hissemiz verin" deyü dest-dırâzlık edüp üç dörd gûne libâs yen ile hisse aldıkl …
"Bize de hissemiz verin" deyü dest-dırâzlık edüp üç dörd gûne libâs yen ile hisse aldıklarında İslâmbol zürefâları yanında Eyyûb halkına kurbâncılar derler meşhûrdur. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 120b ·
metinde göster ·
… bir kişi ashâbdan / İzzet ü ikrâm ile ahbâbdan / Cümle Ashâba dahi söylediler /
Bize de
mülhem olan bu dediler / Yazdılar bir nâme Bi'smillâh ile / Mustafâ nâmı yazıld …
Zâhir oldu anda esra[r] u'l-guyûbSetr eder aybını Settaru'l-uyûbİbn Ebî Tâlib Alîdir şâh-ı dînDedi bana keşf olupdur bu yakînCümlemiz suya yazalım bir kitâbYazalım hem ismimiz şeyh ile şâbGönderelim bir kişi ashâbdanİzzet ü ikrâm ile ahbâbdanCümle Ashâba dahi söyledilerBize de mülhem olan bu dedilerYazdılar bir nâme Bi'smillâh ileMustafâ nâmı yazıldı evveleYazdılar pes Ahmed-i Muhtâr hakıVech-i pâkinde olan envâr hakıNâme vardıkda sana ey mâ’-i pâkİttibâ‘ yoluna eyle insilâk
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 17b ·
metinde göster ·
… kâne muhibb-i yâr-ı kadîmimiz olmağıla sen bizim içün bu vâkı‘ayı görüp ol gice
bize de
işâret olup Evliyâ'nın gördüğü vâkı‘ayı kendüden su’âl edün, deyü bize tebşîr e …
Ve bostâncıbaşıyla gemime bir Frenk hekîm girdüğü Kaya Sultân'ım 145a tarafından bir hekîm ile baltacı gelüp vücûduma hekîm-i hâzık timar etmesidir. Ve sıhhat buldukça hekîme derûn-ı dilimden muhabbet edüp ihsânlar etsem gerekdir, ammâ Allahu a‘lem alâmet-i kebîr oldur kim vücûdum gemisi direği kesilüp ten gemisinden ayrılup benim yoluma revâne olup ben marazdan halâs olurum inşâallah" deyüp bir Fâtiha deyüp ba‘de'l-Fâtiha eydür: "Evliyâm işe sen bizim sâdıkâne muhibb-i yâr-ı kadîmimiz olmağıla sen bizim içün bu vâkı‘ayı görüp ol gice bize de işâret olup Evliyâ'nın gördüğü vâkı‘ayı kendüden su’âl edün, deyü bize tebşîr etdiklerinden bu gün bu vâkı‘anın vâkı‘-ı hâlin senden su’âl etdiğimin aslı ol idi. İmdi bu hakîr ilhâm-ı Rabbânî ile böyle ta‘bîr etdim, hayr ola" deyüp kesret-i kelâmdan bî-tâb u bî-mecâl kalup girde-bâlişe nâliş ederek söylenüp hâb-ı râhata vardı. Cümle enderûn [u] bîrûn ağaları ve gayri huzzâr-ı meclis kimesneler paşanın bu vâkı‘ayı böyle ta‘bîr etdüğüne engüşt ber-dehen ederek "Âferîn, sad hezârân âferîn yâ Melek Ahmed Paşa sad-lek tahsîn ola. Hakkâ ki hâl sâhibisin. Hudâ sıhhat vere" deyü cümle hayr du‘âlar edüp hakîre dahi "Hakkâ Evliyâm, sen de er oğlu ersin ve hakkâ ki pâk seyyâh-ı âlemsin kim böyle bir rü’yâ-yı sâliha gördün!" deyü hakîre dahi du‘â ve senâlar edüp derûnî muhabbet etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 144b–145a ·
metinde göster ·
"Ey birâder, bunlar bizim izimiz gördüler, bunlar bize de gelirler, bire meded, bolay kim Ahlat kal‘asına düşebilsek" deyüp atlara ikdâm edince Taht-ı Van hâkiminin bize on aded verdiği refîkler Van deryâsı kenârında kaldılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 13b ·
metinde göster ·
… ûn üzre kral değildir, bir zorba âsîdir. Şimdi bu sefere anın içün geldik, ammâ
bize de
karşu duramayup kaçup gezer. Biz anı kral istemeziz, bu Zolomioğlu'nu verin göt …
Hüseyin Odabaşı eydir; "Kemen Yanoş'un kral olduğundan Âl-i Osmân pâdişâhının izni ve haberi yokdur. Kanûn üzre kral değildir, bir zorba âsîdir. Şimdi bu sefere anın içün geldik, ammâ bize de karşu duramayup kaçup gezer. Biz anı kral istemeziz, bu Zolomioğlu'nu verin götürüp kral ederiz" dedikde, hemân kapudan-ı la‘în-i bî-îmân gazab-âlûd olup hemân fakîr Zolomioğlu'nu kal‘adan aşağı atmağa (atmağa) fermân edüp evce berâber kal‘a kenârına Zolomioğlun getirüp fakîr kefere yüz bin feryâd [u] nâlişler edüp atarken cümle kapudanlar ve irşek ve bıtrîk ve şaglar ricâ edüp halâs edüp yine zindâna girirken hemân Hüseyin Odabaşı Zolomioğlu'na sarılup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 12b ·
metinde göster ·
… er fursat ve nusret sizin imiş. Eyle olur bu zanca hâlidir, Allâh size de verir
bize de
verir, ammâ şimden gerü hemân Raba suyun karşu geçe görün ve Kanije'ye düşe gör …
"Biz sizi kırmağa yedi gündür asker cem‘ edüp fursat gözedirdik. Meğer fursat ve nusret sizin imiş. Eyle olur bu zanca hâlidir, Allâh size de verir bize de verir, ammâ şimden gerü hemân Raba suyun karşu geçe görün ve Kanije'ye düşe görün. Yohsa mâlınızla ve başınızla ve cânınızla kurtulmazsız" deyü esîrlerimizin iş görmüşleri böyle haberler verdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 5b ·
metinde göster ·
… â pederimiz bu cengde bulunup niçe şühedâları eliyle defn etmiş. Lillâhi'l-hamd
bize de
ziyâretleri müyesser ve mukadder olup rûh-ı pür-fütûhlariyçün bir Yâsîn-i şerîf …
Hamd-i Hudâ pederimiz bu cengde bulunup niçe şühedâları eliyle defn etmiş. Lillâhi'l-hamd bize de ziyâretleri müyesser ve mukadder olup rûh-ı pür-fütûhlariyçün bir Yâsîn-i şerîfe tilâvet edüp savâbın rûh-ı şerîflerine hîbe etdik. Hâlâ ziyâretgâh-ı hâs u âmdır, ammâ niçe yerde mükellef soffa binâlı kabr-i münevvereler var. Cümle şühedâlar rûhiyçün Allâh rızâsıyçün el-Fâtiha.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 40a ·
metinde göster ·