vereyim bana bir dandin eyle" desen hemân kıyâma gelüp sağ elinin parmakların s …
Garîbe-i sâdis: "Ahmed Dede sana bir boynuz vereyim bana bir dandin eyle" desen hemân kıyâma gelüp sağ elinin parmakların silkdikce de leylek kuşu sadâsı gibi parmakları sadâ verüp eyle raks [u] reftâr eder kim gûyâ Rakkâs Zühre'dir ve herkes kendüye bir boynuz hedâyâ getirirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 114b ·
metinde göster ·
… verüp eyle raks [u] reftâr eder kim gûyâ Rakkâs Zühre'dir ve herkes kendüye bir
boynuz
hedâyâ getirirler.
Garîbe-i sâdis: "Ahmed Dede sana bir boynuz vereyim bana bir dandin eyle" desen hemân kıyâma gelüp sağ elinin parmakların silkdikce de leylek kuşu sadâsı gibi parmakları sadâ verüp eyle raks [u] reftâr eder kim gûyâ Rakkâs Zühre'dir ve herkes kendüye bir boynuz hedâyâ getirirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 114b ·
metinde göster ·
… er kuşaklar ve mücevher hançerler 169a ve boynuzlarında altun varaklar ve iki
boynuz
mâbeynin incü ve cevâhirli püsküller ile zeyn edüp her koyunun boynunda altun v …
Ve bu çobanların niçe bininin ellerinde çatal zencîr yularlı beşer altışar onar boynuzlu acîb ü garîb gûnâ-gûn kınalı kösem koçlar ve mahbûb ganemleri dîbâ ve şîb ü zerbâf çullara gark edüp bellerinde mücevher kuşaklar ve mücevher hançerler 169a ve boynuzlarında altun varaklar ve iki boynuz mâbeynin incü ve cevâhirli püsküller ile zeyn edüp her koyunun boynunda altun ve gümüş kabaralar ile altun ve gümüş silsileler ile bu kepşleri keşân-ber-keşân çoban dilberleri çekerek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 168b–169a ·
metinde göster ·
… an pekçe iki boynuzları var idi. Lisân-ı Arab'da karn boynuza derler. Ya‘nî iki
boynuz
sâhibi demekdir. İskender bu iki boynuzların veca‘ından bir sâ‘at hâb-ı râhata …
Sebeb-i âmeden-i İskender-i Kübrâ, Încâ (---) bi-kavli tevârîh-i Mıkdısî-i Yarmenî "İskender-i Zülkarneyn'in iki et parçasından pekçe iki boynuzları var idi. Lisân-ı Arab'da karn boynuza derler. Ya‘nî iki boynuz sâhibi demekdir. İskender bu iki boynuzların veca‘ından bir sâ‘at hâb-ı râhata varamazdı. Âhir veca‘ı karneynine dâ-i devâ içün cihân-geşt olup cemî‘i nedim-i musâhibleriyle ve hukemâlarıyla ve niçe yüz bin askeriyle tâ zulumâta gidüp ‘âb-ı hayâtdan derdine bir dermân bulam’ deyü âb-ı hayât arardı. Hikmet-i Hudâ meğer ol asırda Hızır İskender'in askerî tâ’ifesinden idi. Hızır âb-ı hayâtı bulup ilâ hâze'l-ân zinde-i peygamberândır, ammâ nübüvvetinde ihtilâf-ı kalîl-i za‘îf de vardır. Âhir İskender âb-ı hayât bulmadan el yuyup hâ’ib ü hâsir yine boynuzlarının veca‘iyle yine cihânı geşt [u] güzâr ederek şehr-i Basra'ya gelüp Şattu'l-Arab'ı nûş idince karneyninin veca‘ayni teskîn olup sehel hâb-ı râhata varır. Netîce-i kelâm kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek nehr-i Batmân ile nehr-i Şatt'ın birbirleriyle mahlût olduğu mahalle gelüp ikisinden dahi nûş eder. Ammâ âb-ı Şatt'ın nef‘in müşâhede edüp boynuzunun vec‘i teskîn olduğundan sâhil-i Şatt'ı kovarak Diyârbekir'e gelüp andan yukaru bu Palu kal‘ası kurbünda Şatı bâğına gelüp nûş edüp karneyn veca‘ayni teskîn olur. Anınçün bu mahalde çetr-i mülammâ‘ın kurup bu mahalde bir sedd-i İskender-i neşimin binâ eder. Hâlâ ber-devâm bir mastaba-i hâss u âmdır. Anınçün İskender bu mahalle gelmişdir." deyü müverrih Mıkdısî böyle tahrîr etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 204b ·
