… bolsa ḳul taŋrıḳa hem ferişteler yaḳınlar kim kim ʿarlansa anıŋ ḳulluḳındın hem
boynaġuluḳ
ḳılsa her-ayine tėrer olarnı aŋa ḳamuġ
172 hiç ʿar tutmaz ʿisa kim bolsa ḳul taŋrıḳa hem ferişteler yaḳınlar kim kim ʿarlansa anıŋ ḳulluḳındın hem boynaġuluḳ ḳılsa her-ayine tėrer olarnı aŋa ḳamuġ
… ılur olarḳa yanutlarını hem arturur olarḳa fazlındın emdi anlar kim ʿarlandılar
boynaġuluḳ
ḳıldılar ḳınayur olarnı açıtġan ḳının hem bulmazlar olarḳa taŋrıda aḍın dost ap …
173 amma anlar kim bittiler hem ḳıldılar eḍgülükler tükel ḳılur olarḳa yanutlarını hem arturur olarḳa fazlındın emdi anlar kim ʿarlandılar boynaġuluḳ ḳıldılar ḳınayur olarnı açıtġan ḳının hem bulmazlar olarḳa taŋrıda aḍın dost ap yariçi
ḳıldılar boḍnındın: çıḳarġay- miz oḳ seni ey Şuʿayb hem yime anlarnı kim bittil …
SURETÜ’L a’RAF88 aydılar: bir ögür anlar kim boynaġuluḳ ḳıldılar boḍnındın: çıḳarġay- miz oḳ seni ey Şuʿayb hem yime anlarnı kim bittiler seniŋ birle ėlimizdin azu yaŋa sizler biziŋ dinimiz içiŋe. aydı: eger bolsa-miz unamaġlılar
… rmek mėni neteg kim öldürdüŋ biregüni tünki kün tilemez sen meger kim bolsa sen
boynaġuluḳ
ḳılıġlı yer içinde tilemez sen kim bolsa sen eḍgülerdin
19 ḳaçan kim tiledi erse kim tutup yapuşsa aŋar kim ol yaġı ol ikike aydı: ey musa tileyür mü sen öldürmek mėni neteg kim öldürdüŋ biregüni tünki kün tilemez sen meger kim bolsa sen boynaġuluḳ ḳılıġlı yer içinde tilemez sen kim bolsa sen eḍgülerdin
… ir ançaları bir ançaḳa söz birle ayurlar anlar kim zaʿif tutuldılar anlarnı kim
boynaġuluḳ
ḳıldılar: eger siz bolsa erdiŋiz müʾminler
31 aydılar anlar kim tandılar: hergiz bitmez miz bu ḳurʾanḳa hem ol kim anda burunḳı turur eger körse sen ançada küç ḳılıġlılar turuḳmış bolurlar iḍileri üskinde yandurdı bir ançaları bir ançaḳa söz birle ayurlar anlar kim zaʿif tutuldılar anlarnı kim boynaġuluḳ ḳıldılar: eger siz bolsa erdiŋiz müʾminler
47 ançada hüccet ayşurlar ot içinde ayturlar zaʿifler anlarḳa kim
boynaġuluḳ
ḳıldılar: biz erdimiz sizke uḍġan nek sizler bar mu siz kim yıġusa sizler bizdi …
47 ançada hüccet ayşurlar ot içinde ayturlar zaʿifler anlarḳa kim boynaġuluḳ ḳıldılar: biz erdimiz sizke uḍġan nek sizler bar mu siz kim yıġusa sizler bizdin ülüşni otdın
ḳıldılar yer içinde sezasızın aydılar: kim ol küçlügrek bizdin ḳuvvet birle kör …
15 amma ʿad boḍnı boynaġuluḳ ḳıldılar yer içinde sezasızın aydılar: kim ol küçlügrek bizdin ḳuvvet birle körmediler mü kim bütünlükin ol taŋrı törütti olarnı ol ḳatıġraḳ olardın ḳuvvet birle boldılar biziŋ nişanlarımızḳa tanıġlılar
… nî gördük, girüden bizim askerin ilerisi gerisine bakmayup "Kopar bre kopar, at
boyna
düşmüşler, yanımıza gelüp bize bakmadan. Bre Allah Allah" deyü bir ağızdan sadâ …
