… vâsi‘ ovaya vâsıl olmuşdur. Bu kal‘anın hâkimi Boğdan Beği tarafından hatman ve
boyar
ve porkalabları üç bin asker-i tarabansa mâlik olup bizim yalı ağası ve Kalga S …
Evsâf-ı kal‘a-i bâlâ, ya‘nî Hisâr-ı Seçova: İbtidâ bânîsi Leh Kralı (---) nâm kral-ı dâllindir. Ba‘dehû Boğdan keferesi istîlâ edüp anların destinde kalmışdır. Sebeb-i tesmiyesi oldur kim lisân-ı Boğdan'da Seçva sarp yere derler. Bu kal‘a bir yalçın kaya üzre olmak ile Seçva'dan galat Seçova derler. Hakkâ ki seço üzre gâyet sa‘b ve metîn kal‘adır, ammâ sefer üstü olmak ile içine girüp ne cirimdedir ve ne kadar âsâr-ı binâları vardır görmek müyesser olmadı. Ancak seng-i hârâ üzre seng binâ bir küçük kal‘a-i ra‘nâdır kim diyâr-ı Boğdan'da kal‘a nâmıyla bundan gayrı kal‘a yokdur. Cümlesin sulh içinde Yıldırım Bâyezîd Hân yıkmışdır. Ancak bu kal‘a ol asırda Leh kralı hükmünde olmağın münhedim olmayup sonra Boğdan bu kal‘aya mâlik olmuşdur. Kal‘a-i Hotin'e bir merhale yer karîbdir ve nehr-i Turla aşrı kal‘a-i Rıdvaniçse ve kal‘a-i Kamaniçse'ye iki konak karîb kal‘a-i Seçova'dır. Hakîkatü'l-hâl kıblesi tarafı bir vâsi‘ ovaya vâsıl olmuşdur. Bu kal‘anın hâkimi Boğdan Beği tarafından hatman ve boyar ve porkalabları üç bin asker-i tarabansa mâlik olup bizim yalı ağası ve Kalga Sultân'a arabalar ile me’kûlât [ü] meşrûbât hedâyâlar getirüp kal‘adan yetmiş seksen aded toplar atup şâdumânlar etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 102b ·
metinde göster ·
… mları balvan tahta döşeli şâhrâhlardır ve kat-ender-kat şindire ve tahta örtülü
boyar
vamoş ve logofet ve bistiyar ve hatman ve kopar 106a ve gayrı ankâ kefereleri …
Sitâyiş-i varoş-ı şehr-i Yaşka: Beğ sarâyının cânib-i şimâline vâki‘ bir düz yerde yigirmi bin saz örtülü odaları mâbeynlerinden yedi yüz aded vâsi‘ pâk kaldırımları balvan tahta döşeli şâhrâhlardır ve kat-ender-kat şindire ve tahta örtülü boyar vamoş ve logofet ve bistiyar ve hatman ve kopar 106a ve gayrı ankâ keferelerin bed-âyîn hâneleridir, ammâ havlılarında bâğ u bâğçeleri gâyet azdır. Ekseriyyâ havlıları kamış ve çit ve sazdır ve bâzergânlarının çoğu kavm-i Laz'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 105b–106a ·
metinde göster ·
… âyetinin cirmi dâ’iren-mâdâr kırk günlük yoldur. Ve bu vilâyet cümle (---) aded
boyar
ve porkalab hâkimlikleri yerlerdir. Ve eyle adl u adâlet vardır kim cemî‘i cevâ …
