim beyâz nân-pâre-i lezîzdir" dediği Allahu a‘lem bize sa‘âdetlü pâdişâh eyâlet-i Van'ı vere. Ve ol ekmeği bir kerre İpşir istedi, ekmeği pişiren Kürd, İpşir'e ekmeği vermedi, dediği saltanat-ı İbrâhîm Hân'da İpşir'e eyâlet-i Van'ı verdiler. Van ekrâdları İpşir'e ekmeği yedirmeyüp balyemez toplar ile şehre komayup hâ’ib u hâsır gelüp gitdi. Ve ekmekde olan kanlı pâre Kaya'ma gönder, yıkayup yesin, dediği Allahu a‘lem Kaya Sultân ehlim bir hâliyle kanlı şehîd olur. Ve Bitlis Hânı'na dahi ol kanlı ekmekden ver, yesin, dediği Allahu a‘lem ol dahi benim elimde şehîd ola. Zîrâ anın hakkında Sultân Murâd merkûm "Ahmed sana Diyârbekir'i verdim. Bolay kim Bitlis Hânı'ndan intikâm alasın. Zîrâ Revân'dan gelirken sarâyına konup yüz kîse ihsân etdim. Ve on yedi aded evlâdlarına serbeser ze‘âmetler in‘âm edüp Van kulunun Muş harâcın kendüye mü’ebbed ocaklık tarîkiyle hîbe eyledim. Bağdâd'a giderken ve gelirken gazân mübârek ola, demeğe istikbâlime gelmedi. Elbette Ahmed, Bitlis 182b Hânı'ndan intikâm al, demiş idi. Bu gice vâkı‘amda kanlı ekmekden Bitlis Hânına ver, dedüğü belki benim elimde hân şehîd ola, dedi. Ve vâkı‘amda Murâd Hân'ın "Sen de ol ekmekden ye" dediğü Allahu a‘lem ecel-i müsemmâmız tamâm olduğu günlerde biz de şehîd olmak görünür. Bu vâkı‘ayı Melek Paşa kendüsü görüp kendüsü ta‘bîr etdi. Hakîr eyitdim "Sultânım, bu vâkı‘ayı bana söylediniz. Eğer âfâkî ve eğer enfüsî ilhâm-ı Rabbânî ile yâhûd kavl-i İbn Sîrîn ta‘birnâmesi üzre ta‘bîr etmek bana düşerdi. Ammâ beni ta‘bîr etmeğe komayup yine kendiniz ta‘bîr edersüz" deyü gördüğü rü’yâ-yı sâlihaları bir gayri hüsn-i tevcîh ile ta‘bîr etdim. "Yok Evliyâm, bu vâkı‘a hüsn-i tevcîh kabûl etmez. Hemân min kıbeli'l-Hak ilhâm-ı Rabbânî ile ta‘bîr etdim. Elbette biz Van ve yâhûd Erzurûm u Diyârbekir {valisi} olup Bitlis Hânına bir gûşmâl ederim ve Kaya Sultân da ol kanlı ekmekden yeyüp şehîd-i hurre olur. Ve ben de şehîd olurum. Bu vâkı‘anın ta‘bîri budur. Elbette olacak olur" deyüp bu beyti terennüm etdi, beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 182a–182b ·
metinde göster ·
… Bitlis 182b Hânı'ndan intikâm al, demiş idi. Bu gice vâkı‘amda kanlı ekmekden
Bitlis
Hânına ver, dedüğü belki benim elimde hân şehîd ola, dedi. Ve vâkı‘amda Murâd H …
{Vâkı‘a-i Melek Ahmed Paşa ve ta‘bîr-i rü’yâ-yı sâlih}: İmdi Evliyâm bu vâkı‘anın ta‘bîri min kıbeli'l-Hak ilhâm ile eyledir kim Allahu a‘lem ve Resûluhû bu gice vâkı‘amda bu hakîre ekmek verüp "Bu ekmeği Kürdistân'da bir Kürd âdemîsi pişirir. Sana Van'ın iç kal‘asında verdiğim beyâz nân-pâre-i lezîzdir" dediği Allahu a‘lem bize sa‘âdetlü pâdişâh eyâlet-i Van'ı vere. Ve ol ekmeği bir kerre İpşir istedi, ekmeği pişiren Kürd, İpşir'e ekmeği vermedi, dediği saltanat-ı İbrâhîm Hân'da İpşir'e eyâlet-i Van'ı verdiler. Van ekrâdları İpşir'e ekmeği yedirmeyüp balyemez toplar ile şehre komayup hâ’ib u hâsır gelüp gitdi. Ve ekmekde olan kanlı pâre Kaya'ma gönder, yıkayup yesin, dediği Allahu a‘lem Kaya Sultân ehlim bir hâliyle kanlı şehîd olur. Ve Bitlis Hânı'na dahi ol kanlı ekmekden ver, yesin, dediği Allahu a‘lem ol dahi benim elimde şehîd ola. Zîrâ anın