… halvetinde debbâğlar âsumânî ve kırmızı ve sarı ve gül-reng ve turuncu sahtiyân
boyarlar
. Ve Ağa hammâmı, Kıyık mahallesinde bir hammâm-ı hûb-hevâdır ve Kâsım Paşa hamm …
Andan ve Mezîd Beğ hammâmı, hakkâ ki gâsilânı ziyâdedir. Ve kal‘a içinde Topkapusu hammâmı, memdûh u ma‘rûf değildir. Ve Bâyezîd Hân hammâmı, câmi‘e karîb Tunca nehri kenarındadır, ammâ sehel sovucaktır, ammâ pâkdir. 164a Ve Mihal Beğ hammâmı, gâyet büyük hammâm olmağıla bir kaç halvetinde debbâğlar âsumânî ve kırmızı ve sarı ve gül-reng ve turuncu sahtiyân boyarlar. Ve Ağa hammâmı, Kıyık mahallesinde bir hammâm-ı hûb-hevâdır ve Kâsım Paşa hammâmı, Eşe Kadın kurbundadır. Ve Sultân Mehemmed hammâmı (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 163b–164a ·
metinde göster ·
… Osmân Hân dahi Boğdan beğine kal‘a-i Hotin'i ihsân edüp hâlâ bizim Boğdan beği
boyarlığında
yüz yetmiş pâre köye mâlik bir küçük palanka-misâl kal‘acıkdır. İçinden cümle B …
Ba‘de'l-ceng-i cidâl Leh kralıyla Sultân Osmân sulh-ı salâh edüp Hotin kal‘asın Leh kralı berâ-yı sulh Sultân Osmân Hân'a miftâhları ve top u kûpleri ve cebehâneleriyle teslîm edüp Osmân Hân dahi Boğdan beğine kal‘a-i Hotin'i ihsân edüp hâlâ bizim Boğdan beği boyarlığında yüz yetmiş pâre köye mâlik bir küçük palanka-misâl kal‘acıkdır. İçinden cümle Boğdan küffârı Paşa'ya alay ile istikbâle çıkup kal‘adan kırk elli pâre hurde toplar atılup şâdumânlar edüp kal‘a-i Hotin altında nehr-i Turla kenârında meks olunup cânib-i erba‘aya yine çarhacılar ve karavullar koyup kal‘a hatmanı ve boyarları Paşa'ya üç bin koyun ve bin sığır ve yüz fıçı bal ve yüz fıçı yağ ve niçe yüz elvân zahîreler ile iki münakkaş altışar atlı hinto arabalar içinde yigirmişer kîse ve on tahta semmûr ve bir araba yükü balık dişi ve kâmil bin araba yükü cümle askere beksümât ve hâs ve beyâz ekmekler ile küheylân Boğdan bârgîrleri hedâyâlar gelüp Paşa ve cümle ağavâtlar ve cemî‘i asâkir-i nusret-me’ser ganîmet oldukda Melek Ahmed Paşa efendimiz eydir,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 39a ·
metinde göster ·
… ks olunup cânib-i erba‘aya yine çarhacılar ve karavullar koyup kal‘a hatmanı ve
boyarları
Paşa'ya üç bin koyun ve bin sığır ve yüz fıçı bal ve yüz fıçı yağ ve niçe yüz e …
Ba‘de'l-ceng-i cidâl Leh kralıyla Sultân Osmân sulh-ı salâh edüp Hotin kal‘asın Leh kralı berâ-yı sulh Sultân Osmân Hân'a miftâhları ve top u kûpleri ve cebehâneleriyle teslîm edüp Osmân Hân dahi Boğdan beğine kal‘a-i Hotin'i ihsân edüp hâlâ bizim Boğdan beği boyarlığında yüz yetmiş pâre köye mâlik bir küçük palanka-misâl kal‘acıkdır. İçinden cümle Boğdan küffârı Paşa'ya alay ile istikbâle çıkup kal‘adan kırk elli pâre hurde toplar atılup şâdumânlar edüp kal‘a-i Hotin altında nehr-i Turla kenârında meks olunup cânib-i erba‘aya yine çarhacılar ve karavullar koyup kal‘a hatmanı ve boyarları Paşa'ya üç bin koyun ve bin sığır ve yüz fıçı bal ve yüz fıçı yağ ve niçe yüz elvân zahîreler ile iki münakkaş altışar atlı hinto arabalar içinde yigirmişer kîse ve on tahta semmûr ve bir araba yükü balık dişi ve kâmil bin araba yükü cümle askere beksümât ve hâs ve beyâz ekmekler ile küheylân Boğdan bârgîrleri hedâyâlar gelüp Paşa ve cümle ağavâtlar ve cemî‘i asâkir-i nusret-me’ser ganîmet oldukda Melek Ahmed Paşa efendimiz eydir,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 39a ·
metinde göster ·
… mle bir yere geldikde yüz bin kâfir olup başka konup anların dahi hatmanları ve
boyarları
ve gorofları cümle iş erleri Nûreddîn Sultân'ın alaçasında müşâvere edüp keneşl …
