… dâ’idi Hudâ-yı Müte’âl Malta küffârına virmesin, kış u kıyâmetde bârân-ı rahmet
bize ol
gice matar-ı zahmet olup menzil bârgîrleri tepesi üzre düşüp başımız yarılıp me …
Menzil-i kasaba-i Gekbeziyye: Andan ol gün ol gice Kırkgeçit'de çektiğimiz âlâm-ı şedâ’idi Hudâ-yı Müte’âl Malta küffârına virmesin, kış u kıyâmetde bârân-ı rahmet bize ol gice matar-ı zahmet olup menzil bârgîrleri tepesi üzre düşüp başımız yarılıp mecrû[h] olarak,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 177a ·
metinde göster ·
Hemân zî-kıymet olan eşyâları alup kal‘ayı âteşe urup taşrasındaki Pisan şehrine girüp anda dahi yahşı tuhef eşyâları alırken azamet-i Hudâ kal‘anın topları cümle âteşden kızup cânib-i erba‘aya ve bize ol kadar top ber-havâ etdi kim ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 3b ·
metinde göster ·
kadar toplar atdırdı kim hisâba gelmez. Gerçi bu kal‘a dahi Şamos nehrine karîb …
Rakofçi anası ol ciğergâhdan bize ol kadar toplar atdırdı kim hisâba gelmez. Gerçi bu kal‘a dahi Şamos nehrine karîb bir mürtefi‘ yerde havâlesiz bir küçük kal‘a-i Şeddâdîdir, ammâ cebehânesi ve topları ve askeri çok olmağile bir hayli zamân yanına varılmayup gider şeklinde olup asker gâ’ib olunca pusuda olan gâzîlerimiz üç yüz kadar esîr alup varoşu âteş-i Nemrûd'a urdular. Ve etrâfında olan kurâları da berbâd etdiler. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 11a ·
metinde göster ·
… âd edindiğimizde meğer varoşunun bir köşesinde iç kal‘a-misâl kal‘ası var imiş.
Bize ol
kadar toplar atup gülleler urdu kim askerimiz içinde gülleler kellelerimiz üzre …
Bu dahi Zirinoğlu hükmünde ve İslovin hudûdunda bir haşeb hisâr-ı üstüvâr idi. Her ne hâl ise varoşunu ıhrâk [edüp] ganîmet almak murâd edindiğimizde meğer varoşunun bir köşesinde iç kal‘a-misâl kal‘ası var imiş. Bize ol kadar toplar atup gülleler urdu kim askerimiz içinde gülleler kellelerimiz üzre kuş gibi sekerdi. Çok atlarımızın ayakların mecrûh edüp cümle boğazlayup atların etlerin yedik. Ba‘dehu ganîmet alınan atlara süvâr olup bu fezâda olan kurâları 185a cümle nehb ü gârete âheng edüp binden mütecâviz esîr alındı, ammâ mahbûb sıbyânları yok idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 184b–185a ·
metinde göster ·
… ere dâhil olup Gedüslü Halîfe'nin haymesinde refîklerimizle bir yerde meks edüp
bize ol
kadar i‘zâz u ikrâmlar edüp nehr-i Çavka kenârında hakîre başka bir çadır kurup …
Ba‘dehu salâtu'l-asr cümlemiz refîkler ile bî-bâk ü bî-pervâ atlanup cakları katanaların atlarının dördüne tahmîl 26b[edüp] katanaları gulâmlarımızın zebûn atlarımıza bindirüp ve kâfirlerin bindiği atların karınları altından ayaklarına bukağılar urup karacalarından pek kayd [u] bend edüp her birinin licâmların birer gulâmların ellerine verüp sağ tarafımızda büyük askerin hây hûy sadâların istimâ‘ ederek ormanlar içre giderek hamd-i Hudâ ahşama karîb ordu-yı askere dâhil olup Gedüslü Halîfe'nin haymesinde refîklerimizle bir yerde meks edüp bize ol kadar i‘zâz u ikrâmlar edüp nehr-i Çavka kenârında hakîre başka bir çadır kurup hüddâmlarımızla zevk edüp hamd-i Hudâ çadırımızı yakmış iken yine başka çadır sâhibi olduk. Ammâ nehr-i Çavga (---) dağlarından gelüp kıble cânibine Balatin gölüne akup mahlût olur âb-ı hayât küçük sudur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 26a–26b ·
metinde göster ·
… üzre gezerlerken buz üzre bizim atlar ile seğirddiğimiz görüp gemilerine girüp
bize ol
kadar buv atdılar kim, ya‘nî toplar atdılar kim niçe yüz âdemlerimizi ve niçe b …
Hattâ bir kerre giderken karanlık deryâda buza dutulmuş iki dâne Portakal gemileri Çîn'den gelüp Leh vilâyetinde Daniska iskelesi şehrine giderken buzda kalmışlar. Kâfirleri buz üzre gezerlerken buz üzre bizim atlar ile seğirddiğimiz görüp gemilerine girüp bize ol kadar buv atdılar kim, ya‘nî toplar atdılar kim niçe yüz âdemlerimizi ve niçe bin atlarımızı helâk edüp biz dahi gemileri çapmadan ferâğat edüp giderken meğer gemilerin atdıkları topların darblarından buzlar çatlayup ol gemiye yakın yerlerden buz deryâsın geçemeyüp bir hayli yer mesâfeden gidüp (---) günde buz deryâsının arı yakaya varup aydınlık dünyâya çıkup ukâb kuşlarının havfine düşüp cümle atlarımızın kuyru[k]larına ölen otlar, ya‘nî geçen yıldan kalan otlukları atlar kuyruklarına bağlayup birbirlerimizin atları kuyruklarında otları bulup kibrîtlerle yakup yorta yorta gidüp ukâb kuşlarından emîn olup âhır ukâb kuşlarının kesreti mahallerine varup gündüzün gitmek muhâl olup gündüz âteş yakarak oturup gece gece yortup (---)(---) de ka‘bemize varıruz" dediler. Hakîr eyitdim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 178b ·
metinde göster ·