… u dahi Şems Çelebi te’lîfidir. Hemân tanbûra cüssesinde bir turfe sâzdır, lâkin
boyu
kısa ve iki bâmı vardır, kirişleri mâbeyninde bir tel kirişi âheng eder garîb s …
Sâzendegân-ı yeltemeciyân: Neferât 100, bu dahi Şems Çelebi te’lîfidir. Hemân tanbûra cüssesinde bir turfe sâzdır, lâkin boyu kısa ve iki bâmı vardır, kirişleri mâbeyninde bir tel kirişi âheng eder garîb sâz-ı sûznâkdır. Çalıcıları Yaycı Kurd ve Selânikli Alî ve Çento İbrâhîm ve Hüseyin Subaşı ma‘lûmumuz bunlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 207b ·
metinde göster ·
… asin sahrâsının ibtidâsıdır. Ammâ kış eyyâmında bu Deveboynu nâm mahalde minâre
boyu
kar olup çığ ve şepe (?) içinde niçe kârbân halkı kalup helâk olmuşlardır. Hatt …
Evvelâ nehr-i Araz'ın cenûbi karşısında dağlar içre Şuşik kal‘ası beği isyân u tuğyân edüp sulha muğâyir Acem'in kal‘a-i Revân'ı nevâhîlerinden niçe yerleri nehb u gâret etdüğü Revân Hânı Kelb Alî Hân oğlu Genc 290a Alî Hân tarafından nâmeler ile elçiler ve azîm hedâyâlar gelüp Şuşik beğinden tazallumnâmeleri kırâ’at olundukda cümle erbâb-ı dîvân ile müşâvere olunup sefere mübâşeret olunup cümle eyâlet-i Erzurûm'un sancaklarında olan mîr-i livâları ve erbâb-ı zu‘amâ ve erbâb-ı timarları ve her kal‘anın nısf kulları sefere gelmek içün emr-i şerîfler ile sancak sancak kapucubaşılar gidüp asker-i deryâ-misâl günden güne cem‘ olup Gümüşlü Künbet sahrâsında hayme ve hargâhlarıyla meks edüp paşa-yı âlî-vekâr dahi yetmiş bayrak sekbân ve sarıcası ve dörd bin askeriyle Gümüşlü Künbet fezâsına çetr-i mülemma‘ın kurup paşanın cânib-i erba‘asına sâ’ir mîr-i mîrân ve sâ’ir ümerâ-yı livâ meks etdiler. Evvelâ Ketenci Ömer Paşa oğlu Mehemmed ve karındaşı Irakdan ma‘zûl Bâkî Paşa ve Ketağaç Paşa ve Gürcî Deli Dilâver Paşa ve pâye ile Erzurûm Defterdârı Osman Paşa ve İspir [ve] Tortum Paşası Gâzî Seydî Ahmed Paşa, henüz Çaşnigîr Paşalık ile harem-i hâsdan çıkmış bir şecî‘ mîr-i livâdır. Bu mezkûr mîr-i mîrân [ü] ümerâlar ale'l-tertîb kânûn-ı şehriyârî üzre yerlü yerlerince meks edüp cümle yetmiş altı bin asker olup Acem elçisi bu deryâ-misâl askeri görüp Şuşik beğinden şikâyet etdiklerine peşîmân oldular. Zîrâ bu deryâ-misâl asker ile ihtimâldir Revân'ı muhâsara ederler mülâhazası havfine düşdüler. Ba‘dehû mâh-ı mezbûrun gurresinde Alacaatlı Hasan Ağa nâm kapucubaşı bin atlı müsellah asker ile konakcı olup tûğu ve otağı götürdü. Ve Seydî Ahmed Paşa çarkacı ve Bâkî Paşa dündâr ta‘yîn olundu. Ertesi gün paşa-yı kâmkâr menzil-i Gümüşlü Künbet kurâsından cüyûş-ı muvahhidîn ile alâ-rağmi'l-a‘dâ bir alay-ı azîm etmişdir kim cânib-i selâsede olan kızılbaş-ı bed-ma‘âşların çaşıtları hayretde kalup cümle asker gürûh gürûh, fevc ü fevc alaylarıyla 4 sâ‘atde menzil-i Deveboynu nâm mahalde Paşa-yı âlî-kadr otağında meks edüp cümle ümerâ ve mîr-i mîrânlar ziyâfet-i azîminden tenâvül edüp herkes hayme ve hargâhlarına revâne oldular. Bir çemenzâr-ı hamûndur kim nebâtât [u] kiyâhât-ı tırfil