Bu sahrâda mukaddemâ bizimle sâkin olan kırk bin Leh kralı askeri ve Nûreddîn Sultân ile gelen kırk bin aded Kardaş Kazağı ve yigirmi bin aded Nûreddîn Sultân ile kulağız olup gelen Leh askeri cümle bir yere geldikde yüz bin kâfir olup başka konup anların dahi hatmanları ve boyarları ve gorofları cümle iş erleri Nûreddîn Sultân'ın alaçasında müşâvere edüp keneşlerin bir yere koyup ale'l-ittifâk "Rakofçi'yı Leh vilâyetine komayup dahi Erdel vilâyetinden çıkmadan ya çıkmışsa da râst geldiğimiz yerde basalım" deyü ittifâk ile sahrâ-yı Podhayiçse'de kös-i kebürge ve nefîr-i Efrâsiyâblar çalınup kefere tarafından nâkûs ve erganon ve dankiyoları çalınup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 41b ·
metinde göster ·
… . Lisân-ı Boğdanca "Soroka" demek (---) demekdir. Bu Boğdan beği hükmünde başka
boyarlık
ve vâmoşlukdur. Kal‘ası nehr-i Turla kenârında şeddadî taş binâ kal‘a-i bâlâdır …
Evsâf-ı kal‘a-i kavî Soroka: Bânîsi (---) filândır. Lisân-ı Boğdanca "Soroka" demek (---) demekdir. Bu Boğdan beği hükmünde başka boyarlık ve vâmoşlukdur. Kal‘ası nehr-i Turla kenârında şeddadî taş binâ kal‘a-i bâlâdır, ammâ küçükdür, lâkin Hân'a ey top şâdumânları edüp ziyâfetler ile yüz araba hedâyâlar ile Hân'a yetmiş tahta semmûr ve kırk tahta kafâ ve yüz elli tahta semmûr paçası kürkler ve elli kîse guruş gelüp "Pâdişâhdan bizi ricâ edesiz ki ‘Melek Ahmed Paşa'nın kırdığı bizim Boğdan askeri değil idi’ deyü ricâ edin" deyü ricâları hayyız-ı kabûlde vâki‘ olmayup bu kadar mâldan çıkdılar. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 50a ·
metinde göster ·
… itmek ile köyü ıhrâk bi'n-nâr olundu, ammâ bu menzilde Boğdan'ın on aded iş eri
boyarları
ve porkalabları ve vâmoş ve vistiyar ve logofetleri ve hatmanları haçlı bayrakl …
Menzil-i karye-i Tabeçin: Bunun dahi re‘âyâsı tabura imdâda gitmek ile köyü ıhrâk bi'n-nâr olundu, ammâ bu menzilde Boğdan'ın on aded iş eri boyarları ve porkalabları ve vâmoş ve vistiyar ve logofetleri ve hatmanları haçlı bayrakların kaldırup on bin güzîde Boğdan askeri cünübüyle bizim beğe gelüp tâbi‘ olduklarında bizim asker tâze cân buldular. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 101b ·
metinde göster ·
… vâsi‘ ovaya vâsıl olmuşdur. Bu kal‘anın hâkimi Boğdan Beği tarafından hatman ve
boyar
ve porkalabları üç bin asker-i tarabansa mâlik olup bizim yalı ağası ve Kalga S …
Evsâf-ı kal‘a-i bâlâ, ya‘nî Hisâr-ı Seçova: İbtidâ bânîsi Leh Kralı (---) nâm kral-ı dâllindir. Ba‘dehû Boğdan keferesi istîlâ edüp anların destinde kalmışdır. Sebeb-i tesmiyesi oldur kim lisân-ı Boğdan'da Seçva sarp yere derler. Bu kal‘a bir yalçın kaya üzre olmak ile Seçva'dan galat Seçova derler. Hakkâ ki seço üzre gâyet sa‘b ve metîn kal‘adır, ammâ sefer üstü olmak ile içine girüp ne cirimdedir ve ne kadar âsâr-ı binâları vardır görmek müyesser olmadı. Ancak seng-i hârâ üzre seng binâ bir küçük kal‘a-i ra‘nâdır kim diyâr-ı Boğdan'da kal‘a nâmıyla bundan gayrı kal‘a yokdur. Cümlesin sulh içinde Yıldırım Bâyezîd Hân yıkmışdır. Ancak bu kal‘a ol asırda Leh kralı hükmünde olmağın münhedim olmayup sonra Boğdan bu kal‘aya mâlik olmuşdur. Kal‘a-i Hotin'e bir merhale yer karîbdir ve nehr-i Turla aşrı kal‘a-i Rıdvaniçse ve kal‘a-i Kamaniçse'ye iki konak karîb kal‘a-i Seçova'dır. Hakîkatü'l-hâl kıblesi tarafı bir vâsi‘ ovaya vâsıl olmuşdur. Bu kal‘anın hâkimi Boğdan Beği tarafından hatman ve boyar ve porkalabları üç bin asker-i tarabansa mâlik olup bizim yalı ağası ve Kalga Sultân'a arabalar ile me’kûlât [ü] meşrûbât hedâyâlar getirüp kal‘adan yetmiş seksen aded toplar atup şâdumânlar etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 102b ·
metinde göster ·
Menzil-i şehr-i azîm Fohşan: Boğdan ve Eflâk'ın iki
boyarı
bu şehre hükm edüp gümrük alınır şehr-i azîmdir kim re‘âyâ ve hatmanları karşu …
