… stu yerine kuru ve yaş sığır ve câmûs ve dana ve düğe ve boğa ve inek derilerin
boynuzları ve
paçaları ve kuyruklarıyla arkalarına alup geçerler ve kimi koyun pasdırmasından …
Bu hirfetin ba‘zıları üzerlerine kaplan postu yerine kuru ve yaş sığır ve câmûs ve dana ve düğe ve boğa ve inek derilerin boynuzları ve paçaları ve kuyruklarıyla arkalarına alup geçerler ve kimi koyun pasdırmasından paça ve kelleleri ile yarım koyunları başlarına külâh yerine geyüp ve kaz yelekleri takınup ve sığır pasdı[r]masından gûyâ muvahhidî ferrâceler ve pasdırma hırkalar ve ellerinde yine pasdırmadan topuzlar ve bayrakları dahi pasdırmadan, ve'l-hâsıl çakşırları ve çizmeleri cümle pasdırmadan ve ba‘zıları atlarının yancıkları ve eğerleri ve rahtları ve hotazları cümle pasdırmadan edüp "Manavgatlı guluna nehnü gerek nehnü" diyerek ubûr ederler. Acîb ü garîb mashara alaydır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 180a ·
metinde göster ·
Bunlar seyishâneler üzre dükkânların şîr-mâhî ve balık dişi ve sığın
boynuzu ve
kuknus burnu ve gergerdân boynuzu ve ablak koç boynuzlarından zıhgîrler ile dük …
Bunlar seyishâneler üzre dükkânların şîr-mâhî ve balık dişi ve sığın boynuzu ve kuknus burnu ve gergerdân boynuzu ve ablak koç boynuzlarından zıhgîrler ile dükkânçelerin zeyn edüp pür-silâh ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 190a ·
metinde göster ·
… ükkânların şîr-mâhî ve balık dişi ve sığın boynuzu ve kuknus burnu ve gergerdân
boynuzu ve
ablak koç boynuzlarından zıhgîrler ile dükkânçelerin zeyn edüp pür-silâh ubûr e …
Bunlar seyishâneler üzre dükkânların şîr-mâhî ve balık dişi ve sığın boynuzu ve kuknus burnu ve gergerdân boynuzu ve ablak koç boynuzlarından zıhgîrler ile dükkânçelerin zeyn edüp pür-silâh ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 190a ·
metinde göster ·
… ishâneler üzre kafes kafes dicâclar ve gûnâ-gûn her diyârın horoslarından ba‘zı
boynuzlu ve
çatal ibikli ve ikişer ımlık horoslar ve semiz beslenmiş ımlık tavukları ile ho …
Bu tavukcular kuş besleyüp ba‘zı Mısır tavuğu ve kaz ve ördek yelekleri okculara ve yelpâzecilere lâzım olduğunda bu okcubaşı alayına ta‘yîn olunup seyishâneler üzre kafes kafes dicâclar ve gûnâ-gûn her diyârın horoslarından ba‘zı boynuzlu ve çatal ibikli ve ikişer ımlık horoslar ve semiz beslenmiş ımlık tavukları ile horosları "kukırıku kurıku" diyerek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 191a ·
metinde göster ·
… pâre olur. Zîrâ cümle vücûdu buz olup donmuşdur. Ol ecilden meyyiti belinden ve
boynundan ve
uyluklarından ve kollarından pâre pâre olmasın deyü pek sarup vârisleri mürde-ş …
Mu‘âraza-i hakîr, eyitdim: "Bre cânım, bir âdem Erzurûm'un şiddet-i şitâsında merhûm olsa ibtîdâ ol merhûmu defn edecekleri yire onbeş yigirmi yük odun yığup âteş-i Nemrûdlar yakup rûy-ı zemîn mülâyim oldukdan sonra lahdi güç ile Ferhâdî külünkler ile kazup bu minvâl üzre beş altı sâ‘atde bir mezâr gücile kazılır ve ba‘dehû meyyiti tâbutiyle getirüp defn ederken lahde lütfile korlar kim meyyitin aslâ bir uzvu hareket etmeye. Zîrâ meyyitin bir a‘zâsı hareket ederse pâre pâre olur. Zîrâ cümle vücûdu buz olup donmuşdur. Ol ecilden meyyiti belinden ve boynundan ve uyluklarından ve kollarından pâre pâre olmasın deyü pek sarup vârisleri mürde-şûylara ve kabr-kenlere mâllar verüp bir hoşça defn edin, deyü ricâ ederler. Böyle şiddet-i kavî olunca hançer ile zemîni kazup kemer ile altunu yire gömmek niçe olur ve buludu nişân etmeğile niçe mâl bulınur. Âdetullah bunun üstüne eyle cârîdir kim cemî‘i kevâkibler ve seb‘a-i seyyâreler ve şems ü kemer ve bulutlar deverân u seyerân etmek üzre halk olunmuşdur. On ay bulut niçe bir yerde ber-karâr olur. Bir ân durmaz, gâ’ib olur" dedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 52b ·