yoncasında atlarımız tâze cân buldular. Bu cây-ı ma‘hûd Pasin sahrâsının ibtidâsıdır. Ammâ kış eyyâmında bu Deveboynu nâm mahalde minâre boyu kar olup çığ ve şepe (?) içinde niçe kârbân halkı kalup helâk olmuşlardır. Hatta Tabanıyassı Mehemmed Paşa bu Deveboynu karın aşamayup Revân imdâdına yetişemediğinden Revân kal‘asın kızılbaş yedi ayda Âl-i Osmân elinden almışdır. Böyle bir bî-emân Deveboynu'dur. Andan yine cânib-i şarka 3 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 289b–290a ·
metinde göster ·
… an elli bin asker ile Revân'da Murtezâ Paşa'nın istihlâsına gitdikde bir mızrak
boyu
karı sökerek yüz bin renc-i anâ çekerek Erzurûm'dan iki merhale olan Deveboynu …
Hikâye-i udhiketü'l-acîbe, güfte-i Molla Yahyâ-yı Şâmî: Sene 1045 târîhinde Revân kal‘asında mahsûr olan Murtezâ Paşa'yı muhâfaza içün Tabanıyassı Mehemmed Paşa efendimizle kal‘a-i Erzurûm'da kırk bin asker ile meştâda iken kal‘a-i Revân'ı Şâh muhâsara etdüğü haberi gelince Erzurûm'dan elli bin asker ile Revân'da Murtezâ Paşa'nın istihlâsına gitdikde bir mızrak boyu karı sökerek yüz bin renc-i anâ çekerek Erzurûm'dan iki merhale olan Deveboynu nâm mahalle yedi günde gücile varup kar üzre hayme ü hargâhlarımız kurup ol gice anda dipi ve boran ve kızıl kıyâmet çekerek andan yatup ale's-sabâh cümle çadırları kar bürümüş ve cemî‘i ümmet-i Muhammed üşümüş ve üç bin gurebânın elleri ve pâları donmuş, çürümüş ve niçe yüz at ve deve donmuş. Çadırları bozmağa ve ne atları kardan taşra çıkarmağa imkân olmayup Tabanıyassı ba‘zı piyâde ağaların Hasankal‘ası'na ve gayri kurâ ve kasabâtlara âdemler gönderüp on binden mütecâviz eli kürekli ve çapalı ve kazmalı re‘âyâ vü berâyâlar Deveboynu mahallinde yol açdılar. Ol gice yine azîm vezni üzre berf-i rahmet hazînesi yağup dere ve depe beyâz şepe ile leb-ber-leb olmuş. Ale's-sabâh yine cemî‘i yolları re‘âyâ vü berâyâlar tathîr etdükçe dipi ve borandan yine "Ne reh ne râh pür-peydâ. mazmûnunca on iki gün bu mihnet-i şedâ’idi çekmeden cümle ibâdullah ve sâ’ir mahlûk-ı Hudâ bîzâr olup cümle asâkir-i mihnet-zede Tabanıyassı Mehemmed Paşa üzre guluvv-i âm edüp "Behey Paşa bizi kırır mısın? Revân kal‘asın şâh alırsa bahâr eyyâmında 52a yine hâh nâ-hâh şâh-ı bî-penâh-ı gümrâhdan alırız. Hemân kalk Erzurûm'a gidelim" dediklerinde âkıbet-endîş paşa eydür: "Yâ pâdişâha sonra ne cevâb verelim?" dedikde cümle asker: "Biz cümlemiz pâdişâha arz ederiz. Siz dahi telhîs edüp azîz başın içün bu ibâdullahı Erzurûm'un bu sovuk cehenneminden halâs eylen, hemân dönelim!" deyü cümle asker vâveylâ vü feryâd etdiler. Âhiru'l-emr Deveboynun aşamayup Revân imdâdına gidemeyüp cümle asker-i İslâma avdet fermân olunup bu kadar mâl-ı hazâ’in ve cebehâne ve hayme vü hargâh ve bâr-ı bengâh Deveboynu nâm mahalde kar içinde kalup Tabanıyassılı Yavaşça Mehemmed Ağa nâmında bir ağamız cânından bîzâr olup kemerinden iki bin sikke-i hasene altunu ol beyâbânı kar bürümüş çadırı mahallinde gökyüzüne nazar edüp