Ve cümle vilâyetinin cirmi dâ’iren-mâdâr kırk günlük yoldur. Ve bu vilâyet cümle (---) aded boyar ve porkalab hâkimlikleri yerlerdir. Ve eyle adl u adâlet vardır kim cemî‘i cevâhir makûlesi zî-kıymet eşyâların altun sini içre başında âşikâre götürüp gezdirsen bir kâfirin bakmağa cânı yokdur. Tâ bu mertebe zabt u rabtdır kim zerre kadar bir kefere isyân ve hıyânet etse amân u zamân vermeyüp ol kâfir-i bed-fi‘âli böğründen kazığa urup aslâ indirmezler, zîrâ her köy kendde hâkimleri ve askerî tâ’ifeleri çokdur. Ve adâletleri eyledir kim bir âdem bir âdeme aslâ zulm edemez ve beğ dîvânında da‘vâlar dinlenüp kimse yalan şahâdeti edemezler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 107b ·
metinde göster ·
… rer donluk çuka verüp beğ ile şehr-i Yaş'dan bir sâ‘at ba‘îd vedâ[‘]laşup cümle
boyar
ve hatman u bistiyar ve koparlar ile esenleşüp cânib-i kıbleye,
Ba‘dehû kırk birinci gün bizim Ahmed Ağa'mıza kırk kîse ve kırk aded yorga at ve üç semmûr kürk ve on donluk elvân çengâr çukaları ve bu kadar gümüş Tatar rahtları ve gümüş Tatar eğerleri ve niçe hedâyâ-yı zî-kıymetler ile beher yevm Boğdan kapu kethüdâlarından ellişer vukıyye et almak üzre temessükler verdi ve cümle tevâbi‘lerine on kîse ve birer donluk çuka ve birer at verdi. Bu hakîr ü pür-taksîre dahi üç kîse ve beş yorga ve iki re’s bârgîr ve bir sâ‘at ve bir sîm raht ve bir sîm Tatar eğeri ve beş donluk gûnâ-gûn saya çukalar ile beher yevm beşer vukıyye et tezkiresi verüp huddâmlarıma dahi yüzer guruş ve birer at ve birer donluk çuka verüp beğ ile şehr-i Yaş'dan bir sâ‘at ba‘îd vedâ[‘]laşup cümle boyar ve hatman u bistiyar ve koparlar ile esenleşüp cânib-i kıbleye,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 108a ·
metinde göster ·
… menhûs hânelerdir ve iki kenîse ve üç manastırdır. Ve Eflak beği tarafından bir
boyar
kâfir hâkimdir. Boyar demek, ya‘nî voyvada demek olur. Bu nevâhînin salb [u] si …
Bunda meks olunup cümle iki yüz menhûs hânelerdir ve iki kenîse ve üç manastırdır. Ve Eflak beği tarafından bir boyar kâfir hâkimdir. Boyar demek, ya‘nî voyvada demek olur. Bu nevâhînin salb [u] siyâseti ve cür[m ü] cinâyeti boyar elindedir. Beş yüz kefere leşkere mâlikdir. Cümle yüz elli pâre kasaba-misâl köylere hâkimdir, ammâ kâfirler re‘âyâya gâyet zâlimlerdir, ammâ vilâyetleri gâyet emn [ü] emândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 98a ·
metinde göster ·
… ki kenîse ve üç manastırdır. Ve Eflak beği tarafından bir boyar kâfir hâkimdir.