Menzil-i şehr-i azîm Fohşan: Boğdan ve Eflâk'ın iki boyarı bu şehre hükm edüp gümrük alınır şehr-i azîmdir kim re‘âyâ ve hatmanları karşu gelüp bî-kıyâs hedâyâlar getirdiklerinden şehirleri nehb u gâret u hasâret olmayup berbâd olunmadı. Ertesi gün nehr-i Fohşan'ı atlar ile ol mahalde geçüp vilâyet-i Eflâk'dır, andan ılgar ile gidüp
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 103a ·
metinde göster ·
ve hatmanlarıyız. Mihne Cüvân Beğ bizi gücile kendüye tâbi‘ olup Yergöğü'de Osm …
"Vallâhi, bizler Eflâk re‘âyâsı boyarları ve hatmanlarıyız. Mihne Cüvân Beğ bizi gücile kendüye tâbi‘ olup Yergöğü'de Osmânlı ile ceng ederken işitdik ki cenâbınız Boğdan'da Burunsuz Kostantin'i bozup bu mahalle geliyorsuz. Bizler dahi şimdi kaçup size geldik. Cüvân Beğ hâlâ sizden bî-haberdir. Yergöğü'de paşalar ile ceng ediyor" deyince, hemân Kalga Sultân bu kâfirlerin eşbehlerin bile alup kulağız edüp cümlemiz yarar kazaklanmış atlara binüp "Tevekkülen-alallâh" diyerek Yergöğü kal‘ası üzre ol ân varup gördük kim yedi kat tabur Yergöğü kal‘asın ihâta edüp bî-bâk u bî-pervâ kal‘ayı döğerler. Hemân bir kerre el-azametullâh ism-i Celâl'a rehâ buldurup "Allâh Allâh" deyince hamd-i Hudâ cümle küffâr bir kerre "Bire Tatar geldi" deyince, kara şapkalı küffâr kara nahır gibi bir kerre yerinden sökülüp niçe bini nehr-i Tuna'ya atlarıyla cân atup cân ber-cehennem gark oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 103a ·
metinde göster ·
"Ayâ Eflâk beğliği kime ihsân olsa?" deyü müşâvere olundukda cümlenin ittifakıyla Köpürlü Mehemmed Paşa-yı Boynudoğru İslâmbol'da Ken‘ân Paşa'nın Âtike Sultân'ı yanında neşv ü nemâ bulup perverde olmuş Fârisîhân ve hattât ve şi‘r fehim Rûm kiritsisi necîb ü reşîd Mihne Çelebi ve Cüvân Çelebi nâmıyla meşhûr-ı âfâk olup erbâb-ı dîvân mâbeyninde hayli vak‘ u vakârı var idi. Ana Eflâk beğliği sadaka olunup tuğ ve tabl [u] alem verildikden mâ‘adâ ber-vech-i karz-ı hasen Âtike Sultân bu Mihne Çelebi'ye yüz kîse verüp cemî‘i mühimmât [u] levâzımâtların görüp İslâmbol'dan bir acâ’ib pâk alay ile başında muhzır ağa süpürgesiyle çıkdı kim gûyâ bir vezîr-i mükerrem alayı idi, tevâbi‘ât [u] levâhikatında aslâ ve kat‘â kefere yok idi. Cümle pâk ve mülebbes ve muhteşem ve müselmân kapucubaşılarıyla alay edüp Melek Ahmed Paşa'nın Topçular nâm sarâyında meks edüp andan kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek her menzilde firâvân kefere ve fecerelerin cünd-i cünübün başına cem‘ edüp bî-hadd ü bî-ad va‘de-i bâtılalar ile başına bî-mezheb müslim şeklinde âdemleri dahi kapucubaşılar ve sâ’ir tevâbi‘ u levâhıklar yazup ve yollar üzre niçe yüz aded mâldâr bâzergânlara va‘de-i dürûğlar ederek Eflâk tahtı olan Bükreş şehrine varup karâr-dâde oldukda cümle re‘âyâ vü berâyânın ve cümle boyarların metâ‘larına narh verüp ucuz bahâ ile bey‘ [ü] şirâ edüp sûret-i Hak'dan görünüp adl [ü] adâlet-i Enûşirvân'ı gösterdi ve kendi metâ‘ların dahi borçlularına yok bahâya verüp herkese ve her tüccâra iltifât ve ihsân ü in‘âmlar eyleyüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 103b ·
metinde göster ·
… uz pâreleri hırmen hırmen cereyâna başladı, ammâ bu mahalde Eflâk'ın bir mün‘im
boyarı
bizim serdârımız Kalga Sultân'a üç yüz tevâbi‘ [ü] levâhık ehl [ü] ıyâliyle gel …
Ve el vilâyet-i Eflâk harâb u yebâb ve halkı esîr-i kebâb ve evleri türâb olup cümle emvâl [ü] erzâkları pâymâl-ı rimâl olup işleri tamâm olunca hikmet-i Hudâ on günden sonra nehr-i Tuna'nın buzu sökülüp buz pâreleri hırmen hırmen cereyâna başladı, ammâ bu mahalde Eflâk'ın bir mün‘im boyarı bizim serdârımız Kalga Sultân'a üç yüz tevâbi‘ [ü] levâhık ehl [ü] ıyâliyle gelüp hakîr parmak kaldırdup cümlesin İslâm ile müşerref eylediğimiz bu hakîre mâl-ı ganâ’imden azîz izzetdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 104a ·
metinde göster ·
… ga bunlara üç yüz yiğit koşup bu kadar mâl-ı firâvânıyla Tuna kenârına gelüp bu
boyar-ı