hakkında Sultân Murâd merkûm "Ahmed sana Diyârbekir'i verdim. Bolay kim Bitlis Hânı'ndan intikâm alasın. Zîrâ Revân'dan gelirken sarâyına konup yüz kîse ihsân etdim. Ve on yedi aded evlâdlarına serbeser ze‘âmetler in‘âm edüp Van kulunun Muş harâcın kendüye mü’ebbed ocaklık tarîkiyle hîbe eyledim. Bağdâd'a giderken ve gelirken gazân mübârek ola, demeğe istikbâlime gelmedi. Elbette Ahmed, Bitlis 182b Hânı'ndan intikâm al, demiş idi. Bu gice vâkı‘amda kanlı ekmekden Bitlis Hânına ver, dedüğü belki benim elimde hân şehîd ola, dedi. Ve vâkı‘amda Murâd Hân'ın "Sen de ol ekmekden ye" dediğü Allahu a‘lem ecel-i müsemmâmız tamâm olduğu günlerde biz de şehîd olmak görünür. Bu vâkı‘ayı Melek Paşa kendüsü görüp kendüsü ta‘bîr etdi. Hakîr eyitdim "Sultânım, bu vâkı‘ayı bana söylediniz. Eğer âfâkî ve eğer enfüsî ilhâm-ı Rabbânî ile yâhûd kavl-i İbn Sîrîn ta‘birnâmesi üzre ta‘bîr etmek bana düşerdi. Ammâ beni ta‘bîr etmeğe komayup yine kendiniz ta‘bîr edersüz" deyü gördüğü rü’yâ-yı sâlihaları bir gayri hüsn-i tevcîh ile ta‘bîr etdim. "Yok Evliyâm, bu vâkı‘a hüsn-i tevcîh kabûl etmez. Hemân min kıbeli'l-Hak ilhâm-ı Rabbânî ile ta‘bîr etdim. Elbette biz Van ve yâhûd Erzurûm u Diyârbekir {valisi} olup Bitlis Hânına bir gûşmâl ederim ve Kaya Sultân da ol kanlı ekmekden yeyüp şehîd-i hurre olur. Ve ben de şehîd olurum. Bu vâkı‘anın ta‘bîri budur. Elbette olacak olur" deyüp bu beyti terennüm etdi, beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 182a–182b ·
metinde göster ·
… î ile ta‘bîr etdim. Elbette biz Van ve yâhûd Erzurûm u Diyârbekir {valisi} olup
Bitlis
Hânına bir gûşmâl ederim ve Kaya Sultân da ol kanlı ekmekden yeyüp şehîd-i hurr …
{Vâkı‘a-i Melek Ahmed Paşa ve ta‘bîr-i rü’yâ-yı sâlih}: İmdi Evliyâm bu vâkı‘anın ta‘bîri min kıbeli'l-Hak ilhâm ile eyledir kim Allahu a‘lem ve Resûluhû bu gice vâkı‘amda bu hakîre ekmek verüp "Bu ekmeği Kürdistân'da bir Kürd âdemîsi pişirir. Sana Van'ın iç kal‘asında verdiğim beyâz nân-pâre-i lezîzdir" dediği Allahu a‘lem bize sa‘âdetlü pâdişâh eyâlet-i Van'ı vere. Ve ol ekmeği bir kerre İpşir istedi, ekmeği pişiren Kürd, İpşir'e ekmeği vermedi, dediği saltanat-ı İbrâhîm Hân'da İpşir'e eyâlet-i Van'ı verdiler. Van ekrâdları İpşir'e ekmeği yedirmeyüp balyemez toplar ile şehre komayup hâ’ib u hâsır gelüp gitdi. Ve ekmekde olan kanlı pâre Kaya'ma gönder, yıkayup yesin, dediği Allahu a‘lem Kaya Sultân ehlim bir hâliyle kanlı şehîd olur. Ve Bitlis Hânı'na dahi ol kanlı ekmekden ver, yesin, dediği Allahu a‘lem ol dahi benim elimde şehîd ola. Zîrâ anın hakkında Sultân Murâd merkûm "Ahmed sana Diyârbekir'i verdim. Bolay kim Bitlis Hânı'ndan intikâm alasın. Zîrâ Revân'dan gelirken sarâyına konup yüz kîse ihsân etdim. Ve on yedi aded evlâdlarına serbeser ze‘âmetler in‘âm edüp Van kulunun Muş harâcın kendüye mü’ebbed ocaklık tarîkiyle hîbe eyledim. Bağdâd'a giderken ve gelirken gazân mübârek ola, demeğe istikbâlime gelmedi. Elbette Ahmed, Bitlis 182b Hânı'ndan intikâm al, demiş idi. Bu gice vâkı‘amda kanlı ekmekden Bitlis Hânına ver, dedüğü belki benim elimde hân şehîd ola, dedi. Ve vâkı‘amda Murâd Hân'ın "Sen de ol ekmekden