bir gök bulut pâresin nişân edüp zemîni hançer ile kazup ol hafircik içre mezkûr kemeri iki bin altun ile zemîne defn edüp "İşte bu semâdaki bulut, altındaki altunuma nişândır" deyüp cümle deve ve katarın çeküp düşe kalka Erzurûm'a gelüp yedi ay meştâda iken Avnik kal‘ası ve Ziyâeddîn kal‘ası câniblerinden Ekrâd beğleri ayağı likanlı ve pâları paçılalı birkaç Kürd âdemleri gelüp "Revân kal‘asın Murâd Hân yedi günde aldı. Hâlâ şâh yedi ayda döğe döğe alalı yedi gündür ve Revân kal‘asında olan ümmet-i Muhammedi kılıçdan geçirdi ve kal‘a milk-i mevrûsumdur, deyü Revân'da karâr edüp derûn-ı Revân'a yetmiş bin asker muhâfazacı kodu" deyü bu gûne muvahhaş haberi getirdikde Tabanıyassı efendimiz eydür "Kal‘a-i Revân gitdiyse cehenneme ammâ ol serdar kara dînli Kara Murtezâ niçe oldu?" dedi. Haber getiren Kürd eydür "Murtezâ Paşa gördü kim kal‘a içindeki asker amân ile kal‘ayı şâha verdiler. Ol dahi haste-hâl idi. Hemân parmağındaki elmas mührini yudup ciğeri pâre pâre olup merhûm oldu" deyince Tabanıyassı eydür: "Bre mürd oldu ve hortladı desene" deyü Kürde hitâb edüp yanında olan nedîmlerine eydür: "Efendiler! Revân kal‘asının elden gitmesi bir Kara Murtezâ dünyâdan gitmesine değmez mi?" deyüp safâ ve sürûr edüp Kürde bî-hisâb mâl ihsân edüp şâh-ı Acem'in Revân'a istîlâ etdüğün Murâd Hân'a telhîs edüp ulaklar ile gönderdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 51b–52a ·
metinde göster ·
… m amûdları gözedüp ubûr ederler. Eğer ol sütunları gözetmeyüp giderlerse minâre
boyu
kar içinde gark olup helâk olurlar. Anınçün Türkman ağaları ol sütunları reh-i …
Yaylağ-ı Sultân Hasan: Âzerbaycân şâhlarından Uzun Hasan Şâh yaylası idi. Bu mahalde dağlar içre taş direkler ve amûd çamlar dikmişler kim âyende vü revendeler ol çam amûdları gözedüp ubûr ederler. Eğer ol sütunları gözetmeyüp giderlerse minâre boyu kar içinde gark olup helâk olurlar. Anınçün Türkman ağaları ol sütunları reh-i râst üzre diküp alâmet etmişlerdir. Bu mahalli yüz bin anâ ile ubûr edüp 7 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 192a ·
metinde göster ·
… eri kâfir derilerinin içlerine eskici bızı girir gibi girüp tâ güneş bir mızrak
boyu
çıkınca kâfir gülle yemeden kelleleri galtân olup Özü varoşu önünde arabalar kı …
Hemân vakt-i Hanefîde alâ mele’i'n-nâs kırk elli bin kâfir karadan arabaların birbirlerine zincirler ile bağlayup Tabur kal‘ası gibi tabur sürerek ibtidâ Özü kal‘asıyla Küçük Hasan Paşa kal‘ası arasına arabaların küren çatup bî-bâk u bî-pervâ "Yajuj Yajuj Durujunka" deyüp gelirken el-azametullâh ibtidâ Özü nehri karşusundaki Kılburun kal‘asından Özü nehri aşrı bunların içine yigirmi pâre sekdirme {top} gülleleri girince bunlar bir kerre alak bulak kimi kolak ve kimi çolak olup karış katış mahallinde iken {kal‘a-i} Küçük Hasan Paşa'dan ve {kal‘a-i} Büyük Hasan Paşa'dan ve {kal‘a-i} Piyâle Paşa'dan ve {kal‘a-i} Macar Alî Paşa kal‘alarının dördünden dahi top gülleleri kâfir derilerinin