… ‘a'da ve Mahmûdpaşa çârşûsunda ve hânı'nda ankâ Yahûdîler'dir. Gûnâ-gûn İngilis
boyalarından
sülüğen ve zencifne ve lök ve isfîdâc ve lâzüverd misilli boyalar ve demir tell …
Esnâf-ı attârân-ı Yahûdân: Dükkân 200, neferât 400, pîrleri yine Hüsâm bin Abdullâh-i Basravî'dir. Bunların cümle dükkânları Tahta'l-kal‘a'da ve Mahmûdpaşa çârşûsunda ve hânı'nda ankâ Yahûdîler'dir. Gûnâ-gûn İngilis boyalarından sülüğen ve zencifne ve lök ve isfîdâc ve lâzüverd misilli boyalar ve demir teller ve sarı pirinc tenekeler ve'l-hâsıl edîm-i arzda Hallâk-ı âlem ne kadar ma‘âdin halk edüp benî âdemin kârıyla ne kadar eşyâ-yı 197b musanna‘-ı zî-kıymet var ise bu attârlarda bî-kıymet bulunur, gâyet ankâ bâzergânlardır. (---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 197a–197b ·
metinde göster ·
… İngilis boyalarından sülüğen ve zencifne ve lök ve isfîdâc ve lâzüverd misilli
boyalar
ve demir teller ve sarı pirinc tenekeler ve'l-hâsıl edîm-i arzda Hallâk-ı âlem …
Esnâf-ı attârân-ı Yahûdân: Dükkân 200, neferât 400, pîrleri yine Hüsâm bin Abdullâh-i Basravî'dir. Bunların cümle dükkânları Tahta'l-kal‘a'da ve Mahmûdpaşa çârşûsunda ve hânı'nda ankâ Yahûdîler'dir. Gûnâ-gûn İngilis boyalarından sülüğen ve zencifne ve lök ve isfîdâc ve lâzüverd misilli boyalar ve demir teller ve sarı pirinc tenekeler ve'l-hâsıl edîm-i arzda Hallâk-ı âlem ne kadar ma‘âdin halk edüp benî âdemin kârıyla ne kadar eşyâ-yı 197b musanna‘-ı zî-kıymet var ise bu attârlarda bî-kıymet bulunur, gâyet ankâ bâzergânlardır. (---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 197a–197b ·
metinde göster ·
ile münakkaş yasdıklar ve sofralar ve perdeler ve şatranc bezleri basup dükkânl …
Esnâf-ı basmacıyân-ı yasdık: Dükkân 15, neferât 55, pîrleri yine nakkâşların pîri Fazl ibn Hazret-i Abbâs'dır {kim Hazret-i Resûl merhûm oldukda Alî gasl edüp bu Fazl cesed-i Nebî üzre su sab ederdi}. Dükkânları Sırt hammâmı kurbündedir. Kârları neftli ve katrânlı gûnâ-gûn boyalar ile münakkaş yasdıklar ve sofralar ve perdeler ve şatranc bezleri basup dükkânlarında bu kâr ile ubûr ederler. Ammâ latîf musanna‘ kârdır kim ne kadar yaykasan nakşı müteğayyir olmaz bir kârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 200a ·
metinde göster ·
içre kazganın nısfına dek su koyup ağaçdan binâlar üzre deste deste sûfları kor …