nev-yâr-ı nâçâr-ı âkıbet-endîş-i bî-kîş,
Kalga Sultân dahi eğninden semmûr lipaçesin ol [nev-]müslime geydirüp hakîr ismine Mehemmed dedim. El-Fâtiha denilüp Kalga bunlara üç yüz yiğit koşup bu kadar mâl-ı firâvânıyla Tuna kenârına gelüp bu boyar-ı nev-yâr-ı nâçâr-ı âkıbet-endîş-i bî-kîş,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 104a ·
metinde göster ·
… mları balvan tahta döşeli şâhrâhlardır ve kat-ender-kat şindire ve tahta örtülü
boyar
vamoş ve logofet ve bistiyar ve hatman ve kopar 106a ve gayrı ankâ kefereleri …
Sitâyiş-i varoş-ı şehr-i Yaşka: Beğ sarâyının cânib-i şimâline vâki‘ bir düz yerde yigirmi bin saz örtülü odaları mâbeynlerinden yedi yüz aded vâsi‘ pâk kaldırımları balvan tahta döşeli şâhrâhlardır ve kat-ender-kat şindire ve tahta örtülü boyar vamoş ve logofet ve bistiyar ve hatman ve kopar 106a ve gayrı ankâ keferelerin bed-âyîn hâneleridir, ammâ havlılarında bâğ u bâğçeleri gâyet azdır. Ekseriyyâ havlıları kamış ve çit ve sazdır ve bâzergânlarının çoğu kavm-i Laz'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 105b–106a ·
metinde göster ·
… âyetinin cirmi dâ’iren-mâdâr kırk günlük yoldur. Ve bu vilâyet cümle (---) aded
boyar
ve porkalab hâkimlikleri yerlerdir. Ve eyle adl u adâlet vardır kim cemî‘i cevâ …
Ve cümle vilâyetinin cirmi dâ’iren-mâdâr kırk günlük yoldur. Ve bu vilâyet cümle (---) aded boyar ve porkalab hâkimlikleri yerlerdir. Ve eyle adl u adâlet vardır kim cemî‘i cevâhir makûlesi zî-kıymet eşyâların altun sini içre başında âşikâre götürüp gezdirsen bir kâfirin bakmağa cânı yokdur. Tâ bu mertebe zabt u rabtdır kim zerre kadar bir kefere isyân ve hıyânet etse amân u zamân vermeyüp ol kâfir-i bed-fi‘âli böğründen kazığa urup aslâ indirmezler, zîrâ her köy kendde hâkimleri ve askerî tâ’ifeleri çokdur. Ve adâletleri eyledir kim bir âdem bir âdeme aslâ zulm edemez ve beğ dîvânında da‘vâlar dinlenüp kimse yalan şahâdeti edemezler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 107b ·
metinde göster ·
… rer donluk çuka verüp beğ ile şehr-i Yaş'dan bir sâ‘at ba‘îd vedâ[‘]laşup cümle
boyar
ve hatman u bistiyar ve koparlar ile esenleşüp cânib-i kıbleye,
Ba‘dehû kırk birinci gün bizim Ahmed Ağa'mıza kırk kîse ve kırk aded yorga at ve üç semmûr kürk ve on donluk elvân çengâr çukaları ve bu kadar gümüş Tatar rahtları ve gümüş Tatar eğerleri ve niçe hedâyâ-yı zî-kıymetler ile beher yevm Boğdan kapu kethüdâlarından ellişer vukıyye et almak üzre temessükler verdi ve cümle tevâbi‘lerine on kîse ve birer donluk çuka ve birer at verdi. Bu hakîr ü pür-taksîre dahi üç kîse ve beş yorga ve iki re’s bârgîr ve bir sâ‘at ve bir sîm raht ve bir sîm Tatar eğeri ve beş donluk gûnâ-gûn saya çukalar ile beher yevm beşer vukıyye et tezkiresi verüp huddâmlarıma dahi yüzer guruş ve birer at ve birer donluk çuka verüp beğ ile şehr-i Yaş'dan bir sâ‘at ba‘îd vedâ[‘]laşup cümle boyar ve hatman u bistiyar ve koparlar ile esenleşüp cânib-i kıbleye,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 108a ·
metinde göster ·
… menhûs hânelerdir ve iki kenîse ve üç manastırdır. Ve Eflak beği tarafından bir
boyar
kâfir hâkimdir. Boyar demek, ya‘nî voyvada demek olur. Bu nevâhînin salb [u] si …
Bunda meks olunup cümle iki yüz menhûs hânelerdir ve iki kenîse ve üç manastırdır. Ve Eflak beği tarafından bir boyar kâfir hâkimdir. Boyar demek, ya‘nî voyvada demek olur. Bu nevâhînin salb [u] siyâseti ve cür[m ü] cinâyeti boyar elindedir. Beş yüz kefere leşkere mâlikdir. Cümle yüz elli pâre kasaba-misâl köylere hâkimdir, ammâ kâfirler re‘âyâya gâyet zâlimlerdir, ammâ vilâyetleri gâyet emn [ü] emândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 98a ·
metinde göster ·
… ki kenîse ve üç manastırdır. Ve Eflak beği tarafından bir boyar kâfir hâkimdir.