metinde göster ·
… este olur. Ve âdetullâh bunun üstüne cârîdir kim deryâ sığırından gayri balıkda
boynuz
olmaz. Ammâ bu Bahr-i Kulzüm'de şâhalı balıklar var kim bir deryâda olmaz. Eğer …
Ve Bahr-i Muhît'den girir nehenk balığı olur kim her biri birer mîl-i minâreye benzer. Burnundan hevâya şâzrevân-misâl deryâyı püskürdüğü zamân evc-i semâya peyveste olur. Ve âdetullâh bunun üstüne cârîdir kim deryâ sığırından gayri balıkda boynuz olmaz. Ammâ bu Bahr-i Kulzüm'de şâhalı balıklar var kim bir deryâda olmaz. Eğer bu Müveylah boğazındaki balıkları mâ-vaka‘ı üzre tahrîr eylesek zikrinde fâ’idesi ve beyânında â’idesi yokdur. Ve manzûrumuz olduğu gayr-i meşhûrun zikrinde fâ’idesi ve beyânında i‘tibârı olmayan nesnelerin tatvîlinde melâlet vardır. Ve kesret-i kitâbet etmede âdem âciz olup sâ’ir seyâhate mâni‘ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y375b ·
metinde göster ·
ve kal‘a-i Bakîs ve kal‘a-i Hilleti'r-Rikâb ve kal‘a-i Hilleti'l-Cündî ve taht- …
(---) varakda, eşkâl-i hayvân-ı kazık boynuz ve kal‘a-i Bakîs ve kal‘a-i Hilleti'r-Rikâb ve kal‘a-i Hilleti'l-Cündî ve taht-ı Fûncistân kal‘a-i Sennâre ve mülâkât-ı melik-i Fûncistân.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y457a ·
metinde göster ·
… neccâblar gönderilüp anlar dahi bir aya dak ol kadar fîl ve gergerdân ve kazık
boynuz
ve at ve deve ve hımâr ve câmûs ve sevr ve koyun getirdiler kim herbir fîl üzre …
Hulâsa-i kelâm bu kal‘ada kâmil bir ay meks edüp asker-i nusret-şümâr tâ vilâyet-i İsvân'a varınca ne kadar âteş-perest ve gâv-perest ve pîl-perest âfitâb-perest diyârları var ise şebhûn salup rûz-merre ol kadar mâl-ı ganâyim geldi kim sahrâ-yı İdrîs'in içi devâbât-ı Hudâ ile mâl-â-mâl oldu. Ba‘dehu bir aydan sonra cânib-i erba‘ada olan asker-i nusret-me’âsire neccâblar gönderilüp anlar dahi bir aya dak ol kadar fîl ve gergerdân ve kazık boynuz ve at ve deve ve hımâr ve câmûs ve sevr ve koyun getirdiler kim herbir fîl üzre yigirmi otuz esîr ve her deve üzre beşer altışar esîr ve her at ve gayrı hayvânâtlar üzre her vilâyetin üsârâlarından esmerü'l-levn ve ahmerü'l-vech mahbûb u mahbûbeler ve zişt-rû Afnuvî şütürleb Zengîler geldi kim hisâbın Cenâb-ı İzzet bilür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y401a ·
metinde göster ·
… rgerdân ve zurnapâ ve ceyrân ve devekuşu yumurtası ve kedi ve devekuşu ve kazık
boynuz
ve arslan ve kaplanları besleyüp yerler ve lezzetin gâyet medh ederler.
Me’kûlâtları darı ve arpa ekmeği ve koyun keçi ve câmûs ve bakar ve cemel ve fîl ve gergerdân ve zurnapâ ve ceyrân ve devekuşu yumurtası ve kedi ve devekuşu ve kazık boynuz ve arslan ve kaplanları besleyüp yerler ve lezzetin gâyet medh ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y416a ·
metinde göster ·
… arı hakîr kendü âdemlerim ile melike gönderüp âdemlerimize beş kutnî [ve] birer
boynuz
zebât verüp şâdumân geldiler.