içlerine eskici bızı girir gibi girüp tâ güneş bir mızrak boyu çıkınca kâfir gülle yemeden kelleleri galtân olup Özü varoşu önünde arabalar kırığı ve kâfirlerin leşleri yarığı yığın yığın püşte püşte ve deste deste ve ceste ceste ve kimi mecrûh dil-haste yatırlardı, ammâ evvelki kâfirler kal‘anın şimâli tarafında gûyâ bu yeni gelen kâfirlerden rû-gerdân olup âsûde-hâl yatırlardı, ammâ yine anlar tarafına dahi beş altı bin âdemlerimiz kal‘adan anlara nezârede idiler, ammâ bu yeni gelen kâfirler bu sademât-ı top-ı kûpların darblarına aslâ bakmayup arabalarıyla hâh-nâ-hâh kal‘a altına geldi, zîrâ ol tarafda handaklar yokdur, zîrâ alçak su çıkar. Özü kenârı kumsal yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 59b ·
metinde göster ·
kayadan uçup aşağı nehr-i Virbaz'a karışdığı mahalli görmeyen bu kevn-i kec-rûd …
Bosna sancağı kasabâtlarında bundan büyük kasaba yokdur. Bosna paşasının hâssıdır kim subaşısı hâkimdir ve Bosna mollasının niyâbetidir. Nehr-i Virbaz kenârında cenûbdan şimâle tûlânî vâki‘ olmuş bir şehr-i ma‘mûrdur ve nehr-i Virbaz Biyelemik ve Uluk dağlarından berü gelüp bu mahalden ubûr edüp aşağı Yayiçse kal‘ası altında nehr-i azîm Pileve'ye karışır. Nehr-i Pileve dahi Gölhisâr ve Varçal Vakfı kasabası dağlarından gelüp Yayiçse kal‘asının eşiği dibinde nehr-i Pileve beş minâre boyu kayadan uçup aşağı nehr-i Virbaz'a karışdığı mahalli görmeyen bu kevn-i kec-rûda bir şey görmüş değildir. Ba‘dehû iki nehr-i azîm bir olup aşağıda şehr-i Banyaluka içinden geçüp andan aşağı (---) mahalde nehr-i Sava'ya mahlût olurlar, ammâ nehr-i Virbaz bu Üskopya önünde gâyet lezîz âb-ı nâbdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 133a ·
metinde göster ·
Ammâ hakîkatine nazar olunsa bu mahallin kayaları üzre böyle bir göz cisir yapmak iktizâ eder, zîrâ iki cânibi evc-i âsumâna çıkmış kayalar ve aşağıda cereyân eden nehr-i Neretva bir minâre boyu süflâdan akup enli nehr-i azîm olmağile iktizâ hasebiyle Koca Mi‘mâr Sinân böyle bir göz cisr-i tâk-ı tumturak etmişdir. Seyyâhân-ı cihân böyle tâk-ı âlî görmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 165a ·
metinde göster ·
çıkduğu mahalde anı gördük, dün gece kaçan kulağızımızı önümüzden(?) berü at bo …
Bildik kim ordu-yı İslâm yakındır, ammâ bizim de atlarımızın yemleri ve bizim yeyeceklerimiz kalmayup ne çâre ol gün ol gece nehr-i Raba kenârınca gidüp nısfu'l-leylde atlara yem kesdirüp cânib-i erba‘amıza karavullar koyup yatdık. Vakt-i Şâfi‘îde âfitab(?) bir mızrak boyu çıkduğu mahalde anı gördük, dün gece kaçan kulağızımızı önümüzden(?) berü at boynuna düşmüş har har soluyarak gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 7b ·
metinde göster ·
… i ve kâfirden tarafa bir çam direği dikilidir. Bu direklerin kadleri beşer âdem
boyu
ancak vardır. Andan bu iki direğin tâ şu orta yerinde bir çam direği var, bu da …