Boyar
demek, ya‘nî voyvada demek olur. Bu nevâhînin salb [u] siyâseti ve cür[m ü] cin …
Bunda meks olunup cümle iki yüz menhûs hânelerdir ve iki kenîse ve üç manastırdır. Ve Eflak beği tarafından bir boyar kâfir hâkimdir. Boyar demek, ya‘nî voyvada demek olur. Bu nevâhînin salb [u] siyâseti ve cür[m ü] cinâyeti boyar elindedir. Beş yüz kefere leşkere mâlikdir. Cümle yüz elli pâre kasaba-misâl köylere hâkimdir, ammâ kâfirler re‘âyâya gâyet zâlimlerdir, ammâ vilâyetleri gâyet emn [ü] emândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 98a ·
metinde göster ·
… , ya‘nî voyvada demek olur. Bu nevâhînin salb [u] siyâseti ve cür[m ü] cinâyeti
boyar
elindedir. Beş yüz kefere leşkere mâlikdir. Cümle yüz elli pâre kasaba-misâl kö …
Bunda meks olunup cümle iki yüz menhûs hânelerdir ve iki kenîse ve üç manastırdır. Ve Eflak beği tarafından bir boyar kâfir hâkimdir. Boyar demek, ya‘nî voyvada demek olur. Bu nevâhînin salb [u] siyâseti ve cür[m ü] cinâyeti boyar elindedir. Beş yüz kefere leşkere mâlikdir. Cümle yüz elli pâre kasaba-misâl köylere hâkimdir, ammâ kâfirler re‘âyâya gâyet zâlimlerdir, ammâ vilâyetleri gâyet emn [ü] emândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 98a ·
metinde göster ·
Menzil-i iskele-i Kalafat: Bu dahi yüz evli ma‘mûr karyedir kim başka boyar hükm eder. Cümle Eflak vilâyetinin Tuna kenârı iskelelerinin salb [u] siyâseti bu boyarın elindedir. Hakîr bu boyarda atlarımız bırağup bir gemiye süvâr olup Tuna'nın karşu tarafında kal‘a-i Vidin'e varup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 98b ·
metinde göster ·
… km eder. Cümle Eflak vilâyetinin Tuna kenârı iskelelerinin salb [u] siyâseti bu
boyarın
elindedir. Hakîr bu boyarda atlarımız bırağup bir gemiye süvâr olup Tuna'nın ka …
Menzil-i iskele-i Kalafat: Bu dahi yüz evli ma‘mûr karyedir kim başka boyar hükm eder. Cümle Eflak vilâyetinin Tuna kenârı iskelelerinin salb [u] siyâseti bu boyarın elindedir. Hakîr bu boyarda atlarımız bırağup bir gemiye süvâr olup Tuna'nın karşu tarafında kal‘a-i Vidin'e varup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 98b ·
metinde göster ·
… inin Tuna kenârı iskelelerinin salb [u] siyâseti bu boyarın elindedir. Hakîr bu
boyarda
atlarımız bırağup bir gemiye süvâr olup Tuna'nın karşu tarafında kal‘a-i Vidin' …
Menzil-i iskele-i Kalafat: Bu dahi yüz evli ma‘mûr karyedir kim başka boyar hükm eder. Cümle Eflak vilâyetinin Tuna kenârı iskelelerinin salb [u] siyâseti bu boyarın elindedir. Hakîr bu boyarda atlarımız bırağup bir gemiye süvâr olup Tuna'nın karşu tarafında kal‘a-i Vidin'e varup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 98b ·
metinde göster ·
… le görüşüp andan yine gitmeğe Eflak tarafında Kalafat köyünde yatup ale's-seher
boyardan
refîkler alup şark tarafına kâfiristânda gidüp,
Bâlâda sene (---) târîhinde Nigebolı paşası Kadızâde Şehîd İbrâhîm Paşa ile Uyvar gazâsına giderken bu Vidin kal‘ası ve şehrinin evsâfı mufassalan tahrîr olunmuşdur. Cild-i (---) nazar oluna, tekrâr tahrîre hâcet yokdur, ammâ şimdi sûk-ı sultânîde ba‘zı metâlar alup ve niçe yâr-ı kadîmler ile görüşüp andan yine gitmeğe Eflak tarafında Kalafat köyünde yatup ale's-seher boyardan refîkler alup şark tarafına kâfiristânda gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 98b ·
metinde göster ·
… , Erdel'in Praşo dağlarından gelüp bu mahalde nehr-i Tuna'ya mahlût olur. Başka
boyar
oturur ma‘mûr iskeledir. Ve atları bu karye-i Jibel'de boyara emânet koyup hakî …
Menzil-i iskele-i Jibel: 99a Nehr-i Jibel kenârında beş yüz hâneli beş aded ma‘mûr düyûrlu köydür. Nehr-i Jibel, Erdel'in Praşo dağlarından gelüp bu mahalde nehr-i Tuna'ya mahlût olur. Başka boyar oturur ma‘mûr iskeledir. Ve atları bu karye-i Jibel'de boyara emânet koyup hakîr birkaç hüddâmlarımla bir gemiye süvâr olup karşu tarafda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 98b–99a ·
metinde göster ·
… mahlût olur. Başka boyar oturur ma‘mûr iskeledir. Ve atları bu karye-i Jibel'de
boyara
emânet koyup hakîr birkaç hüddâmlarımla bir gemiye süvâr olup karşu tarafda,