ye" dediğü Allahu a‘lem ecel-i müsemmâmız tamâm olduğu günlerde biz de şehîd olmak görünür. Bu vâkı‘ayı Melek Paşa kendüsü görüp kendüsü ta‘bîr etdi. Hakîr eyitdim "Sultânım, bu vâkı‘ayı bana söylediniz. Eğer âfâkî ve eğer enfüsî ilhâm-ı Rabbânî ile yâhûd kavl-i İbn Sîrîn ta‘birnâmesi üzre ta‘bîr etmek bana düşerdi. Ammâ beni ta‘bîr etmeğe komayup yine kendiniz ta‘bîr edersüz" deyü gördüğü rü’yâ-yı sâlihaları bir gayri hüsn-i tevcîh ile ta‘bîr etdim. "Yok Evliyâm, bu vâkı‘a hüsn-i tevcîh kabûl etmez. Hemân min kıbeli'l-Hak ilhâm-ı Rabbânî ile ta‘bîr etdim. Elbette biz Van ve yâhûd Erzurûm u Diyârbekir {valisi} olup Bitlis Hânına bir gûşmâl ederim ve Kaya Sultân da ol kanlı ekmekden yeyüp şehîd-i hurre olur. Ve ben de şehîd olurum. Bu vâkı‘anın ta‘bîri budur. Elbette olacak olur" deyüp bu beyti terennüm etdi, beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 182a–182b ·
metinde göster ·
… Konya taraflarına geldiğimde gerüden yine Van Valisi (---)(---) paşa lalan ve
Bitlis
Hânı ve Hakkâri Hânı ve Mahmûdî Hânı lalalarından arz-ı mahzarlar gelüp feryâd …
Ba‘dehû pâdişâhımdan ibrâm [u] ilhâh olup elbette ve elbette gelesin, fermânları geldikde Kürdistân ahvâlin tecessüs etmeden fâriğ olup Konya taraflarına geldiğimde gerüden yine Van Valisi (---)(---) paşa lalan ve Bitlis Hânı ve Hakkâri Hânı ve Mahmûdî Hânı lalalarından arz-ı mahzarlar gelüp feryâd [u] fiğânları evce peyveste olup Acem'den feryâdnâmeleri kan ile yazmışlar, deyü arzları huzûr-ı pâdişâhîde ibrâz edüp, işte pâdişâhım ol serhaddin ihtilâline göre ol tarafa bir müdebbir, kâr-âzmûde vezîr-i rûşen-zamîr olmuş, serdâr-ı mu‘azzamlığa lâyık Melek Ahmed Paşa lâzımdır, deyü re’y-i ahsen zann edüp ol tarafa me’mûr eyledik. Fermân pâdişâhımındır" deyü hâmûş-bâş oldu. Hemân sa‘âdetlü pâdişâh, kazıyye ma‘lûm deyüp tebessüm idip "Tiz devât ve kalem getirin" dedi. Derhâl sır kâtibi devât ve kilk-i cevher-nisâr getirüp dest-i şerîfiyle eyle bir hatt-ı şerîf tahrîr etdi kim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 183b ·
metinde göster ·
… rında bâğlı ve bâğçeli ve câmi‘ medreseli Hakkârî hâkimi hükmünde olduğu bâlâda
Bitlis
hânı cenginden Melek Ahmed Paşa efendimizle gelirken bu Vestan kal‘ası evsâfı t …
Menzil-i kal‘a-i Vestan: Van deryâsı kenârında bâğlı ve bâğçeli ve câmi‘ medreseli Hakkârî hâkimi hükmünde olduğu bâlâda Bitlis hânı cenginden Melek Ahmed Paşa efendimizle gelirken bu Vestan kal‘ası evsâfı tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 5a ·
metinde göster ·
… "Evliyâm! Ulaklık ile hidmetimizde bulunup bize müjde haberleri getirdin. Sana
Bitlis
hânı oğlumun mukarrernâmesin ve Zirikî beğinin mukarrernâmesin sana hidmet verm …
Bir hafta istirâhat edüp bir gün paşa-yı deryâ-dil eydir: "Evliyâm! Ulaklık ile hidmetimizde bulunup bize müjde haberleri getirdin. Sana Bitlis hânı oğlumun mukarrernâmesin ve Zirikî beğinin mukarrernâmesin sana hidmet vermişim. Ale's-sabâh durma, zîrâ vakit ahşamlıdır ve Bitlis hânı oğlumuzda bekâya yetmiş kîse mâlın tahsîline anda olan mataracıbaşıyla bir ayak evvel mukayyed olup tahsîl edüp tîzce gelesin, zîrâ getirdiğin emr-i şerîfde ve mektûb-ı mahabbet-uslûblarda neler tahrîr olunduğun sen bilirsin" dedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 8a ·