Evvelâ bu mil ta‘bîr etdikleri bir şeydir kim Sultân Süleymân aleyhi'r-rahmetü ve'l-gufrân Nemse çâsârı elinden Üstürgon'u ve Ustolni-Belgrad'ı aldıkda bu milleri Üstürgon'dan ve Ustolni'den on ikişer sâ‘at içeri Komaran'a karîb nehr-i Tuna kenârında bir mürtefî‘ depe-i toprakdan yığup üstünde bir cerge kurulur bir hayli vâsi‘ce yerdir. Lâkin bu yumru depe şarkdan garba tûlânîce vâki‘ olup bizden tarafa bir çam direği ve kâfirden tarafa bir çam direği dikilidir. Bu direklerin kadleri beşer âdem boyu ancak vardır. Andan bu iki direğin tâ şu orta yerinde bir çam direği var, bu dahi âlîce sütûn-ı müntehâdır. İşte hadd-i mil dedikleri budur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 45a ·
metinde göster ·
… ları evc-i âsumâna kad-keşân olmuşdur, ammâ mezkûr büyük dalları kırk elli âdem
boyu
yükseğinden sonra cânib-i etrâfına doğru doğru yayılmış yüz yetmiş nihâl-i azîm …
Ve bu dıraht-ı azîmin aşağıdan cüssesi yigirmi iki âdem el ele verüp kucakladık. Güc ile el ele kavuşduk. Tâ bu mertebe kalın ağaçdır, ammâ cümle yüz yetmiş aded dalları var kim bu haşeblerin de her birini onar âdem ancak kucaklar. Ve yüz yetmiş aded dalların her birinde olan beşer altışar âdem kucaklar. Dalların ve budakların hisâbın Cenâb-ı Allâh bilür. Niçe bin dalları evc-i âsumâna kad-keşân olmuşdur, ammâ mezkûr büyük dalları kırk elli âdem boyu yükseğinden sonra cânib-i etrâfına doğru doğru yayılmış yüz yetmiş nihâl-i azîmlerdir kim bu dırahtın sâye-i zıll-ı himâyesinde bârgâh-ı Âl-i Osmân kurulsa gölgesinde kalır. Tahmînen bu dırahtın sâyesinde bin sürü koyun avlağılanır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 153a ·
metinde göster ·
yerde bir iğne ve bir çuvaldız hadîdi mıhlanacak yerler kalmayup develer üzre â …
Hattâ bu dırahtın etrâfında bir âdem boyu yerde bir iğne ve bir çuvaldız hadîdi mıhlanacak yerler kalmayup develer üzre âdemler ayak üzre kalkup bir mismâr kadanacak yer ararlar. Âhır-ı kâr kemendlerle ve ağaç nerdübânlar ile ağaca tırmanup ekserler ve kırık 153b silâh pâreleri mıhlarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 153a–153b ·
metinde göster ·
… e cânib-i etrâfında zencîr var. Hemân kubbe-i âlînin ortasında yerden dörd âdem
boyu
yüksek mu‘allak durur. Biri la‘l-i Bedahşân[î]den ve bir polad-ı Nahşevânîden s …
Bu sandûka dahi bir büyük polad-ı Nahşevânî, ya‘nî d[emir] sandûk üstünde la‘l sandûk mu‘allak durur. Aslâ bir tarafda ne bağı ve ne badrığı ve ne cânib-i etrâfında zencîr var. Hemân kubbe-i âlînin ortasında yerden dörd âdem boyu yüksek mu‘allak durur. Biri la‘l-i Bedahşân[î]den ve bir polad-ı Nahşevânîden sandûkalardır kim mu‘allak maslûb durur. Bu sandûkanın altında bir melek oturur, ammâ kanatları yokdur, yine âdem sûretindedir. Lâkin omuzları yerinde siyâ[h] saçları ve başında mergûle ve mergûle geysûları var. Vücûdu la‘l yâkût cevâhire gark olup yüzünün nûru ka‘benin dörd aded pencerelerinden taşra üzerimize nûr berk urur, dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 177b ·
metinde göster ·
