Hân hazretleri buyurdular kim, "Boynueğri Mehemmed Paşa şimdi ma‘zûldür. şimdi
boynu
doğru ve dişleri eğri {Köpürlü} Mehemmed Paşa devridir kim hüküm anlarındır kim …
Hân hazretleri buyurdular kim, "Boynueğri Mehemmed Paşa şimdi ma‘zûldür. şimdi boynu doğru ve dişleri eğri {Köpürlü} Mehemmed Paşa devridir kim hüküm anlarındır kim beni Tatar askeriyle ve Melek Ahmed Paşa'yı Âl-i Osmân askeriyle sizin üzerinize gönderdi kim sizi Leh tahtına oturmadan men‘ edüp dönesiz, elinize ve vilâyetinize gidesiz ve illâ size amân u zamân vermeyüp bugün yarın bir azîm ceng ederiz" dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 43a ·
metinde göster ·
dimekdir. Hakkâ ki eşek kadar kurdları Kazak domuzlarından eşeddir. Bir dereli …
Menzil-i Böremoyin: Lisân-ı Tatarca, ya‘nî Kurd boynu dimekdir. Hakkâ ki eşek kadar kurdları Kazak domuzlarından eşeddir. Bir dereli ve ılkınlı ve sazlı ve kamışlı bî-amân yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 54a ·
metinde göster ·
… ilüp şirp-kelle ve pâf-gevde olunca hemân bu zincirde olan kâfirin bir semiz ve
boynu
kalın ve tıknaz ve burnaz ve bodur ve haylaz elleri bağlu ve boğazı zincirde ik …
"şu Köse mel‘ûn harâmîyi devletli vezîr gördün mü? Seydî Ahmed Paşa vezîrimizin bölükbaşısı idi. Marina kal‘ası cenginde mürted olup Venedik kâfirine kaçdı ve bizim gâzîlerden niçe âdemleri şehîd etdi. Âhirü'l-emr hamd-i Hudâ Marina kal‘ası feth olup bu mel‘ûn bir kayığa binüp Zadra kal‘asına kaçdı. Hamd-i Hudâ bu cengde bugün ele geldi ve bu zincirde olan kâfirin dahi cümleleri böyle mel‘ûnlardır. Bunları cümle katl edersen, gazâ-yı ekber edersiz" deyü serhad gâzîler bunların katllerin ricâları hayyız-ı kabûlde vâki‘ olup ibtidâ bu mürted kâfire cellâd-ı felek buna bir tîğ-i âteş-tâb eyle urdu kim tâb-ı tüvânı kesilüp şirp-kelle ve pâf-gevde olunca hemân bu zincirde olan kâfirin bir semiz ve boynu kalın ve tıknaz ve burnaz ve bodur ve haylaz elleri bağlu ve boğazı zincirde iken hemân bir kerre pertâb edüp zincir-keşânın elinden rehâ bulup, "İşte paşa sana vardım" deyüp gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 136b ·
metinde göster ·
… yân olup mâlikler kırbaçlar ile halkı urarak akreb ve yılan ve çıyan ve develer
boynu
kadar engerekler âdemleri sokarak bu âlâm-ı şedâi’dlerin tasvîrâtların görenler …
Ve bu cennete karşılık bir muzlim küncde elli adım mikdârı tûlı bir dîvâr yüzüne bir cehennem tasvîri yazmış kim hakîr gördükde sûre-i Fâtiha'da Arapça okudum. Ve mîzân ve terâzûyi görüp sûre-i Rahmân'da 61aArapça âyetin okudum. Ve derk-i esfel deresin gördükde sûre-i (---)Arapça âyetin tilâvet etdim. Ve çâh-ı gayyâyı gördükde sûre-i veylün li-külli âyetin kırâ’at etdim. Veyl deresi ve Sakar yokuşu ve Tamu deresi ve Siccîn deresi ve Sa‘îr beli ve gayri gûnâ-gûn cehennem