Keyfiyyet-i mevvâc-ı sûf: Bir kazgan-ı kebîri germâ-germ âteş üzre koyup kazgan içine murâd edindikleri elvân boyalar içre kazganın nısfına dek su koyup ağaçdan binâlar üzre deste deste sûfları korken her sûfun birer katı içre birer ağaç çöpleri koyup deste deste sûflar kazgan içre yerleşdirüp kazganın ağzın kapayup etrâfın hamîrle sıvayup germâ-germ âteş edüp bi-emrillah ol kazgan içre buların te’sîri buhârı sûflara urup sun‘-ı Hudâ gûnâ-gûn izler olur kim Mânî ve Behzâd kalemin çekmede âcizlerdir. Bu sûf dahi Engürü'ye mahsûsdur. Edîm-i arzda bir diyârda olmak ihtimâli yokdur. Frenk veled-i zinâları bu Engüri keçilerinden Frengistân'a götürüp hayâl iplik eğirüp sûf dokumak murâd edindiler. Bi-emrillah keçiler bir senede bayağı tüğlü keçiler oldu ve dokudukları şeyleri sûf olmayup mevc vermeğe kâdir olmadılar. Âhir Engürü'den eğrilmiş sûf ipliği alup Frengistân'a götürüp sûf idelim dediler, olmayup âhir ruhbânlar içün hâlâ sûf gibi hayyâl mevcsiz siyâh rukla şâlı dokurlar. Ahâlî-i Engürü, Hacı Bayrâm-ı Velî'nin kerâmetidir ve âb [u] hevâmızın letâfeti hükmüdür, derler. Hakkâ ki rub‘-ı meskûnda nazîri yok sûfları olur ve muhayyeri dahi meşhûrdur. Ve Engürü kerpiçi dahi meşhûrdır. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 358a ·
metinde göster ·
… aş niçe bin elvân la‘lî ve siylû ve lacüverd ve semâyî ve sebz-gûn ve asfer-gûn
boyalar
ile eyle nakş-ı bukalemûn-ı ibret-nümûn etmiş kim im‘ân-nazar ile temâşâ eder m …
Bu kıble kapusundan tâ mihrâba varınca derûn-ı câmi‘ tûlen yüz kademdir. Ve arzen iki yüz elli ayakdır. Ve cümle amelî (---) aded amûd-ı sitte üzre beş aded kubbe-i nîl-gûn-ı ibret-nümûnlardır kim her biri kubbe-i eflâkden nişân verir. Bu beş aded kubbe-i acîbe ve garîbenin derûnuna üstâd-ı nakkaş niçe bin elvân la‘lî ve siylû ve lacüverd ve semâyî ve sebz-gûn ve asfer-gûn boyalar ile eyle nakş-ı bukalemûn-ı ibret-nümûn etmiş kim im‘ân-nazar ile temâşâ eder ma‘ârif-şinâs engüşt-ber-dehen edüp vâlih [ü] hayrân dem-beste ve ser-gerdân olur. Gûyâ bu beş aded kubbe-i azîmlerin nakşını Nakkâş-ı ezel yed-i kudret ile resm etmişdir. Behzâd ve Mânî bir ser-i mû kilk-i cevâhir-i nisârın çekmede âcizlerdir. Erbâb-ı ma‘ârife nihân u pinhân değildir. Ve bu genc-i kubbe içre olan nakş-ı ibret-nümâlar bir kubbede olan boyalar ve bir kubbede olan keyfiyyet-i tarh-ı mersûmlar bir kubbe-i nîl-gûnda yokdur. Ve bu kıbâb-ı ibret-nümâlar pes-pâye olmağıla gâyetü'l-gâye {latîf} seyr olunur. Ve mihrâb [u] minberinde envâ‘-ı gûn fusûs-ı mukavvim mahkûk gûnâ-gûn-ı ibret-nümûn ruhâm-ı ma‘kûk-ı ile ma‘kûd kılınmışdır. Ve mehâfil-i mü’ezzinân-ı eczâhân kürsîleri köşe be-köşe umk-ı mencûklar ile ve beyâz ve siyâh, ahmer-gûn ve gayri gûnâ-gûn ahcâr-ı zî-kıymetler ile ârâste ve seng-i aynu'l-hûr ve aynu'l-hirre mânendi hurda taşlar ile münakkaş-ı pîrâste olmuş makâm-ı meşâyihân-ı hümâm kürsîleridir. Ve bu câmi‘in sol tarafında olan kürsî üzre bir kelâm-ı kadîm vardır. Zamânemiz hattâtları ol gûne kalem-i kelâm-ı kudreti yazmağa iktidârları 152b yokdur. Ve eyle kelâmullah-ı kebîrdir kim bu kürsî ancak anın içün binâ olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 152a–152b ·