deyü cân verirler, zîrâ Azak deryâsından girme altı aded su kenârlarıdır kim ya …
Bu mahalle kavm-i Tatar altı su boyu deyü cân verirler, zîrâ Azak deryâsından girme altı aded su kenârlarıdır kim yaz günlerinde bu altı aded suların kenârları ol kadar nebâtât u çerâgâh u giyâhâtlardır kim atlar ve develer niçe kerre yüz bin gûne şükûfezâr otlar içinde hayvânâtlar gâ’ib olur. Anıniçün kavm-i Tatar bu cây-ı fezâlara cân verirler. Ammâ Kalmık Tatarları kabza-i tasarrufa alup mesken-i dâru'l-bevâr edinmişlerdir. Anıniçün kış günleri bile bu mahalde karâr ederler, zîrâ Azağ'ın memer-i nâsıdır, ammâ sad şükr-i Hudâ bu mahalde Kalmıh'a râst gelmedik. Bu mahalde dahi asker-i İslâm sayd u şikâra çıkup iki yaban devesi ve iki asğul ya‘nî yaban sığınları urulup şikârlar alındı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 189b ·
metinde göster ·
… lâh yemîni ile böyle olmuşdur kim bir ayda nehr-i Kuban gibi bahr-i azîm bir ok
boyu
buz dutup dururdu, ammâ bi-emrillâhi te‘âlâ Maskov vilâyetinde olan nehr-i Edil …
Ammâ alimallâh ve şehidallâh ve kefâ billâhi {şehîden} Muhammedün Resûlullâh yemîni ile böyle olmuşdur kim bir ayda nehr-i Kuban gibi bahr-i azîm bir ok boyu buz dutup dururdu, ammâ bi-emrillâhi te‘âlâ Maskov vilâyetinde olan nehr-i Edil ve nehr-i Cayık buzları gibi mücellâ billûr gibi buz değil idi. Ba‘zı yerleri kumlu ve siyâh çamurlu kalın buz idi. Lâkin ba‘zı yerleri yine mücellâ idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 193a ·
metinde göster ·
… îh sâhibi Emrem Atalık yüz yigirmi yaşında bir kart kazak ve kozak ve ozak köse
boyu
kısa âdemin ecdâdlarından Tohta Bay nâ[m] bir müverrih-i benâm kimesnenin te’lî …
"Bizim kavm-i Tatar ibtidâ Hazret-i Dâvûd Nebî asrında Hıtâ vü Hoten ü Çîn'de idiler. Anda tenâsül bularak ol diyârlardan gelüp Mâverâü'n-nehir'de Mâhân vilâyetinde mekân edinüp Hazret-i Risâlet-penâh'ın zamân-ı bâ-sa‘âdetlerinde Cingiz Hân zuhûr edüp Âl-i Osmân ile ol Cinkız Hân ammî-zâdelerdir. Âl-i Osmân'ın ecdâdları Süleymân Şâh ve(r) Ertuğrul Rûm-ı Yûnâniyâna giderler. Bizim Cingiz Hân nehr-i Edil boylarında sâkin olup ol dahi tenâsül bularak Heyhât sahrâsına, andan vilâyet-i Kırım'a istîlâ ederler. İşte bizim Emrem Atalık'da mufassal ve mu‘temed latîf târîhi vardır. Okunsa cümlemiz andan ifâde ederdik" dedikde hemân Emrem nâm atalığın meğer tevârîh koynunda imiş. Çıkarup Halîm Efendi tilâvet etdi. Meğer bu tevârîh sâhibi Emrem Atalık yüz yigirmi yaşında bir kart kazak ve kozak ve ozak köse boyu kısa âdemin ecdâdlarından Tohta Bay nâ[m] bir müverrih-i benâm kimesnenin te’lîfi olduğundan Emrem Koca dedelerinin te’lîfin koynundan çıkarup tilâvet olunmağa başlandı, ammâ lisân-ı Çağatay üzre bir latîf ve fasîh [ü] belîğ târîh-i Tohta Bay-ı Çağatay'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 198a ·
metinde göster ·
Ve âmmetâsı bu şehir içre on yerde kayalardan evc-i semâdan üç minâre
boyu
sular aşağı atıldığı yerlerde dahi değirmenler ve bâğlar ve bâğçeler vardır.