metinde göster ·
Hemân hüddâmlarım ve birkaç ılıca teferrücüne gelen âdemler seyishânelerimin çember kolanların ve garâr kolanların çözüp yayan âdemler âheste reviş ile atın yanına varup atı boynundan ve kuyruğundan bağlayup "İsa tira mola" diyerek atı der-kenâr edüp gücile atı halâs etdik. Bi'z-zarûrî hakîr ılıcaya girüp safâ etdim ve atı da nehr-i Tunca'da yaykayup eğeri ve bisâtları güneşde kurudup nehr-i Tunca'yı bu ılıca dibinde atlar ile geçdik. Bu mahalde nehr-i Tunca azdır, zîrâ menba‘ı yakındır. Torbakurudan dağlarından gelüp Edirne içinde Mihal köprüsü altında nehr-i Meriç'e mahlût olur. Ve bu mahalde nehr-i Tunca'yı ubûr edüp (---) sâ‘atde gidüp
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 53a ·
metinde göster ·
… üzre nâmeyi anasına gösterüp anası dahi ayak üzre kalkup ellerin ve kolların ve
boynu ve
belin eğerek hamd edüp du‘âlar etdi.
Andan nâmeyi dîvânhânenin sağ tarafı köşesinde bir âlî maksûrecik üzre nâmeyi anasına gösterüp anası dahi ayak üzre kalkup ellerin ve kolların ve boynu ve belin eğerek hamd edüp du‘âlar etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 65a ·
metinde göster ·
tırnakları ve cemî‘i ciğeri ve şirdeni ve kırkbayırı ve pençesini ve böbreği ve …
Ve dahi semiz koyun ve kuzuları başı ve boynuzları ve tırnakları ve cemî‘i ciğeri ve şirdeni ve kırkbayırı ve pençesini ve böbreği ve böbrek yağıyla cümle pâk ü pâkîze yedi kat sularda arıdup mezkûr koyunu büsbütün tennûrda pişirüp meydân-ı ziyâfete getirirler, ammâ eyle koyu[n] tennûrda pişirirler kim gûyâ ilik olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 150b ·
metinde göster ·
… Hikmet, garâ’ib bunda kim balın kovan sepedi içre hâsıl olan bal koç başı gibi
boynuzlu ve
kaşlı ve gözlü ve ağızlı ve burunlu ve kulaklı bir şîrîn mahbûb koç kellesi gib …
Sırr-ı sun‘-ı Hudâ-yı azîm: Hikmet, garâ’ib bunda kim balın kovan sepedi içre hâsıl olan bal koç başı gibi boynuzlu ve kaşlı ve gözlü ve ağızlı ve burunlu ve kulaklı bir şîrîn mahbûb koç kellesi gibi petek balı olur. Her sepetde onar ve on beşer ve yigirmişer vukıyye gelir baldan koç kellesi hâsıl olduğıyçün "koç başı balı" deyü memdûhât içre meşhûrdur. Ve râyiha-i tayyibesi misk [ü] amber-i hâm gibi olup tenâvül edenin demâğın mu‘attar eder. Ve bu kenîsede pişen ni‘met-i nefîse bir yerde tabh olmak ihtimâli yokdur kim cemî‘i âyende vü revendelere sofra-i bî-im[tin]ânlarıyla ni‘met-i mümessekleri mebzûldür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 255a ·
metinde göster ·
kal‘a-i Bakîs ve kal‘a-i Hilleti'r-Rikâb ve kal‘a-i Hilleti'l-Cündî ve taht-ı F …
(---) varakda, eşkâl-i hayvân-ı kazık boynuz ve kal‘a-i Bakîs ve kal‘a-i Hilleti'r-Rikâb ve kal‘a-i Hilleti'l-Cündî ve taht-ı Fûncistân kal‘a-i Sennâre ve mülâkât-ı melik-i Fûncistân.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y457a ·
metinde göster ·
… up bey‘ [u] şirâ ederler. Bunlarda bin sene mu‘ammer olmuş pîl dişi ve gergedân
boynuzu ve
keler derisi ve zebâd ve tibir gâyet çok olur.