derecelerin üstâd nakkaş-ı Freng-pesend bir nakş-ı Freng-i Mânî etmiş kim bir kerre ol cehennem içinde ibâdullâhın neft ü katrân ve âteş içinde büryân olup zebânîler elinde giryân olup mâlikler kırbaçlar ile halkı urarak akreb ve yılan ve çıyan ve develer boynu kadar engerekler âdemleri sokarak bu âlâm-ı şedâi’dlerin tasvîrâtların görenler tabî‘at-i Nemrûdiyyetden ve Fir‘avn ve Kârûn ve Şeddâdiyyet tabî‘atinden ve hümeze ve lüzeme ve zemmâm ü nemmâm u fâsık u fâcir ü zânî ve lûtî ve ribâhor ve hamir-nûş olup cemî‘i ahlâk-ı zemîmelerden tâ’ib ve tâhir olur, ol azâb-ı elîm tasvîrlerin görüp yemeden içmeden berî olup bir künc-i mihnetde savma‘asında bakıyye-i ömr-i girân-mâyesin tâ‘atla geçirüp çirkef-i dünyâdan el çeküp "Emir Allâh'ın, cennet olmazsa bârî cennet ve cehennem ortasında a‘râf olsun" der.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 60b–61a ·
metinde göster ·
… üzre nâmeyi anasına gösterüp anası dahi ayak üzre kalkup ellerin ve kolların ve
boynu
ve belin eğerek hamd edüp du‘âlar etdi.
Andan nâmeyi dîvânhânenin sağ tarafı köşesinde bir âlî maksûrecik üzre nâmeyi anasına gösterüp anası dahi ayak üzre kalkup ellerin ve kolların ve boynu ve belin eğerek hamd edüp du‘âlar etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 65a ·
metinde göster ·
gibi dolaşup cânib-i cenûba altı konak yine Alman'a doğru akup andan yine taraf …
Ve bu kal‘a önünde nehr-i Tuna deve boynu gibi dolaşup cânib-i cenûba altı konak yine Alman'a doğru akup andan yine taraf-ı garba akar. Bu kal‘aya kapudanı bizi kondurup İşpanya vezîrine hedâyâlar verüp azîm ziyâfetler edüp hakîre dahi gûnâ-gûn hedâyâlar verdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 74a ·
metinde göster ·
gibi bir eğri ve dar yokuş boğazdır. şark cânibi gayyâ deresi-misâl derkü'l-esf …
Bu mahal ise bir deve boynu gibi bir eğri ve dar yokuş boğazdır. şark cânibi gayyâ deresi-misâl derkü'l-esfeldir. Bu mahalle Mekke'den berü yorgun argın develer geldikde bî-tâb u bî-mecâl kaldıkda ubûr etmeyecek develeri derhâl ikişer yerden boğazlayup ol çâh-ı esfele atarlar. Ba‘zısının sâhibi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y379a ·
metinde göster ·
Ammâ bu Akabe'nin hemân müşkil yeri bu Dîvdâr çadır kurduğu yerdir kim deve
boynu
gibi eğri ve yokuş ve dar boğazdır. Cümle üç yüz adımdır. Ve Selîm Hân ve Sultâ …
Ammâ bu Akabe'nin hemân müşkil yeri bu Dîvdâr çadır kurduğu yerdir kim deve boynu gibi eğri ve yokuş ve dar boğazdır. Cümle üç yüz adımdır. Ve Selîm Hân ve Sultân Gavrî'de tathîr etdiklerine târîhleri bir kaya üzre çâr-kûşe bir beyâz mermerde tahrîr olunmuşdur. Selef pâdişâhlarından mâ‘adâ Sultân Murâd-ı Râbi‘ asrında Rıdvân Beğ emîrü'l-hac iken niçe mâl-ı hazâyîn harc edüp deryâda katre güneşde zerre tathîr etmemişlerdir. Ammâ buna dahi lağımlar ile amel etseler şâhrâh olurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y379b ·