metinde göster ·
… karrernâmesin sana hidmet vermişim. Ale's-sabâh durma, zîrâ vakit ahşamlıdır ve
Bitlis
hânı oğlumuzda bekâya yetmiş kîse mâlın tahsîline anda olan mataracıbaşıyla bir …
Bir hafta istirâhat edüp bir gün paşa-yı deryâ-dil eydir: "Evliyâm! Ulaklık ile hidmetimizde bulunup bize müjde haberleri getirdin. Sana Bitlis hânı oğlumun mukarrernâmesin ve Zirikî beğinin mukarrernâmesin sana hidmet vermişim. Ale's-sabâh durma, zîrâ vakit ahşamlıdır ve Bitlis hânı oğlumuzda bekâya yetmiş kîse mâlın tahsîline anda olan mataracıbaşıyla bir ayak evvel mukayyed olup tahsîl edüp tîzce gelesin, zîrâ getirdiğin emr-i şerîfde ve mektûb-ı mahabbet-uslûblarda neler tahrîr olunduğun sen bilirsin" dedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 8a ·
metinde göster ·
kal‘asına işâret etdiklerinde el-azametullâh evvelâ kal‘adan ve şehrin dam u bâ …
Andan hânın hil‘at geydiğin bâğdan Bitlis kal‘asına işâret etdiklerinde el-azametullâh evvelâ kal‘adan ve şehrin dam u bâm kayalarından niçe bin tüfeng atılup akîbince üç yaylım top kal‘adan atılup şehr-i Bitlis murg-i semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kalup üç gün şehirde meks edüp dördüncü gün hândan me’zûn olup "Gideriz" dedikde hakîre iki kîse ve bir semmûr kürk ve bir Gürcî gulâm ve iki at ihsân edüp esbâb [u] kürkleri cümle bir yere Allâh emâneti verüp hândan refîkler alup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 8b ·
metinde göster ·
… yalarından niçe bin tüfeng atılup akîbince üç yaylım top kal‘adan atılup şehr-i
Bitlis
murg-i semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kalup üç gün şehirde meks edüp dördünc …
Andan hânın hil‘at geydiğin bâğdan Bitlis kal‘asına işâret etdiklerinde el-azametullâh evvelâ kal‘adan ve şehrin dam u bâm kayalarından niçe bin tüfeng atılup akîbince üç yaylım top kal‘adan atılup şehr-i Bitlis murg-i semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kalup üç gün şehirde meks edüp dördüncü gün hândan me’zûn olup "Gideriz" dedikde hakîre iki kîse ve bir semmûr kürk ve bir Gürcî gulâm ve iki at ihsân edüp esbâb [u] kürkleri cümle bir yere Allâh emâneti verüp hândan refîkler alup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 8b ·
metinde göster ·
… ibrâm ederdi, ammâ bu hakîr cümle hânzâdeler ve mîr-i aşâyir ve a‘yân-ı kibâr-ı
Bitlis
ile hüsn-i ülfet edüp her birinden bu kadar ihsân [u] in‘âmlar görüp az zamânda …
Ve hân-ı cedîdin zimmetinde ancak yigirmi kîse kaldı ve mataracıbaşı yine anın dahi tahsîline şeb [ü] rûz ibrâm ederdi, ammâ bu hakîr cümle hânzâdeler ve mîr-i aşâyir ve a‘yân-ı kibâr-ı Bitlis ile hüsn-i ülfet edüp her birinden bu kadar ihsân [u] in‘âmlar görüp az zamânda dörd sepet sanduka esbâb ve gayrı tuhaf ve zî-kıymet eşyâlar ve yedi re’s küheylân atlar peydâ edüp her şeb [ü] rûz rûz-ı Nevrûz-ı Harezmşâhî ederdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 9a ·
metinde göster ·
… ördük. Haydar Ağa'nın cümle aşîreti askeri on bin güzîde tüfeng-endâz erlerdir.