deyü bu gûne ma‘nîleri hüzn-i dil ile garîbâne savt-ı ciğer-sûz ile tegannî eyleyerek ağlayup yanında hâb-âlûd olan refîkına nidâ edüp eydür: "Ey Alî cân, kalk! Ne çok yatarsın, sabâh karîbdir. Cümle kurd, kuş ve koyun ve benî Âdem seherin kalkup rahmet kapuları açık iken du‘â edüp kimi dünyâ, kimi âhiret ister. Kalk hey gök bahtlı, biz seninle şehîdlik isteyelim. Bre kalk hey it" deyüp refîkı dahi hâbden bîdâr olup eydir: "Hayr ola Velî! 100a Şimdi bir düş görürdüm. Elimde bir yanmış mum var idi. Sen benim elimden mumu alup püf deyüp söndürüp elimden mumu alup başım ol mum ile urup başım yardın. Sandım ki başım kesdin" dedikde "Hayr ola, ben de bu gice huzûr edemeyüp kalkdım, atcağızım timâr etdim. Sen de atını eğerle, sabâh yakındır" dediler. Ammâ bunlardan gayri uyah kimesne yok idi. Yedi sekiz kişi bunların mükâlemesin cân kulağıyla cümle istimâ‘ edüp girü çarha küme'sine varup istimâ‘ etdiğimiz ma‘niyâtları ve hâmûş-bâş yatan gâfil ümmetlerin ahvâllerin bir bir takrîr edüp girüde olan askere haber gönderdik. Vakt-i seher kim oldu, ânî gördük, girüden bizim askerin ilerisi gerisine bakmayup "Kopar bre kopar, at boyna düşmüşler, yanımıza gelüp bize bakmadan. Bre Allah Allah" deyü bir ağızdan sadâ-yı Allah Allah'a rehâ buldurup hâb-ı râhatda yatan askerin içlerine at bırağup cümle çadırların başlarına yıkup kimi uryân ve kimi giryân u nâlân ederek onu onda ve bunu bunda, işte şu şunda deyü her biri birer çengelistâna perem perem olup göz açdırmayup içlerine kılıç urulmağa başlandı. İbtidâ ma‘nî okuyup atı timar eden garîb yiğit ve anın refîkı ki, hâbdan kalkup vâkı‘â gördüm diyen yiğit, ikisi uryânen bellerine kılıçların çalup ve uryancık atlarına yular ile eğer urmadan bilâ-licâm süvâr olup ol ân bizden üçer âdem hâke düşürdüler. Meğer şecî‘ yarar yiğitler imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 99b–100a ·
metinde göster ·
Andan azline mâdde-i sânî: Sene (---) târîhinde Karadeniz nihâyetinde kal‘a-i Azak'ı Kazak-ı Ak, Moskov u Potnak, Yunak, [u] Boynak muhâsara edüp Mehemmed Girây Hân imdâdıyla kal‘a-i Azak küffârın muhâsarasından halâs olup kal‘a-i Azak'dan cümle iş erlerinden feryâdcılar gelüp "Zahîre ve cebehâne ve cerâye ve alîkımız kalmayup bir senedir mevâcib yüzü görmedik. Elbette vazîfe-i mu‘ayyenemiz gelmezse kal‘a-i Azak-ı adâyı hâli üzre bırağup târmâr oluruz" deyü kırk yedi bölük ağalarından feryâdcılar gelince Melek Ahmed Paşa cemî‘i erbâb-ı dîvânın ihtiyârlarıyla meşveret-i azîm edüp netîce-i kelâmları oldur kim "Eğer zahîre ve cebehâne ve ulûfelerin Karadeniz'den göndersek, deryânın fırtına hâli dâ’imâ tehlikedir ve Karadeniz'de Azak Kazağı ve Özü Kazağı hâli istîlâ edüp iki yüz pâre kayıklar ile gezmededirler. Azağ'a imdâd etmek müşkildir. Hemân cümle zâhire ve cebehâneyi Kefe eyâletine mutasarrıf İbrâhîm Paşa'ya fermân edüp Kefe'den âsân vech ile Azağ'a vâsıl olur. Mevâciblerin bunda hazîne-i pâdişâhîden yetmiş bin guruş çıkarup cemî‘i ehl-i hırefe akçe tevzî‘ edüp râyic-i sûk-ı sultânî üzre şerîfî altun cem‘ edüp kırk elli aded ulakları bu mahaldan Kırkkilise