metinde göster ·
… ân değildir. Ve bu genc-i kubbe içre olan nakş-ı ibret-nümâlar bir kubbede olan
boyalar
ve bir kubbede olan keyfiyyet-i tarh-ı mersûmlar bir kubbe-i nîl-gûnda yokdur. …
Bu kıble kapusundan tâ mihrâba varınca derûn-ı câmi‘ tûlen yüz kademdir. Ve arzen iki yüz elli ayakdır. Ve cümle amelî (---) aded amûd-ı sitte üzre beş aded kubbe-i nîl-gûn-ı ibret-nümûnlardır kim her biri kubbe-i eflâkden nişân verir. Bu beş aded kubbe-i acîbe ve garîbenin derûnuna üstâd-ı nakkaş niçe bin elvân la‘lî ve siylû ve lacüverd ve semâyî ve sebz-gûn ve asfer-gûn boyalar ile eyle nakş-ı bukalemûn-ı ibret-nümûn etmiş kim im‘ân-nazar ile temâşâ eder ma‘ârif-şinâs engüşt-ber-dehen edüp vâlih [ü] hayrân dem-beste ve ser-gerdân olur. Gûyâ bu beş aded kubbe-i azîmlerin nakşını Nakkâş-ı ezel yed-i kudret ile resm etmişdir. Behzâd ve Mânî bir ser-i mû kilk-i cevâhir-i nisârın çekmede âcizlerdir. Erbâb-ı ma‘ârife nihân u pinhân değildir. Ve bu genc-i kubbe içre olan nakş-ı ibret-nümâlar bir kubbede olan boyalar ve bir kubbede olan keyfiyyet-i tarh-ı mersûmlar bir kubbe-i nîl-gûnda yokdur. Ve bu kıbâb-ı ibret-nümâlar pes-pâye olmağıla gâyetü'l-gâye {latîf} seyr olunur. Ve mihrâb [u] minberinde envâ‘-ı gûn fusûs-ı mukavvim mahkûk gûnâ-gûn-ı ibret-nümûn ruhâm-ı ma‘kûk-ı ile ma‘kûd kılınmışdır. Ve mehâfil-i mü’ezzinân-ı eczâhân kürsîleri köşe be-köşe umk-ı mencûklar ile ve beyâz ve siyâh, ahmer-gûn ve gayri gûnâ-gûn ahcâr-ı zî-kıymetler ile ârâste ve seng-i aynu'l-hûr ve aynu'l-hirre mânendi hurda taşlar ile münakkaş-ı pîrâste olmuş makâm-ı meşâyihân-ı hümâm kürsîleridir. Ve bu câmi‘in sol tarafında olan kürsî üzre bir kelâm-ı kadîm vardır. Zamânemiz hattâtları ol gûne kalem-i kelâm-ı kudreti yazmağa iktidârları 152b yokdur. Ve eyle kelâmullah-ı kebîrdir kim bu kürsî ancak anın içün binâ olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 152a–152b ·
metinde göster ·
… e olan bir kubbede yokdur. Garâbet anda kim her birinin tarh [u] tarzı ve elvân
boyaları
birer kubbede başka başka gûne resm olunmuşdur. Bir acâ’îb dahi oldur kim üç yü …