Bitlis
şehri içre ve Hânbâğı hâyili dağlara cem‘ olup "Kana kan ister[iz]" deyü feryâd …
Ertesi anı gördük. Haydar Ağa'nın cümle aşîreti askeri on bin güzîde tüfeng-endâz erlerdir. Bitlis şehri içre ve Hânbâğı hâyili dağlara cem‘ olup "Kana kan ister[iz]" deyü feryâd edüp "şer‘ ile da‘vâmız var" dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 10a ·
metinde göster ·
… e bu şitâda gidemez. Sevâhil diyârdır, deyü elbette Diyârbekir üzre giderken bu
Bitlis
deresinden geçer. İnşâ’llâh Koca Melek'i bu dere içre tâ Eşekderesi'ne varınca …
"İnşâ’llâh bu kışda ve kıyâmetde Van'dan ma‘zûldür. Erzurûm üzre bu şitâda gidemez. Sevâhil diyârdır, deyü elbette Diyârbekir üzre giderken bu Bitlis deresinden geçer. İnşâ’llâh Koca Melek'i bu dere içre tâ Eşekderesi'ne varınca topa tutulmuş maymuna döndürüp eşek gibi bar bar bağırdup ve cümle tevâbi‘lerin zâr zâr anırdup üryân ü büryân u giryân edüp Boynueğri Mehemmed Paşa'ya etdiğim gibi Melek'in başına yesteh-i bârânzede hâvrûzı döküp necâsetle yüzleri ve gözleri mutellâ ve münecces ola ve birkaç bildiğim mümtâz iç gulâmlarıyla cümle tuğ u tabl ve alemin alam" deyü yemîn-i billâh ve kasem-i tallâh etdikde cümle huzzâr-ı meclis taraf taraf "Ma‘kul eydirsiz hânım" dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 11a ·
metinde göster ·
… yü fermân eylesem gerek idi" deyü niçe bin lâf u güzâflar urdu, ammâ gün-be-gün
Bitlis
şehri içre niçe bî-günâh mazlûmları iftirâ-yı mahz edüp "Sen Melek Ahmed Paşa'y …
Hân eyitdi: "Âferim Evliyâ! Hakkâ ki nân u nemek hakkın bilir merd-i meydânsın. Ol Allâh hakkı derûnum âteşinden şöyle böyle edem dedim, ammâ eğer Melek bu dereçeye gelende men anı ihsân [u] in‘âm ile utandurup tâ Diyârbekir'e varana dek zahîresin verüp evlâdlarımı ve hân etdiği oğlum Ziyâeddîn'i bilesince koşup ‘Tâ Diyârbekir'e varana dek hidmetinde olalar’ deyü fermân eylesem gerek idi" deyü niçe bin lâf u güzâflar urdu, ammâ gün-be-gün Bitlis şehri içre niçe bî-günâh mazlûmları iftirâ-yı mahz edüp "Sen Melek Ahmed Paşa'yı bu diyâra getirmeğe bâ‘is u bâdî olduğuz" ve "Haydar Kethüdâ çerâğısınız" deyü niçe ibâdullâhları Bitlis kal‘ası burcundan aşağı âdemleri atup pâre pâre olup niçesin kılıç üşürüp rîze rîze ederlerdi. Ve kimin Bâğ kayalarından ve Dehdîvân ve Âvih kayalarından dest ber-kafâ bağlı âdemleri endâht edüp garîb-i benî Âdem tayr-ı ebâbîl gibi tayerân edüp zemîne nüzûl etdikde sad pâre olup herîse olurlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 11a ·
metinde göster ·
… e bâ‘is u bâdî olduğuz" ve "Haydar Kethüdâ çerâğısınız" deyü niçe ibâdullâhları
Bitlis
kal‘ası burcundan aşağı âdemleri atup pâre pâre olup niçesin kılıç üşürüp rîze …
Hân eyitdi: "Âferim Evliyâ! Hakkâ ki nân u nemek hakkın bilir merd-i meydânsın. Ol Allâh hakkı derûnum âteşinden şöyle böyle edem dedim, ammâ eğer Melek bu dereçeye gelende men anı ihsân [u] in‘âm ile utandurup tâ Diyârbekir'e varana dek zahîresin verüp evlâdlarımı ve hân etdiği oğlum Ziyâeddîn'i bilesince koşup ‘Tâ Diyârbekir'e varana dek hidmetinde olalar’ deyü fermân eylesem gerek idi" deyü niçe bin lâf u güzâflar urdu, ammâ gün-be-gün Bitlis şehri içre niçe bî-günâh mazlûmları iftirâ-yı mahz edüp "Sen Melek Ahmed Paşa'yı bu diyâra getirmeğe bâ‘is u bâdî olduğuz" ve "Haydar Kethüdâ çerâğısınız" deyü niçe ibâdullâhları Bitlis kal‘ası burcundan aşağı âdemleri atup pâre pâre olup niçesin kılıç üşürüp rîze rîze ederlerdi. Ve kimin Bâğ kayalarından ve Dehdîvân ve Âvih kayalarından dest ber-kafâ bağlı âdemleri endâht edüp garîb-i benî Âdem tayr-ı ebâbîl gibi tayerân edüp zemîne nüzûl etdikde sad pâre olup herîse olurlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 11a ·