Ve âmmetâsı bu şehir içre on yerde kayalardan evc-i semâdan üç minâre boyu sular aşağı atıldığı yerlerde dahi değirmenler ve bâğlar ve bâğçeler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 232a ·
metinde göster ·
… ile su‘ûd olunur kapulardır. Dâ’iren-mâdâr der-i dîvârlarının kaddi ikişer âdem
boyu
metîn kal‘a dîvârı misâldir.
Ve bu şehrin şimâlinde bir namâzgâh-ı azîm var kim elli bin âdem alır bir ibâdetgâh-ı kebîrdir kim dâ’iren-mâdâr cirmi bin iki yüz adımdır. Salât-ı ıydeyn ve du‘â-ı istiskâ içün ünâs zükûr bunda ibâdet ederler. İçerisinden tûlu ve arzı ikişer yüz adım şekl-i murabba‘ bir binâ-yı vâsi‘dir, serâpâ kârgîr sengâbâddır. Ve cânib-i erba‘asında dörd kapuları vardır. Onar kademe taş nerdübânlar ile su‘ûd olunur kapulardır. Dâ’iren-mâdâr der-i dîvârlarının kaddi ikişer âdem boyu metîn kal‘a dîvârı misâldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y81a ·
metinde göster ·
… yakın geldiklerinde Rüstem gulâm elinden başı bırağup beş dirhem beş karış avcı
boyu
tüfenginden bir kurşum atınca bi-emrillâh atına isâbet edüp at iki ayağ üzre ka …
Biz dahi cenge âmâde olup giderken bu mel‘ûnlar yakın geldiklerinde Rüstem gulâm elinden başı bırağup beş dirhem beş karış avcı boyu tüfenginden bir kurşum atınca bi-emrillâh atına isâbet edüp at iki ayağ üzre kalkup Arab tepesi üzre yıkılup yaya Özbek piyâde üzerlerine seğirdüp ileri varup mel‘ûnun mızrağın alup bizden tarafa gelüp anlar gerü kaldılar. Nısf sâ‘atde yine râhımıza endiler, tâ vakt-i Hanefîye dek revâne olduk. Andan yine beş kerre geldiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y368a ·
metinde göster ·
… rây meydânındaki kapudan bir göz kemer cisr ile ubûr olunur. Aşağısı bir minâre
boyu
gönüllüler konağına gider. Ol mahal dahi başka bir bölme hisârdır. Ammâ bu matb …
Ve bu meydâna mekşûf matbah kapusu. Andan içeri girüp bir kat kal‘a dahi matbah-ı Keykâvus'dur. Sarây meydânındaki kapudan bir göz kemer cisr ile ubûr olunur. Aşağısı bir minâre boyu gönüllüler konağına gider. Ol mahal dahi başka bir bölme hisârdır. Ammâ bu matbah üç yerden P 187b kapulu metîn hisârdır. Sultân Selîm'e bevvâblar bu matbah kapusun açup cümle asker ve Selîm Şâh bu kapudan girdiğiyçün Bâb-ı Selîmiyye derler. Ve kırk yıl bir a‘mâ Arab,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y81a ·
metinde göster ·
Ve bu câmi‘ içre cümle iki bin dollâbdır. Her birinin kaddi ikişer âdem
boyu
altışar yedişer kat dollâblardır. Bu hisâb üzre cümle tokuz bin dollâbdır ve mâ …
Ve bu câmi‘ içre cümle iki bin dollâbdır. Her birinin kaddi ikişer âdem boyu altışar yedişer kat dollâblardır. Bu hisâb üzre cümle tokuz bin dollâbdır ve mâl-â-mâl kitâbdır. Ve tâlib-i ilimlerin havâyicâtları ve me’kûlât [u] meşrûbâtları durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y90b ·
metinde göster ·
Yılanların kimi sağa ve kimi sola âdem boyu pertâb edüp gıjgırarak safîr urarak kendülerin dîvâra urarak cân havliyle sıçrarken hekîmbaşı huddâmları ve sayyâdları cümlesin bir yere cem‘ edüp fârûk ile mülemma‘ sarı ihrâmlar vardır, anların içine koyunca cümle yılanlar harekâtdan kalup sâkin oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y121b ·
metinde göster ·