metinde göster ·
… e müşk-i rûmî ve akgül ve kargı —henüz zuhûr etdi— ve şakâyık ve zerrîn ve deve
boynu
ve buhûr-ı Meryem ve sevsen ve amberbûy. Q 248bP 245b
İbtidâ Mısır'da binâ olunan bâğçe Eski Mısır mukâbilinde cezîre-i Ravza'dır, lisân-ı Arabîde bâğçeye derler. Andan sonra niçe bin gaytânlar ma‘mûr olup ba‘dehu karîbü'l-ahd Topatan bâğı bâğ-ı İremezât imiş. Andan Y 241a niçe bakçeler dahi amâr olup hâlâ anlarda gül [ü] gülistânları ve reyhân ve bülbül-i destân firâvândır. Gülünden mâ-i gülâb hâsıl olur kim âdemin demâğı mu‘attar olur. Ve karanfîl ve benefşe ve yâsemen ve fûl-i katmer ve reyhân-ı katmer ve reyhân-ı geysûdâr ve reyhân-ı mekkî ve reyhân-ı yemenî ve reyhân-ı kınayî ve sadef ve şebbûy ve nergis ve marsama ve hınnâ ve zanbak ve sünbül ve lâle ve müşk-i rûmî ve akgül ve kargı —henüz zuhûr etdi— ve şakâyık ve zerrîn ve deve boynu ve buhûr-ı Meryem ve sevsen ve amberbûy. Q 248bP 245b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y240b–Y241a ·
metinde göster ·
… dörd sâ‘at yine Nîl kenârınca cenûb cânibine giderek, zîrâ bu mahalde Nîl deve
boynu
gibi gâyet eğri cereyân eder, ve Nîl içre ormanlı ve timsâhlı ve kayıklar ile m …
Andan ale's-sabâh kalkup dörd sâ‘at şarka Nîl kenârınca andan dörd sâ‘at yine Nîl kenârınca cenûb cânibine giderek, zîrâ bu mahalde Nîl deve boynu gibi gâyet eğri cereyân eder, ve Nîl içre ormanlı ve timsâhlı ve kayıklar ile mansar harâmîli adalar vardır, bu mahalleri kâmil sekiz sâ‘atde dolaşarak gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y366b ·
metinde göster ·
… kâlde ve cesedde at kadardır. Postu sığın derisi gibi ve deve gerdânından dırâz
boynu
var. P 317b Başı keçi başı gibi, ammâ dahi büyükdür. Elma gözlü ve deve kulak …
Hattâ hânemiz sâhibinin huddâmları bir zürâfe-pîçe sayd edüp kebâb etdiler. Ammâ ol kadar semîn idi kim ta‘bîr olunmaz. Hakîre teklîf etdiler, tenâvül etdik, inşâallâh helâldir, kitâbda mahallin görmedik. Eşkâlde ve cesedde at kadardır. Postu sığın derisi gibi ve deve gerdânından dırâz boynu var. P 317b Başı keçi başı gibi, ammâ dahi büyükdür. Elma gözlü ve deve kulaklı, boynuzları gerdeninden bir siyâh hat Q 320b zahrından tâ dümmüne varınca çekilmişdir. Kuyruğu sığın kuyruğu gibidir. Ön ayakları gâyet âlîdi, kıç ayakları gâyet alçakdır. Çâr pâsında Y 405a çatal tırnaklıdır. Ve gerden-i dırâziyle minâre kaddi dırahtlara yetişüp filislerin yerler. Ve zemînde gûnâ-gûn giyâhâtı tenâvül edüp şîrîn hayvândır. Ammâ at ve sığın ve sığır lahminden lezîzdir. Ammâ püşt-i pâ urmada hakkâ ki zoruna pâydır. Âhû-yı Bağdâd gibi seğirdir, lâkin Berberî kavmi hîle ile şikâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y404b–Y405a ·
metinde göster ·