metinde göster ·
Mukaddemâ Melek Ahmed Paşa ile bu Bitlis şehrine girirken Monla Mehemmed-i Simyâyî nâm ilm-i simyâda kâmil Ebû Alî Sîna idi kim bir hammâm kütüğüne süvâr olup at şekilli bir şâh-ı gedâ esbiyle bâlâda memdûhdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 11a ·
metinde göster ·
… nun biri hân olsun. Sen ki Haydar-ı Kerrâr'sın mü’ebbed kethüdâ olup men kadı-ı
Bitlis
olam’ deyüp hakîkatü'l-hâl ben Melek ile ceng ederken eyle edüp menim askerim o …
Hân eyitdi, "Evliyâm, ol kâfir-i bed-hûy-ı bî-dîn ve cefâ-hûy menim bu kadar zamândan berü çöreğim yeyüp elimden cam cam avşula şerbetlerim çekerken nân u nemek ve lavaşa ekmek hakkın gözetmeyüp Haydar Kethüdâ ile yek-dil [ü] yek-cihet olup ‘Sen Melek Ahmed Paşa ile ey Haydar Ağa bir ol, Van askeriyle bu şehre gelsin, men hân askeri içre bir vefk bırağam, hânın askeri târumâr olsun ve Melek Paşa askeri içre bir tılsım bırağam, mansûr u muzaffer olup hânı katl etsinler, oğlunun biri hân olsun. Sen ki Haydar-ı Kerrâr'sın mü’ebbed kethüdâ olup men kadı-ı Bitlis olam’ deyüp hakîkatü'l-hâl ben Melek ile ceng ederken eyle edüp menim askerim ol ânda mûr u mâr gibi târumâr olup ben dahi Mudiki dağlarına firâr etdim. Hamd-i Hudâ sıhhatle tahtıma gelüp mel‘ûnı Altıkulac'ın teberiyle katl etdirdim" dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 11b ·
metinde göster ·
… eğnine geyüp bin renc [ü] anâ ile Hüsrev Paşa çârsûsın karanlıkda geçüp şehr-i
Bitlis
ne kadar şehr-i mu‘azzamdır. Bir hayli zamânda şehri çıkup Kassâb çeşmesi nâm m …
"Bire hânı öldürdüler, sen ne durursun?" deyince aklı başından gidüp hemân ahurına inüp bir kantarma ile yaldak atına binüp hidmetkârı kılıcın tüfeğin verüp kürkün eğnine geyüp bin renc [ü] anâ ile Hüsrev Paşa çârsûsın karanlıkda geçüp şehr-i Bitlis ne kadar şehr-i mu‘azzamdır. Bir hayli zamânda şehri çıkup Kassâb çeşmesi nâm mahalle vardıkda henüz Hânbâğı'nda bir gırîv [ü] vâveylâ ve revşen kopup tüfengler atılmağa başladı. Biz dahi Rahova sahrâsına çıkdık, ammâ kar minâre kaddince var, ammâ hele hakîr her gün binmeğile rûz-merre yığın karı yol üzre pâymâl edüp beş altı huddâmlarımla yolları açardım. Hele dörd kişi gâh kurdlingî ve gâh eşdirme ve gâh segirdüp kara batarak her bâr karanlıkda ardımıza bakarak vakt-i şâfi‘îde Van deryâsı kenârında Taht-ı Van nâm hâna vardık.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 13b ·
metinde göster ·
şehrinde her gün binüp kar söküp atları yarandırup saman vermeyüp cürd etdiğimi …
Hamd-i Hudâ Bitlis şehrinde her gün binüp kar söküp atları yarandırup saman vermeyüp cürd etdiğimizden atlarımız dizgin-be-dizgin müşvâr-be-müşvâr işleyüp ra‘d-vâr şakıyup kaçardık.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 14a ·
metinde göster ·
… ere ol kadar ta‘zîm ü tekrîm eyledi kim hadden efzûn, zîrâ Melek Ahmed Paşa ile
Bitlis
hânı üzre sefere gelirken bu Ahlad kal‘asında meks etdiğimizde bu dizdâr ile âş …
Dizdâr bizi görüp, "Bire cânım Evliyâ Efendi, hoş geldin ve bire cânım Menteş Bölükbaşı safâ geldin" deyü bizlere ol kadar ta‘zîm ü tekrîm eyledi kim hadden efzûn, zîrâ Melek Ahmed Paşa ile Bitlis hânı üzre sefere gelirken bu Ahlad kal‘asında meks etdiğimizde bu dizdâr ile âşinâlık kesb edüp paşaya buluşdurup neferâtların yoklama etdirmemişdim. Hamd-i Hudâ ol eylik etdiğimizin semeresi zuhûr edüp hâne-i bî-minnetinde râhat edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 14a ·
metinde göster ·
… ndim, Boynueğri Mehemmed Paşa gibi rüsvây-ı âm u bednâm olur, zîrâ, sizin henüz
Bitlis
şehrinde kırdığınız beş on bin âdemlerin kanları kurumadan bu azilde ne cür’etd …