Boyar
demek, ya‘nî voyvada demek olur. Bu nevâhînin salb [u] siyâseti ve cür[m ü] cin …
Bunda meks olunup cümle iki yüz menhûs hânelerdir ve iki kenîse ve üç manastırdır. Ve Eflak beği tarafından bir boyar kâfir hâkimdir. Boyar demek, ya‘nî voyvada demek olur. Bu nevâhînin salb [u] siyâseti ve cür[m ü] cinâyeti boyar elindedir. Beş yüz kefere leşkere mâlikdir. Cümle yüz elli pâre kasaba-misâl köylere hâkimdir, ammâ kâfirler re‘âyâya gâyet zâlimlerdir, ammâ vilâyetleri gâyet emn [ü] emândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 98a ·
metinde göster ·
… , ya‘nî voyvada demek olur. Bu nevâhînin salb [u] siyâseti ve cür[m ü] cinâyeti
boyar
elindedir. Beş yüz kefere leşkere mâlikdir. Cümle yüz elli pâre kasaba-misâl kö …
Bunda meks olunup cümle iki yüz menhûs hânelerdir ve iki kenîse ve üç manastırdır. Ve Eflak beği tarafından bir boyar kâfir hâkimdir. Boyar demek, ya‘nî voyvada demek olur. Bu nevâhînin salb [u] siyâseti ve cür[m ü] cinâyeti boyar elindedir. Beş yüz kefere leşkere mâlikdir. Cümle yüz elli pâre kasaba-misâl köylere hâkimdir, ammâ kâfirler re‘âyâya gâyet zâlimlerdir, ammâ vilâyetleri gâyet emn [ü] emândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 98a ·
metinde göster ·
Menzil-i iskele-i Kalafat: Bu dahi yüz evli ma‘mûr karyedir kim başka boyar hükm eder. Cümle Eflak vilâyetinin Tuna kenârı iskelelerinin salb [u] siyâseti bu boyarın elindedir. Hakîr bu boyarda atlarımız bırağup bir gemiye süvâr olup Tuna'nın karşu tarafında kal‘a-i Vidin'e varup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 98b ·
metinde göster ·
… , Erdel'in Praşo dağlarından gelüp bu mahalde nehr-i Tuna'ya mahlût olur. Başka
boyar
oturur ma‘mûr iskeledir. Ve atları bu karye-i Jibel'de boyara emânet koyup hakî …
Menzil-i iskele-i Jibel: 99a Nehr-i Jibel kenârında beş yüz hâneli beş aded ma‘mûr düyûrlu köydür. Nehr-i Jibel, Erdel'in Praşo dağlarından gelüp bu mahalde nehr-i Tuna'ya mahlût olur. Başka boyar oturur ma‘mûr iskeledir. Ve atları bu karye-i Jibel'de boyara emânet koyup hakîr birkaç hüddâmlarımla bir gemiye süvâr olup karşu tarafda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 98b–99a ·
metinde göster ·
… beğlere mahsûs bir kasr-ı âlî var cümle cibisdendir. Cümle krallar donaları ve
boyar
ve vamoş ve logofetleriyle bunda zevk u safâlar edüp anda olan buhayrecikden ve …
Nehr-i Kolintina sâhiline vardık, ol kadar büyük su değildir. Ve bâğı şimâl tarafında dağlarda olup katı yakındır. Bu şehrin kenârında beğlere mahsûs bir kasr-ı âlî var cümle cibisdendir. Cümle krallar donaları ve boyar ve vamoş ve logofetleriyle bunda zevk u safâlar edüp anda olan buhayrecikden ve cereyân eden uyûndan gûnâ-gûn mâhîler sayd edüp beğe hedâyâ getirilir ihsânlar olup bu cây-ı hıyâbânda ayş [u] işretler ederler. Hakkâ ki bir gül-i gülistân çemenistân murğzâr lâle‘ızâr yerdir kim hezâr hezârânın nağamât-ı hoş-nevâları âdeme hayât verir. Bir tarafda mutrıbân ve hânendegânlar rehâvî makâmında âğâzeler etdiklerinde bir yanında dahi bülbülân-ı çemenistân asvât-ı hazînleriyle nevâsâzlık ve demsâzlık ederler. Hakkâ ki âb [u] hevâsı latîf gün görünmez dıraht-ı müntehâların zıll-ı himâyesinde nişîmenler üzre eğer müslim ve gayr-i müslim cümle mahlûk-ı Hudâ taraf taraf cavk cavk olup zevk ü şevk edüp pâdişâh-ı bî-hemtâya hamd [ü] şükr ederler. Hulâsa-i kelâm böyle bir bâğ-ı Merâm Ulah memleket[in]de görmedim. Hudâ-yı Bîçûn dâ’imâ amâr edüp kulların şâdân [u] mesrûr ede. Anda bir ziyâfet-i azîm tenâvül olunmuşdur kim her bir sâhib-i cû‘ pür-şikem olup gûyâ her bir benî âdem Ma‘dî-Kereb gibi ekûl oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 102a ·