Hakîr dahi hedâyâyı getiren âdemin huzûrunda memlûklerimize ve huddâmlarımıza ve bize Y 418a kal‘a-i Itşân'da refîk olan Dervîş Seyyid Ni‘metullâh ve Dilrîş Seyyid Cârullâh['a] birer Gücerât ve birer Bruc bezler verüp gelen âdeme bir boğca don gömlek verdiğim gibi aklı gitdi. Melik Kakan'a belâ-yı azîm olan iki fîli ve bir at ve iki çift boğça al u al kamîs serâvîl ve iki top sof ve bir donluk al londrine ve bir deste Ferhâd-hânî destâr ve üç zerdûz makrama, bunları hakîr kendü âdemlerim ile melike gönderüp âdemlerimize beş kutnî [ve] birer boynuz zebât verüp şâdumân geldiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y417b–Y418a ·
metinde göster ·
… tı gergerdân ve niçe bebr ü peleng ve niçe bin hargûş ve hımâr-ı berrî ve kazık
boynuz
ve zürefâ ve kûsfend-i beyâbanî ve'l-hâsıl hadden bîrûn ve kıyâsdan efzûn hayvâ …
Ve bu Sincilâh sahrâsında üç gün sayd [u] şikârlar edüp yetmiş fîl ve on altı gergerdân ve niçe bebr ü peleng ve niçe bin hargûş ve hımâr-ı berrî ve kazık boynuz ve zürefâ ve kûsfend-i beyâbanî ve'l-hâsıl hadden bîrûn ve kıyâsdan efzûn hayvânlar şikâr oldu kim bu sahrâda olan mahlûk-ı Hudâ'nın yüz kerre yüz bininde biri sayd olunmadı. Tâ bu mertebe Cenâb-ı Bârî bu sahrâyı ecnâs-ı mahlûklar ile mâl-â-mâl eylemişdir. Ve cezîre-i Mısır'da böyle vâsi‘ mahsûldâr Q 330b sahrâ-yı P 327b hoş-havâ yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y426b ·
metinde göster ·
… derken sürü sürü fîl ü gergerdân ve sığın ve ceyrân ve hımâr[-ı berr]î ve kazık
boynuz
hayvânları var idi kim hisâbın Hâlık-ı mahlûk bilür. Ve azametullâh bu bir sahr …
Andan ale's-sabâh kalkup yine şimâle âmâde olup giderken sürü sürü fîl ü gergerdân ve sığın ve ceyrân ve hımâr[-ı berr]î ve kazık boynuz hayvânları var idi kim hisâbın Hâlık-ı mahlûk bilür. Ve azametullâh bu bir sahrâ idi kim nebâtâtı ve gayrı eşcârâtı cihânı dutmuşdu. Ve köşe köşe murgânlar savt-ı hazînleri câna cân bağışlayup rûha safâ hâsıl olurdu. Meğer Dumbiye vilâyetinde bu hâmûn-ı murgzâra Vadişe derlermiş. Yılda bir kerre buna Dumbiye meliki gelüp sayd [u] şikâr edermiş. Câ-be-câ hayme mastabaları ve matbah yerleri var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y434a ·
metinde göster ·
… ana bir hecîn verüp ana süvâr oldu. Ammâ Dervîş Cârullâh'ın süvâr olduğu kazık
boynuz
hayvânı gâyet zinde idi.