Ve yigirmi aded kubbe-i ser-nigûnların derûnunda olan nakş-ı bukalemûn-ı ibret-nümûn-ı ber-kubbe olan bir kubbede yokdur. Garâbet anda kim her birinin tarh [u] tarzı ve elvân boyaları birer kubbede başka başka gûne resm olunmuşdur. Bir acâ’îb dahi oldur kim üç yüz altmış yıldan berü Edirne şehrinin şiddet-i şitâsından ve kemâl-i harâretinden ile'l-ân bu kadar elvân boyaların rengâmîzlerine tagayyür gelmemişdir. Gûyâ henim Nakkâş-ı Ezel destinden çıkmışdır. Cemî‘i musavvirân-ı nakkâşın sûretinde nûr yokdur, ammâ bu kıbâblar serâpâ pür-nûr olup şükûfe-i bukalemûnu gûyâ zî-rûhdur. Âyîne-vâr bir gûne mücellâdır kim şa‘şa‘ası temâşâ edenlerin rûyine pertev urur. Ve bu haremin cânib-i erba‘asında olan pencereler üzre gûnâ-gûn ibret-nümûn hatlar ile kasâ’idler tahrîr olunmuşdur. Bu harem-i dil-küşâ eyle ruhâm-ı mermer-i hâm ile mefrûşdur kim her seng-i hurdenin imtizâcına âdem hayrân kalup gûyâ yekpâre der. Bir seng-i ma‘kûk bir gayr-i hacer-i mahkûkdan bir mûr-ı pâ farkı yokdur. Gûyâ cümle hacerât-ı kesîre yek-pâre olup eyle mücellâdır kim cümle benî Âdem'in reng-i rûları nümâyândır. Yine bu haremin tâ vasatında cemâ‘at-i kesîreye tecdîd-i vuzû’ etmek içün bir havz-ı Hanefîsi var, âb-ı hayât fevvârelerinden pertâb edüp revâne olmadadır. Cümle tâlibân-ı salât andan tecdîd-i vuzû’ edüp tâ‘at-i Sübhân ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 152b ·
metinde göster ·
Ve yigirmi aded kubbe-i ser-nigûnların derûnunda olan nakş-ı bukalemûn-ı ibret-nümûn-ı ber-kubbe olan bir kubbede yokdur. Garâbet anda kim her birinin tarh [u] tarzı ve elvân boyaları birer kubbede başka başka gûne resm olunmuşdur. Bir acâ’îb dahi oldur kim üç yüz altmış yıldan berü Edirne şehrinin şiddet-i şitâsından ve kemâl-i harâretinden ile'l-ân bu kadar elvân boyaların rengâmîzlerine tagayyür gelmemişdir. Gûyâ henim Nakkâş-ı Ezel destinden çıkmışdır. Cemî‘i musavvirân-ı nakkâşın sûretinde nûr yokdur, ammâ bu kıbâblar serâpâ pür-nûr olup şükûfe-i bukalemûnu gûyâ zî-rûhdur. Âyîne-vâr bir gûne mücellâdır kim şa‘şa‘ası temâşâ edenlerin rûyine pertev urur. Ve bu haremin cânib-i erba‘asında olan pencereler üzre gûnâ-gûn ibret-nümûn hatlar ile kasâ’idler tahrîr olunmuşdur. Bu harem-i dil-küşâ eyle ruhâm-ı mermer-i hâm ile mefrûşdur kim her seng-i hurdenin imtizâcına âdem hayrân kalup gûyâ yekpâre der. Bir seng-i ma‘kûk bir gayr-i hacer-i mahkûkdan bir mûr-ı pâ farkı yokdur. Gûyâ cümle hacerât-ı kesîre yek-pâre olup eyle mücellâdır kim cümle benî Âdem'in reng-i rûları nümâyândır. Yine bu haremin tâ vasatında cemâ‘at-i kesîreye tecdîd-i vuzû’ etmek içün bir havz-ı Hanefîsi var, âb-ı hayât fevvârelerinden pertâb edüp revâne olmadadır. Cümle tâlibân-ı salât andan tecdîd-i vuzû’ edüp tâ‘at-i Sübhân ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 152b ·
metinde göster ·
… eyleyen Acem Mânî'dir. Da‘vâ-yı merd ile Acem'den yetmiş aded bâr-ı şütür elvân
boyalar
getirüp yedi senede bu câmi‘in der-i dîvâr kıbâbların nakş edüp masrûf göstermi …
