Menzil-i şehr-i azîm Fohşan: Boğdan ve Eflâk'ın iki
boyarı
bu şehre hükm edüp gümrük alınır şehr-i azîmdir kim re‘âyâ ve hatmanları karşu …
Menzil-i şehr-i azîm Fohşan: Boğdan ve Eflâk'ın iki boyarı bu şehre hükm edüp gümrük alınır şehr-i azîmdir kim re‘âyâ ve hatmanları karşu gelüp bî-kıyâs hedâyâlar getirdiklerinden şehirleri nehb u gâret u hasâret olmayup berbâd olunmadı. Ertesi gün nehr-i Fohşan'ı atlar ile ol mahalde geçüp vilâyet-i Eflâk'dır, andan ılgar ile gidüp
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 103a ·
metinde göster ·
… uz pâreleri hırmen hırmen cereyâna başladı, ammâ bu mahalde Eflâk'ın bir mün‘im
boyarı
bizim serdârımız Kalga Sultân'a üç yüz tevâbi‘ [ü] levâhık ehl [ü] ıyâliyle gel …
Ve el vilâyet-i Eflâk harâb u yebâb ve halkı esîr-i kebâb ve evleri türâb olup cümle emvâl [ü] erzâkları pâymâl-ı rimâl olup işleri tamâm olunca hikmet-i Hudâ on günden sonra nehr-i Tuna'nın buzu sökülüp buz pâreleri hırmen hırmen cereyâna başladı, ammâ bu mahalde Eflâk'ın bir mün‘im boyarı bizim serdârımız Kalga Sultân'a üç yüz tevâbi‘ [ü] levâhık ehl [ü] ıyâliyle gelüp hakîr parmak kaldırdup cümlesin İslâm ile müşerref eylediğimiz bu hakîre mâl-ı ganâ’imden azîz izzetdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 104a ·
metinde göster ·
… ga bunlara üç yüz yiğit koşup bu kadar mâl-ı firâvânıyla Tuna kenârına gelüp bu
boyar-ı
nev-yâr-ı nâçâr-ı âkıbet-endîş-i bî-kîş,
Kalga Sultân dahi eğninden semmûr lipaçesin ol [nev-]müslime geydirüp hakîr ismine Mehemmed dedim. El-Fâtiha denilüp Kalga bunlara üç yüz yiğit koşup bu kadar mâl-ı firâvânıyla Tuna kenârına gelüp bu boyar-ı nev-yâr-ı nâçâr-ı âkıbet-endîş-i bî-kîş,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 104a ·
metinde göster ·
altı yüz âdem ile hükûmet edüp etrâf-ı vilâyetin her bâr devr eder. Ammâ kasaba …
Boyarına seksen kîse iltizâm olmak ile boyarı altı yüz âdem ile hükûmet edüp etrâf-ı vilâyetin her bâr devr eder. Ammâ kasabası bir düz vâsi‘ çemenzâr yerde bin hâneli ve yedi manastırlı ve bir çanlı ve üç yüz dükkânlı kasabadır. Bu şehirde yılda bir kerre azîm panayur, ya‘nî bâzâr durup kırk gün kırk gece Hind u Sind ü Arab u Acem ve Rûm'un bâzergânları gûnâ-gûn metâ‘lar getirüp fürûht edüp metâ‘ alırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 99b ·
metinde göster ·
hükm eder. İki tarafında yeni binâ olunmuş şehr-i müzeyyenelerdir kim mukaddemâ …
Karşu karşuya iki şehr-i azîmdir kim ortalarından nehr-i Kovel(?) suyu cereyân eder. Beri Eflak tarafındakinin hâkimi Eflak beği tarafındandır. Köprünün karşu tarafındaki şehrin hâkimi Boğdan beği boyarı hükm eder. İki tarafında yeni binâ olunmuş şehr-i müzeyyenelerdir kim mukaddemâ sene 1071 târîhinde Tatar ile bu iki şehrin de harâb edüp bu hakîr hayli şikâr almışdım. Ve bu mahal tâ şimâl cânibinde diyâr-ı Erdel'in Praşo dağlarına varınca bu Fohşan suyu hudûddur kim öte tarafı vilâyet-i Boğdan'dır kim suyun şark cânibidir. Beri tarafı garb semtidir kim Eflak diyârıdır kim bu mahalde tamâm olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 104a ·
metinde göster ·
oturur. Bâğlı ve bâğçelidir, ammâ dükkânsız ve manastırsız nehr-i Birlad kenârı …
Der-alâmet-i şehr-i Teküç: Bunda Boğdan boyarı oturur. Bâğlı ve bâğçelidir, ammâ dükkânsız ve manastırsız nehr-i Birlad kenârında bir küçük kasabacıkdır, ammâ nâhiye köyleri gâyet ma‘mûrdur. Nehr-i Birlad yine Boğdan d[ağ]larından gelüp nehr-i Siret'e mahlût olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 104b ·
metinde göster ·
hükm eder. Âsâr-ı binâları bir mürtefi‘ topraklı bayır üzre üç yüz aded tahta v …
Bunda dahi Boğdan boyarı hükm eder. Âsâr-ı binâları bir mürtefi‘ topraklı bayır üzre üç yüz aded tahta ve saz örtülü evleri ve dükkânları ve manastırları var, ammâ şehrinde âdemleri cümle tâ‘ûndan dağlara firâr etdiklerinden hayli meşakkat-i râh çekmişken anda mihmân ola[mayup] yine şark tarafına dağlar ve ağaçlı ormanları geçüp (---) sâ‘atde bî-mecâl gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 104b ·
metinde göster ·