Bu kavim Habeş ile Nîl-i mübârekin mâbeyni olan mâbeyne müstevlî olmuş kavm-i bî-pâyân-ı uryândır. Tâ bahr-i Muhît kenârında Portakal ile müşâ‘ yerleri vardır. Silâhları ceyrân boynuzundan hıştlardır kim âdeme nişter gibi güzer eder. Ekseriyyâ ihtilâtları Portakal ile olup bey‘ [u] şirâ ederler. Bunlarda bin sene mu‘ammer olmuş pîl dişi ve gergedân boynuzu ve keler derisi ve zebâd ve tibir gâyet çok olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y32a ·
metinde göster ·
… ır paşasına dahi elçileri ile fîl derisinden kalkanlar ve fîl dişi ve gergerdân
boynuzu ve
keler derisi ve âbinûş ağacı ve zebâd misilli hedâyâlar getirirler. Nîl kenârın …
Ve bu Fûncistân pâdişâhı Mâlikî-mezheb pâdişâh olmağile Mısır'da Şeyh Bekrî'nin mu‘tekididir, anlara dâ’imâ âdemleri gidüp gelmededirler. Ol takrîb ile Mısır paşasına dahi elçileri ile fîl derisinden kalkanlar ve fîl dişi ve gergerdân boynuzu ve keler derisi ve âbinûş ağacı ve zebâd misilli hedâyâlar getirirler. Nîl kenârında sâkin kavimlerdir, ammâ bu vilâyetlerde Nîl'in sâhili ol kadar amâr değildir, zîrâ bir alay oğuz akvâmdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y157b ·
metinde göster ·
… e müşk-i rûmî ve akgül ve kargı —henüz zuhûr etdi— ve şakâyık ve zerrîn ve deve
boynu ve
buhûr-ı Meryem ve sevsen ve amberbûy. Q 248bP 245b
İbtidâ Mısır'da binâ olunan bâğçe Eski Mısır mukâbilinde cezîre-i Ravza'dır, lisân-ı Arabîde bâğçeye derler. Andan sonra niçe bin gaytânlar ma‘mûr olup ba‘dehu karîbü'l-ahd Topatan bâğı bâğ-ı İremezât imiş. Andan Y 241a niçe bakçeler dahi amâr olup hâlâ anlarda gül [ü] gülistânları ve reyhân ve bülbül-i destân firâvândır. Gülünden mâ-i gülâb hâsıl olur kim âdemin demâğı mu‘attar olur. Ve karanfîl ve benefşe ve yâsemen ve fûl-i katmer ve reyhân-ı katmer ve reyhân-ı geysûdâr ve reyhân-ı mekkî ve reyhân-ı yemenî ve reyhân-ı kınayî ve sadef ve şebbûy ve nergis ve marsama ve hınnâ ve zanbak ve sünbül ve lâle ve müşk-i rûmî ve akgül ve kargı —henüz zuhûr etdi— ve şakâyık ve zerrîn ve deve boynu ve buhûr-ı Meryem ve sevsen ve amberbûy. Q 248bP 245b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y240b–Y241a ·
metinde göster ·
… ündedir. Bu Sindî'nin çârsû-yı bâzârında ve mahzenlerinde fîl dişi ve gergerdân
boynuzu ve
keler derisi ve âbnûs ağacı dağlar gibi bâzâr yerinde pâymâl-i rimâl olup bî-kı …