Ammâ hakkâ ki sâhibu'l-hayrât Koca Murâd Hân-ı Sânî cülûs-ı evvelinde Anadolu'da İzmir kal‘asın Kaydefâ nesli Rûm kefereleri destinden feth etdükde cemî‘i hazâ’in ü defâ’iniyle ahz u kabz eyleyüp ol genc-i Kârûn'u bu Üçşerîfeli câmi’ine sarf eylemişdir. Ve cemî‘i kıbâblarında olan ibret-nümâ nakş-ı bukalemûnu münakkaş eyleyen Acem Mânî'dir. Da‘vâ-yı merd ile Acem'den yetmiş aded bâr-ı şütür elvân boyalar getirüp yedi senede bu câmi‘in der-i dîvâr kıbâbların nakş edüp masrûf göstermişdir. Koca Murâd giden masârıfa bakmayup her üstâda hadden efzûn ihsânlar edüp bu câmi‘in cemî‘i seng [u] ahşâbâtı ve gayrı levâzımâtı hesâb olunup bir miskâl taşı bir altun olmuş, derler. Hattâ Timurtaş Paşazâde Elvend Beğ binâ emîni imiş. Anların tahrîri üzre bu câmi‘in masârıfına hemân zer-ı hâlis kısmından yedi bin kîse mâl-ı İzmir sarf olunmuşdur. {Sâ’ir sîm-i hâlis memsûk-i râyic masârıfın Hudâ bilür demişler} Zîrâ ihsân bâbı meftûh olmağıla ekâlim-i seb‘ada ne kadar fünûn-ı şettâya mâlik üstâd-ı kâmiller var ise kerem kânı Murâd Hân'ın keremin görmeğe gelüp her biri bu câmi‘de birer ibret-nümâ âsâr komuşdur. Anınçün bu câmi‘e niçe kerre girsen bir köşede dahi niçe gûne sanâyi‘ât u ibret-nümâ mersûmât-ı tasarrufâtlar müşâhade edersin. El-hâsıl bu câmi‘in vasfında lisân kâsır ü kalemler kâsirdir. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 153a ·
metinde göster ·
ile harîr ve gayrı şapik harîr sabğ ederler kim diyâr-ı Acem'in Lahîcân şehri s …
Ve bir kâr-ı memdûhu dahi boyahânelerinde elvân boyalar ile harîr ve gayrı şapik harîr sabğ ederler kim diyâr-ı Acem'in Lahîcân şehri sabbâğları eyle harîr sabğ idemezler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 233b ·
metinde göster ·
… n ve Tamu deresi ve Siccîn deresi ve Sâ’îr beli (---)(---) alev ber-alev elvân
boyalar
ile eyle âteş-i Nemrûdlar içinde Nemrûd ve Fir‘avn ve Karûn [ve] şeddad ve hüme …
Ve dahi dâr-ı cahîm tasvîrinde Veylü deresin ve Gayyâ deresin ve Sakar deresin ve Tamu deresi ve Siccîn deresi ve Sâ’îr beli (---)(---) alev ber-alev elvân boyalar ile eyle âteş-i Nemrûdlar içinde Nemrûd ve Fir‘avn ve Karûn [ve] şeddad ve hümeze ve lümeze ve zemmâm ve nemmâm ve fâsık ve fâcir ve zânî ve lutîleri birbirlerine çatışmış tasvirlerin gösterüp yılan ve çıyan ve akreb ve ukâb sıfatlı zebânîler zift ve katrân içinde mezkûr âsîlere nobûtlar urup azâb-ı elîm etdiklerin göstermiş kim gören âdemler her şeyden tâ’ib ü tâhir olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 106a ·
metinde göster ·
… â sırçalı taşdır. Ve nakş-ı zerkârı sâfî lâjiverd ve la‘lî ve sîlû ve bedahşânî
boyalar
ile münakkaşdır.