Menzil-i iskele-i Jibel: 99a Nehr-i Jibel kenârında beş yüz hâneli beş aded ma‘mûr düyûrlu köydür. Nehr-i Jibel, Erdel'in Praşo dağlarından gelüp bu mahalde nehr-i Tuna'ya mahlût olur. Başka boyar oturur ma‘mûr iskeledir. Ve atları bu karye-i Jibel'de boyara emânet koyup hakîr birkaç hüddâmlarımla bir gemiye süvâr olup karşu tarafda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 98b–99a ·
metinde göster ·
Karye-i Dobulen, andan karye-i Banka köyünde mihmân olup cümle
boyarların
bize refîk verdiği kefereler her köyden ulak bârgîrleri çıkarırken cümle köy kâ …
Karye-i Dobulen, andan karye-i Banka köyünde mihmân olup cümle boyarların bize refîk verdiği kefereler her köyden ulak bârgîrleri çıkarırken cümle köy kâfirleri ellerinde tırpanları ve harbeleri ve kılıçlarıyla üzerimize hücûm edüp bir sâ‘at azîm cengimiz geçüp bizden bir at mecrûh olup anlardan bir gulâm mürd olup âhır-ı kâr "Umûma muhâlefet kuvvet-i hatâdandır" deyüp cengden fâriğ olmuşken anların ölen bir atı yerine bizim bir atımız alıkoyup götürürken hamd-i Hudâ gerüden boyarları yetişüp atımızı alıkoyup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 99a ·
metinde göster ·
… ın ölen bir atı yerine bizim bir atımız alıkoyup götürürken hamd-i Hudâ gerüden
boyarları
yetişüp atımızı alıkoyup,
Karye-i Dobulen, andan karye-i Banka köyünde mihmân olup cümle boyarların bize refîk verdiği kefereler her köyden ulak bârgîrleri çıkarırken cümle köy kâfirleri ellerinde tırpanları ve harbeleri ve kılıçlarıyla üzerimize hücûm edüp bir sâ‘at azîm cengimiz geçüp bizden bir at mecrûh olup anlardan bir gulâm mürd olup âhır-ı kâr "Umûma muhâlefet kuvvet-i hatâdandır" deyüp cengden fâriğ olmuşken anların ölen bir atı yerine bizim bir atımız alıkoyup götürürken hamd-i Hudâ gerüden boyarları yetişüp atımızı alıkoyup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 99a ·
metinde göster ·
kim Eflak vilâyetinin gâyet âbâdân yerleridir. Hattâ balmûmu yerde biter. Mesel …
Başka boyarlıkdır kim Eflak vilâyetinin gâyet âbâdân yerleridir. Hattâ balmûmu yerde biter. Meselâ şiddet-i hârdan yerler çatlayup bal arılarının azgınları ol yerin çatlaklarında bal yeyüp kalır. Şitâ eyyâmlarında yağmurlar kesret ü vefret üzre yağdığından yerler şişüp yer yarıkları dolup cümle balmûmu taşra çıkar. İşte "Eflak diyârında balmûmu yerde biter" dediklerinin aslı budur. Hakkâ ki gâyet mahsûllü nâhiyedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 99b ·
metinde göster ·
seksen kîse iltizâm olmak ile boyarı altı yüz âdem ile hükûmet edüp etrâf-ı vil …
Boyarına seksen kîse iltizâm olmak ile boyarı altı yüz âdem ile hükûmet edüp etrâf-ı vilâyetin her bâr devr eder. Ammâ kasabası bir düz vâsi‘ çemenzâr yerde bin hâneli ve yedi manastırlı ve bir çanlı ve üç yüz dükkânlı kasabadır. Bu şehirde yılda bir kerre azîm panayur, ya‘nî bâzâr durup kırk gün kırk gece Hind u Sind ü Arab u Acem ve Rûm'un bâzergânları gûnâ-gûn metâ‘lar getirüp fürûht edüp metâ‘ alırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 99b ·
metinde göster ·
altı yüz âdem ile hükûmet edüp etrâf-ı vilâyetin her bâr devr eder. Ammâ kasaba …
Boyarına seksen kîse iltizâm olmak ile boyarı altı yüz âdem ile hükûmet edüp etrâf-ı vilâyetin her bâr devr eder. Ammâ kasabası bir düz vâsi‘ çemenzâr yerde bin hâneli ve yedi manastırlı ve bir çanlı ve üç yüz dükkânlı kasabadır. Bu şehirde yılda bir kerre azîm panayur, ya‘nî bâzâr durup kırk gün kırk gece Hind u Sind ü Arab u Acem ve Rûm'un bâzergânları gûnâ-gûn metâ‘lar getirüp fürûht edüp metâ‘ alırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 99b ·
metinde göster ·
… ahlût olur. Bu Deliorman nâhiyesi kurâlardır, başka kasaba değildir, ammâ başka
boyarlık
olup ma‘mûr nâhiyedir. Andan,
Nehri tâ Erdel'den gelüp bu kasabadan geçüp nehr-i Tuna'ya mahlût olur. Bu Deliorman nâhiyesi kurâlardır, başka kasaba değildir, ammâ başka boyarlık olup ma‘mûr nâhiyedir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 99b ·
metinde göster ·
… olur. Bin beş yüz kîse de beğine kalır. Ve iki bin kîse dahi vilâyet zâbitleri
boyarlara
ve hatmanlara ve kapudanlara hâsıl olur.