"Vallâhi efendim, Boynueğri Mehemmed Paşa gibi rüsvây-ı âm u bednâm olur, zîrâ, sizin henüz Bitlis şehrinde kırdığınız beş on bin âdemlerin kanları kurumadan bu azilde ne cür’etdir kim Bitlis'e gidem dersiz?" deyince
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 14b ·
metinde göster ·
… ânım, bunlara eski hân yine at ve köle bağışlamağa hâzır-baş olmuşdur. Anıniçün
Bitlis
şehrine gitmek isterler, ammâ Hudâ âlimdir, cümle Kürdistân askeri sizden dilgî …
"Hay sultânım, bunlara eski hân yine at ve köle bağışlamağa hâzır-baş olmuşdur. Anıniçün Bitlis şehrine gitmek isterler, ammâ Hudâ âlimdir, cümle Kürdistân askeri sizden dilgîrlerdir. Hele cümle beğleri kayd [u] bend edüp bu kadar mâllarını aldığınızı ferâmûş etmeniz, yohsa at yerine atdan ve götden çıkarsız, zîrâ cümle Kürdistân ayağa kalkmışlardır. Hemân şimdi tuğu konakcıdan hân askerine aldırmayasız. Ana ilâc görün" dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 14b ·
metinde göster ·
şehrinden} firâr ederken şehîd olan Hüseyin'imin yerine bedel bir mümtâz Gürcî …
Ve {Bitlis şehrinden} firâr ederken şehîd olan Hüseyin'imin yerine bedel bir mümtâz Gürcî gulâmı ve pür-silâh bisâtıyla hakîre bir mükellef ü mükemmel küheylân at verüp öbür atlarım ve gayrı memâliklerim su’âl edüp,"Cümle Bitlis'de bırağup kaçdım" dedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 14b ·
metinde göster ·
… ıları zümresine ilhâk edüp yedi günden sonra Menteş Bölükbaşı'nın üç yüz yiğidi
Bitlis
deresinden ceng ede ede bizim izimizce paşanın hâk-i pây-ı semendine yüzler sür …
Paşa, "Olmaya illâ hayr" deyüp Menteş Bölükbaşı'ya bir kafâ semmûr kürk ihsân edüp kapucubaşıları zümresine ilhâk edüp yedi günden sonra Menteş Bölükbaşı'nın üç yüz yiğidi Bitlis deresinden ceng ede ede bizim izimizce paşanın hâk-i pây-ı semendine yüzler sürüp tevâbi‘ yazılup ol gün Menteş Bölükbaşı bayrak açup konakcıyla ileri ta‘yîn olundu. {Ve Ahlat kal‘ası dizdârı bizi hân askerine vermeyüp ceng etdiğiyçün dizdâra hil‘at-i fâhire gitdi.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 14b ·
metinde göster ·
… ı zamân ve mirzâ-yı Kürdistân idi. Bu sıfatlarla muttasıf olmağın cümle ahâlî-i
Bitlis
cümle birâderlerine bu Ziyâeddîn Beğ'i tercîh edüp sağîr ü kebîr ve cüvân ü pîr …
Bu hakîr-i pür-taksîr merhûm hân gibi bir kadir-şinâs hân-ı 15a âlîşân görmedim ve kerem [ü] ihsân ile sâ’ir ihvânları üzre mümtâz-ı cihân ve dâ’imâ tâlib-i erbâb-ı ma‘rifet ile hem sohbet idi ve Mesnevîhân ve Gülistân ve Bostân ve Fârisîhân idi. Ve fârisi'l-hayl-ı zamân ve mirzâ-yı Kürdistân idi. Bu sıfatlarla muttasıf olmağın cümle ahâlî-i Bitlis cümle birâderlerine bu Ziyâeddîn Beğ'i tercîh edüp sağîr ü kebîr ve cüvân ü pîr bu nev-cüvânı Melek Ahmed Paşa'dan eyâlet-i Bitlis'e hân taleb etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 14b–15a ·
metinde göster ·
… anûn üzre cebelüleriyle bin beş yüz asker olur, ammâ Kürdistân olmağile bizimle
Bitlis
Hânı cenginde bile olduklarından ma‘lûmumuzdur kim sekiz bin aded müsellâh ü mü …
Eyâlet-i Erzurûm'da başka sancakbeği tahtıdır. Beğinin hâssı 100.000 akçe eder. Livâsında 14 ze‘âmetdir ve 282 tîmârdır. Alaybeği ve çeribaşısı vardır. Kanûn üzre cebelüleriyle bin beş yüz asker olur, ammâ Kürdistân olmağile bizimle Bitlis Hânı cenginde bile olduklarından ma‘lûmumuzdur kim sekiz bin aded müsellâh ü müzeyyen ve müretteb asker idiler. Bitlis Hânı Abdâl Hân'a bunlar dilgîr olmağile hânın askerini münhezim eden ibtidâ bu kavm-i Malazcird{dır} ve ba‘dehû kavm-i Mahmûdî idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 15a ·
metinde göster ·
… ma‘lûmumuzdur kim sekiz bin aded müsellâh ü müzeyyen ve müretteb asker idiler.