beğine vâsıl ederiz. Anlar da Özü vezîrine, anlar da Özü beğine, anlar da Kırım hânına, hân dahi Tatar-ı sâbâ-reftâr-ı adüv-şikâr ile Azağ'a vâsıl olduğu haberi arz-ı muhzırlarla yiğirmi beş günde gidüp geldikleri haberi gelir. Bu re’y-i tedbîr ahsendir" deyü Fâtiha tilâvet olunup hazîne-i pâdişâ 102a hîden yetmiş bin guruş çıkarup cümle ehl-i hırefe ve meşâyihleri ve kethüdâlarına tenbîh edüp Kudde Kethüdâ ve Defterdâr Emir Paşa ve Gümrük Emîni Hasan Çelebi ve Moralı Mustafâ Çelebi ve gayri ser-i kârda olan efendi hâ’inleri yetmiş bin aded hazîne guruşların tebdîl edüp maksûs kuş gözü kalp Moralı akçesi esnâfa verüp Kudde Kethüdâ Diyârbekir Çermik'inden olması sebebiyle yetmiş deve yükü kırmızı Diyârbekir bezi ve kuyumcu şâbı ve Kayseriyye'nin sarı sahtiyânın cemî‘i esnâfa döküp üçer kat bahâların taleb edüp kuş gözü akçe ile ehl-i sûkdan altın yüz seksen akçeye iken hurde akçe ile yüz yiğirmi akçeye istediler. Cemî‘i ehl-i hırefin ihtiyârları Melek Ahmed Paşa efendimizin kendi dîvânına gelüp hâk-i pâyine yüz sürüp "Sultânım, bize zulmdür. Diyârbekir bezin üç kat bahâsına üzerimize dökdüler. Ve şâb ve sahtiyân döküp kuş gözü akçeyle yüz yiğirmiye Azak mevâcibi deyü altun isterler. Azîz başın içün bu fukarâ-yı sûka zulm-i Haccâc-ı Yûsuf'dur. Men‘ [u] def‘ eyle" deyü ricâ eylediklerinde paşa eydür "Âdemler! Biz size Diyârbekir bezi ve şâb ve sahtiyân vermedik. Yetmiş bin Sivilya riyâl guruş verüp esvâk-ı sultânîde râyic olduğu gibi altun isteriz" deyüp Defterdâr'a ve Kudde'ye Paşa eydür: "Bu ibâdullaha niçe kırmızı bez ve şâb ve sahtiyân vermişsiz" dedikde Defterdâr ve Kudde eyitdiler "Sultânım! Hoca Hânı'nda bir bâzergân âhirete intikâl edüp bu kadar mâlı mîrîye kabz olunup bu aralıkda bezleri ve şâb ve sahtiyânın bu esnâfa seyrü'n-nâs verdik. Ne var, Azak askerine imdâd etseler, ne olur" dediklerinde paşa dahi anların sözlerine tebe‘iyyet edüp eydür: "Yürün ümmet-i Muhammed ile olsun, guzât-ı müslimîne imdâd edin. Azağ'a ulûfe gönderdim" dedikde hemân cümle ehl-i hıref "Vâveylâ ve vâveledâ! Nedir bu zulm, ümmet-i Muhammed, yok mu" deyü cemî‘i ak sakal, mün‘im ü muhteşem ihtiyârlar ve niçe yüz sâdât-ı kirâmdan kimesneler ileri gelüp "Etme vezîr! Bu zulmü def‘ u ref‘ eyle!" dediklerinde hemân paşa tehevvüre gelüp çavuşbaşı elinden hezârân deyeneği kapup bir alay ibâdullahı Dîvânhâne'de önüne katup anı anda urarak kimi kendüyi nerdübândan aşağı atarak, kiminin eli ayağı kırılarak firâr edüp cümle sâdât-ı kirâm "İhtiyâr müzevir herîfler, şâhid olun, bre Yahûdî deyüp üzerimize gelüp asâ ile urup mecrûh edüp zulmümüzü def‘ etmedi. Bunun vezâret [ü] hükûmeti câ’iz değildir. Emr şer‘-i Resûl-i mübînin!" deyü doğru nakîbü'l-eşrâfa ve Şeyhülislâm Azîz Efendi'ye varup murâd [u] merâmları üzre fetvâlar aldılar kim paşanın üzerine küfr isbât etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 101b–102a ·
metinde göster ·