Ve beğinin azl [ü] nasbı mahallinde pâdişâha bin kîse ve sadrıa‘zama iki yüz kîse ve cümle iş erlerine dahi iki yüz kîse hâsıl olur. Bin beş yüz kîse de beğine kalır. Ve iki bin kîse dahi vilâyet zâbitleri boyarlara ve hatmanlara ve kapudanlara hâsıl olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 102a ·
metinde göster ·
… beğlere mahsûs bir kasr-ı âlî var cümle cibisdendir. Cümle krallar donaları ve
boyar
ve vamoş ve logofetleriyle bunda zevk u safâlar edüp anda olan buhayrecikden ve …
Nehr-i Kolintina sâhiline vardık, ol kadar büyük su değildir. Ve bâğı şimâl tarafında dağlarda olup katı yakındır. Bu şehrin kenârında beğlere mahsûs bir kasr-ı âlî var cümle cibisdendir. Cümle krallar donaları ve boyar ve vamoş ve logofetleriyle bunda zevk u safâlar edüp anda olan buhayrecikden ve cereyân eden uyûndan gûnâ-gûn mâhîler sayd edüp beğe hedâyâ getirilir ihsânlar olup bu cây-ı hıyâbânda ayş [u] işretler ederler. Hakkâ ki bir gül-i gülistân çemenistân murğzâr lâle‘ızâr yerdir kim hezâr hezârânın nağamât-ı hoş-nevâları âdeme hayât verir. Bir tarafda mutrıbân ve hânendegânlar rehâvî makâmında âğâzeler etdiklerinde bir yanında dahi bülbülân-ı çemenistân asvât-ı hazînleriyle nevâsâzlık ve demsâzlık ederler. Hakkâ ki âb [u] hevâsı latîf gün görünmez dıraht-ı müntehâların zıll-ı himâyesinde nişîmenler üzre eğer müslim ve gayr-i müslim cümle mahlûk-ı Hudâ taraf taraf cavk cavk olup zevk ü şevk edüp pâdişâh-ı bî-hemtâya hamd [ü] şükr ederler. Hulâsa-i kelâm böyle bir bâğ-ı Merâm Ulah memleket[in]de görmedim. Hudâ-yı Bîçûn dâ’imâ amâr edüp kulların şâdân [u] mesrûr ede. Anda bir ziyâfet-i azîm tenâvül olunmuşdur kim her bir sâhib-i cû‘ pür-şikem olup gûyâ her bir benî âdem Ma‘dî-Kereb gibi ekûl oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 102a ·
metinde göster ·
… Erdel vilâyeti yaylaklarına gâyet yakındır. Hikmet-i Hudâ biz bunda bir gün beğ
boyar
beğ büyük vo[r]nikde meks edüp zevk [ü] safâ ederken Âsitâne-i sa‘âdet tarafınd …
Ve cümle elli kadar dükkânları ve cümle iki aded hânları var. Şehrin zemîni bir mürtefi‘ yere vâki‘ olmuş. Âb [u] hevâsı gâyet latîfdir, zîrâ Erdel vilâyeti yaylaklarına gâyet yakındır. Hikmet-i Hudâ biz bunda bir gün beğ boyar beğ büyük vo[r]nikde meks edüp zevk [ü] safâ ederken Âsitâne-i sa‘âdet tarafından bir kefere ulak gelüp "Beğ ma‘zûldür, birisi Esîr Debecioğlu (---) Beğ'e Eflak eyâleti sadaka olundu" deyince hemân küffârlar ve kâ’immakâm ve boyarlar ve vornikler şaşup der-akab ulağı Bukreyş'de ma‘zûl olan (---) beğe haber gönderdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 103a ·
metinde göster ·
… --) Beğ'e Eflak eyâleti sadaka olundu" deyince hemân küffârlar ve kâ’immakâm ve
boyarlar
ve vornikler şaşup der-akab ulağı Bukreyş'de ma‘zûl olan (---) beğe haber gönde …
Ve cümle elli kadar dükkânları ve cümle iki aded hânları var. Şehrin zemîni bir mürtefi‘ yere vâki‘ olmuş. Âb [u] hevâsı gâyet latîfdir, zîrâ Erdel vilâyeti yaylaklarına gâyet yakındır. Hikmet-i Hudâ biz bunda bir gün beğ boyar beğ büyük vo[r]nikde meks edüp zevk [ü] safâ ederken Âsitâne-i sa‘âdet tarafından bir kefere ulak gelüp "Beğ ma‘zûldür, birisi Esîr Debecioğlu (---) Beğ'e Eflak eyâleti sadaka olundu" deyince hemân küffârlar ve kâ’immakâm ve boyarlar ve vornikler şaşup der-akab ulağı Bukreyş'de ma‘zûl olan (---) beğe haber gönderdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 103a ·