Nîl'in şarkında şekl-i müseddes binâ-yı kadîmdir. Mâ-tekaddem şehr-i azîm imiş. Kal‘ada yedi yüz kamışlı hâne ve yedi câmi‘ var, gayrılar harâbdır. Cümle halkı Şâfi‘iyyü'l-mezheb sâlih ü musallî kimesnelerdir. Bunda Hüseyin Beğ hudûdu tamâm olup bundan ileri Fûncistân meliki dâbiri ya‘nî defterdârı hükmündedir. Bu Sindî'nin çârsû-yı bâzârında ve mahzenlerinde fîl dişi ve gergerdân boynuzu ve keler derisi ve âbnûs ağacı dağlar gibi bâzâr yerinde pâymâl-i rimâl olup bî-kıymet yatır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y397b ·
metinde göster ·
… neccâblar gönderilüp anlar dahi bir aya dak ol kadar fîl ve gergerdân ve kazık
boynuz ve
at ve deve ve hımâr ve câmûs ve sevr ve koyun getirdiler kim herbir fîl üzre yi …
Hulâsa-i kelâm bu kal‘ada kâmil bir ay meks edüp asker-i nusret-şümâr tâ vilâyet-i İsvân'a varınca ne kadar âteş-perest ve gâv-perest ve pîl-perest âfitâb-perest diyârları var ise şebhûn salup rûz-merre ol kadar mâl-ı ganâyim geldi kim sahrâ-yı İdrîs'in içi devâbât-ı Hudâ ile mâl-â-mâl oldu. Ba‘dehu bir aydan sonra cânib-i erba‘ada olan asker-i nusret-me’âsire neccâblar gönderilüp anlar dahi bir aya dak ol kadar fîl ve gergerdân ve kazık boynuz ve at ve deve ve hımâr ve câmûs ve sevr ve koyun getirdiler kim herbir fîl üzre yigirmi otuz esîr ve her deve üzre beşer altışar esîr ve her at ve gayrı hayvânâtlar üzre her vilâyetin üsârâlarından esmerü'l-levn ve ahmerü'l-vech mahbûb u mahbûbeler ve zişt-rû Afnuvî şütürleb Zengîler geldi kim hisâbın Cenâb-ı İzzet bilür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y401a ·
metinde göster ·
… iki katâr deve yükü hûrmâ lîfi hararlar içre gûnâ-gûn fîl dişleri ve gergerdân
boynuzları ve
santa ve âbnûs ağacları ve on hecîn üzre yigirmi aded duhter-i pâkîze-ahterânla …
Derhâl kan u cân başıma sıçrayup istikbâle çıkup yed-be-yed olup haymemize geldik. Ardı sıra iki katâr deve yükü hûrmâ lîfi hararlar içre gûnâ-gûn fîl dişleri ve gergerdân boynuzları ve santa ve âbnûs ağacları ve on hecîn üzre yigirmi aded duhter-i pâkîze-ahterânlar kim herbiri esmerü'l-levnin mahbûbları idi, ve on hecîn-süvâr yigirmi aded mûğân-pîçe ve âteş-perest cân yakıcı kıya kıya bakıcı esmerü'l-levn ve ahmerü'l-vech gılmân-ı sâhib-iz‘ânlar ihsân etdi. Ve kâmil yüz aded hecîn tâvûsu ve iki pîl-i Mengerûsî verdi. Ve fîlbân ve şütürbân ve gayrı huddâmândan elli aded esîr Zengîler verüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y402a ·
metinde göster ·
… rgerdân ve zurnapâ ve ceyrân ve devekuşu yumurtası ve kedi ve devekuşu ve kazık
boynuz ve
arslan ve kaplanları besleyüp yerler ve lezzetin gâyet medh ederler.