Ve bu su sarnıcı olan kıble soffası üstündeki nîm kubbe kârgîr binâdır. Câmi‘ içi gibi ağaç kirişler ile mebnî kubbe değildir, sâfî kârgîr binâ nîm kubbedir. Ammâ bunun dahi üstü kilimler cirmi kadar beyâz mermer döşe[li] sütûhdur. Ammâ bu kubbe-i mînânın içi sâfî altun sıvalıdır ve müzehheb ve mutallâ sırçalı taşdır. Ve nakş-ı zerkârı sâfî lâjiverd ve la‘lî ve sîlû ve bedahşânî boyalar ile münakkaşdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 252b ·
metinde göster ·
… zında bir kulle-i azîm mendirek binâ ederken bu arslanı da temâşâ edüp gûnâ-gûn
boyalarla
nakş-ı bûkalemûn etmiş. Hâlâ ol nakşın eserleri vücûd-ı gazanferde zâhirdir.
Ammâ bu liman-ı azîm üç yüz pâre gemi alır çanak gibi bir müdevver kapulu limandır kim beş rûzgâr-ı zorkârdan emîn olup a‘lâ demir dutar yataklı limandır. Hattâ Cânpolâdzâde Mustafâ Paşa kapudan paşa-yı bahr iken bu limanda donanma-i hümâyûn gemileriyle lenger-endâht olup liman ağzında bir kulle-i azîm mendirek binâ ederken bu arslanı da temâşâ edüp gûnâ-gûn boyalarla nakş-ı bûkalemûn etmiş. Hâlâ ol nakşın eserleri vücûd-ı gazanferde zâhirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 254b ·
metinde göster ·
… na üstâd-ı haddâd demir kafesler edüp Nakkâş Bihzâd bu demir kafeslere la‘l-gûn
boyalar
ile nakş edüp müzeyyen oldu.}
Cümle yetmiş aded aynü'l-hayât ayn-ı hayvânlardır. Cümleden çârsû ortasında Defterdâr Ahmed Paşa câmi‘inin önündeki meydânda kral çeşmesi bir havz-ı azîmin ortasında bir alçak amûd üzre yine mermerden bir mücessem kefere tasvîri edüp zekerinden cereyân eden sudan cümle küffâr nûş edüp def‘-i atşân ederlermiş. Ammâ ba‘de'l-feth bir gâziyân-ı mücâhidân kimesne cerrâh-ı kâmil imiş, mezkûr küffârın zekerin balta ile sünnet edüp ba‘dehu Defterdâr Ahmed Paşa bir havz-ı azîm içre bir çeşme-i ibret-nümâ etmişdir kim bir vâcibü's-seyr âb-ı hayâtdır çeşme-sârdır kim {bu havz-ı pâkin cânib-i erba‘asına üstâd-ı haddâd demir kafesler edüp Nakkâş Bihzâd bu demir kafeslere la‘l-gûn boyalar ile nakş edüp müzeyyen oldu.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 315a ·
metinde göster ·
… in tahrîr eyle" dedikde hakîr bir hafta içinde cümle minvâl-i meşrûh üzre elvân
boyalarla
bir Freng-pesend kal‘a tahrîr etdiğim Hunkâr câmi‘ini gören ve sâ’ir hayâl-pese …
"Evliyâ Efendi, bu kal‘anın fethi ve imâreti müjdesiyle seni der-i devlete kal‘a miftâhlarıyla gönderirim. Tiz bu kal‘anın hey’et-i eşkâli tasvîrin cümle der-i dîvârları ve dervezeleri ve tabyaları ve içinde amâr olan hânedânlarından câmi‘ ve mesâcid ve tekyeler ve hân ve medrese ve mektebleri ile dörd tabaka islâmbo[l] kâğıdına kal‘anın sûretin tahrîr eyle" dedikde hakîr bir hafta içinde cümle minvâl-i meşrûh üzre elvân boyalarla bir Freng-pesend kal‘a tahrîr etdiğim Hunkâr câmi‘ini gören ve sâ’ir hayâl-pesend amâristânların gören engüşt ber-dehen etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 337a ·