metinde göster ·
yeniden(?) bî‘at edüp herkes mertebesinde karâr-dâde olup tahsîl-i mâla şürû‘ e …
Hemân ertesi gün alay-ı azîm ile yeni beğ olan Esîr Debecioğlu (---) Beğ iskemle ağası ve sancak ağasıyla gelüp bu taht-ı sânî Tirkoviş'de 103b iskemle ağasının taraf-ı pâdişâhîden gelen iskemle üzre karâr-dâde olup önüne pâdişâhın ihsân etdiği tuğları ve sancağ u bayrakları koyup eline topuzun alup dîvân-ı azîm etdikde cemî‘i mertebe sâhibi boyarlar yeniden(?) bî‘at edüp herkes mertebesinde karâr-dâde olup tahsîl-i mâla şürû‘ edüp ol gün hakîr refîklerimle mübârek-bâda vardıkda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 103a–103b ·
metinde göster ·
Mukaddemâ gâyet ma‘mûr iken görmüşdük, ammâ sene 1071 târîhinde Boğdan ve Eflak isyân etdiklerinde hakîr Boğdan'ın baş şehrinden Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adû-şikâr ile çapul civerüp bu mahalle geldikde bu Gergiçse kasabasının mâl-ı ganâ’imin alup ihrâk bi'n-nâr etmişdik. Hâlâ henüz ma‘mûr olmadadır. Şehri bir sahrâya vâki‘ olup bâğ u bâğçeli ve iki manastırlı ve elli aded dükkânlı Eflak şehridir. Boyar hâkimi Eflak beğinin kâğızına amel edüp cümle me’kûlât [ü] meşrûbâtılarımız ve rûz-merre birer(?) guruş harc-ı râhımız verüp i‘zâz [u] ikrâm etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 103b ·
metinde göster ·
. Bunda dahi azîm vezni üzre ta‘zîm ü tekrîmler edüp bir gece râhat olduk. Bu şe …
Bu dahi başka boyarlıkdır. Bunda dahi azîm vezni üzre ta‘zîm ü tekrîmler edüp bir gece râhat olduk. Bu şehir bir düz vâsi‘ fezâda beş yüz hâneli ve bir nev binâ ve bir köhne binâ iki manastırlı ve yüz dükkânlı ve bâğ u bâğçeli kasaba-i şîrîndir, ammâ mahbûb u mahbûbeleri dahi ziyâde şîrîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 103b ·
metinde göster ·
. Hakîri boyar bir mükellef sarâya kondurup i‘zâz [u] ikrâmlar etdi. Bu şehr-i r …
Bu dahi başka boyarlıkdır. Hakîri boyar bir mükellef sarâya kondurup i‘zâz [u] ikrâmlar etdi. Bu şehr-i ra‘nâ nehr-i Rimlik kenârında ve bir yayla kûh-ı serbülend dâmeninde bâğlı ve bâğçeli şehirdir. Altı aded manastırları ve beş yüz kadar dükkânlarında kızlar oturup kâr ederler. Bunda hâkim olan boyardan ulûfe ve refîkler ve iki talika arabalar alup seyishânelerimizin bârların arabalara tahmîl eyleyüp andan yine semt-i şarka (---) sâ‘at giderken bir yağmur ve mihnet ile bir sahrâ-yı azîm içre giderken âhıru'l-emr,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 103b ·
metinde göster ·
bir mükellef sarâya kondurup i‘zâz [u] ikrâmlar etdi. Bu şehr-i ra‘nâ nehr-i Ri …
Bu dahi başka boyarlıkdır. Hakîri boyar bir mükellef sarâya kondurup i‘zâz [u] ikrâmlar etdi. Bu şehr-i ra‘nâ nehr-i Rimlik kenârında ve bir yayla kûh-ı serbülend dâmeninde bâğlı ve bâğçeli şehirdir. Altı aded manastırları ve beş yüz kadar dükkânlarında kızlar oturup kâr ederler. Bunda hâkim olan boyardan ulûfe ve refîkler ve iki talika arabalar alup seyishânelerimizin bârların arabalara tahmîl eyleyüp andan yine semt-i şarka (---) sâ‘at giderken bir yağmur ve mihnet ile bir sahrâ-yı azîm içre giderken âhıru'l-emr,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 103b ·
metinde göster ·