Me’kûlâtları darı ve arpa ekmeği ve koyun keçi ve câmûs ve bakar ve cemel ve fîl ve gergerdân ve zurnapâ ve ceyrân ve devekuşu yumurtası ve kedi ve devekuşu ve kazık boynuz ve arslan ve kaplanları besleyüp yerler ve lezzetin gâyet medh ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y416a ·
metinde göster ·
… siyâh-çerde pâkîze kızlar ve elli deve yükü defteriyle fîl dişleri ve gergerdân
boynuzları ve
iki yüz fîl kalkanı ve bin çift kargı ve yüz çift kaplan postu ve yüz çift bebr …
Ertesi gün paşanın hedâyâları geldi. Yüz tâvûsî hecîn-i müzeyyen üzre elli siyâh memlûk ve ellisi siyâh-çerde pâkîze kızlar ve elli deve yükü defteriyle fîl dişleri ve gergerdân boynuzları ve iki yüz fîl kalkanı ve bin çift kargı ve yüz çift kaplan postu ve yüz çift bebr postu ve bir yük keler derisi ve beş yük misk kedisi postu ve on yük âbnûs ve on yük sindiyân ağacı ve iki yük tibr ve bir denk zebât ve bir denk zımrân ve bir kutu misk ve altmış aded şemâme anber ve bir kutu hannebân —bir gûne siyâh nebâtâtdır, âdemin demâğın râyihası mu‘attar eder; ve bir kutu-yı kebîr karçıdan— bu dahi bir ot köküdür, râyihası benefşeden mü’essirdir; ve bir kutu sakankûr-ı berrî ve bir kutu dühn-i seğsebân ve bir hokka dühn-i kibrît ve altı kutu-yı kebîr kakule-i sagîr verüp bu cümle makbûzumuz olup nâmeler içinde tahrîr olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y418b ·
metinde göster ·
… tı gergerdân ve niçe bebr ü peleng ve niçe bin hargûş ve hımâr-ı berrî ve kazık
boynuz ve
zürefâ ve kûsfend-i beyâbanî ve'l-hâsıl hadden bîrûn ve kıyâsdan efzûn hayvânla …
Ve bu Sincilâh sahrâsında üç gün sayd [u] şikârlar edüp yetmiş fîl ve on altı gergerdân ve niçe bebr ü peleng ve niçe bin hargûş ve hımâr-ı berrî ve kazık boynuz ve zürefâ ve kûsfend-i beyâbanî ve'l-hâsıl hadden bîrûn ve kıyâsdan efzûn hayvânlar şikâr oldu kim bu sahrâda olan mahlûk-ı Hudâ'nın yüz kerre yüz bininde biri sayd olunmadı. Tâ bu mertebe Cenâb-ı Bârî bu sahrâyı ecnâs-ı mahlûklar ile mâl-â-mâl eylemişdir. Ve cezîre-i Mısır'da böyle vâsi‘ mahsûldâr Q 330b sahrâ-yı P 327b hoş-havâ yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y426b ·
metinde göster ·
… beş kız ve beş gulâm-ı siyâh-çerde ve altı çift fîl dişi ve beş çift gergerdân
boynuzu ve
bir kara derim çadır ve bir harar misk Y 432b kedisi postu ve bir garar kapla …
Ertesi gün sultânın karındaşı hakîre üç at on deve zahîre ve beş hecîn üzre beş kız ve beş gulâm-ı siyâh-çerde ve altı çift fîl dişi ve beş çift gergerdân boynuzu ve bir kara derim çadır ve bir harar misk Y 432b kedisi postu ve bir garar kaplan ve bebr postu verdi. Ertesi âmâde olup melik karındaşı Kan Cercîs ile vedâlaşup Habeş askeriyle mülâkat olup azm-i Habeş etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y432a–Y432b ·
metinde göster ·
… e kırk elli Habeşe mahbûbe-i cihâne duhterler ve zebât ve fîl dişi ve gergerdân
boynuzları ve
zebât kedisi ve keler derisi ve âbinûş ve minkâr-ı koknos ve lâşe-i tuyûr-ı hüm …
Elçi kâmil cenûb cânibine bizim geldiğimiz yollar ile bir ayda varırlar, hedâyâları sultâna teslîm edüp elçilere ve Bânyân'lara i‘zâz u ikrâm edüp ol dahi paşaya kırk elli Habeşî nevreste gulâmlar ve kırk elli Habeşe mahbûbe-i cihâne duhterler ve zebât ve fîl dişi ve gergerdân boynuzları ve zebât kedisi ve keler derisi ve âbinûş ve minkâr-ı koknos ve lâşe-i tuyûr-ı hümâ ve dehnec-i a‘mâ ve kakule-i kebîr ve amber-i hâm anîr [abîr?] ve pânzehr-i sagîr ve kalkan-ı fîl ve kırbac-ı pîl, el-hâsıl bu makûle hedâyâlar ile paşaya ve nısfı kadar hedâyâ ile gelen elçi ağaya verüp paşaya gönderir. Andan sonra vilâyetinde ne kadar bâzergân var ise cümlesin metâ‘ları ile paşaya gönderüp paşa dahi gümrüğün alup Habeş diyârı ganîmet olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y439a ·
metinde göster ·
… l ü gergerdân ve bebr ü peleng katl edüp fîlin dişleri ve postun ve gergerdânın
boynuzun ve
hotas içün kuyruğun götürüp ticâret ederler. Acâyib vilâyet-i şikârgâhdır.