metinde göster ·
… hazînesi mâl hâsıl olduğundan mâ‘adâ meğer ol cezîrelerde ihrâm ve fes ve harîr
boyaları
kökü hâsıl olurmuş, hâlâ ellişer bin guruş boya kökünden mâl hâsıl olur. Ammâ A …
Ba‘dehu biz de anlara mezkûr 343a cezîreteyni Venedik'e teslîm etmişler, ammâ sû-i tedbîr etmişler, zîrâ hâlâ Zakilse ve Kefelona cezîrelerin Venedik eyle ma‘mûr edüp kal‘alar ihdâs edüp bu kadar bin re‘âyâlar koyup birer Mısır hazînesi mâl hâsıl olduğundan mâ‘adâ meğer ol cezîrelerde ihrâm ve fes ve harîr boyaları kökü hâsıl olurmuş, hâlâ ellişer bin guruş boya kökünden mâl hâsıl olur. Ammâ Aya Mavra'dan bir Girid mankırı hâsıl olmayup senevî cemî‘i kullarına üç yüz seksen kîse-i Rûmî ulûfeler verilüp üç yüz kîselik dahi tîmâr ve ze‘âmetleri vardır. Lâkin şol kadar fâ’idesi var kim Yanya ve Narda ve Anatolkoz ve Angili Kasrı nevâhîleri emn [ü] emândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 342b–343a ·
metinde göster ·
… rında kırmızı ihrâm boyası kökleri ve çuka boyası eğirler, acâ’ib meşhûr temâşâ
boyalardır
. Ve cümle halkının kâr [u] kisbleri bu boya kökleridir kim Frengistân'a götürür …
Bu kasaba-i Resna'nın memdûhâtından kestânesi ve kış emrûdu ve dağlarında kırmızı ihrâm boyası kökleri ve çuka boyası eğirler, acâ’ib meşhûr temâşâ boyalardır. Ve cümle halkının kâr [u] kisbleri bu boya kökleridir kim Frengistân'a götürürler, acâ’ib râyicdir. Cemî‘i vilâyetlerden bâzergânları gelüp niçe bin kök boya köklerin bağlayup vilâyet vilâyet boya kökü götürürler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 372a ·
metinde göster ·
… ânları açup bey‘ [u] şirâ‘ ederler. Ve yetmiş boyahâne dükkânları vardır. Neftî
boyaları
meşhûrdur.
Cümle sekiz yüz dükkândır. Ba‘zısı mesdûd durur. Haftada bir azîm bâzâr oldukda kurâlardan cem‘ olan tüccârlar gelüp bu dükkânları açup bey‘ [u] şirâ‘ ederler. Ve yetmiş boyahâne dükkânları vardır. Neftî boyaları meşhûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y26b ·
metinde göster ·
… üç âdem kaddi bâlâda celî hat ile altun ve lâcüverd silu ile ve gayri gûnâ-gûn
boyalar
ile esmâ’ü'l-hüsnâ tahrîr olunmuşdur. Ve dâ’iren-mâdâr Feth-i şerîf tahrîr olun …
Ve mihrâbın iki tarafından câmi‘in der-i dîvârının üç tarafında üç âdem kaddi bâlâda celî hat ile altun ve lâcüverd silu ile ve gayri gûnâ-gûn boyalar ile esmâ’ü'l-hüsnâ tahrîr olunmuşdur. Ve dâ’iren-mâdâr Feth-i şerîf tahrîr olunmuşdur. Ve gûnâ-gûn hatt-ı kûfîler kitâbet olunmuşdur, ammâ kırâ’at olunması müşkil hatlardır. Ve mihrâb-ı münevver üzre:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y68b ·
metinde göster ·
… müntehî kârgîr kubbedir. Ve kubbe içi cümle silu ve lâjüverd ve la‘lî rengâreng
boyalar
ile serâpâ nakş-ı Mânî ile menkûş bir kubbe-i kâşî-i çîn gayri nükûşdur kim mih …