Bitlis
Hânı Abdâl Hân'a bunlar dilgîr olmağile hânın askerini münhezim eden ibtidâ bu …
Eyâlet-i Erzurûm'da başka sancakbeği tahtıdır. Beğinin hâssı 100.000 akçe eder. Livâsında 14 ze‘âmetdir ve 282 tîmârdır. Alaybeği ve çeribaşısı vardır. Kanûn üzre cebelüleriyle bin beş yüz asker olur, ammâ Kürdistân olmağile bizimle Bitlis Hânı cenginde bile olduklarından ma‘lûmumuzdur kim sekiz bin aded müsellâh ü müzeyyen ve müretteb asker idiler. Bitlis Hânı Abdâl Hân'a bunlar dilgîr olmağile hânın askerini münhezim eden ibtidâ bu kavm-i Malazcird{dır} ve ba‘dehû kavm-i Mahmûdî idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 15a ·
metinde göster ·
Bu şehrin şimâlinde Erzurûm üç menzildir. Ve cânib-i kıblesinde şehr-i
Bitlis
iki menzilden nâkısdır. Kal‘a-i Van şarkında dörd menzildir. Kal‘a-i Ahlat ile …
Bu şehrin şimâlinde Erzurûm üç menzildir. Ve cânib-i kıblesinde şehr-i Bitlis iki menzilden nâkısdır. Kal‘a-i Van şarkında dörd menzildir. Kal‘a-i Ahlat ile Malazcird beyni kâmil yedi fersahdır. Kûh-ı bâlâlardan müstakîm râhları vardır. Ve şehrin âb [u] havâsı gâyet yayla olup cümle ahâlîsi ten 15b dürüstlerdir, zîrâ kışı gâyet katıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 15a–15b ·
metinde göster ·
hânı koca hândan bizim paşaya mahabbetnâmeleriyle hedâyâları gelüp hakîrin altı …
Bu şehirde paşa ile meştâ faslında iken Bitlis hânı koca hândan bizim paşaya mahabbetnâmeleriyle hedâyâları gelüp hakîrin altı re’s atlarımız ve iki sepet esvâblarımız gönderüp dörd aded kölelerimize onar altun harc-ı râh ve birer kat libâs-ı sipâh verüp hakîre iki yüz guruş ve iki kızıl katır yüküyle şeker işi hulviyyât ve sâ’ir me’kûlâtlar ihsân edüp göndermiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 15b ·
metinde göster ·
… sanâyi‘ât-ı üstâdân: Evvelâ sarı ve neftî ve yeşil sahtiyanı meğer Kürdistân'ın
Bitlis
şehrinde ola. Ve üstâd-ı mücellidleri sihir mertebesi kitâb-ı müstetâb cildleri …
Der-memdûhât-ı sanâyi‘ât-ı üstâdân: Evvelâ sarı ve neftî ve yeşil sahtiyanı meğer Kürdistân'ın Bitlis şehrinde ola. Ve üstâd-ı mücellidleri sihir mertebesi kitâb-ı müstetâb cildleri ve müzehheb ve murakka‘ ve münakkaş pîş-tahta divîtleri yapup pâdişâha hedâyâ verirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 141b ·
metinde göster ·
kal‘ası kurbunda Râhova sahrâsı nihâyetinde Râhova nâm bir harâbca küçük kal‘ac …
Vilâyet-i Kürdistân'da Bitlis kal‘ası kurbunda Râhova sahrâsı nihâyetinde Râhova nâm bir harâbca küçük kal‘acık var, içinde çobanlar sâkin olurlar. Ammâ bu Tuna kenârında Râhova gâyet ma‘mûrdur. Bânîsi Sırf krallarıdır. Fâtihi sene (---) târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân'dır, ammâ feth ederken usret çeküp ba‘de'l-feth kal‘anın ba‘zı yerlerin münhedim etmişdir. Hâlâ kulleleri (dağ başında hâlâ kulleleri) bir dağ başında Tuna kenârına varınca bir topraklı hisârı bayır üzre şekl-i muhammes Şeddâdî taş binâ kal‘a-i ra‘nâ imiş, ammâ mürûr-ı eyyâm ile iç el olmak ile gözden bırağılup dahi ziyâde harâb olmadadır. İçinde ancak beş aded hânesi ve bir câmi‘i ve bir vîrân hammâsı var, gayri âsâr-ı binâlar yokdur. Ammâ Sultân Ahmed Hânî'de gâyet ma‘mûr imiş. Eflak beği olan Koca Mihal küffâr Tuna nehri donunca isyân edüp yüz bin küffâr leşkeriyle Âl-i Osmân'ın Tuna kenârında yüz yetmiş pâre kılâ‘ ve şehirlerin nehb ü gâret etdikde bu kal‘ayı dahi kabza-i teshîre alup harâb eder. Anıniçün ol zamândan berü bu kal‘a içi amâr değildir. Ve bir kûh-ı bülendin zirve-i a‘lâsında vâki‘ olmağile halk kal‘aya enüp çıkmadan âciz olup amâr olmamışdır. Ammâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 99a ·
metinde göster ·