Bu dahi mukaddemâ memdûhdur. Bu şehir kâ’immakâmında Allâh emâneti Q 339b koduğumuz bâr-ı sakîlleri ve cümle hecîn ve develeri ve siyâh memlûkleri ve sâyir huddâmlarımız cümle sıhhatde bulup aldık. Ammâ şehr-i Itşân'da refîk olan Dervîş Ni‘metullâh'ın süvâr olduğu gergerdân ölüp boynuzun ve tırnakların almış, hakîr ana bir hecîn verüp ana süvâr oldu. Ammâ Dervîş Cârullâh'ın süvâr olduğu kazık boynuz hayvânı gâyet zinde idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·
Bu dağlarda fîl ü gergerdân yokdur, ammâ maymun ve ceyrân ve kazık
boynuz
hayvânları çokdur. Hattâ bu mahalle meks edince Itşân şehrinde bize refîk olan …
Bu dağlarda fîl ü gergerdân yokdur, ammâ maymun ve ceyrân ve kazık boynuz hayvânları çokdur. Hattâ bu mahalle meks edince Itşân şehrinde bize refîk olan Dervîş Cârullâh'ın merkebi olan kazık boynuz hayvân kazığında bağlı dururken bir kerre zemîni koklayup başın havâya kaldırup bir kerre hırz-ı cân ile hımâr-vâr bir sadâ-yı zâr-ı nizâr edince dağlar içinde bu feryâda mânend sadâlar zâhir olup dağdan niçe bin kazık boynuz hayvânları sahrâya nüzûl edüp bizim askerimiz üzre gelmeğe yüz tutdular. Hemân bu bizim refîkımızın kazık boynuzu kazığın koparup azığın bırağup licâmiyle ve eğeriyle dağdan gelen kazık boynuzlara katılup depişerek oynaşarak dağlar içre gitdi, gider. Ba‘dehu hakîr Dervîş Cârullâh'a bir hecîn bağışladım.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·
… eks edince Itşân şehrinde bize refîk olan Dervîş Cârullâh'ın merkebi olan kazık
boynuz
hayvân kazığında bağlı dururken bir kerre zemîni koklayup başın havâya kaldırup …
Bu dağlarda fîl ü gergerdân yokdur, ammâ maymun ve ceyrân ve kazık boynuz hayvânları çokdur. Hattâ bu mahalle meks edince Itşân şehrinde bize refîk olan Dervîş Cârullâh'ın merkebi olan kazık boynuz hayvân kazığında bağlı dururken bir kerre zemîni koklayup başın havâya kaldırup bir kerre hırz-ı cân ile hımâr-vâr bir sadâ-yı zâr-ı nizâr edince dağlar içinde bu feryâda mânend sadâlar zâhir olup dağdan niçe bin kazık boynuz hayvânları sahrâya nüzûl edüp bizim askerimiz üzre gelmeğe yüz tutdular. Hemân bu bizim refîkımızın kazık boynuzu kazığın koparup azığın bırağup licâmiyle ve eğeriyle dağdan gelen kazık boynuzlara katılup depişerek oynaşarak dağlar içre gitdi, gider. Ba‘dehu hakîr Dervîş Cârullâh'a bir hecîn bağışladım.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·
… edince dağlar içinde bu feryâda mânend sadâlar zâhir olup dağdan niçe bin kazık
boynuz
hayvânları sahrâya nüzûl edüp bizim askerimiz üzre gelmeğe yüz tutdular. Hemân …
Bu dağlarda fîl ü gergerdân yokdur, ammâ maymun ve ceyrân ve kazık boynuz hayvânları çokdur. Hattâ bu mahalle meks edince Itşân şehrinde bize refîk olan Dervîş Cârullâh'ın merkebi olan kazık boynuz hayvân kazığında bağlı dururken bir kerre zemîni koklayup başın havâya kaldırup bir kerre hırz-ı cân ile hımâr-vâr bir sadâ-yı zâr-ı nizâr edince dağlar içinde bu feryâda mânend sadâlar zâhir olup dağdan niçe bin kazık boynuz hayvânları sahrâya nüzûl edüp bizim askerimiz üzre gelmeğe yüz tutdular. Hemân bu bizim refîkımızın kazık boynuzu kazığın koparup azığın bırağup licâmiyle ve eğeriyle dağdan gelen kazık boynuzlara katılup depişerek oynaşarak dağlar içre gitdi, gider. Ba‘dehu hakîr Dervîş Cârullâh'a bir hecîn bağışladım.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·
Ve me’kûlât [u] meşrûbâtları kedi ve arslan ve zurnapâ ve kazık
boynuz
ve lahm-ı ceyrân yerler. Ve Habeş tavuğu yerler kim Bağdâd'da Şattü'l-arab bükl …
Ve me’kûlât [u] meşrûbâtları kedi ve arslan ve zurnapâ ve kazık boynuz ve lahm-ı ceyrân yerler. Ve Habeş tavuğu yerler kim Bağdâd'da Şattü'l-arab büklükleri içre tûrâc nâm bir murg-ı vahşî vardır, bu Habeş tavuğu anın lezzetinde bir lahm-ı tarî ve semiz murgdur. Ve gâyet mukavvîdir kim tenâvül eden safâ-yı hâtır ile ehlilye on kerre gazâ eder. El-hâsıl bu iklîm-i Habeş'in cemî‘i me’kûlât [u] meşrûbâtı mukavvî ve serî‘u'l-hazmdır. Ve meşrûbâtları boza ve üç dörd günlük deve südüdür, âdeme sekir verir; bu dahi müferrih ü mukavvîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·