metinde göster ·
… Erdel vilâyeti yaylaklarına gâyet yakındır. Hikmet-i Hudâ biz bunda bir gün beğ
boyar
beğ büyük vo[r]nikde meks edüp zevk [ü] safâ ederken Âsitâne-i sa‘âdet tarafınd …
Ve cümle elli kadar dükkânları ve cümle iki aded hânları var. Şehrin zemîni bir mürtefi‘ yere vâki‘ olmuş. Âb [u] hevâsı gâyet latîfdir, zîrâ Erdel vilâyeti yaylaklarına gâyet yakındır. Hikmet-i Hudâ biz bunda bir gün beğ boyar beğ büyük vo[r]nikde meks edüp zevk [ü] safâ ederken Âsitâne-i sa‘âdet tarafından bir kefere ulak gelüp "Beğ ma‘zûldür, birisi Esîr Debecioğlu (---) Beğ'e Eflak eyâleti sadaka olundu" deyince hemân küffârlar ve kâ’immakâm ve boyarlar ve vornikler şaşup der-akab ulağı Bukreyş'de ma‘zûl olan (---) beğe haber gönderdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 103a ·
metinde göster ·
Mukaddemâ gâyet ma‘mûr iken görmüşdük, ammâ sene 1071 târîhinde Boğdan ve Eflak isyân etdiklerinde hakîr Boğdan'ın baş şehrinden Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adû-şikâr ile çapul civerüp bu mahalle geldikde bu Gergiçse kasabasının mâl-ı ganâ’imin alup ihrâk bi'n-nâr etmişdik. Hâlâ henüz ma‘mûr olmadadır. Şehri bir sahrâya vâki‘ olup bâğ u bâğçeli ve iki manastırlı ve elli aded dükkânlı Eflak şehridir. Boyar hâkimi Eflak beğinin kâğızına amel edüp cümle me’kûlât [ü] meşrûbâtılarımız ve rûz-merre birer(?) guruş harc-ı râhımız verüp i‘zâz [u] ikrâm etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 103b ·
metinde göster ·
bir mükellef sarâya kondurup i‘zâz [u] ikrâmlar etdi. Bu şehr-i ra‘nâ nehr-i Ri …
Bu dahi başka boyarlıkdır. Hakîri boyar bir mükellef sarâya kondurup i‘zâz [u] ikrâmlar etdi. Bu şehr-i ra‘nâ nehr-i Rimlik kenârında ve bir yayla kûh-ı serbülend dâmeninde bâğlı ve bâğçeli şehirdir. Altı aded manastırları ve beş yüz kadar dükkânlarında kızlar oturup kâr ederler. Bunda hâkim olan boyardan ulûfe ve refîkler ve iki talika arabalar alup seyishânelerimizin bârların arabalara tahmîl eyleyüp andan yine semt-i şarka (---) sâ‘at giderken bir yağmur ve mihnet ile bir sahrâ-yı azîm içre giderken âhıru'l-emr,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 103b ·
metinde göster ·
hükmünde şehri bir bayır üzre bâğsız ve bâğçesiz ve çârsû-yı bâzârsız üç yüz ta …
Hâk-i Boğdan'da boyar hükmünde şehri bir bayır üzre bâğsız ve bâğçesiz ve çârsû-yı bâzârsız üç yüz tahta ve saz örtülü evleri ve bir ma‘mûr kenîseli şehirdir. Bu mahalle gelince dahi nehr-i Birlad deresi tamâm olmadı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 104b ·
metinde göster ·
… irüp nehr-i azîm Brut'u gemiler ile karşu tarafa ubûr edüp porkalab ve vamoş ve
boyar
kefereleri bize istikbâle çıkup,
Karye-i Sosora: Bir ma‘mûr köydür kim bir binâ-yı âlî manastırı va[r], cümle Kazak vilâyetinden gelen kefereler bunda konarlar. Memerr-i nâs bir âbâdân köydür, ammâ bu köy porkalabı bizi kondurmayup derhâl vamoş gemiler getirüp nehr-i azîm Brut'u gemiler ile karşu tarafa ubûr edüp porkalab ve vamoş ve boyar kefereleri bize istikbâle çıkup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 104b ·
metinde göster ·