Ammâ cümleden ma‘bed-i kadîm bu kal‘ada Eski câmi‘, Fâtih-i bilâd Mehemmed Şâh ibn Aydın Bay'ındır. Kârgîr kubbe değildir, ammâ harpüşte münakkaş servi levhalı tavan üzre serâpâ kurşumlu bir câmi‘-i münevverdir. Lâkin mihrâb üzre bir kubbe-i âlîsi evce müntehî kârgîr kubbedir. Ve kubbe içi cümle silu ve lâjüverd ve la‘lî rengâreng boyalar ile serâpâ nakş-ı Mânî ile menkûş bir kubbe-i kâşî-i çîn gayri nükûşdur kim mihrâbı ve der-i dîvârı cümle müzehheb bûkalemûn-ı ibret-nümûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y86a ·
metinde göster ·
… der-zer ibret-nümûn halkârî ve silu ve lâcüverd ve lâ‘lî ve mînâ elvân gûnâ-gûn
boyalar
ile eyle münakkaşdır kim Velî Cân ve Bihzâd ve Ağa Rızâ kalemin çekmede âcizler …
Ve bu kapu önünde bir dihlîzi (---) sütûn-ı nâzik üzre binâ olunmuşdur. Ve kubbesi levha tavandır. Ammâ nakş-ı bûkalemûn zer-ender-zer ibret-nümûn halkârî ve silu ve lâcüverd ve lâ‘lî ve mînâ elvân gûnâ-gûn boyalar ile eyle münakkaşdır kim Velî Cân ve Bihzâd ve Ağa Rızâ kalemin çekmede âcizlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y348a ·
metinde göster ·
… kmış zan olunur. Ammâ taşı dahi beyâz sengîn taşdır. Ve üstâd nakkâş buna elvân
boyalar
ile bir hüsün vermiş kim gûyâ zî-rûhdur.
Bir kerre hücremi ta‘mîr ü termîm ederken pencereden taşra çıkup iskele üzre turup temâşâ etdim. Üstâd-ı mermerbür bu tasvîri sihr-i‘câz bir kuş timsâl eylemiş kim cihân mermerbürleri bir yere gelse bir tîşe urmağa âcizlerdir. Bin yıldan berü henüz üstâd elinden çıkmış zan olunur. Ammâ taşı dahi beyâz sengîn taşdır. Ve üstâd nakkâş buna elvân boyalar ile bir hüsün vermiş kim gûyâ zî-rûhdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y79b ·
metinde göster ·
Ve bu câmi‘in haremi etrâfındaki soffalar üzre cümle otuz altı beyâz mermer sütûnlar üzre olan kemerler üstü serâpâ münakkaş tavandır. Ve cümle silu ve lâcüverd ve lâ‘lî elvân boyalar ile halkârî mînâ tavandır. Ammâ serâpâ sekizer köşe çukur çukur münakkaş tavandır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y99a ·
metinde göster ·
… nî bir diyârda yokdur. Kubbe-i nîlgûn içre silu ve lacüverd ve la‘lî ve cengârî
boyalar
ile gûnâ-gûn şükûfe ve islimî ve bağlamalar var kim dîde-i benî âdem gördükde h …
Mısır'ın cânib-i şarkî hâricinde şehirden rub‘ ba‘îd} Sultân Kayıtbay'ın hayrâtıdır. On beş kademe nerdübân ile çıkılır bir kubbe-i münakkaş-ı bûkalemûndur kim bunda olan nakş-ı Mânî ve Velîcân-ı Yemânî bir diyârda yokdur. Kubbe-i nîlgûn içre silu ve lacüverd ve la‘lî ve cengârî boyalar ile gûnâ-gûn şükûfe ve islimî ve bağlamalar var kim dîde-i benî âdem gördükde hîrelenir, böyle sihr-i i‘câz kubbedir. Ammâ beyâz kirec ile mestûrdur, rusâs-ı nîlgûn değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y115b ·
metinde göster ·