Ve ba‘zı levendât makûlesi kırk elli pür-silâh nâmdâr fellâh yiğitler bir yere cem‘ olup beş on günde dağlarda yatup fîl ü gergerdân ve bebr ü peleng katl edüp fîlin dişleri ve postun ve gergerdânın boynuzun ve hotas içün kuyruğun götürüp ticâret ederler. Acâyib vilâyet-i şikârgâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y440b ·
metinde göster ·
… ve üç şemâme amber ve bir yük kakule-i kebîr ve elli fîl dişi ve beş gergerdân
boynuzu ve
altı fîl kalkanı ve altı kargı sırık ve iki at ve altı hecîn ve on deve yükü me …
"Sübhânellâh, bu âna dek bu diyâra bu kadar vüzerâ vükelâ gelüp gitdiler, böyle bir Kelâm-ı İzzet ve böyle bir sâ‘at bağışlamadılar" deyüp hemân yerinden kalkup içeri hareme girüp der-ân dörd mahbûbe bürüncük gömlekli bâkire Habeşe kızlar ve dörd aded kulakları menkûşlu esmerü'l-levn mahbûb(e) sıbyân gılmânlar ve bir kutu incü ve bir kutu seylân ve bir kutu akîk ve bir kutu pânzehir ve bir kutu misk ve üç şemâme amber ve bir yük kakule-i kebîr ve elli fîl dişi ve beş gergerdân boynuzu ve altı fîl kalkanı ve altı kargı sırık ve iki at ve altı hecîn ve on deve yükü me’kûlât [u] meşrûbât verüp özür dileyüp, ma‘zûr olsun, deyüp bu ihsânları kabûl edüp huddâmlarımıza teslîm etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·
… mâ şehr-i Itşân'da refîk olan Dervîş Ni‘metullâh'ın süvâr olduğu gergerdân ölüp
boynuzun ve
tırnakların almış, hakîr ana bir hecîn verüp ana süvâr oldu. Ammâ Dervîş Cârull …
Bu dahi mukaddemâ memdûhdur. Bu şehir kâ’immakâmında Allâh emâneti Q 339b koduğumuz bâr-ı sakîlleri ve cümle hecîn ve develeri ve siyâh memlûkleri ve sâyir huddâmlarımız cümle sıhhatde bulup aldık. Ammâ şehr-i Itşân'da refîk olan Dervîş Ni‘metullâh'ın süvâr olduğu gergerdân ölüp boynuzun ve tırnakların almış, hakîr ana bir hecîn verüp ana süvâr oldu. Ammâ Dervîş Cârullâh'ın süvâr olduğu kazık boynuz hayvânı gâyet zinde idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·
Ve me’kûlât [u] meşrûbâtları kedi ve arslan ve zurnapâ ve kazık
boynuz ve
lahm-ı ceyrân yerler. Ve Habeş tavuğu yerler kim Bağdâd'da Şattü'l-arab büklükl …
Ve me’kûlât [u] meşrûbâtları kedi ve arslan ve zurnapâ ve kazık boynuz ve lahm-ı ceyrân yerler. Ve Habeş tavuğu yerler kim Bağdâd'da Şattü'l-arab büklükleri içre tûrâc nâm bir murg-ı vahşî vardır, bu Habeş tavuğu anın lezzetinde bir lahm-ı tarî ve semiz murgdur. Ve gâyet mukavvîdir kim tenâvül eden safâ-yı hâtır ile ehlilye on kerre gazâ eder. El-hâsıl bu iklîm-i Habeş'in cemî‘i me’kûlât [u] meşrûbâtı mukavvî ve serî‘u'l-hazmdır. Ve meşrûbâtları boza ve üç dörd günlük deve südüdür, âdeme sekir verir; bu dahi müferrih ü mukavvîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·